25 Ocak 2017 Çarşamba

Tütün Yolu - Erskıne Caldwell

Kitabın adını nereden duydum da aklımın bir köşelerine not aldım bilmiyorum. Okunacak kitaplar defterime göz attım, not almamışım. Demek ki ilgimi çekmemiş. Beyoğlu Sahaflar festivaline gidene kadarda aklıma düştüğünü sanmıyorum.  Sahaflara giderken varlık yayınlarından hikaye almayı düşünüyordum,  ilgisizlikten bir şey bakmayınca iki kitap ile yetinmiştim.


Peki ne anlatıyor kitabımız?
Kitap Rus edebiyatindan az hallice acıklı mı acıklı,  sefil mi sefil insancıkları ele alıyor.  O kadar sefiller ki yazıldığı dönemlerde büyük dikkat çekmiş kitap. Yazarda kendini ispatlamak için fotoğraflı röportaj yayınlamış.
Bu insancıklar ne kadar sefil olanilir derseniz. Üzerinde yaşadıkları toprağı sürmekten aciz.  Bir avuç tohum almaya paraları olmayan ama enfiye almaktan geri durmayan. Tarlayı sürme çabasına girmeden arada bir hırsızlık yaparak karın doyurabilen bir aile.
Evin babası Jeeter az biraz Oblomov havasında.

" Yapmaya niyet ettiği işlerini daima en ince noktalarına kadar tasarlar, gelgelelim bir türlü harekete geçemezdi nedense. İşte birazdan,  daha birazdan derken gün geçer, hadi yarına kalsın artık deyivermek daha bir kolayına gelirdi. "

Evin 16 yaşındaki küçük oğlu Dude ise tek derdi araba kullanmak. Daha doğrusu klakson çalmak.  

Arabayı o kadar çok seviyorki "yakın bir zamana kadar 38 yaşında " olan Bessie Hemşire ile evleniyor.  
Bessie Hemşire kadın vaiz. "Hangi dinin, adı ne bu dinin" derseniz, "öyle bir adı yok. Ben çok zaman "kutsal " derim, o kadar. Şimdi sadece bir üyesi var: ben; evlenelim, Dude ikinci üyesi olacak. " cevabı alırsınız.
Kitapta sadece bunlar mı var dersiniz. Jeeter'in yaşlı annesi, yırtık dudağından ötürü evde kalmış kızı Ellie May, az konuşan eşi Ada, hiç konuşmayan sırf güzel diye erkenden evlendirilen
Pearl, Pearl'in güzelliğine bakmaya doyamayan, buna rağmen eşine dokunamayan damat Lov ve evi terkedip bir daha geri dönmeye niyetleri olmayan çocuklar.

160 sayfalılk kitabı galiba özetledim. 

Yok bana özet gelmedi, okuyacağım diyorsanız kitap yurdunda 2 liraya satılıyor.  Ben sahaftan 5 liraya almıştım.
Şimdi bu aradaki 3 liralık farkı talep etsem olur mu?

Kitap bana bir bir kuruşun bile önemli olduğunu hatırlattı.  Bu mantıkla 3 lirayı ziyan etmiş oldum.
Şaka şaka,  kitaba verdiğim paraya pek üzülmem.

Son olarak kitap 1957 basım.  Eski kitapları sevme nedenim şuan kullanılmayan kelimeleri bize hatırlatıyor olması. 
Çevirmen Türk deyimlerinden bir iki ilave etmiş.  "Anladıysam Arap olayım. " 
"Yezidin oğlu." gibi.

Benden bu kadar, esenkalın. 


10 yorum:

  1. Okumuştum bu kitabı. Balıkesir'deki kitaplığımda olmalı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Blog aleminde kimler okumuş diye bakayım dedim bir size rastladım. Kendim bile yok.
      Yer küre üzerinde kitabı okuyan son iki kişimiyiz ne?
      :)

      Sil
  2. Bu kitabı Bende okumadım ama eskikitaplarcok ilgimi çeker inşallah bir gün sahaflara gidersem eski kitap alma niyetim var onların üzerinden geçen zamanı satın almak gibi bir his var içimde kokuları bile farklı oluyor hele bir de kitap güzelse gerçekten 💕

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Geçen zamanı satın almak" ne güzel bir tespit.

      Sil
  3. Okumadığım bir kitap ama ilginç bir aile hikayesi sanki..
    Eskide kalan her şey daha güzel artık. Ben de notumu aldım. Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel bir hikaye beklentiniz olmasın. Birbirinden bir haber herkesin kendini düşündüğü bir aile.

      Sil
  4. hımmm listeye koydum bu yazarı duydum ama okumadımdı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Farklı bir tarzı var. Tarzını hikaye detaylarını bilsem eminim tercih etmeyeceğim bir yazar :)

      Sil
  5. Olsun okuyalım yine de ;)
    Teşekkürler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabi okumak lazım. Yeni yazarlar yeni bakış acısı demektir.
      Keyifli okumalar.

      Sil

Sizden alalım bir fikir....