iletişim yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iletişim yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Temmuz 2015 Çarşamba

Benim Adım Kırmızı

Uzun bir aradan sonra sıkılmadan okuduğum ilk kitap "Benim Adım Kırmızı"
Yazarın okuduğum üçüncü kitabı. 
Yıllar önce Orhan Pamuk okuyacağımı söyleseler inanmazdım. Yazar popüler olduğu için itici geliyordu. Kar ile başlangıç yapmış oldum. Beğendiğim için ardından başka kitap okuyayım dedim ve kara kitabı okudum. Kara kitap biraz karışık gelmisti. Düşününce bu kitap daha karışık. Sözde Istanbulda soğuk, karlı  dokuz günde geçiyor. Sözde diyorum çünkü kitapta nakış sanatının geçmişine yolculuk yapıp Çin ülkesine,  Hind diyarına, Acem ustalara gidip geliyoruz. Yolculuğa çıkmışken durmuyor islam nakış sanatını frenk resimleri ile karşılastırıyoruz. Anlayacağınız dokuz gün değilde bir asırda geçiyor hikaye.


Kitapta  padişah için iki kitap hazırlanıyor.  Biri saraya bağlı nakışhanede Şehzadenin sünnet merasimi için öteki frenk ülkelerine hediye amaçlı. Frenk ülkesine kitap hazırlığı gizli yapılıyor. Padişahın gücünü gösterecek bu kitap için nakkaşhanenin en iyi dört nakış ustası zarif, kelebek, zeytin ve leylek seçilir.   Enişte Efendi ile gizli bir şekilde kitaba başlanır.  
Nakış ustası zarif'in ölümü ile hikaye başlar.

Kitapta üslup üzerine  duruluyor. Eski ustaları taklit mi etmeli,  yeni bir üslup mu belirlemeli?
Frenkli ressamlar gibi esere imza atmalı mı yoksa fırça darbesi,  renk seçimi zaten bir imza mıdır?
Bir de resimde kusur gibi gözükenlerin aslında ustasıdının imzası olduğu üzerinde duruluyor.
Bu sebepten mi bilinmez kitapta fazlası ile yazım hatası vardı.  Tek tek değinmeden imza niteliğinde olanı söyleyeceğim  "rı " yerine "n" yazılmış. Demek ki yazarın bir tarzı var :)

Bu arada katil tahmin ettiğim kişi çıkmadı.  Yaşasın içimde gizli bir katil yok :)
Kısa notlarla bitiriyorum.

Yalnızca aptallar masumdur.

... bütün bunlar, yalnız onun olmak istediği aklı başında,  yetişkin adam olduğunu değil,  benimde olmak istediğim ihtiyar adam olduğumu bana bir kere daha hatırlattı.

Içinde kalbinize nakşeylediğiniz bir sevgilinin yüzü yaşıyorsa  eğer,  dünya hala sizin evinizdir.

Arap çöllerinde karın, burada olduğu gibi yalnızca Ayasofya camii'ne değil, hatıralara da yağdığını anlattım.

Nakış aklın sessizliği, gözün musikisidir.

En büyük özelliği özelliksizliğidir.

Körlük şeytanın ve suçun giremeyeceği bir mutlu alemdir.

Aşk mı insanı budala yapıyor,  yoksa yalnızca budalalar mı aşık oluyor.

10 Ocak 2014 Cuma

Kitap Listem

Ne kadar tembel olduğumu birkez daha ispatlamış oldum. Kitapları okuyup kısa bir giriş yapmışım sonrada yayınlamayı unutmuşum :)
Son okuduğum kitabı paylaşmayı akıl edince eskilerine yayinlayayım dedim.

Jose Saramago - Körlük

Uzun zamandır Saramago okumayı düşünüyordum. Sürekli erteleyip duruyordum. Körlük ile başlangıç yaptım, ilerleyen zamanlarda başka kitaplarını okurum.
Kitabı beğendim mi? Bilemedim.
Kitabı bitirdiğim gibi filmi izlememiş olsam çok iyi olacaktı. Kitabı beğendim, film hayal kırıklığı idi.


Filmin pek çok yerini atlamak zorunda kaldım. 
Kitabın sonu daha farklı bitebilirdi. Asıl körlüğün çevremizdekilere karşı duyarsız oluşumuz olduğu anlaşılınca körlük yok mu oldu yani?


Kara Kitap Orhan Pamuk

Bir heves başladım ama devamını getiremedim. İlk yüz  sayfasını okuduktan sonra bir hafta ara verdim. Bir hafra aradan sonra "güzel,  farklı bir kitap. Neden okumayayım ki" diyerek okudum.


Kitap kayıp bir eş ve kendini devamlı gizleyen bir gazetecenin ardı sıra gidiyor.
Genç avukat Galip kayıp eşi Rüyayı ve kendini gizleyen gazeteciyi ( rüyanın abisi celal ) aramaya çalışırken kendisini bulması ( bence öyle başkaları katılmayabilir ) üzerine farklı bir kitap. Hikaye anlatmayanların hikayesidir bir bakıma.
Kitap hakkinda bilgi vermeyeceğim. Okuyun bilgilenin efendim.

Tan Yeri Horozlar - Yaşar Kemal



Ada serisinin üçüncü kitabını bir heves başladım ama beklentilerimi karşılamadı. Bu demek değil ki kötü idi. 3. kitabı da beğendim yalnız ben ilk iki kitabı beğendiğim içim beklentimi yüksek tutmuştum. Konuya aşına olduğumdan mı bilinmez kitaba başlamamla bitirmem bir oldu. Ne oluyoruz bu kadarçık mı dedim kaldım.
İlk iki kitabı okuyan bilir adaya her gelen uyumlu, birbirine saygılı idi. Hiç mi olumsuz bir durum olmaz dedim. üçüncü kitaba geldiler. Dedikoducu, yağmalama yapanlarda gelirmiş demek ki. Bakalım 4. kitapta bizi neler bekliyor.
seriye başlamadıysanız başlayın efendim pişman olmazsınız.


Batmayan Gün -  Samiha Ayverdi


Samiha Ayverdi'yi biraz geç keşfettim o yüzden aradaki açığı kapatmak için peş peşe kitaplarını okumaya karar verdim.
Batmayan gün külliyatın ilk kitabı. Yazarın ilk kitabı olan aşk budur külliyatta bulunmuyor. Yazar kitabının yeni basımını istemediği için külliyat batmayan gün ile başlıyor.
Batmayan gün romanında ''maddenin üstünde ona hakim olan bir kuvvet olduğu muhakkak... fakat ben bu kudreti yakından görmek tanımak isterim.'' diyen Aliyenin kendini bulma cabası, dedesi İrfan Paşadan kalma defterler ve Kerem bey vasıtası ile ilahi aşka ulaşmasıdır konu.


Elde var insan Senai Demirci

Senai Demirci sevdiğim yazarlardan biridir. Gazetede yazdığı zamanlar yazılarını biriktirirdim. Artık gazetede yazmıyor,  zafer dergisinde yazıyor.  Dergiye aboneyiz ama nedense açıp okuyasım gelmiyor. Halbuki ergen döneminde ne çok okurdum. Dergilerin ciltlenmis hali vardı ablamda gerçeğe doğru diye. Bazı yazıları tekrar tekrar okurdum. Şimdi elimin altında duruyor ama okumuyorum :(



İnsan coğrafyasında gezintiler diye alt başlığı var kitabın. Kitabın özeti niteliğinde. Senai Demirci sevenler için kısacık ama anlamlı bir kitap. Ben parça parça okudum. Bir kaç yazı üst üste okunmuyor.

İhanet Noktası - Dan Brown

Polisiye sevmediğini iddia eden birisi olarak Dan Brown ne alaka?
Şahsıma sordum, zataalimde kafa dağıtmak icin ideal dedi.
Yazarın okudugumikinci kitabı idi. Gayet akıcı bir solukta okunan kitap. Ağır birkitap okuduysanız geçiş için ideal 510 safya hemen bitiyor. Bitirince size bir değer katar mı tartışılır.
Her zaman ki gibi iyiler her zaman kazanır mantığı.

Musafa Ulusoy'un bugün ki yazısından alıntı yapıp bitireceğim.

İllaki ana kahraman başarmak mecburiyetindedir. Çünkü modern hayat algısının merkezinde başarı vardır, neticeye ulaşmak vardır.  Eğer ahiret yoksa, adelet illa da bu dünyada tecelli edecektir. Yoksa bir roman yazarı,  bir film yönetmeni eseriyle insanlara başka bir şekilde umut aşılayamaz. Umutsuz hikaye can sıkıcısıdır.