Timaş yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Timaş yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ağustos 2019 Çarşamba

Ali Ayçil - Kovulmuşların Evi

Yazarı yeni  keşfedince arayı açmadan ikinci kitaba başladım. İlk kitap hikayeydi, ikinci kitap deneme. Deneme ama ne deneme.  Anne baba ilişkileri, ölüm ve bir yere ait hissetme.
Her bir denemede  kendimden bir şeyler hissettim. 
az okudum çok düşündüm.


Genel olarak kitabı güzel bulsam da ard arda bir kaç yazısı okunmaz. 


Ali Ural ve Ali Ayçil'i baş ucuma ara ara okunana yazarlar olarak bıraktım :)

Alıntı ;

Bazen gidecek hiçbir yerim olmuyor benim, Bir korkuluk gibi dikilip duruyorum insanların ortasında. Bu bayatlamış gezegende, bu ıssız hükümdarlıkta ne kadar yer adı ve ne kadar sıfat varsa, antik bir uygarlıktan kalma ölü sözcüklere dönüşüyor.

...

Sükûnetini koruyabildiğimiz tek yer mezarlıklar. Artık dinlenmek için oraya gidebiliriz!

...

İşler her zaman olduğu gibi kötüye gidiyordu. Ve işi kötüye giden herkes gibi biz de,bir işimiz varmış,bir iş yapıyormuşuz edasıyla sürekli meşgaleler uydurup duruyorduk kendimize. Ama ne yaparsak yapalim,kötüye giden işler için ürettiğimiz bahaneler yine de koca bir günün içini doldurmaya yetmiyordu. Hep bir görüşmemiz varmis gibi yapıyorduk, hep gelme ihtimali olmayan bir çeki bekliyorduk....

...

Bilmiyor muyum sanki, insan, ilk insandan beri yalnızca bir tekrardan ibarettir.


25 Şubat 2016 Perşembe

2016 okumaları 2. posta

Açık öğretim kayıtlarından sonra kitap okuyamam diye sınava kadar sıkı bir okuma programına girdim. Sıkı dediğime bakmayın tabi,  okuma hızım düşmüş biraz, ağır ağır okuyorum.
Neler okumuşum? Ilk kısımda toplum bilimi üzerine okuduklarımı paylaştım,  ikinci kısım kurgumsu (biri hariç). Kurgumsu dediğim tarihi roman, gerçeklerden yola çıkarak kurgulanmış.

Neymiş bunlar.

Kut'ül Amare Osmanlı'nın Son Zaferi- İsmail Bilgin

Bu kitabı yıllar önce bir blogda görüp not almıştım. Geçen seneki sahaflar festivalinde görünce hemen aldım ama okumadım.  Nasip bu güne imiş.


Tarihi romanları severim. Severim sevmesinede bu kitabı çok sevemedim. Kitap kötü değilde hitap ettiği yaş grubuna dahil olmadığım için dilini biraz basit buldum.
Konu ile alakalı genel tarih bilgisi içinde Atlas Tarih dergisinin bu ay ki konusunu okuyacağım ( okumaya yeni başladım ).

Orkun Bilgesi - Yılmaz Gürbüz


Bu kitabı alalı o kadar uzun zaman oldu ki alış sebebimi hatırlamıyorum. 2012 Beyoğlu sahaflar festivalinden almışım. 
O dönemde aldığım kitaplardan okunmayan bu kitap kalmıştı bunuda okumuş bulundum.
Kitabın konusuna gelince Çin elinde 50 yıldır tutsak olan Türklerin Çin'e başkaldırıp yeniden Özgürlüklerini elde etmelerini konu alıyor.  Kolay oluyor mu? Hayır. Çin entrikaları o kadar etkiliki bu yolda kendi soydaşları ile savaşmak zorunda da kalıyorlar. 

Dili başlarda zorlasada alıştıkdan sonra akıcı bir şekilde okunuyor. 
Yer yer kendini tekrar etmesi tarihi bilgi vereceğim diye konudan kopyasını görmemezlikten gelirsek tavsiye edilebilir.

Bu tarz kitapları sevenlere Murat Kınıkoglu'nun Bozkurun Efendisi adlı kitabıda tavsiye ediyorum. İki kitapta eskiyi anlatsada günümüz için çıkarılacak dersler mevcut.

Ya Tahammül ya Sefer -Mustafa Kutlu


Mustafa Kutlu ismini ilk ne zaman duydum?
Eskişehir'de ilk yaz okulunda ev arkadaşımın tezi idi. Mustafa Kutlu kitapları okuyacak ve yorumlayacaktı. Kızın ağzından yazar hakkında tek olumlu cümle çıkmadı.
  Daha sonraki dönemde tanıştığım edebiyat öğrencilerini görünce "tamam ben bunlardan çok bir şey beklemesemde olur" dedim. Meryem hariç tanıdığım herkes sevdikleri için değil farklı sebeblerden bu bölümü tercih etmiş.  O yüzden Sebiha'nın olumsuz cümlelerin kanmayacak Mustafa Kutlu okuyacaktım.

Sonra blog açtım baktım herkes okuyor, bayılıyor.  Iyy demek zorunda kalıyor insan. Malum reklam vari bloglardan bir taneside okuduğu kitabı beğenmedim demiyor. O yüzden onlara benzememeliyim, illaki muhalefet olmalıyım. 
Neyse efendim kitaba başladım,  ne olduğunu anlamadan bitti. Edebiyat öğretmeni olan kuzenime ben bir şey anlamadım dedim. Hikayeden tam olarak ne bekledin ki diye beni bozdu biraz :)
Ne bekledim? Olumsuzda olsa hir sona bağlanmasını bekledim mesela. Herşey havada kaldı!

Batı kaynaklarına göre islam medeniyeti - İsmail Hami Danışmend


Geçen sene derin tarih dergisine abone idik. Her ay dergi ile birlikte mini bir kitap geliyordu. Mevcut kitapları kitaplığın bir köşesine sıkıştırıp bir ara toplu okurum dedim. Okudun mu? Hayır.  Sadece iki tanesini okudum.
Neymiş her ay olmasada ara ara bir tane okumalıymışım.

Kitap içinde neler var bir bakalım.


Benzer konularda pek çok kitap, makale, söyleşi okuduğum için kitap benim için yeni bir şey değil.  Buna rağmen altını çizdiğim, not aldığım pek çok yer oldu. 
Bu tarz kitaplar okumayı sevenlere Fuat Sezgin ve araştırmalarını incelemelerini tavsiye ederim.

Mart girene kadar okumalarım bu yönde AÖF kitaplarımı aldıktan sonra okuma türünü belirleyip yavaş yavaş okuyacağım.  AÖF milletin bahsettiği kadar kolay değilmiş görmüş oldum. Hukuk ve iktisat hariç tüm kitapları okudum ortalamam 3,22. Zevkine okuyorsam biraz daha yüksek ortalama yapmalıyım. 
Siz neler okuyorsunuz? Tarihi roman, sanat tarihi, eski uygarlıklar hakkında  yada toplum bilimi üzerine tavsiye kitaplarınız var mı? Ay ne uzun bir liste oldu. Ben en iyisi uzatmadan gideyim.

Allaha emanet olun.



27 Aralık 2015 Pazar

Mücella - Nazan Bekiroğlu

Kitap ilk çıktığından beri alıp okumak istemiştim.  Evde alınıp okunmayan o kadar çok kitap var ki içlerinden bir ikisini okumadan yeni kitap almayacağım dedim. 
Baktım AÖF ders kitapları çok vaktimi alıyor başka bir şey okuyamıyorum. Sınav sonrası başarı ödülü olsun ( kesinlikle en yüksek notlar benim olacaktı ), o vakit alacağım dedim. Sınav beklediğim gibi geçmedi.  Ben çalışıp güzel geçmedi diyorsam çalışmadan girenlerin yanında başarılı sayılırım. Bu da kendi çapında başarıdır :) bahanesine sığındım.
Uzun lafın kısası yeni kitap almama bahanelerimi tüketim,  kitabı aldım başladım.


Beklediğim gibi mi? Hayır.  Roman olunca nar ağacı gibi birşey bekliyordum. Öncelikle dil çok çok sade. Yazarın pek çok kitabını yarım bırakmışımdır.
Bitirebildiğim Yusuf ile Züleyha,  Nar Ağacı ve Nun Masallarıdır.

 Bu kitapları okuyan kişi Mücalla'yı başkası yazmış sanabilir.
Sade, akıcı bir dil var. 
Hikaye Trabzon'da geçiyor. Trabzon'u bilmeyen bir Trabzon'lu olarak Karagöz bahçesi,  sipahipazari, kemerkaya neresidir nette gezinmeden bilemedim. 


Hikayeyi biliyorsunuz zaten; hüznün,  yalnızlığın hikayesi.
 Uzun uzun anlatmayacağım, alıntı yapıp gideceğim. 

Eşyanın, sahibinden geri kaldığında nasıl bir yüke dönüştüğünü ilk kez anladım.

Tanımaktı anlamanın ilk şartı. Sevmek anlamaktan sonra gelir.

Sanki beklediği bir duygu varmış da onu yaşatmadan, içinde dolması gereken bir yer varmış da o yeri bulmadan kayıp gidiyordu çiçekler.

Kazalı belalı yolları kazasız belasız atlatmayı, eylemekten çok eylememeyi başaranların çorak bakışı. Yaşanmamıştan çıkarılan gururun acı tacı.

Benden bu kadar, esenkalın.



12 Şubat 2014 Çarşamba

Siret-i Meryem - Sibel Eraslan

Geçen sene Nuriye Celegen'in Aşk-ı Sukun kitabını okuyup beğenmiştim.  Ardından benzer bir konu Sibel Eraslan okuyayım dedim, olmadı.  Okurken nasıl bir ruh hali içinde idim acaba, daha önce okuyamadığım kitabı severek okudum.  
Kitaba pazartesi başladım. Ilk gün 100 sayfadan fazla okumuşum.  Halbuki geçen sene 146 sayfa okuyabilmişim.

Kitaptan ziyade kitap okuma hikayemden bahsedeceğim.  Elifeyi duymayan yoktur. Kendisi Ask-i Sukun'u okuduğuna dair post yapmıştı bende "bu kitabı birlikte okuyalım mı" teklifinde bulundum, bir baktım ki 5 kişi birden okuyormuşuz.


Daha önce Sibel Eraslan okumadım.  Arada bir gazetedeki yazılarını okurum. Fatih Citlak ile sık sık TRT de ki iyi fikir'e katılırlar. Ikisinide dinlemek güzel, tavsiye ederim. Madem dinlemekten zevk alıyorum kitabını da okuyayım dedim.
Kitaba başlamamla bitirmem bir oldu. Hem hızımdan dolayı hemde kitabın sonundan dolayı şaşkınım. Insan klasik biyografi kitaplarindaki sonlardan bekliyor. Şaşkın ben :)

Kitabı beğendim okumanızı tavsiye ederim. 
Yazarın elimde Hz.Fatıma'yı anlatan kitabı var. Aynı tarz kitapları ard arda okuyamadığım için bir kaç ay sonra okuyacağım.  Bu zaman zarfında Fatih Citlak dan bir kitap okumak istiyorum, tavsiyesi olan var mı?

10 Ocak 2014 Cuma

Kitap Listem

Ne kadar tembel olduğumu birkez daha ispatlamış oldum. Kitapları okuyup kısa bir giriş yapmışım sonrada yayınlamayı unutmuşum :)
Son okuduğum kitabı paylaşmayı akıl edince eskilerine yayinlayayım dedim.

Jose Saramago - Körlük

Uzun zamandır Saramago okumayı düşünüyordum. Sürekli erteleyip duruyordum. Körlük ile başlangıç yaptım, ilerleyen zamanlarda başka kitaplarını okurum.
Kitabı beğendim mi? Bilemedim.
Kitabı bitirdiğim gibi filmi izlememiş olsam çok iyi olacaktı. Kitabı beğendim, film hayal kırıklığı idi.


Filmin pek çok yerini atlamak zorunda kaldım. 
Kitabın sonu daha farklı bitebilirdi. Asıl körlüğün çevremizdekilere karşı duyarsız oluşumuz olduğu anlaşılınca körlük yok mu oldu yani?


Kara Kitap Orhan Pamuk

Bir heves başladım ama devamını getiremedim. İlk yüz  sayfasını okuduktan sonra bir hafta ara verdim. Bir hafra aradan sonra "güzel,  farklı bir kitap. Neden okumayayım ki" diyerek okudum.


Kitap kayıp bir eş ve kendini devamlı gizleyen bir gazetecenin ardı sıra gidiyor.
Genç avukat Galip kayıp eşi Rüyayı ve kendini gizleyen gazeteciyi ( rüyanın abisi celal ) aramaya çalışırken kendisini bulması ( bence öyle başkaları katılmayabilir ) üzerine farklı bir kitap. Hikaye anlatmayanların hikayesidir bir bakıma.
Kitap hakkinda bilgi vermeyeceğim. Okuyun bilgilenin efendim.

Tan Yeri Horozlar - Yaşar Kemal



Ada serisinin üçüncü kitabını bir heves başladım ama beklentilerimi karşılamadı. Bu demek değil ki kötü idi. 3. kitabı da beğendim yalnız ben ilk iki kitabı beğendiğim içim beklentimi yüksek tutmuştum. Konuya aşına olduğumdan mı bilinmez kitaba başlamamla bitirmem bir oldu. Ne oluyoruz bu kadarçık mı dedim kaldım.
İlk iki kitabı okuyan bilir adaya her gelen uyumlu, birbirine saygılı idi. Hiç mi olumsuz bir durum olmaz dedim. üçüncü kitaba geldiler. Dedikoducu, yağmalama yapanlarda gelirmiş demek ki. Bakalım 4. kitapta bizi neler bekliyor.
seriye başlamadıysanız başlayın efendim pişman olmazsınız.


Batmayan Gün -  Samiha Ayverdi


Samiha Ayverdi'yi biraz geç keşfettim o yüzden aradaki açığı kapatmak için peş peşe kitaplarını okumaya karar verdim.
Batmayan gün külliyatın ilk kitabı. Yazarın ilk kitabı olan aşk budur külliyatta bulunmuyor. Yazar kitabının yeni basımını istemediği için külliyat batmayan gün ile başlıyor.
Batmayan gün romanında ''maddenin üstünde ona hakim olan bir kuvvet olduğu muhakkak... fakat ben bu kudreti yakından görmek tanımak isterim.'' diyen Aliyenin kendini bulma cabası, dedesi İrfan Paşadan kalma defterler ve Kerem bey vasıtası ile ilahi aşka ulaşmasıdır konu.


Elde var insan Senai Demirci

Senai Demirci sevdiğim yazarlardan biridir. Gazetede yazdığı zamanlar yazılarını biriktirirdim. Artık gazetede yazmıyor,  zafer dergisinde yazıyor.  Dergiye aboneyiz ama nedense açıp okuyasım gelmiyor. Halbuki ergen döneminde ne çok okurdum. Dergilerin ciltlenmis hali vardı ablamda gerçeğe doğru diye. Bazı yazıları tekrar tekrar okurdum. Şimdi elimin altında duruyor ama okumuyorum :(



İnsan coğrafyasında gezintiler diye alt başlığı var kitabın. Kitabın özeti niteliğinde. Senai Demirci sevenler için kısacık ama anlamlı bir kitap. Ben parça parça okudum. Bir kaç yazı üst üste okunmuyor.

İhanet Noktası - Dan Brown

Polisiye sevmediğini iddia eden birisi olarak Dan Brown ne alaka?
Şahsıma sordum, zataalimde kafa dağıtmak icin ideal dedi.
Yazarın okudugumikinci kitabı idi. Gayet akıcı bir solukta okunan kitap. Ağır birkitap okuduysanız geçiş için ideal 510 safya hemen bitiyor. Bitirince size bir değer katar mı tartışılır.
Her zaman ki gibi iyiler her zaman kazanır mantığı.

Musafa Ulusoy'un bugün ki yazısından alıntı yapıp bitireceğim.

İllaki ana kahraman başarmak mecburiyetindedir. Çünkü modern hayat algısının merkezinde başarı vardır, neticeye ulaşmak vardır.  Eğer ahiret yoksa, adelet illa da bu dünyada tecelli edecektir. Yoksa bir roman yazarı,  bir film yönetmeni eseriyle insanlara başka bir şekilde umut aşılayamaz. Umutsuz hikaye can sıkıcısıdır. 

18 Haziran 2012 Pazartesi

İslam'ın Silahsız Askeri- Badşah Han

Badşah Han, Eknath Easwaran kimdir bilmem yazın köy dönüşü kitaplıkta buldum. Kitaplığın kayıp eşya deposu olduğunu düşünmeyim, ben yokken babam almış. bir bakayım kitap kimi anlatır yazarı kimmiş dedim.

İlk olarak yazarımızı tanıyalım


















Badşah Han'ın nüfusunun doruğa ulaştığı yıllarda Mahatma Gandi'nin Hindistanın'da yetişir. Her ikisiyle de tanışma fırsatı bulan yazar, Gandi'nin 'cesurların silahsız direnişi' dediği kavramın altında yatan dönüşümüm Han'da kusursuz bir şekilde vücut bulduğuna inanır.

Hindistan'ın Nagpur Üniversitesi'nde İngiliz Edebiyatı profesörü olarak görev yapan yazar aynı zamanda tanınmış konuşmacıdır.
Fulbright Öğretim Üyesi Değişimi Programı kapsamında 1959'da ABD giderek California Berkeley Üniversitesinde görevine devam etti.
















1961 de not için eğitimden öğrenmek için eğitime geçişi sağlamak için mavi dağ meditasyon merkezini kurdu.
Yazarın otuza yakın kitabı bulunmakta olup kitapları yirmi  ayrı dile çevrilmiştir.  20 ekim 1999'da California'da vefat etmiştir.

Ve kitabımız



Mahatma Gandi milyonları sömürgeçi yönetime karşı barışçı bir devrimle ayaklandırıken Abdülgaffar Han'ın devrim saflarında yer alması uzak bir ihtimal gibi gözüküyordu. bununla birlikte Han sarp ve engebeli topraklar olan Hindistan'ın Kuzey-Batı Hudut Eyaletinde hüküm süren acımasız Patan geleneklerinin bağrında yüz bin kişilik silahsız bir orduyu çıkarmayı başardı.

Pek çok kişi Gandi'yi sicilleri böylesine vahşet dolu olan bu insanları kendi silahsız mücadelesine katmaması konusunda uyarmıştı. Ama Han'ın önderliğinde Patanlar, ancak büyük savaşçıların adaletsizliğin karşısında silahsız durma cesaretini gösterebileceğini bütün dünyaya ispat ettiler.

Kitap yazarın gözlemleri ve Badşah han'ın konuşmalarından oluşuyor. birazcık alıntı yapacak olursak;

Benim gibi bir müslüman'ın yada Patanın şiddetten uzak durma felsefesini benimsemesinde şaşılacak bir şey yok. Bu yeni bir felsefe değil. Hz. Muhanmed (sav) bundan bin dört yüz yıl önce Mekke'de kaldığı dönemde bu felsefeyi uygulamıştır.

Tek bir değer ölçütüm var, o da bir insanın Allah'a olan teslimiyetinin derecesinir.

Gandi ''silahsız mücadele en iyi yol değildir. silahsız mücadele tek yoldur'' şiddet daha fazla şiddeti körükler.

Eğer bir esir yatacaksa,
o göz kamaştıran mezar taşımın altında;
kimse saygı duyması, tükürsün o mezara!
ey anneciğim, arkamdan ne yüzle ağlayacaksın:
bedenim ingiliz silahlarıyla parcalanmayaksa
Gani Han

Benden bu kadar. Kitabı okurken  biraz sıkıldığımı belirtmem gerek.