Faik Baysal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Faik Baysal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Temmuz 2023 Pazar

2023 okumaları 1

 



Kül ve Ateş – Jane Austen

Kitabı yıllar önce okumuştum ama ismi farklı idi. Hatta o zamanda isim konusunda blog aleminde bir muhabbet dönmüştü. Konu belli sosyete ve zengin koca bulma.

Kadınların çalışmayıp zengin koca bekleme durumu beni hep rahatsız etmiştir.

Zoraki kibarlıkta insanı yorar diye düşünüyorum. Bırakın beni bana yaaa. Sümüklü evladınızı sevmediysem zoraki ‘’ ah ne sevimli ‘’  demeyeyim.

Gave - Şemsettin Sami

Birlikten kuvvet doğar kavramını kısa bir oyun ile görüyoruz. Normalde oyun/ tiyatro artık ne derseniz bu tarzı sevmem. Bu kısacık hikayeyi sevdim.

Elveda Gülsarı – Cengiz Aytmatov

Tanabay ile Atı Gülsarı’nın taa en baştan gençlik döneminden  başlayan dosluğunu Kırgızıstan’ın siyasi ve sosyal durumunu göz önünde bulundurarak anlatıyor kitap. Zorlu hayat koşulları, kolektif tarım, şenlikler, değişime ayak uyduramama ve daha niceleri. Tasvirler çok güzel yapılmış,  zorlu hayat koşulları direk gözünüzün önünde canlanıyor. Tanabay ve Gülsarı ile yıllar geçip gidiyor.

Aşka Dair - İskender Pala

Kitaba başlayalı uzuna zaman oldu. Deneme olunca parça parça okudum.

Beyaz Zambaklar Ülkesinde

Uzun zamandır e kitap okumuyordum. İnce kitap olunca okudum gitti. Ülkeyi kalkındırmak içi yapılan çalışmaları ele aldıkları kitap güzel olsa da abartılacak kadar bir yönünü göremedim.

Yaşan Ölüler -  Patrick White - Tel Yayınları

Öneri olmadan uzun zaman önce almıştım. Hiç bir beklenti içine girmeden okudum ve sevdim. Birbiri ile çok farklı kişiliklere sahip bir aile üzerinden ilerleyen kitap bir çırpıda bitiyor.

Yedikıta dergisi - Sayı 52 / Aralık 2012

Çayyaolu antika pazarından iki sayı almıştım. Birini aldığım gibi okudum, diğeri yarım kaldı.

Demir Ökçe Jack Londen

Yazıldığı dönem için distopya olarak geçiyor. Ben okurken gerçek gibi okudum. Kitap sonu başlangıcı ile farklı idi. Başlangıç fikir özerinden giderken sonu kanlı çatışmalara döndü.

Dış Güzellik Yasaklansın Ruh Güzelliğine Geçelim - Yasemin Sakallıoğlu

Kitap iki gün içerisinde geçiyor. Yurdumda değersiz hissettirilen yüzlerce kadından bir tanesinin ruh dünyasını güzel anlatıyor ama kısa sürdü.

Kumpanya - Sait Faik Abasıyanık - YKY

Kısacık bir çırpıda biten bir kitap oldu.

Toprak Ana – Cengiz Aytmatov

Birkaç ay önce Elveda Gülsarı’yı severek okumuştum. Yazarın diline aşına olduğum için zorlanmadan okuyacağımı biliyordum. Öylede oldu severek bir çırpıda okudum. Ana ya hayran kaldım, gelinine sahip çıkması. Ona hürmeten köylünün de iyi davranması güzeldi. Savaş zor, yalnız başına hayatta kalmaları mücadelesi çok çok zor. Öyle dönemlerde çalışarak yılmadan ayakta kalmaya çabalamanın ne kadar önemli olduğunu gördük.

Kitapta bir hikaye kaldı. Onu da yıl içerisinde okumayı düşünüyorum.

Kalp Ağrısı – Halide Edip Adıvar

Severek okudum. Gayet akıcıydı. Tek kusur kitapta bilmediğimiz kelimelere numara verilmiş. Açıklama kısmı bölüm sonunda. E kitap şeklinde okuyunca cümle içerisinde geçen kelimeyi pratik olarak bulmak biraz zamanımı aldı.

Azize’yi inanılmaz şımarık buldum. O devirde psikolojik destek almak yok muydu acaba?  Okuduğum başka klasiklerde de kadınlar çok çabuk hasta olup yataklara düşüyordu. Akıl hastalarını ney sesi ve su sesi ile tedavi eden ecdadımız kadınların gönül kırgınlıklarına bir çare bulamamış mı? Her stres yapan neden verem olur ki? Biri bunların arasındaki bağı açıklasın. Yıllar önce ‘’stres olunca karnım ağrıyor ‘’ dediğimde bana gülenler. Yıllar içinde bağırsak ikinci beyinmiş öğrendi. Belki bilimsel açıklamalar ‘’eski devirde insanlar neden verem oluyordu?’’ sorusuna cevap bulmuştur.  

Leyla’nın Evi’ni okurken orada eskiden kadınların gönül kırgınlıklarında zehir içerek intihar ettiğini yazmıştı. Hatta annesinin de intihar ettiğini düşündüğünü beyan etmişti.  

Başka dertleri yokmuş  demek ki ilk dertte perişan oluyorlar.

Yazarın yıllar önce Sinekli Bakkal kitabını okumuştum. Nedense aklımda küçük kızın oyuncaksız büyümesi kalmış.

Zeyno’nun Oğlunu indirdim birkaç ay sonra onu da okurum.

Anahtar – Falih Rıfkı Atay

Bir insanın ruh hali bu kadar mı güzel işlenir. Severek bir çırpıda okudum.  E kitap şeklinde okuduğum kitabın beğendiğim kısımları alıntıladım. Bilmediğim kelimeler için mini bir lügat yaptım ama bilgisayar çöktü :(  

Leyla’nın Evi - Zülfü Livaneli 

Yazarın okuduğum ilk kitabı. Başlangıç için hangi kitap önerilir bilmiyorum. Sahaftan iki kitap almıştım ince olanıyla başladım. Nasıl anlamlı bir okuma hikayesi değil mi: )

Severek bir çırpıda okudum. Nasıl oldu da bu kadar alakasız insan bir araya geldi diyeceğim yazar onu da açıklamış. Bir vapur yolculuğunda gözlemlediği insanlardan yola çıkarak.

Yetenekli birileri için halkın içine girmek  yeterli galiba. İki hikaye dinlese koca kitap yazacaklar demek ki.

Ateşi Yakanlar  - Faik Baysal

Okurken nasıl zorlandım anlatamam. Çok ağır ilerledi. Yine de bitti. Yazarın daha önce birkaç kitabını okuduğum için diline aşınayım. Kasvetli bir kitap bekliyordum ama bu kadar ağır beklemiyordum. Dranada Son Gün Balkanları anlatıyordu. Ateşi yakanlar da İzmir’in işgali ile başlayıp Kuvay-i milliyeye geçiyor.

Refik Halit Karay – Ay Peşinde

E kitap olarak okuma yaparken ince kitapları tercih ediyorum. Kitabı seçme nedenim de bu.

Serbest bir sitili var. Masal niyetine başladı. Anı kitabı gibi devam etti. Günce gibi ilerlerken bir anda bitti. Kurgu mu gerçek mi anlamdan bir çırpıda bitti. Kitap eski basım, sadeleştirme yok. Haliyle kendime mini bir lügat yaptım.

Birazda bahsi gecen konuları araştırdım. Bonmenşeri mesela. Araştırdıktan sonra daha önce de araştırdığımı hatırlıyorum. Halbuki eski İstanbul fotoğraflarında da bonmenşeri kelimesini görüyoruz. Muhakkak altına bir açıklama yapılır değil mi?

O devirin Avm si demek doğru mu bilemedim. Ama her çeşit kıyafet ve oyuncağın satıldığı yer demekmiş. Aklıma dönem dizisi Paradıse geldi. Bonmenşeri denine şey öyle bir şey mi acaba? Bir sezon izlemiş bırakmıştım.

Miskinler Tekkesi - Reşat Nuri Gültekin

 E kitap olarak telefondan okudum. Kitabı çok sevmiş olsam da sadece iş çıkışı araç beklerken okuduğum için okuma süreci uzun sürdü Konu ve konuyu işleyiş itibarıyla güzeldi. 

Ekmek Kavgası - Orhan Kemal

Uzun zaman önce başlamıştım. Çok kasvetli bulunca bir iki hikayeden sonra bırakmıştım. Bir anda okumaya karar verdim ve bitirdim. kitabın adından da anlaşılacağı üzere yaşam mücadelesini anlatıyor. 

 Abdullah Efendi’nin Rüyaları

Ne absürt rüyalar öyle. Nedense bana Uzun İhsan Efendi’yi anımsattı. Uzun İhsan Efendi Abdullah Efendi’ye göre daha yakın bir tarih. Kim kimden esinlenmiş emin değilim. Esinlenmede olmaya bilir iki farklı yazar nihayetinde. İkisi de ayrı ayrı kıymetli.

Yangından sonraki kısımda uyumuşum. Rüyalardan nasıl etkilendimse en az Abdullah Efendinin rüyaları kadar saçma bir rüya içindeydim. İstanbul’a gideceğim. Galata’dan Eminönü’ne geçeceğim köprü su altında. O yüzden yanına yeni köprü yapılmış asfalt nasıl taze. Ama o köprüde tam yüzeyini kapatacak kadar su altında, kenar kaldırımdan korka korka yürüyorum. Yolun karşıdan da Ede Ece geliyor. Elinde pankart var. Bir şeyin reklamını yapıyormuş. O normal yürüyor ama tedirginim ya düşersem. Neyse düşersem su altındaki köprüye düşerim diyor rahatça yürüyorum. Süleymaniye sırtlarına yürüyerek çıkıyorum ama nasıl yürümek. Labirent gibi dar sokaklar camekanlı birbirine gecen ofis ortamları derken tepenin ardına varıyorum. Tepenin ardı uçsuz bucaksız tarlalar. Nasıl güzel anlatamam ama ortam karışık. Tarla kenarlarında öbek öbek insanlar. Kontrolden geçip öyle çalışacaklar. Uçan büyük sinekler var.  Sinek değil de kamera kayıtmış. Baştan beri yanında eşim var. Sen gelme ben giderim diyorum ama hep yanımda. İnsanları bir şekilde atlatmak istiyorum, sisteme kendimi kaydetmek istemiyorum. Nasıl oldu ise sistemi kuran hasta yaşlı adamın odasına giriyoruz. Camdan atlayıp kayıt yapan kişilerden kaçmaya çalışırken ucan büyük sinekler ardımıza düşüyor. Alarm çalıyor. Dur bir kurtulsaydım da öyle çalsaydın diyorum ve kalkıyorum. Abdullah efendi gibi rüya olduğunun farkındayım ama bir farkla düze çıkmadan uyanmak istemiyorum. 

Nasıl rahatsız olduysam Abdullah Efendi Rüyaları olduğu yerde kaldı. 



5 Ocak 2023 Perşembe

Yeni yıla girerken


2020 yılında o kadar çok kitap aldım ki 2021 de okuma düzenimi takip edebilmek için excel listesi oluşturmuştum. Aldığım kitapları tarih ile listeledim diğer bir sütunda okuma tarihi ve kısa bir cümle ile yorum yazdım. Okumaya teşvik için çok işe yaradı. 

Galiba 2023 yılı içinde aynısını yapacağım. 

Okumaktan daha ziyade ''neden bu kitap?'' sorununa cevap vermek bile insanı mutlu ediyor. 

Oruç Aruoba hiç okumadım. Başlangıç için uygun bir kitap mı bilemiyorum. 

Faik Baysal'ın tarzını kasvetli bulsam da dilini sevmişimdir. 

Cengiz Aytmatov dan en son Kasandıra Damgası'nı severek okumuştum. Elvada Gülsarı'yı merek ediyorum. İlk başlayacağım kitap olacak galiba. 

bilinçaltının gücünü neden aldım ben de bilmiyorum :)

Gave bilgi sahibi olduğum bir kitap değil. Türk klasikleri okumayı severim. Hiç bir fikrim olmayan kitabı da beğenmeyi umuyorum. 

Evliya Çelebinin seyahatnamesini aynı sahaftan iki cilt halinde daha önce almıştım. Daha bitirmeden başka bir yayınevinden aldım. Artık okurken kıyaslar okurum. 

Hayır deme sanatını uzun zamandır merak ediyordum. İnce bir kitap çabuk biter diye düşünüyorum. 

Sinan Canan pandemi dönemi keşfettiğim kişilerden biridir. Önce Can Sonra Canan videolarını bitirdikten sonra sosyal medya canlı yayınları izleyip notlar alıyordum. Hiç kitabını okumadım umarım beğenirim. 

31 Aralık 2018 Pazartesi

2018'e Veda Ederken

2018!
Nasıl bir yılsın düşününce aklıma sadece yorgunluklar geliyor. Hiç mi güzel bir şey olmadı?

Tatil yaptık mı mesela.

Kurbanda köye gittik. Yorucu ama eğlenceli bir yolculuk yaptık.   Az biraz gezdik. Yeniden Rafting yaptık.  Gün batısınında yüzdük.
Yeni yeni minik şelaleler keşfetti. Sislerde kaybolduk.

Kuzenimin düğünü için orduya gittik. 

Sahi fufulu evlendirdik, bahsettim mi?


Baba tarafından 14 kuzeniz. 8 kız 6 erkek.  Genel olarak birlikte büyüdük. 
 Hayat meşgalesi yollarımızı ayırsa da gönüller hep bir.

Efendim bu kuzenlerden sadece 3 erkek evli idi.
 Kızların bekarlığı milletin dilinde demeye gerek var mı? :)

 Olur da biri evlenirse kırk gün kırk gece eğlence yapacaktık.
Oldu mu? Hayır. 
İşten çıkıp eve gelmek  bile o kadar zor geliyordu ki fufulun düğün hazırlıklarına zerre yardımcı olamadık.

En yakınının elinden tutamak mı, daha dün çocukken bir anda büyümek mi zor geldi bilinmez içim bir tuhaf.

Yaşlanıyorum ve yalnız kalmak fikri çok korkutucu.

...

Efendim düğün aşamasında hiç olmamam gelinin yararına olmuş olabilir.  Bir kere gelinlik bakmaya gittim, küçük detaylarla kızın burnundan getirdim.
 Neymiş ayrıntılara dikkat etmemek gerekmiş.

Nikah öncesi kibrithane de çekim vardı orada günü başlattık. Düğünü Ordu da fındık bahçesinde bitirdik.


...

2018 de yeni işe başlamıştım artık eski oldum. O kadar eskidim ki iş değiştirmeyi düşünüyorum.
Ruhen çökmeme sebep oldu.
Kaliteli insanlarla muhatta olmak istiyorum.
Ne üç kuruşun hesabını yapsın ne de marka çantasını, eşarbını  gözümüze soksun.
Herşeyin gösterişini yapan içi boş insancıklar 2019 da benden uzak olun e mi.
Allahım hayırlı insanlarla karşılaştır.

...

2018 de az gezdim, az okudum bolca uyudum.
O kadar az okudum ki yazsam mı pek bilemedim.
11 kitap. Bir o kadar da başlayıp yarım kalanlar var.

11 kitap kolay özetlenir.

Geçen sene kitaplara giriş yapıp bırakmışım,  başka başka hedefler koymuşum. Uydum mu?
  Hayır tabiki.


13 kitabın 6 tanesi bitmiş, diğerleri 2019 'a artık.

2018 okumaları

Samiha Ayverdi -Dost

Paul Auster - Newyork Üçlemesi ve Brooklin Çılgınlığı



Yazarın tarzı herkese güzel gelmesede ben sevdim.

Faik Baysal - Dranada Son gün


William Beckford -Wathek


Kazuo Ishiguro -  Öksüzlüğümüz


Ali Smith - Kadın erkekle buluşur


Erkan aslan - Avcısını Taşıyan Ceylan


Stefan Zweig -Yakıcı Sır


Pascal Quignard -Adı Dilimin Ucunda

Kimberley Freeman -Kır Çiçeği Tepesi


2019 için  hedef koymayaçağım. Önceki yıllarda niyetlenipte yapmadıklarımı yapacağım.
İnsanlar daha az önemseyeçeğim.
Beni yoran insanlarla daha az görüşeceğim.
Hedefim bu olsun.

...

Bu aralar teraryuma merak sardım ama detaya girmeyeceğim.
Spora başladım,  en musait zamanda da diyetisyene gitmem gerek.

...

Herkesle bir giyinmemek için terziye kıyafet diktirmeye başladım.

...

Sırf kafa dinlemek için konser, sinema ve  tiyatroyaya bir süre gitmemeye karar verdim.

Aslında kaliteli insanlarla muhattap olmama meselesi.

...

Sağlıklı sıhhatlı huzurlu yaşayın.  Allaha emanet olun.



4 Şubat 2018 Pazar

Drina'da Son Gün - Faik Baysal

Bir kitapı okurken arka fonda müzik dinler misiniz? Dinlemeseniz bile bir hikaye ile ufak bir tınıyı birbiri ile bağdaştırır mısınız?


Lizeta Kalimeri 'nin bu parçasını uzun zaman önce keşfetmiştim. Şarkı sözlerini okuyunca cakkıdı cakkıdı oynama hissi versede dinlerken hüzünlü. 
 Kitabı okurken de nedense birbirlerine yakışacağını düşündüm. 

Kitaba gelecek olursak.

Kitap hakkında hiç bir fikrim yoktu. Sahafta Faik Baysal görünce hemen aldım.


Yugoslavyanın dağılmasına giden süreci bir aile üzerinden okuyoruz. Benzer konuda neler okudum diye hatırlamaya çalışıyorum.  Türk yazarlardan savaş dönemi olarak aklıma incir kuşları geliyor, onuda sevememiştim. Bu kitabı severek zevkle okudum.
Bir ada hikayesini okurkende böyle zevkle okumuştum. Burada savaş dönemi anlatılıyor.  Bir ada hikayesinde ise savaş görmüş insanın ruh hali anlatılıyordu.



Yazarın dilini seviyorum, farklı bir yönü var. "Elleri sesinin rengindeydi" diye bir kitap adı düşünün.  O kitap bize hissettiklerimizi renklerle aktarsın. Mavi bir ses mesela bana güven veriyor. Pembe bir dokunuşta şefkat çağrıştırıyor. 

Bu kitapta ise pencereden bakınca gök yüzünü görmüyoruz. Küçük bir gök parçası bize camdan bakıyor.  Tamam ikisi aynı şey ama ifadeler aynı değil. 



Güzel olmayan hikaye etkileyici bir dille aktarılmış.  Okumanızı tavsiye ederim. 

19 Haziran 2015 Cuma

Neler okumuşum.

Internetin sürekli düşmesi ve takip ettigim blogları görememe durumundan dolayı blogdan soğudum.  Tabi bunda sürekli aynı kitapları okuyan, reklam bloğu gibi yayın yapan bloglarda dahil.
Neyse efendim evde boş boş oturuyorum. Iki tane soru çözeyimde kpss den 70 üstü alayım dedim ( hedefim çooook yüksek nasıl alırım bilmem ). Baktım sorular çözülmüyor bari okuduğum kitapları not düşeyim. Seneler sonra döner bakarım. 
Bloga baktım en son ne okumuşum diye. Mart ayında iki kitap paylaşmışım.
Marttan sonra kitap okuma konusunda ilerleme kat etmemişim.  Daha doğrusu edemedim. Nedendir bilinmez hiç kitap okuyamıyorum. Nazar değdi efendim :)

Çok uzatmadan neler okumuşum.

Varlık yayınlarının sahaflardan aldığım yeni hikayeler kitabının 1957 yılında yayınlananı okudum.


Almış olduğum bu dört kitabın üçünü okumuşum.  Faik Baysal ' ın kitabı şiir ve ben şiir okuyamıyorum. Bir süre bekleyecek galiba.
 Kitabın pek çok yerini çizmiştim, hatta arkadaşım için alıntılar defteri hazırlayıp çoğunu bu kitaptan yazmıştım. Sizinlede paylaşmak isterdim ama kitaplığı sığmayan kitapları koli yaptım :) bu yazıyı bitirmeden koliyi açarsam ilave ederim.

  Faik Baysal  - Nuni yeşil oda ve ötekiler.

Yazarı geçen sene tanıdım ve sevdim. Okuduğum üçüncü kitabı.
Daha önce okuduğum kitapları

Elimde şiir kitabı var ama bitmez :(

  Severek okudum ama belirtmek istediklerim var. Kitaptaki hikayeler biraz kasvetli. O yüzden tek seferde oturup bitirilmez. Ben ara vererek okudum.  Sıkılmamak için sizde öyle yapın. 

 Ahmet Hamdi Tanpınar 

Beş şehir


Bu kitap icin bir post hazırlayıp yarım bırakmıştım.  Acaba ne yazmışım ki? Baktım geldim. Kitaba giriş yapamamışım.
Blog şikayetleri yapmışım. 

...
Artık yaşlanıyorum, yoruluyorum. Bloğada pek bakamıyorum.
Özlüyor muyum? Kısmen.
Özlediğim yanları var. Mesela özgün cümlelerle yazılan,  reklam kokmayan yazılar ve bloggerler. Ne güzel kitap önerileri bulunur bizde not alırdık. Ürün tavsiye edilir bizde ciddiye alırdık. 
Reklam muhabbettinin suyu çıktı. Herkesin cilt tipi aynı,  kitap zevki birebir!
Hal böyle olunca kurunun yanında yaşta yanıyor :(
...

Diyerekten serzenişte bulunmuşum. Tam tamına 5 ay önce,  fikrim değişmemiş :(
Eski blog yazılarını özlüyorum.


Saatleri ayarlama enstitüsü


 Yuppi listemden bir kitap daha bitti. Uzun zaman önce okumaya karar vermiştim.  Blog aleminde herkes okuyor diye ben muhalefet olmak istedim :) şaka tabi.
Popüler olunca hevesim kaçmıştı. 
Sahafta görünce hemen aldım,  hemen başlamadım o ayrı dava :)
Ahmet Hamdi'nin diline hayran kaldım.  Bir eleştiri kitabı bu kadar güzel yazılırdı. Yakın dönemde huzur'u aldım ama okumayacağım.  Yazarın dilini biraz daha özlemeliyim.

Fahrenheit 451  - Ray Bradbury 

Bu kitapta hiç bitmeyen okuma listesinde.  Arkadaşda görünce hemen aldım.  Sonu beklediğim gibi bitmesede sevdim.


Kitap okumak, düşünmek önemli kavramlar. Farkına varana.

Franz Kafka Dava


Listeden okumaya devam.  Arkadaşa yazarı yeni tanıdığımı ve başka kitabını okumak istediğimi söyledim elindeki alternatifleri sundu.  Bende madem not almışım dava olsun dedim. Sonu hayal kırıklığı yaşattı.  Hoş gidişatta pek iç açıcı değildi.  

Küçük prens

Çocukken kaç kez okudum bilmem. Kapağı kopmuş, kenarları aşınmış mini saman kağıt bir kitap.  Aa unutuyordum çocukken her şeyi kemirme alışkanlığım vardı. Bütün kitapların tepesinde diş izlerim vardır.  Küçük prens mini boy olunca benim dış izleri devanasınınmış izlenimi veriyordveriyordu.


 Köye gidersem kitabı arayıp bulacağım derdim. Nasip olmadı bende emanet aldım. 
Tekrar okunmalı. 

Sineklerin tanrısı


Sadece büyükler dünyayı kirletir sanıyordum.  Küçükler de masumluklarını yitirmiş büyükleri örnek almış :(
Çocuk kitabı gibi gözükse de yetişkin kitabı demek daha doğru. 

Rabbim için sabret


Kitap bana göre değildi.  Tasavvuf imiş! Ben göremedim.  Çeviri kişisel gelişim kitabı kıvamında yüzeysel bir kitap.  
Kitabı ( kitapları) öğretmen arkadaş getirdi. Öğrencilere verirsiniz dedi.  Bizde iki arkadaş bu yazarı okumadık okuyalım dedik. Aldık okuduk.
Zoraki cümlelerle tasavvuf! Beğenmedim.  Tasavvuf okumak isteyenlere  Semerkand yayınlarının tasavvuf kitaplarını tavsiye ederim.

Benden bu kadar galiba. Okuyupta yazmadığım yoktur herhalde. Yarım kalanlara dönüp bitireyim en iyisi. 

Bitirmeden karakalem paylaşayım.  Yok aslında beyaz kalem demeliyim. 


Esenkalın. 


15 Kasım 2014 Cumartesi

Neler oluyor hayatta

Allahım neler oluyor hayatta. 

Günler çok  mu çabuk geçiyor.  Dünya kendi etrafında çabuk dönüyorda güneşin etrafında hiç mi dönmüyor.
Gün bitiyor ne olduğunu anlamadan. Gün bitiyorda haftalar geçmiyor gibi.
Sonbaharı gelmiş mi gitmiş mi anlamadım.  Bari kar yağsada kış gelmiş desek.
Okul dönemine hızlı başladık ( geçen seneki okulda çalıştığımı söylemiş miydim).  Geçen seneki öğrenciler başarılı idi. Bu seneki öğrenciler başarısızlar. Moralim bozuldu, hırs yaptım.  Seviyelerini yükselteceğim diye kendimi paraladım.  Sürekli sınav yap, ödev kontrol et, ömür bitti. Hal böyle olunca kitap okumaya vakit bulamıyorum.

En son bir ay önce kitap yazısı yazmışım.  Bir ay içinde neler yaptım kitap okumak yerine?
Kuzenim evlendi.
 3 kız olunca her hafta biri için alış veriş yapıldı. Düğün güzeldi.  Biz yabancının düğününe gider gibi gittiğimiz için halam biraz kırgın. Haklı da uzun zaman bir arada yaşadık, onlar ev alıp biraz uzağa taşındılar her fırsatta gitmek mümkün olmuyor. Ev kurma aşamasında olmasada misafir ağırlama için gitmeliydik.


Rabbim mesud eylesin.

Başka neler yaptım.  Spora başladım. Kezban Parisde misali ilk günden biraz fazla yüklenmişim her yerim ağrıyor. Soranlara on kişi tarafından dövüldüm diyorum :)
Başka başka minik öğrencilerimle pek çok anım var ama başka zamanlara. Sadece geçen seneki tecrübeler işe yarıyor.  Ses yükseltmeden tek kaş ile sınıf susabiliyor.

Kitap yazısı yazmaya gelmiştim hevesim kaçtı galiba.

Ilk kitap varlık yayınlarının yeni hikayeler 1956.


Bakmayın yeni hikaye olduğuna kendisini sahaftan aldım.  Şuan çok iyi tanıdığımız yada artık yazmayan pek çok yazarın ilk hikayeleri.
Güzel olmakla birlikte biraz karamsar hikayeler. Dönemin getirdiği bir şey mi bilemedim. Bir tane neşeli, mutlu sonla biten hikaye yok.
Dikkatimi çeken bir şey paylaşayım.  "Deniz banyosu" tabiri.
ilk olarak Albert Camus'un yabancı adlı kitabında gördüm.
Anladığım kadarı ile bizim plaj dediğimize o dönem banyo deniyor. Yüzmek diye bir tabir yok banyo yapmak var.
Hangi yazarlar var derseniz?
Ahmet Hamdi Tanpınar,
Faik Baysal,
İlhan Tarus,
Ziya Osman Saba,
Cemalettin Akın,
Turan Bakır,
Vus'at Bener,
Sabahattin Kudret Aksal ve daha fazlası.
Hikaye sevenlere seriden bir iki kitap okumalarını tavsiye ederim.

Ikinci kitap dünya klasiklerinden.  Stendhal den kırmızı ve siyah.


Bu kitabı uzun zamandır okumak istiyordum. Kütüphaneden ödünç almak istedim pek çok çevirisi vardı karar vermediğim için kalmıştı. Sahafta görünce alayım dedim.
Benim kitabın sayfa sayısı 702. Çantada taşınmıyor. Bitmesi günler aldı.  Menekşe ablanın başka bir çevirisi vardı.  Onun evine gidince oradan takip ettim. Kitaplarda olay örgüsü parelel gitmiyor. Tuhaf doğrusu.
Baş kahramanımız Juliene yer yer uyuz oldum bazende hak verdim. Kitap sonunu saçma bulsamda kitabı beğendim.
Iki kitabıda tavsiye ederim.

Benden bu kadar bu puslu havada ablamla sonbahar resmi çekmeye gideceğiz.  Artık çürümeyen yaprak bulursak.
Esenkalın.

29 Eylül 2014 Pazartesi

Yeniden Sahaflar

Henüz gribi atlatmamışken yapılacak en güzel şey nedir derseniz cevap olarak sıcak çay ve kitaptır derim. 
Teoride güzel bir fikir olsada pratikte uygulama bulmuyor. 
Hasta halimle cumartesi günü için plan çizdim.

  Tahtakaleden yaprak ve anahtar figürü,
 Doğu banktan tablet kılıfı ve hafıza kartı,
Keskin colordan yeni defter ve kart,
Küçük Ayasofya Medresesi ve ismek kurs merkezi,
Istanbul üniversitesi botanik bahcesi.

Bunca şey için erkenden yola düşmem gerekirdi ama olmadı.  Menekşe abla ile iletişimde sorun yaşadık.  O yüzden planda değişiklik yaptım.  
Tahta kaleden anahtar ve yaprak figürleri alınmakla kalınmadı tablet kılıfı da tahtakakeden alındı. 


Anahtarlardan etamin pano yapmak istiyorum. Netten biraz fikir bulmam lazım. Yaprakları ablam istedi. Özellikle gümüş rengi aradım ablam sarı yok muydu dedi. 


Tablet kılıfı beyazdı. Bir senede oldukça kirlenmiş pembe bir kılıf güzel oldu.

Keskin colora yalnız gitmek istemedim. Cağaloğlunda çıkarken hakikat kitap kirtasiyeye uğradım.  Aklımda siyah yapraklı defter almak vardı kalabalıktan bakamadım.  


3 defter alıp çıktım. 
Ardından Küçük Ayasofya  Camiine gittik.
Ismek küçük Ayasofya kurs merkezinde kursa başvurmuştum yeri görmüş olayım dedim. Hem yer ters hemde saatler :(
 Menekşe abla sahafları görmediği için botanik bahçesinden vazgeçtik. Yağmurlu bir cumartesi üzerleri kapalı bir sahaf gezdik :(
 Kitapların üzerin kapalı olması kitap almamıza mani olmadı.  Topladık kitapları geldik.


Varlık yayınlarından kitap bakmak aklımda yoktu. Birileri bakarken dikkatimi çekti ve dört tane aldım. 


Dört adet Yaşar Kemal ve aradığım yazar Faik Baysal.
Kut'ul Amare uzun zaman önce listeme eklenmişti.


Banu Avar da aradığım bir yazardı.  Malesef ki pek yoktu.
Yakup Kadri Karaosmanoğlu  Erenlerin bağında lisede okuyup beğendiğim bir kitaptı.  Bakalım ilgimi çekecek mi?

16 adet kitap ve yordunlukla eve varmış oldum. Önceki hafta dokuz kitap almıştım.  Üsküdar sahaftan da 5 kitap.
Uzun süre kitap almayı düşünmüyorum.
Benden bu kadar,  esen kalın efendim.

18 Haziran 2014 Çarşamba

bahar okuma şenliği


Bir etkinlik daha biter. 
Etkinlik başlamadan önce katılmasam mı acaba dedim. Katagorileri görünce "çok kolay ya" dedim. Başladım, kolay olmadığını gördüm.  Hatta listede değişikliğe gidip ince kitaplar seçtim.
Listeden once istatistik bilgiler verecegim. Biliyorum ki en merak edilen kısım burası :)

12 katagoride 16 adet kitap okumuşum. Bu kitaplardan  10 tanesi Türk yazara ait. Zaten 6 kitap son katagori için okundu.
Daha önce okumadığım 6 yazardan kitaplar okudum( hikaye kitabı hariç).
Listemde 5 tane kadın yazar var.


16 kitap, 4682 sayfa ile etkinliği bitirmiş bulunuyorum. 


1. Kategori (10 puan): Tavsiyelerine güvendiği birinin önerdiği bir kitabı okuyanlara (En az 200 sayfa).


2. Kategori (15 puan): Bir şiir kitabı okuyanlara (Sayfa sınırlaması yok).


3. Kategori (15 puan): Herhangi bir edebiyat ödülü kazanmış bir kitap okuyanlara (En az 200 sayfa).

1999 Yunus Nabi ödülü
4. Kategori (15 puan): Bir öykü kitabı okuyanlara (Sayfa sınırlaması yok).

5. Kategori (20 puan): Adında bir çiçek adı olan veya "çiçek" sözcüğü geçen bir kitap okuyanlara (En az 200 sayfa).


6. Kategori (20 puan): Şimdiye kadar hiç bir kitabını okumadığı bir kadın yazardan bir kitap okuyanlara (En az 200 sayfa).

 7. Kategori (20 puan): İlk kitabı 2010 yılında veya daha sonrası yıllarda çıkmış bir yazardan bir kitap okuyanlara (En az 200 sayfa).

8. Kategori (20 puan): Sinemaya uyarlanmış bir kitabı okuyup filmini izleyenlere (En az 200 sayfa).

George  Orwell -  1984, Can yayınları, 250
9. Kategori (20 puan): Kütüphanesinde en uzun süredir okunmayı bekleyen o kitabı okuyanlara (En az 200 sayfa)

Köprü,  Ayşe Kulin, Everest yayınları, 240

10. Kategori (25 puan): Kendisi doğmadan en az 100 yıl önce yazılmış bir kitap okuyanlara (En az 200 sayfa).

İnanç,  Jane Austen, Altın kalem, 244

11. Kategori (25 puan): Rus edebiyatından bir kitap okuyanlara (En az 200 sayfa).


12. Kategori (45 puan): Aynı yazardan en az 1.200 sayfa kitap okuyanlara.


Samiha Ayverdi, Kubbealtı Neşriat, 1254

İstanbul Geceleri, 271
İnsan ve Şeytan, 256
Hey Gidi Günler Hey, 264
Küplücedeki Köşk, 286

Aa etkinlik gibi etkinlik yazısı da bitmiş. 
Bir sonraki etkinlikte buluşmak üzere, esenkalın efendim. 

28 Mayıs 2014 Çarşamba

Mayıs Okumaları 2


Okuma şenliği kapsamında bir liste hazırlamıştım. Baktım liste bitmiyor, listede değişiklik yapıp ince kitaplara okudum.

Kırmızı Sardunya - Faik Baysal

Bu yıl yeni yazarları tanımaya karar verip kendime bir liste yapmıştım. Az çok listemi eksiltmeye başladım. Listeyi eksiltmek hoşuma gitse de ev ödevi verilmiş öğrenci psikolojisi yapıp liste dışına çıkmak istiyorum. 
Kırmızı sardunya da tam olarak bu ruh halinin ardından okundu. 
Kütüphaneden ödünç aldım, bir çırpıda okudum.
 Kitabı aldığımda kitap hakkında bir bilgim yoktu. İç içe iki hikaye kitabından oluşuyor.



İlk Hikaye kitabımız Kırmızı sardunya. 5 farklı hikayeden oluşuyor.

İkinci kitap; Sancı meydanı. 9 adet hikayeden oluşuyor.
Hikayeler genel olarak karamsar.
Karamsar olması kitabı sevmeme engel olmadı. Fark ettim ki ben hikaye okumayı seviyorum.
İlerleyen zamanlarda yazarın başka kitabını okumayı düşünüyorum. 


Kırmızı Zaman - Mine söğüt

Mine Söğüt kimdir, ne yazar hiç bir fikrim yoktu. Ta ki yazar ayları kapsamında Mine söğüt adı geçene kadar. Okuma şenliği kapsamında daha önce kitabını okumadığım bir kadın yazardan kitap okuma katogorisi vardı. Benim aklımda Safiye Erol vardı. Samiha Ayverdi'den 1200 sayfa okumak bana çok ağır geldiği için vazgeçip kafa dağıtacak bir kitap okumaya karar verdim. 



Kitaba başlamadan önce çoook eskilerden bir hikaye okuyacağım sandım ama yanıldım. Kitabın zamanı yok gibi. Daha doğrusu kitapta var gidi ama birbiri ile çelişen durumlar söz konusu olduğu için zamansız diyeceğim. 

İncecik kitapta belli başlı bir kaç karekter var.

Hiç kimseyle iletişim kurmayan, kırmızı kayığında bolca vakit geçiren Zaman Dayı

Fakirlerde görülmeyecek bir rahatsızlık olan alerjiye  sahip küçük kız Hüsran 

Mahallenin delisi Halat Niyazi

Küçükken babası tarafından terk edilmiş Botan

Mezarcı Kambur. 

Hikayedeki karakterlerin bir noktada birleşmesini bekliyordum ama bu noktanın bu kadar silik olmasını beklemiyordum.

Kitabı beğendim mi? Henüz karar veremedim. Dilinin akıcı olduğu ve farklı bir tarzı olduğu tartışılmaz.
Yakın bir dönemde yazarın yeni bir kitabını okur muyum? Şuan için okuyacağımı sanmıyorum.

Kitaptan kısa alıntılar

Sıradan insanların yaşamları bile şaşırtıcı öykülerle doludur.

Sırlarla yaşamak büyük bir hünerdir.

Küçükken anneannem bana, sonsuz zamana algısından bahseden bir masal anlatmıştı: Çocuklar zamanı algılayamadıkları yaşlarda, tüm evrene hakim olan o tanrısal sonsuzluğu hissedebilirlermiş. bu onları huzurlu ve korkusuz yaparmış. Zamanı algılayamadıkları için zamanın geçişini de farketmez ve kendilerini ölümsüz bilirlermiş. "Sen" demişti. "Şimdi o sınırsız zaman algısının büyüsündesin; zamanın geçip gittiğini farkettiğin an büyüyeceksin.


Delilere sır konusunda güvenilmeyeceğini sananlar çok yanılırlar. Bir deli değer görürse tüm sırları saklayabilir, çünkü deli, kara kutunun içini, onu hiç açmadan da görebilir.

Işık vurduğu yeri aydınlatır ama her zaman görmeyi kolaylaştırmaz; bazen gözleri kamaştırır; akla olmadık hayaller sızdırır.

Yaşamanın ilk şartı bir gün mutlaka ölmektir.

Vicdan, Tam kalbimizin altında duran bir organ...
Vicdan, bir bebeği ilk ağlatan,
Bir ölüyü son terkeden...
Vicdan...

hayat tuhaflıklarla doludur ve katlanılabilir olmasını bu tuhaflıklara borçludur.


Yusufcuk - Samiha Ayverdi

Okuma şenliği kapsamında aynı yazardan 1200 sayfa okumak diye bir katagori olmasa bu kitapları ne zaman okurdum bilmiyorum. Kitapları alıp alıp stok yapmışım, okumuyorum da amaç ne. Allahdan bir etkinliğe katıldım da okunmaya bekleyen kitaplar okundu. 



Son Ayverdi kitabı dili ağır olsada güzeldi. Iki kitapta biraz sıkıldım genel olarak Ayverdi kitapları güzeldi. 

Bir sonraki kitap postuna kadar esenkalın efendim.