roman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
roman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Nisan 2017 Pazartesi

Ahraz - Deniz Gezgin

Yazarı nereden duydum da aklıma yer etti bilmiyorum. Sahaflara gidince   ''Aa Ben bunu not almıştım bir yere, alayım okurum'' dedim.  Aklıma not almış olmalıyım ki defterlere baktım da bulamadım.

Neyse efendim.

Yazar çok tanıdığım bir yazar değil sadece güçlü bir kalemi olduğu ve ilerleyen aşamalarda  daha popüler olacağı yazılıp çiziliyor. 
Umarım öyle olur. Genç kadın yazarlara ihtiyaçlarımız var.
Yazarın ilk romanı imiş. Mitoslar üzerine başka kitapları da var. 
Mitos? Evet sordunuz duydum. 
İlgilenenler zaten biliyor da ben ''neden mitoslar?'' kısmına  değineceğim. 

Kendisi   Prehistorya ve Önasya bölümü mezunu. İlginç, ilgi çekici bir bölüm. 

AÖF Kültürel Miras ve Turizm okuyan biri olarak kendi yavan derslerim bile bana etkileyici geliyorsa bu bölümü okusam okula koşa koşa gider evimi mitler, heykeller ve çanak çömleklerle doldururdum.
Neyse ki konu benim çılgınlığım değil, genç yazarımızın kitabı. 
Genç diyorum da yaşlı olduğumu düşünmeyin, 4 -5 yaş küçüğüm sadece. 

Neyse efendim yazarımızın kitabı da almış olduğu eğitim kadar ilginç. 
Etkileyici bir dil sıradan olayları bile masalsı bir havaya sokuyor. 

İnsanın içinde hep var olan ve olmaya devam edecek kötülüğü, buna bağlı olarak oluşan kırgınlığı, kırgınlıklar üzerine sarılmaya çalışılan kabukları, insanların ötekileştirilmesini ve nicesini incecik kitap içerisinde bulacaksınız.

Alıntılar

Bugün bu çocuğun gözlerinden akarken yakaladığı korkuyu kocaman elleriyle ısıtmak,  eritmek, dönüştürüp ona geri vermek istiyordu.

Unutmak sağ çıkmaktır.

Hangi ev icine oyulan yersizlik duygusunu dindirebilir ki.

Savaş,  bir şarkıları öldüremiyordu, bir de anıları fakat ezgileri yakıyordu.



Kitap Beyoğlu Sahaflar Festivalinden alına kitaplardan birisiydi. Geriye 9 adet kitap kalıyor, bu sene en azından 5 tanesini daha okumak istiyorum. 
Bakalım nasip. 


15 Mart 2017 Çarşamba

Amok Koşucusu - Stefan Zweig

Yazarı üçüncü kitabı karşınızdayım. Kitabı bitirdim ne yazacağıma karar veremedim. 
Nasıl bir ruh halidir bilemedim. Zaten bilsem bu satırları yazmaz intihar etmiş olurdum. 
Her biri birbirinden sürükleyici 7 hikaye. Yedi hikayede de ölüm son çare olarak gösterilmiş. Ya intihar edecek yada öldüreceksin. 
Nasıl bir ruh hali, nasıl?
Cidden anlamakta zorlanıyorum. 

Son hikayeyi bitireli dakikalar oldu. Bilmediğim bir ülkedesin evine gitmek için çaba gösteriyorsun. Onca zaman savaşmış yaralanmış yıpranmışsın. Neden savaştın, sonuç nedir bilemiyorsun. Dilini konuşacak tek bir insan yok. Düşünüyorum da intihara gerek yok.
 Bu acıya; belirsizliğe, konuşacak bir insan evladının olmayışına kalbimin dayanbileceğini sanmıyorum. 
Zor dostlar, yalnızlık zor. 
Yazarın dili o kadar güzel ki birbirinden iç karartıcı hikayeleri kaldırıp bir köşeye atamıyorsunuz. Sizi doğrudan içine çekiyor. Sonunu bilmelisiniz, bir çıkış yolu bulmalısınız. 
Hele ki yeşilcam filmlerindeki gibi mutlu sonla biten hikayelerle büyütülmüş bünye dumura uğruyor. Neydi bu şimdi diyor. 
Ben kitabı E - kitap olarak okudum. Son hikaye bitti, sayfalar takıldı galiba dedim. 
Bittiğine inanamadım. 

Kitabın içerisindeki hikayeler.

Bir çöküşün öyküsü ( ayrı bir kitap olarak da satılıyor ),
Madalya ( daha önce bir yerde okumuştum ama neresi çıkaramadım ),
Bezginlik,
Amok  koşucusu,
Ay ışığı sokağı,
leporella,
Leman ölü kıyısındaki olay. 


10 Mart 2017 Cuma

Düğün Evi - Necip Mahfuz

Yazarın üçüncü kitabı ile karşınızdayım. İlk iki kitabı pek beğendiğim söylenemez. Üçüncüye bir şeyler beğenirim artık diyerek kitaba başladım. Hikaye genel olarak itici gelmedi ama anlatım tarzını beğenmedim.



Olay 4 kişi tarafından anlatılıyor. Aynı hikayeleri farklı kişilerin ağzından aktarıldığı pek çok kitap okudum. İlkinde olay anlatılır, sonrakilerde kişilerin olay hakkındaki fikirlerini okuruz. Mantık budur ama bu kitap farklı, aynı diyalogları tekrar tekrar okuyoruz. O kişinin diyaloglar dışında iç sesi  duysak fena olmazdı.


Altını çizdiğim üç beş satırdan başka da bir şey beğenmedim.
Özet yapmak gerekirse yazarı pek sevemedim. Tekrar bir kitap okumak istersem eminim yıllar sonra emanet bir kitap olur. Tutup da bir kitabını satın almam.

Yazarın daha önce okuduğum kitapları;

Midak Sokağı
Yağmurdan Aşk



Sahaflardan aldığım kitaplardan bir tane daha okumuş oldum.

Benden bu kadar, esenkalın.


12 Şubat 2017 Pazar

Çiçeklerimi Rüzgara Verdim

Yazarın okuduğum ikinci kitabı. İlk olarak Bir Yumak Mutluluk adlı kitabı okumuş beğenmiştim. Aklımda başka kitabını da okumak vardı. Sahaflar da görünce almıştım. Okumak bu güne nasip oldu. 

İlk okuduğum kitap örgü kursunda ki kişiler üzerinden ilerliyordu. Bu kitap serinin  devamı imiş ama ben seriymiş gibi hissetmedim. Arada bir evin annesi eline örgü alıyordu o kadar. Ay pardon evin annesi mi dedim. Yolculuğun annesi demeliydim. 
''Ne yolculuğu ? '' derseniz. Örgü kursundan Bethanne, kızı ve eski kayınvalidesi ile yollara düşüyorlar.
Sebep ne derseniz. Büyükannenin 50. mezuniyet toplantısına gitmek. 


Üşenmedim hesap ettim 12  yıl olmuş liseyi bitireli. Bırakın isimleri hatırlamayı yolda görsem tanıdık bir sima demem o kadar unuttum gitti lise dönemimi. 

Bizim büyükanne unutmuyor çünkü yarası var, sarılması  gereken.

Ay aman efendim gençti hata yapardı demeyeceğim. Bu konuda hata yapılmaz, bahanesi de olamaz. O kadar önemli bir konu ki kitapta iki satırda es geçilmesi gereksiz olmuş. Tek sorun varmış o da Bethanne'nin eski eşine dönüp dönmeyeceği. Döndü mü diye merak edenler kitabı okuyabilirler. 
Ben tavsiye eder miyim? Bilemiyorum, zevk meselesi sonuçta. Bana bir şey katmadığını söyleyip bitireceğim. 

Bu arada sahaflardan aldığım kitapları bekletmeden okumak istiyorum bakalım ne zamana bitecek. 


AÖF sınavlarına kadar biraz kitap okumak istiyorum. 

Oscar Wilde'nin son vasiyetine başladım. İlerleyen bir hikayesi olmasa da dili güzel. 
İskender Pala'nın Kırk güzellere başladım dili ağır geldi bıraktım. Ara ara bir iki parça okurum. 
Ahraz'ı da bir kaç defa elime alıp okumaya niyetlendim ama olmadı. 
Hay Bin Yekzan da aynı şekilde sürekli elimde ama başlayamıyorum. O kadar da aradım kitabı, satışı yok diye hayıflandım durdum ama yok, okuyamıyorum.  

Sizin de var mı böyle başlamakta zorlandığınız kitaplar ? 
Neden böyle oluyoruz ki ? 





26 Ocak 2017 Perşembe

Tütün Yolu - Erskıne Caldwell

Kitabın adını nereden duydum da aklımın bir köşelerine not aldım bilmiyorum. Okunacak kitaplar defterime göz attım, not almamışım. Demek ki ilgimi çekmemiş. Beyoğlu Sahaflar festivaline gidene kadarda aklıma düştüğünü sanmıyorum.  Sahaflara giderken varlık yayınlarından hikaye almayı düşünüyordum,  ilgisizlikten bir şey bakmayınca iki kitap ile yetinmiştim.


Peki ne anlatıyor kitabımız?
Kitap Rus edebiyatindan az hallice acıklı mı acıklı,  sefil mi sefil insancıkları ele alıyor.  O kadar sefiller ki yazıldığı dönemlerde büyük dikkat çekmiş kitap. Yazarda kendini ispatlamak için fotoğraflı röportaj yayınlamış.
Bu insancıklar ne kadar sefil olanilir derseniz. Üzerinde yaşadıkları toprağı sürmekten aciz.  Bir avuç tohum almaya paraları olmayan ama enfiye almaktan geri durmayan. Tarlayı sürme çabasına girmeden arada bir hırsızlık yaparak karın doyurabilen bir aile.
Evin babası Jeeter az biraz Oblomov havasında.

" Yapmaya niyet ettiği işlerini daima en ince noktalarına kadar tasarlar, gelgelelim bir türlü harekete geçemezdi nedense. İşte birazdan,  daha birazdan derken gün geçer, hadi yarına kalsın artık deyivermek daha bir kolayına gelirdi. "

Evin 16 yaşındaki küçük oğlu Dude ise tek derdi araba kullanmak. Daha doğrusu klakson çalmak.  

Arabayı o kadar çok seviyorki "yakın bir zamana kadar 38 yaşında " olan Bessie Hemşire ile evleniyor.  
Bessie Hemşire kadın vaiz. "Hangi dinin, adı ne bu dinin" derseniz, "öyle bir adı yok. Ben çok zaman "kutsal " derim, o kadar. Şimdi sadece bir üyesi var: ben; evlenelim, Dude ikinci üyesi olacak. " cevabı alırsınız.
Kitapta sadece bunlar mı var dersiniz. Jeeter'in yaşlı annesi, yırtık dudağından ötürü evde kalmış kızı Ellie May, az konuşan eşi Ada, hiç konuşmayan sırf güzel diye erkenden evlendirilen
Pearl, Pearl'in güzelliğine bakmaya doyamayan, buna rağmen eşine dokunamayan damat Lov ve evi terkedip bir daha geri dönmeye niyetleri olmayan çocuklar.

160 sayfalılk kitabı galiba özetledim. 

Yok bana özet gelmedi, okuyacağım diyorsanız kitap yurdunda 2 liraya satılıyor.  Ben sahaftan 5 liraya almıştım.
Şimdi bu aradaki 3 liralık farkı talep etsem olur mu?

Kitap bana bir bir kuruşun bile önemli olduğunu hatırlattı.  Bu mantıkla 3 lirayı ziyan etmiş oldum.
Şaka şaka,  kitaba verdiğim paraya pek üzülmem.

Son olarak kitap 1957 basım.  Eski kitapları sevme nedenim şuan kullanılmayan kelimeleri bize hatırlatıyor olması. 
Çevirmen Türk deyimlerinden bir iki ilave etmiş.  "Anladıysam Arap olayım. " 
"Yezidin oğlu." gibi.

Benden bu kadar, esenkalın.