2 Eylül 2014 Salı

Dünyanın Hakimi - Jules Verne

Çocukkende kitap okumayı severdim. Bir kitabı bir kaç defa okurdum. 
Bir Kemalettin Tuğcu bir Jules Verne tüm kitaplar olmasada çoğu kitapları okumuşumdur.  
Tamam iki yazarda birbiri ile alakalı değil. Ne yapayım bizim köyde daha farklı yazar vardı da ben mi okumadım.  
Tamam ya bir iki Gülten Dayıoğlu vardı. 

Jules Verne benim çocukluk yazarımdır. 
Her kitaptaki kahraman bendim. Kitapta olmayanlarıda ben ilave eder olayları tek tek yaşardım.


Ben çok severdim diye yeğenimin de seveceğini düşünerek çizgi roman versiyonunu aldık.  Tabi bu olay geçen sene oluyor.  Geçen seneden bu yana 11 sayfa falan okunmuş.  


Çocuk belki benle birlikte okur diye kütüphaneden aynı kitabı aldım.  Göktürk benden önce başladı. Ben Yaşar Kemal okuduktan sonra dünyanın hakimine başladım.  Kitabi bitirdim. Göktürk de bitirsin diye bir dünya dil döktüm.   Bitirmesini bekledim, beklerken 4 kitap okudum. 68 sayfalık kitabın 40 sayfası okundu, başka kitaba geçildi.  
Bakalım Levent kapodokya turunu bitirebilecek mi?
Çizgi film izkeyen bir çocuğa kitap okutmak cidde zor. Çizgi film ile çocuk hayal etmeden her şey sunuluyor,  kolaya alışınca beynini yormak istememesi normal.

Ne yapmak lazım ki?

Aa kitap yorumu yapmadım.  
 Galiba büyümüşüm, kitap ilgi çekici değildi. Sonunu saçma buldum. 
Büyümek zor zaanat.

1 Eylül 2014 Pazartesi

Ben döndüm

Blogumu sık sık güncellemesemde takip ettiğim blogları düzenli olarak ziyaret ederim.
Bir haftadır abimdeydim. Evde tabletde bilgisayarda var ama ben şifre giripde bloguma bakamadım.  
Kırk yıllık şifremi blog kabul etmedi.
Bu zaman zarfında neler yaptım.  Dört adet kitap okudum. Bol bol oyun oynadım. 
Çocuklara tablet almayı saçma bulanlardanım. Tamam biz küçükken ( düşündümde ilk okulda iken yoktu)  tetris vardı,  sık sık oynardık ama biz dönüşümlü kullanıldık. 
Parmak kadar çocuk icin ne lüzumsuz diyordum ki yeğenimin oldu. 

Anne baba aynı yerde çalışıyor.  Müşterinin biri notlarının hepsi beş olursa tablet alacağına söz vermiş. Bizimkide elinden bırakmıyor.  Halası da onunla oynuyor.
Ne yapabilirim benim çocukluğumda tablet vardı da ben mi oynamadım.  


16. Seviyede ejderha ve lise döneminde nur topu gibi tom var :)

Efendim ben yazmayı, okumayı daha da önemlisi sizleri özlemişim.  


Aa kaktüslerimi unuttum onlarıda özlemişim.  Birtanesi çürümük üzere akşam serininde bakım yapacağım. 
Annem geldi Amme süresini okuyacakmiş benimde dinlemem gerek.

Esenkalın. 




21 Ağustos 2014 Perşembe

Okuma şenliği ikinci ay


Okuma şenliğinde ikinci ay oldu. Okuma hızımdan ziyade okuduklarımı önemseme başladım.
  Okuduğum kitaplar okumak için geç kaldığım kitaplar. Daha önce okusaymışım iyi olurmuş.
Roman okuduğumu gören birisi Şark edebiyatı okumamı tavsiye etmişti.   


 Şark edebiyatı deyince aklıma hep dini kitaplar geliyor. Ben yeterince dini kitap okudum, ihtiyacım yok havalarında idim. 


Kitap okumanın bir kültür olduğunu henüz idrak edememişim :(

Başlangıçi Şark edebiyatı ile yapmış bulunuyorum.

9. Kategori; Adında bir sayı geçen kitap

Üç müslüman bilge,  S. Hüseyin Nasr, insan yayınları, 

Cahillik had safhada :(


 Bahsedilen bilgiler hakkında hiç bir fikrim yoktu.  Halada yok, yani alt yapı olmayınca tek kitapla bilgi birikimi olmuyor. En kısa zamanda konu ile alakalı kitap okuyacağım.

30. Kategori; 17. 18. 19. Yy'da yazılmış birer kitap


Bir Papazın Osmanlı Günlüğü,  John cover,  dergah yayınları, 

Kitabı yıllar once Beyazıt kitap fuarından almıştık.  Bir ara başlamış bırakmıştım.  Her şeyin bir zamanı olduğu gibi bu kitabın da zamanı yeni gelmiş olmalı ki bir çırpıda bitti.


Kitap 17. Yy sonlarında yazılmış, 18 yy da yayınlanmış. 
Papaz Osmanlı topraklarında ki kiliselerin durumunu incelemek  için görevlendiriliyor.  Görevi süresince gördüklerini kaleme döküyor.  Kitabın ön sözünde detaylı bilgi verdigi için yazarın o dönemde sıkıcı bulunduğu yazıyor.  Ben detaylı bulmadım, hatta yüzeysel buldum.
 Bir papazdan bu derece yüzeysel bir kitap beklemiyordum. Gözlem yapıyor ama yaptığı gözlemi hakiki bilgilerle pekiştirmiyor. Tv değilki izleyip geçiyorsun e mübarek,  bir sor neden diye. 
Yabancılar gözünden Osmanlı Devletini anlatan başka kitap varsa okumak isterim. Konuya ilgi duyuyorsanız  ilk olarak bu kitabı tavsiye etmem :(

Şarktan Haber, Muhammed Ikbal, sufi kitap, 239 sayfa

Ben bu kitaba başlarken ablam üç müslüman bilge'ye başlamıştı.  Kitabı okumayacağım dedi. Bende bunu okumayacağım/ okuyamayacağım dedim. Baksana ne ağır dedim iki satır okudum, bırakamadı.


Gizli derdi olmayan insanın teni var ama canı yoktur.
Eğer can istiyorsan sonsuz bir aşk ve hummalı bir çırpınış iste!

29. Kategori; şimdiye kadar kitabını okumadığım yabancı yazar

Türk yazarları geçen ay okudum. Bu ay yabancı yazarları okuyup kategoriyi bitirdim. Yabancı erkek yazarıda değiştirdim. 

Siyasetname,  Nizamülmülk,  dergah yapanlar,  286



Kitaba sinir olduğumu daha önce belirtmiştim. Iran toplumunda kadına hoş gözle bakılmadığını bilmeyen kaldı mı? Detaylara girmeyeceğim.

En mavi göz, Toni morrison,  can,  190 sayfa

Bazı kitapları hiç alamayacağım. Sefillik başka şekilde de anlatılabilirdi. 


Cinsellik bile sayılmayacak olaylar bu kadar ön planda olmamalı.  
Daha önce iki defa başlayıp bırakmıştım.  Bu sefer bitsin istedim.

Benim için zaman kaybıydı.

19. Kategori; Halen yazmaya devam eden yazar

Canfeda Hz. Fatıma, Sibel Eraslan, Timaş,  366


Sibel Eraslan'ın okuduğum ikinci kitabı.  Dilinin ağır olacağını düşünüp daha sonra mı okusam diye düşündüm.  Dil diğer kitaba göre daha sade, başlamamla bitirmem bir oldu.

16. Kategori; herhangi bir edebiyat ödülü kazanmış bir kitap

Benden selam söyle adadoluya, Dido Sotiriyu, alan, 243

 Menekşe ablanın verdiği kitaplar o kadar çok ki oku oku bitmiyor. Bu kitapta onlardan biri. Daha önce başlamış ama bitirememiştim, nasip bu vakte imiş.


Kurtuluş savaşı ve savaştan önceki dönemi bir Rum köylüsü ağzıyla aktarıyor.  Daha önce de yazılanları dogruluğundan şüphe ettigim için yarım bırakmıştım şuan dahi fikirlerim değişmedi.
Bir Rum kitap yazıyor ve alttan alttan Türklerin Ermenileri katlettiği fikri veriliyor.  Amaç ne ise kitaba 1982 yılında  Abdi Ipekci Türk Yunan dostluk ödülü veriliyor.

5. Kategori; kişisel gelişim

Giderken bana bir şeyler söyle,  Mustafa Ulusoy, Timaş yayınları,  272 sayfa

Mustafa Ulusoy'u yıllar önce arkadaşım tavsiye etmişti.  Ay terapisini okuyordu. Aklımın bir köşesinde yer etmiş.

 Gazetedeki yazılarını arada bir takip ediyordum. Arada bir diyorum çünkü üst üste okunmuyor ağır geliyor.


Kitabı okurken kısmen begendim kısmen sıkıldım.  
Kitap bir üçleme imiş ben diğerlerini okur muyum bilmem.
Kisaca konuya değinmek gerekirse. Ölüm üzerine terapi öyküleri.  

13. Kategori; aynı zamanda çevirmenlik yapan yazar. 

 Sebahattin Ali, Değirmen,  Yapı Kredi Yayınları,  137

Yazarı ilk Kuyucaklı Yusuf ile tanıdım.  Tamam güzel kitap ama bir yazar neden bu kadar abartılır diyordum ki kürk mantolu madonna ile karşılaştım.


Kitap iki kısım ve kısa hikayelerden oluşuyor.
Kitabın başında yazarın notu var acemi işi notlar olduğuna dair.
 Anlayacağınız değirmen yazarın çıraklık eseri. Büyüyünce herkesin etkileneceği kitaplar yazacağım diyor satırlar.  Sanmayın ki hikayeler sıkıcı.  Hikayeler güzel olsada bir kürk mantolu madonna da değil.
Okuyun karar verin.

2. Kategori; sadece bir kitabını okuduğun ve sevdiğin bir yazardan ikinci kitap

Ellerin sesinin rengindeydi, Faik Baysal, can, 184

Faik Baysal ile hikaye sevdiğimi keşfettim.
 Yazarın ağır hikayelerine alıştığımdan mı bilinmez bu kitap daha sade geldi.
Yazarla birlikte duyguların rengi olabileceğini görmüş oldum.
Pembe bir dokunuş, mavi ses...
Yoksa siz hala yazarı keşfetmediniz mi?



15. Kategori masal kitabı

Nun masalları,  Nazan Bekiroglu, Dergâh,  150

Herkes her kitabı okuyamaz bir kez daha gördüm.  150 sayfa nasıl zorladı anlatamam. 



1. Kategori yaz mevsimini çağrıştıran bir kitap

Çıplak deniz çıplak ada, Yaşar Kemal,  Yapı Kredi Yayınları,  267

Daha önceki etkinlikte serinin üç kitabını okumuştum.  Dört gözle hikayenin olumlu bitmesini bekledim. Kitaba başladım yeni karekterler eklenmiş hikayeye.  Poyraz, vasili, Nişancı unutulmuş bir an.


Önceki kitaplarda savaş yaraları ağırlıkta idi bunda ise politik çıkarlar ve sevdalık.

Bir ayda böyle bitti.
Bu yazıyı bir ayda bitirdim. Bakalım okur kaç günde bitirir :)

12 adet kitap okumuşum.  Bunlardan 6 tanesi Türk yazar.
Kitapların 3 tanesi hikaye, 4 tanesi roman.
Yayın evi olarak 3 tane dergah, 2 şer tane can, Timaş ve yapı kredi yayınları, ardından insan, sufi, alan.

Geçen ay 9 kitap ile 2026 sayfa kitap okumuştum.

Bu ay ise 12 kitap ile toplam 2709 sayfa kitap okumuşum.

Geriye 14 Kategoride 19 kitap kaldı.  Hepsini okur muyum bilmem.  Daha ne okuyacağıma karar vermediğim kategoriler var.
Bu aylık bu kadar.  Gelecek ay buluşmak dileği ile esenkalın.


16 Ağustos 2014 Cumartesi

Fennari işler; şişe süsleme

Sebebi yada nereden türediği bilinmez. Boş işlere bizim orada fennari işler denir.
Ben çok severim fennari işleri.  Hem bir şeyin fennari/boş olması göreceli bir kavramdır.  Benim için gerekli olan başkası için boş/fennari olabilir.
Vakit geçirmek için uğraştığım herşey annem için fennaridir. 
Bakış açısı ne diyelim.

  Uzun zamandır şişe süslemeyi düşünüyordum.  Netten pek çok örnekler inceledim, nasıl yapılır kendi çapımda öğrendim. 


Başararısız olma ihtimaline karşılık masrafa girmedim. Mevcut olan duvar boyasını kullandım.  Şişe içlerini boyama kısmında başarılı olamadım.  Içindeki fazla boya çıksın diye ağzı aşağıda bir gece beklettim, sabaha tüm boyanın aktığını gördüm. Cam boyası olsa akmayacağı aşikar. 


Dış kısımlarının hoyanmasında sorun yok.
Neyse masraf yapmadan boyama hevesimi almış oldum. 
Geçen gün Menekşe Abla ile Eminönüne gittik. Ben erken gidip tahtakalede dolaştım.  Henüz nerede ne var bilmesemde tahtakalede dolaşmayı seviyorum. 


Ben çok açılmadım uzun zamandır almak istediğim hasır ipten bir tane aldım.  Minik mandallar olmazsa olmaz. 
Iki adet kaktüs ve ablam resim çekilirken kullansın diye renkli gözlük. 
Gözlüğü beğenmedi,  aynalı istemişti beğenmediğim için almadım.  
Kaktusler uygun olunca iki tane aldım.  O fiyata çok çeşit yoktu. Bir tanesi ablamın aldığının bir çeşidi.  


Şişe süsleme için çocuk gibi heyecanlandım. Akşamdan planlar yaptım.  Sabahda tüm materyallerimi önüme döktüm.  
Kopanaki ve fermuarlar ablamın iş yerinden.  Mandallar farklı zamanlardan tahtakaleden. Yapıştırıcılar babam sağolsun. 
404 ' ün tüm çeşitleri vardı.  İpi sararken civisiz civi diye adlandırılanı kullandım.  Kopanakiler için şeffaf zehir kullandım.  Zehir diyorum çünkü beni mahvetti. Eldiven kullanmadım parmaklarım yandı. Gözlerimde yandı.  
Kullanırken ipin üzerinde hafif hafif buharlar bile tüttü.
Yaptığım hiç akıl karı değil biliyorum. Siz yapmayın diye anlatıyorum. Birde ne kullanmam gerektiğini söylerseniz fena olmaz.



İlk etapta şişeleri hazırladım. 


Zor kısım bundan sonra.  Ne kullansam ki. 



Her ihtimali tek tek değerlendirdim.


En sonunda bunlara karar kıldım.  Kalemlik üzerinde mandallı uğur böceği büyük kaçtı belki değiştiririm.


Şimdilik böyle kalacaklar.  Nerede nasıl kullanırım karar vermedim.  Aklım çerçeve yapmak var. İçinde de anahtar. En kısa zamanda tahtakaleden anahtar ve çerçeve bakılacak.  

Benden bu kadar. Sizin fennari fikirlerinizi alalım. 


14 Ağustos 2014 Perşembe

küçük mutluluklar; kaktüs

Küçük şeylerden mutlu olabilmek  ne güzel. Tüm gün minik bir kaktüslere bakıp bakıp mutlu oldum.

Ablamla netten seracı bulmuş bakıp duruyoruz, ne alsak diye. 
Neymiş kendimiz gidip görmeliyiz. Böyle diye diye seraya gidemedik. Ablam onun yerine eminönünden kaktüs almış. Annem görmesin diye kamufle etmiş.  


Sabah züccaciye den plastik renkli kase alıp altlarını deldim. Daha önce pet bardağa diktiğim kaktüsüde değiştirdim. 


Daha önce yaşadığım olaydan dolayı kaktüslere gözüm gibi bakıyorum.  
Saksılarını değiştirdim her gün büyüme oranlarına bakıyorum.

 Halamın çiçeklerini kıskandım.  Halam köyden dönene kadar büyümezseler halama emanet vereceğim.


Artık 13 çeşit kaktüsüm var bakalım yaz sonuna kadar ne kadar büyüyecekler yada kaç tanesi yaşayacak.  Bir tane kurumak üzere :(

Net yoktu beklerken aklımda kırk bin düşünce vardı sokaktaki gürültüden hepsi uçtu gitti.
 Karşı komşunun oğlunun asker düğünü var.
Tüm sokak inledi ama oyun oynamayı beceremiyorlar. 
Küçük ablama diyoruz git bir yol yordam göster gürültü yaptıklarına değsin. 

Sanatsal yazılarım yarım kaldı  :)

 Ben gidiyorum sessiz kuytu köşe arayacağım. 

6 Ağustos 2014 Çarşamba

Otağtepe

Ablam uzun zamandır gidelim diye tutturmuştu. Arkadaşda kitap okumak için ideal yer diye söylemişti.  Tamam tamam ta karşı tarafa kitap okumaya gitmem.  Hoş avrupa yakasında bir yerede sadece kitap okumaya gitmem. Havalar çok sıcak.  Kafamı dahi camdan dışarı çıkarasın yok.

Otağtepeye bayramda gittik. 


Gittimiğimizde kapanmasına 20 dakika kalmıştı.  



Yirmi dakikada tüm köşeler olmasada pek çok yerini adımladık.



Her merdivende, her bankta oturduk resim çekildik.



Kardeşimi çileden çıkardık "birde burada çek" diye.


 Yirmi dakika kısa olduğu için her şey yüzeysel kaldı.  Manzaranın tadını çırakamadık. 

En kısa zamanda tekrar gitmeli, manzaranın tadı çıkarılmalı ve kitap okunmalı. 
 Esenkalın. 

4 Ağustos 2014 Pazartesi

Toprak


Keykubad'ın tahtı,  Cem'in tacı toprak.
Kilise, put yerleri, Kabe, toprak.
Lakin bilmiyorum, benim cevherim nedendir?
Gözüm,  göklerin üstünde; tenim toprak.


Muhammed Ikbal, Şarktan Haber