20 Aralık 2014 Cumartesi

Şark Han bilmem kaç

Ivır zıvır bir şey almak istediğim zaman aklıma tahtakale gelir. Pek çok şeyi bir arada. Aklında olmayan ne varsa alıp eve dönülebilir. Neyse ki ben çok açılmadım.  Dersim bitince gittim. 8 saat dersin ardından birde topuklu ayakkabı eziyeti çok gezmeme engel oldu.
 Eskiden boy ve kilomu sorun etmezdim, gül gibi yaşıyordum.  Aklıma kim soktu ise boyama göre kilomu fazla bulduğum için topuktan vazgecemiyorum. Zayıflayayım düz giyineceğim. 
Neyse efendim sınıfın birine 100 alan olursa küp ( adını hâlâ daha bilmiyorum, bir bilen aydınlatsın) alacağım dedim. Bir hafta geçti ben daha almadım. 


Bu küpleri geçen seneki öğrencilerimde görmüştüm.  Küp ip şeklinde açılıyor sonra eski haline getirmeye çalışıyoruz.
 Henüz yapamadım kendime güveniyorum, bir ara yapacağım :)


Kalemleri de öğrenciler için aldım. 


Veee geldik asıl anlatmak istediğim konuya.
 Maket Yapımı
Pek çoğunuz ilk öğretimin zamanı kıl testere ile kendi maketini yapmıştır.
 Ben yapmadım kardeşimin vardı.
  3- 5 parçadan zürafa çıkarmıştı.



Geniş evim olunca (bu hayellerin sonu gelmez ) aklımda maket yapımı ile ilgilenmekte var.
Kıl testere ile uğraşmak istemeyenler için hazır plakalar var. Size düşen numaralara göre uygun yerleri birleştirmek.


Bizim maket iki plakadan oluşuyordu.  Zor sayılmaz 1 buçuk saatte yaptık.  Daha doğrusu ablam yaptı. Güya ablama almıştım,  sürekli  müdahale ettim :)


Örnek fotoğrafla kıyas yapınca gitarın duruşu pek olmamış gibi. 

Güzel bir uğraş bence çocuğunuza almalısınız.
Esenkalın efendim.
gitmeden blog arkadaşımızın kitap çekilişini duyuralım.
6 adet kitap ile çekiliş yapılıyor. 
Kitaplar nelermiş, çekiliş şartları nelermiş bakmak isterseniz buyrunuz.
Bu sefer gidiyorum, esenkalın.

5 Aralık 2014 Cuma

Bilim Tüneli

Mall of istanbula bilim tüneli gelmiş duydunuz mu?
Nasıl yani,  tünel mi var gerçekten?
:)
Öğrenciler trene binip tünel gibi bir şeyin içinde geleceklerini sanmışlar.
Bilim tünelin duymadım,  görmedim.  
Fen Bilimleri öğretmeni olan arkadaş öğrencileri götürmeyi düşünüyorum dedi ve eyleme döktü. 
Bizede beraberinde gitmek düştü. 


Tünel hakkında bir fikrim olmadan gittim. Fuar alanı bekliyordum, kafamdakinden biraz farklı ve küçük geldi gözüme. 
Her kısım için görevli öğrenciler var konu hakkında bilgi veriyorlar.
Bazılarının mikrofonu var, bazılarının anlatma yeteneği. 
 Bazıların da ikiside yok.


98 öğrenci 5 öğretmen olarak gittik. Öğrenciler ilgili idi ama grupların kalabalık olması biraz zorladı.  Sonlara doğru farklı grupların gürültüsünden hiç bir şey duymadım. 
Bizim miniklerde gayet sessiz gezdiler, not aldılar,  sorular sordular.  Sorulara cevaplar verdiler.
Maşallah bizim kızlara. 
Eve dönünce birazcık araştırma yaptım. 
 "ben bunu fark etmemişim" dediğim bir kaç nokta oldu.
Görevli olunca tadı çıkmıyor.  Ancak çocuklar gördü mü, duydu mu, iyiler mi? 
Çok şükür menmun kaldılar. 

Dönüşte alış veriş merkezi içinden geçerken laf  yedik birazcık. 

 Unutmuşum kendisine benzemeyenleri yargılayan bir toplum olduğumuzu!

27 Kasım 2014 Perşembe

okuyorum

Yuppi kitap okuya biliyorum :)
 Uzun zamandır kitap okuyamayınca incecik iki kitabı bitirdiğine seviniyor, kaldı ki biri çocuk kitabı. 

Ilk kitap Ahmet Ümit ten. 


Sizde benim gibi yazarın masal kitaplarından bihaber misiniz?
Yazar ilgi alanıma girmeyince neler yazar pek takip etmiyorum.
Iki kitabını okudum "Aman aman çok güzel" diyemedim. 

Sınıf kitaplığını oluşturmak için çocuklardan kitap istedim. Gelen kitaplardan biriydi olmayan ülke.  Masalda severim başlayayım dedim. 
Her masal sonunda var olması gereken dersi ben çıkaramadım.  Aman aman diyecek bir konusuda yok. O yüzden kitabı sahibine verdim.

Ikinci kitap bir Yaşar Kemal eseri.


 Ağrı Dağı Efsanesi sürekli adı geçen ama hikayesi bilinmeyen olarak belleğimin bir köşesinde durur. Aydınlığa kavuştu, çok şükür.  Aydınlık Yaşar Kemal eliyle olması güzel. 
Güzel olmasına güzelde olumsuz olarak gördüğüm bir nokta Osmanlı devletini hoş bir şekilde göstermemiş.
Buna rağmen kitabı beğendim.  
Yaşar Kemal okumalarını ara ara devam edeceğim. 
Benden bu kadar. 
Esenkalın. 



15 Kasım 2014 Cumartesi

Neler oluyor hayatta

Allahım neler oluyor hayatta. 

Günler çok  mu çabuk geçiyor.  Dünya kendi etrafında çabuk dönüyorda güneşin etrafında hiç mi dönmüyor.
Gün bitiyor ne olduğunu anlamadan. Gün bitiyorda haftalar geçmiyor gibi.
Sonbaharı gelmiş mi gitmiş mi anlamadım.  Bari kar yağsada kış gelmiş desek.
Okul dönemine hızlı başladık ( geçen seneki okulda çalıştığımı söylemiş miydim).  Geçen seneki öğrenciler başarılı idi. Bu seneki öğrenciler başarısızlar. Moralim bozuldu, hırs yaptım.  Seviyelerini yükselteceğim diye kendimi paraladım.  Sürekli sınav yap, ödev kontrol et, ömür bitti. Hal böyle olunca kitap okumaya vakit bulamıyorum.

En son bir ay önce kitap yazısı yazmışım.  Bir ay içinde neler yaptım kitap okumak yerine?
Kuzenim evlendi.
 3 kız olunca her hafta biri için alış veriş yapıldı. Düğün güzeldi.  Biz yabancının düğününe gider gibi gittiğimiz için halam biraz kırgın. Haklı da uzun zaman bir arada yaşadık, onlar ev alıp biraz uzağa taşındılar her fırsatta gitmek mümkün olmuyor. Ev kurma aşamasında olmasada misafir ağırlama için gitmeliydik.


Rabbim mesud eylesin.

Başka neler yaptım.  Spora başladım. Kezban Parisde misali ilk günden biraz fazla yüklenmişim her yerim ağrıyor. Soranlara on kişi tarafından dövüldüm diyorum :)
Başka başka minik öğrencilerimle pek çok anım var ama başka zamanlara. Sadece geçen seneki tecrübeler işe yarıyor.  Ses yükseltmeden tek kaş ile sınıf susabiliyor.

Kitap yazısı yazmaya gelmiştim hevesim kaçtı galiba.

Ilk kitap varlık yayınlarının yeni hikayeler 1956.


Bakmayın yeni hikaye olduğuna kendisini sahaftan aldım.  Şuan çok iyi tanıdığımız yada artık yazmayan pek çok yazarın ilk hikayeleri.
Güzel olmakla birlikte biraz karamsar hikayeler. Dönemin getirdiği bir şey mi bilemedim. Bir tane neşeli, mutlu sonla biten hikaye yok.
Dikkatimi çeken bir şey paylaşayım.  "Deniz banyosu" tabiri.
ilk olarak Albert Camus'un yabancı adlı kitabında gördüm.
Anladığım kadarı ile bizim plaj dediğimize o dönem banyo deniyor. Yüzmek diye bir tabir yok banyo yapmak var.
Hangi yazarlar var derseniz?
Ahmet Hamdi Tanpınar,
Faik Baysal,
İlhan Tarus,
Ziya Osman Saba,
Cemalettin Akın,
Turan Bakır,
Vus'at Bener,
Sabahattin Kudret Aksal ve daha fazlası.
Hikaye sevenlere seriden bir iki kitap okumalarını tavsiye ederim.

Ikinci kitap dünya klasiklerinden.  Stendhal den kırmızı ve siyah.


Bu kitabı uzun zamandır okumak istiyordum. Kütüphaneden ödünç almak istedim pek çok çevirisi vardı karar vermediğim için kalmıştı. Sahafta görünce alayım dedim.
Benim kitabın sayfa sayısı 702. Çantada taşınmıyor. Bitmesi günler aldı.  Menekşe ablanın başka bir çevirisi vardı.  Onun evine gidince oradan takip ettim. Kitaplarda olay örgüsü parelel gitmiyor. Tuhaf doğrusu.
Baş kahramanımız Juliene yer yer uyuz oldum bazende hak verdim. Kitap sonunu saçma bulsamda kitabı beğendim.
Iki kitabıda tavsiye ederim.

Benden bu kadar bu puslu havada ablamla sonbahar resmi çekmeye gideceğiz.  Artık çürümeyen yaprak bulursak.
Esenkalın.

2 Kasım 2014 Pazar

ve nihayet

Yıllardır Atatürk alberetumuna gitmek için plan yapmışızdır. Sonuç hüsran. 
Artık plan yapmayı bırakmıştım ki öğretmen arkadaş "öğrencileri getireceğiz, gelir misin? " dedi. 
Elime fırsat geçirmişim kaçırır mıyım. 
Ablam çarşamba günü gitmişti. Etraf çürümüş havada soğuk olur dedi.
Bende kendimce kalın giyinmişim. Dondum resmen.


Suyun rengi berrak olsa, güzel güzel yansımalar olsa fena olmazdı.





Sarı yapraklara bayılıyorum. 


Su içindeki ağaçların ne olduğunu bilemedim şimdi. 


Yollar, yollar



Kocayemiş ve alıçlar henüz bitmemiş. 


Türkiyenin çalıları diye NTV den çıkma bir kitap var.
Ablam yeni aldı.  Kitabı bir günde bitirdim güya.  Pek çok ağacı tanımadım. Bu nasıl okuma diye kendime kızıyorum.


 Kitap özentisiz basılmış ondan aklımda kalmamış :)


Bu taşlık alan normalde dere. Biz gittiğimizde kuru idi dereyi takip ederek diğer göle gittik.


 Yanlış hatırlamıyorsam çoban püskülü. 
Çok hoş di mi.

Benden bu kadar. Gitmek isteyene tek uyarım kalın giyinin, eldivenleri unutmayın.  Sahi benim eldivenler nerede?

16 Ekim 2014 Perşembe

Ağır aksak okumalar


 Mevsimlerden mi bilinmez kitap okuyamıyorum.  Daha doğrusu okuduğumu sanıp yazıya dökünce okumadığımı fark ettim.
Minicik gibi gözüken kocamaaan kocaman kitaplar okudum halbuki.
Neden eziklik psikolojisi yaptım ki.



Böyle düşünmeme sebep olanları görmemezlikten geleceğim,  yokmuşlar gibi davranacağım.



Efendim neler neler okumuşum.

Üç Anadolu Efsanesi


Kitap alışverişi yaptığımda öylesine sağa sola bırakmıştım kitapları.  Kitaplığı düzenlediğim gibi Yaşar Kemal kitaplarımı elime aldım.  
Fazla beklemeden okumaya kararlıyım. 
Çantada taşınabilincek en ince kitap, beklemeden bir çırpıda bitti. 
Köroğlu efsanesini herkes bilir.
Alageyik ve Karacaoğlan hikayesini daha önce duymamıştım.
Türk sineması tadında kahramanlık, mertlik ve sevdalık hikayeleri.
Yaşar Kemal okumayanlara başlangıç kitabı olarak tavsiye ederim. 

Deli Kadın Hikayeleri


Allahım birileri benimle acil ilgilenmeli. Piskopat hikayeler nasıl beğenilir.  Ben normal değil miyim yoksa.
Yazarın okuduğum ikinci kitabı.
Daha önce kırmızı zaman'ı okuyup ilginç bulmuştum.  Arayı açmadan okuyayım dedim.
Hikayeler birbirinden ilginç ve hüzünlü.
Daha doğrusu iç karartıcı.
Cizimlerde bir o kadar iç karartıcı.
Icim karardı,  bunlar nasıl hikayeler desemde beğendim :)
Insan evladı çelişkiler dolu.

Erenlerin Bağında


Lisede iken beğenerek okumuştum.  Ikinci kez okudum ve beğendim.  
Okuyunuz efendim.

Hacı Ağa


Yazarın daha önce Kör Baykuş adlı eserini okumuştum.  Arayı açmadan ikinciyi okuyayım dedim.
Çıkarları doğusunda hareket eden, halkı sömüren uyuz bir karekterimiz var. Okuyorsunuz ve size yabancı gelmiyor çünkü "oooo, senden çok var" bu şarkı hacı ağa için değildi ama cuk oturdu.
Bu arada hacı ağa yalancı hacı.
  Haca gitmemiş ama güzel numara yapıyor.

Özetle dört tane kitap okumuşum.  Dördünüde tavsiye ederim.
Esen kalın. 

13 Ekim 2014 Pazartesi

Istanbul Kültür A.Ş

Zaytung haberi olsa belediye eli ile kültürleniyoruz diye manşet geçerdi.  Neyse ki blog yazarı belediye eli ile kültürlenmeyi abes bulmuyor. Hatta severek katılıyor.
Geçen sezonu nasıl kapadım hatırlamasam da yeni sezona güzel bir şekilde başladık.
Cumartesi gündüz arkadaşlarla ev oturmasına gittik. Günün sonun da iki kişi Zekai Tunca konseri için evden çıktık. Çıkarken büyüklerimizden biri ''dünya yanıyor, siz konsere mi gidiyorsunuz'' demiş bulundu. Bende sessizce çıkıp dışarıda çemkiriyorum. '' ben konserde iken kendisi hatim mi yapacak sanki'' diye. Arkadaş hemen uyardı ''söyleyebiliyorsan yüzüne söyle'' söyler miyim? Tabi ki hayır :)

Konser saatinden önce mekana varınca konsere kadar aynı mekanda yapılan Sibel Eraslan'ın seminerine katılalım dedik. Kendisi sıcak kanlı, samimi birisi.
Arkadaşın kardeşi Sibel hanımın annesinin fizyoterapisti imiş. Hemen muhabbete girdiler. Hatırlamaz diye düşünmüştüm ama Ayşegül'ü hemen hatırladı.


Seminer Medeniyet okumaları üzerine, bir kaç ay sürecek. Başlangıç olarak yaradılıştan bahsetti. Araf süresinde bahsedilen yaradılış ile Kitab-ı Mukaddesde (tevrat - incil)  bahsedilen yaradılış kıyaslandı.
Gelecek ay İbni Batuta'nın seyahatnamesi ( Rıhle) ile batılı bir  seyyahın seyahatnamesi kıyaslanacak. Batılı seyyah kim bende bilmiyorum. Norvel olarak not almışım. Tüm alternatif isimleri düşündüm ama seyahatname bulamadım.
Sibel Hanım menediyet okumaları için pek çok kitap ismi verdi. ''gençler kendi kütüphanelerini daha bilinçli oluştursun'' dedi. Gençlik geçti de bakıyım nasıl kitaplığım var dedim. Onca kitap içinde sadece üç tanesini okumuşum.
Mantıku't  Tayr
Nizamülmülk
Kutad GuBilig

Fırsat buldukça seminerlere katılmaya çalışacağım.

Seminerden sonra konsere gittik. Daha önce ramazan etkinliğinde Zekai Tunca dinlemiştim. Oldukça  sakindi, Kültür A.Ş. ile biraz farklı geldi. Fazla konuşmasın sadece şarkı söylesin dedim. Bazı hareketlerini onun yaşında birine yakıştıramadım. Sahneye bakmayacağım, sadece dinleyeceğim sahneye bakmayacağım diye naz yapsam da severek dinledim.
Hem ağlar hem giderim hesabı :)
Galiba yazmayı özlemişim.
Esenkalın.