Banu Avar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Banu Avar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Eylül 2014 Pazartesi

Yeniden Sahaflar

Henüz gribi atlatmamışken yapılacak en güzel şey nedir derseniz cevap olarak sıcak çay ve kitaptır derim. 
Teoride güzel bir fikir olsada pratikte uygulama bulmuyor. 
Hasta halimle cumartesi günü için plan çizdim.

  Tahtakaleden yaprak ve anahtar figürü,
 Doğu banktan tablet kılıfı ve hafıza kartı,
Keskin colordan yeni defter ve kart,
Küçük Ayasofya Medresesi ve ismek kurs merkezi,
Istanbul üniversitesi botanik bahcesi.

Bunca şey için erkenden yola düşmem gerekirdi ama olmadı.  Menekşe abla ile iletişimde sorun yaşadık.  O yüzden planda değişiklik yaptım.  
Tahta kaleden anahtar ve yaprak figürleri alınmakla kalınmadı tablet kılıfı da tahtakakeden alındı. 


Anahtarlardan etamin pano yapmak istiyorum. Netten biraz fikir bulmam lazım. Yaprakları ablam istedi. Özellikle gümüş rengi aradım ablam sarı yok muydu dedi. 


Tablet kılıfı beyazdı. Bir senede oldukça kirlenmiş pembe bir kılıf güzel oldu.

Keskin colora yalnız gitmek istemedim. Cağaloğlunda çıkarken hakikat kitap kirtasiyeye uğradım.  Aklımda siyah yapraklı defter almak vardı kalabalıktan bakamadım.  


3 defter alıp çıktım. 
Ardından Küçük Ayasofya  Camiine gittik.
Ismek küçük Ayasofya kurs merkezinde kursa başvurmuştum yeri görmüş olayım dedim. Hem yer ters hemde saatler :(
 Menekşe abla sahafları görmediği için botanik bahçesinden vazgeçtik. Yağmurlu bir cumartesi üzerleri kapalı bir sahaf gezdik :(
 Kitapların üzerin kapalı olması kitap almamıza mani olmadı.  Topladık kitapları geldik.


Varlık yayınlarından kitap bakmak aklımda yoktu. Birileri bakarken dikkatimi çekti ve dört tane aldım. 


Dört adet Yaşar Kemal ve aradığım yazar Faik Baysal.
Kut'ul Amare uzun zaman önce listeme eklenmişti.


Banu Avar da aradığım bir yazardı.  Malesef ki pek yoktu.
Yakup Kadri Karaosmanoğlu  Erenlerin bağında lisede okuyup beğendiğim bir kitaptı.  Bakalım ilgimi çekecek mi?

16 adet kitap ve yordunlukla eve varmış oldum. Önceki hafta dokuz kitap almıştım.  Üsküdar sahaftan da 5 kitap.
Uzun süre kitap almayı düşünmüyorum.
Benden bu kadar,  esen kalın efendim.

11 Mayıs 2012 Cuma

Banu Avar

Öğrenmeye çalışırken

Banu Avar'ın programına ara ara bakıyordum ama kitabını alıp okumak aklıma gelmemişti. Yazın bir buçuk ay köyde kalınca kitap okumanın tadını çıkardım. Kitap dediğin güzel bir manzaraya karşı okunmalı bir kez daha gördüm.

Okuduğum kitaplardan bir kaçı da; Sınırlar Arasında ve Hangi Dünya Düzeni idi. İnsana pek çok şey düşündüren iki kitap, kesinlikle tavsiye ediyorum.

Hangi Dünya Düzeni


Yabancı güçlere ve işbirlikçilerine karşı... 2009 yılı Banu Avar'ın deyişiyle yabancı güçlerin ve içerdeki işbirlikçilerinin gemi azıya aldığı ve bunu açıkça ilan ettiği yıldır… 2009 tarihe bu şekilde geçecektir… Şubat 2009'dan Haziran 2009'a kadar Avrasya televizyonu ekranlarından izleyicilerle buluşan 'Dünya Düzeni' adlı programda bu tarihsel döneme dikkat çeken deneyimli gazeteci Avar, 'küresel çete' olarak değerlendirdiği güçlerin karmaşık ilişkilerini ve uyguladıkları politikaları Türkiye açısından mercek altına alıyor.

Sınırlar Arasında


Koskoca Osmanlı coğrafyası parçalanıp bölündüğünde, milyonlarca insan sınırlar arsında kalmıştı. Balkanlardan Ortadoğu'ya, Kafkaslara kadar aynı dili konuşan aynı şekilde davranan, benzer hislerle yaşayan ve aynı tehditlerle karşılaşan milyonlarca insan! Onlar yüzyıldır, hangi ülkelerin sınırlarında yaşarsa yaşasınlar, hep 'sınırlar arasında' kaldılar...

Banu Avar, bu kitabında Kafkasya'da, Ortadoğu'da ve Avrasya'da Türk izlerini arıyor... Yazılanların çizilenlerin ötesinde göklerin ardında gökler var. Sisin ardında dalga dalga beliren deniz... Ufkun ötesinde başka ufuklar... Banu Avar, şöyle diyor: Balkanlar'da dolaşırken hüznün ağır örtüsü üstüme çöktü... Kafkasya'da da özlem. Uzakdoğu'da "Biz niye yapmayalım!' duygusu... Özbekistan'da bir Semerkant gecesi... Uluğbey'in rasathanesi, bilimin doğum yeri... Komrad'da bir kadın, bir düğün gecesi kolumu sıkıca tuttu, sessiz bir çığlık attı: "Kızım İstanbul'da, bul onu!' Tahran'da Asgar Fardi, bana bir İstanbul şiiri okudu. Sonra dikti gözlerini yüzüme "Ben İranlıyım,' dedi, "Türkiye'de kar yağsa ben burada üşürüm.' Moskova'da Avrasya Hareketi lideri Dugin'i dinliyorum. Sandalyenin üzerindeki kalpakta yüzyılın hikâyesini görüyorum. Pekin'de Ren var. Dağların ardındaki dağları, göklerin ardındaki gökleri anlatıyor: Bir dağın zirvesine çıkmayan, zirve nedir bilmez ki...

Mutluluğun sırrı

Türmen Ailelerinin çocuklarına verdiği en büyük zenginlik '' Türmen'in geleneği çalışmaktır. Rüzgarlar önünde savrulmamaktır. İşsizlik, akılsızlık ve tembellik hiçbir düşmanın vereceği zararı verir. Zaman yabani ve yırtıcıdır. Onu eğitirsen hizmetinde olur. Evlatlare bunlar öğretilir.''

Ruhname

Türkmenoğlu yalnızlık basıp hüzün çamuruna battığında da, Coşup kalbin göğsüne sığmadığında da tabiata; dağlara, denizlere, ırmak kıyılarına, çöllere çıkarsın. Kalbin, çocuk uçurtması gibi gökte dalgalanmaya başlar! O an yalan dünyanın tüm dert ıstıraplarını unutup ruh ve mana alemine dalarsın. Yedi iklimi dolaşsan, Türkmen dağından yüz kat güzel dağlara bile çıksan, o dağlar ne senin dilini anlar nede senin kalbindeki derdi paylaşır! Sen bu yurttan başka yerde yüreğindeki derdi paylaşan çölleri denizleri bulamazsın. Türkmence şarkı söyleyip, Türkmence saz çalarak yağan yağmurları duyamazsın!

''Yurtsuz millet olmaz, evsiz aile!  Yurt Türkçede, Milletin evi demek olduğu kadar ailenin, neslinde evidir. Evinin pencereleri senin yüreğinin gözleridir. Kapıları sevgi dolu ellerindir. İyi niyetle gelene gözlerini aç, bağrına basmak için kucağını aç''

İki büyük dost

Hiç bir zaman döneklik etmeyen, vefasızlık etmeyen, senden yüz çevirmeyen, seni terk edip gitmeyen, sözüne ters cevap vermeyen iki tane dost vardır. Bunlar vatan ve millettir. Vatanın ve milletin dostluğunu unutma!

'' güç birliktedir''


''...İnternet, cep telefonları, robotlar, sınır tanımayan teknoloji. ama kültürlerde küreselleşme olmaz. Kültür, ancak öz husisiyetle yaşayabilir. ne kadar milli olsa o kadar dikkat çeker.''
Polad Bülbüloğlu - Azerbaycan kültür Bakanı

''Dil yoksa millet yoktur''

Parçalanmış, kimliksizleştirilmeye çalışılmış toplumları iki satırda özetleyemesemde , kitaptan kısa kısa notlara yer vermeye çalıştım.
Okunmasını şiddetle tavsiye ettiğim birkaç kitaptan sadece iki tanesi...