varlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
varlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Nisan 2017 Perşembe

Nisan ayı bitmeden


Evden uzak iki vasıta ile işe gitmedin artıları eksileri nelerdir desem? Yolda gecen onca zaman, uykusuzluk diye başlar  sürüsüyle madde sayarız. Ben bardağın dolu tarafına bakıp yolda okunan kitaplara değineceğim. 4 adet kitap okumuşum ki beni araba tutar. Midem bulanmasa artık yıllardır okunmayan kitapları bitiririm :)

Vıctorıa - Knut Hamsun

Varlık yayınlarını çok geç keşfettim. Daha doğrusu sahaflardan eski kitaplar almayı geç keşfettim. 
Bir kere o tadı varınca da alası geliyor insanın. O niyetle hikaye kitabı aramıştım sahaflardan ama bulamamıştım. 
Adı ilgili olup ta gerçekte ilgisiz olan satıcılardan dolayıda çok kurcalayamadım, var olanlar içinden ilgimi çeken iki kitapla sahaftan dönmüştüm. 
Yazarın Açlık adlı kitabı her yerde karşımıza çıkıyor. Adı bilindik ama dili bilindik değil. En azından benim için bilindik değil. 
İnce olunca yolda izde okurum dedim. Sabah işe gidince araba / tramvay dolu oluyor kendim zor sığıyorum. Akşam ise ikisine de ilk duraktan binip oturuyorum. Midemin elverdiği ölçüde başladım bu saf kendi halinde olan aşk kitabına. Bu arada aşk kitaplarını da hiç sevmem. Asıl hikaye farklı olacak arada masumcuk bir sevda olacak ki sevebileyim.


Kitap 1969 nisan ayında basılmış. Beşinci basım benimkisi. İlk basım 1952 deymiş. 
Çeviri Behçet Necatigil'e ait. 150 sayfalık ince bir kitap.

Okurken kendimi liseli ergen gibi hissettim. Ergenlikte bile aşk  temalı kitap okula ( tamam bir tane okumuştum adını bile hatırlamıyorum ) gel yetişkinlikte oku. Allahım ben bir Bridget  Jones muyum. Aman Allah korusun, son filmi saçma bulmuştum. Rabbim bizi şaşırtmasın.
Kendi halinde saf masum bir sevgiyi oku gel burada cıvık cıvık benzetme yap olacak şey değil.
Çık cık cık kınadım kendimi.
:)

Bir Kadının Yaşamından 24 Saat  - Stefan Zweig 

Yazarın okuduğum 4. kitabı. Geç tanıdım beğendim diye pek çok kitabını indirdim. Hemen okudum mu? Hayır başka iki kitabına başladım,  beğenmedim yarım bıraktım. Sonra ince diye buna başladım. İki hikayeden oluşuyor kitap  İlki kitaba adını veren hikaye. Çok fazla bölünerek okudum diye mi bilinmez sevmedim. Bir yüreğin ölümünü  ise severek okudum. 

Alıntı - Bir Yüreğin Ölümü

Bir yüreğin adamakıllı sarsılabilmesi için her zaman ille de kaderin güçlü bir tokadı ya da
her şeyi sert bir şekilde söküp atan bir güç gerekmez; hatta gelişigüzel nedenle yıkımı
yaratmak, kaderin ele avuca sığmaz heykeltıraş isteğini tahrik eder. Biz insanoğlu, kendi
anlaşılmaz dilimizde bu ilk hafif dokunuşlara bahane deriz ve onun o küçücük cüssesiyle
çoğu zaman muazzam etkili gücüne şaşar kalırız; fakat bir hastalık nasıl sinsice ortaya
çıkarsa, bir insanın kaderi de ancak her şey gözle görülür hale geldiğinde ve olaylar
başladığında kendini belli eder. Kader, yüreğe dıştan dokunmadan çok önce beyinde ve
kanda içten içe ilerler her zaman. Kişinin kendini tanımaya başlaması aslında kendini
savunmaya başlamasıdır ve bu, çoğu zaman beyhude bir savunmadır.

Bir başkasının yüreğinin parçalanması sizi neden ilgilendirsin ki... önemli olan sizin zevk
almanız.

Gezgin - Halil Cibran

Yazarın okuduğum ikinci kitabı. Dilini beğensem de abartıldığı kadar güzel olmadığını söyleyebilirim. 
Kürk mantolu madonna ne çok abartılmıştı. Bende inat edip okumamıştım. Bir an beğenmeyeceğimi düşünüp başlamış çok beğenmiştim. 
Bu yazarı da öyle bekliyordum ama beklediğimi bulmadım. 
Kötü mü ? Hayır, gayet güzel bir dili var ama aynı mesele. Neden bu kadar abartılıyor. Belli başlı yazarlar okunmazsa kitap okunmamış sayılıyor ben onu anlayamıyorum. 

Yazarı yeni tanıdığımı söylesem de okuduklarım çok tanıdık. Yeni bir kitap okumuşum izlenimi vermedi. Zaten 96 sayfa yarısı da yok. Hemencecik bir günde bitti. Kitabı beğendim mi? ''Çok sanatsaldı beni aştı'' diyeceğim. Hiç bir sonuca bağlanmayan hikayelerden bir ders çıkarmam gerekiyordur herhalde ama olmadı. Ben o mesajı çoğu yazılarda alamadım :(


Bu kitapla birlikte sahaflardan alınmış kitaplardan 8. kitapta bitmiş oldu. 7 adet kitap kaldı, benden beklenmeyecek performans oldu. 

Birde dergi fuarından aldığım dergileri yarılasam ne güzel olur. Sadece gezi saysını biraz okudum. 

Yeni kitap olarak Daha önce başladığım İskender Pala'nın kırk Güzelller çeşmesini cantama attım. Araba beklerken bir iki deneme okurum. Onun dışında   Angele'nin küllerine başladım. İkisini birlikte okuyamam gibi bakacağız artık. 
Sınavlara gelince bir ara hevesle başlamış çalışmıştım. Sonra zevk için okuduğum bölümü kendime ödev bilip yük yaptığımı fark ettim bıraktım. Zevk ala ala okuyacağım ( bu fikirden cayıp pişman olacağım ). Yüksek lisansdan hoca çıkmış soruları soracakmış. Bir kere çözdüm. Yapamadıklarımı bir kağıda yazdım sınavdan önce 20 adet yapamadığım soruya bakar girerim. Şuan için 80 - 85 alırım. 

Şimdilik benden bu kadar. Allah'a emanet olun. 


26 Ocak 2017 Perşembe

Tütün Yolu - Erskıne Caldwell

Kitabın adını nereden duydum da aklımın bir köşelerine not aldım bilmiyorum. Okunacak kitaplar defterime göz attım, not almamışım. Demek ki ilgimi çekmemiş. Beyoğlu Sahaflar festivaline gidene kadarda aklıma düştüğünü sanmıyorum.  Sahaflara giderken varlık yayınlarından hikaye almayı düşünüyordum,  ilgisizlikten bir şey bakmayınca iki kitap ile yetinmiştim.


Peki ne anlatıyor kitabımız?
Kitap Rus edebiyatindan az hallice acıklı mı acıklı,  sefil mi sefil insancıkları ele alıyor.  O kadar sefiller ki yazıldığı dönemlerde büyük dikkat çekmiş kitap. Yazarda kendini ispatlamak için fotoğraflı röportaj yayınlamış.
Bu insancıklar ne kadar sefil olanilir derseniz. Üzerinde yaşadıkları toprağı sürmekten aciz.  Bir avuç tohum almaya paraları olmayan ama enfiye almaktan geri durmayan. Tarlayı sürme çabasına girmeden arada bir hırsızlık yaparak karın doyurabilen bir aile.
Evin babası Jeeter az biraz Oblomov havasında.

" Yapmaya niyet ettiği işlerini daima en ince noktalarına kadar tasarlar, gelgelelim bir türlü harekete geçemezdi nedense. İşte birazdan,  daha birazdan derken gün geçer, hadi yarına kalsın artık deyivermek daha bir kolayına gelirdi. "

Evin 16 yaşındaki küçük oğlu Dude ise tek derdi araba kullanmak. Daha doğrusu klakson çalmak.  

Arabayı o kadar çok seviyorki "yakın bir zamana kadar 38 yaşında " olan Bessie Hemşire ile evleniyor.  
Bessie Hemşire kadın vaiz. "Hangi dinin, adı ne bu dinin" derseniz, "öyle bir adı yok. Ben çok zaman "kutsal " derim, o kadar. Şimdi sadece bir üyesi var: ben; evlenelim, Dude ikinci üyesi olacak. " cevabı alırsınız.
Kitapta sadece bunlar mı var dersiniz. Jeeter'in yaşlı annesi, yırtık dudağından ötürü evde kalmış kızı Ellie May, az konuşan eşi Ada, hiç konuşmayan sırf güzel diye erkenden evlendirilen
Pearl, Pearl'in güzelliğine bakmaya doyamayan, buna rağmen eşine dokunamayan damat Lov ve evi terkedip bir daha geri dönmeye niyetleri olmayan çocuklar.

160 sayfalılk kitabı galiba özetledim. 

Yok bana özet gelmedi, okuyacağım diyorsanız kitap yurdunda 2 liraya satılıyor.  Ben sahaftan 5 liraya almıştım.
Şimdi bu aradaki 3 liralık farkı talep etsem olur mu?

Kitap bana bir bir kuruşun bile önemli olduğunu hatırlattı.  Bu mantıkla 3 lirayı ziyan etmiş oldum.
Şaka şaka,  kitaba verdiğim paraya pek üzülmem.

Son olarak kitap 1957 basım.  Eski kitapları sevme nedenim şuan kullanılmayan kelimeleri bize hatırlatıyor olması. 
Çevirmen Türk deyimlerinden bir iki ilave etmiş.  "Anladıysam Arap olayım. " 
"Yezidin oğlu." gibi.

Benden bu kadar, esenkalın. 


1 Kasım 2016 Salı

BEYOĞLU SAHAFLAR

Bu yıl onuncusu yapılan sahaflar festivali ayın 24'ünde başladı,  6'sına  kadar sürecek. Hafta içi altıda işten çıkıyorum diye hafta sonu gideyim dedim. Pazar günü ders bitince ( 10 - 16 arası ders var ve en boş günüm) Beyoğlu'na geçtim. 
Gittiğimde konuşma vardı, kimler hangi konuda konuşuyor ilgilenmedim. Daha sonra Hakan Aysev anonsu duydum. Kitap fuarında konser? Ne güzel dedim ama beklediğim gibi bir şey değildi. Sadece kendi beğendikleri şarkılar üzerine konuştular. Konuşurken de arka fonda bahsi geçen şarkı gayet rahatsız edici bir şekilde dinletildi. Birilerini canlı dinleme fırsatı varken stüdyodan geçmiş bir şeyler dinlemek bir benimi rahatsız ediyor. Hadi biz de rahatsız oluyoruz deyin, lütfen lütfen :)


Neyse efendin ben sahafların sadece bir tarafını gezebildim. Genel olarak kitapçılar ilgisiz. Her soruya ''yok '' diye cevap veriyorlar, bir bakmışsınız yok denen gözünüzün önünde. Tek bir kitapçı sorulama cevap verdi. Sorduğum kitapları bildi! Ne olduğunu anladı. Knut Hamsun seyahatnamesi dedim kadın direk kitap ismi verdi. Halbuki oraya gelene kadar sorduklarım gayet bilinen şeylerdi. Sadık Hidayet, Necip Mahfuz, Mukaddime, Hay bin Yekzan gibi. 
Belki Hay bin Yekzan bilinmez. 


Neyse efendim onca yorgunluğa ve ilgisizliğe rağmen birazcık alışveriş yaptım. 
Ali Ural'ın şiir kitapları vardı. Şiir sevemediğim için almadım. Mukaddime  ve Hay bin Yekzan uzun zamandır almak istediklerim. Necip Mahfuz'dan başka kitaplar aramıştım, bulamayınca bunları aldım. İskender Pala sevdiğim yazarlardan biridir, Samiha Ayverdi de öyle.  Varlık yayınlarından kitaplar vardı ama seçemedim. 
Diğerleri bir yerlerden aklımda kalıp defterime not ettiğim kitaplar. Ahraz'ı kimden duyup not etmişim hatırlamıyorum bile. Hatta benim not ettiğim kitap bu mu, ona bile bakmadım.  


Aklımda pek çok kitap var ama kitapları koymaya yerim yok. Zaten '' şu kitabı arıyorum '' deyince ilgilenecek personelde yok. 
Şu an için 15 kitap aldım. Tekrar gitmeye vaktim yok. Hafta sonu bir dersten sınavım var, yüzüne bile bakmadım. Yarın kuzenimin kınası, pazarda düğünü var. O sebepten bunlarla yetineceğim. Ah pardon daha önceki senelerden alıp okumadığım kitaplarımda var, Onları da okurum bir bahane ile. 

Hangi kitaplar derseniz 

2012 kitapları okundu,
2013 kitapları  okundu,
2014 kitapları  16 kitaptan 7 tanesi kalmış. 

Eski aldıklarımın sene bitmelerini umuyorum. Hadi bakalım, bana kolay gelsin. 



19 Haziran 2015 Cuma

Neler okumuşum.

Internetin sürekli düşmesi ve takip ettigim blogları görememe durumundan dolayı blogdan soğudum.  Tabi bunda sürekli aynı kitapları okuyan, reklam bloğu gibi yayın yapan bloglarda dahil.
Neyse efendim evde boş boş oturuyorum. Iki tane soru çözeyimde kpss den 70 üstü alayım dedim ( hedefim çooook yüksek nasıl alırım bilmem ). Baktım sorular çözülmüyor bari okuduğum kitapları not düşeyim. Seneler sonra döner bakarım. 
Bloga baktım en son ne okumuşum diye. Mart ayında iki kitap paylaşmışım.
Marttan sonra kitap okuma konusunda ilerleme kat etmemişim.  Daha doğrusu edemedim. Nedendir bilinmez hiç kitap okuyamıyorum. Nazar değdi efendim :)

Çok uzatmadan neler okumuşum.

Varlık yayınlarının sahaflardan aldığım yeni hikayeler kitabının 1957 yılında yayınlananı okudum.


Almış olduğum bu dört kitabın üçünü okumuşum.  Faik Baysal ' ın kitabı şiir ve ben şiir okuyamıyorum. Bir süre bekleyecek galiba.
 Kitabın pek çok yerini çizmiştim, hatta arkadaşım için alıntılar defteri hazırlayıp çoğunu bu kitaptan yazmıştım. Sizinlede paylaşmak isterdim ama kitaplığı sığmayan kitapları koli yaptım :) bu yazıyı bitirmeden koliyi açarsam ilave ederim.

  Faik Baysal  - Nuni yeşil oda ve ötekiler.

Yazarı geçen sene tanıdım ve sevdim. Okuduğum üçüncü kitabı.
Daha önce okuduğum kitapları

Elimde şiir kitabı var ama bitmez :(

  Severek okudum ama belirtmek istediklerim var. Kitaptaki hikayeler biraz kasvetli. O yüzden tek seferde oturup bitirilmez. Ben ara vererek okudum.  Sıkılmamak için sizde öyle yapın. 

 Ahmet Hamdi Tanpınar 

Beş şehir


Bu kitap icin bir post hazırlayıp yarım bırakmıştım.  Acaba ne yazmışım ki? Baktım geldim. Kitaba giriş yapamamışım.
Blog şikayetleri yapmışım. 

...
Artık yaşlanıyorum, yoruluyorum. Bloğada pek bakamıyorum.
Özlüyor muyum? Kısmen.
Özlediğim yanları var. Mesela özgün cümlelerle yazılan,  reklam kokmayan yazılar ve bloggerler. Ne güzel kitap önerileri bulunur bizde not alırdık. Ürün tavsiye edilir bizde ciddiye alırdık. 
Reklam muhabbettinin suyu çıktı. Herkesin cilt tipi aynı,  kitap zevki birebir!
Hal böyle olunca kurunun yanında yaşta yanıyor :(
...

Diyerekten serzenişte bulunmuşum. Tam tamına 5 ay önce,  fikrim değişmemiş :(
Eski blog yazılarını özlüyorum.


Saatleri ayarlama enstitüsü


 Yuppi listemden bir kitap daha bitti. Uzun zaman önce okumaya karar vermiştim.  Blog aleminde herkes okuyor diye ben muhalefet olmak istedim :) şaka tabi.
Popüler olunca hevesim kaçmıştı. 
Sahafta görünce hemen aldım,  hemen başlamadım o ayrı dava :)
Ahmet Hamdi'nin diline hayran kaldım.  Bir eleştiri kitabı bu kadar güzel yazılırdı. Yakın dönemde huzur'u aldım ama okumayacağım.  Yazarın dilini biraz daha özlemeliyim.

Fahrenheit 451  - Ray Bradbury 

Bu kitapta hiç bitmeyen okuma listesinde.  Arkadaşda görünce hemen aldım.  Sonu beklediğim gibi bitmesede sevdim.


Kitap okumak, düşünmek önemli kavramlar. Farkına varana.

Franz Kafka Dava


Listeden okumaya devam.  Arkadaşa yazarı yeni tanıdığımı ve başka kitabını okumak istediğimi söyledim elindeki alternatifleri sundu.  Bende madem not almışım dava olsun dedim. Sonu hayal kırıklığı yaşattı.  Hoş gidişatta pek iç açıcı değildi.  

Küçük prens

Çocukken kaç kez okudum bilmem. Kapağı kopmuş, kenarları aşınmış mini saman kağıt bir kitap.  Aa unutuyordum çocukken her şeyi kemirme alışkanlığım vardı. Bütün kitapların tepesinde diş izlerim vardır.  Küçük prens mini boy olunca benim dış izleri devanasınınmış izlenimi veriyordveriyordu.


 Köye gidersem kitabı arayıp bulacağım derdim. Nasip olmadı bende emanet aldım. 
Tekrar okunmalı. 

Sineklerin tanrısı


Sadece büyükler dünyayı kirletir sanıyordum.  Küçükler de masumluklarını yitirmiş büyükleri örnek almış :(
Çocuk kitabı gibi gözükse de yetişkin kitabı demek daha doğru. 

Rabbim için sabret


Kitap bana göre değildi.  Tasavvuf imiş! Ben göremedim.  Çeviri kişisel gelişim kitabı kıvamında yüzeysel bir kitap.  
Kitabı ( kitapları) öğretmen arkadaş getirdi. Öğrencilere verirsiniz dedi.  Bizde iki arkadaş bu yazarı okumadık okuyalım dedik. Aldık okuduk.
Zoraki cümlelerle tasavvuf! Beğenmedim.  Tasavvuf okumak isteyenlere  Semerkand yayınlarının tasavvuf kitaplarını tavsiye ederim.

Benden bu kadar galiba. Okuyupta yazmadığım yoktur herhalde. Yarım kalanlara dönüp bitireyim en iyisi. 

Bitirmeden karakalem paylaşayım.  Yok aslında beyaz kalem demeliyim. 


Esenkalın.