16 Ekim 2014 Perşembe

Ağır aksak okumalar


 Mevsimlerden mi bilinmez kitap okuyamıyorum.  Daha doğrusu okuduğumu sanıp yazıya dökünce okumadığımı fark ettim.
Minicik gibi gözüken kocamaaan kocaman kitaplar okudum halbuki.
Neden eziklik psikolojisi yaptım ki.



Böyle düşünmeme sebep olanları görmemezlikten geleceğim,  yokmuşlar gibi davranacağım.



Efendim neler neler okumuşum.

Üç Anadolu Efsanesi


Kitap alışverişi yaptığımda öylesine sağa sola bırakmıştım kitapları.  Kitaplığı düzenlediğim gibi Yaşar Kemal kitaplarımı elime aldım.  
Fazla beklemeden okumaya kararlıyım. 
Çantada taşınabilincek en ince kitap, beklemeden bir çırpıda bitti. 
Köroğlu efsanesini herkes bilir.
Alageyik ve Karacaoğlan hikayesini daha önce duymamıştım.
Türk sineması tadında kahramanlık, mertlik ve sevdalık hikayeleri.
Yaşar Kemal okumayanlara başlangıç kitabı olarak tavsiye ederim. 

Deli Kadın Hikayeleri


Allahım birileri benimle acil ilgilenmeli. Piskopat hikayeler nasıl beğenilir.  Ben normal değil miyim yoksa.
Yazarın okuduğum ikinci kitabı.
Daha önce kırmızı zaman'ı okuyup ilginç bulmuştum.  Arayı açmadan okuyayım dedim.
Hikayeler birbirinden ilginç ve hüzünlü.
Daha doğrusu iç karartıcı.
Cizimlerde bir o kadar iç karartıcı.
Icim karardı,  bunlar nasıl hikayeler desemde beğendim :)
Insan evladı çelişkiler dolu.

Erenlerin Bağında


Lisede iken beğenerek okumuştum.  Ikinci kez okudum ve beğendim.  
Okuyunuz efendim.

Hacı Ağa


Yazarın daha önce Kör Baykuş adlı eserini okumuştum.  Arayı açmadan ikinciyi okuyayım dedim.
Çıkarları doğusunda hareket eden, halkı sömüren uyuz bir karekterimiz var. Okuyorsunuz ve size yabancı gelmiyor çünkü "oooo, senden çok var" bu şarkı hacı ağa için değildi ama cuk oturdu.
Bu arada hacı ağa yalancı hacı.
  Haca gitmemiş ama güzel numara yapıyor.

Özetle dört tane kitap okumuşum.  Dördünüde tavsiye ederim.
Esen kalın. 

13 Ekim 2014 Pazartesi

Istanbul Kültür A.Ş

Zaytung haberi olsa belediye eli ile kültürleniyoruz diye manşet geçerdi.  Neyse ki blog yazarı belediye eli ile kültürlenmeyi abes bulmuyor. Hatta severek katılıyor.
Geçen sezonu nasıl kapadım hatırlamasam da yeni sezona güzel bir şekilde başladık.
Cumartesi gündüz arkadaşlarla ev oturmasına gittik. Günün sonun da iki kişi Zekai Tunca konseri için evden çıktık. Çıkarken büyüklerimizden biri ''dünya yanıyor, siz konsere mi gidiyorsunuz'' demiş bulundu. Bende sessizce çıkıp dışarıda çemkiriyorum. '' ben konserde iken kendisi hatim mi yapacak sanki'' diye. Arkadaş hemen uyardı ''söyleyebiliyorsan yüzüne söyle'' söyler miyim? Tabi ki hayır :)

Konser saatinden önce mekana varınca konsere kadar aynı mekanda yapılan Sibel Eraslan'ın seminerine katılalım dedik. Kendisi sıcak kanlı, samimi birisi.
Arkadaşın kardeşi Sibel hanımın annesinin fizyoterapisti imiş. Hemen muhabbete girdiler. Hatırlamaz diye düşünmüştüm ama Ayşegül'ü hemen hatırladı.


Seminer Medeniyet okumaları üzerine, bir kaç ay sürecek. Başlangıç olarak yaradılıştan bahsetti. Araf süresinde bahsedilen yaradılış ile Kitab-ı Mukaddesde (tevrat - incil)  bahsedilen yaradılış kıyaslandı.
Gelecek ay İbni Batuta'nın seyahatnamesi ( Rıhle) ile batılı bir  seyyahın seyahatnamesi kıyaslanacak. Batılı seyyah kim bende bilmiyorum. Norvel olarak not almışım. Tüm alternatif isimleri düşündüm ama seyahatname bulamadım.
Sibel Hanım menediyet okumaları için pek çok kitap ismi verdi. ''gençler kendi kütüphanelerini daha bilinçli oluştursun'' dedi. Gençlik geçti de bakıyım nasıl kitaplığım var dedim. Onca kitap içinde sadece üç tanesini okumuşum.
Mantıku't  Tayr
Nizamülmülk
Kutad GuBilig

Fırsat buldukça seminerlere katılmaya çalışacağım.

Seminerden sonra konsere gittik. Daha önce ramazan etkinliğinde Zekai Tunca dinlemiştim. Oldukça  sakindi, Kültür A.Ş. ile biraz farklı geldi. Fazla konuşmasın sadece şarkı söylesin dedim. Bazı hareketlerini onun yaşında birine yakıştıramadım. Sahneye bakmayacağım, sadece dinleyeceğim sahneye bakmayacağım diye naz yapsam da severek dinledim.
Hem ağlar hem giderim hesabı :)
Galiba yazmayı özlemişim.
Esenkalın.








10 Ekim 2014 Cuma

Ahde Vefa

"Ahde vefa" iki kelime dört hece 8 harf.
Kelime manasına bakılınca hukuksal açıdan pek çok tanım yapılabilir.
Genel ifade ile "verdiğin sözde durma" 
Ahde vefa için illaki söz mi vermek gerek. Alacak verecek  meselesi mi olması gerek. Ahde vefa için gönül hoşnutluğu yeterli olmaz mı?
 Çocukluk oyuncaklarımızı büyüyünce baş ucumuzdan ayırmayız neden?
 Bu bizim vefamızı gösterir.  

Ilk kalem, ilk mektup, ilk bilet...

Pek çok obje yada mekanlar bizim için özel olabiliyor. 

Yakup Kadri Karaosmanoğlu -  Erenlerin Bağında

Vefa göstereceğim kitaplardan biri. 
Çocukken favori kitaplarım. 
Sara'nın Öyküsü,   Sefiller ve Çalıkuşu. 
 Erenlerin bağında favori kitabım mıydı hatırlamıyorum ama beğenerek okuduğumu hatırlıyorum. 
Bir kaç cümleyi alıntılamışım. Onları  hatırlıyorum. 

Yıllar yarlardan, yarlar yıllardan vefasız… Kara baht bir kasırga gibi. Bu ne baş döndürücü iş? Geceler günleri, günler geceleri kovalıyor; cefalar cefaları kolluyor. Saçlarımızda aklar akları, alnımızda çizgiler çizgileri doğuruyor. Tevekkül güç, isyan vahim; felek hiç rahmetmeyecek mi? Heyhat, aziz dost, onu döndüren kara bahtın kasırgası…

Hiç aklımda yokken sahaflarda görmüş oldum. Hemen alıp, okuyup lise yıllarıma dönmeliyim dedim.

Lisede iken nasıl okumuşum,  anlamışım bilemedim. Bu dönemde okudum zorlandım.  
:(

Ey yuvasız bülbülden daha garip olan ruh, söyle sığınağın neresidir?

8 Ekim 2014 Çarşamba

Guzaarish

Bir başka hint filmi ile karşınızdayım.
Iyi bayramlar,  bayram nasıldı diye cümle kurmayacağım. 
Bayram mı vardı.  Sıradan alalade bir hafta sonu geçirdik.  
Tek fark uzun olması ve olaylı bitmesi.
Olaylı bitmeside her zaman ki durum olarak mı değerlendirmek gerek bilemedim. 
Olaylar normal değil ama oturduğum muhitte normal! Allah sonumuzu hayreylesin.

Bayram dediğim gibi sıradan bir gün gibi geçti.  Abimler ve amcamlar geldi, halama ve amcama gittik bitti.
Evin milleti sağda solda iken kuzenle film izleyelim dedik. 
Uzun zamandır izlemek isteyipte ağır olacağını düşündüğüm için izlemediğim bir filmdi guzaarish.
 Baş rolde 14 yıllık felçli hayattan sonra ötenazi olmak/yapmak ( tam olarak ne denir bilemedim) isteyen bir sihirbaz var. Daha doğrusu eski sihirbaz.


Ve sihirbaza 12 yıl hemşirelik yapan güzeller güzeli hemşiremiz var.


Hemşirenin güzelliğine hayran kaldım :)


Izlerken bu kız bu küpeleri nasıl taşıyor dedim.


Filmin konusu kadar ortamda ilgi çekici idi.
...
Aklımda pek çok şey var ama annem sağ olsun uçtu gitti. Ben sonra yazabilirmişim, annemin bol entrikalı dizisi başlamış onu izleyecekmiş.
Annem iki dunya arasında'yı izlesin sizde bunu. Esenkalın efendim.