22 Temmuz 2014 Salı

Yaz Okuma Şenliği İlk Ay


Geçen sene bu vakitlerde başlayan okuma şenliği dördüncü etkinliği ile devam ediyor.
 Bu zaman zarfında yeni yazarlar, kitaplar ve bloglar tanıdık.  Hiç aklımıza gelmeyecek türler okuduk.
Etkinlik bahanesi ile hikaye sevdiğimi keşfettim. Tiyatro oyunu okudum.

Etkinlik okumalarım yavaş olsada içerik olarak pek menmun kaldım.  

Etkinlik kapsamında 10 adet kitap ile 2186 sayfa kitap okumuşum. 
Kitaplara kısaca değinmek gerekirse, buyrum listem.


3. Kategori (10 puan): Bir şiir kitabı

Necip Fazıl Kısakürek- Çile, Büyük Doğu Yayınları, 525 syf


Kendimden beklenmeyecek bir hızla okudum. Pek çok şiirine lise yıllarımda aşına olmam hızlı okumama sebep oldu diyebilirim.
Biz lisedeyken ablam kitabını almıştı, sık sık okurduk. Istanbul'a taşınınca unutmuşuz. Kitaplığın kuytularından kalmış.  Boya badana yaparken bir bahene ile kitaplığı düzenledik. Benim kitaptan farklı olarak kitabın sonunda biyografi kısmı var. Almak isyeyenler dikkat ederek alsın. Yazar hakında bilgi verilmesi güzel o yüzden kendi kitabım yerine ablamınkini okudum.

Okumayanlara tavsiye edilir.

8. Kategori (10 puan): Bir savaş kitabı.

Fransız Suiti,  Irene Nemirousky, pegasus yayınları,  464 syf

Bu kitabı hangi kategoride okuyacağıma bir türlü kara veremedim. Aklımda İlk defa okuduğum yabancı yazar vardı. Başlarken Fransız edebiyatı olsun dedim. En son savaşa karar kıldım. Bakalım son listede ne olur.


Kitabı beğendiğimi söyleyemem, Kendimi vererek okuyamadım. Başlangıçda isimler birbirine karıştı. Kim kimdi anlamadım :(
Sonlara doğru daha okunur oluyor. Kitap sonunda yazarın yazışmaları var. Gereksiz bir ayrıntı olmuş.  Yazarın başka kitaplarını okumuş olsam, yazar hakkında bilgim olsa belki son kısım ilgimi cekerdi.
Bu arada kitap bir kitap severin günlüğünden. Kendisi aylar önce kitaplarını dağıtıyordu. Bende iki kitabına talip olmuştum.  Etkinlik bahanesi ile başlamış oldum.  Kendisine teşekkür ederim.


18. Kategori (10 puan): Bir tiyatro oyunu


Necip Fazıl Kısakürek,  Ahşap konak, Büyük Doğu Yayınları, 123 sayfa



Kuşak çatışmasını bir konak üzerinden ele almış. Biraz abartılar buldum. Tamam çevre insan kişiliği acısından önemli ama aile hiç mi terbiye vermiyor. Büyük baba yeterince sevgi ve örnek davranış sergileyememiş ki kızı ve torunlar sevgi ihtiyacını başka yerlerde aramışlar.
Bu düşüncem kitaba özel değil genel bir yorumdur.
Sert üslubunu bakmayın, okunması gereken bir kitap.

23. Kategori (10 puan): Mektuplardan veya anılardan oluşan bir kitap


Ahmet Rasim,  Şehir mektupları, Elips yayınları,  208 sayfa


Uzun zamandır okumayı düşündüğüm bir kitaptı. Kim tavsiye etmiş neden etmiş hatırlamıyorum.
Tavsiye edeni bulursam fena çemkireceğim.
Daha önce Ahmet Rasim okuyup okumadığımı hatırlamıyorum.
Kitabı beğenmedim. Daha doğrusu yazara sinir oldum. Kendini beğenmiş buldum. Halkı sürekli küçük görme, Tepeden bakma hali mevcut. Dili desem Türkçeden çok Fransızca. Bir özenti hali sezdim. Kendince uydurulmuş deyimler, lakaplar…
Sıkıntıdan patladım resmen.

29. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 30 puan, toplamda 70 puan): Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap. Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı, ikisi kadın, ikisi erkek olmalı.
Türk yazar olarak; 

Safiye Erol, Leylak Mevsimi, Kubbealtı Neşriatı, 96 sayfa



Sandukam’ın tavsiyesi üzerine Safiye Erol okumaya karar verdim. İlk kitap okurken sıkılmayayım diye ince bir kitap seçtim. Bir çırpıda bitti. Hemen bittiği içinde anlayamadım. Dilini beğendim. En kısa zamanda başka kitap okuyacağım.

Cevdet Kılıç, Bilgelik hikayeleri, İnsan kitap, 358 sayfa




Babam bu kitaptan 3 tane getirmiş.  Kapağına bakınca başlamak için çok heveslendim. Beklentilerimi yüksek tutmamdan mı bilinmez sevemedim. Daha doğrusu kitap benim için yeni değildi.   Daha önce  okuduğum hikayelerden derleme olmuş. 
  Senai Demirci'nin Aşka dair öyküler ve Aşka adanmış öyküler.
İskender  Pala dan Tavan arası,
Cüneyit Suavi den hazır cevaplar ve daha fazlası
Daha önce okuduğum yazarların dili iyi kullandığını düşünürsek bu kitap biraz yavan kaldı.
Yinede okunmaya değer.
Bu yorumumu ablam söyledim. Saydığım kitapların hiç birini okumadığı için bu kitabı severek okuyabileceğini söyledi. Sizde öyle düşünün ve okuyun :)

Franz Kafka,  Dönüşüm.  Antik batı Klasikleri,  78


Itiraf ediyorum ilk defa kafka okuyorum.
Ilginc bir tarzı var. En yakın zamanda yeni kitabını okuyacağım.

30. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 50 puan, toplamda 80 puan): 17., 18. ve 19. yüzyılda yazılmış birer kitap.

Yusuf Has Hacip, Kutadgu Bilig secmeler


Tamam Kabul bu kitap 10. yy’a ait. Belki Pınar 17. 18 ve 19. yy derken eski eserlere saygımızı gösterelim diye öyle söylemiştir. Belki daha eski dönemleri kabul eder.
Ben şansımı zorlayayım dedim. Zira seçtiğim eserler 17. yy öncesine ait :(


25. Kategori Yabancı Dilde bir kitap yada orjinal dilinde okumayı gönlünüzden geçirdiğiniz bir kitap.  

Mantıku't-Tayr,  Fedidunnin Attar,  Kırkambar Kitaplığı,  332 syf


Güvercin Gerdanlığı ile aynı anda başladım.  Güvercin Gerdanlığının ön sözü,  takdimi o kadar uzunduki bıraktın buna başladım.  Sıkmadan hikayeler üzerinde anlatılıyor konu. Her yaştan okuyucuya hitap ediyor. Ortaöğretime giden çocukların özellikle okumasını tavsiye ederim. Bir yetişkin olarak edebi bir dil tercih edebilirim.

Iranlı şair ve mutasavvıf olan  Feriduddin Attar'ın musibetname, ilahiname, cevahirname gibi pek çok eseri mevcuttur. Siz artık bir tanesinden başlayın.

21. Ask kitabı 

Ibn hazm Güvercin Gerdanlığı, insan yayınları, 275 sayfa



Uzun zaman önce arkadaş tavsiye etmişti.  Fuarda görünce hemen aldım, bir heveste başladım.  Hevedim kursağımda kaldı diyebilirim. Benim beklediğim ilahi aşka dair bir şeylerdi. Kitap bildiginiz beşeri aşktan bahsediyormuş :(

Beklediğimi bulamadım,  o yüzden bu kitap yerine iskender Pala'nın kitab-ı aşkını tavsiye ediyorum.

Kitaplar bu kadar. Birazcık yayinevlerinden bahsetmek gerekirse. Iki adet Büyük Doğu ve insan yayınları okumuşum.  Insan yayınlarının bizim evde 7 adet kitabı varmış.  Ben ise sadece ikisini okudum. Birisine yeni başladım.  Fırsat buldukça okuyacağım.
Elips yayınlarının bu baskıdan mı bilinmez sevemedim.  Kitap 2007 de basılmış görseniz 20 senelik dersiniz. Ozentisiz bir baskı :(
Kubbealtı olmazsa olmazım :)
Kırkambar Kitaplığını yeni keşfettim.  Aklımda bir kaç kitap var.  Okumak nasip olur mu bilinmez.

Benden bu kadar. Bol kitaplı güzel günler diliyorum efendim, esenkalın.



21 Temmuz 2014 Pazartesi

pembe kayalıklar


Bir taslak yazısı ile karşınızdayım. Ablam tabletteki resimleri silmemi istemeseydi pembe kayalıkları unutmuş olurdum :(

Kefken kampına gittigimiz zaman öğrencilerle iki defa gittik. 


 Manzara çok güzel lakin gitmeden önce birileri kayaların pembe olmadığını söyleseymiş fena olmazmış :)


Ilk gittiğimizde heryeri dolaşmak yerine bir kuytuda öğrenciler ile ayaklar suda oturmuştuk. Zemin kaygan olunca yürümeye cesaret edemememiştim.


Ikinci gidışimizde öğrencilere eşofman giyme zorunluluğu getirince öğrenciler kazan kaldırdı :) pembe kayaliklarda da grup öğretmenleri ile takılma yerine kuytuda öğretmenleri çekiştirmeyi tercih ettiler :) 


Uzun bir süre burada oturup dalgaların bizi ıslatmasını bekledik ama ayak ucumuzdan geri döndü tüm dalgalar.


Pembe kayalar basamak basaman kesilmiş kayalardan oluşuyor. Kayaların içi pembe imiş diye bir rivayet olsada inanasım gelmedi.


Yolunuz düşerse ziyaret etmanizi tavsiye ederim.


Her iki gidişimizde de deniz dalgalı idi. Sakin halinde yüzülebilir.


Benim yüzme becerim boğulmamakdan ibaret. 
Süper yüzücü değilim ama boğulmuyorum da. 
Ne saçma cümle ya! Kendi kendime idare ediyorum demek istemiştim.  

Konuyu bağlayacak olursak deli cesareti olan girsin yüzsün, ben almayayım.


10 Temmuz 2014 Perşembe

beyazit kitap fuar


Iki sene önce aldığımız kitapları okumamışken yenilerini almak ne kadar mantıklı bilinmez.

Geçen hafta arkadaşlarla Sultanahmet meydanına iftara gitmiştik.  Sözde erken gidip fuarı gezecektim. Fuar yerine edebiyat kirahathanesi ile idare ettik. 
Ablamlarla gidersem gezerim dedim. Ancak iftara yetiştik, biz oturduk ezan okundu. Yemekten sonra gidelim dedik, fuar 11 buçukda kapanıyormuş. 
4 adet kitapla idare edeceğim artık.  
Fuarda öğretmen arkadaşlardan birini gördüm.  Toplamış poşet poşet kitabı eşine taşıttırıyor. Bende elimde iki kitap dolaşıyorum :/ 
Seneyeki hedefim bol kitap ve taşıyacak birisi :)


Aklımda 3 kitap vardı sadece birini aldım.  
Daha önce okumadığım yazarlara bu sene öncelik tanıyacağım diye karar almıştım. 
Kararımda istikrarlı bir şekilde sürdürüyorum. Kendime şaştım doğrusu.

Safiye Erol ve Franz Kafka okumaya niyetlenipte okumadığım yazarlardan. 
Leylak mevsimini hemen okudum. Yazarın dilini beğensemde eksik kalan bir şeyler var. Kitabın 96 sayfa olmasından kaynaklanıyor belkide.


Mantıku't-Tayr uzun zamandır okumak istediğim bir kitaptı 5 lira olunca hemen aldım.  
Güvercin Gerdanı'nı arkadaş tavsiye etmişti.  Telefona not almış unutmuşum. Notlara bakarken hatırlamış oldum, fuar kapanmadan son anda aldım. 

Zaman kaybetmeden kitaplara başlayaçağım. Kenara koyarsam hiç okumam tecrübe ile sabittir.

Keyifli okumalar.

8 Temmuz 2014 Salı

Hint filmleri #bilmem kaç


Nasıl tembelim anlatamam. 22 tane taslak oluşturup yayınlamamışım. Bu yazıların 3 tanesi hint filmi.
 Ne zaman izlemişim,  konuyu hatırlıyor muyum diye zihin yokladım. Zihnim " ammada yaptın o kadar da değil" dedi.

Taslaklarda değişiklik yapıp toparlayayım madem.

Daha renkli ( daha farklı, daha hareketli) olduğundan mı nedir doğu filmlerini hep sevmişimdir. Uzun süre Kore filmi izlemişliğim var.  Araya bir kaç Hint filmi de sıkıştırı vermişim ama çok değil.
PC çöktükten sonra mp3 ve film arşivi oluşturmaya çalışıyorum. Kore Filmlerinden izlemediğim kalmadı desem yeri. Bende Hint indireyim dedim. 10 bin, yüz bin kere izlemiş olduğum 3 idiots indirmeden olmaz dedim. Filmi en son kefken kampında izledik. Film bitene kadar üzerimize :)


Gori Tere Pyaar Mein

Filmi izleyeli uzun zaman oluyor. O zamanlar seccade işliyordum. Seccade işlerken bol bol film izledim.


Zengin zibidi oğlan ve çevreci,  fakirlerin dostu kızımız.  Karakterler biraz zorlama olmuş :(


Bir kere kız oğlanın ablası gibi duruyor.

Dhoom 3

film hakkında hiç bir fikrim yoktu sadece hareketli film izlemek istemiştim. Hareketli film ihtiyacımı  fazlası ile karşıladı :) Saçma bir cümle oldu farkındayım, filmi izleyince benim saçma cümlemin normal olduğunu anlayacaksınız. 



Samır (Aamir Khan)'in babası sirk işletir. Bankaya olan borcundan dolayı Samir küçükken intihar eder. Samir de büyüyünce intikam almayı kafasına koyar ve büyünce banka soymaya başlar. Bankaya bırakılan mesajlar Hintçe olduğu için Hindistindan polis getirtilir Jai. Jai tuttuğunu koparan becerikli bir polis olmalıydı ama ön planda sadece sert bakışları vardı. Her filmde olmazsa olmaz esas kız bu filmde yan karakter. Elektrik dansı eden esnek asyalı :) Kendini buna benzer bir saçmalıkla tanıtıyordu. Adı Aaliya, amam aman ne güzel diyeceğim bir performans sergilemedi. 

Filmin kaçma kovolama sahneleri çok saçma idi. Yok artık daha neler demekten film izlenmiyor. Tamam tamam izleniyor, onca saçma sahneye rağmen beğenerek izledim. 
Sonu öyle bitmemeliydi. Bir orta yol bulunmalıydı :(
Filmi izlerken Aamir Khan'a bir kez daha hayran kaldım. Samar karekterini çok güzel yansıttı. 

Ek The Tiger

Başrolde yine aynı kız.  Kim derseniz Katrina aif. Kendisi 83 doğumlu.  Benden büyük ama ben onun teyzesi gibiyim :(
 Efendim kıza takılıp kalmayalım. Zaten güzel dans edemiyor, odun gibi. Beli meli bükülmüyor.


Kedi ciğer ilişkisi mi oluştu ne :)
Izlemiş olduğum ikinci Selman Khan filmi. Ilk olarak bodygard filmini izlemiştim.  Iki filimden çıkardığım ortak karar dövüş sahneleri abartılı.  Adamlar bir trende ötekine atlar, motordon uzağa atlarda gönül meselesi deyince durulur. Bir Türk dizisinden replik aklımda kalmış "er kişinin imtihanı sevdadan olurmuş" diye. Tam olarak bu durumu anlatıyor.
Film macera imiş ben çokça güldüm.
Filmde tek şikayetim dans sahneleri bildigimiz hint filmleri gibi değil :) ben bol dansı film istiyorum.

Ha bu arada film hindistan haricinde her ülkede çekilmiş.  Istanbul ve Mardin de bu çekimlerden nasibini almış.
Gerçi Mardin de geçmiyor olaylar iran da( irak da olabilir şuan unuttum ) geçiyor.

Onca saçma sahnelerine rağmen 3 filmide öneriyorum.

Geleneksel kıyafetli bol danslı filmler önerir misiniz?

5 Temmuz 2014 Cumartesi

Nazar


Bir önceki yazımda kaktüs yetiştiremediğimden bahsetmiştim. Siz sevgili okurlarda güzel yorumlarınızı bırakmıştınız.  Güzel büyüyen bir kaç kaktüsüm vardı bir tanesi telef oldu.

Hadi çekinmeyin söyleyin kimin gözü kaldı :)

Evde boya yapıyoruz ablamda iki kasa çiçek almış ev seraya dönünce boya bahanesi ile hir kaç çiçeği terasa çıkardım.  Malum istanbulda yağmur vardı. Ben unuttum tabi, ablam bugün çıkmış terası temizlenmiş kötü haberi getirdi.


 

Bahsettigim kaktüs sol tarafta uzun olan. Toplu fotoğraf paylaştım,  diğerlerinde gözünüz kalmasın :)


Güzelim kaktüs çürümüş. 

                   

Sağlam olanları minik minik diktik.


Büyüyeceklerine dair ümidim yok. Kökleri olmadan diktik, bakalım hayırlısı. 


Ana gövdesinin içi göçmüş bakalım tutacak mı?
Ben kaktüslerin ardından yas tutmaya gidiyorum :(







30 Haziran 2014 Pazartesi

kaktüs yetiştirme başarısızlığım

Her güzel olayı paylaşıyorum da başarısız olduğum durumu neden paylaşmayayım. Bana sorsanız kaktüs severim 6 -7 çeşit ile kendi çapımda bir koleksiyoner bile olabilirim. 
Gülmeyin yoksa kaynana dillenirini salarım üzerinize. Ne pis dikeni vardır anlatamam. 
Hem koleksiyoncularda 3 -5 çeşitle başlıyorlar.  Bir anda bilir kişi ol5dim, sanki ömrümde koleksiyoncu gördüm. 

Kaynana dili ne derseniz. Kaktüs diyince ilk aklınıza gelen kaktüs olur kendileri. Her yerde göze çarpar. Bizim eve de 10 sene önce geldi.  Ablam minik bir dal getirmişti.  Büyüdü büyüdü kocaman oldu. 3 defa balkondan düştü yılmadı yine büyüdü. En son geçen sene çiçek verdi görseniz çok güzel
 ( resim 1a, çiçeklerin bir kısmı )


Her bir dalın ucunda çiçekler acıverdi. Halam çiçekden sonra meyve verir dedi. Minik bordo meyveler yıl boyunca durdu bekledi. Bende küçük çocuk gibi gittim geldim inceledim. Ha bugün ha yarın olgunlaşacak diye. En çok sevenin gözü değermiş derler. Doğru olmalı ki meyve olgunlaşmadan balkondan düştü.  Kocaman ağır saksı nasıl düşer demeyin. Rabbim meyveyi görmeyi nasip etmemiş. 
Daha önce de düştüğü için parçaları herbir saksının dibine dikişiz. Bu yaz sadece bir çiçek açtı. 


Kaynana dili ve yumruğu aldı başını gitti. Diğer kaktüslerde iş yok.


Bunlarda sorunsuz büyüyenlerden. Sağdaki iki senede bu hale geldi.


Güzel güzel büyüyenlerden ortaya karışık yaptım bakalım büyüyecek mi?
Mavi olan eski ve tuttular. Pembeyi bugün diktim. Hiç ümit yok. Mavi olan tutunca şımardım, kaktüsleri yoldum. Ablam yapma etme dedi nafile. Sonra ki rezilliğim ise kaktüsler köklesin diye suya koymam oldu. Suda çürüdüler :(


 Bu kaktüs de akrabadan yeni geldi.


Ah ah bu turuncu hiç büyümedi.


   
Ön sırada sağda olan kaktüs alındığında tepesinde çiçek vardı bende kopardım hemen büyüdü. 

Bu yazıyı yazmama sebep olan kaktüs önde solda ve oradaki kalonşenin yanında. Kendisine parmak kaktüs deniyor. Üçüncü de kesin tuttu diyordum ki baharda solmaya başladı. 
Büyüdü diye sevindim dalları kopardım halama verdim bir güzel büyümüş bizde iş yok :(



Halamın kaktüsleri ile veda ediyorum. Öndeki çiçeğin 12 adet tomurcuğu varmış. En arkada da bahsettiğim kaktüs. 

27 Haziran 2014 Cuma

Takı Tasarımı

Milattan önce bilmem kaçlarda takı tasarımı kursuna gitmiştim.  Annemin dediği kadar maymun iştahı olmalıyım ki takıdan da hevesim kaçtı. Tüm malzemeleri kaldırdım. 
 Kampa gittiğimizde kızlar için takı masası hazırladık. Etkinlik kapsamında olmadasa ara ara kızlar yapar dedik (aslında tecrübeli hocamız ayarladı her şeyi). Masa kuruldu aninda talan edildi :(
Gençler hiç bir şekilde kıymet bilmiyorlar.
Onca malzemeyi ziyan ettiler yinede menmun kalmadılar.

Takı masasında ilk olarak öğretmenler örnek yapsın, öğrenciler ona göre devam eder dedik. 
Kırk bin düşünceden sonra buna karar kıldım.


Tamam kabul olmamış.  Daha sonra söktüm, deri, düğme ve ahşap boncuklardan bilekliğe başladım.  Güzel güzel yaparken masadan kalkmak zorunda kaldım dönünce bileklik uf olmuş    :(

Malzemeler talan edilmeden önce hocamız bazı malzemeleri ayırmıştı. Meğersem sevgili öğretmenimiz gümüş ve orjinal taşlar kullanıyormuş.  Kendisi takmasada yapıp hediye ediyormuş. 


Renkli olanı kendim yaptım.  Mavili olanı hocamız yaptı. 
 Bileklik ve kolye takım yapmış. 
Görevli olan tüm öğretmen arkadaşlara takı tasarladı. 



Bileklik için olağan üstü çaba sarf etmedim. Çivilere boncuk geçirip büktüm.




Bileklik ve kolyenin yapın aşamasında yoktum. O gün hocamız denize gelmedi onun yerine hepimize takı yapmakla meşgul oldu. 
Takı kulanan biri olmasamda hatırası var diye bunları kullanıyorum.  
Esenkalın efendim.