şikayet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şikayet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ağustos 2019 Pazar

Bonjour Turla Bursa Gezisi

Yeni yerler, yeni yüzler nasılda insanın ruh halini değiştiriyor. ''Tebdili mekanda ferahlık vardır '' boşuna denmemiş. Onca yorgunluk ve olumsuz duruma rağmen benim modum inanılmaz yüksek. 
Mutlu ruh halimden mi turun rezilliğinden mi dem vursam.
...

Uzun zamandır ablamlarla ortak bir program yapmıyorduk.
Düşündüm de o kadarda eski değil. En son baharda Çatalça  langoz ve  kanola tarlalarını ziyaret etmiştik. 
Neyse efendim bayramda günü birlik bir yerlere gidelim mi dedik. 
Bir iki yer arasında kararsız kalıp Bursa 'ya karar verdik. 
 İçinde yemek olmayan turu ablam  seçmek istemedim. Biraz daha pahalı olsun yemek ne yiyelim düşünmeyelim dedi. İyi tamam dedik. Biz 5 kişiyiz son 4 kişilik yer kalmış.
Arka dörtlüye sıkışır mısınız dediler.
Yok olmaz dedik.
O zaman rehber koltuğunda gider misiniz dediler.
Olur dedik.
Araç geldi ki rehber koltuğu yok. Onun yerine plastik tabure!
!
Bildiğimiz züccaciyeden alınan 20 liralık açılır kapanır plastik tabure. Annemin var camiye giderken kullanıyordu. Ara ara yolculuklarda yanımıza aldığımız, çoğunlukta dolapların üst rafların ulaşmak içim kullandığımız. Neyse efendim Normalde böyle bir şeyi kabul etmeyiz, yolda insanları toplaya toplaya gidiyoruz. Son yolcuyu da alınca öğrendik ki plastik tabure bizim içinmiş. Geri dönemedik. Ufak tartışma da yarım saat sürdü. Başka insanları da bekletmemek için kabul ettik. Kabul ettik ama ne perişan bir gezi oldu. Taburede oturmadık bu arada, aracın buzdolabına oturduk da aracın kendi de eski. Metro Turizmin bayramlarda ek seferleri olur ya otogara girmeyen döküntü araçları. Tamda öyle döküntü bir şey. 
Bir ara kapı açıldı tabure merdivenlerden aldı başını gidiyor. Peşinden koştuk. 20 liralık tabure olmuş 180 lira nasıl bırakalım :)
Vapurdan sonra araca tekrara bindik bir bey bizim için yazı yazmış .


''Rehber koltuğu'' 
- Buyrun yapıştırın. 
-Ağlanacak halimize gülüyorsunuz galiba dedik. 
- Yok biz kendi halimize gülüyoruz dediler. 
Gecen sene eylülde tur almıştık. Gezi olmadı bu geziye mecbur kılındık dediler.
Bonjour Turla sıkıntısı olan tek kişi biz değilmiş galiba diyip teselli olduk :)
...
Lokasyonlar arası çok uzundu gittiğimiz yerlerde uzun süre kalamadık. Her yer inanılmaz kalabalıktı. Buna rağmen biz zevk alarak gezdik.  

Zaten suyun olduğu her yeri sevmişimdir. 
Eskihisar Topcular arabalı vapuru bile sevdim :)

Vapurdan sonra Cumalıkızık'a köy kahvaltısına gittik. Köy kahvaltısının köy kısmı sadece az aşağıda ki atların kokusu oldu. Onun dışındaki her şey fabrikasyon. Tur arkadaşın deyimiyle ''A101 kahvaltısı'' tek köy işi pişi . Onuda hiç sevmem. 
Köy kahvaltısı olmayan kahvaltımızdan sonra köye geçtik . Allahım bu ne kalabalık.
Eminonünün esnafı gibi kapı önlerinde cığırtkanlık yapan çalışanlardan hiç bir şey anlamadım. Az biraz tepelere çıkınca daha sakin ve güzel. Tabi onun içinde vakit gerekiyor. O da bizde yok.
Trilye de saçma bir inşaata gittik. Taş mektepmiş ama inşaat.
Suyu olmayan saitabat şelalesine gittik.
Onun dışında ekip uyumu güzel olduğu için güzeldi.  Aa az kalsın unutuyordum kahvaltıyı 10 da, öğle yemeğini akşam 5 de yaptık Istanbul dönüşü akşam 8 olması gerekirken tam gece yarısı bindiğimiz yerdeydik.
...
Fırsat bulursam geziyi yazarım , Allaha emanet olun.

28 Kasım 2016 Pazartesi

Günler geçip giderken # 1

''Allah'ım günler ne çabuk geçiyor'' klişe cümlesinin en son kurduğumdan bu yana 4 ay geçmiş. Bu dört koca ayda neler olmuş?
Yazıyı yazarken ramazandan, bayramdan ve bayram sonrası nişandan bahsetmişim. 
o yazıdan sonra ikinci bir bayram geçirdik. Dolu dolu güzel anıları olan, kalabalık köy tatili yaptık.  Dönünce monoton hayatlarımıza devam ettik. 
Köyden dönünce de  arada bahsi geçen kuzenin düğününü yaptık. Pek tatlı bir gelinimiz var. Rabbim bir ömür mesud eylesin. 
Ben buraya neden geldim unuttum.
 Daha doğrusu giriş yapmış bırakmışım. Kitap notu gireyim dedim. Aa o da ne ? giriş yapıp bıraktığım 12 adet taslağım var

Tembellik mi, vaktin sınırlı olması mı  bilinmez. Hiç bir yere yetişemiyorum. 
 İki hafta boyunca işten çıktım eve geldim, ders çalıştım. Hobisine okuduğum AÖF den  yüksek not almak için spora bile gitmedim. 
Sonuç; HÜSRAN 
Cumartesi sınava yetişemedim, sadece pazar günkü sınavlara girdim. 
İki gün kalabalığa karışınca İstanbul'un çekilmezliğini bir kez daha gördüm. 
Bu trafik, insan kalabalığı gittikçe hoşgörümüzü azaltıyor. 
''Ben ilk durağa yürüdüm onlarda yürüsün, sıra bekledim onlarda beklesin'' demeye başlıyoruz. 
Yanı başımda  biri ölse uzmanlık alanım değil diye dönüp bakmayacağım diye korkuyorum. 

Efendim ben bunları yazmaya gelmedim ama fark ettim ki insanlığa karışınca insanlığımı unutuyorum. 
İnsancıklara uzaktan bakıp özlerinde iyi  olduklarını, onları olumsuz yapan şeyin benim bakış açım olduğunu söylemek isterdim ama çarpılırım diye korkuyorum.

Özetle; iç sesime ''olumlu ol'' komutları vermekle meşgulüm, siz nelerle meşgulsünüz? 

5 Eylül 2016 Pazartesi

Az biraz söylenmece

Eski filmlerde hep görürdük devlet dairesine gidersin günlerce beklersinde kimse senle ilgilenmez. 
Zaman ilerleyince teknolojinin gelişmesine bağlı olarak bekleme süreniz azalmış olsa bile memur insan zihniyeti değişmiyor.
Bugün kısa bir süreliğine Defterdarlık da işim vardı.  Kimse ilgilenmedi. İlgilenmekten öte azar bile işittim güvenlikten. Sonra yaşlı bir amca buldum. Ben bu güvenliği nereye şikayet edebilirim dedim. Tamam ben senle ilgileneçeğim dedi. İşim bitimce kayboldu. 

Şimdi özet yapmadan uzun uzun hikayemi anlatacağım. İsteyen kaçıp gitsin. 

Üzerimde bir uğursuzluk var. Elimi nereye atsam elimde kalıyor. Yüksek lisans yapayım dedim okul kapandı. Mesleki kursa gideyim dedim kurs iptal oldu. Spora gideyim dedim iki ay tatile girdi. Geçenlerde parka gittim adamın biri üstüne vazife olmadan fiskiyelerle oynadı su oldum. Öyle kenarda dönerken 3 - 5 damlanın üzerimize sıçraması şeklinde değil direk sırtıma geldi. Bu kadar detayı ne derece uğursuz olduğumu anlayın diye yazıyorum.
 Geleyim asıl konuya. Biraz özgeçmiş sunar gibi olacak. Acıyın beni işe alın hadi :)
Neyse efendim. 2013 de c sınıfı ISG uzmanı oldum. Önce şahıs firması ile işe başladım sonra şantiyede. Hal böyle olunca 3 senem dolsada B sınıfına yükselemiyordum. Bende kıyayım parayada yüksek lisans yapayım dedim. Bu fikrimi çalıştığım firmadaki koordinatöre bahsettim. Kendisinin eğitimci olarak çalıştığı Bayrampaşa daki TEMA AKADEMIYE yönlendirdi.  Hem yüksek lisans hemde TMGD için uygun bir fiyat aldım.  Sonra ben işten ayrıldım. Bayrampaşa ne işe nede eve yakın. Daha merkezi bir yere gideyim diye kalktım iki eğitimide ayrı ayrı kurslardan tercih ettim. 
İkiside Şirinevlerde. İlk TMGD den bahsedeyim. Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanı meslek kolu ilk geçen senelerde gündeme geldi. O vakitde yapsam mı diye düşündüm, vazgeçtim.  Daha sonra koordinatör beni teşvik etti. "Şuan iş yok, yakın bir zamandada gündeme gelmez.  Zorunluluk olduğunda da eleman olmaz. Olurda sen ayrıcalıklı olursun. Hem İSG uzmanı hemde kimya mühendisi olduğun için tercih edilirsin. " diye aklıma girdi. İRİS AKADEMİ ile görüştüm.  Yüksek lisans ile çalıkşsın istemiyorum. Yakın bir dönemde kurs acamayacaksanız söyleyin başka bir yer ile görüşeyim diye özellikle belirttim. Onlarda kesinlikle açılacak dediler.  Ders zamanı başladı kimse aramadı.  Ben aradım ramazamdan dolayı ertelenmiş.  Ramazandan sonra bahane ne oldu bilmiyorum da bir ara darbeden dolayı ertelendi. Daha sonra 13 günlük egitimi bir haftaya sığdıracaklarını söylediler. söyledikleri tarihlerin bana uymadığını söyleyince bana özel ders verileceğini dahi söylediler. (Söylerken bu yalana kendileri inandı mı diye soramadım.) Özetle kurs yalan oldu. Kurs ücretini yatırmamış olsamda vaktim ziyan oldu. Baştan söyleselerdi başka bir yerle anlaşma sağlardım.
Ikinci derdim yüksek lisans. DAMAR AKADEMI ile anlaştım.  Onlarda Fatih Üniversitesi ile anlaşmalı oldukları için olaylardan sonra okul iptal oldu. Damar Akademiye saydırmayacağım. Ellerinden geleni yapmaya çalıştılar.  Esenyurt ile anlaştılar. Ama bir farkla Mayıs 2017 sınavı yerine Aralık 2017 sınavına. Şuan ne istediğimde emin değilim.  Daha ucuzunu bulsam biliyorum ki atlayacağım da nerde.  En son dilekce verin İstanbul Üniversitesinden Esenyur üniversitene geçişinizi isteyin. Biz hallettik herşeyi dediler. 6500 TL çok geliyor tabi. Daha ucuzunu iki gün içinde bulup başvurmalıyım cuma  son gün.  
Şimdi gelelim bu yazıyı yazmama sebeb olan meseleye. Fatih Üniversitesine yaptırdığım ücrete. Defterdarlıkta hazır dilekçe formatı var dekont ile başvurun diye damar akademi mail atmış. Bizde ufak bir sorun var ki o da ablamın parayı yaptırırken hiç bir açıklama yapmadan yatırmış olması. Hatayı fark edip ilgili kişi ile vaktinde yapılmış olunan yazışmalarıda dilekceye ekledim. Kabul edilirmi bilmiyorum. Sebeb sorarsanız bugüne hızlı geçiş yapayım.  İşten izin aldım koştum defterdarlığa, ne yapılacak bilgim yok. Direk güvenlikte görevli kıza dedim. Fatih Üniversitesi öğrenim Ücreti icin geldim. Gayet sert bir sekilde "hepiniz zaten aynı yerden gelmişsiniz, gidin şuraya birbirinize sorun" diye azarlandım. İş yerinde taze bir olayım var zaten burada atışmayacağım dedim söyleneni yaptım baktım hazır dilekceler bana hitap etmiyor zoraki birine danıştım. Girişte yaşlı bir bey, o yönlendirdi sağ oldun. Sadece evrak teslim ediyorsun, hi5c bir açıklama yapamıyorsum evrak teslim edildigine dair numara veriyorlar birde 16 eylülden sonra 
gel diyorlar. O vakit nolacak demiyorlar. Bilen varsa aydınlatsın.

Bu kadar uzun yazıyı benim gibi mağdur olan varsa diye yazdım. Hazır dilekçeyi unutun kendiniz yazın. Yazmaya yer olsaydı ben elde yazardım da kalabalık idi. Ben damar akademiden geldiğimi belirttim o kadar. Ha birde ücreti farklı bir kişi yatırdı ise imzası gerekli. Ablam dekont üzerine gerekli açıklamayı yazıp imzalanmıştı. Bakalım zorluk çıkmadan ücreti geri alabilecek miyim.

Buraya kadar okuduysanız lütfen çok çok dua edin. Süslü cümleler ile bitiremeyeceğim. Allah a emanet olun.

18 Eylül 2012 Salı

PTT şikayetim


Rüzgara doğrunun yapmış olduğu etkinlikte adadeniz ile birbirimize çıkmıştık. Paketlerimizi aynı gün gönderdik. Bana gönderilen  paket elime ulaştı ama benin gönderdiğim adres eksikliğinden dolayı ulaşamadı.



Asabi bakire 169'u arayarak müdahale edebileceğimi söyleyince bende aradım. Bana dönüş yolunda olduğu için müdahale edemeyeceklerini. İstersem kapıdan  tekrar iade edebileceğimi söylediler. Bende öyle yaptı, yapmaz olaydım. Paketi verdim haber yok.
Ayın 29'unda kapıdan paketi verdim, paketten ses çıkmadı. Tekrar 169'u arayarak durumu bildirdim. Onlarda biz ilgilenmiyoruz bağlı olduğunuz şubeyi arayın diyerek bahçelievler şube numarasını verdiler. 
Şubeyi aradım durumu anlattım, kargo ulaşmış dediler. Saadet hanımı aradım paketin ulaşmadığını söyledi. Şubeyi tekrar aradım. Meğer paketin bana ulaştığı tarihe bakarak teslim edildi diyorlar. Bir bak dimi, nereden gönderilmiş, nereye teslim edilmiş diye. He neyse bana dağıtıcıların numarasını verdiler. On gün boyunca her gün aradım. Paketimin durumu ne diye. Yok sistemde sorun varmış onu bekliyorlarmış, yok efendim bugün yarın yola çıkarmış falan. 
En son bardaklaşma etkinliği için paket vermeye geldiler. Hemen yakaladım paket sordum. Paketi kaybettiyseniz söyleyin bileyim oyalamayın dedim. Neymiş efendim Hadımköye gitmiş paket, orada yurt dışına giden paketler varmış. İşlem uzun sürebilirmiş. Falan filan. Paketimi geri getirin kargo ücretini de istiyorum dedim. Pazarteside yeni paket yapıp göndermeye niyetlenmiştim ki kargo yollara düşmüş.
Hemen takip kodunu Saadet hanıma gönderdim. Kendisinin haberi varmış. 
Nihayet kargo ulaştı ama sıkıntıdan da patladım desem yeri. Kargo ulaşmakla sınırlı kalmadı. İzmir de de sorunlar yaşanmış.

Bir hizmet bu kadar mı sorunlu olur. Bir daha Ptt tercih etmeyeceğim demeyeceğim. Tercih de ederim burunlarından da getiririm. Çok sinirliyim çoook.

Kalın sağlıcakla. 

Bu arada nette ve pc de sorun var yorum yazmakta zorlanıyorum. Yorumlara cevap yazamazsam gönül koymayın.