16 Eylül 2014 Salı

Dönemedim ya hadi hayırlısı

Uzun zamandır yazı yazmakta zorlanıyorum.  Sağolsun ttnet blog hevesimi kursağımda bıraktı. Yazı yazacağım net yok. Tam geldi deyip yorum yazıyorum tüm yazdıklarım uf olmuş. 

Tablette tutulmuş kalmış sayfa düzeni yapamıyorum. Yazılar ya sağda ya solda gözüküyor. Bir türlü ortalayamadım.

Çocuk gibi dragon ctiy oynuyorum diye tablet bana küsmüş olamaz dimi.

İki haftadır kitap okuyamıyorum.  O zaman zarfında neler yaptım derseniz. 

Bir heves resim ve karakalem kursuna kaydoldum. Kaydoldum madem bir iki bir şey çizeyim dedim. Kendimden soğudum. Bir insan bu kadar mı yeteneksiz olur.


Baktım bende yetenek yok yeğenim uğraşsın diye korsan haritası çizmeye karar verdik.


Haritada yok yok. 
Mitolojik kahramanlar, deniz kızları, develer, köpek balıkları ve niceleri.   Aa yoksa siz saydıklarımı göremediniz mi? Çok ayıp doğrusu.  Bir iki çocuk kitabı okuyunda hayal gücünüz gelişsin. Ben el becerimi geliştirsem daha iyi olur ama ben sizin hayal gücünüz gelişsin istiyorum.
Sırf sizi düşündüğümden :)

 Okul döneminde çocuklardan çok ben heyecanlandım. Yeni yeni kırtasiye malzemesi alacağım diye.

  Şekilli delgeçlerde gözüm vardı belki okul dönemi indirime girer diye bekledim ama indirimli olarak bulamadım. 
Şimdilik almadım ama en yakın zamanda alacağım. 


Ne not defteri ne de kalemleri beğendim. Aradığım ispirtolu kalemlerden yoktu, benzeride kalitesiz çıktı.  Iki satırda ucu bozuldu.

Memleketten kuzenler geldi. Onlarla gezelim dedik. Mısır çarşısı ve kahveciler arasında uzun süreli şok yaşadılar. Gariplerim unutmuşlar Istanbul kalabalığını. 
Parti malzemelerini didik didik edip sadece ahşap figürleri olan kurşun kalemlerden aldık.  Aramızda bölüştük. Grubun en küçüğü 23 yaşında varın halimize gülün. 

Şark Han'a gittik. 



Mandalsız olmaz dedik ve mini kalpli mandal aldık. 

Üsküdar kitap festivalinin son gününe yetişip beş adet kitap aldım. 


Fetih paşa korusuna fotoğraf çekmeye/çekilmeye gittik.
 Iki adet gelin geldi, resim çekilip gittiler biz gidemedik.
Sırf resim çekilmek için balon ve şemsiye ile gittigimizi düşünürsek kaç poz çekildiğimizi varın siz düşünün. 


Görüşmeyeli galiba bunları yapmıştım. 
Sizler ne yaptınız birazdan gelip göreceğim. 
Kalın sağlıcakla. 


7 Eylül 2014 Pazar

main hoon na

Geçenlerde telefona hint müzikleri indirmiştim. Bildiğim film müziklerini haricinde rastgele indirdiğim bir kaç parça vardı.  Severek dinliyorum, sözleri nedir, hikayesi nedir bilmeden. 

Ablam duymuş "ne bicim müzik, istikrarlı değil her telden bir parça var" gibilerinden bir yorum yapınca bende merak ettim neymiş bu gori gori diye sürekli dinledigim şarkının hikayesi.

Hemen araştırdım mı sanıyorsunuz,  tabiki yapmadım.  
Düşüncelerimi eyleme dökmek biraz zaman alıyor.

 Onun yerine Hint film önerilerine bakayım dedim ve bir bloga rastladım.  
Yaşam keçisi blogcu Bollywood film önerilerinde bulunmuş sayfalar dolusu. Izlemek için linkde vermiş. 
Film tanıtımından bol danslı bir film olacağı düşüncesi ile filme başladım.  


Shahrukh Khan baş rolde kendisi ordu mensubu.  Babası terör örgütü tarafından öldürülür.  Öldürülmeden önce bir kardeşi olduğunu ve onu bulmasını söyler.
Diğer tarafta babasının yakın arkadaşı olan generalin kızı tehlikededir ve korunması gerekmektedir.
O yüzden öğrenci olarak üniversiteye başlar. 
Bakın siz şu işe ki kardeşi ile korunacak kız yakın arkadaşlar. 

Her filmde olmazsa olmaz bayan Ayışığı



Bizim amca kimya öğretmenini her gördüğünde şarkı söyleyesi geliyor. 
Filmde bol bol klipler var.

Gori gori de bu kliplerden biri.


Gençlik filmi gibi gelmesin.
Dostluk,  aile, politika, romantizim ne ararsanız dozunda işlenmiş.
 Hindistan Pakistan arası siyasi sorunlarda var. Iki ülke arasında dostluk projesi imzalanacak ve karşılıklı olarak esirler serbest bırakılacaktır.
 Bu barışı istemeyen bir grup terörist generali kızı ile tehdit etmektedir.


Esasoğlan nasıl oldu ise burnunun ucundaki teröristi fark edemedi.


Abartılı dövüş sahneleri olmazsa olmaz.

Filmin sonunda nefesimi tutttum bekliyorum, esirler serbest bırakılacak mı?


Ve sınır kapıları açılır.  
Biliyorum filmin sonu söylenmez. 



Filmi neden sevdiğimi anlatmam lazım.  Bu son karelerde kendi akrabam gibi sevindim. 
Gözüme toz kaçmışda olabilir.
 Filmin klipkeri, konusu ve biterken film ekibininde gösterilmesi de güzeldi. Biz bir aileyiz der gibi. 
Özetle filmi tavsiye ediyorum. Hadi hemen izleyin.
Ben beğendim ya herkes izlesin istiyorum.

Şimdiden iyi seyirler. 


4 Eylül 2014 Perşembe

Albert Camus

Sürekli tekrar ediyorum "bu sene okumadığım yazarlara öncelik tanıyacağım" diye.  Albert Camus da bu yazarlardan biri. 

Beklentim olmadan başladım ve severek iki kitabını okudum.

  Kitapların arasında bir yada iki kitap var. Ard arda aynı yazar, farklılık oluşturmaz diyordum ki ters köşe oldum. 

Ilk olarak yabancı'yı ardından veba yı okudum. Söyleyecek bir şey varsa iki kitabı da ayni yazar yazmış olamaz. 


Yabancıyı okurken karakter nekadar soğuk gelsede yer yer kendinizden bir sey buluyorsunuz. "Aman  olsada olur olmasada olur" dediğimiz pek çok anlar olmuştur. Yabancıyı okuduktan sonra "sonumuz böyle olmamalı,  sen şaşırtma" demek zorunda hissettim.
Karekterin imanında zayıflık var ondan böyle boş diyordum ki son anda içi huzur buldu.


Vebada  ise onca olumsuzluklara rağmen hayatta kalma cabası var, yılmamak var. Gerçi doktor biraz Yabancıyı anımsatıyor. 


Bu arada yabancının sinema uyarlaması varmış. Ilk olarak 1967 yılında italyan yönetmen tarafından daha sonra 2001 yılında Türk yönetmen tarafindan. 
Kim mi?
 Zeki Demirkupuz tarafından,  yazgı olarak.

 İtiraf etmeliyim ki daha önce Zeki Demirkubuz filmi izlemedim.

2 Eylül 2014 Salı

Dünyanın Hakimi - Jules Verne

Çocukkende kitap okumayı severdim. Bir kitabı bir kaç defa okurdum. 
Bir Kemalettin Tuğcu bir Jules Verne tüm kitaplar olmasada çoğu kitapları okumuşumdur.  
Tamam iki yazarda birbiri ile alakalı değil. Ne yapayım bizim köyde daha farklı yazar vardı da ben mi okumadım.  
Tamam ya bir iki Gülten Dayıoğlu vardı. 

Jules Verne benim çocukluk yazarımdır. 
Her kitaptaki kahraman bendim. Kitapta olmayanlarıda ben ilave eder olayları tek tek yaşardım.


Ben çok severdim diye yeğenimin de seveceğini düşünerek çizgi roman versiyonunu aldık.  Tabi bu olay geçen sene oluyor.  Geçen seneden bu yana 11 sayfa falan okunmuş.  


Çocuk belki benle birlikte okur diye kütüphaneden aynı kitabı aldım.  Göktürk benden önce başladı. Ben Yaşar Kemal okuduktan sonra dünyanın hakimine başladım.  Kitabi bitirdim. Göktürk de bitirsin diye bir dünya dil döktüm.   Bitirmesini bekledim, beklerken 4 kitap okudum. 68 sayfalık kitabın 40 sayfası okundu, başka kitaba geçildi.  
Bakalım Levent kapodokya turunu bitirebilecek mi?
Çizgi film izkeyen bir çocuğa kitap okutmak cidde zor. Çizgi film ile çocuk hayal etmeden her şey sunuluyor,  kolaya alışınca beynini yormak istememesi normal.

Ne yapmak lazım ki?

Aa kitap yorumu yapmadım.  
 Galiba büyümüşüm, kitap ilgi çekici değildi. Sonunu saçma buldum. 
Büyümek zor zaanat.

1 Eylül 2014 Pazartesi

Ben döndüm

Blogumu sık sık güncellemesemde takip ettiğim blogları düzenli olarak ziyaret ederim.
Bir haftadır abimdeydim. Evde tabletde bilgisayarda var ama ben şifre giripde bloguma bakamadım.  
Kırk yıllık şifremi blog kabul etmedi.
Bu zaman zarfında neler yaptım.  Dört adet kitap okudum. Bol bol oyun oynadım. 
Çocuklara tablet almayı saçma bulanlardanım. Tamam biz küçükken ( düşündümde ilk okulda iken yoktu)  tetris vardı,  sık sık oynardık ama biz dönüşümlü kullanıldık. 
Parmak kadar çocuk icin ne lüzumsuz diyordum ki yeğenimin oldu. 

Anne baba aynı yerde çalışıyor.  Müşterinin biri notlarının hepsi beş olursa tablet alacağına söz vermiş. Bizimkide elinden bırakmıyor.  Halası da onunla oynuyor.
Ne yapabilirim benim çocukluğumda tablet vardı da ben mi oynamadım.  


16. Seviyede ejderha ve lise döneminde nur topu gibi tom var :)

Efendim ben yazmayı, okumayı daha da önemlisi sizleri özlemişim.  


Aa kaktüslerimi unuttum onlarıda özlemişim.  Birtanesi çürümük üzere akşam serininde bakım yapacağım. 
Annem geldi Amme süresini okuyacakmiş benimde dinlemem gerek.

Esenkalın. 




24 Ağustos 2014 Pazar

Tera Naal love Ho Gaya

Bu Hint filmlerinin adı da oldukça ilginç. 
Tekerlemeler dahi bunların yanında sade kalır. 

Tere naal love gaya, ne olaki demeyin.
Galiba, galiba sana aşık oluyorum gibi bir şey.

Geçen hafta hava sıcak olduğu için dışarıya çıkmadık. Uzun zamandır bir şeyler izlemek istiyorum ama net yoktu. sıcak bahane film şahane demek isterdim ama şahane denecek bir film değil.


Menekşe abla ve küçük ablamla izledik. Küçük ablam vurdulu kırdılı film sever. Menekşe abla nasıl sever bilmemde bu filmi pek beğenmedi.
Daha film başlamadan fakir filmi diye yorum yaptı. Film bitince de fakir insanların daha güzelini çekemeyeceğini söyledi. Alemsin Menekşe abla.
Film kötü değildi ama daha güzellerini izleyenler için oldukça yavan gelebilir. 
Birazcık konudan bahsetmek gerekirse.
Esasoğlan  kızın babasının yanında çalışıyor. Kızda istemediği birisi ile evlendiriliyor. Oğlan düğün günü parasını istemeye geliyor ve olaylar orada başlıyor. 
Daha önce izlediğim chennai express'ini anımsattı.  Tek fark abartılı dövüş sahneleri yok. 
Esas kız Genelie D'souza 1982 doğumlu daha önce filmlerini izlememişim. 
Esas oğlan Ritesh Deshmukh 1978 doğumlu. Hiç bir filmi izlenmeyenlerden biri :)

Belki oyuncuların başka filmlerini izlerim. 

Bol danslı film önerisi olan var mı?

Bir ara Barfi ve Pinin yaşamını izleyeceğim.  
Onlardan önce hareketli bir film fena olmaz.


21 Ağustos 2014 Perşembe

Okuma şenliği ikinci ay


Okuma şenliğinde ikinci ay oldu. Okuma hızımdan ziyade okuduklarımı önemseme başladım.
  Okuduğum kitaplar okumak için geç kaldığım kitaplar. Daha önce okusaymışım iyi olurmuş.
Roman okuduğumu gören birisi Şark edebiyatı okumamı tavsiye etmişti.   


 Şark edebiyatı deyince aklıma hep dini kitaplar geliyor. Ben yeterince dini kitap okudum, ihtiyacım yok havalarında idim. 


Kitap okumanın bir kültür olduğunu henüz idrak edememişim :(

Başlangıçi Şark edebiyatı ile yapmış bulunuyorum.

9. Kategori; Adında bir sayı geçen kitap

Üç müslüman bilge,  S. Hüseyin Nasr, insan yayınları, 

Cahillik had safhada :(


 Bahsedilen bilgiler hakkında hiç bir fikrim yoktu.  Halada yok, yani alt yapı olmayınca tek kitapla bilgi birikimi olmuyor. En kısa zamanda konu ile alakalı kitap okuyacağım.

30. Kategori; 17. 18. 19. Yy'da yazılmış birer kitap


Bir Papazın Osmanlı Günlüğü,  John cover,  dergah yayınları, 

Kitabı yıllar once Beyazıt kitap fuarından almıştık.  Bir ara başlamış bırakmıştım.  Her şeyin bir zamanı olduğu gibi bu kitabın da zamanı yeni gelmiş olmalı ki bir çırpıda bitti.


Kitap 17. Yy sonlarında yazılmış, 18 yy da yayınlanmış. 
Papaz Osmanlı topraklarında ki kiliselerin durumunu incelemek  için görevlendiriliyor.  Görevi süresince gördüklerini kaleme döküyor.  Kitabın ön sözünde detaylı bilgi verdigi için yazarın o dönemde sıkıcı bulunduğu yazıyor.  Ben detaylı bulmadım, hatta yüzeysel buldum.
 Bir papazdan bu derece yüzeysel bir kitap beklemiyordum. Gözlem yapıyor ama yaptığı gözlemi hakiki bilgilerle pekiştirmiyor. Tv değilki izleyip geçiyorsun e mübarek,  bir sor neden diye. 
Yabancılar gözünden Osmanlı Devletini anlatan başka kitap varsa okumak isterim. Konuya ilgi duyuyorsanız  ilk olarak bu kitabı tavsiye etmem :(

Şarktan Haber, Muhammed Ikbal, sufi kitap, 239 sayfa

Ben bu kitaba başlarken ablam üç müslüman bilge'ye başlamıştı.  Kitabı okumayacağım dedi. Bende bunu okumayacağım/ okuyamayacağım dedim. Baksana ne ağır dedim iki satır okudum, bırakamadı.


Gizli derdi olmayan insanın teni var ama canı yoktur.
Eğer can istiyorsan sonsuz bir aşk ve hummalı bir çırpınış iste!

29. Kategori; şimdiye kadar kitabını okumadığım yabancı yazar

Türk yazarları geçen ay okudum. Bu ay yabancı yazarları okuyup kategoriyi bitirdim. Yabancı erkek yazarıda değiştirdim. 

Siyasetname,  Nizamülmülk,  dergah yapanlar,  286



Kitaba sinir olduğumu daha önce belirtmiştim. Iran toplumunda kadına hoş gözle bakılmadığını bilmeyen kaldı mı? Detaylara girmeyeceğim.

En mavi göz, Toni morrison,  can,  190 sayfa

Bazı kitapları hiç alamayacağım. Sefillik başka şekilde de anlatılabilirdi. 


Cinsellik bile sayılmayacak olaylar bu kadar ön planda olmamalı.  
Daha önce iki defa başlayıp bırakmıştım.  Bu sefer bitsin istedim.

Benim için zaman kaybıydı.

19. Kategori; Halen yazmaya devam eden yazar

Canfeda Hz. Fatıma, Sibel Eraslan, Timaş,  366


Sibel Eraslan'ın okuduğum ikinci kitabı.  Dilinin ağır olacağını düşünüp daha sonra mı okusam diye düşündüm.  Dil diğer kitaba göre daha sade, başlamamla bitirmem bir oldu.

16. Kategori; herhangi bir edebiyat ödülü kazanmış bir kitap

Benden selam söyle adadoluya, Dido Sotiriyu, alan, 243

 Menekşe ablanın verdiği kitaplar o kadar çok ki oku oku bitmiyor. Bu kitapta onlardan biri. Daha önce başlamış ama bitirememiştim, nasip bu vakte imiş.


Kurtuluş savaşı ve savaştan önceki dönemi bir Rum köylüsü ağzıyla aktarıyor.  Daha önce de yazılanları dogruluğundan şüphe ettigim için yarım bırakmıştım şuan dahi fikirlerim değişmedi.
Bir Rum kitap yazıyor ve alttan alttan Türklerin Ermenileri katlettiği fikri veriliyor.  Amaç ne ise kitaba 1982 yılında  Abdi Ipekci Türk Yunan dostluk ödülü veriliyor.

5. Kategori; kişisel gelişim

Giderken bana bir şeyler söyle,  Mustafa Ulusoy, Timaş yayınları,  272 sayfa

Mustafa Ulusoy'u yıllar önce arkadaşım tavsiye etmişti.  Ay terapisini okuyordu. Aklımın bir köşesinde yer etmiş.

 Gazetedeki yazılarını arada bir takip ediyordum. Arada bir diyorum çünkü üst üste okunmuyor ağır geliyor.


Kitabı okurken kısmen begendim kısmen sıkıldım.  
Kitap bir üçleme imiş ben diğerlerini okur muyum bilmem.
Kisaca konuya değinmek gerekirse. Ölüm üzerine terapi öyküleri.  

13. Kategori; aynı zamanda çevirmenlik yapan yazar. 

 Sebahattin Ali, Değirmen,  Yapı Kredi Yayınları,  137

Yazarı ilk Kuyucaklı Yusuf ile tanıdım.  Tamam güzel kitap ama bir yazar neden bu kadar abartılır diyordum ki kürk mantolu madonna ile karşılaştım.


Kitap iki kısım ve kısa hikayelerden oluşuyor.
Kitabın başında yazarın notu var acemi işi notlar olduğuna dair.
 Anlayacağınız değirmen yazarın çıraklık eseri. Büyüyünce herkesin etkileneceği kitaplar yazacağım diyor satırlar.  Sanmayın ki hikayeler sıkıcı.  Hikayeler güzel olsada bir kürk mantolu madonna da değil.
Okuyun karar verin.

2. Kategori; sadece bir kitabını okuduğun ve sevdiğin bir yazardan ikinci kitap

Ellerin sesinin rengindeydi, Faik Baysal, can, 184

Faik Baysal ile hikaye sevdiğimi keşfettim.
 Yazarın ağır hikayelerine alıştığımdan mı bilinmez bu kitap daha sade geldi.
Yazarla birlikte duyguların rengi olabileceğini görmüş oldum.
Pembe bir dokunuş, mavi ses...
Yoksa siz hala yazarı keşfetmediniz mi?



15. Kategori masal kitabı

Nun masalları,  Nazan Bekiroglu, Dergâh,  150

Herkes her kitabı okuyamaz bir kez daha gördüm.  150 sayfa nasıl zorladı anlatamam. 



1. Kategori yaz mevsimini çağrıştıran bir kitap

Çıplak deniz çıplak ada, Yaşar Kemal,  Yapı Kredi Yayınları,  267

Daha önceki etkinlikte serinin üç kitabını okumuştum.  Dört gözle hikayenin olumlu bitmesini bekledim. Kitaba başladım yeni karekterler eklenmiş hikayeye.  Poyraz, vasili, Nişancı unutulmuş bir an.


Önceki kitaplarda savaş yaraları ağırlıkta idi bunda ise politik çıkarlar ve sevdalık.

Bir ayda böyle bitti.
Bu yazıyı bir ayda bitirdim. Bakalım okur kaç günde bitirir :)

12 adet kitap okumuşum.  Bunlardan 6 tanesi Türk yazar.
Kitapların 3 tanesi hikaye, 4 tanesi roman.
Yayın evi olarak 3 tane dergah, 2 şer tane can, Timaş ve yapı kredi yayınları, ardından insan, sufi, alan.

Geçen ay 9 kitap ile 2026 sayfa kitap okumuştum.

Bu ay ise 12 kitap ile toplam 2709 sayfa kitap okumuşum.

Geriye 14 Kategoride 19 kitap kaldı.  Hepsini okur muyum bilmem.  Daha ne okuyacağıma karar vermediğim kategoriler var.
Bu aylık bu kadar.  Gelecek ay buluşmak dileği ile esenkalın.