Kültür A.Ş. etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kültür A.Ş. etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Nisan 2017 Cuma

Alamut Kalesi - Tiyatro

Alamut kalesi ve Hasan Sabbah kimin ilgisini çekmiyor ki?
 Nasıl bir güç, nasıl bir kafa yapısı insanı buna zorlar. 
Nasıl bir düşüncedir ki insanın inandığı değerleri aslında bir hiç olduğunu belli etmeden ölümüne kabul ettirir. 
Takdir etmesem de hayran olmadan edemiyor insan. 
Neyse efendim konu ile alakalı yıllar önce Wladımır Bartol'un kitabını okumuştum. Müslüman bir yazardan da okumak isterim ama rast gelmedim. Daha doğrusu bildiğim yazarlardan yok, var olanları da pek duyduğum yazarlar değil.  Hassas bir konu diye mi yoksa su yüzüne çıkmayan yanları hala mevcut diye mi bilinmez bildik tarihçilerden  pek kitap yok. Varda ben mi bilmiyorum yoksa?


Neyse efendim tiyatro Kültür A.Ş. bünyesinde  uzun zamandır var. Bir türlü nasip olmadı gidemedim. En son Ali Emiri Kültür Merkzinden oynanacağını duyunca kaçmaz dedik ve Menekşe abla ile gittik. 

Tiyatral Sanat Akademisi Vakfı tarafından sahnelenen  oyunda benim tanıdığım tek kişi Hasan Sabbah rolünde Atilla Olgaç vardı. Kurtlar Vadisinde meşhur olduktan sonra yapmış olduğu gereksiz konuşmalardan bir antipati vardı kendisine karşı. 

Giderken biraz şüphe ile gittim. 
 Koca kale, onca entrika nasıl aktarılır diye. Gayette güzel aktarıldı. 
Ben oyunu beğendim. 


Kostümler,  sahne tasarımı güzeldi. Konuyu bilmeyenler için sonu havada kalmış olabilir. Daha doğrusu insanlık var oldukça bu fikir ve benzerleri  hep var olacak mesajı var. 

Toprağın üstünde adalet yok. 

Rabbim bizi bu tarz insanlardan korusun. Bizi doğru yoldan şaşırtmasın. 


Benden bu kadar, esen akılın. 

Görseller alıntı ama linkleri unuttum :(


13 Ekim 2014 Pazartesi

Istanbul Kültür A.Ş

Zaytung haberi olsa belediye eli ile kültürleniyoruz diye manşet geçerdi.  Neyse ki blog yazarı belediye eli ile kültürlenmeyi abes bulmuyor. Hatta severek katılıyor.
Geçen sezonu nasıl kapadım hatırlamasam da yeni sezona güzel bir şekilde başladık.
Cumartesi gündüz arkadaşlarla ev oturmasına gittik. Günün sonun da iki kişi Zekai Tunca konseri için evden çıktık. Çıkarken büyüklerimizden biri ''dünya yanıyor, siz konsere mi gidiyorsunuz'' demiş bulundu. Bende sessizce çıkıp dışarıda çemkiriyorum. '' ben konserde iken kendisi hatim mi yapacak sanki'' diye. Arkadaş hemen uyardı ''söyleyebiliyorsan yüzüne söyle'' söyler miyim? Tabi ki hayır :)

Konser saatinden önce mekana varınca konsere kadar aynı mekanda yapılan Sibel Eraslan'ın seminerine katılalım dedik. Kendisi sıcak kanlı, samimi birisi.
Arkadaşın kardeşi Sibel hanımın annesinin fizyoterapisti imiş. Hemen muhabbete girdiler. Hatırlamaz diye düşünmüştüm ama Ayşegül'ü hemen hatırladı.


Seminer Medeniyet okumaları üzerine, bir kaç ay sürecek. Başlangıç olarak yaradılıştan bahsetti. Araf süresinde bahsedilen yaradılış ile Kitab-ı Mukaddesde (tevrat - incil)  bahsedilen yaradılış kıyaslandı.
Gelecek ay İbni Batuta'nın seyahatnamesi ( Rıhle) ile batılı bir  seyyahın seyahatnamesi kıyaslanacak. Batılı seyyah kim bende bilmiyorum. Norvel olarak not almışım. Tüm alternatif isimleri düşündüm ama seyahatname bulamadım.
Sibel Hanım menediyet okumaları için pek çok kitap ismi verdi. ''gençler kendi kütüphanelerini daha bilinçli oluştursun'' dedi. Gençlik geçti de bakıyım nasıl kitaplığım var dedim. Onca kitap içinde sadece üç tanesini okumuşum.
Mantıku't  Tayr
Nizamülmülk
Kutad GuBilig

Fırsat buldukça seminerlere katılmaya çalışacağım.

Seminerden sonra konsere gittik. Daha önce ramazan etkinliğinde Zekai Tunca dinlemiştim. Oldukça  sakindi, Kültür A.Ş. ile biraz farklı geldi. Fazla konuşmasın sadece şarkı söylesin dedim. Bazı hareketlerini onun yaşında birine yakıştıramadım. Sahneye bakmayacağım, sadece dinleyeceğim sahneye bakmayacağım diye naz yapsam da severek dinledim.
Hem ağlar hem giderim hesabı :)
Galiba yazmayı özlemişim.
Esenkalın.