16 Ağustos 2016 Salı

Havadan Sudan

Kaç kere yazı yazdım sildim bilmiyorum. 

Ülkemizde hoş olmayan olaylar meydana geldi. Pek az kişi yorum bildirmedi. Herkesin kendine göre doğru yada yanlış düşünceleri vardı, paylaşmak istiyor. Herkes bir şeyler paylaşınca bilgi kirliliği insanı boğuyor. Ben blogumu güncel olaylardan, politikadan uzak tutucağım. Aklımdan geçenleri de artık fırsatını bulursam günlüğüme yazacağım diyordum ki kendimi klavye başında buldum.


Hiç bir şey olmamış gibi hayat devam eder mi? Biz birilerine güvenebilir miyiz? Derdimizi tasamızı bir dosta yada resmi kuruluşa aktarabilir miyiz?  Gördüğümüz her kişiyi acaba bu da mı? diye tereddütle yaklaşmamız ne zaman geçer. Biz tam anlamı ile vatan hainlerinden kurtulabilir miyiz ?
Sorula sorular.

Yok yok ben hiç bir şey yazmayayım. 

 Buraya yazacağım sadece  '' Rabbim vatanımız, milletimizi şer odaklara karşı korusun amaçlarına ulaşamasınlar inşallah '' 

Olaylar olalı bir ay oldu. Devamı gelir diye medyada o kadar çok haber dolaştı ki ailemden ayrı bir yerde ölme fikri ürkütücü geldiği için arkadaş ile Eskişehir'e gitme planını iptal ettim. Pişman da oldum daha sonra.  Amaç milletin kalbine  korku salmaktı bende kandım. 

Neyse efendim çok uzatmayacağım. Bu zaman zarfında hayatın devam ettiğini ürken kalbime hatırlatmak için ablamlar ile dışarıya çıkalım dedik. 
Mekan olarak tarihi yarım adayı seçtik, Topkapı sayayına giremeyince Padişah türbelerine gittik.  
 Daha önce gidip gitmediğimi hatırlamıyorum. Müze içerisine de en son ara tatilde gidince sadece türbelere gitmiş bulunduk. 

 Kufi tavan yazısı

Türbeler 5 adet yapıdan oluşuyor. Şuan kaç kişinin  makamı orada bilemiyorum. Genel olarak mimariden bahsetmek için gelmiştim zaten. Bir baktım alakası olmayan  pek çok şeyden bahsetmişim. Bu kadar uzun bir yazıyı baştan sona ne kadar sürede okurum bilmiyorum. 
Konuyu özet geçip bırakacağım.


AÖF Kültürel Miras ve turizm okuduğumu daha önce söylemiştim. Konu itibarı ile çok güzel ders konularımız olsa da kitapların kalitesizliği ve benim vaktimin yetersizliği acısından ders kitaplarını tam olarak okuyamamıştım. Ders çalışırken kendime ödev vermiştim.  Mimari yapıları bilinçli olarak gezmeyi planlıyordum. Bu türbeleri de daha bilinçli gezeyim dedim. Mimarları kimmiş, mimari yapısı hangi şekildir. kapı süsleri, iç mekan süsleri nelerdir gibilerinden pek çok ayrıntı. Bu liste uzayıp gider.

 kündekari kapı

Özet yapmak gerekirsek bilmek kaliteli yaşamaktır.  Ben bilinçli gezdim mi? Kaliteli rehber ile gezebilme imkanım olsa fena olmaz. Bu amaçla tur ile İstanbul'un Bizans yapılarını tur ile gezelim diye Menekşe Ablanın aklına girmeye çalışıyorum. Bakalım ilerleyen zamanlarda ne olur.

Benden bu kadar. Esenkalın. 

21 Temmuz 2016 Perşembe

Doğu'nun Kalbine Seyehat - Çin ve Hind Ülkeleri Hatıraları ve İlaveleri

''Çin ve Hind Ülkeleri Hatıraları ve İlaveleri'' ne uzun bir başlık oldu. Kitap yazarını  not almadım, çünkü  3 farklı kitabın derlenmiş hali. Birde yazar adlarını yazsam başlık yazmaktan başka bir yorum yazmaya üşenirim.
Kitabı bitirdiğim gibi bir iki satır yazmaya başlıyayım gün içerisinde devam ederim dedim de içim bir tuhaf. Kitap sonunda Hind diyarında kendini canlı canlı yakan normal olmayan şahısları okudum. Birde ülkemizin içinde bulunduğu durumu düşününce karışık duygular içindeyim. 
Kitapta kendini öldüren adamlar dışında başka bir şey yok mu?
Tabi ki var ama daha önce okumuş olduğum seyahatnamelerden kıyaslama yapmam gerekirse yeni bir şey yok.

Daha önce ne mi okumuşum?


Daha önce pek çok şey okudum konuyu uzatmamak için şuan Müslüman seyyahlara değineceğim. 

İbni Battuta seyehatnamesi- YKY - Çeviren;  A. Sait Aykut
İbni Fadlan Seyehatnamesi -  Yeditepe Yayınları - Çeviren; Ramazan Şeşen
Gırnati Seyehatnamesi -  Yeditepe Yayınları - Çeviren; Fatih Sabuncu

Bu seyahatnamelerden sonra kitap pek ilgimi çekmedi. Kitap, 3 farklı kitabın bir araya getirilmesi olunca kendini de tekrar etmiş oldu.

Hangi kitaplar derseniz.

1. Kitap; Süleyman el- Tacir'in 852 yılında Cin ve Hind diyarına yaptığı yolculukları, geçtiği yerlerdeki denizlerin durumunu ve duyduğu ilginç olayları anlatığı Ahbar el- sin ve'l - Hind adlı eseri.

2. Kitap; Yezid el - Sirufi'nin Ahbar El - Sın Ve'l - Hind Zeyli . Yazar Süleyman el Tacirin kitabını kendisinden yaklaşık 50 yıl sonra ( 900 Yıllar ) okuyup değerlendiriyor ve ilaveler yapıyor.

3. Kitap; Mesudi'nin 952 yılında yapmış olduğu yolculuklarını Süleyman el Tacir'in ve Yezid el Sirufi'nin notlarından yararlanarak oluşturduğu   Müruc Ez Zeheb'i.

Bu 3 kitap birbirini tamamlayacak/ teyit edecek şekilde 50 yıl ara ile yazılmış. Benzer mekanlar, olaylar 3 kitapta da geçmektedir.

Hangi detaylar derseniz.

Kendini yakmak isteyen Hintlilerin hükümdardan izin almaları ve kendilerini diri diri yakmaları.

Serendip adalarında değerli taşların çıktığı.

 Serendip adası ( Seylan / Sri- lanka ) üzerinde bir tepede Hz. Adem'in ayak izinin olduğu.

Hint ve Çin diyarında elde edilen misklerin toplanması, nakledilmesi ve değerlendirilmesi.

 Maldiv adalarında da hakimiyetin kadınlar elinde olduğu ve alışverişte para yerine deniz kabuğu kullanılması.

Dünyanın geçici olduğunu vurgulamak için ölen hükümdarlarını sokaklarda sürüklenmesi.

Hind hurmasının çok değerli olduğunu ve ilaçlarda kullanıldığını. İskender Hindistan üzerine yürüyünce hocası Aristo'nun hind hurmasına sahip olması için İskender'e mektup yazdığını. İskender'inde bir adayı tamamen boşaltırıp yerine Yunasitan'dan yerli halk yerleştirdiğini kitaptan öğrenmiş bulunuyoruz.


Bu detayların haricinde daha önceki seyahatnamelerde geçen deniz kızı ve devler ile ilgili hiç bir detay bu kitapta mevcut değil. Ya o dönemde gezilen mekanlarda bu hikayeler anlatılmıyor ya da kitapta yer verilmemiş. Zaten bölümlerin sonlarında pek çok detay var ama değinmedik yada şu kitapta bahsettik  diyede belirtiliyor.

Kitap sonunda kullanılan haritayı beğenmediğimi de eklemeden edemeyeceğim. Üç farklı kitap bir arada ise her biri için farklı harita kullanılması ve daha detay verilmesi gerekirdi.

Bu konuda Yeditepe yayınlarının yeni bir düzenleme getirmesi gerekir diye düşünüyorum.

Şimdilik benden bu kadar.
Uzun süre daha seyahatname okumam diye düşünüyorum. Aslında Gerard De Nerval'in Doğu'da Seyahat adlı eserini okumak istiyorum ama bulamadım. İntertnetten şipariş vereyim dedim. Şunu da alayım bunu da alayım diye bir liste hazırladım. Gözüm korktu.


Hangi ara okurum, nereye koyarım diye düşünmekten alamadım, Kitap fiyatlarına hiç değinmiyorum.
Her şey indirime girdi de bir benim listemdeki kitaplar girmedi.

Belki Hay bin Yekzan'ı alırım. 
Ben karar verene kadar esenkalın. 


15 Temmuz 2016 Cuma

Günler geçip giderken

''Zamanın hızlı akması kıyamet alamet imiş'' diyen varda ben hiç bir yerde okumadım. Halbuki kuran kurslarında okumadığım kitap bırakmadım. 
Bu söz doğru mudur bilinmez. Bilinen bir şey varsa zamanın çok çabuk aktığı fikri herkesce sabit. 
İki hafta önce yazı yazmışım, fuara gittim diye. Fuara gideli bir ay olmamış ben unutup gitmişim. Öyle ise  cümleye ilave edeceğim ''Ahir zamanda insanlar zamanın çok hızlı geçtiğini düşünecek. Dün yaşadıklarını uzak bir geçmiş gibi algılayacak'' mantıken zaman hızlı akıyorsa, yaşadıklarımızda çok eskimiş olacak. 
Neyse efendim bu iki haftada ne yapmışım. 
( Bu arada yazıya 11 temmuzda başladım bakalım ne vakit biter )
Uykusuzluğa gelemiyorum diye ramazanda tek öğün beslendim, sahur yapmadım. Ezandan 5 dakika önce kalk, su iç, namaz kıl yat. Tüm ramazan bu şekilde geçince takati kalmıyor insanın. Çok şükür hasta olmadan ramazan bitti. Bu zaman zarfında 3 kilo verdim o ayrı dava. Annemin deyimi ile yüzüm kaşık kadar kaldı.  

Bayramda tatile gidelim dedik. Tatil yerini yengeme ( abimin eşi ) bıraktık, diğer 6 kişi ona tabi olduk. Memnun kaldık mı? Kendince güzel bir tatil olabilir ama bizim tercih edebileceğimiz bir yer değildi. 

Tatil yerinin Keşan Yaylaköy olduğunu söylemedim di mi?
Tatil sitesinden ev tuttuk. Ev bakımsız, yataklar berbattı. Denize araba ile gittik, yosunlu  ve tıklım tıklımdı. 
Bunca şey yazdıktan sonra tek olumlu yanının sitenin sakin olması idi desem ''ne dama giriyon ne de damdan çıkıyon'' diye cümle kurarsınız :)

Tatilden döndük kuzen nişanlandı. Nasipse kasıma düğün var.


Onun dışında yaşayıp gidiyoruz işte. 
Gezmeye tozmaya takatim yok gezemiyorum. En iyisi bir pazara gidip kendime bir iki kilo takat satın almak.  Temel Reis gibi ıspanak yesek güçlensek fena olmayacak. Yok yok ben en iyisi doktora gideyim ama ne zaman?
Yattığım yerden kitap okuyayım diyeceğim onuda yapmıyorum. Ne ara yaşlandım da her şeyden elimi eteğimi çektim.
 Zaman dur gitme!
Sahi eskiden, çok da eski olmayan eskiden neler yapmışım.

2015
  • 5 adet kitap okumuş, ay sonunda köye gitmişim.

 2014
  • Kaktüslerime nazar değmiş en hızlı büyüyen kaktüsüm yağmurda çürümüş. Demek neymiş iki yıl öncede temmuzda yağmur yağmış. Bu arada o vakitlerde mevcut olan kaktüs hevesim kalmadı. 
  • Hint filmleri izlemişim bir kaç tane aklımda kalan sahnelere değinmeden Dhoom 3 filmini izleyin diyeceğim.
  • Ramazan temmuza denk gelmiş. Beyazıt Kitap Fuarına gitmiş 4 kitap almışım. Şaşırtıcı bir şekilde hepsinide okumuşum.  Bayramda da Göksu'ya gezmeye gitmişiz. 
  • 2. yaz okuma şenliği ilk ay mütaalasını yapmışım 10 kitap 2186 sayfa. Oldukça iyiymiş.
2013


2012

  • Uzaya Türk uydusu gönderilmiş, adı da Göktürk imiş yeğenimle adaş! Tabi o vakit Göktürk küçük 6 yaşında. Şimdi kazık kadar. Çocuğa mesaj attım ( evet 10 yaşındaki çocuğun telefonu var) yaşıyor musun dedim. '' evet yaşıyorum, ne oldu ki '' cevap atmış. hiç halan yaşlanıyor diyecektim demedim :)
  • 2012 ne güzel sene imiş, Kitaplaşma etkinlikleri, mimler, çekilişler ne güzelmiş.
  • Eski paralar, eski aletler ne güzel şeyler. Bir zamanlar, bizden önce birileri yaşamış gitmişler. Bizde gidiciyiz diye hatırlatıyor. 
  • Bir ara yemek tarifi veriyormuşum. Geri dönünce gördüm. Şuan bir marul dahi doğramıyorum. 
İşte blog günler geçiyor bir şekilde.  
günlerinizin güzel geçmesi dileği ile esenkalın.

26 Haziran 2016 Pazar

Havadan sudan; ramazanlar ve kitaplar

Allahım günler 24 yerine 48 saat olsa yinede yetişemiyorum diye şikayet eder miyim?
Yok, o vakitte "gün bitmiyor" derdim.
Halbu ki çabucak bitiyor. Ramazanın sonuna gelmişiz mesela. Kimler fark etti? Hiç kimse.
Sadece eski dostlar, ortamlar bulunamayınca fark ediliyor. Zaman geçiyor tik tak.
Geçen zamanda neler yapmışız.
Düşündümde kayda değer bir şey yok.
Nefes almışız vermişiz.
O vakit uzatmadan Beyazıt kitap fuarından aldığımız kitaplara geçiyorum.


Tek tek yazmayacağım.  Hepsi ince olunca en kısa zamanda okur, detayları paylaşırım.

2015 Beyazıt Kitap Fuarı  (6 kitabın 5'i okundu)
2014 Beyazıt Kitap Fuarı ( 4 kitapta okundu)
2013 Beyazıt Kitap Fuarı ( kendime kitap almamışım)
2012 Beyazıt Kitap Fuarı ( bana ait olmayan 4 kitabın 3'ünü okumuşum)

Çok uzatmadan okuduğum kitaba geçeyim

Pascal oyunu;  ahirete zar atmak



Kitabı 4 günde bitirip kimler okumuş, ne demiş diye gezineyim dedim. Sonuç hüsran. Kitabı okuyan olmamış mı? Ben bu kitabı bir yerde gördüm aklımın bir köşesine yazdım ama nerde? 
Nerede gördüm aklıma düştü ki fuarda gördüğüm gibi "abla bunu al" dedim. 
 Fuarı mı sordunuz? 
Her ramazan olmazsa olmazımız. Beyazıt kitap fuarına gitmek,  Süleymaniye de iftar yapmak. Evde yapılsa "yaz günü kuru fasulye mi yenir" diye burun kıvırdığımız, kalabalıktan adım atılmayan mekanları gezmek. 
Bu sene 8 kişi gittik. Herkes işten çıkıp gelince fuar detaylı gezilemedi. Bende kitap listemi almamışım. Tek kitap ile döndüm.  Ablam birkaç kitap aldı bende onlarla idare edeceğim. 

Neyse efendim kitaba dönelim.  Insan yayınlarını yeni keşfettim, bir kaç kitabını okudum ve almak istediğim kitapları listeledim. Listeledimde  ne oldu. Listeyi kaybettim. Aklımda bir bu kitap kalmış. Dar zamanda görünce hemen aldırdım. Geniş zamanda tüm kitapları didikleyeceğim.

Şimdi gelelim ahirete zar atma mevzusuna.
 Hepimizin bildiği bir hikaye vardır.  Hz. Ali abdest alırken yanına putperest birisi gelir ve "ya Ali bu kadar emek sarf ediyorsun, ibadet ediyorsun da ya Allah ve ahiret yoksa!" diyor. Hz. Ali de "senin dediğin gibi Allah yoksa ne sen kaybedersin ne de ben. Ya varsa ben kazanırım, sen kaybedersin" diyor.
Ihtimalller mantığına dayanan bu akıl yürütme daha sonraki dönemde islam kelamcı ve filozoflar tarafından zenginleştiriliyor. Gazzalinin batıya etkisi ile Hz.ali'nin bu akıl yürütmesi 15. yüzyıldan itibaren Batı'da da kullanılmaya başlıyor.
Kitap bundan ibatet incecik. Ben işyerinde erken gittiğim vakitlerde okuduğum için dört günde bitti. Vakti olan bir günde bitirir.

Gelelim insan yayınlarından neler okumuşum ve neler okumak istiyorum.

Okuduklarım

Müslümanca düşünme üzerine denemeler
Bireysel ve toplumsal değişmenin yasaları
Bilgelik hikayeleri
Üç müslüman bilge
Güvercin gerdanlığı

Okumak istediklerim

7 Haziran 2016 Salı

8. Kadıköy dergi fuarında kalanlar

Haydarpaşa garina gitmeyeli yıllar oluyor. Menekşe abla fuardan bahsedince "olur, gideriz" demiş bulundum. Gitmeden öncede ben kitap alamayacağım sadece garı göreceğim dedim. Sonuç; ben gittim tüm peronları gezdim, menekse abla ve küçük ablam her buldukları yerde oturdular. Abartılız 5 saat yürümüşüz. 
Onca saat yurudukte ne gördük?
Hiç. 
Garın içi ve merdivenleri kapalı idi.
Bizde tren ve peronlar ile yetindik.
Ablamla çılgın pozlar verdik. Menekşe abla da mecbur bizi idare etti :)
 Neler mi çekmişiz?

       

 


               


Gar binasının etrafına gar tarihi hakkinda bilgilendirici yazılar asmışlar, sadece onun için gidilebilir. 



Günü bitirip eve döndük. 
Kitap alıp almadığını merak eden olursa sadece yeğenime aldım. 


Iki gündür kartlara bakıp tahminlerde bulunmaya çalışıyoruz ama nafile. Haysl gücü kalmamış :(

Ben gidip biraz uyuyayım. Belki rüyama deyimlerde bilmediğim resimler gelir :)
 Esenkalım. 


1 Haziran 2016 Çarşamba

8. Kadıköy Kitap Günleri & Havadan Sudan

Yaşlanıyorum be blog. 
Ne heveslerle açtığım blogumun yüzüne dahi bakmıyorum/ bakamıyorum. 
Halbuki küçüklüğümden beri saçma sapan günlükler tutmuşumdur. Ne oldu ki ben blog yazamaz, kitap okuyamaz, hiç bir şeye yetişemez oldum. 
Halbuki hayatımda değişen bir şey yok sadece zaman hızlı geçiyor ve ben yetişemiyorum. 
İşe başladığımdan beri karakalem kursunu ve sporu bıraktım. Açık öğretim derslerime, alıp alıp kenara koyduğum kitaplara bakamaz oldum. Bunlar yetmezmiş gibi birde kalkıp mesleki kurslara gitmeye karar verdim. Nasıl yetişirim, ne yaparım bilmeden. 

Ben bunları yazmaya gelmedim aslında Kadıköy belediyesinin düzenlemiş olduğu kitap günlerini haber vermeye gelmiştim. Bir baktım parmaklar tıkır tıkır gidiyor. Demek ki yazmayı özlemişim. 
O vakit biraz uzatayım değil mi? Görüşmeyeli neler olmuş bir bakalım.
Düşündüm düşündüm düğünlerden başka bir şey aklıma gelmedi. Çevremde ne kadar bekar varsa bu yıl evlenmeye hatta mayıs ayında evlenmeye karar vermişler. Evlenen  evlenene. 

Düğünlerden çıkardığım ana tema. 

1. Çevresinde düğün dernek organizasyonundan anlamayan kişiler bolsa her gelin bir organizatör ile anlaşmalı. Bir kere evleniyor (en azından öyle umuyoruz)  insan kıysın paraya güzel yapsın. 
2. Birinci derece yakını evlene kişi muhakkak halk oyunları öğrenmeye çabalasın. Şekil 1A: acemi blogger :) 
Allahım bir insan bu kadar mı beceriksiz olur. Geçen gün NURDAN ( evet sürekli bahsettiğim arkadaşım Nurdan, hani benden 5 yaş küçük olan :) her yere olmasa da pek çok yere birlikte gittiğim) evlendi, oyuna katılayım kalabalıkta beceriksizliğim belli olmaz dedim ablam beni oyundan attı.

3.Uzun süredir görmediğin arkadaş, eş dost varsa hepsi bir arada olduğu için güzel oluyormuş. 
Bir süredir öğretmen arkadaşları ziyaret etmek istiyordum ama yoğunluktan gidemiyordum. Düğün bahanesi ile çoğunu görmüş oldum. Allahım o ne kalabalık kına idi öyle. Oyun alanını aşıp geline ulaşmam yarım saatimi aldı :) Bir ara kalabalık içinde bir iki figür kaparım sandım ama nafile. Kafa mı almıyor, vücut mu yatkın değil bilemedim :)

4. Dördüncü çıkarılan anlam yok. Aslında varda kabullenemiyorum. Tamam tamam yazdım gitti. Resmen evde kaldım :) Kaç yaşında mıyım? Yaşımı yıllar önce yazmıştım, yeni yaşımı yazmak ürkütücü geliyor, o yüzden konuyu acil olarak değiştiriyorum. 

Ay havalar ne bunaltıcı di mi? Nefes alamıyorum, bu ne ya. Rabbim bizim gibi açık alanda çalışanlara sabır versin. Bir günde Arap Bacıya döndüm. Yaz sonuna ne olurum bilinmez. 

Hafta sonu  AÖF finalleri var ben ders çalışmadım. En azından iki ünite çalışayım 50 alayım bana yeter. Bu arada cumartesi sınavdan sonrası için işten  izin alamadım. Sınav çok uzaklarda olur belki, vaktimi alır gelemem dedim. Şantiye şefi ''nerede girdiğini görmek için sınav belgeni isterim'' dedi. şaka yaptı sandım ama değilmiş :(
Halbuki sınavdan sonra öğretmen arkadaş ile pikniğe gidecektim.

Neyse ben oyalanmayayım. Bir iki satırda olsa AÖF derslerime bakayım. 
Sizde Kadıköy kitap günleri neymiş, kimler geliyormuş baka durum. Tam olarak buraya bakabilirsiniz. 

Bu arada sınavları atlatayım takip ettiğim blogları ziyarete geleceğim. Siz de beni yazmaya teşfik etmek için bir iki satır yorum ekleyebilirsiniz. Biraz geç olsa da size geri dönerim. 

Kalın sağlıcakla.





14 Mayıs 2016 Cumartesi

7. Uluslararası Dergi Fuarı

Dergi fuarı 7. yılına girmiş ben daha yeni keşfediyorum. 
Bu sene de gitmezdim de uzun zamandır dışarı çıkmıyordum fuar bahenesi ile kalabalığa karışayım dedim. Dedim de ne oldu, yorgunluktan ölüyorum. 
Kalabalık,  trafik çekilir gibi değil. 
Allahım yaşlanıyorum galiba.


O kadar yorgunum ki uzatmadan bez torbamla direk giriş yapıyorum. Bence tüm yayınevleri bez torba kullanmalı. 


İtiraf etmeliyimki dergiler konusunda cahilin önden gideniyim. Yeni dergi tanıyayım dedim ve karabatak almış bulundum. 
3 dergi 10 TL


Musiki ve edebiyat dergisi KADEM. Ablam için bir iki sayı bakayım dedim direk bu dergiyi verdiler iki sayının birleşimiymiş. Ablam pek sevdi "biricik ablam" diye not yazmalıymışım. Telefonuna en sevdiğim kardeşim diye kendimi kaydetmişim madem dergiyede ona göre not yazmalıyım. O derece normal bir aileyiz :)
Derginin 2013 yılında fiyatı 15 TL ben 10 TL ye aldım. 


Hece dergisi özel sayıları uzun zamandır istiyordum. Aklımda başka başka sayılar vardı.  Hem taşıyamam hemde %50 indirim halleride pek ucuz değil.
 Dergi fiyatları  25 - 20 TL


Taşırken çok yoruldum. Eve geldim ki bir şey yok.
6 adet dergi ile canım çıktı resmen.
Artık bu dergileri ne vakit okurum, kitaplığın neresine sıkıştırırım onu düşüneyim.
Sizlerde Allaha emanet olun.