çocukluk hatırası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocukluk hatırası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ekim 2013 Çarşamba

Kardeşçikler

Nabrut blogunda abi sahibi olmak hakkında yazı yazmış. Abi -  kardeş, abla -  kardeş oyunları hakkında var mı ekmek istediğiniz demiş. Bende bu soruyu bekliyormuşum taa gittim çocukluğuma. 
Ne uzak yolmuş öyle :)
Her fırsatta ablalarımdan bahsediyorum da sadece üç kardeşmişiz gibi mi algılanıyor acaba. Biz 5 kardeşiz ben dört numarayım. Aramızda da yaş farkı yok. Hepimiz art ardayız. 
Büyük ablamla yabancı gibi büyüdük desem yeri. Onu nenem büyüttü, kontes vari pek kibarcıktır. Ben köyde büyüdüm gayet kazmayım :) Üniversitede arkadaşlarım ablalarımla konuşmalarımı duyunca şok olurdu.  Büyük ablam ''buyur beybi'' der küçüğü '' ne var?'' Bende ikisinin arasıyım, dengeliyim desem olmayacak. Kendime özgü uyuzluklarım var tabi ki. 


Küçük ablam ergenken tüm şarkıcılara/oyunculara hayran olmasada pek çoğuna hayrandı. Defterinin arasında resim biriktirirdi. Uzakdoğu vurdulu - kırdılı film oyuncularının resimlerini bir defterin arasına koymuştu. Bende onları oradan alıp yerine İlyas salmanın resmini koymuştum. Sonuç güzel bir dayak :)
Her daim küçük ablamla uğraşırdım. ''Git bugün seni dövmeyeçeğim'' derdi. Ben Nihale misali zorla kaşınırdım. Arada sırada ablam hatırlatıyor ''döveyim mi seni'' der bende ''sana sarılırım'' derim. Kendisine dokunulmasından hoşlanmaz.  Ay küçük abla demek ne sıkıcı sanki gerçekte ablamı diyorum yazdım gitti Ayla. Titiz, düzenli pratik vede uyuz (düzenli değiliz diye başımızın etini yiyor) ablamın adı Ayla.
Aylanın her daim günlükleri olurdu. Benden gizli bir şeysi olmazdı ama ben günlük gizli olduğu için hep merak ederdim. Hep yakalanırdım. Daha doğrusu okurken yakalanmazdım ama okuduğumu anlardı. Bir keresinde defteri çekmeçeden almadan önce ipten çerçeve yaptım defterin etrafına tekrar yerine koyacağım güya yine anladı. Ben yine dayak yedim.
Ne ezikmişim ben ya :)
Küçük Emrah bana acıyıp teselli edecek.
Şimdilik bu kadar devamı ne zaman gelir bilemem.
Benden daha anormal aile ilişkileri olan paylaşabilir.
Esenkalın.
Gitmeden resimde beni bulun demeyeceğim. Tanıyanlar bile bilmiyor.

19 Temmuz 2012 Perşembe

Gül kolonyası


Çiçekleri sevmeyen hatta, gülleri sevmeyen var mıdır acaba? Çocukluğumda kapımızda pembe kocaman bir gülümüz vardı. Tek çeşit olduğu için başkalarının güllerinde gözüm kalırdı. Babannem kuzenimle beni almış, gezmelere gitmişiz. Karşı ki köyde uzak bir akrabamız var Parten Hasan Dayı. Yaşlı beyaz sakallı sıcakkanlı bir amca. Kendi gibi yaşlı eşi ile yaşar sık sık birbirimize gider geliriz. Neyse Hasan Dayıyı geçip kapısındaki güllere gelelim.
Kaç tane gülleri vardı hatırlamıyorum ama çocuk gözü ile çok olduğuna eminim :) neyse kuzenle birlikte vitrindeki tavuklara bakan sefil kedi gibi güllere bakıyorduk ki amca bizi fark etti alabilirsiniz dedi. Tabi izin bir iki gülden ibaret olması gerekirken biz işi abartık poşet poşet gül yolduk :) 
Babannem rahmetlisi bize kızıyor Hasan dayı ve eşi alsınlar ne olacak yitip gidecekler zaten dediğinden biz daha bir coştuk :)


Mutlu mesut eve geldik. Bizim oralarda gül reçeli yapılmadığı için pek çok gül ziyan olup gitti, bir kısmından da kolonya yaptım. Annemin porselen bir demliği vardı (aşağıdaki halamın), çeyiz olup hiç kullanılmamış. Gülleri içine koydum üzerine limon kolonyası ve su ilave ettim. Bir kaç gün sonra berbat bir koku oluştu. Beğenmeyip döktüm, kokuyu hala hatırlıyorum. O zamanlar hakiki gül kolonyası nasıl kokar bilmediğimden yapmış olduğum kolonyanın tam kıvamında olduğunu anlamamışım.


O yaşta kolonya yaptığımı kozmetik firmaları duyup beni işe alır mı  :) Hem kpss sınavından da kötü not bekliyorum buda benim soruları çalmayacak kadar dürüst bir insan olduğumu gösterir değil mi :)

hadi gelsin iş teklifleri :)


11 Haziran 2012 Pazartesi

Kepceçik


Daha önce köyde büyüdüğümü söylemiştim. çocukluğum derelerde, tepelerde oynamakla geçti. Derede büyüyen bir çocuk olarak balık yavrusu ile kurbağa yavrusunu ayırt etmesi gerek ama ben biraz saf çocuktum. Ayırt edemiyordum, bir kere kuzenimle balık yakaladık ve en yakın yerdeki tarladan (Allah'tan bizim tarla) kabak alıp içine yakaladığımız balıkları koyduk. Mutlu mutlu eve doğru yol almıştık ki birisi balıklarımızın aslında kepceçik (kurbağa yavrusu) olduğunu söyledi. Bir çocuk olarak tüm dünyam başıma yıkılmıştı :)


Resim geçen seneki yayla gezimizden. Görünce hemen çekmeliyim dedim.