12 Şubat 2016 Cuma

Kitaplar kitaplar


Ah efendim bu günler geçer giderde neden haberdar etmez. 
Bir türlü geçmeyen sattler aylar, yıllar hesabı yaparken nedense çabucak geçmiş oluyor. 
2016 yılından iki ay geçmişte fark dahi etmemişim.

Bu zaman zarfında neler okumuşum bir iki kelam edeyim, sonra döner bakarım.


Babamların ( babam ve küçük amcam ) köydeki kitaplığının bir hazine olduğunu fark etmem için yılların geçmesi gerekiyormuş. Allahtan yazın köye gittimde dönerken bir iki kitap aldım.  
Yıllar önce Menekse Abla bana kitap vermişti. O kitaplardan okumadığım kitaplar var. Aynı davranışı köyden getirdiğim kitaplara yapmayacağım en azından yarısını bu yıl okuyacağım. 

Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler 
Rasim Özdenören


Uzun zamandır Rasim Özdenören okumak istiyordum ama ne ile başlayacağıma karar veremiyordum. Köy kitaplığında görünce hemen yanıma aldım.  Okumak bugünlere nasipmiş.

Kaliforniya'nın portakal bahçelerinde portakal toplamaya çıkmış yüzbinlerce tarım işçisinin günde üç portakal karşılığında bütün gün çalışmaya mecbur bırakıldıkları için karınlarını doyuramadıkları fakat bahçe sahiplerinin fiyatları düşürmemek için toplanan portakalları denize döktükleri bir dünyada, bir bozukluk olduğunu görebilmek için Kaliforniya'ya portakal toplamaya gitmiş olmamız da gerekmez.

Cümleleri ile başlayan kitap

İnsanın, toplumsal hayatı gibi düşünce hayatının da karmaşıklaştığı bir dünyada "müslümanca düşünme"nin imkân ve yöntemi nedir? İslâm konusunda yeterli "malumat"a sahip olmak, "müslümanca düşünmek için yeter mi? İslâm özü ve bütünüyle kaynaştırılamayan bilginin, düşünme etkinliğini oryantalist bakış açısına mahkûm etmesi kaçınılmaz olmayacak mı?

Cümleleri ile sona eriyor. Kitapta bu son cümleye cevap niteliğinde. 


Bireysel ve Toplumsal Değişmenin Yasaları
Cevdet Sait


Yazar kimdir, neler yazar hiç bir fikrim yok. Insan yayınlarından* daha önce okuduğum kitaplardan yola çıkarak beğeneceğimi düşünerek köyden getirdim. 
Kitaba başlamadan kim olduğuna baktım.  Yazar tanıtımında "Bozulmaların ve kokuşmaların batağı kabul ettiği büyük kent hayatından uzakta beslediği iki ineği ile Şam yakınlarında bir dağın eteğinde yaşamakta" yazıyordu.  Yazar bu devirde yaşasa ne yapar acaba?

Hakkında pek bir şey bilmediğim yazar "değişen" toplumda "gelişim" sürecini ayetler, hadisler ve İslam düşünürlerinden örnekler vererek açıklamış.  Bu kapsamda İbn Temiyye, İmâm Gazali,  Seyid Kutup ve Muhammed Ikbal'den sık sık alıntılar yapmış.

Bizde bir iki alıntı yapacak olursak;

Kur'an-ı Kerim hastalık sözcüğünü çeşitli yerlerde anmaktadır. Fakat bununla kastedilen bireyin bedeninde oluşan rahatsızlık değildir.  Kur'an'da adı geçen kalp hastalığı, fikirlerle münasebetinin ardından oluşan fikri hastalıklardır.  Bu hastalık kişiyi ümmet içinde toplumsal görevini yapamaz duruma getirir. Nasıl kalp yetersizliği bedeni güç sarfı isteyen herhangi bir işe koyulmaktan alıkoyuyorsa, toplumun fikri odalarına çöreklenen zafiyet de toplumu hem bünye, hem de bilgi planında güçlü olmayı gerektiren herhangi bir probleme yönelmekten alıkoyar.

Dokuma esnasında bitki sapları nasıl ilmek ilmek örülüyorsa, nefsin örgütü de zaman esnasında kendisine çeşitli vesilelerle arız olan düşüncelerle fikir fikir örülerek tamamlanır ancak.

Kitap, peygamber sözü ve tüm doğa yasaları, onların farkında olmayan insan için atıl bir nitelik arzeder. Bu, sözkonusu yasaların etkinliklerini yitirmiş oldukları anlamına değil,  Müslümanın onlardan artık yararlanmayacağı anlamına gelir. 
Mesele, kitab'ın uyarma görevini yerine getirmediği değil,  Müslümanın düşünme görevini yerine getiremediği yolundadır.

Yazarın Türkçeye çevrilmiş pek çok eseri mevcut ilerleyen zamanlarda başka bir kitabını okumak isterim.

Toplumbilim Üzerine
Ali Şeriatî


Ali Şeriatî'de uzun zamandır okumak istediğim yazarlardan birisi. Köyde iki adet kitap görünce hemen yanıma aldım.  Hac ile ilgili olan şuan için ilgimi çekmedi, toplum bilimi ( islam düşüncesi ) üzerine okuma yapmışım madem devamı gelsin dedim ve başladım. 
Kitabın giriş kısmında yazar hakkında detaylı bilgi veriliyor olması benim gibi yazarı tanımayanlar için avantaj.
 Direk konuya giriş yapmak isteyenler için 30 sayfalık bibliyograf sıkıcı olabilir o ayrı dava.

Kitap hakkında fikir vermesi için bir iki parça paylaşacağım. 

Hicretin hiç de tarihin ve tarihçilerin göstermek istediği gibi basit bir olay değil, tam tersi son derecede muhteşem bir ilke olduğunu; buna rağmen şimdiye kadar kimsenin bu konuya değinmediğini gördüm.  Bütün tarih boyunca hicret, medeniyetlerin doğuşunda başlıca etken olduğu halde, tarih felsefesi ile uğraşanlar bile bu konuya gereken önemi vermemişlerdir. 
Tarihte bildiğimiz 27 medeniyetinin hepsi, bir hicretten sonra ortaya çıkmışlardır. Bunun bir tek istisnası bile yoktur. Bir başka deyişle,  ilkel bir topluluğun yaşadığı yurdu bırakıp bir baska yere göçmeden medenileşebildiğini gösteren bir örnek yoktur.

İslam, tarih ve toplumun temel ve şuurlu belirleyicisinin, Nietzschenin düşündüğü gibi seckinler, Eflatunun ileri sürdüğü gibi Aristokrasi, Calyle ve Emersonun inandığı gibi büyük insanlar rahipler ve aydınlar değil,  kitleler olduğunu savunana ilk toplumsal düşünce akımını başlatmıştır. 

İnsan davranışlarında hürdür; ama hürriyetini kullanabilmesi için tabiatta daha önceden var olan yasalara uymak zorundadır. 

Adem'in kıssası nasıl insan felsefesinin kaynağı ise; Habil'le Kabil'in kıssası da tarih felsefesinin kaynağıdır ...  Habil'le Kabil'in kavgası her kuşağın yaşadığı bitmeyen hir kavgadır.

Yazarın  Adem'in oğullarından (habil ve kabil ) yola çıkarak toplum üzerine yaptığı yorumlar okunmaya değer. Mutlaka okuyun.


Benzer konularda farklı yazarlar okuyunca yorumlar ve bakış açıları değişiyor. Yeni fikirler, yazarlar ve kitaplar not alınıyor. 

Ben bu üç kitaptan neler öğrenmiş,  neleri not almışım?
Öncelikle yeni yazarlar tanımış, yeni fikirler edinmişim sadece bu bile yeter.

Bu kapsamda Ibn Teymiyye, Malik bin Nebi, Zemahşeri, Ayn El Kuzat Hamadani, Hüseyin M. Mansur fikir sahibi olduğum alimlerden bir kaçı.  

Yeni kelimler öğrenmişim 

Vărid; olabileceği akla gelen
Enfüsi; öznel
Ărız; sonradan ortaya çıkan
Āraz; tıpta belirti
Tazammun;kapsama içine alma
Cebriye; felsefe yazgıcılık
Tecviz; izin verme, yapılmasının uygun bulunması
Cerbeze; güzel konuşma,  becerikli
Heyula; korkunç hal

Toplum bilimi üzerine okuduğum kitaplardan yola çıkarak şuan icin ibn Teymiyye okumayı düşünmüyorum.  O kadar çok basvuru yapıldı ki okumuş kadar oldum. Belki Cezayirli yaxar Malik bin Nebi'den bir kitap okuyabilirim. Veeee uzun zamandır okumak istediğim İbn Haldun'un Mukaddimesini bir an önce okumalıyım. 
Hadi birisi bana dergah yayınlarından hediye alıversin :)
 Aslında okuduğum iki kitap ve iki dergi daha var ama bu yazı çok uzadı o yüzden burada bırakıyorum.  

Allaha emanet olun.

* insan yayınlarından okuduğum kitaplar

9 Şubat 2016 Salı

Resim yapma çabalarım

"Resimsiz yaşayamam" diye bir cümle kuramasamda  kendimi bildim bileli resim yapmayı sevmişimdir. Sağa sola çiçek böcek çizeceğime bir kursa gitme kararı vermem de bir iki sene önce idi. Kayıtların süresi geçmiş, kayıt dolmuş, yedeklere kalınmış derken bu sene kursa başlayabildim.
Başladım başlamasınada yetenek sıfır.  "A resime yeteneğin mi var?" tepkisine "Yetenek yok, heves var" demek zorunda kalıyorum. 
 Sınıfın seviyesine göre biraz gerilerde olunca sınıf arkadaşlarım gibi masrafada girmiyorum. Hele bir öğrenelim o vakit alırım deyip ortalama ürünler alıyorum.  
Bu yazıdaki amaç ortalama bir ürün neymiş, ne kadarmış onu paylaşmak.  Belki birileri beni aydınlatır,  bunlar ortalama değil falan der :)
Öncelikle resim kâğıtlarını tek tek de alabilirsiniz ama defter almak daha ekonomik. Ben biri büyük diğeri orta boy 3. defterimi aldım. 


Renkli kağıtları ilk etapta 3 renk almamız yeterli idi daha sonra gözümüzün duyduğu kadar aldık.  Benim gözüm üstteki kadar doydu arkadaş her rengi topladı.  Gelelim Canson kağıtlar ne kadarmış. Inkılap kirtasiyede 1,25 tl, Hakikatte 95 kuruş. 


Kalem olarak ilk olarak Faber Caster'in üstteki mavi kalemleri aldım.  Öğretmen kaliteli olmadığını söyleyince ve bende kalemleri kaybedince ( kalemlerim kaybolunca tüm malzememi etiketledim) yerine Lyra'nın setini aldım.  Seti 24,50 tl aldım.  Gerekli mi derseniz benim için hayır. Biz sadece 2B den başlayıp 3B, 4B, 5B kullanıyoruz. Setin içinde F, H ve H serisi var. İstediğim kalemler için tekrar kalem aldım.  Fatih'in üstteki yeşil kalemi Fabere göre iyi olsada yeterli değil.  O yüzden Lyra'nın dereceli kalemlerinden aldım.  Yerine göre tane fiyatı 1,75 - 3 arası değişiyor. 
Füzen ve sanguine kalemlerini kullanmadım. Hamur silgiyide pek kullanmadım
Toz pastellerde 12 tl. Kendisi ilgi alanıma girmedi.
Bu yazıyı yazmama sebep olan kuruboyalar gelirsek.


Metelik kuruboyalar merak ediyordum. Kayık yaparım diye hemen aldım. 
Faber Caster'in beyaz kalemi 4,95 ( 5 değil yani :) ) diğer kalemler  Lest 3,95 tl.  
Bu kalemler Fatih inkilaptan alındığı için biraz pahalı. 


Bu kalemler lyra aquarell serisinden.  Sınıfın tecrübeli kişileri sulu kuru kalem almamızı tavsiye etti. Yeri gelince ıslatıp sulu boya gibi kullanabiliyoruz. Yani kullanan kullanıyor, benim gibilerde resmi murdar ediyor :)
 Bu kalemlerin teki 2,75 olarak hakikatin Çagaloğlu şubesinden aldık.  Arkadaş tüm kırtasiyeyi topladı ben 20 lirayı aşmayacağım dedim kendimi durdurdum.


Şimdilik bu kadar yeterli, sanatsal çizimler yapmaya başlarsam duruma göre bir şeyler alırım.  
Bunca laftan sonra bir iki resim paylaşmadan olmaz di mi?
 Ara dönem ödevi çorba kepçesi çizecektik. Internette pek fazla örnek yoktu. Bende normal resimden çizdim.


Cumartesi günü ders var bakalım nerelerde hata yapmışım. 
Benden bu kadar, Allaha emanet olun.





17 Ocak 2016 Pazar

Trabzon gezmeleri; Ayasofya

Resimleri düzenlerken yazlık geziden paylaşmadığım resimleri fark ettim. Bir iki resim paylaşayım aklıma gelince bakarım artık.

Ayasofya ya yıllar yıllar önce gitmiştim. Aklımda kalan kocaman küplerdi. Aklımda yanlış mı kalmış bilemedim. 
Tekrar gittiğimde küpler yoktu.
 Netten baktım küplere dair bir şey bulamadım.
Allah'ım yoksa görünmeyen varlıkları mı görüyorum. Ay ay yoksa gizli hazineleri mi görüyorum :)


Efendim Ayasofyanın camiye çevrildiğini biliyordum ama bu kadarını beklemedim. Tam olarak nasıl bir politika izlenmiş bilinmez. Bilindiği bir şey varsa saçmalıktan başka bir şey değil.


 İlk olarak dış cephedeki freskeri inceledik.



 Fresklerin altında kısa bir açıklama var. kimseye danışmadan anlayabiliyorsun.

 Daha sonra ben namaza gideyim dedim. Madem cami olmuş düzgün bir yer olmalı değil mi?



Bayanlar bölümü için labirentten geçip gittim. Bulamadım dedim güvenliğe geri döndüm. İşte burası diye bir kolonun altını gösterdiler. Beş kişilik küçücük bir yer. İçince Arap çocuklar ayakkabı ile gezinmekte.
Daha sonra camini içine  gireyim dedim. Giremezsiniz bu kısımdan bakabilirsiniz dediler.
Azıcık bakıp çıktım.


Biraz manzaraya karşı oturduk. Fotoğraf çekimi için gelenleri izledik. 
Bol bol gevezelik yaptık eve döndük. 


6 Ocak 2016 Çarşamba

Kargo Heyecanı

Geçen sene bu zamanlar tam olarak böyle bir başlık atmışım. Demek ki o zamanlar kargo alınca heyecanlana biliyormuşum. 

E ne oldu da ben heyecanlanmadım.
 Galiba dergiyi aylar önce istiyordum ama mesajıma geri dönüş olmamıştı. Hevesim birazcık kaçıverdi. Şansımı tekrar deneyeyim dedim.  Geri dönüldü dergi varmış gönderebilirmiş. 31 aralık perşembe EFT yaptım şu gün gönderilecek diye geri dönmediler. 4 ocakta tekrar mesaj attım ne zaman göndereceksiniz diye. Bugün dediler rahatladım. 
Biraz sıkıyorum farkındayım.
 Hem haberdar edilmek istiyorum hemde  MNG kargo ile daha önce sorun yaşadım o yüzden her aşamasını takip etmek istiyorum. Evde olduğum halde geldik bulamadık diye mesaj göndermesinler istiyorum. Bu sebeplerden dolayı azıcık sıkıcı insanım :)


Efendim özet yapmak gerekirse kargo geldi. Benim işim vardı hemen açamadım. Açmaya sıra gelince bir baktım iki paket, ne olabilir ki.
Ikiside aynı dergi :( 
Ne yalan söyleyeyim hediye falan sandım :)
Neyse efendim bir karışıklık olmuş dergi iki adet gelmiş.  Ilgili kişilere mail gönderdim,  henüz geri dönmediler.

Düzeltme; Dergiden "sizde kalsın bir yakınınıza verirsiniz" mesajı geldi. Menekşe abla oralarda bir yerde misin? Sana vermek istiyorum.

 Çok uzatmadan dergiden bahsedeyim.
Bizim AÖF de gördüğümüz Anadolu Arkeolojisi dersinin ilk dört ünitesinin kapsamlı hali. 
Benim ders kitabı fotokobi gibi renksiz olunca zamanında bu dergiyi çok istemiştim.
"Hoş renksiz hali ile 80 aldım" diye hava atıp birşey olmamış gibi devam edeyim :)


Bu tarz konular ile ilgilenen olursa diye içindekiler kısmını ekliyorum. Dergi bol resimli, kuşe kağıt.  Benim için önemli olan içinde haritalar olması.  
Sınavlardan sonra okumaya başlayacağım.  Artık 500 sayfalık dergi kaç ayda okunur bilemeyeceğim.

Neyse ben annemle yaprak sarmaya gideceğim.  Uzak bir yere gittiğimi düşünmeyin yan odaya geçiyorum.  Benim gibi oturduğu yeri bile değiştirmeyen birisi için yan odaya gitmek büyük meziyet.
Allaha emenet olun.

30 Aralık 2015 Çarşamba

2015 okumaları

2015'e girerken kitap defterime not almışım.  
"Sayı önemli değil önemli olan kitabın bize kattığı bilgidir." 
"Popüler kitaplardan daha ziyade bizi biz yapan kitaplar okuyacağım."
 Bu doğrultuda da kitap türü belirlemişim Şark edebiyatı,  gezi, biyografi ve mektup/anı. 
Bilirsiniz ki listeler, hedefler pek yapılmaz. Bende bir kısmını birazcık yapmışım.
2015 yılında 28 kitap bitirebilmişim. Yarım bıraktığım, devam ettiğim 4 kitap var.

Ayrıca 2015 yılında derin tarih dergisine abone idik, her sayıyı okumasamda 6-7 sayısını tamamen bitirdim.


Bu yıl Atlas +Atlas Tarih dergisine abone olalım dedik.  3 aralıkta abone olduk ama dergi gelmedi. Onca arama ve faxlardan sonra dergi yeni yılda başlayacak dediler. Yeni yılda istesek ocak ayında abone okurduk!
Derin tarih ayın ilk haftası hemen geliyordu. Atlas ne vakit gelir bilen var mı? Hoş aboneliği iptal ettirmek istiyorum.

Derginin haricinde AÖF kitaplarını (iktisat hariç) okudum bitirdim. Kimse o kitapları okumaz. Ben madem hobi niyetine okuyorum bitirmeliyim dedim ve bitirdim.


Başlıklara bakınca gayet güzel konular mevcut olsada ele alış biçimini beğenmedim.  Farklı kaynaklardan pekiştirmek istiyorum. Bu konuda belli başlı siteler ve yüzlerce kitap var. Secenek bol olunca seçmek zor oluyor. Öncelikli olarak
ArkeoAtlas 2011 özel sayısı sipariş verdim bakalım  ne vakit gelir.

Önerisi olan ( kitap, dergi, site fark etmez) varsa not alabilirim. Muzaffer Ilmiye Çığ önerisi istemiyorum o ayrı dava. Şuan için kendisine sempati duyamıyorum.


Okuduğum 28 adet kitaba gelince istatistik bilgi vermek zor olmayacak.  Türk yazar ağırlıklı okumuşum.
Saydım geldim yanlış bilgi :)
15 yabancı,  13 Türk yazar okumuşum. Iki tanecik bayan yazar okumuşum.  Demek ki 2016 da bayan yazarlara ağırlık vermeliyim.
2015 hedefim olan gezi, mektup, biyografi türünden 7 kitap okumuşum.
Yayınevleri çeşit çeşit.  İkişer adet yeditepe, Akabe ve Türkiye İş Bankası yayınlarından okumuşum. Onun dışında ilk defa kitabını okuduğum Gendaş,  Destek, İnkılab,  Akabe.
Köy Kitaplığında bol bol Akabe, İnkilab, Bir ve İnsan yayınları getirdim. İnşallah 2016 da İslâm düşünce kitabı ağırlıklı okuyacağım. Tabi geçen sene aklımın bir kenarına kazınıp okumaya fırsat bulamadığım bir iki seyehatnameyide bu sene okumak istiyorum.
Neyse efendim. 28 adet kitap için bu kadar uzatmaya gerek yok. En iyisi listeleyeyim.

Listeleme kitap ismi, yazar ismi ve yayınevi şeklinde olacak.

Sisle Gelen Yolcu,  J. C. Grange,  Doğan kitap

Habesiştanda bir mevsim,  Paol, Gendaş yayınları

Iki aşk çiçeği, Ömer Nasuhi Bilmen, semerkand

Göz gördü kalem yazdı,  Cihan Okuyucu, Sütun yayınları

Gülistan,  Sadi Şirazi, Mavi Lale

Kiyoto, Yasunari Kawabata, Nobel Sabah

Hayvan Çiftliği,  Geoarge Orwell, can

Yeni hikayeler,  varlık yayınları

Nuni yeşil oda ve ötekiler, Faik Baysal, Altın kitap

Saatleri ayarlama Enstitüsü,  Ahmet Hamdi Tanpınar,  dergah

Fahreneit 454, Ray Bradbury, ithahi

Dava, Franz Kafka, Türkiye Is Bankası

Küçük prens, Antoine de Saint Exupery, mavi bulut

Sineklerin Tanrısı, Wılliam Goldıns, Türkiye is Bankası

Rabbin için sabret, Uğur koşar,  destek

Benim Adım Kırmızı, Orhan Pamuk, iletişim

Son Krifos, Turgay Bostan, Ötüken


Posta kusutusndaki mızık, Ali Ural, Şule


Ibni Battuta Seyahatnamesi, Yapı Kredi Yayınları
Girnati seyehatnamesi, Yeditepe
Ibni Fazlan seyehatnamesi, yeditepe
Şark mektupları,  Layd montagu, Antik Şark Edebiyatı


Coğrafi keşiflerin iç yüzü,  Abdurrahman Dilipak, İnkilab



 Tasavvuf Nedir, Martin Lings, Akabe


Bin muhteşem güneş,


Iki şehrin hikayesi


Teknolojinin Ötesi,  Ersin Gündoğan,  Akabe


Mücellâ, Nazan Bekiroğlu,  Timaş

 2015 okumaları bu şekilde sona erdi. 
2016 da neler olur bilemiyorum.

2012 de yeni tanıdığım yazarlar listesi için tık tık

17 yeni yazar oldukça iyi.

2013 okuma listem için buraya,

Samiha Ayverdi, Yaşar Kemal, Nazan Bekiroğlu, Orhan Pamuk ve Amin Maalouf'un liste başı olduğu 53 kitap! Vay canına ben bile imrendim :)


2014 listem içinse tam olarak buraya

Hikaye, roman, gezi, şiir ağırlıklı okumuş,  30 yeni yazar tanımışım. 30 yazar tanıdığıma göre kaç kitap okumuşum dersiniz? 69! Şuan ki okuma hızıma bakarak bunları ben mi okumuşum diyorum.
Favori yazarlarım Samiha Ayverdi, Yaşar Kemal, Sibel Eraslan, Faik Baysal, Ahmet Hamdi Tanpınar,  Necip Fazıl Kısakürek,  Ahmet Ümit,  Sadık Hidayet, Mine Söğüt, Albert Camus.
Favori yayınevi; Kubbealtı,  Timaş,  can, Yapı Kredi, İnsan ve Dergah yayınları.


Bir başka listede buluşmak dileği ile Allaha emanet olun.



29 Aralık 2015 Salı

2015 değerlendirmesi

Yılbaşı kavramı ne farklı.
Neden yıl sonu değil?
 Benim ki yıl sonu olsun.
Bir klasiktir bütün yıl neler okumuşum, neler yapmışım.  Yeni yılda neler yapmalıyım. Yazmazsam eski yıl gitmez, yeni yıl gelmez :)

Ilk neler yapmışım bir düşüneyim.
Blogu ihmal etmişim.
Yıllara göre post sayısı
2012 (155), 2013 (88), 2014 (80), 2015 (40)
Istikrarlı düşüşe bakılırsa iki senelik ömrüm kalmadı :)

Geçen sene çalışırken yoruluyorum, yetişemiyorum diye bahanem vardı bu sene bol vakte rağmen anlatmaya değecek hikayem yok.

Var mı yoksa? Bir düşüneyim.

Biraz gezmişim. Batı karadeniz turu yapmışım mesela.


Bu güzergah da  Abant,  Yedigöller,  Amasra, Safranbolu ve Kastamunu gezilip görülen ama yeterli bulunmayan bir gezi olmuş.



  Fırsatım olursa daha detaylı bir Kastamonu gezisi yapmak isterim.

Dört sene üstüne köye gitmişim mesela.



Dolu dolu iki ay geçirmişim. 
Bir Trabzonlu olarak bunu yazmaya utanıyorum ama yazmalıyım.

Bu yaşıma kadar hiç gitmediğim yerleri gezdim memleketimde ( Hamsiköy, Sümela Manastırı,  Santa Harabeleri, Hapsiyaş köprüsü,  Sera Gölü, Ayasofya) . Her yerde karşıma çıkan Araplar olmasa "ne ayıp bu yaşıma kadar hiç gitmedin mi?" sorusunu kendime sormazdım.

Sinop'un Ayancık ilçesine gittim günübirlik.


Allahım ne korkunç yolculuktu. Bir daha gidersem kaybolmayayım diye yollara işaret koydum geldim.  Ay tamam pislik yapmayacağım.

Bir ara ( kurban bayramı olur o ara ) Eskisehir'e gittim geldim.
Daha doğrusu gittik.


Onun dışında minik bir kızımız oldu (yanlış anlaşılmasın abimin).
Oğlanda kocaman oldu. 10 yaş kutlaması yaptık.

Karakalem kursuna başladım. 

Iki ay oldu. Henüz başlardayım.

AÖF öğrencisi oldum.  


Bir şeye karar verdim, bu kitapları yazanlar birbirlerinden bir haberler. Aynı ders içerisinde birkaç farklı yazar (öğretim görevlisi ) var ve önemli olarak vurguladılar yerler birbirini tutmuyor. Birbiri ile çelişen soru cevapları var. Kitaplar zaten renksiz fotokobi birde bu tarz ufak hatalar insanı soğutuyor.
Tamam itiraf etmeliyim sınavlar tahminimden zor geçti. 
Kusuru başkasına yıkmaya çalışıyorum :)


Arkeoatlas dergisinin eski sayılarını istiyorum. Satış yok, sahaflarda da bulamadım.  Doğan burda yayıncılığı mesaj gönderdim eski sayıları temin etmek istiyorum diye. Geri dönen olmadı.  
Atlas+Atlas Tarih dergilerine abone olduğumuz halde aralık sayısı gelmedi üstünede mesajıma karşılık gelmedi soğudum dergiden. Gelince hevesim kaçmış ve ben okumamış olacağım. 

Derin tarih dergisinden vazgeçip atlas tarih almaya karar verince böyle olur. Ders olsun bana. Bir de ablamın başının etini yedim "iki tarih dergisinide aynı anda okumak istiyorum, kıyas yapacağım " diye :(
Mesajımı görmeyen yetkililer es kaza bu yazıyı okur mu?

Onun dışında not almaya değecek bir durum yok. Yaşayıp gidiyoruz.
 Okuduğum kitaplar o kadar az ki bu postun devamına iki satırda sığdırabilirim.

Düzen açısından ayrı post yapsam fena olmayacak. 
Yapınca bir tık eklerim.
Kalın sağlıcakla. 

27 Aralık 2015 Pazar

Mücella - Nazan Bekiroğlu

Kitap ilk çıktığından beri alıp okumak istemiştim.  Evde alınıp okunmayan o kadar çok kitap var ki içlerinden bir ikisini okumadan yeni kitap almayacağım dedim. 
Baktım AÖF ders kitapları çok vaktimi alıyor başka bir şey okuyamıyorum. Sınav sonrası başarı ödülü olsun ( kesinlikle en yüksek notlar benim olacaktı ), o vakit alacağım dedim. Sınav beklediğim gibi geçmedi.  Ben çalışıp güzel geçmedi diyorsam çalışmadan girenlerin yanında başarılı sayılırım. Bu da kendi çapında başarıdır :) bahanesine sığındım.
Uzun lafın kısası yeni kitap almama bahanelerimi tüketim,  kitabı aldım başladım.


Beklediğim gibi mi? Hayır.  Roman olunca nar ağacı gibi birşey bekliyordum. Öncelikle dil çok çok sade. Yazarın pek çok kitabını yarım bırakmışımdır.
Bitirebildiğim Yusuf ile Züleyha,  Nar Ağacı ve Nun Masallarıdır.

 Bu kitapları okuyan kişi Mücalla'yı başkası yazmış sanabilir.
Sade, akıcı bir dil var. 
Hikaye Trabzon'da geçiyor. Trabzon'u bilmeyen bir Trabzon'lu olarak Karagöz bahçesi,  sipahipazari, kemerkaya neresidir nette gezinmeden bilemedim. 


Hikayeyi biliyorsunuz zaten; hüznün,  yalnızlığın hikayesi.
 Uzun uzun anlatmayacağım, alıntı yapıp gideceğim. 

Eşyanın, sahibinden geri kaldığında nasıl bir yüke dönüştüğünü ilk kez anladım.

Tanımaktı anlamanın ilk şartı. Sevmek anlamaktan sonra gelir.

Sanki beklediği bir duygu varmış da onu yaşatmadan, içinde dolması gereken bir yer varmış da o yeri bulmadan kayıp gidiyordu çiçekler.

Kazalı belalı yolları kazasız belasız atlatmayı, eylemekten çok eylememeyi başaranların çorak bakışı. Yaşanmamıştan çıkarılan gururun acı tacı.

Benden bu kadar, esenkalın.