Rize etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rize etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Şubat 2024 Cumartesi

Memleket Yolları

Görümcemin oğlunun nişan günü belliydi. Yıllık iznimi kışın memlekette bitiremem diye gidesim yoktu. İşten ayrılınca gittim. Çok da mennum kaldım. 

Ankara Artvin Arası git git bitmeyen yollar. Aralarda mola vermek lazım. 

İlk mola Çorum müzesi oldu. 

Daha önce Hattuşa'ya gitmiştik. Yol üstü olduğu için parça parça gezeriz diye her sene başka bir yeri gezmeye karar vermişti. 

Müze kartımın süresi geçmişti. Yeni kartımı çıkardım. Görevli dijital almam gerektiği konusunda yönlendirme yaptı. Olmaz ben basılı kart istiyorum, hatıra diye saklayacağım dedim. Olmayan kart adıma çıkarıldı. 


Tarihi yerlerde yemek yeme pahalı olduğu için müze kafesinde yemeyi tercih ediyorum. Eşimde hatıra ürün almayı seviyor. Kart ile az miktarda olsa indirim oluyor. Müze gezenler değerlendirmeli. 
Müze küçük olsa da severek gezdik. 

Memlekete nişan için gitmiş olsak ta tabu işlerimiz vardı. Ya tabuda ya da hastanede geçti günlerimiz. Küçük yerde her yer birbirine yakın halleder döneriz dedik ama olmadı. Beş kalem iş varsa süreç böyle ilerleyecek diye baştan belirtmiyorlar. Tek işlem yapıp gidiyorsun şimdi bunu yap diyorlar. Belediye, tabu ve banka arası git gel yapmaktan helak olduk. 

Bir gün balık tutma bahanesi ile çıktık, az biraz dağlara çıktık. Güzel yerler gördük. 

Dönüş yolunda Rize Kalesi ve Çay Bardağını görmeye gittik. Daha önce Rize dağlarına gitmişliğim var doğası çok güzel. İlçesi Ardeşen 'e de bir kaç defa gittiğim için şehir için görünce çok şaşırdım. Dar dolambaçlı sokaklar, değişik bir şehir. 

Köye geldim babam yalnız yaşadığı için ev temizliği çamaşırla günü geçirdim, gezemedim. 

Daha önce denemeye cesaret edemediğim ağaç domatesinin tadına baktım. Adı Tamarillo


Babamlar meyve tohumunu saksıya dikip büyünce toprağa ekmişler. Ben de tohumdan çoğaltmayı düşünüyorum. 


 Karadeniz sahil boyunca her yer narenciye doluydu. O kadar ki altına dökülmüş çürümeye başlamış. O kadar  çok ki ye ye sıra gelmemiş. Kasa kasa topladık, dağıtırız diye.

Trabzon dan sabah erken yola çıktık. 


Kış için hava fazlası ile güzeldi. 


Amasya ya uğradık bir kaç saat gezdik. 
 Şahzadeler Müzesi, Hazeranlar Konağı ve Arkeolji Müzesine gittik. Çarşıda gezdik. 






Kaleye çıkmadık. Niyetimizde yatıya kalmak vardı şehir küçük olunca kalmaktan vazgeçtik. İyi ki de kalmadık perişan bir şekilde eve geldik. 
10 günlük memleket tatili yorucu  geçse de hava değişikliği iyi geldi. 


20 Ekim 2017 Cuma

Bir iki satır karalamaca

Kalem kağıt olsa '' bir iki satır karalmaca '' diye başlık atılır da, tuşlara basılan bir  dünyada elle tutulmayan hissedilmeyen bir şeye ne denir?

Düşünüyorum, beynim durdu galiba bir şey bulamadım. 
Efendim uzun zamandır içimden yazasım gelmiyordu. Oysa o kadar çok şey var ki yazacak.

Köyden bahsetmedim mesela. 

Sahi köyde ne yaptık ki biz? 

Fındık topladık, harman kaldırdık. 


Bu köy modası bir gün efsane olacak. 
Patlak ayakkabı, çorap içine sokulmuş eşofman.
Aha da dedim moda olacak :) 
A söylemeyi unuttum o fındıklar yerden toplandı yıkamadan yemeyin :))
Şaka şaka fındık yıkanmadan yenir. 
Yerden toplama kısmı o sepet için doğru.


Espirisi var,  tüm yaz üstüne konuşup durduk.
Almanya da yaşayan teyzem evinin balkonuna örtü üstüne fındık sermiş 40 yaşındaki oğlu da ''onlar yere serdin, ben onları yemem'' demiş. 
O yaz da ilk defa karşılaştık. İstanbul ' a geldiler, fındıklar balkona serili. Altında örtü var mıydı hatırlamıyorum tek hatırladığım '' sizde mi yere serdiniz ?'' tepkisidir :)
 Garibim fındık toplamayı kafasında nasıl kurmuşsa.
40 yaşına gel, her fındığın tek tek daldan toplandığını düşün. Tamam mantık bu şekilde ama çeyreğini yerden topluyoruz. 
Bu hikayede ilk defa karşılaşan kuzenlerin 30 - 40 yaşlarında olduğu ayrıntısına takılmayın. 
:)
Onca zahmet çek, kilosunu 7 TL'den sat kısmına hiç ama hiç girmeyin.
Emeğimize yazık gerçekten. Canım abim 18 yıl üstüne köye geldi, fındık toplamaya. Topladığı fındığın hiç değeri yok. 

Sağanak yağmurda fındığı kontrol eden abim

Yanına kar kalan sadece anılar.
 ''Aaaa , abi üstümde böcek var'' 
'' protein niyetine ye gitsin''
:)
...

Az birazda gezdik. 
Yeni yerler gezmedik. Aynı yerleri farklı kişilerle gezdik sadece.

Bu kapsamda ikinci Santa harabesi gezimizi yaptık.
Boşuna dumanlı dağların yaylası dememişler. Farklı mahalleleri gezdiğimiz halde pek çok şeyi sisten göremedik. 


Yolları bol bol fotoğrafladık. Dereleri, tepeleri, köprüleri çektik.
5 kız bir köprüde poz vermeye çalışınca o köprü gözükmedi ama olsun :)



Bileme taşını bilmeyen var mı?
 

Seni yaradan'a kurban olurum, ne güzelsin öyle.



Yapı üzerine yer yer yazılar yazılmış, üzücü.
 Kendime ait kitaba  dahi  adımı yazman tarih, yer ve hava durumu düşerim. Millet geliyor topluma mâl olmuş yapı üzerine isim, lakap bir şey yazıyor. 
LAZ'o 61!
Ne bu şimdi. 
Kaldı ki bu bölgede yaşayanlar Laz bile değil. Az zorlasan Halt ya da Rum çıkabilir ama Laz değil. 
Çok cahilsin, keşke okusan!

Mahalle eskiye göre kalabalıklaşmış. Yeni yeni evler yapılmış. Taş evlerin içinde tuğladan evler abes olsa da hareketlilik güzel. 
İnsan bile gördük :)
Çok çok üşüdük. Önceki seneden tecrübeli olarak kalın giyindik yinede bana mısın demedi. 

...

Kuzenim ( dayımın oğlu ) evlendi. 

Aynı yörenin insanı olduğumuz halde çok çok farklı olduğumuz bir kez daha gördük. Annem ne kadar sıcak kanlı ise akrabaları o kadar mesafeli. Mesafe işini biraz abartıp annemin sıcak kanlı olmasını dahi  eleştiren, dalga geçen oldu. 
Amcamın kızı '' sakın benim düğünümde böyle mesafeli durmayın'' dedi o kadar yani. 
Ah kuzum anne baba farklı olsa bile biz kardeşiz. Misafir gibi gelip 5 dakikaya ayrılır mıyız?
 Her detayla her misafirle saatlerce ilgileniriz.  

...

Uzun zamandır hayalini kurduğumuz raftign hevesimizi  gerçekleştirdik.


Hoca mı denir gözetmen mi denir bilemedim. 
Baktım geldim rehbermiş.

Yanımızda bir tane bilen kişi var kısa bir eğitim  verip ondan sonra başlıyoruz. 


İlk başlarda korkmuş olsam da ilerledikçe sakinleştim. Su seviyesi fazla değildi. Sakin sakin ilerledik. 
Son anda yağmur başladığı için yüzemedik. Sadece bir yerde suya girmemize müsaade edildi orası da göğsüme geliyordu.  Bir iki kulaç sonra tekrar bota bindik. 

Yerin güzelliğini anlatmama gerek var mı? 
Tarihi bir köprü altında yüzüyorsun üstünden zipline ile  geçiyorlar, yanında birileri kürek çekiyor. Özetle süperdi. 
Muhakkak yolunuzu fırtınaya düşürün derim. 


Disiplinli hocamıza rağmen çok çok eğlendik. En kısa zamanda yeniden yapmak istiyoruz. 
En kısa zaman dediğimizde mayıs haziran gibi. Karlar eriyince. 

Mekan  soracak olursanız biz dağraft'ta yaptık. 

Kardeşim daha önce bir kaç defa gitmişliği var, yöneticilerini de tanıyor. 
Güzel ağırlandık. Gezimizin dönüşünde mesaileri bitmiş olmalarına rağmen  yorgunluk kahvemizi de içtik. 

Bir sonrakinde zipline ve insan sapanına da binmeyi düşünüyoruz. Hava yağışlı olduğu için yarım kaldı. 

Tavsiye edilir efendim.

...

Rize gezisinde atıştırmaya çok varsa açlığını yatıştır reklamı çekecektik yağmur yağıyordu çekemedik :)
İstanbul gibi kalabalık şehirde yaşayınca her şeyi hızlı yaşamaya alışıyor insan. 
İlk Santa gezisinden sonra yol üstünde olmamasına rağmen yolu değiştirip Pazarcık'a et yemeye gittik. Eti beklerken ablam söylenmeye başladı '' bu nedir, kaç saat bekleyeceğiz'' Falan filan, neyse ki et lezzetli idi çok söylenmedi. Balıklarda gözümüzün önünde tutuldu pişirilip getirildi. Güzel güzel yedik. 

Rize de ise bilmediğimiz bir yere gittik. Su kenarı bile değil ( benim için su önemli, bir dere, deniz göl olmalı muhakkak, yoksa doğa da olduğumu anlamam) bir saat tadı olmayan balığı bekledik. Aç olarak kalktık, yeni bir şey sipariş vermedik, o da bir saate gelir dedik. 

Büyükşehirden gidenler hızlı servis beklemesin doğanın tadını çıkarsın. 

...

Bu yazı uzun oldu ben en iyisi burada bitireyim. Yazı yazma sebebimi sonra yazacağım. 
Tabi hevesim kaçmazsa. 
:)

7 Ekim 2016 Cuma

Bir Haftalık Tatil # 4 Camlıhemşin

Bir haftalık tatil diye başlık atıyorum da tatil biteli bir ay olacak. Tatili unuttum gittim diyeceğimde unutamıyorum, daha doğrusu unutturmuyorlar.  İş arkadaşlarım 9 gün tatil yaptığımı yüzüme vurup vurup duruyorlar. İşlerin en yoğun olduğu dönemde '' bizde mi iş güvenliği uzmanı olsak, akşam 6 olunca çıksak. 9 gün tatil yapsak'' diyerek inceden inceye dokunduruyorlar. Akşam eve gelincede ablam '' ben çantamı alıp gezmeya çıkaçağım '' diye zil kalesinin manzarasını hatırlatıp duruyor. 
Anlayacağınız unutturmuyorlar. 


Memleketin her yeri ayrı güzel. Herkese de kendi memleketi çok çok güzel geliyor da  bu öyle değil. Resmen pamuk şekeri kıvamında bulutlarla yolculuk yaptık.

                                     
Blog aleminden uzak kalınca konuya nasıl giriş yapılır unuttum resmen. Pat diye giriş yapmayayım ağır ağır ilerleyeyim. 
Efendim Köye gitmeden önce rafting yapma planlarımız vardı. Her şey ertelenir ama rafting olmaz. O niyetle 15 kişi düştük yollara. 
Su seviyesi düşük olunca yaptırılmıyormuş, bir gün öncesinde yağmur  yağmış ama emin değiliz. 
Rize'ye doğru gidip denizi çamur görünce sevindik. Yağmur yağmış su seviyesi yükselmş diye. Boşuna sevindiğimizi inince anladık. Dere çamur içinde gürül gürül akıyor. Su seviyeside çok yüksek. Biraz korktuk, tamam tamam ben bayağı korktum. Yapamam dedim, birileri gazlasın diye bekliyordum ki su seviyesinin fazla olmasından dolayı yapılmıyormuş. 


Nasıl sevindim anlatamam. Bu kadar gelmişken parasailing yapalım dedik de bu suyun üstünde incecik ipe de güvenilmez ki. 


İsteyen yapsın dedik ama gruptan kimse yanaşmadı. 



Bizde düştük yollara. Bulduğumuz her köprü olmasa da bir iki köprüde durup yüzlerce resim çekildik. 


Kardeşim yıl içerisinde bir kaç defa gelmiş, o yüzden bizim hevesli hallerimizi küçümsemiş olsa da biz çok çok eğlendik. 


Şu basamaklara 15 kişiyi sığdırmayı başardık ve başka köprülere doğru yol aldık. 


Bol yeşilli sisli yollardan kıvrıla kıvrıla gittik. Kardeşime yolda dur sis çekelim dedik. Az kaldı sizi süper bir yerde indireceğim dedi ve Zil kalesi manzaralı bir yerde indirdi. 
İyiki de indirdi kaleye gidene kadar sisler dağılmıştı. 


Zil kalesi eskiden gözetleme kulesi imiş. Etrafa baktım ama ağaçlardan gelen gideni göremedim. Neymiş demek ki benden gözcü olmazmış :)


Kalede 3 saat kalmışız. Kardeşimin fikrince tüm günü orada öldürmüşüz. 
Bana kalsa biraz daha kalır, tırmanamadığım kısımlarına da bir şekilde tırmanmayı denerdim. 

Kalenin ardından palovit şelalesine yolumuzu çevirdik. 


Yurdumun her köşesi ayrı güzel. Şelaleyi görünce uzun süre izlemekle yetindik. 
 Suyun yanına inmek için dere üzerine merdiven yapılmış ve merdiveni aynı anda sadece 4 kişi kullanabiliyor. Biraz korka korka suyun yanına indik. Suyun şiddetinden birazcık ıslanınca resim çekilip hemen uzaklaştık. 
Çevrede her şey ilgi çekici. Tek şeritlik yol kayalık gölgenin içinden geçiyor. Öyleki yolun bir kısmında başımıza yağmur bile yağmadı, sadece sacaklardan yağmurun süzülmesi misali yağmurlar bir bölgeden aktı gitti.   Bölgedeki yosun çeşitliliğide başlı başına araştırma konusu olabilir. Çam olmayan ağaçlar yosundan çürümeye doğru yol almış gidiyor. Çocukluk kahramanım Jules Verne kitaplarına geçiş yapmadan bölgeyi  ter ettik. Her an içimdeki çocuk çıkıp fantastik kitap yazabilirdi :)
Şaka bir yana çizim yapabilmeyi çok isterdim. Tek tek gördüklerimi çizebilme fikri harika, ama uzak bir hayal.


Şelale dönüşü trafiğe takıldık. İnip yürümek istedim ama sağanak yağmur vardı. Bizde karadeniz gezilerinde  giymeyeni dövdükleri yağmurluktan almamışız. 
 Bir süre bekledikten sonra bu sefer Ayder yaylasına gittik.


Bir kez daha söylüyorum bizim insanımız turizmden anlamıyor. Devlet bu işe bir el atsın. Turizm  demek bir otel yapmak ve  Çin işi ürünler satmak değildir. 
Her yer otel ve amaçsızca yürüyorsun, trafiği bekliyorsun, insan kalabalığını bekliyorsun. 

Arap kızın biri elindeki ekmeği çekmekle meşgul. Ay ekmek mi dedim afedersiniz. Bildiğiniz kurabiye. Yurdumun herhangi bir yerinde yapınan kurabiye. Geleneksel yemeklerin yapıldığı bir atölye olsa gelen turist hamur yoğursa, sarma sarsa, balık kızartsa emini daha çok dikkat çeker, akılda kalırda  nerde.


Neyse efendim. Gezimiz güzeldi, gidin görün derim. Gidince kendi yorumunuzu kendiniz yaparsınız zaten. 




Bir sonraki gezimin karla içinde olmasını istiyorum, bakalım nasip. 
Allaha emanet olun.