11 Temmuz 2019 Perşembe

İran Filmi - Şşşşt! Kılar Bağırmaz

Bu filmi de bir klipten yola çıkarak izledim. 
Zarif bir fotoğraf karesi. 
Ne çok da bekliyor insan mutlu olmayı, sevilmeyi  :( 



Klip altında yazan yorumlardan yola çıkarak konuyu sevemeyeceğimi anlamıştım. 
Çocuk istismarı beklemiyordum. O yüzden ilk yarım saatten sonra filmi izlemeyi bıraktım. Aradan bir hafta geçtikten sonra tekrar izlemeye karar verdim. İzlediğime pişman olmadım. Etkileyici bir film.  Görsel olarak çirkin bir şey yok öncelikle onu belirteyim. Konu genel itibarı ile çirkin. Çocuklarını çok sevseler de farklı meşgalelerle ihmal edilen çocukların hazin sonunu görüyoruz. 

Her bir oyuncu gerçekten hissederek oynamış. 
Üzerine çok konuşmayacağım. İzlemenizi tavsiye ederim. 


6 Temmuz 2019 Cumartesi

Edgar Allan Poe - Bir Kudüs Öyküsü

Poe tavsi eden birini hatırlamıyorum. Gazetelerin kitap eklerinden Morgue Sokağı Cinayetini not almışım yıllar öncesinden. 
Not aldığım defter bittikçe yeni deftere geçiyorum. Her yeni defterde bir önceki deftere not alınıp okumayan kitapları da geçiriyorum.
Poe kaç deftere yazıldı da okunmadı ben unuttum.



Aradan zaman geçti. Okuduğum kitaplardan Babil Serisinin ön yazısında ve Paul Auster tavsiyelerinde karşıma çıktı Poe. Kuyu ve sarkaç, Şişede bulunan not muhakkak okunmalı diye notlar aldım. Yine olmadı. 

Sultanahmet kitap fuarına gidince yazarın bulduğum bir kitabını aldım. En azından kalemini görmüş olurum. 
Sonuç? Ne desem bilemedim. Belki ilk kitap için yanlış seçimdir. Başka kitabı okuyunca yorum yapmak daha sağlıklı olacaktır.



İkinci kitabı kendime doğum günü hediyesi olarak aldım,  umarım beğenirim.

28 Haziran 2019 Cuma

İran Sineması - Allah Yakındır


İran sinemasından izlenecekler listesi yapıp kaybettiğimi daha önce söylemiştim. Ara vermeden ikinci filmi izleyeyim dedim. 


Bu filmi de bir klip ile tanıdım. Sözleri nedir bilmesek de dinlerken insanın içine işliyor. 


Bir leylayı arama hikayesi .
Beşeri aşktan ilahi aşka uzanan sessiz sedasız bir yol.
İnsanların aklında hep rıza kalsa da ben rızanın annesine üzüldüm. 
...

Neden böyle üzgünsün?

- Öğretmen hanım. Öğretmen hanım artık ‘su’ dersini öğretmiyor. Kimse artık ‘su’ dersini öğrenmiyor.
– Çocuklar şimdi ne yapacak? Çocuklar ne mi yapacak? Yoksa sen mi ne yapacaksın?

  
Ey aşk  Ateştir senin nesebin…
Niteliğin dumandır kaynağın ise rüzgar 
Su tufana dönüştü toprak da küle 
Senin kokunla ateş rüzgara karıştı 
Şirin’siz her saray bisütûn gibi viranedir 
Ferhat’sız her dağ bir saman çöpüdür rüzgarda 
Yedi nesil öteye tüm atalarımız gâmdı 
Bize miras kalan hep sonsuz keder oldu  
Rüzgar esince toprağımızdan senin kokun geliyor  
Sadece Sen kalacaksın; 
Biz hepimiz gidince.

 ...
Nereye gidiyorsun, Rıza? Tamamen hazırlanmışsın.

- Leyla’nın peşinden gidiyorum, Seyyid Yahya. Leyla’yı arıyorum.
– Leyla dün kendi ayağıyla sana gelmişti, sen gitmesine izin verdin.

- İki Leylayı  birden sevemem. İnsan nasıl olur da Leyla’sız yaşar?


...

Geldi üstüme üç bela.
Yalnızlık, esaret ve sevginin hasreti. 
Yalnızlık ve esaretin çaresi var ama sevginin hasreti...

Sadece bu satırlar içinde izlenebilir.

23 Haziran 2019 Pazar

Yaşlanıyorum!

Yaşlanıyorum.

Ne yazmalıyım ya da ne hissetmeliyim emin değilim. 
33. yaş kadının en güzel yaşıdır diye en güzel şeylerin bu yaşta olmasını bekledim ama olmadı. 

Yaş ilerledikçe bir insan bu kadar mı sıkıcılığa doğru gider  gördüm. Hem hayat sıkıcı hem  ruhum .
Hep bir depresif. 

Çok şükür sağlığım sıhhatim yerinde, memnun olmasam da bir işim var beni meşgul eden. 

Yinede yaşlanmak üzüyor ya da yalnız yaşlanmak üzüyor diyeyim. 

...

Benden bir yaş küçük kuzenimin mini mini bir oğlu oldu. 
Başka bir kuzeninde doğum günü var, ailecek oturmuş yaş almaktan bahsediyoruz. 
Halam ''herkesin doğum tarihini biliyorum '' dedi. Benim ki de muallakta ya ''hadi söyle ne zaman doğdum '' dedim. ''35 yıl önceki olay ne biliyim ne zaman'' dedi :)

 35 'e bir kala espri yaptık güldük eğlendik de düşününce bir tuhaf oldum. 
Otuzdörde bastım da  ne oldu. Ne kattım çevremdeki insanlara, hayata!

En basitinden kendimi nasıl geliştirdim. 
...
Söyleyecek çok şey var ama toparlayamıyorum. 

...

Umarım bir sonraki yaş günü notum kıpır kıpır ruh hali ile olur. 

28, 29, 33

Şuan ki ruh halim Cahit Sıtkı şiiri vari  ki şiir hiç sevmem. 

19 Haziran 2019 Çarşamba

Köpek kalbi - Mihail Bulgakov


Yazarı bilmeyen yoktur. Kitabı da bir kitapta okuyup not almışım. Kitap fuarına gidince almış oldum. Kendime yeni kitaplar almak için ( okumasak ta kenara kitap yığmak bir bende yoktur : )  ) elimdeki kitapları okuyup bitireceğim. 


Yayınevinden daha önce kitap okumamıştım. Dört kitabı aynı anda alırken çeviri konusundan biraz şüphelerim vardı. Bu kitabı beğendim herhangi bir rahatsızlık duymadım. Şuan okuduğum kitap çeviriden mi kendinden mi bilinmez pek sevemedim. 

Kitabın ameliyat kısımları, yaptığı deneyler inanılmaz tiskinç geldi. 
Muhtemelen benzer deneylerin hali hazırda yapıldığını bilmek midemi bulandırmıştır. 


Kitabın  mide bulandırıcı olması sadece ameliyat kısmı değil, insanoğlunun nankör olması. Bir kez daha gördük.

 Hiç bir işe yaramadan pek çok şey isteyen insan evladı!

Eskiden de böyle idi ama bu aralar daha çok ruhumu yorar oldu bu profildeki insanlar.

Mümkünse benden uzak durun. Profesör böyle düşünmüş olmalı ki kitap sonunda güzel bir sürpriz var :)

15 Haziran 2019 Cumartesi

Iran sineması -Baran


Kendimi bildim bileli müzik olmadan iş yapamam. Yaptığım işe göre de dinlediğim müzikler değişir.
Evde temizlik yada yemek yaparken  hareketli müzikler dinleri. Ofiste evrak işim varda daha sakin sözsüz yada yabancı şarkı dinlerim.



Sürekli dinlediğim birkaç Farsça şarkı var.
 Klip izleme huyum yoktur. Nasıl oldu ise klibi izlemiş atındaki yorumları da okumuş oldum.



İran sinemasında izlenecekler listesi yapıp her seferinde listeyi kaybediyordum. Bir yerden başlamak gerek dedim ve Baran ile başladım.


Onca yorum boşuna yapılmamıştır di mi?




Film oldukça sade. O kadar sade ki film müziği bile yok.
 Şırıl şırıl dereler, kuşlar inşaat ve trafik gürültüleri …


Film hakkında yazılacak çok şey var ama Nazan Bekiroğlu üzerine bir şey anlatmak bana düşmez.


Filmi ne güzel anlatmış di mi? Düz yazı ama şiir gibi.


13 Haziran 2019 Perşembe

Sur Kenti Hikayeleri - Ali Ayçil

Kitabı ilk nerede duydum hatırlamıyorum.  Muhtemelen bir yudum kitap gönderimi ile tanıdım ki aklımda yazarın dili yer etmiş.
 Kitap fuarına gidince aklımda başka kitaplar vardı. Dergah yayınlarından beğendiğim kitaplar şuan ki ruh halime ağır gelince bu kitabı almış oldum.  İyi ki de almışım.  Şuan tamda bu kitaba ihtiyacım vardı.  


Masal tadında etkileyici bir dil. Hangi satırı çizsem hangisini paylaşsam emin olmadım. 
Bir birinden bağımsız ama bir bütün halindeki pek çok hikaye var. Her biri ayrı merak uyandırıcı. 



Alıntılar

''insan yalnızca aklına güvenince, önce bir suyu kirletip, sonra onun berraklığın inandırır kendini. o kirli suya damlattığı ne varsa, hepsini de insanca bir meşrulukla onaylar. bir gün kalbime yeniden çağrıldığımda, bir başına kalmış aklın kirlettiği sulara son bir kez baktım. son bir kez baktım ve dalgaları birbirine çarparak parçalanan on yılımı gördüm orada."

"anladım ki; kalbinden uzak düşenin kalbini üfleyip, onu yeniden içimize konduran bir kuş nefesi vardır."

"cevher kararmadıkça, her hayat için tetikte duran bir mucize vardır."


''Uğurlayan, uğurladığıyla beraber pek çok mesafeye bölünüyordu. ''

'' Bazıları, kimsenin anlayamayacağı bir eziyetin nöbetini tutarlar, bir türlü kapatamazlar dünyayla aralarındaki uçurumu.