İhsan oktay anar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İhsan oktay anar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Haziran 2013 Cuma

Efrasiyab'ın Hikayeleri - İhsan Oktay Anar

Yazarın okuduğum 4. kitabı.
İlk olarak Puslu kıtalar atlasını okumuştum. Orada yaramaz bir çocuk vardı, Efrasiyab diye. Onun devamı gibi bir şey sanmıştım, alakası yokmuş.


Kitabı geçen sene ramazanda Beyazıt sahaflardan almıştık. Daha doğrusu kuzenin benim için  almıştı. Ben kabul etmemiştim. Geçenlerde halama gitmiştim, gitmişken kitabı da aldım geldim.

Birbirinden bağımsız gibi  gözüken hikayelerden oluşuyor. 
Ölüm ve Cezzar dede arasında gecen olaylarda ilave edilmiş. Ölüm anlatılan her hikaye için Cezzar dedeye bir saat ömür bahşedeceğini söyleyerek birbirlerine hikaye anlatmaya başlarlar. 
Hikaye anlatırken de Uzun İhsan Efendiyi bulmaları gerekmektedir.

Hikayeler birbirinden sıkıcı ve saçma. 

Yazarın diğer kitaplarına nazaran dil oldukça sade. 
Şu kelimeyide anlayamadım, anlam karmaşası mevcuttu diyebileceğim hiç bir yok.

Mini alıntılar.

Çirkinliği gördüğü dünyanın tersine, güzelliği ancak, hayran olduğu dahi ressamların tablolarında buluyor, oysa bu sanatçıların, kendisinin çirkinlik bulduğu dünyada güzelliği gördüklerini kafası pek almıyordu. Bu hali ile o, Tanrı'nın insanlara öğrettiği iyiyi tanıyan, fakat iyinin tadını çıkarmak yerine başkalarını kötülükle itham eden bir ahlakçı gibiydi. Kısacası güzellik adamın içine girmemişti. Gerçi güzelliğe aşıktı ama vasıl olamamıştı. Kavuşunca meşk, kavuşamayınca aşk olduğu galiba doğru idi.

Geçmişime bakıyorum da, hayat bugüne kadar bana hep güzel şeyler göstermiş: Bu dünyada her şey güzel. Çirkinlik diye bir şey yok; kim bilir, sadece aldanarak ve büyük bir budalalıkla, ondan çirkinliği görenler çirkindir belki. Ama ben  dünyayı korku duygusu ile değil, güzellikle tanıyorum.Benim ona baktığım gibi dünyada bana bakıyor ve gülümsüyor, ben ona neden gülümsemeyeyim.

Uzun alıntılar yapmak ne zormuş. Vazgeçtim yazmayacağım.

Amat hakkında yazdıklarıma bakmak isterseniz tık tık

Kitabı beğenmedim. O yüzden  yazarın başka bir kitabı ile takas etmek istiyorum.
Sanki benim kitabım :)

Bu yazıyı yazarken kitabın sahibine takas listesine koyuyorum dedim. Hiç tepki vermedi.
Ablam ''ben okuyayım sonra verirsin'' dedi.
Başlangıcı başka kitapla yapmasını söyledim.

Sırada Kitab-ül Hiyel ve Yedinci Gün var.
Artık seneye mi okurum bilinmez :)

Haa bu arada merak eden olursa İSG sınavından geçtim. Cevaplarımı bildiğim için sürpriz olmadı. Ablam 2 puanla kaçırdı. Ablam umursamamış gibi davranıyor belki içten içe üzülüyordur bilemem.
Bana bakıp teselli olmasını söyledim. Geçmiş olduğum halde hala iş bulamadım :(
Görüştüğüm firmaları anlatsam benimle birlikte oturup ağlarsınız. En iyisi kardeşime ağlayayım. Beni yanına alsın ( kardeşim iki buçuk yıllık İSG uzmanı). Çok güzel tanımıyor numarası yaparım ben  :)

Keyifli okumalar.
Esenkalın.

9 Kasım 2012 Cuma

Amat

İhsan oktay anarı yıllar önce puslu kıtalar atlası ile tanımıştım.  Ardından susukunlar gelmişti. Daha sora Amat ve efrasiyabın hikayelerini (aslında kuzen bana aldı ama kabul etmedim okuyup ona vereceğim) aldım ama, uzun süre okunmayı beklediler. Ta ki diloşun kahvesinin yazar ayının  konuğununun İOA  olduğunu öğrenene kadar. Etkinlik bahane kitaplardan birine başlayayım dedim. 
Bol tasvirli, dili oldukça ağır, masal masal içinde değişik bir tarzı var. Yazarın tarzını bilerek kendimi ona ayarladım ama ne yalan söyleyeyim kitabı yarılayana kadar sıkıntıdan patladım. Yarısında sonra sürükleyici oldu tam kendimi kaptırmıştım ki kitap bitti.

Amat, İhsan Oktay Anar resim alıntı

Birazcık ipucları içerdiği için okumak isteyenler devam etmesinler.

Bir icat, gizli örgütler, çözülmesi gereken sırlar bekliyordum . Kırbaç süleymanın  ölümsüzlük arayışı dışında bir arayış yoktu. Kitapta havada kalan pek çok nokta vardı.  
Mürettebat özellikle mi secilmişti.  İçlerinde sadece bir kişi günahsızdı o kimdi. Kozdağlı olabilir mi? Diyavol paşanın geçmişide pek acıklanmadı. Mezarlıktan çıkan kötü ruh desem bir intikam alması gerekmez miydi. Bir ara görünmezlik üzerine bir şeyler bulduklarını, yasak kitapta bununla ilgili bilgi verildiğini düşünmedim değil. 
Abuzer reisin  cesedine ve muskaların içine yerleştirilen meşe palamutunun bir sırrı var mı, süleyman reis öldü mü, tayfa ölümsüz oldu mu? yoksa aynı olayları tekrar tekrar yaşadılar mı? Tamam süleyman reis Amat'ın A sını vurarak laneti çözdü ama sonra ne oldu. Ha birde süleyman reise aradığı şeyin yasak kitapta olduğunu söyleyen Ali reis kitabı okumuşmuydu? Atılan zarın özel bir anlamı var mıydı. Hep 2 2 2 1 çıkıyordu. Diyavol paşa neyi unutmaya çalışıyor. 

Aslında aklımı kurcalayan pek çok soru var kitabı okuyan biri ile tartışmak isterdim. 
 Aklıma takılanları yazmak yerine kitap hakkında bilgi vereydim iyiydi. 

Kitabımızda amat adlı bir gemi ve onun birbirinden ilginç mürettebatı var. Gemiden sorumlu Diyavol paşadan tutunda aylakçılara kadar herkes ilginç. Amat denizciler için uğursuz sayılan salı günü yola çıkmıştır ve bu yüzden lanetlendiklerini düşünen pek çok mürettebat vardır. 
Aslında lanet onlarla birlikte yola çıkmıştır.  En son para hırsından sonlarınıda getirmişlerdir. 
Gizem çözmeyi sevenlere tavsiye edilir. Hatta okuyun ki aklımda kalanları sorabileyim :)

Keyifli okumalar.

Kitap hakkında netten yorumlara bakarken daha önceden de bildiğim bir blog olan kitaplarım olmadan asla'nın kitap yorumunu buldum ilginizi çekeceğini düşündüm

7 Ağustos 2012 Salı

Ramazan etkinliği- beyazıt

Birkaç yıldır İstanbul da ramazan etkinliğine katılamıyordum. Sürekli bir bahane bulduğumuzdan bu güne kaldık. Erken falanda gitmedik, iftar yaptık. Oyalandık, yanlış yola saptık, arabayı park etmeye yer bulamadık falan filan.


Gidince de fuarın tamamını gezemedik. gezerken bir baktık ki Zekai tunca. Canlı dinleme fırsatı bulduk kaçar mı? Oturduk dinledik program bitince arkamıza dönünce ne görelim fuar kapanmış :(

Dört adet kitap ile fuar maceramız sona erdi. Olur da havalar serinlerse gündüz gitmeyi düşünüyorum.


Balkan harbi yazarından imzalı. Amak-ı hayal daha önce okumamıştım. İkisi de ablamın.


Bir papazın Osmanlı günlüğü fuardan, İhsan Oktay Anar'ın kitabı sahaflar çarşısından. Olur da yolunuz düşerse oraya da uğrayın bir iki tezgah açık. kitapların ikisi de kuzenimin.

kalın sağlıcakla.