10 Nisan 2013 Çarşamba

Atlas nisan sayısı ve kocaman teşekkürler


 Bu aralar ders çalışmakla meşgul olduğum için blogumla ilgilenemiyorum. 
Aslında yazmak istediğim çok şey var. Yöresel yemekler, yarım bıraktığım kitaplar, izlediğim filmler...
Annem kısa bir süre önce yolculuğa çıktı o yüzden ev kızı modunda evle ilgilenmem gerekti. Annem dönünce misafirlerde geldi falan filan derken ne ders çalışabildim ne kitap okuyabildim. Doğal olarak blogla da ilgilenemedim.  


Depresyonda değilim ama çevremde sürekli depresyonda olduğuma dair imaj çizmiş olmalıyım. Dün akşam arkadaşlarla birlikte iken Menekşe abla moralin nasıl dedi. Bende saf saf ''iyi'' dedim. ''Tamam öyleyse daha iyi olman için bir sürprizim var'' dedi. Hiç beklemiyordum. Bana atlas dergisi almış.


Öğrenci iken düzenli olarak takip ettiğim atlas dergisini mezun olduktan sonra pek takip edemedim. Takip etmek istesem de her yerde bulamadığım için mümkün olmuyor. 
Bu satırları okuyanda mahrumiyet bölgesinde yaşadığımı falan sanacak. Sahi öyle bir yer varsa orası benim oturduğum yer olabilir. 

Dergide yok yok. Tüm yılların CD dökümü, Ordu doğa ve kültür rotaları, Sergi için indirim kuponu 

ve
takip etmeyenler için bir anlam ifade etmese de atlas özel sayısı için sertifikalı numaram var. 
21793


Derginin muhafazası bile beni benden aldı. İç kısmında tüm sayıların resimleri var. Resimlere bakarken yerim yok diye elden çıkardığım dergilerime yandım bol bol :(


Aslında resim çekmiştim aklımda güzel şeyler yazmak vardı ama pc de vürüs var resim yükleyemedim. O yüzden resimleri netten aldım. Yazı yazma hevesimde kaçtı. 

Resimlerin bir kısmını yükledim ama yazıyı düzeltemeyeceğim :)

Aa Menekşe ablaya teşekkür etmeyi unutacaktım az kalsın. Ablacım kocaman kocaman öpmüyorum ama teşekkür ediyorum :)
Baharla birlikte güzel yerleri keşfetmeyi umuyorum. Şehir dışı hiç bir geziye gelmesen de belki bu sene değişiklik yaparsın :)
Davet yerine geçer mi acaba?

Atlas dergisinin kendi sayfası için tık tık
 Esenkalın.
Benim ders çalışmam gerek mayıs 18 de sınavım var. 
Dua etmek isteyen herkes çekinmeden edebilir :)

Son söz; en müsait zamanda yorumlara cevap yazacağım. 


31 Mart 2013 Pazar

Orda bir köy var uzakta

Uzun yıllar var ki baharda köye gitmedim. Yanlış hatırlamıyorsam 2005 de babaannem hacdan gelmişti o vakit gitmiştik. Bahar bile değildi ya şubat ya marttı ki son günlerde kar yağmıştı ( sahi fotoları arasam bulur muyum?).  
Geçen günlerde köyde yaşayan kuzenimle konuşuyordum Bir lahana çiçeğini anlatmak için 15 dakika giriş yapılır mı? Birde bunun gelişme ve sonuç bölümü var. Sonuç bölümünün özetlemek gerekirse köye gitmem gerek. 





Bu renkleri yerinde görmem gerek. Adını hatırlamadığım minik mavi çiçeklerin görüntüsünü de unutmak üzereyim. 


Balkonda oturup bu manzaranın tadını çıkarmalıyım. 


Kuzenle çene çalarken favori radyomuz TRT fm dinlemeliyiz. 
(uzun süredir dinleyemiyorum)



Hava soğuk olduğu için dereye inemeyiz kalsın şimdilik. 


Ablama gidelim diye baskı yapıyorum ama olmuyor.  Hem maddiyat, hem ablamın izin olma sorunu, hemde kuzen KPSS ye hazırlanıyor rahatsız etmemek lazım. 
Özetle acemi blogger yine resimlerle idare edecek :(

Kardeşim en kısa zamanda Sakarya ya gezmeye gidebileceğimizi söylese de ben erkek milletine güvenmiyorum. Bir bakmışız arkadaşları ile gitmiş olur. 

Neyse ben gideyim canım varoş mahalleme balkondan bakayım.

Esenkalın. 

Not: canım köyüm daha güzelde resimleri nereye kaydetmişiz bilemedim.

20 Mart 2013 Çarşamba

Bloglovin



Bim bam bom benimde artık bloglovinim var. 
Bu nasıl cümle ya. 
Neyse kaynatmayayım. Pek çok blog bloglovin hesabına geçiş yapar da ben durur muyum? 
Bende geçtim galiba :) 
Olayı henüz çözemedim de. Geçiş yaptığı düşünüyorum. 
Yan tarafa bir tık yaparak test edebilirsiniz. Geçmiş miyim söylersiniz değil mi :)
Esen kalın.

17 Mart 2013 Pazar

Blog kampanyaları


Pek çok çekilişin talihlisi olarak daha fazla aç gözlülük yapmayayım dedim ve bir süre hiç bir etkinliğe katılmadım. Ben yokken kimler neler kazandı birazcık takip ettim. Ben katılmadım diye mutlu olan var mıydı bilemedim şimdi :)
 Kendin gidip almaktan daha ziyade acaba bana çıkar mı diye beklemek daha eğlenceli olduğu için kampanyalara katılmaya karar verdim. 
Hepsi bana çıkmasa da olur. Bir tane çıksa kafi. Oda kitap olsun. Kitap çıkmazsa kitap alıp kendime göndereceğim :)


Toz pembenin çok şık pasta takımı için 23 marta kadar tık tık

Acemi gelinin çekilişi için 25 marta kadar tık tık
anılardan seçilmiş in çekilişi için 14 nisana kadar tık tık


Doktor Vildanın çekilişi için 15 nisana kadar tık tık diyorum ama siz tıklamayın olur mu?

Ful atölyenin çekilişi için 20 nisana kadar tık tık

 
Kuzeyin annesinin çekilişi için 22 nisana kadar tık tık



funda modanın lavanta kokulu çekilişi için 29 nisana kadar tık tık

Nihanla makyaj'ın ilk çekilişi için 30 nisana kadar tık tık


Şimdi duydum blogunun çekilişi için 30 nisana kadar tık tık







Modalı anlar blog çekilişi için 20 mayısa kadar tık tık

16 Mart 2013 Cumartesi

Elebaşılar & Hergeleler - Mario Vargas Llosa


 Yazar  ayları kapsamında okumuş olduğum kitaplardan biriydi. Yazar ayları olmasaydı yazar hakkında hiç bir fikrim olmazdı galiba :) Tanımış olduğa sevindim mi acaba? Yorum için başka kitaplarını okumam gerek. 
Kitap iki bölüm, 7 hikayeden oluşuyor. 86 sayfa olduğu için çabuçak bitmesi gerekirdi ama bitmedi. İlk 6 hikayeyi kitabı aldığım zaman okudum. Son hikayeyi ara verdikten sonra okudum. 
Bu arada Doğunun Limanları ve Katre-i Matem  okudum. Arada okumuş olduğum kitaplar hatırına Hergelelere katlandım biraz. 
Kitabın başında açıklamalar var yazar dahi bu yazılarını beğenmemiş ben koşmuş almışım. Almışımdan kasıt kütüphaneden aldım. 
Kitap genel olarak içmek, serserilik etmek ve kız muhabbeti üzerine.
Ben beğenmedim. Yazarı tanımak istiyorum derseniz etkinliğe katılan diğer arkadaşların yorumlarına bakmanızı tavsiye ederim. 

Son itiraf kitabı bitireli iki gün oluyor, varlığını unutmuşum. Taki iade günü aklıma gelen kadar. Süreyi zaten uzatmıştım birde gidip iade etmeye üşeniyorum. 
Pazartesiye kadar elimdeki kitabı yarılarsam yeni kitaplar alırım belki.

Herkese keyifli okumalar. 

13 Mart 2013 Çarşamba

Katre - i Matem - İskender Pala


Moralim çok fena bozuk okuyamıyorum diye cümle kurmayacağım. Moralim yine bozuk, tek fark çok pis kitap okuyorum. 
Malum 3 kız kardeşiz çalışmayan biri olarak çalışanlara göre yatıyoruz (kalmıyoruz o ayrı dava) Günlerdir uykuda tutmuyor. Gece lambasının kör ışığında kitabı bitirdim. 466 sayfa nasıl bitti anlamadım (hepsini bir gecede bitirmedim ).

L& M hariç İskender pala kitaplarımı beğendiğimi söylemiş miydim. Bu kitabı da beğendiğimi belirtmem gerek. 

Roman bir cinayet ile başlıyor, cinayetin etrafında dönüyor diyemem,  cinayetten daha önemli olaylar dönüyor. Kaf dağından gelecek yay kaşlı, servi boylu, mim dudaklı sevgili için ortam hazırlanmakta. Özetle Patrona Halil İsyanı var. Aslında bol bol  lale var.  Nasıl yetişir nasıl kıymet verilir, neden tektir, neden vazoda değilde, saksıda sunulur. 

Her İskender Pala kitabında olduğu gibi altını çizdiğim pek çok satır oldu. Anlamını bilmediğim kelimelerde. Sabrım elverdiği ölçüde ikisini de paylaşacağım. 

Kısa notlar

İzdivaçtan murat iki bedenin değil, iki ruhun birleşmesi, uyumu, tamamlanması değil miydi zaten?

gönül sazının teline hata ile bir kere dokunmaya gör; eğer bozulursa artık bin defa tamire kalkışsan yine düzelmez.

Akıl dediğin bir elmas paresidir; nerede olsa parıldar. 

... sesiniz değil sözünüz yükselsin.

Fakirliğin en büyüğü ahmaklık; zenginliğin en üstünü akıldır. 

İnsanın giyinebileceği en güzel elbise güzel ahlaktır. 

Mini lügat

Abad: mamur,şen
Sazende: çalgıcı
Şahnişin: Şahların oturmasına layık yer.
kündekâr: Kıymetli ağaçları işleyen, marangoz
Giryan: göz yaşı döken
Ülfade: düşmüş fakir, biçare

Öğüt olarak algılayacağımız satırlarla yazıma son vere. 

Her kimde şu özellikler yoktur, aklı tam sayılmaz. Kişi odur ki dünya malından ihtiyacı kadarını alıp fazlasını yoksullara dağıta. Tevazuyu şereften daha fazla seve. İlim istemekten bıkmaya. Başkaların ihtiyaçlarını gidermeyi küçük görmeye. başkasındaki iyilikleri büyütüp kendi iyiliğini hiçe saya. Herkesi kendinden üstün göre...

10 Mart 2013 Pazar

Boğaz

İstanbul da yaşayıp da güzelliğin tadını çıkarmayan var mıdır? Şahsen ben İstanbul'un tadını çıkarmayanlardanım. Uzun süredir evden çıkmadığımı fark ettim. Yaklaşık bir yıldır tiyatroya gitmiyorum. Müze, sergi gezmeyi sevdiğim halde 5- 6 aydır hiç bir sergiye yada müzeye gitmedim (müze kartın yeni uygulamasını pek beğenmedim). Yakın zamanda nerede ne sergisi var onu bile bilmiyorum.  Sinemaya da aylar önce gittim. En son kimin konserine gitmiştim acaba. Umut Akyürek ve Hakan Aysev'in konserine gitmiştim. Tabi aylaaaaaaar önce idi. 


Devrim abla sağolsun arada arayıp şurada bu etkinlik var gidelim diyor. Benim muhakkak bahanem oluyordu.     Bu pazar ekmeyeyim artık dedim. Aziz Mahmut Hüdai hazretlerine gidelim dedik. Yıllar önce gitmiştim, yerini dahi unutmuşum.  


Boğazı da unutmuşum unu fark ettim. 


Eskiden ne sık karşıya geçerdim. 



Güzelim martılarda unutulanlar arasında :(






Tüm gün gezmek ev kızı bünyeme ağır gelse de güzel bir gün geçirdim. 
Tepemize kuş pislemeyeydi iyiydi. 



Menekşe abla seni atlamış olmayayım, inşallah memnun kalmışsındır. 


Sevgili okur benim gibi evde pineklemeyin tepenize kuş pislesede çıkın gezin, baharın tadını çıkarın. Sahi bahar geldi dimi?
Hala işsizim demeyeceğim.
Esenkalın.