16 Haziran 2018 Cumartesi

Sinema - Takıntılar

Uzun zamandır film izlemiyordum. Bu film karşıma nasıl çıktı hatırlamıyorum.  Konusuna baktığım gibi beğeneceğimi düşündüm ve başladım. 

Film bir grup takıntılı insanın doktorlarını beklerken geçirdikleri zamanı anlatıyor.  Birbirlerinden farklı takıntılar sahip 6 kişiyi konu alan film İspanyol yapımı.  İspanyol filmlerini pek bilmem. Bundan sonraki süreçte yönetmenine dikkat edeceğim kesin.

Vicente Villanueva! Umarım unutmam.

Türk insanı olarak psikoloğa gitme alışkanlığımız yok, haliylide OKB teşhisi koyulan ahbabımızda yok. Bu demek değil ki çevremizdeki kişilerde opsesif kompulsif bozukluğu yok. 

Merdiven çıkarken basamak sayan,
 alışverişte reyon düzelten,
 tekrar tekrar temizlik  yapan ve daha niceleri. 

Özetle film etkileyiciydi. İzlemenizi tavsiye ederim.
Keyifli seyirler.

13 Haziran 2018 Çarşamba

Puhu tv -Şahsiyet

Dizinin fragmanını görünce ne karanlık dizi demiş izlememiştim.
Beğenmemende bir sonuca bağlanmadan yayından kaldırılan kara yazı diziside etkili olmuştur.  İkiside eski demeyin, ben dizileri bittikten sonra izliyorum. Kaç bölüm olduğunu bilmeliyim. Uzun uzun sezonlar sürmemeli. Bittimi bitmedimi düşünmemeliyim.
 Sonu belli olan diziler tam benlik. Bu niyetle başladım şahsiyete. 
Şahsiyeti hatırla diye notlar bırakan seri katil.  Türkiye de bir ilk.
Kişilerin duragan halleri, renk uyumları, çekimler ve konusu gayet etkileyici bir dizi. 


Sevinerek söylemeliyim ki son iki bölüme kadar hikayede tahminde bulunmadım.  Demek ki benden katil olmaz :)


Haluk Bilginer'in oyunculuğunu hep beğenmişimdir.


Cansu Dere yi hep durağan bulmuşumdur rol cuk oturmuş. 

Diğerleri, 
?
....
Ben uzun uzun anlatmayayım. En iyisi izleyin. 
 Sonunda da benim kadar kızın.  Yaşlı neneler gibi kızım o kapıdan geçmeyin diyin. İşin kötü tarafı o bir film deyip kurtalamıyoruz. Biliyoruz ki güzel gözlü,  sırma saçlı pek çok rehyan'a yazık edilmekte. 
:(

25 Mayıs 2018 Cuma

Havadan Sudan # bilemedim kaç

Günler inanılmaz hızlı geçiyor.  Halbuki gün bitmeyecekmiş gibi geliyor. 
Bu akşam bloğ yazı yazacağım diyorum, unutuyorum. Bir bakmışım günler geçmiş gitmiş.

Ne yazsam bilemedim. Karışık bir giriş yapayım.  Daha önce giripde geçemediği sınavdan tekrar kaldım.  Daha doğrusu geçememe ihtimalim yüksek.  Bir öncekinden farklı olarak bu sefer çalışamadım. Zihnim tek satır bir şey okumayı kabul etmiyor. 
Elimdede kasvetli bir kitap okumaya çalışıyorum.


Zorum ne ki rahat okunur bir şey seç di mi, yok illla kasvetli olacak. 
Ruh halimden mi bilinmez okuduklarımdan da menmun kalmadım.
Stefan Zweig 'in yakıcı sır'ı mesela. Yazarın  okuduklarım içinde en az beğendiğim oldu.


Adı dilimin ucunda mesela. Giriş güzel gitti devamını sevemedim.


Danabaş köyünün öyküsünü bitirmedim, bitirmeyeceğim. Bu da can nihayetinde.

Fırsat buldukca müzik dinliyorum. Bir süre sonra o da gürültü gibi geliyor.
Bu na rağmen dinlerken huzur bulduğum bir iki parça var.






Dünyadan sesleri daha öncede paylaşmıştım. Tavsiye edilir, bir göz atınız. 

Ramazan geldi, geldi de bir şey anlamadım.  İş güç telaşı içinden yemek yemeyi çıkarmak dışında bir değişiklik olmadı benim için. 
Ne iftara gittik ne de birilerini ağırladık.
Aslında Süleymaniye iftarı yaptıkda sıradan geçti. 


Özetle bu aralar pek keyifsizim. Hayrolsun bakalım



20 Mayıs 2018 Pazar

Yetişkin Masalları

Evvel zaman içinde kalbur saman içinde; pireler berber,  develer tellah iken, ben annemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken bir karı koca varmış.  Bu karı kocanın bir kızı olmuş.  Bir kızı mı! Yooo gökten düşen  elmalar misali üç kız, nur topu gibi.

Bu üç kız masal kahramanlarını bekle ye dursunlar. Beklenenler beklettiklerinden habersiz. Beklemişler beklemişler.

Günler bekleyerek geçmez, geçim sıkıntısı denen şeyde hiç durmadan kaynayan kazan değil ki başında dur bekle.

Mecbur şekerden yapılma evlerden taştan yapılan zindanlara geçmiş tüm masal perileri.
Masal perisi taştan zidanlara taşınırda kazan kaynatan cadılar mağaralarında durur mu?
Onlarda gelmişler işyeri denilen taştan zindanlara. Bu sefer kazalarına fitne tohumu atmışlar. 
Makam demişler,  kariyer demişler,  marka demişler.  Demişlerde demişler. 
İksir o kadar kuvvetli olmuş ki en büyüğünden en küçüğüne kadar herkes bu illetlere tutulmuş.  
Dostluk, muhabbet arka planda kalmış.  En salih düşünceli olan bile en yakınını geçmek için çabalamışta çabalamış. 
Biliyormuş ki çabalamasa  ayaklar altında un ufak olacak. 
Kimse onun içinde sönmek üzere olan dostluk ateşini görmeyecek.  
 O yüzden kalk ve koş peri kızı. Dün kaldığın yerde bekleme, bekleme ki arkandan gelenlerin ayakları altında ezilme!

19 Nisan 2018 Perşembe

Nefes alıyorum

10.4.2018
"Bim bam bom catlasın düşmanlar benimde  artık biten kitabım var"
Yanlış anlaşılmasın kitap falan yazmadım.  Abartısız iki aydir elimde olan kitabı bitirdim.
Nasıl mutluyum anlatamam. Hayatta olduğumun işareti resmen. 

Yazmadım ama ruhen beni yoran bir işim var. Tamam bedenen de yoruluyorum da ruh yorgunluğu farklı bir şey. 
Oturunca, uyanınca,  uyuyunca yada uyanınca geçmiyor.  
İnsanın eli bir şeyede  varmıyor. 


...

  " burnunun yaptırılmış hali bu mu?"   dediği yetmiyormuş gibi bunu ulu orta paylaşıyor. 
 Sonra hayat enerjine ne oldu?

Neye tutunsam ki.
Kitaplara tutunsam olur mu? 
Kitaplara tutunmuş halimde iki ayda bir kitap!
 Halbuki sıkıcı bir kitap değil.  
Daha önce okuduğum kitaplara göre de akıcı.


Çözülmesi gereken bir sır yok. Düz bir anlatım. Yeni başlangıçları konu edinen birbirinden ilginç karakterlere sahip bir kitap.

Paul Auster okurumda kitap /yazar not almam mı?

Yazar olarak Henry David Thoreau ve Edgar Allan Poe yi not almışım.  Poe nin tüm hikayeler kitabını almayı düşünüyorum ama yıllar yıllar sonra :)
Zane Grey 'den Mor Çalılığın Atlıları' nı not almışım ama çevirisi yok.
Kızıl damga 'da şuan için ilgi alanıma girmiyor.
O yüzden tek yazar Poe.

 Kitap güzeldi,  okuyunuz.

...

Bu koşuşturmaca içinde bir iki sinemaya gittim. Aile arasında ya da
Ailecek Şarkınız' a da kahkahalarla güldüm, hiç kimse gülmezken.
Hatta çok gülmemize de güldük.

...

İki satır yazıp işi düşünüyorum.  Sevilmeden yapılan iş böyle oluyor galiba. Rabbim kolaylıklar ihsan eyle. Olmadı sabır ver.


19.4.2018

İnsan evladı çok çabuk alışan bir varlık.  Çalışma şartlarında bir değişiklik yok ama alıştım. Yok bu dedim. Tövbe bismillah çarpılırım. Dahada katlanılamaz oluyor da kabul ediyoruz bazı şeyleri. 
Misal bir aydır nefes alamıyorum doktor olan patronumda halimi görüyor ki 7/ 24 bir aradayız. Git doktoruna görün demiyor. Kontrol zamanım geldi de geçiyor.  Tek dediği damla kullan. Diş için izin almışken kulak burun bogaza mi gitsem dedim. Devlettte yer bulamazsın dedi. 
Diş izni bile zorla verildi. Ameliyattan çıktım işe gittim. 
Diş eti cekilmesinden dolayı  damağımdan parça alınıp etleri çekilen yerlere dikildi. Henüz dikişler alınmadı, bugün pansuman vardı,  herhangi bir sorun yok dendi. Bakalım haftaya kadar neler olacak.

...

Bunca olumsuz durum içinde güzel şeylerde oluyor tabi. Kuzenim nişanlandı. Fuful safinaz artık hangisini kabul ediyorsan Rabbim utandırmasın, hayırlı kapılar açsın, ömür boyu mutlu ol inşallah. 

...

 A101 den kitap aldınız mı?
Çeviriler nasıl olur demeden alıyorum. 


Daha önce aldığım halde okumadığım iki kitap olmasına rağmen yeni kitaplarda aldım. 

Moby Dick bir süredir aklımda idi bulmuşken hemen aldım. 
Sürekli sürekli karşıma çıkıyordu,  umarım beğenirim. Gözüme gözüme sokan kaynakları düşününce ilginc bir tarzın beni beklediğini düşünüyorum. 

Bu kaynaklar Poe'yi de gözüme gözüme sokuyor. Biri bana hediye mi alsa :)







28 Şubat 2018 Çarşamba

Avcısını Taşıyan Ceylan - Erkan Aslan

Aklımda kitap almak yoktu genel bir alışveriş icin Şirinevlere gitmiştim.   Yolum düştükce muhakkak baktığım kitapçıda yayinevi dikkatimi çekti.  Hiç bir kitabını duymadım.  Blog aleminde seriye bağlayıp "ay bayıldım,  çok güzel" diyene de rastlamadım. Tek tük okuyan varsada reklam kokan bloglar içinde kaybolup gitmiştir.
 İş hayatımda dile dökemediğim, içimde kalan ne varsa acısını başka bir şeyden çıkaracağım, hedefimde yayinevi destekli kitap blogları var. Her canım sıkıldıkça açıp iki satır birşey okumak istiyorum  okuyamıyorum. Herkes hirbirinin aynısı!
Özetle evdeki kitaplarım biraz felsefi, populer kitaplardan da gına geldi. Keşfedilmemiş bişeylere ihtiyacım var. 
Ayak üstü yayınevi hakkında araştırma yaptım,  genel okarak olumlu şeyler görünce 3 kitap seçtim. 


Dönüş yolu trafiği sıkıntılı olunca kitabın çoğunu yolda bitirdim. 
Kalan kısmınıda iş aralarında bitirdim. 


Zaten 80 sayfa, hemen bitiyor demeyeceğim. Düşündürüyor.  Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen oldukça başarılı bir öykü kitabı. 
Genel olarak hüzünlü,  yalnız hikayeler. Kalabalık içinde sessizlikler.

Okuyunuz efendim, ilk heyecanlara destek olunuz.

Alıntılar

Meziyetim azdı,  gücüm yok. İçinde tembel bir efendi uyanıp,  uyuttu beni. Ben bile artık bilmem bana giden yolu. 

Gidildi mi gelinmez, gelindi mi gidilmez olan bu uzak'a bu kadar yakın olmak .... bir uçurumun dibinde durmak gibi

...  verilen cevap önemsizmiş, ne söylenirse söylensin zaten herkes istediğini duyacakmış gibi,  umursanmazdı dedemin bilgelik kokan bilgisizliği. 

21 Şubat 2018 Çarşamba

Kız Erkekle Buluşur -Ali Smith

Böyle bir kitap okuduğumu unutmadan not almalıyım.  
Sahi ben ne okudum.


Mitoloji, kadın hakları,  lezbiyenlik ...
Hepsinden az biraz mı? 

Hepsinden az biraz ne demek ki?
Baştan,  en baştan  başlayalım. Her şey bir toz bulutuyken kadın ekrek rolleri belirlenmişti.  Kadının seçme ve  seçilme hakkı yoktu.  
Seçme seçilme!  O ne ki?
Toplumda ikinci planda kalmaları gerekiyordu. Bunun düzenin yıkılması için çok çaba gerekiyordu.
Biz bunu cahiliye dönemi Araplarda da  görsekte tarih bunun daha eskiye dayandığını gösteriyor. 
Kitabın mit yönüde burada başlıyor. 
Kız doğup erkek gibi büyüyen İphis sevdiği kızla  evlenme halleri kurar. Toplum böyle bir şeye hazır değildir. ( Şuanda hazır olmamayı umuyorum,  henüz o kadar açık fikirli değilim. )
Aşk o kadar kutsal bir şeydir ki tanrılar dayanamaz ve kızı oğlana çevirir.

 Günümüzde birbirinden farklı karakterlere sahip iki kız kardeş üzerinden konuyu işliyoruz.

Dil akıcı zevkle okudum. Kısacık kitap olduğu içinde hemen bitti.



Kitabı tavsiye ederim, en azından dili için okuyunuz.