Stefan Zweig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Stefan Zweig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Aralık 2018 Pazartesi

2018'e Veda Ederken

2018!
Nasıl bir yılsın düşününce aklıma sadece yorgunluklar geliyor. Hiç mi güzel bir şey olmadı?

Tatil yaptık mı mesela.

Kurbanda köye gittik. Yorucu ama eğlenceli bir yolculuk yaptık.   Az biraz gezdik. Yeniden Rafting yaptık.  Gün batısınında yüzdük.
Yeni yeni minik şelaleler keşfetti. Sislerde kaybolduk.

Kuzenimin düğünü için orduya gittik. 

Sahi fufulu evlendirdik, bahsettim mi?


Baba tarafından 14 kuzeniz. 8 kız 6 erkek.  Genel olarak birlikte büyüdük. 
 Hayat meşgalesi yollarımızı ayırsa da gönüller hep bir.

Efendim bu kuzenlerden sadece 3 erkek evli idi.
 Kızların bekarlığı milletin dilinde demeye gerek var mı? :)

 Olur da biri evlenirse kırk gün kırk gece eğlence yapacaktık.
Oldu mu? Hayır. 
İşten çıkıp eve gelmek  bile o kadar zor geliyordu ki fufulun düğün hazırlıklarına zerre yardımcı olamadık.

En yakınının elinden tutamak mı, daha dün çocukken bir anda büyümek mi zor geldi bilinmez içim bir tuhaf.

Yaşlanıyorum ve yalnız kalmak fikri çok korkutucu.

...

Efendim düğün aşamasında hiç olmamam gelinin yararına olmuş olabilir.  Bir kere gelinlik bakmaya gittim, küçük detaylarla kızın burnundan getirdim.
 Neymiş ayrıntılara dikkat etmemek gerekmiş.

Nikah öncesi kibrithane de çekim vardı orada günü başlattık. Düğünü Ordu da fındık bahçesinde bitirdik.


...

2018 de yeni işe başlamıştım artık eski oldum. O kadar eskidim ki iş değiştirmeyi düşünüyorum.
Ruhen çökmeme sebep oldu.
Kaliteli insanlarla muhatta olmak istiyorum.
Ne üç kuruşun hesabını yapsın ne de marka çantasını, eşarbını  gözümüze soksun.
Herşeyin gösterişini yapan içi boş insancıklar 2019 da benden uzak olun e mi.
Allahım hayırlı insanlarla karşılaştır.

...

2018 de az gezdim, az okudum bolca uyudum.
O kadar az okudum ki yazsam mı pek bilemedim.
11 kitap. Bir o kadar da başlayıp yarım kalanlar var.

11 kitap kolay özetlenir.

Geçen sene kitaplara giriş yapıp bırakmışım,  başka başka hedefler koymuşum. Uydum mu?
  Hayır tabiki.


13 kitabın 6 tanesi bitmiş, diğerleri 2019 'a artık.

2018 okumaları

Samiha Ayverdi -Dost

Paul Auster - Newyork Üçlemesi ve Brooklin Çılgınlığı



Yazarın tarzı herkese güzel gelmesede ben sevdim.

Faik Baysal - Dranada Son gün


William Beckford -Wathek


Kazuo Ishiguro -  Öksüzlüğümüz


Ali Smith - Kadın erkekle buluşur


Erkan aslan - Avcısını Taşıyan Ceylan


Stefan Zweig -Yakıcı Sır


Pascal Quignard -Adı Dilimin Ucunda

Kimberley Freeman -Kır Çiçeği Tepesi


2019 için  hedef koymayaçağım. Önceki yıllarda niyetlenipte yapmadıklarımı yapacağım.
İnsanlar daha az önemseyeçeğim.
Beni yoran insanlarla daha az görüşeceğim.
Hedefim bu olsun.

...

Bu aralar teraryuma merak sardım ama detaya girmeyeceğim.
Spora başladım,  en musait zamanda da diyetisyene gitmem gerek.

...

Herkesle bir giyinmemek için terziye kıyafet diktirmeye başladım.

...

Sırf kafa dinlemek için konser, sinema ve  tiyatroyaya bir süre gitmemeye karar verdim.

Aslında kaliteli insanlarla muhattap olmama meselesi.

...

Sağlıklı sıhhatlı huzurlu yaşayın.  Allaha emanet olun.



19 Nisan 2018 Perşembe

Nefes alıyorum

10.4.2018
"Bim bam bom catlasın düşmanlar benimde  artık biten kitabım var"
Yanlış anlaşılmasın kitap falan yazmadım.  Abartısız iki aydir elimde olan kitabı bitirdim.
Nasıl mutluyum anlatamam. Hayatta olduğumun işareti resmen. 

Yazmadım ama ruhen beni yoran bir işim var. Tamam bedenen de yoruluyorum da ruh yorgunluğu farklı bir şey. 
Oturunca, uyanınca,  uyuyunca yada uyanınca geçmiyor.  
İnsanın eli bir şeyede  varmıyor. 


...

  " burnunun yaptırılmış hali bu mu?"   dediği yetmiyormuş gibi bunu ulu orta paylaşıyor. 
 Sonra hayat enerjine ne oldu?

Neye tutunsam ki.
Kitaplara tutunsam olur mu? 
Kitaplara tutunmuş halimde iki ayda bir kitap!
 Halbuki sıkıcı bir kitap değil.  
Daha önce okuduğum kitaplara göre de akıcı.


Çözülmesi gereken bir sır yok. Düz bir anlatım. Yeni başlangıçları konu edinen birbirinden ilginç karakterlere sahip bir kitap.

Paul Auster okurumda kitap /yazar not almam mı?

Yazar olarak Henry David Thoreau ve Edgar Allan Poe yi not almışım.  Poe nin tüm hikayeler kitabını almayı düşünüyorum ama yıllar yıllar sonra :)
Zane Grey 'den Mor Çalılığın Atlıları' nı not almışım ama çevirisi yok.
Kızıl damga 'da şuan için ilgi alanıma girmiyor.
O yüzden tek yazar Poe.

 Kitap güzeldi,  okuyunuz.

...

Bu koşuşturmaca içinde bir iki sinemaya gittim. Aile arasında ya da
Ailecek Şarkınız' a da kahkahalarla güldüm, hiç kimse gülmezken.
Hatta çok gülmemize de güldük.

...

İki satır yazıp işi düşünüyorum.  Sevilmeden yapılan iş böyle oluyor galiba. Rabbim kolaylıklar ihsan eyle. Olmadı sabır ver.


19.4.2018

İnsan evladı çok çabuk alışan bir varlık.  Çalışma şartlarında bir değişiklik yok ama alıştım. Yok bu dedim. Tövbe bismillah çarpılırım. Dahada katlanılamaz oluyor da kabul ediyoruz bazı şeyleri. 
Misal bir aydır nefes alamıyorum doktor olan patronumda halimi görüyor ki 7/ 24 bir aradayız. Git doktoruna görün demiyor. Kontrol zamanım geldi de geçiyor.  Tek dediği damla kullan. Diş için izin almışken kulak burun bogaza mi gitsem dedim. Devlettte yer bulamazsın dedi. 
Diş izni bile zorla verildi. Ameliyattan çıktım işe gittim. 
Diş eti cekilmesinden dolayı  damağımdan parça alınıp etleri çekilen yerlere dikildi. Henüz dikişler alınmadı, bugün pansuman vardı,  herhangi bir sorun yok dendi. Bakalım haftaya kadar neler olacak.

...

Bunca olumsuz durum içinde güzel şeylerde oluyor tabi. Kuzenim nişanlandı. Fuful safinaz artık hangisini kabul ediyorsan Rabbim utandırmasın, hayırlı kapılar açsın, ömür boyu mutlu ol inşallah. 

...

 A101 den kitap aldınız mı?
Çeviriler nasıl olur demeden alıyorum. 


Daha önce aldığım halde okumadığım iki kitap olmasına rağmen yeni kitaplarda aldım. 

Moby Dick bir süredir aklımda idi bulmuşken hemen aldım. 
Sürekli sürekli karşıma çıkıyordu,  umarım beğenirim. Gözüme gözüme sokan kaynakları düşününce ilginc bir tarzın beni beklediğini düşünüyorum. 

Bu kaynaklar Poe'yi de gözüme gözüme sokuyor. Biri bana hediye mi alsa :)







27 Nisan 2017 Perşembe

Nisan ayı bitmeden


Evden uzak iki vasıta ile işe gitmedin artıları eksileri nelerdir desem? Yolda gecen onca zaman, uykusuzluk diye başlar  sürüsüyle madde sayarız. Ben bardağın dolu tarafına bakıp yolda okunan kitaplara değineceğim. 4 adet kitap okumuşum ki beni araba tutar. Midem bulanmasa artık yıllardır okunmayan kitapları bitiririm :)

Vıctorıa - Knut Hamsun

Varlık yayınlarını çok geç keşfettim. Daha doğrusu sahaflardan eski kitaplar almayı geç keşfettim. 
Bir kere o tadı varınca da alası geliyor insanın. O niyetle hikaye kitabı aramıştım sahaflardan ama bulamamıştım. 
Adı ilgili olup ta gerçekte ilgisiz olan satıcılardan dolayıda çok kurcalayamadım, var olanlar içinden ilgimi çeken iki kitapla sahaftan dönmüştüm. 
Yazarın Açlık adlı kitabı her yerde karşımıza çıkıyor. Adı bilindik ama dili bilindik değil. En azından benim için bilindik değil. 
İnce olunca yolda izde okurum dedim. Sabah işe gidince araba / tramvay dolu oluyor kendim zor sığıyorum. Akşam ise ikisine de ilk duraktan binip oturuyorum. Midemin elverdiği ölçüde başladım bu saf kendi halinde olan aşk kitabına. Bu arada aşk kitaplarını da hiç sevmem. Asıl hikaye farklı olacak arada masumcuk bir sevda olacak ki sevebileyim.


Kitap 1969 nisan ayında basılmış. Beşinci basım benimkisi. İlk basım 1952 deymiş. 
Çeviri Behçet Necatigil'e ait. 150 sayfalık ince bir kitap.

Okurken kendimi liseli ergen gibi hissettim. Ergenlikte bile aşk  temalı kitap okula ( tamam bir tane okumuştum adını bile hatırlamıyorum ) gel yetişkinlikte oku. Allahım ben bir Bridget  Jones muyum. Aman Allah korusun, son filmi saçma bulmuştum. Rabbim bizi şaşırtmasın.
Kendi halinde saf masum bir sevgiyi oku gel burada cıvık cıvık benzetme yap olacak şey değil.
Çık cık cık kınadım kendimi.
:)

Bir Kadının Yaşamından 24 Saat  - Stefan Zweig 

Yazarın okuduğum 4. kitabı. Geç tanıdım beğendim diye pek çok kitabını indirdim. Hemen okudum mu? Hayır başka iki kitabına başladım,  beğenmedim yarım bıraktım. Sonra ince diye buna başladım. İki hikayeden oluşuyor kitap  İlki kitaba adını veren hikaye. Çok fazla bölünerek okudum diye mi bilinmez sevmedim. Bir yüreğin ölümünü  ise severek okudum. 

Alıntı - Bir Yüreğin Ölümü

Bir yüreğin adamakıllı sarsılabilmesi için her zaman ille de kaderin güçlü bir tokadı ya da
her şeyi sert bir şekilde söküp atan bir güç gerekmez; hatta gelişigüzel nedenle yıkımı
yaratmak, kaderin ele avuca sığmaz heykeltıraş isteğini tahrik eder. Biz insanoğlu, kendi
anlaşılmaz dilimizde bu ilk hafif dokunuşlara bahane deriz ve onun o küçücük cüssesiyle
çoğu zaman muazzam etkili gücüne şaşar kalırız; fakat bir hastalık nasıl sinsice ortaya
çıkarsa, bir insanın kaderi de ancak her şey gözle görülür hale geldiğinde ve olaylar
başladığında kendini belli eder. Kader, yüreğe dıştan dokunmadan çok önce beyinde ve
kanda içten içe ilerler her zaman. Kişinin kendini tanımaya başlaması aslında kendini
savunmaya başlamasıdır ve bu, çoğu zaman beyhude bir savunmadır.

Bir başkasının yüreğinin parçalanması sizi neden ilgilendirsin ki... önemli olan sizin zevk
almanız.

Gezgin - Halil Cibran

Yazarın okuduğum ikinci kitabı. Dilini beğensem de abartıldığı kadar güzel olmadığını söyleyebilirim. 
Kürk mantolu madonna ne çok abartılmıştı. Bende inat edip okumamıştım. Bir an beğenmeyeceğimi düşünüp başlamış çok beğenmiştim. 
Bu yazarı da öyle bekliyordum ama beklediğimi bulmadım. 
Kötü mü ? Hayır, gayet güzel bir dili var ama aynı mesele. Neden bu kadar abartılıyor. Belli başlı yazarlar okunmazsa kitap okunmamış sayılıyor ben onu anlayamıyorum. 

Yazarı yeni tanıdığımı söylesem de okuduklarım çok tanıdık. Yeni bir kitap okumuşum izlenimi vermedi. Zaten 96 sayfa yarısı da yok. Hemencecik bir günde bitti. Kitabı beğendim mi? ''Çok sanatsaldı beni aştı'' diyeceğim. Hiç bir sonuca bağlanmayan hikayelerden bir ders çıkarmam gerekiyordur herhalde ama olmadı. Ben o mesajı çoğu yazılarda alamadım :(


Bu kitapla birlikte sahaflardan alınmış kitaplardan 8. kitapta bitmiş oldu. 7 adet kitap kaldı, benden beklenmeyecek performans oldu. 

Birde dergi fuarından aldığım dergileri yarılasam ne güzel olur. Sadece gezi saysını biraz okudum. 

Yeni kitap olarak Daha önce başladığım İskender Pala'nın kırk Güzelller çeşmesini cantama attım. Araba beklerken bir iki deneme okurum. Onun dışında   Angele'nin küllerine başladım. İkisini birlikte okuyamam gibi bakacağız artık. 
Sınavlara gelince bir ara hevesle başlamış çalışmıştım. Sonra zevk için okuduğum bölümü kendime ödev bilip yük yaptığımı fark ettim bıraktım. Zevk ala ala okuyacağım ( bu fikirden cayıp pişman olacağım ). Yüksek lisansdan hoca çıkmış soruları soracakmış. Bir kere çözdüm. Yapamadıklarımı bir kağıda yazdım sınavdan önce 20 adet yapamadığım soruya bakar girerim. Şuan için 80 - 85 alırım. 

Şimdilik benden bu kadar. Allah'a emanet olun. 


15 Mart 2017 Çarşamba

Amok Koşucusu - Stefan Zweig

Yazarı üçüncü kitabı karşınızdayım. Kitabı bitirdim ne yazacağıma karar veremedim. 
Nasıl bir ruh halidir bilemedim. Zaten bilsem bu satırları yazmaz intihar etmiş olurdum. 
Her biri birbirinden sürükleyici 7 hikaye. Yedi hikayede de ölüm son çare olarak gösterilmiş. Ya intihar edecek yada öldüreceksin. 
Nasıl bir ruh hali, nasıl?
Cidden anlamakta zorlanıyorum. 

Son hikayeyi bitireli dakikalar oldu. Bilmediğim bir ülkedesin evine gitmek için çaba gösteriyorsun. Onca zaman savaşmış yaralanmış yıpranmışsın. Neden savaştın, sonuç nedir bilemiyorsun. Dilini konuşacak tek bir insan yok. Düşünüyorum da intihara gerek yok.
 Bu acıya; belirsizliğe, konuşacak bir insan evladının olmayışına kalbimin dayanbileceğini sanmıyorum. 
Zor dostlar, yalnızlık zor. 
Yazarın dili o kadar güzel ki birbirinden iç karartıcı hikayeleri kaldırıp bir köşeye atamıyorsunuz. Sizi doğrudan içine çekiyor. Sonunu bilmelisiniz, bir çıkış yolu bulmalısınız. 
Hele ki yeşilcam filmlerindeki gibi mutlu sonla biten hikayelerle büyütülmüş bünye dumura uğruyor. Neydi bu şimdi diyor. 
Ben kitabı E - kitap olarak okudum. Son hikaye bitti, sayfalar takıldı galiba dedim. 
Bittiğine inanamadım. 

Kitabın içerisindeki hikayeler.

Bir çöküşün öyküsü ( ayrı bir kitap olarak da satılıyor ),
Madalya ( daha önce bir yerde okumuştum ama neresi çıkaramadım ),
Bezginlik,
Amok  koşucusu,
Ay ışığı sokağı,
leporella,
Leman ölü kıyısındaki olay. 


13 Mart 2017 Pazartesi

Satranç - Stefan Zweig


Yıllar önce okunacak yazarlar listesi yapmıştım. Yazarın ismi orada geçiyor ama fırsat bulup okuyamıyordum. 
Son zamanlarda blog aleminde sıkça karşıma çıkınca okuyayım dedim. 
Bu sayede okumaya başladığım yazarı anlayacağınız üzere  geç keşfettim. Geç olsun ama güç olmasın yavaş yavaş okurum dedim ve üçüncü kitaba başladım. Üç bitmeden ikinci kitabı paylaşayım istedim. 


Adını sıkça duyduğumuz, ben hariç tüm blog aleminin okuduğu kitabımız  yazarın son kitabı Satranç. 

''Kitap neden bahsediyor ?'' derseniz. 

Kitap bir deniz yolculuğunda geçiyor. 
Ünlü bir satranç ustasının dikkatini çekmek isteyen anlatıcımız ilk etapta şampiyonun dikkatini çekmese de ilginç mühendisin dikkatini çeker. 

Mühendis; En önemsiz oyunda bile yenilmeyi kişiliklerine yapılmış bir hakaret olarak gören o kendinden emin, başarılı insanlardandı. Yaşamda önüne çıkanı devirerek yol almaya alışmış ve somut başarıdan şımarmış, kendi kendinin mimarı bu iri yarı adam, üstün olduğu düşüncesine kendini öyle kaptırmıştı ki, ona karşı koyulmasını kendisine karşı haksız bir ayaklanma» ve neredeyse hakaret olarak algılayan bir tip

Bu hırs  halinde anlatıcı kendilerinin amatör olduğunu, asıl başarının kendilerine küçümseyerek bakan şampiyonu yenmek olduğunu vurgulayınca mühendis şampiyonu bulmaya gider. Bir maç yapmak o kadar basit değildir. Her şeyin değeri para ile ölçülür. Neyse ki mühendisin saçılacak parası bol. 

Bir Bay Czentovic'in bana iyilik yapmasına izin vermektense ve sonunda bir de ona teşekkür etmek durumunda  kalmaktansa, para öderim daha iyi.

Zihniyeti ile yarışa tutulurlar. Yenilen pehlivan güreşmeye doymazmış misali tekrar tekrar yenilirler. Taki o yabancının gelişine kadar. 

Tüm dünyası kara tahta üzerindeki piyonlardan ibaret olan dünyaca ünlü satranç şampiyonu  ile tüm dünyası zihninde oluşturduğu kareler üzerinde taş sürmek olan yabancının  satranç karşılaşması başlamış olur. 
Yabancı bu karşılaşma için tereddütte olsa da ; Beni ilgilendiren ve kafamı kurcalayan tek şey, o zaman hücrede yaşadığım satranç oyunu muydu yoksa delilik mi, o tehlikeli kayalığın hemen önünde miydim yoksa çoktan ötesine geçmiş miydim, bunları açığa çıkarmak için duyduğum gecikmiş merak, yalnızca bu. der  ve turnuvaya başlar. 

Turnuvayı kim mi kazandı ?

Kitap hakkında daha fazla detay vermiyorum. Alıntılarla yazıya son veriyorum. Gitmeden de kitabı okumanızı tavsiye ederim.

Bütün yontulmamış varlıklarda olduğu gibi onda da gülünç bir  kendini beğenmişlik vardı; dünya turnuvasındaki zaferinden beri kendini dünyanın en önemli adamı olarak görüyordu ve bütün bu
zeki, akıllı, göz kamaştırıcı konuşmacıları ve yazarları kendi alanlarında yenmiş olduğunu, üstelik onlardan daha çok kazandığını bilmek, onun o eski güvensizliğini soğuk ve çoğunlukla kabalıkla  özler önüne serilen bir gurura dönüştürdü.

Sabit fikirli, kafasını tek bir düşünceye takmış her türlü insan, yaşamım boyunca beni çekmiştir, çünkü bir insan kendini ne kadar sınırlarsa, öte yandan sonsuza o kadar yakın olur; işte böyle görünüşte dünyadan kopuk yaşayanlar, özel yapıları içinde karınca gibi, dünyanın tuhaf ve eşi benzeri  olmayan bir maketini kurarlar.

Bu kurnaz köylünün, derinde  yatan yetersizliğinin arkasında açık vermeme akıllılığı gizleniyor,

En önemsiz oyunda bile yenilmeyi kişiliklerine yapılmış bir hakaret olarak gören o kendinden emin, başarılı insanlardandı. Yaşamda önüne çıkanı devirerek yol almaya alışmış ve somut başarıdan şımarmış, kendi kendinin mimarı bu iriyarı adam, üstün olduğu düşüncesine kendini öyle kaptırmıştı ki, ona karşı koyulmasını kendisine karşı haksız bir ayaklanma» ve neredeyse hakaret olarak algılıyordu. İlk eli kaybedince öfkelendi, uzun uzadıya ve sert bir tavırla, bunun yalnızca bir anlık bir dikkatsizlik yüzünden olduğunu açıklamaya başladı.

Her meslekte gerçek profesyoneller aynı zamanda en iyi iş adamlarıdır.

Bir Bay Czentovic'in bana iyilik yapmasına izin vermektense ve sonunda bir de ona teşekkür etmek durumunda  kalmaktansa, para öderim daha iyi.



Ama yeryüzünde kimin, hiçliğin kölesi olan benim kadar yararsız ve kullanılmayan zamanı vardı ki, kim bu kadar hırs ve  sabırla doluydu?

Bilindiği gibi yeryüzünde hiçbir şey insan ruhuna hiçlik kadar baskı yapmaz. Her birimizi tam bir boşluğa, dış dünyaya sıkı sıkı ya kapalı bir odaya hapsetmekle, eninde sonun da dilimizi çözecek olan baskı, dayak ve soğuk yoluyla dışarıdan değil içeriden yaratılacaktı.

... bir insan yüzü görmedim, bir insan sesi duymadım; göz, kulak, bütün duyular sabahtan geceye, geceden sabaha kadar en ufak bir besin almıyordu.

Satrancın çekiciliği temelde bir tek şeyden kaynaklanır: Stratejisinin farklı beyinlerde farklı biçimlerde gelişmesinden.

Satrancın eşsiz bir yararı vardı, tinsel enerjinin daracık bir alana yönlendirilmesiyle en ağır düşünce eyleminde bile beyni gevşetmiyor, tersine kıvraklığını ve esnekliğini artırıyordu.

Besbelli ruhumuz için yorucu ve tehlikeli olabilecek şeyleri kendiliğinden yok eden gizemli güçler
var beynimizde, çünkü ne zaman geriye dönüp hücre günlerimi düşünmek istesem, sanki beynimde ışık sönüyordu; bana neler olduğunu düşünme yürekliliğini ancak haftalar sonra, işte tam
burada, gemide buldum.



1 Mart 2017 Çarşamba

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu - Stefan Zweig

Başlık atıp gitmişim. 
Aklımdan neler geçmiş yada beynim durmuş çalışmamış. Hangi ruh hali bilinmez yazmadan bırakmışım. 
Beyin denen şey böyle bir tutku karşısında nasıl çalışsın ki. Beyin denen şey kalbin hissettiklerini anlayabilir mi ki? 
''Sana , beni hiç bir zaman tanımayan sana'' diye mektup yazmayı beyin anlarda çocukça bir tutku için tüm ömrü mahvetmeyi ve bundan pişmanlık duymamayı anlayamaz. 


Hiç bir zaman bir anlık heves için ailesine rest çeken,  evden kaçan, hayatını mahveden insanları anlayamamışımdır. Nasıl bir akıl tutulmasıdır. Onca düzen yüzüne bakmayacak, insan yerine koymayacak biri için bozulur. 

Çocuğuna nasıl bir açıklama yapar insan.
 ''yavrum sen bir anlık hevestin, heves geçti gitti sen kaldın. Bununla yaşa ama düzgün bir insan ol. Olabiliyorsan tabi'' 
Yok ben anlayamıyorum. 
Rabbim şaşırtmasın diyelim. 

Kitaba dönersek. 
Fikir bana ters olsa da kitabı beğendim. Dili çok güzel. 
Erkek yazarın bir kadının dilinden bu derece güzel bir mektup yazacağın düşünmek etkileyici. En kısa zamanda yazardan başka bir kitap okumayı düşünüyorum. 
Bu arada fark ettim ki dilini beğendiğim yazarlarda bir anormallik var. Yazarımız eşi ile birlikte intihar ediyor. 
Ben bunu da anlamıyorum. Bir insan neden intihar eder ki? 
Yok ben pek çok şeyi anlamıyorum. Anlamamak da işime geliyor galiba. 

Kitaba dönecek olursak tek taraflı bir aşkı anlatıyor. 
Türk klasikleri olsa kadın tek taraflı aşkını kapalı kafesler arkasında yaşar, sevdiğinin yoluna dahi çıkmayı bırak tek kaşını kaldırıp bakamaz. Sırrı onunla birlikte gömülür. 
Bu kadın biraz farklı, ah kadın mı dedim. Çocuk demeliydim. 13 yaşındaki bir çocuk aşkını kalbine gömmek istemiyor. Sevdiğinin yoluna çıkıyor, fark edilmek istiyor. Bir bakış, bir temas...
Fark edilmese de istediği teması yakalayabiliyor. Diğer kadınlar gibi unutulup gidileceğini bile bile o teması bekliyor ve beklediğini buluyor. 
Beklediği temas için bir imkan daha doğar  diye yıllarca bekler. O vakit gelince  fark edilir mi kısmını artık okuyunca kendiniz görürsünüz. 

Bu arada benzer konuda bir film izlemiştim. Tek taraflı saplantılı bir aşk hikayesi Audrey Tautou nun başrol oynadığı. Kendisi ressamdı. Evli bir komşusundan hoşlanıyordu. Adamın hayatını mahvetmiş en son hastaneye kaldırılmıştı. 
Kitabımızdaki karekter sevdiğine değil ama kendine zarar veriyor. 


Hem kitabı hemde filmi tavsiye ederim. Filmin çevirisi yanlış hatırlamıyorsam seviyor sevmiyor gibi bir şeydi. 
Benden bu kadar esen kalın.