21 Nisan 2016 Perşembe

Dolmabahçe Sarayı Resim Müzesi

Öğrenciyken her sene arkadaşlar gelir İstanbul'u gezerdik. Üç aşağı beş yukarı zevkler aynı olunca gelen arkadaş değişse de gezilecek yerler listesi de aynı oluyordu.  Hatırlıyorum da Dolmabahçede tavus kuşları ile aynı karede resim çekilebilmek için ne uğraşmıştık. 
Gençlik azizim. Şimdi olsa uğraşmam, uğraşamam. 
  ''Artık pilim bitti, yoruldum ettim'' diye biraz dinleneyim dedim  müzenin kapanma saati gelmiş. 
İkidir kapanma saati geldi diye müzeden çıkarılıyorum. İkisinde de aynı kuzen. Demek neymiş biz bir araya gelince biraz ağır oluyoruz. Yazında böyle oldu biz nereye gitsek gidene kadar gün bitiyor, sis iniyor yada yağmur yağıyor.


 İlk olarak Türk ve İslam Eserleri Müzesi'nden apar topar çıkarıldık. Çıkınca baktık ki 10 dakikamız daha varmış.

Dolmabahçeyede gitmek  gibi niyetimiz yoktu Yıldız Köşkü için evden çıktık.
 Dolmabahçe sarayını gezdik.



 Sarayı gezdik gitmişken bir iki parça bir şeyler alalım dedik ve sevdiğim ressam I. K. Ayvazovski'nin resimlerinin olduğu kitapcık ile yabancı ressamlara ait olan kitapçığı aldım. Tanesi 7 TL, değer mi? Sanmıyorum. Resimleri kartpostal şeklinde yapmışlar ve resimlerin bir kısmını kesmişler. Ebat olarak biraz daha büyük olabilirmiş.


Neyse efendim rehberden ayrıldık, ayrılırken biletleriniz ile resim müzesinin gezebilirsiniz dediler. Resim müzesi mi varmış diye anlık tereddütten  sonra müzenin olduğu kısma doğru yol aldık. Meğersem efendim müze içindeki bölümleri ayrı müze gibi açmışlar. Netten baktım Saat müzesi varmış. Daha önce tek biletle saatlerin olduğu kısmı ve camlı köşkü gezmiştim, bu sefer ne oldu ise gezemedik. Bizim biletimiz öğrenci bileti olduğu için de Resim Müzesi için tekrar bilet almamız gerekti. 
Efendim uzatmadan şunu söyleyeceğim sevdiğim ressam  I. K. Ayvazovski var ya, kendisinin 33 adet resmi resim müzesinde sergileniyormuş. 


Oturacaksın karşısına saatlerce izleyeceksin. 

Neyse ben uzatmayayım. Benim gibi resim müzesinden bir haber olan arkadaşlar için haber verme mahiyetinde bir yazı yazayım dedim aldı başını gitti. 
Burada bitiriyorum. Esenkalın. 

7 Mart 2016 Pazartesi

Mim - Yayınevleri

Eskiden ne çok mim cevaplardık. 
Sağdan soldan mimler yağardı.
Zordu cevaplaması, insanın kendini anlayıp anlamlamdırması. Yinede severek cevaplar, bizim gibi düşünen,  davranan var mı diye okurduk.

Uzun zamandır mim cevaplamıyorum. SU mimleyince cevaplamadan geçmek istemedim. 

Yayınevleri hakkında bir mim

Bir göz atmak gerekirse.

 1. EN SEVDİĞİN YAYINEVI

En sevdiğim yayınevi var mı acaba?
 Bu sorunun cevabı okuduğum kitabın türüne göre değişir. O dönem ki okuma türüne göre yada sevdiğim yazarların anlaştığı yayınevlerini bu kapsamda ele almak ne kadar doğru!


Kitaplığın bir kısmını paylaşıyorum.  Bu raflarda sevdiğim yazar ve  okumaktan zevk aldığım türler var.  Aslında başka kısımlarda var ama çok dağınık, düzenlemek içimden gelmedi :)
 Bu fotoğrafta yola çıkarak bir kaç yayınevi veriyorum.
Kubbealtı ( 6 kitap)
Dergâh ( 6 kitap)
Ötüken (6 kitap)
Yapı Kredi Yayınları (7 kitap)
İnsan yayınları  (8 kitap )
Türk Edebiyatı Vakfı,  Yeditepe, Timaş,  Akabe...
Bu liste uzar gider.

2. BU YAYINEVİNDEN OKUDUĞUM BİR KİTABI KISACA YORUMLAYIN

Ben yorum hakkımı seyehatnameler üzerinden yapayım.
Seyahatname,  mektup, günlük tarzı kitap okumaya karar verince konu ile ilgili pek çok kitap ve yayınevi araştırdım.


 Yayınevinden sadece iki kitap okumuş olmama rağmen nedense konu ile alakalı YEDİTEPE YAYINLARI ilgimi çekti.  Halbuki içinde harita yok diye çok söylenmiştim.
YKY dan Battuta Seyehanamesini dipnot açıklamalarından dolayı severek okudum. Kitap tam metin diye geçiyor.  Köye gidince köy kitaplığında Yenişafak Gazetesinin Battuta seyehanamesi ile karşılaştırdım farklı yerleri vardı.

Fotoğrafta sadece Çanakkale ile ilgili olanı okumadım. Onun dışındaki 7 kitabı da tavsiye ederim.

3. BU YAYINEVİNDEN OKUDUĞUNUZ BİR KİTAPTAN SÖZ YAZIN

"Güçlünün, zayıfın tekmesi karşı şaşırışı. Sonsuzluğa bakan gözler orada kendisini terkedene diz çöküyor"
Vüs'at O. Bener - Dost Yaşamasız -YKY

"Hangi mucize ile eski hayat ağacı yeni meyvalarla donarır. "
Beş Şehir - Ahmet Hamdi Tanpınar - Dergah Yayınları

4. YAZARIN OKUDUĞUNUZ BAŞKA KİTABI YADA ÖNERDİĞİNİZ BİR KİTABI VAR MI?

Ahmet Hamdi'nin daha önce Mahur Beste ve Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nü okumuştum ikisini okuyamazsanız Saatleri Ayarlama Enstitüsünü muhakkak okuyun.
Vüs'at Bener'in hiç bir kitabını okumadım.  Bu kitapta bitirilmeyi bekliyor :(

5. YAYINEVİNDEN ÇIKAN KİTABINIZ TUTMASAYDI NE HİSSEDERDİNİZ?
Ben ki iki kelimeyi bir araya getirip bir cümle kuramayan biri olarak kitap çıkarmak ?
Oo, yok ben almayayım.

 6. BU YAYINEVİNDEN ALMAK İSTEDİĞİNİZ KİTAP ?

 Bana kalsa sıraladığım yayınevlerinin tüm kitaplarını ( tamam abarttım, çeyreği yeter) alırdım da buna ne bütçem ne de kitaplık el verir :(
 Yinede isim vermeliyim.
Yapı Kredi'den Gerard de Nerval'in Doğu'da yolculuk
ve
Dergah yayınlarından İbni Haldun'un Mukaddimesi  olabilirdi.

Hele şükür mim bitti.
Eskiden, çok eskiden mim niyetine neler yazmışım bakmak isterseniz.
Kitaplar üzerine,
Kendimle ilgili 11 özellik ve 11 adet soruya cevap,
Kendimle ilgili 5 soruya cevap,
Filmler,
Müzikler,
15 yıl sonrası,
Takıntılar,

Blog sahimini tanımak istiyorsanız mim cevaplarını okumanızı tavsiye ederim.

Mim bahanesi ile yazı yazdım :(
Uzun zaman olmuş.
Mimden dolayı su'nun harikalar diyarına teşekkür ederim.
Kendisinin devam eden iki adet çekilişi var katılmak ve detaylı bilgi almak için sırası ile tık tık. 



İkinci çekiliş içerik itibarı ile ilgi çeksede yazarları ve yayınevlerinden dolayı pek emin olamıyorum.  İlahiyatcı ( inşallah yanlış hatırlamıyorum) ev sahibi bizi aydınlatır artık :)

Yazı yazmayı özlemişim.  Ben özledim de tablet pek özlememiş,  artık eskidim diyor. Narincik narincik dokunuyorum beni görmüyor.  Şu aşamaya kadar canım çıktı eksik yerleri tamamlanacağım diye.

O yüzden burada bitiriyorum.
Allaha emanet olun.

25 Şubat 2016 Perşembe

2016 okumaları 2. posta

Açık öğretim kayıtlarından sonra kitap okuyamam diye sınava kadar sıkı bir okuma programına girdim. Sıkı dediğime bakmayın tabi,  okuma hızım düşmüş biraz, ağır ağır okuyorum.
Neler okumuşum? Ilk kısımda toplum bilimi üzerine okuduklarımı paylaştım,  ikinci kısım kurgumsu (biri hariç). Kurgumsu dediğim tarihi roman, gerçeklerden yola çıkarak kurgulanmış.

Neymiş bunlar.

Kut'ül Amare Osmanlı'nın Son Zaferi- İsmail Bilgin

Bu kitabı yıllar önce bir blogda görüp not almıştım. Geçen seneki sahaflar festivalinde görünce hemen aldım ama okumadım.  Nasip bu güne imiş.


Tarihi romanları severim. Severim sevmesinede bu kitabı çok sevemedim. Kitap kötü değilde hitap ettiği yaş grubuna dahil olmadığım için dilini biraz basit buldum.
Konu ile alakalı genel tarih bilgisi içinde Atlas Tarih dergisinin bu ay ki konusunu okuyacağım ( okumaya yeni başladım ).

Orkun Bilgesi - Yılmaz Gürbüz


Bu kitabı alalı o kadar uzun zaman oldu ki alış sebebimi hatırlamıyorum. 2012 Beyoğlu sahaflar festivalinden almışım. 
O dönemde aldığım kitaplardan okunmayan bu kitap kalmıştı bunuda okumuş bulundum.
Kitabın konusuna gelince Çin elinde 50 yıldır tutsak olan Türklerin Çin'e başkaldırıp yeniden Özgürlüklerini elde etmelerini konu alıyor.  Kolay oluyor mu? Hayır. Çin entrikaları o kadar etkiliki bu yolda kendi soydaşları ile savaşmak zorunda da kalıyorlar. 

Dili başlarda zorlasada alıştıkdan sonra akıcı bir şekilde okunuyor. 
Yer yer kendini tekrar etmesi tarihi bilgi vereceğim diye konudan kopyasını görmemezlikten gelirsek tavsiye edilebilir.

Bu tarz kitapları sevenlere Murat Kınıkoglu'nun Bozkurun Efendisi adlı kitabıda tavsiye ediyorum. İki kitapta eskiyi anlatsada günümüz için çıkarılacak dersler mevcut.

Ya Tahammül ya Sefer -Mustafa Kutlu


Mustafa Kutlu ismini ilk ne zaman duydum?
Eskişehir'de ilk yaz okulunda ev arkadaşımın tezi idi. Mustafa Kutlu kitapları okuyacak ve yorumlayacaktı. Kızın ağzından yazar hakkında tek olumlu cümle çıkmadı.
  Daha sonraki dönemde tanıştığım edebiyat öğrencilerini görünce "tamam ben bunlardan çok bir şey beklemesemde olur" dedim. Meryem hariç tanıdığım herkes sevdikleri için değil farklı sebeblerden bu bölümü tercih etmiş.  O yüzden Sebiha'nın olumsuz cümlelerin kanmayacak Mustafa Kutlu okuyacaktım.

Sonra blog açtım baktım herkes okuyor, bayılıyor.  Iyy demek zorunda kalıyor insan. Malum reklam vari bloglardan bir taneside okuduğu kitabı beğenmedim demiyor. O yüzden onlara benzememeliyim, illaki muhalefet olmalıyım. 
Neyse efendim kitaba başladım,  ne olduğunu anlamadan bitti. Edebiyat öğretmeni olan kuzenime ben bir şey anlamadım dedim. Hikayeden tam olarak ne bekledin ki diye beni bozdu biraz :)
Ne bekledim? Olumsuzda olsa hir sona bağlanmasını bekledim mesela. Herşey havada kaldı!

Batı kaynaklarına göre islam medeniyeti - İsmail Hami Danışmend


Geçen sene derin tarih dergisine abone idik. Her ay dergi ile birlikte mini bir kitap geliyordu. Mevcut kitapları kitaplığın bir köşesine sıkıştırıp bir ara toplu okurum dedim. Okudun mu? Hayır.  Sadece iki tanesini okudum.
Neymiş her ay olmasada ara ara bir tane okumalıymışım.

Kitap içinde neler var bir bakalım.


Benzer konularda pek çok kitap, makale, söyleşi okuduğum için kitap benim için yeni bir şey değil.  Buna rağmen altını çizdiğim, not aldığım pek çok yer oldu. 
Bu tarz kitaplar okumayı sevenlere Fuat Sezgin ve araştırmalarını incelemelerini tavsiye ederim.

Mart girene kadar okumalarım bu yönde AÖF kitaplarımı aldıktan sonra okuma türünü belirleyip yavaş yavaş okuyacağım.  AÖF milletin bahsettiği kadar kolay değilmiş görmüş oldum. Hukuk ve iktisat hariç tüm kitapları okudum ortalamam 3,22. Zevkine okuyorsam biraz daha yüksek ortalama yapmalıyım. 
Siz neler okuyorsunuz? Tarihi roman, sanat tarihi, eski uygarlıklar hakkında  yada toplum bilimi üzerine tavsiye kitaplarınız var mı? Ay ne uzun bir liste oldu. Ben en iyisi uzatmadan gideyim.

Allaha emanet olun.



12 Şubat 2016 Cuma

Kitaplar kitaplar - Toplum Bilimi Üzerine


Ah efendim bu günler geçer giderde neden haberdar etmez. 
Bir türlü geçmeyen sattler aylar, yıllar hesabı yaparken nedense çabucak geçmiş oluyor. 
2016 yılından iki ay geçmişte fark dahi etmemişim.

Bu zaman zarfında neler okumuşum bir iki kelam edeyim, sonra döner bakarım.



Babamların ( babam ve küçük amcam ) köydeki kitaplığının bir hazine olduğunu fark etmem için yılların geçmesi gerekiyormuş. Allahtan yazın köye gittimde dönerken bir iki kitap aldım.  
Yıllar önce Menekse Abla bana kitap vermişti. O kitaplardan okumadığım kitaplar var. Aynı davranışı köyden getirdiğim kitaplara yapmayacağım en azından yarısını bu yıl okuyacağım. 

Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler 
Rasim Özdenören


Uzun zamandır Rasim Özdenören okumak istiyordum ama ne ile başlayacağıma karar veremiyordum. Köy kitaplığında görünce hemen yanıma aldım.  Okumak bugünlere nasipmiş.

Kaliforniya'nın portakal bahçelerinde portakal toplamaya çıkmış yüzbinlerce tarım işçisinin günde üç portakal karşılığında bütün gün çalışmaya mecbur bırakıldıkları için karınlarını doyuramadıkları fakat bahçe sahiplerinin fiyatları düşürmemek için toplanan portakalları denize döktükleri bir dünyada, bir bozukluk olduğunu görebilmek için Kaliforniya'ya portakal toplamaya gitmiş olmamız da gerekmez.

Cümleleri ile başlayan kitap

İnsanın, toplumsal hayatı gibi düşünce hayatının da karmaşıklaştığı bir dünyada "müslümanca düşünme"nin imkân ve yöntemi nedir? İslâm konusunda yeterli "malumat"a sahip olmak, "müslümanca düşünmek için yeter mi? İslâm özü ve bütünüyle kaynaştırılamayan bilginin, düşünme etkinliğini oryantalist bakış açısına mahkûm etmesi kaçınılmaz olmayacak mı?

Cümleleri ile sona eriyor. Kitapta bu son cümleye cevap niteliğinde. 


Bireysel ve Toplumsal Değişmenin Yasaları
Cevdet Sait


Yazar kimdir, neler yazar hiç bir fikrim yok. Insan yayınlarından* daha önce okuduğum kitaplardan yola çıkarak beğeneceğimi düşünerek köyden getirdim. 
Kitaba başlamadan kim olduğuna baktım.  Yazar tanıtımında "Bozulmaların ve kokuşmaların batağı kabul ettiği büyük kent hayatından uzakta beslediği iki ineği ile Şam yakınlarında bir dağın eteğinde yaşamakta" yazıyordu.  Yazar bu devirde yaşasa ne yapar acaba?

Hakkında pek bir şey bilmediğim yazar "değişen" toplumda "gelişim" sürecini ayetler, hadisler ve İslam düşünürlerinden örnekler vererek açıklamış.  Bu kapsamda İbn Temiyye, İmâm Gazali,  Seyid Kutup ve Muhammed Ikbal'den sık sık alıntılar yapmış.

Bizde bir iki alıntı yapacak olursak;

Kur'an-ı Kerim hastalık sözcüğünü çeşitli yerlerde anmaktadır. Fakat bununla kastedilen bireyin bedeninde oluşan rahatsızlık değildir.  Kur'an'da adı geçen kalp hastalığı, fikirlerle münasebetinin ardından oluşan fikri hastalıklardır.  Bu hastalık kişiyi ümmet içinde toplumsal görevini yapamaz duruma getirir. Nasıl kalp yetersizliği bedeni güç sarfı isteyen herhangi bir işe koyulmaktan alıkoyuyorsa, toplumun fikri odalarına çöreklenen zafiyet de toplumu hem bünye, hem de bilgi planında güçlü olmayı gerektiren herhangi bir probleme yönelmekten alıkoyar.

Dokuma esnasında bitki sapları nasıl ilmek ilmek örülüyorsa, nefsin örgütü de zaman esnasında kendisine çeşitli vesilelerle arız olan düşüncelerle fikir fikir örülerek tamamlanır ancak.

Kitap, peygamber sözü ve tüm doğa yasaları, onların farkında olmayan insan için atıl bir nitelik arzeder. Bu, sözkonusu yasaların etkinliklerini yitirmiş oldukları anlamına değil,  Müslümanın onlardan artık yararlanmayacağı anlamına gelir. 
Mesele, kitab'ın uyarma görevini yerine getirmediği değil,  Müslümanın düşünme görevini yerine getiremediği yolundadır.

Yazarın Türkçeye çevrilmiş pek çok eseri mevcut ilerleyen zamanlarda başka bir kitabını okumak isterim.

Toplumbilim Üzerine
Ali Şeriatî


Ali Şeriatî'de uzun zamandır okumak istediğim yazarlardan birisi. Köyde iki adet kitap görünce hemen yanıma aldım.  Hac ile ilgili olan şuan için ilgimi çekmedi, toplum bilimi ( islam düşüncesi ) üzerine okuma yapmışım madem devamı gelsin dedim ve başladım. 
Kitabın giriş kısmında yazar hakkında detaylı bilgi veriliyor olması benim gibi yazarı tanımayanlar için avantaj.
 Direk konuya giriş yapmak isteyenler için 30 sayfalık bibliyograf sıkıcı olabilir o ayrı dava.

Kitap hakkında fikir vermesi için bir iki parça paylaşacağım. 

Hicretin hiç de tarihin ve tarihçilerin göstermek istediği gibi basit bir olay değil, tam tersi son derecede muhteşem bir ilke olduğunu; buna rağmen şimdiye kadar kimsenin bu konuya değinmediğini gördüm.  Bütün tarih boyunca hicret, medeniyetlerin doğuşunda başlıca etken olduğu halde, tarih felsefesi ile uğraşanlar bile bu konuya gereken önemi vermemişlerdir. 
Tarihte bildiğimiz 27 medeniyetinin hepsi, bir hicretten sonra ortaya çıkmışlardır. Bunun bir tek istisnası bile yoktur. Bir başka deyişle,  ilkel bir topluluğun yaşadığı yurdu bırakıp bir baska yere göçmeden medenileşebildiğini gösteren bir örnek yoktur.

İslam, tarih ve toplumun temel ve şuurlu belirleyicisinin, Nietzschenin düşündüğü gibi seckinler, Eflatunun ileri sürdüğü gibi Aristokrasi, Calyle ve Emersonun inandığı gibi büyük insanlar rahipler ve aydınlar değil,  kitleler olduğunu savunana ilk toplumsal düşünce akımını başlatmıştır. 

İnsan davranışlarında hürdür; ama hürriyetini kullanabilmesi için tabiatta daha önceden var olan yasalara uymak zorundadır. 

Adem'in kıssası nasıl insan felsefesinin kaynağı ise; Habil'le Kabil'in kıssası da tarih felsefesinin kaynağıdır ...  Habil'le Kabil'in kavgası her kuşağın yaşadığı bitmeyen hir kavgadır.

Yazarın  Adem'in oğullarından (habil ve kabil ) yola çıkarak toplum üzerine yaptığı yorumlar okunmaya değer. Mutlaka okuyun.


Benzer konularda farklı yazarlar okuyunca yorumlar ve bakış açıları değişiyor. Yeni fikirler, yazarlar ve kitaplar not alınıyor. 

Ben bu üç kitaptan neler öğrenmiş,  neleri not almışım?
Öncelikle yeni yazarlar tanımış, yeni fikirler edinmişim sadece bu bile yeter.

Bu kapsamda Ibn Teymiyye, Malik bin Nebi, Zemahşeri, Ayn El Kuzat Hamadani, Hüseyin M. Mansur fikir sahibi olduğum alimlerden bir kaçı.  

Yeni kelimler öğrenmişim 

Vărid; olabileceği akla gelen
Enfüsi; öznel
Ărız; sonradan ortaya çıkan
Āraz; tıpta belirti
Tazammun;kapsama içine alma
Cebriye; felsefe yazgıcılık
Tecviz; izin verme, yapılmasının uygun bulunması
Cerbeze; güzel konuşma,  becerikli
Heyula; korkunç hal

Toplum bilimi üzerine okuduğum kitaplardan yola çıkarak şuan icin ibn Teymiyye okumayı düşünmüyorum.  O kadar çok basvuru yapıldı ki okumuş kadar oldum. Belki Cezayirli yaxar Malik bin Nebi'den bir kitap okuyabilirim. Veeee uzun zamandır okumak istediğim İbn Haldun'un Mukaddimesini bir an önce okumalıyım. 
Hadi birisi bana dergah yayınlarından hediye alıversin :)
 Aslında okuduğum iki kitap ve iki dergi daha var ama bu yazı çok uzadı o yüzden burada bırakıyorum.  

Allaha emanet olun.

* insan yayınlarından okuduğum kitaplar

9 Şubat 2016 Salı

Resim yapma çabalarım

"Resimsiz yaşayamam" diye bir cümle kuramasamda  kendimi bildim bileli resim yapmayı sevmişimdir. Sağa sola çiçek böcek çizeceğime bir kursa gitme kararı vermem de bir iki sene önce idi. Kayıtların süresi geçmiş, kayıt dolmuş, yedeklere kalınmış derken bu sene kursa başlayabildim.
Başladım başlamasınada yetenek sıfır.  "A resime yeteneğin mi var?" tepkisine "Yetenek yok, heves var" demek zorunda kalıyorum. 
 Sınıfın seviyesine göre biraz gerilerde olunca sınıf arkadaşlarım gibi masrafada girmiyorum. Hele bir öğrenelim o vakit alırım deyip ortalama ürünler alıyorum.  
Bu yazıdaki amaç ortalama bir ürün neymiş, ne kadarmış onu paylaşmak.  Belki birileri beni aydınlatır,  bunlar ortalama değil falan der :)
Öncelikle resim kâğıtlarını tek tek de alabilirsiniz ama defter almak daha ekonomik. Ben biri büyük diğeri orta boy 3. defterimi aldım. 


Renkli kağıtları ilk etapta 3 renk almamız yeterli idi daha sonra gözümüzün duyduğu kadar aldık.  Benim gözüm üstteki kadar doydu arkadaş her rengi topladı.  Gelelim Canson kağıtlar ne kadarmış. Inkılap kirtasiyede 1,25 tl, Hakikatte 95 kuruş. 


Kalem olarak ilk olarak Faber Caster'in üstteki mavi kalemleri aldım.  Öğretmen kaliteli olmadığını söyleyince ve bende kalemleri kaybedince ( kalemlerim kaybolunca tüm malzememi etiketledim) yerine Lyra'nın setini aldım.  Seti 24,50 tl aldım.  Gerekli mi derseniz benim için hayır. Biz sadece 2B den başlayıp 3B, 4B, 5B kullanıyoruz. Setin içinde F, H ve H serisi var. İstediğim kalemler için tekrar kalem aldım.  Fatih'in üstteki yeşil kalemi Fabere göre iyi olsada yeterli değil.  O yüzden Lyra'nın dereceli kalemlerinden aldım.  Yerine göre tane fiyatı 1,75 - 3 arası değişiyor. 
Füzen ve sanguine kalemlerini kullanmadım. Hamur silgiyide pek kullanmadım
Toz pastellerde 12 tl. Kendisi ilgi alanıma girmedi.
Bu yazıyı yazmama sebep olan kuruboyalar gelirsek.


Metelik kuruboyalar merak ediyordum. Kayık yaparım diye hemen aldım. 
Faber Caster'in beyaz kalemi 4,95 ( 5 değil yani :) ) diğer kalemler  Lest 3,95 tl.  
Bu kalemler Fatih inkilaptan alındığı için biraz pahalı. 


Bu kalemler lyra aquarell serisinden.  Sınıfın tecrübeli kişileri sulu kuru kalem almamızı tavsiye etti. Yeri gelince ıslatıp sulu boya gibi kullanabiliyoruz. Yani kullanan kullanıyor, benim gibilerde resmi murdar ediyor :)
 Bu kalemlerin teki 2,75 olarak hakikatin Çagaloğlu şubesinden aldık.  Arkadaş tüm kırtasiyeyi topladı ben 20 lirayı aşmayacağım dedim kendimi durdurdum.


Şimdilik bu kadar yeterli, sanatsal çizimler yapmaya başlarsam duruma göre bir şeyler alırım.  
Bunca laftan sonra bir iki resim paylaşmadan olmaz di mi?
 Ara dönem ödevi çorba kepçesi çizecektik. Internette pek fazla örnek yoktu. Bende normal resimden çizdim.


Cumartesi günü ders var bakalım nerelerde hata yapmışım. 
Benden bu kadar, Allaha emanet olun.





17 Ocak 2016 Pazar

Trabzon gezmeleri; Ayasofya

Resimleri düzenlerken yazlık geziden paylaşmadığım resimleri fark ettim. Bir iki resim paylaşayım aklıma gelince bakarım artık.

Ayasofya ya yıllar yıllar önce gitmiştim. Aklımda kalan kocaman küplerdi. Aklımda yanlış mı kalmış bilemedim. 
Tekrar gittiğimde küpler yoktu.
 Netten baktım küplere dair bir şey bulamadım.
Allah'ım yoksa görünmeyen varlıkları mı görüyorum. Ay ay yoksa gizli hazineleri mi görüyorum :)


Efendim Ayasofyanın camiye çevrildiğini biliyordum ama bu kadarını beklemedim. Tam olarak nasıl bir politika izlenmiş bilinmez. Bilindiği bir şey varsa saçmalıktan başka bir şey değil.


 İlk olarak dış cephedeki freskeri inceledik.



 Fresklerin altında kısa bir açıklama var. kimseye danışmadan anlayabiliyorsun.

 Daha sonra ben namaza gideyim dedim. Madem cami olmuş düzgün bir yer olmalı değil mi?



Bayanlar bölümü için labirentten geçip gittim. Bulamadım dedim güvenliğe geri döndüm. İşte burası diye bir kolonun altını gösterdiler. Beş kişilik küçücük bir yer. İçince Arap çocuklar ayakkabı ile gezinmekte.
Daha sonra camini içine  gireyim dedim. Giremezsiniz bu kısımdan bakabilirsiniz dediler.
Azıcık bakıp çıktım.


Biraz manzaraya karşı oturduk. Fotoğraf çekimi için gelenleri izledik. 
Bol bol gevezelik yaptık eve döndük. 


6 Ocak 2016 Çarşamba

Kargo Heyecanı

Geçen sene bu zamanlar tam olarak böyle bir başlık atmışım. Demek ki o zamanlar kargo alınca heyecanlana biliyormuşum. 

E ne oldu da ben heyecanlanmadım.
 Galiba dergiyi aylar önce istiyordum ama mesajıma geri dönüş olmamıştı. Hevesim birazcık kaçıverdi. Şansımı tekrar deneyeyim dedim.  Geri dönüldü dergi varmış gönderebilirmiş. 31 aralık perşembe EFT yaptım şu gün gönderilecek diye geri dönmediler. 4 ocakta tekrar mesaj attım ne zaman göndereceksiniz diye. Bugün dediler rahatladım. 
Biraz sıkıyorum farkındayım.
 Hem haberdar edilmek istiyorum hemde  MNG kargo ile daha önce sorun yaşadım o yüzden her aşamasını takip etmek istiyorum. Evde olduğum halde geldik bulamadık diye mesaj göndermesinler istiyorum. Bu sebeplerden dolayı azıcık sıkıcı insanım :)


Efendim özet yapmak gerekirse kargo geldi. Benim işim vardı hemen açamadım. Açmaya sıra gelince bir baktım iki paket, ne olabilir ki.
Ikiside aynı dergi :( 
Ne yalan söyleyeyim hediye falan sandım :)
Neyse efendim bir karışıklık olmuş dergi iki adet gelmiş.  Ilgili kişilere mail gönderdim,  henüz geri dönmediler.

Düzeltme; Dergiden "sizde kalsın bir yakınınıza verirsiniz" mesajı geldi. Menekşe abla oralarda bir yerde misin? Sana vermek istiyorum.

 Çok uzatmadan dergiden bahsedeyim.
Bizim AÖF de gördüğümüz Anadolu Arkeolojisi dersinin ilk dört ünitesinin kapsamlı hali. 
Benim ders kitabı fotokobi gibi renksiz olunca zamanında bu dergiyi çok istemiştim.
"Hoş renksiz hali ile 80 aldım" diye hava atıp birşey olmamış gibi devam edeyim :)


Bu tarz konular ile ilgilenen olursa diye içindekiler kısmını ekliyorum. Dergi bol resimli, kuşe kağıt.  Benim için önemli olan içinde haritalar olması.  
Sınavlardan sonra okumaya başlayacağım.  Artık 500 sayfalık dergi kaç ayda okunur bilemeyeceğim.

Neyse ben annemle yaprak sarmaya gideceğim.  Uzak bir yere gittiğimi düşünmeyin yan odaya geçiyorum.  Benim gibi oturduğu yeri bile değiştirmeyen birisi için yan odaya gitmek büyük meziyet.
Allaha emenet olun.