18 Ocak 2017 Çarşamba

GÜNEŞ ÜLKESİ - CAMPENELLA

Güneş Ülkesi'ni ne zaman nereden görüp not almışım bilmiyorum. Geçenlerde AÖF sınavına geç kaldığım için sınava alınmamıştım. Dönüşte  Şirinevler'e geçip kendime teselli niyetine 3 adet  kitap almıştım. İkisini okumuş oldum. Yalnız kitapların üçünün de tarzı aynı olunca biraz sıkıldım. O yüzden  İbni Rüşt 'ü bu aralar okumayacağım.


Gelelim kitabın konusuna. Aslına bakılırsa kitabın konusu hakkında konuşmayacağım. Bildiğiniz üzere Thomas More'nin Ütopyası ideal toplum üzerine yazılmış bir kitap. Güneş Ülkesi de bu tarz bir kitap.


Tabi ideal toplum kavramı yazan kişinin düşünceleri ile sınırlı oluyor. More'den sonra bu kitabı beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Beğenmeme sebebim kadınların ortak olması değil. Tamam bu da bir sıkıntı ama tek sebep değil. Fikirlerin altı çok fazla doldurulmamış gibi geldi. Havada kalan bir şeyler var.
Kaptan ile soru soran arasında sözde fikir alışverişi oluyor. Şu toplumda da bu şekildedir diye. Örnek verilen toplumlar üzerine bir iki kitap okumuşluğum var ve bahsi geçen konularda yanlış bilgi veriliyor olması kitabı yüzeysel bulmama sebep oldu. 
Tamam kitap 1643 yılında yazılmış, o devirde bilgiye ulaşmak kolay değildi. ''Duyduğu her şey o devir için yeni ve doğru, bu mantıkla yazar doğru yapmış.'' demem gerek ama diyemiyorum. 
Özetle kitabın bana bir şey kattığını düşünmüyorum. 

Fark ettim ki son zamanlarda pek bir şey beğenmez oldum. 
Yaşlı huysuz teyzelere döndüm.
 Allahım sen koru yarabbim. amin 
Hadi ben kaçtım. Allah'a emanet olun.  

12 Ocak 2017 Perşembe

Yağmurda Aşk - Necip Mahfuz

Yazarın okuduğum ikinci kitabı.  İlk olarak Midak Sokağı'nı okumuş pek beğenmemiştim. 
Hikaye güzeldi ama yazarın kendi memleketini kötü göstermesi itici gelmişti.  

Bu hikayede ise güzeldi cümlesi kuramayacağım. 
Tam kişiler tasvir edildi hikaye başlayacak dedim ki kitap bitti. 
Bir önceki kitapla birlikte şunu söyleyebilirim ki yazarın karakterlerini duygusuz buldum.


Haberlerden  okur gibi "gitti, geldi. Oldu, bitti" duygu yok sadece olay aktarımı. 
Vasat bir kanalda gündüz kuşağı serisi. Bir dizi içinde tüm kederler.

Bu kadar sevilen, okunan yazar olduğuna göre okunur bir yani vardır.  Bir gün bende bir kitabını seveceğim baş ucu kitabı edeceğim. 
Nobel ödülü aldığı için biraz önyargım olacak ama olsun. 

Yazarın düğün evi adlı kitabınıda almıştım. Bir iki aya kadar onu da okur paylaşırım.
Esenkalın.

11 Ocak 2017 Çarşamba

Eğri Kemer & İstanbul'da Kar

İstanbul da kar denince akla trafik, internet ve elektrik sorunları gelse de arada güzel şeylerde oluyor. Misal deyip uzun uzun liste  yapacağım desem, liste yaparak bilgim yok. En iyisi tek yer ile sizi oyalayayım.
Size daha önce bu siteden bahsetmiştim.
Eski fotoğraflar, gravürler, haritalar...

İki satırda  ''eğri kemere gittim'' diyecektim olay bitecekti, bitmedi. Sınırlı zamanda o kadar çok fotoğraf çekilmişiz ki sadece manzara fotoğrafı bulmadım.  O yüzden sizi azıcık sıkacağım.
Efendim bilindiği üzere eğri kemer 1554 - 1564 yıllarında Mimar Sinan tarafından yapılmıştır. Uzun uzun bilgi vermeyi çok isterdim ama konuya vakıf değilim.  Sırt hobi niyetine okuduğum AÖF ders kitabında Mimar Sinan eserleri adlı bir konu mevcut olsa da içeriği boş. Ben kemere gidip ''Aa burası Mimar Sinan'ın eseriydi'' diye aklıma gelince ders kitaplarının yeterli olmadığını bir kez daha görmüş oldum.
  Nette ''Eğri kemer''  araması yapınca göreceğiniz pek çok fotoğraf haricinde bir iki ekleme yapacağım.


1828 basımı bir kitap. 
İçerisinde bizi ilgilendirecek İstanbul'un mimari yapıları, su kemerleri detaylıca verilmiş. Bu arada kitabın içeriğini göremiyoruz. Kaynak olarak ''bu kitap '' demek istiyoruz.



Kemerin dikey ve yanal görünümleri, arazi yapısı ve kullanılan teraziye kadar her  şey çizilmiş. Haritalar, projeler ve daha fazlası için siteye bakarsınız, ben benim gözümden çektiklerimi eklemek istiyorum.


Altından geçip de üstüne çıkmak nasip olmayan eğri kemer. 


Hoş karda yuvarlanmaktan kemer üzerine çıkamadık ama olsun. O da başka zaman kalsın. 


Kar ile birlikte internet sıkıntısı da yaşıyoruz. Her şeyimiz internet olmuş. Olmayınca hayat duruyor.
Bir yazıyı yazmak için kaç defa niyetlendim. Ekledim, çıkardım, ne yazacağımı unuttum. Bahara kadar yazıyı bitirebilmeyi umuyorum :)






Ayvat bentine gittik demek isterdim ama sadece altından geçtik. Araç parkı ve yollar problemli idi. 




Orman içinde araç girişi belirli yerlere kadar uygundu. Bizde geç vakit diye fazla açılamadık. 


Mevcut olan kişilerin birbirine seslenme şekilleriyle kendimizi memlekette hissettik.
 '' Haunlar yolda kaldı, yardım edin'' seslerini duyunca anladık ki karadeniz insanı her koşulda ağaca ihtiyaç duyuyor. 
İşte güçte, ormanda ''bize her yer Trabzon!'' 
Bir Trabzonlu olarak  şunu söylemek istiyorum ''sizleri daha az görsem, özlesem fena olmaz.'' 



Sınırlı zamanda olsa bolca eğlendik. 
Yattık yuvarlandık, kar içinde kaybolacak konuma geldik.


Bu arada fark ettim ki çocukluğumun korkulu rüyası olan kangal korkumu atlatmışım. Hatta köpeklerle arayı yapmışım, iş yerinin köpekleri ile mutlu mesut olmasa da bir birimizi idare edecek kadar yakınlaşmışız. Kurt  kırması güzel bir köpek var iş yerinde ama eklemeyeceğim. İlişkimizi medya önünde yıpratmayacağız.
 : )


Çok ısrar etiniz madem paylaşayım. Oturunca gelip kafasını dize koyuyor. Pati veriyor, sev beni niyetine sürtünüp duruyor. 

Benim gibi hayvanları uzaktan seven birisi  için büyük gelişme. 
Net kesilmeden  benden bu kadar.
Esenkalın.





7 Ocak 2017 Cumartesi

İzlediklerim 2017 # 1

2012 de bir heves açmış olduğum bloğumu gittikçe ihmal ediyorum. İstikrarlı düşüşe bakılırsa seneye buralarda yokum. Artık seneye kalem kağıt elimde günlük tutarım. Yaşıyorum, varım ve bir iki satır karalayabiliyorum diye.

2017 ye patlamalarla girdik. Pek çok can verdik. 
Ben bloğuma güzel şeyler yazmak istiyorum. Kayda değer güzel bir şey olmayınca da  blog boş kalıyor.

" Kar bahanesi ile işyerinde film izlemekle meşgulum " yazsam yıllar sonra dönüp bakınca ''Allahım bunu mu yazmışım ?"  derim.

Yazacak bir şey yok gerçekten.

Bu hafta yüksek lisanstan sınavım vardı. Haftaya da AÖF  den. Ne güzel iznimi almışım işe gitmeyeceğim. Akşam mesaj geldi ki " sınavlar iptal ". Bizde mecbur işe geldik.
 İş demişken  yol inşaatında çalışıyorum. Yağmur, kar gibi durumlarda çalışma yok, ama teknik ekip işe gitmek zorunda. Bende etrafta eğlenecek arkadaş bulamayınca oturdum film izliyorum.
İzlediğim filmi beğenince paylaşayım başkalarıda belki izler dedim.
Ove'nin hatrına izlediğim diğer iki filmi de not alayım madem. 

2017 de izlediğim ilk film Bridget jones'un Bebeği


Film konusu bizim ahlak anlayışımıza pek uymasada ben izlerken baya eğlendim. Biraz fazla kahkaha atmış da olabilirim.
Bridget de evlendi ya artık kimse evde kaldım diye telaşlanmasın :)
Bu arada kadın hiç değişmemiş, tamam tamam biraz yaşlanmış. Adamı ilk etapta çıkaramadım.
"Aa bu o avukat mı?" şaşkınlığı yaşadım bir an. Mavi renkli çorba içmişti de sesi çıkmamıştı. Türk erkeği olsa o tencere kadının kafasına kırılırdı. O vakte kadar mükemmel yemek yenmemiş gibi.

Neyse efendim bu filmi es geçip beğenerek izlediğim iki filme gelmek istiyorum. Biri hint filmi.
Sefer Tası


Uzun zamandır izlemek istediğim filmlerden biridir sefer tası. Türkiye de olmayan bir sistem, yemek yapıyorsun ve kurye ile iş yerine gönderiyorsun. Biz paket servis deyince herhangi bir yemek firması ile anlaşma yaparız. Hindistan bir adım öteye gitmiş yemek firması haricinde evden işe de yemek gönderiliyor. Arada karışıklık da olabiliyor ki filmimizde de tam olarak böyle bir karışıklıkla başlıyor. Mutsuz ev kadının yemeği, yalnız  adama gidiyor. 
Sonrası mı? İzleyin görün. İzlemeden önce eğlenceli film isteyenler başka film izlesin önerisinde bulunacağım. 

Son filmim ise ; Ove adında bir adam.



Takıntılı, yaşlı adamın bu günü ve flashbacklerle gençliği var. İsviçre yapımı güzel bir film. 
Ove nin eşi kanserden vefat edince yalnız kalışını ve bu yalnızlıkla nasıl başa çıktığını / çıkamadığını anlatıyor.  İranlı aileyi unutmamak gerek. Kadın olmasaydı her şey çok daha farklı olurdu.  Biraz hüzünlü bir hikaye. İzleyin efendim.

Benden bu kadar.
Ders çalışmam gerek ama içimden gelmiyor.  Büyük bir ihtimalle Pamuk Prenses ve Avcı filmini izleyeceğim.
Karlı havalarda izlenebilir film önerisi olan var mı?
Picakli micakli olmasın :)
Anladınız siz onu.
Macera olabilir ama intikam, kan olmayan filmler.

Dikey Limit,
Yarından Sonra,
Karda yolculuk,
Frozen (karlar ülkesi ),
120

izleyip beğendiğim,  tavsiye edebileceğimiz karlı filmler.

Sizin önerileriniz var mı?




28 Aralık 2016 Çarşamba

2016 değerlendirmesi / kitapları



Caravans theme eşliğinde yazı yazayım dedim. 3 dakika sonra etkisi puf diye geçse de nasıl huzur verici, rahatlatıcı anlatamam.
Efendim bir yıl sonu klasiği yapmaya geldim. Nasıl geçmiş 2016 yılım ?
Düşünüyorum düşünüyorum galiba yaşlandım. Aklıma bir şey gelmiyor.
Nereden başlasam ki ?

İstanbul da yaşayıp İstanbul'u gezmediğimi söyleyebilirim. Mazallah bir yerlerde patlama olur, kolum bacağım farklı kişilerle paketlenir tedirginliği gezemeyen insan olmamıza sebep oluyor.

Buna rağmen ilk defa Büyük Saray Mozaikleri Müzesine ve Zeyrek Bölgesine gitmiş oldum.
Havaların güzel olduğu bir ara muhakkak tekrar gideceğim.

Mayıs ayında Sirkeci Dergi Günlerine gitmişim mesela.
Aklımda kalan etkinlikte katılım oranının düşük olduğu ve buna rağmen atmosferin harika olduğu bir fuardı.
Bu arada aldığım dergilerin hiç birini bitiremedim.


Haziranın başında Haydarpaşa Garına kitap fuarına gitmişiz. Bol bol fotoğraf çekildiğimizi hatırlıyorum. Kitaplar için değilde fotoğraf çekilmek için gitmişiz gibi. 
  

Yeğenime aldığımız levent serisini severek okudu. Kartlara bakmamış olabilir. Biz yetişkinler pek beğenmedik ve anlamakta zorlandık. Bu konuda eksiği olan çocuklara yardımcı olamayabilir. 

Haziran sonlarında Beyazıt  kitap fuarına gitmişiz. 


Neyse ki alınan 4 kitabın üç tanesini okumuşum. 
Kasım başlarında da Beyoğlu Sahaflara gitmişim.  


Bu kitaplardan sadece bir tanesine başladım ama bitmedi.

Kitap fuarları dışında kalabalık ortamlara pek girmedim / giremedim. Artık başım kaldırmıyor kalabalık ortamları. Daha doğrusu sağımdan solumdan akıp giden kalabalığı takip edemiyorum. Başım dönüyor, psikolojik midir nedir kalabalıkta çok çok yoruluyorum. Halbuki gün boyu yürüyorum yerimde durmuyorum ama insan içine çıkınca farklı bir ruh halim oluyor.

O yüzden dışarı çıkacağım zaman kalabalık olmayan yerleri tercih ediyorum. Misal tarihi mekanlar, müzeler.
Yurdum insanları müzeye gitmiyor. Terör olaylarından dolayıda yabancı kimse gelmiyor. O mis gibi boş ferah mekan. Galata Kulesi hariç tabi. Yıl içinde 3 defa gittim. Dolmuş gibi kalabalık.

...


İstanbul da gezmek dışında Ramazan Bayramında Erikli de, Kurban Bayramında Trabzon da idik. Ramazan sıkıcı, Kurban ise dolu dolu ve yetersiz geldi. Aa unutuyordum Söke ve Milas'a gittim ama tarihi yerleri gezemedim. Halk pazarlarına gittim. Mis gibi organik sebzeler gördüm, tattım.


Gezip tozma dışında ise 2016 tüm patlamalara inat, evleniyoruz mutluyuz yılı oldu. Herkes mi evlenir ya. Birinden çık diğerine git. Acıyın bize. ''Olan var, olmayan var'' modunda Simge ye bağlamayacağım çümküm vaktim yok. Ne yeni biriyle tanışmaya ne de düğün derneğe icabet etmeye. Yüksek lisans ve AÖF yeterince vaktimi alıyor. Ayda sadece bir pazarım boş. Onu da ne yapsamlarla geçiriyorum.

Bu yoğunlukta spora gidemiyorum. Bir şey yapılacaksa direk spordan feragat ediliyor. Bu da kilo olarak geri dönüyor o ayrı dava.
...
Başka neler yapmışım ?

Blogu fazlası ile ihmal etmişim mesela


Yeğenlerimi, halamı ve amcamı aynı şehirde yaşamamıza rağmen çok sınırlı zamanlarda görmüşüm.

Başka da hobi niyetine hiç bir şey yapmamışım.
Annem örgü battaniye örneği almış ''sen yaparsın '' diyor. Evet güzel fikir ama vakit yok.

Kitap okuma hızım da oldukça düşmüş.
Neler okumuşum diye düşünüyorum. Blogda da pek bir şey paylaşmayınca unutuluyor.

Allah'dan geçen yıl başında okuduğum kitapları tek tek eklemişim. Yoksa onları da unuturmuşum.


Okuduğum 17 adet kitap;

Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler - Rasim Özdenören
Insan yayınları 4. baskı, 1988, düşünce, 155 sayfa


Bireysel ve Toplumsal Değişmenin Yasaları - Cevdet Sait
Insan yayınları,  2. baskı,  1986, düşünce,  189 sayfa


Toplum bilim Üzerine - Ali Şeriatî, bir Yayıncılık, 1. baskı,  1985, düşünce,  128 sayfa


Batı Kaynaklarına Göre Islam Medeniyeti, Derin Tarih kitap eki

Ya Tahammül Ya Sefer, Mustafa Kutlu, Dergah 



Küt'ül Amare Osmanlının Son Zaferi, Ismail Bilgin, Timaş yayınları,  Roman, 236 sayfa

  

Orkun Bilgesi, Yılmaz Gürbüz,  Ötüken,  Roman, 408 sayfa
 

Deniz Küstü, Yaşar Kemal, Milliyet Kitap, roman
Pascal Oyunu,  Mehmet Bayraktar, insan yayınları


Jane Eyra - Charlotte Bronte
Göğü Delen Adam - Eric Scheurmann 


Faik Baysal - İlk defa - Varlık yayınları - 79 sayfa
Kayıp Gül 2 : Ölümsüz kalp - Serkan Özkan -Artemis yayınları - 304 
Tozlu rüyalar Kitapcısı - Cynthra Swanson - Martı Yayınları - 432
Ermiş - Halil Cibran - Avrupa yakası yayınları - 144 sayfa
Ütopya - Thomas More - borda siyah yayınları - 134

kitap sayım 17 olunca kendimden utandım. Kalabalık olsun diye AÖF ders kitaplarınıda okuma listeme eklesem mi? Yüzeysel bilgi verseler de konu itibarı ile zevkli derslerim var. Tam da hobisine okunacak bölüm. 
Seneye AÖF'den ne okusam emin değilim. Belki Coğrafya yada iki yıllık Tıbbı ve  Aromatik Bitkiler bölümü okurum.  
Neyse ki Başvuru zamanına daha var. Bol bol düşünürüm. 
...
Eskiye ait yıl dökümlerine bakmak isterseniz.

2015  yılı 28 adet kitap,
2014 yılı okuma listemde 69 adet kitap mevcut,
2013 yılı listemde 53 kitap,
2012 yılı yeni keşfettiğim yazarlar listesinde ise 17 yazar var. Diğer yazarları saysam eminim 50 olurlar. 

Okuma performansım  gittikçe düşüyor. 

2017 için kitap sayısı hedefim yok. 


Evde okunmayı bekleyen kitapların yarısını okusam kendimi şanslı sayarım. 
Öncelikli kitap sıralaması yapmam gerekirse.

İbn Sina / İbn Fufeyl - Hay bin Yekzan,
İbni Haldun - Mukaddime,
İbni Rüşt -  siyasete dair temel bilgiler

Daha sonra Necip Mahfuz, İskender Pala ...
Bu listenin dolu ve verimli geçmesi tüm temellim. Yaşayıp göreceğiz.

...

Mayıs gibi köye gitmeyi düşünüyorum. Uzun zamandır aklımda baharda köy görmek var, bakalım bu yıl nasip olacak mı? Köy olmazsa Sinop olur. Özetle taze yeşillik görmek istiyorum.  Yağmur sonrası  salyongoz toplar, tarla ekerim. Ne güzel olur. 
Allahım bu küçük hayalimi gerçekleştir. 
Lütfen lütfen lütfen.

...
Benden bu kadar. Esenkalın.


28 Kasım 2016 Pazartesi

Günler geçip giderken # 1

''Allah'ım günler ne çabuk geçiyor'' klişe cümlesinin en son kurduğumdan bu yana 4 ay geçmiş. Bu dört koca ayda neler olmuş?
Yazıyı yazarken ramazandan, bayramdan ve bayram sonrası nişandan bahsetmişim. 
o yazıdan sonra ikinci bir bayram geçirdik. Dolu dolu güzel anıları olan, kalabalık köy tatili yaptık.  Dönünce monoton hayatlarımıza devam ettik. 
Köyden dönünce de  arada bahsi geçen kuzenin düğününü yaptık. Pek tatlı bir gelinimiz var. Rabbim bir ömür mesud eylesin. 
Ben buraya neden geldim unuttum.
 Daha doğrusu giriş yapmış bırakmışım. Kitap notu gireyim dedim. Aa o da ne ? giriş yapıp bıraktığım 12 adet taslağım var

Tembellik mi, vaktin sınırlı olması mı  bilinmez. Hiç bir yere yetişemiyorum. 
 İki hafta boyunca işten çıktım eve geldim, ders çalıştım. Hobisine okuduğum AÖF den  yüksek not almak için spora bile gitmedim. 
Sonuç; HÜSRAN 
Cumartesi sınava yetişemedim, sadece pazar günkü sınavlara girdim. 
İki gün kalabalığa karışınca İstanbul'un çekilmezliğini bir kez daha gördüm. 
Bu trafik, insan kalabalığı gittikçe hoşgörümüzü azaltıyor. 
''Ben ilk durağa yürüdüm onlarda yürüsün, sıra bekledim onlarda beklesin'' demeye başlıyoruz. 
Yanı başımda  biri ölse uzmanlık alanım değil diye dönüp bakmayacağım diye korkuyorum. 

Efendim ben bunları yazmaya gelmedim ama fark ettim ki insanlığa karışınca insanlığımı unutuyorum. 
İnsancıklara uzaktan bakıp özlerinde iyi  olduklarını, onları olumsuz yapan şeyin benim bakış açım olduğunu söylemek isterdim ama çarpılırım diye korkuyorum.

Özetle; iç sesime ''olumlu ol'' komutları vermekle meşgulüm, siz nelerle meşgulsünüz? 

1 Kasım 2016 Salı

BEYOĞLU SAHAFLAR

Bu yıl onuncusu yapılan sahaflar festivali ayın 24'ünde başladı,  6'sına  kadar sürecek. Hafta içi altıda işten çıkıyorum diye hafta sonu gideyim dedim. Pazar günü ders bitince ( 10 - 16 arası ders var ve en boş günüm) Beyoğlu'na geçtim. 
Gittiğimde konuşma vardı, kimler hangi konuda konuşuyor ilgilenmedim. Daha sonra Hakan Aysev anonsu duydum. Kitap fuarında konser? Ne güzel dedim ama beklediğim gibi bir şey değildi. Sadece kendi beğendikleri şarkılar üzerine konuştular. Konuşurken de arka fonda bahsi geçen şarkı gayet rahatsız edici bir şekilde dinletildi. Birilerini canlı dinleme fırsatı varken stüdyodan geçmiş bir şeyler dinlemek bir benimi rahatsız ediyor. Hadi biz de rahatsız oluyoruz deyin, lütfen lütfen :)


Neyse efendin ben sahafların sadece bir tarafını gezebildim. Genel olarak kitapçılar ilgisiz. Her soruya ''yok '' diye cevap veriyorlar, bir bakmışsınız yok denen gözünüzün önünde. Tek bir kitapçı sorulama cevap verdi. Sorduğum kitapları bildi! Ne olduğunu anladı. Knut Hamsun seyahatnamesi dedim kadın direk kitap ismi verdi. Halbuki oraya gelene kadar sorduklarım gayet bilinen şeylerdi. Sadık Hidayet, Necip Mahfuz, Mukaddime, Hay bin Yekzan gibi. 
Belki Hay bin Yekzan bilinmez. 


Neyse efendim onca yorgunluğa ve ilgisizliğe rağmen birazcık alışveriş yaptım. 
Ali Ural'ın şiir kitapları vardı. Şiir sevemediğim için almadım. Mukaddime  ve Hay bin Yekzan uzun zamandır almak istediklerim. Necip Mahfuz'dan başka kitaplar aramıştım, bulamayınca bunları aldım. İskender Pala sevdiğim yazarlardan biridir, Samiha Ayverdi de öyle.  Varlık yayınlarından kitaplar vardı ama seçemedim. 
Diğerleri bir yerlerden aklımda kalıp defterime not ettiğim kitaplar. Ahraz'ı kimden duyup not etmişim hatırlamıyorum bile. Hatta benim not ettiğim kitap bu mu, ona bile bakmadım.  


Aklımda pek çok kitap var ama kitapları koymaya yerim yok. Zaten '' şu kitabı arıyorum '' deyince ilgilenecek personelde yok. 
Şu an için 15 kitap aldım. Tekrar gitmeye vaktim yok. Hafta sonu bir dersten sınavım var, yüzüne bile bakmadım. Yarın kuzenimin kınası, pazarda düğünü var. O sebepten bunlarla yetineceğim. Ah pardon daha önceki senelerden alıp okumadığım kitaplarımda var, Onları da okurum bir bahane ile. 

Hangi kitaplar derseniz 

2012 kitapları okundu,
2013 kitapları  okundu,
2014 kitapları  16 kitaptan 7 tanesi kalmış. 

Eski aldıklarımın sene bitmelerini umuyorum. Hadi bakalım, bana kolay gelsin.