29 Eylül 2012 Cumartesi

Beyoğlu sahaf festivali

Geçen sene keşfetmiş olduğum Beyoğlu sahaflar festivali 25 eylülde başlamış bulunmakta. 
Festival olur da gitmemek olur mu? Hafta sonunu iple çektim gidip bol bol kitap, resim alacağım diye. 


Büyük ablam diş çektirmeye gitti, küçük ablamda iş çıkışı kıyafet bakmaya gidecekti o yüzden  yalnız gittim. 
Her ne kadar kendi kendine konuşan bir insan olsam da yalnız başıma bir yere gitmeyi sevmiyorum . İllaki bir şeyler danışmalı, bıdı bıdı konuşmalıyım. 


İstediğim gibi bir gezi/alışveriş olmadı.  Çok yoruldum. Hiç bir resme bakamadım. Detaylı bir arama yapamadım. Arada oturup dinleneyim dedim hiç boş masa kalmamış. 


Festivale giderken aklımda halk destanı almak vardı. Göremedim. Kalabalık olduğu içinde soramadım. Daha doğrusu genel olarak sorulara cevap veremediler. Normalde getirilmiş olan ürün satılmış mı, satılmadı ise nerede bilinmiyor. 


Onca kitaptan benim ayırabildiklerim sadece bu kadar. 
 

Atlas dergisini eskiden takip ederdim. Bu aralar pek takip edemiyorum. Var olan dergi eklerimi başaka zaman detaylı gösteririm.  


Atlas tarih ekleri de vardı. Dönüşte alırım dedim satılmıştı. Başka yerde de tanesi 10 lira idi. Derginin kendisini alırım daha iyi. 
Bu arada giden olursa para almayın derim. Beyazıt sahaflarda daha ucuza bulabilirsiniz.



Yusuf ile Züleyha, Nazar Bekiroğlu'nun okuduğum ilk kitabı. Elimin altımda bulunsun istedim. 
Samiha Ayverdi'nin okuyup da yarım bıraktığım kitabı bu değildir inşallah :)


Kristın Hannah'ın kitaplarını daha önce okumamıştım. Orkun Bilgesini ne düşünerek aldım bilmiyorum. Belki okumak istediğim. Destanların / halk hikayelerinin yerine koymak istemişimdir. 

Benden bu kadar. Herkese keyifli okumalar.
Esenkalın. 

28 Eylül 2012 Cuma

Bedenleri küçük yürekleri büyüktü

 İki günlük iş maceramdan sonra sahaflara gidip bir kaç kitap almıştım. Bu kitapta onlardan birisi. Yazarın benzer bir kitabı olan kınalı elleri yıllar önce okumuş beğenmiştim. Bunu da beğeneceğimi düşünerek aldım.

Üzerine yaş aralığı belirtilmemiş. Dili daha çok ilköğretim düzeyinde idi. Basit ama  duygu yüklü bir kitap.



Tabi ki yetişkinlerde okuyabilir ama daha çok çocuklara hediye edilebilir. 
Yaşın yada cinsiyetin önemli olmadığı, milli mücadele söz konusu olduğu zaman can başla verilen mücadeleden bahseden iki kitabı da tavsiye ederim.


Bu aralada dönem filmleri, dizileri popüler olduğu için bu tarz kitaplara merek sarmadım. Her zaman ilgimi çekmiştir. Zaten oldum olası sinir olmuşumdur. Popüler olduğu için okunan, izlenen, kullanılan objelere.

Keyifli okumalar. 

Yorumlara cevap yazamıyorum, pc de sorun var. Kusura bakmayın. 

27 Eylül 2012 Perşembe

Defterlerim biterken

Not almak için cantamda muhakkak bir not defteri olur. Birde evde kitap notları, yemek tarifleri alınçaklar listesi gibi günlük karalama defterim hep vardır.  


Defterin her bir sayfası her bir köşesi tıklım tıklım dolu. Benim haricimde hiç kimse ne nedir anlamaz.


Bu defterim okul yıllarımdan kalma bir türlü veremediğim dersin formülleri, kek tarifi, tecvit çalışmalarım, kitap listem ...



Çizgisiz defteri bir süre aradıktan sonra evime en yakın züccaciyenin arka raflarında buldum. Mini not defterini Fatma abla geçen sene hediye etmişti, bugünler nasipmiş.
(yeni defterlerimi de resmetseydim fena olmazdı)

Benden bu kadar. Esen kalın.

26 Eylül 2012 Çarşamba

İki günlük iş maceram

Onca süre bekledikten sonra işe girdim diye seviniyordum ama sevincim kursağımda kaldı.
8 de gitmeme gereken işe 9 da gidince olmuyor tabi ki. İş verene hak veriyorum bende. İlk gün saf saf bakındım. İkinci gün kahvaltılık paketlemek mi dersiniz, kabak patlıcan saymamı dersiniz yapmamam gereken işleri de yaptım ama daha aktif olmam gerekiyormuş. Acaba patates, soğanmı soymamı beklediler.

Sabah kardeşimle ablam ne işin var sekizde iş de. Mühendisler geç gider, erkenden atlama sokaklara diye fikir yürütüyordular akşam işsizim dedim.
İki gün olsa da kendimi alıştırmıştım. Üzüldüm.

İşten çıktım yeni keşfettiğim sahaflara gittim. Kendimi mutlu ettim (Resim yüklemeye vaktim yok).

Akşam kardeşim mutfağa gelmiş ''kül kedisi yine mutfağa girmişsin'' dedi. Evde durmama o kadar alışmış ki erken çıkıp, geç gelmemi yadırgamış. Acımış bana haftalardır etek alacağım koltuk çık diye başının etini yiyordum, tamam dedi ( güvenmiyorum ama neyse).  3 gün şehir dışında olacak dönünce başının etini yerim.

Annem uzun süredir memlekette idi cumartesi döndü. Beraber kalamadık. İşsizim deyince '' iki gün ne güzel sessizdi ev'' dedi. Bende '' İki aydır bende sessiz oturuyordum'' diyerek den asi evlat görevini yerine getirmiş oldum :(  Annem yine iyi, kavga gürültü anlaşırız dedi. Şuan balkona çıkmış, sakın eve girme ( kalabalığa tahammül edemiyorum) temizlik yapacağım dedim ama oturuyorum.

Neyse ev kızının güncesi bu kadar kalkıp makinayı çalıştırayım.

Kalın sağlıcakla.

24 Eylül 2012 Pazartesi

Sahaflar festivali

Beyoğlu belediyesinin 6. sını düzenlemiş olduğu Sahaflar festivali başlamış bulunmakta.
6. sı düzenleniyor ama benin daha geçen sene haberim oldu.
O da son anda oldu, kapanmadan sonuna yetişebildim, güzeldi. Çeşit çeşit insanlar, kitaplar, fotoğraflar, plaklar ve daha fazlası.

6. Beyoğlu Sahaf Festivali Yarın Başlıyor

Bende cumartesi erken çıkabilirsem giderim diyorum, olmadı pazar giderim.
Etkinlik 14 ekime kadar devam ediyor. Beklemeden gidin derim.

Kalın sağlıcakla.

Bu arada bugün ilk iş günümdü, hiç bir şey anlamadım. Düşüncelerim daha sonraya.

Bana kolay gelsin :)

21 Eylül 2012 Cuma

Bu aralar

Bu aralar ne yaptığımı kim merak ediyorsa artık tutmuş bu aralar diye başlık atmışım. 
Kendi kendimin moralimi düzeltme çalışmaları devam ediyorum. 
Perşembe günü yeğenimin 7. yaş günü idi. Kuzucum yeni okula başlarken daha düzgün bir çevrede okusun diye abimler taşındılar. Ufaklığı haftada bir görüyoruz  :(


Minik misafirlerde vardı. Belli olmasa da çocuklar ikiz. Çok şirinler bir süre sonra gürültüden başımız ağrıdı o ayrı dava. 
Kız biraz kaprisli idi ( aslında çooook kaprisli idi). Oğlan şarkı söyleyince kız kulaklarını tıkıyor. Birisine ilgi gösterince hemen ilgiyi üzerine çekmeye çalışmalar falan.


Aslında Göktürk'ün sınıf arkadaşı kürba ( kübra değil :p ) da  vardı pek hanım, biraz da   çekingen. Ben en çok onunla oynamaya çalıştım, ama becerikli olamadım. Erkek çocuğuna alıştığım için kamyon ve kepçelerle oynamak kız çocuğuna cazip gelmedi :)

Geçenin sonunda şımarık Duru tipik kız çocuğu kaprisi yaptı. ''ühhü başım ağrıyor, kuçaaaaaaak'' diye. Kızın halini görseniz ağzınız açık kalır. Gözler kısılmış salya sümük ağlar. O ağlayınca toprak da ağladı benimde başım ağrıyor diye. Kızın cevabı hazır. ''Yalan söylüyorsun, benim başım ağrıyor diye numara yapıyorsun''  Neyse kazanan duru oldu ve gece bitmiş oldu. Benim gece gitmedi o ayrı dava. 


Halamlar taşınma aşamasında ve ben ev toplamaya gitmemiştim. O yüzden dönüşte halama yatıya kaldım (annem dönmediği için pek bir yere gidemiyorum).  Geç vakitlere kadar kuzenin başını ağrıttım. Sabah da halamın başını. Evde yalnız kalınca konuşacaklar birikmiş. 

Neyse tüm dün yaptığım kitapları paketlemek oldu. Kuzenlerin üniversite hazırlık kitapları dahi evde idi bir kısmını ayıkladım, kütüphabeye bırakılacak. Bir kısmını sakladım, KPSS çalışırken lazım olabilir. 

Allahdan telefonun bozuldu ( geçen seneden beri fotoğraf makinası bozuk, iki gün öncede tel bozuldu)  yoksa halamın dağınık ev halini görürdünüz. Aslında paket yaparken fotoğraflanacak güzel kareler vardı. Kuzenin yıllar önce yaptığı peçete koleksiyonu, ortaokul yıllarından kalma resim çalışmaları. Ahşap oyuncaklar falan...

Günün en komik anı paketlenen eşyalar içinde kuzenin KPSS giriş kağıdının da olması idi. Evde ne net nede tarayıcı vardı hemen çıkıp en yakın kırtasiyeden çıktı aldık. Son anda 3. sayfa haberlerine çıkmaktan kurtuldum :)

Bugün öğlen annem geliyor. Kendisini pek yorulmaması lazım. Doktor ayağının üzerine basma demiş ama annem sabırsız duramıyor.  Annem dönmeden pazarlık yaptım. İstediğin saatte yemeğini hazırlarım sakın işlerime karışma onu yap bunu yap deme diye. Annemin cevabı işler dururken kitap yada internet yok. Sağol İrfan ya, çok anlayışlısın. 

Neyse kalın sağlıcakla. Yarın(bugün) ablamı sınava getireceğim oradan da gezmeye gideceğiz. Pazar günüde ev taşıyacağız. Dualarınızı eksik etmeyin. 

20 Eylül 2012 Perşembe

Topkapı Sarayı Balkonu


Son baharda geldi çattı. Zaman ne çabuk geçiyor klişesi yapmayacağım. Direk konuya giriyorum. 


Canlarım yapraklar sararıp solmadan tez zamanda müze kart çıkartılıp topkapı sarayının terasında (balkonda olur her ne derseniz deyin ) oturulup manzara seyredilecek. 
Tamam mı?


Müze kartımın süresi dolalı bir kaç ay olacak, özledim be yaa :)
Eskiden çok sık giderdim. 


Tabi yapraklar sararınca da ayrı güzel oluyor. 


Kışın hiç gitmedim. Açıkçası aklıma da gelmedi. 


Sahi Topkapı sarayının karlı halini bilen var mı?


Kalın sağlıcakla. 

19 Eylül 2012 Çarşamba

Sonsuza kadar

Yaz boyunca devam eden D&R indiriminden benim nasibime sadece 3 kitap düştü. Biraz seçiciyim her şeyi beğenmiyorum. Hal böyle olunca onca kitaptan sadece 3 tane alabildim. Alalı bir ayı geçti. Kendime de okuma listesi yapmışım bari uyayım daha sonra bunlara geçerim dedim, ama yapamadım. Okula listem yarım duruyor.
Bu aralar canımda sıkkın çok çabuk sıkılıyorum, bir kaç kitaba başladım bıraktım. Bu kitapta bir hafta elimde süründü. Allah dan ince imiş hemen bitti.



Moralim yerinde olsa eminin daha güzel şeyler kapardım kitaptan. Bu moralle sadece ruhsal yalnızlık konusunu fark edebildim.
Altı çizili bir kaç satır var hepsini yazmakla uğraşamayacağım. İdare edin beni.

Düşündürücü pek çok şey vardı. Plastik leğen kullanmanın medeniyet belirtisi olması! Denenmiş kimyasal ziraii ilaçların garantili olması ( garantili olan her ne ise) ve yazmaya erindiğim pek çok şey (aslında ilgi meselesi bana doğru gelmeyen size doğru gelebilir).

Görme engelli babanın sözü  ''Gören, hiç bir şey görmüyordur.'' ne kadar manidar.  Var olanı sadece görünenden ibaret sanıyoruz. Sebepleri göremiyoruz.

Bir kaç satırla 161 sayfalık kitabı özetleyeyim!

Bütün şiddet şekilleri arasında en ince ama en çok yaralayanı görültüdür.  

Damarlarımda beton akarken hayal kuramam.

İçimize çöplük muamelesi yaparken, çevremizdeki dünyanın mucizevi bir şekilde bahçeye dönüşmesini bekleyemeyiz. 

İnsan kendisiyle başbaşa kalmamak için kalabalığa girer. Kabullenemediği benliğini kamufle etmek için. Galiba çıkardığım anlam bu. 
yazmış olduğum postan yola çıkarak kendi durumum vahim olduğunu fark ettim. kalkayım da kalabalıkta depresif benliğimi unutayım.

kalın sağlıcakla.



18 Eylül 2012 Salı

PTT şikayetim


Rüzgara doğrunun yapmış olduğu etkinlikte adadeniz ile birbirimize çıkmıştık. Paketlerimizi aynı gün gönderdik. Bana gönderilen  paket elime ulaştı ama benin gönderdiğim adres eksikliğinden dolayı ulaşamadı.



Asabi bakire 169'u arayarak müdahale edebileceğimi söyleyince bende aradım. Bana dönüş yolunda olduğu için müdahale edemeyeceklerini. İstersem kapıdan  tekrar iade edebileceğimi söylediler. Bende öyle yaptı, yapmaz olaydım. Paketi verdim haber yok.
Ayın 29'unda kapıdan paketi verdim, paketten ses çıkmadı. Tekrar 169'u arayarak durumu bildirdim. Onlarda biz ilgilenmiyoruz bağlı olduğunuz şubeyi arayın diyerek bahçelievler şube numarasını verdiler. 
Şubeyi aradım durumu anlattım, kargo ulaşmış dediler. Saadet hanımı aradım paketin ulaşmadığını söyledi. Şubeyi tekrar aradım. Meğer paketin bana ulaştığı tarihe bakarak teslim edildi diyorlar. Bir bak dimi, nereden gönderilmiş, nereye teslim edilmiş diye. He neyse bana dağıtıcıların numarasını verdiler. On gün boyunca her gün aradım. Paketimin durumu ne diye. Yok sistemde sorun varmış onu bekliyorlarmış, yok efendim bugün yarın yola çıkarmış falan. 
En son bardaklaşma etkinliği için paket vermeye geldiler. Hemen yakaladım paket sordum. Paketi kaybettiyseniz söyleyin bileyim oyalamayın dedim. Neymiş efendim Hadımköye gitmiş paket, orada yurt dışına giden paketler varmış. İşlem uzun sürebilirmiş. Falan filan. Paketimi geri getirin kargo ücretini de istiyorum dedim. Pazarteside yeni paket yapıp göndermeye niyetlenmiştim ki kargo yollara düşmüş.
Hemen takip kodunu Saadet hanıma gönderdim. Kendisinin haberi varmış. 
Nihayet kargo ulaştı ama sıkıntıdan da patladım desem yeri. Kargo ulaşmakla sınırlı kalmadı. İzmir de de sorunlar yaşanmış.

Bir hizmet bu kadar mı sorunlu olur. Bir daha Ptt tercih etmeyeceğim demeyeceğim. Tercih de ederim burunlarından da getiririm. Çok sinirliyim çoook.

Kalın sağlıcakla. 

Bu arada nette ve pc de sorun var yorum yazmakta zorlanıyorum. Yorumlara cevap yazamazsam gönül koymayın.

13 Eylül 2012 Perşembe

Közlenmiş biber

Radikal kararlar aldım, bundan böyle blogumunn adını ev kızının güncesi olarak değiştireceğim :)

Güllsem mi ağlasam mı bilemiyorum. 1,5 senedir evde oturuyorum sıkıntıdan patlamak üzereyim. Bu arada kendimi ev kızı olma alanında geliştirdim. Biber közledim. Daha doğrusu ablamlar ile közledik.
Ablamlarla ortak arkadaşımız var Menekşe abla, geçen  haftalarda birlikte pazara gidip kırmızı biber aldık. Seçmeyi de bilmiyoruz, sora sora neleri seçmemiz gerektiğini öğrendik. Eve gelip tüm günü 8 kilo biberi közlemekle geçirdik. Menekşe abla '' ev hanımları bir saatte yapıyordur'' diyerek kendimizi küçümsemiş olsa da halam sordum o kadarda değil. Neyse yaptıklarımız bizim aileye az geleceği için tekrar 6 kilo alarak dün akşam közledim, bugünde şişelere doldurdum.

Kırmızı Biber Turşusu Tarifi

Tarife gelince ( 5 kilo için)

1 su bardağı sirke
1 su bardağı yağ
1 çay bardağı tuz
1 çay bardağı şeker
her bir şişe için 4-5 diş sarımsak.
Oluşan sosu eşit miktarda şişelere bölüştürüyoruz.

Bizim fırın küçük o yüzden 5 seferde közledim. Biberleri soyarken çıkan suyu atmadım onuda şişelere bölüştürdüm.

Bir sonraki kışlık malzemem acı sos olacak. Başka önerilerde, tariflere de açığım.

Resim alıntı, bizimkiler uzun uzun oldu.

Kalın sağlıcakla.

12 Eylül 2012 Çarşamba

Bardaklaşma etkinliği


Geçen günlerde edda'nın yapmış olduğu bardaklaşma etkinliğinde ester ile birbirimize çıkmıştık. Hediyelerim  gelmiş olur da paylaşmamak olur mu?



Bardağım yalnız gelmedi. Yanında bardağımı aktif olarak kullanabileceğim pek çok içeçek de var. 
içeçeklerin yanı sıra; ıslak mendil, toka, küpe, oje ve pek çok tester ürünü.

Ojeyi kozmetik amaçlı kullanmasam da bir şeyler süslemek için kullanıyorum. Renk çok güzel sürahinin üzerine mini desen yapmayı düşünüyorum. 

Bol hediyeli güzel günler geçirmeniz dileği ile Allah'a emanet olun. 

Bu arada devam etmek de olan kitaplaşma etkinlikleri için buraya ve buraya bakabilirsiniz.


11 Eylül 2012 Salı

Çarpı işi ayraç

Pek çok blogda el yapımı ayraç görüp bende yapacağım dedim ama, istediğim gibi olmadı. Yapmayı düşündüğüm başka ayraçlarda vardı. Sandukam yaptıklarımı merak ettiği için yayınlamaya karar verdim. 


Bazı örnekleri çıkaramadım. Bazılarını daha güzel yaptım ( kendimi beğenmiş ben ). En zor kısmı da kenarlarına ne yapsam sorusuna cevap vermekti. 
İçime sinmese de bir şeyler yaptım. 


Makasları banuca'dan gördüm.



Pembe kediyi sandukamdan gördüm. Öteki kedileri başka bir şablonun içinden çıkardım


Mantar motifi çıkarırken mantar ağaç karışımı bir şey oldu. Uğur böceklerini nereden aldım hatırlamıyorum. Daha doğrusu bir şablunu birebir uygulamadım. sağından solundan ufak değişiklik yaptım. 


Bu kitaplık ilk yaptıklarımdan. Bunuda Banuca'nın blogunda görüp beğendim ama ev sahibi kadar güzel yapamadım. 


Kalpli ayraçlar pek çok blogda vardı. İlk elifede gördüm bir baktım her yerde. Biraz değişiklik yaparak bende işledim. 


Bunu yaparken farklı bir şey düşünmüştüm etamin çok kalın olduğu için olmadı. Bende mini çiçek ve ibrikle yetindim. 


Toplu bir bakış atarsak. 


Buraya da örnek çıkardım. Balık ve kuşlar için uğraştım ama olmadı. 


İki çeşit balık, 4 çeşit kuş :(  Hani nerede dediğinizi duyabiliyorum. 



Bunlarda bana gelen hediyeler. 
Üstteki ayşegülce'den alttaki adadenizden 

Güzel ayraç şablonlarınız varsa link gönderebilirsiniz.

Kalın sağlıcakla. 


10 Eylül 2012 Pazartesi

9 Eylül 2012 Pazar

Tangram

Geçen hafta sonu florya sahilde idik. Özel bir okulun tanıtım amaçlı çocuklara yönelik standı vardı. Yeğenimle biraz bakalım dedik. 

Yeğenim oyun  hamuru ile ilgilenirken bende tagram yapayım dedim. 


Çocuklara yönelik bir  yer olduğuna göre minik beyinler tangram yapabiliyorlar. 


Öyleyse sorun ne ben niye yapamıyorum. 


Kedi, köpek yapmasam da olur. Yukarıda gördüğünüz basit yerleştirmeyi de yapamadım.  Ablamdan kopya çektim :(

Aman Yarabbim yoksa geri zekalı mıyım. 
Millet neler neler yapmış bende tık yok ya.

Hadi kalın sağlıcakla. Ben de bir koşu deprosyona gireyim. 

8 Eylül 2012 Cumartesi

Seyyah Gülden gelen hediyelerim.


Uzun bir başlık mı oldu ne. Seyyah Gül'ün çekilişini kazanalı bayağı oldu.  Başka bir paket daha  bekliyordum ikisini birlikte yayınlarım diye düşünüyordum. İkinci paket gelmeyince bende seyyah gülün paketine haksızlık yapmayayım dedim ve gecikmeli olarak bu postu hazırladım.



Çarpı işi tablo bende düşünüyordum ama ne yapacağıma, nasıl yapacağım karar verememiştim fikir sahibi oldum. İnsan ve hayat dergisini daha önce duymamıştım. Yeni bir dergi tanımış oldum. Kaftan şeklinde şirin anahtarlığı şimdilik kullanmaya kıyamıyorum. Belki ilerleyen zamanlarda kullanırım. Hoş bir not defteri, pembe post-it ve mavi ince uçlu kalem ( benim için kalemin ince yazıyor olması önemli). Hepside birbirinden güzel. Çok güzel düşünülmüş.   

Bu güzel hediyeler için Seyyah Gül'e teşekkürler.
Bol hediyeli mutlu mesut bir hafta sonu geçirmeniz dileği ile, 
Kalın sağlıcakla. 

4 Eylül 2012 Salı

Kitap ayracı


Kitap ayraçlarını yapalı çok oldu. nedense yayınlamak aklıma gelmemişti. kitaplığı düzenlerken çıkarıp çektim. Aslında kullandığım malzemeleri de çekmiştim ama nereye kaydettiğimi hatırlamadığım için kaldı.



Malzemeler:
Renkli A4 kağıtlar
Tutkal (benimki yapı tutkalı idi :) )
ve kopenaki ( böyle mi yazılıyor bilmiyorum. Ablam fermuar boyamada çalışıyor. Kullanmadıkları parçaları getirmişti renk renk )



Başlangıç için kağıt olarak 3 renk kullandım.


Desenli kesen makas kullanmak istedim ama pek başarılı olamadım :)







Genel olarak kullandığım kopenakiler bunlar. Daha kalınları da vardı.Kağıt ince olduğu için taşımaz düşüncesi ile kullanmadım.





Delgeçle renkli kağıtları delerek yuvarlaklar elde ettim. Daha sonra tutkalla yapıştırdım. Bunu yeğenimle birlikte yaptık. Ufaklık hepsini üst üste yapıştırmış. 



Çocuk oyalansın diye delgeçi eline verip gazeteleri delmesini söyledim, daha sonra birlikte deney yapacağız dedim. Sebim sevindi ama yapamadık. Evine gitti :(
Gazetenin yazılı yerlerini kullanarak bir şeyler yapmak istiyorum ama karar veremedim. 



Bu da en güzel ayraçım :) Ablam kurutmuş ama ne çiçeği olduğunu çıkaramadım. 
Belli olmasa da mor renkli.

Herkese keyifli günler. Allaha emenet olun.

Aaa az kalsın unutuyordum kitaplaşma etkinliği için tık tık