20 Ekim 2015 Salı

Gırnati seyehatnamesi


  2015 hedeflerim seyehatname, gezi, mektup,  biyografi tarzı kitaplardı. Bu doğrultuda kendime liste yaptım.  Üç beş adet de kitap aldım.  
Seyehatnamelerde Katip Çelebi ve Evliyâ Çelebi bu kapsama almıyorum.  Pek çok yayınevinden seçme öyküler okudum. 
Onların dışında Müslüman seyyah denince akla gelinen üç beş kişi var zaten. Ibni Battuta,  İbni Fazlan ve Gırnatı Seyahatnamesi.


Sırayı aynen bu şekilde okudum. Ilk okuduğum ve beğenmedim dediğim batutta sehehatnamesi en iyisi. Listenin diğer üyeleri giderek çıtayı düşürmüş. 
Kitabı bitireli çok oldu. Durup düşünüyorum acaba ne öğrendim.  Bir kaç ilginç nokta olmuş olsada yeni bir şey öğrenmedim. 
Kitap basımı hakkında bir iki laf edeceğim.  Malum seyehatname okuyoruz. Okudugumuz şehirlerin tam olarak neresi olduğunu bilmek istemek her okurun hakkı.  Kitaba başlamadan bir karıştırdım harita yok. Okumaya başladım.  Dip notlarda "ekler kısmındaki haritada..." diyerek başlayan pek çok cümle gördüm ama haritayı göremedim.  
Haritasız seyehatname? "Bizimla degilsin yeditepe yayınları." 
Tamam şaka daha önce bu yayından kitap okudum sorun yoktu. Demek ki gözden kaçtı. Bir defaya mahsus hoş görüyoruz.  Yok hoş görmezsek yayınevi hatasız basım mı gönderecek? Hiç.
Harita yoksa ben de harita eklerim dedim ve eksiz kağıdı ile tarih atlasından kopya ettim.

Neyse efendim kitaba dönelim.
Kitap 11. yy dönemi olunca yazar için ilginç olup bize normal gelen durumlar var. Örnek verecek olursak o devirde siyah beyaz çizgili eşşek ( zebra) görmek normal değil, hele tek başlı beş yılan ( ahtopot) hiç normal değil.  Üstelik bu yılanların büyüdükten sonra gemi batırıp insan yemeleri!


Teknoloji sayesinde görmesekde pek çok şeye vakıf olabiliyoruz. O devirde internet, gazete yada dergi yok. Çok gezen çok bilir lafı tam olarak o devri anlattığı için kaleme alan ne görmüş,  nasıl yorumlamış kişinin bakış açısına kalıyor.
Ibni Fazlan ve Gırnatı seyehatnamelerinin ortak noktası dev adamları.  Gerçekten dev adam var mı, bunlar mı gözlerinde büyütmüş bilinmez.  Bilinene bir şey varsa eski dönem insanı bu devre göre daha yapılı olduğu.  Tabi ne kadar eski dönem tartışılır. 
Kitap gercekten daha ziyade efsane gibi dursada o devrin bakış acısını öğrenmek için okunabilir.
Yinede önceliğimiz Battuta olsun derim.
Kalın sağlıcakla. 

15 Ekim 2015 Perşembe

Tarihte Bugün

Ay ay magazinciler, tarihciler, politikacilar yaparda acemi blogger yapamaz mı? Yaptım gitti. Tarihte bu ay ne olmuş.

Kristof Kolomp Amerika kıtasının keşfetmiş. Keşfetmek kelimesi daha önce bilinmeyen yerler için kullanılır. Amerika Kıtası Kolomp'tan önce müslümanlar tarafından keşfedildiği için doğru haber diyemeyeceğiz.
Ekim ayı içinde Ankara Başkent kabul edilmiş.  Cahit Sıtkı,  Ömer Nasuhi, İbrahim Canan bu ayda vefat etmiş.
Ekim ayında pek çok şey olmuş olsada ben onlara değinmeyeçeğim. Acemi blogger neler yapmış ona bakacağım. 

2014

Kitap okumakta biraz yavaşlamışım. Ağır aksak okumuşum. Ağır okumuş olsamda  okuduklarımı güzel seçmişim, dört kitabın dördünüde tavsiye etmişim.


 Oradan da  Sibel Eraslan seminerine gidip kendisi ile tanışmışız. Kadın tv de nasılsa gerçekte de öyle. Sıcak, samimi. 2015 kitap okuma hedefimin fikir sahibidir. Bizi biz yapan eserler okuyun demişti ve kitap listesi vermişti.

2013

Ay hiç gülesim yoktu. Kardeşçikler demiş başlık almışım.  Hem komik yazmışım hemde çocukluğumun tüm rezilliklerini aktarmışım. Köyde temizlik yaparken Ayla ablamın günlüklerinin buldum ama okumadım.  Küçükken ne meraklıymışım.


Buket Uzuner'in kitabını okumuşum.  Uyumsuz Defne Kaman'ın maceraları. Kitabı bitirince devamını merak etmiştim.  Devamı henüz çıktı ve merakımda uçtu gitti.

Bir de güzel bir piknik yapmışız.


2012

Menekşe abla bana kitaplarını vermiş.  Aradan üç yıl geçmiş acemi blogger 25 kitabın 13'ünü okumuşum. Çok ayıp çok. 


Bir zamanlar Kore dizi/filmleri izliyordum.


Dedektif Cha, izleyin efendim.

Ekim ayında yaptığım herşeyi özetlemedim. Sadece bir haftalık kısma göre hareket ettim. Bir hafta bile beni mutlu etti. Geçmişe gitmek güzel.  
Bu kısma kadar okuduysanız sizde geçmişte neler yapmışsınız bir göz atın.  
Hatta bir mim gibi kabul edip post yapın. 
 Keyifle kalın. 



13 Ekim 2015 Salı

İki Şehrin Hikayesi

Yıllar önce yazarı pek tanımazken okumaya niyetlenip yarım bıraktığım kitaplardan biridir iki şehrin hikayesi. 
İyiki de bırakmışım, bu kitabı okusaydım eminim başka kitaplarını okumak istemezdim.
İlk Siyah Lale, ardından Monto Kristo Kontu'nu okudum.
Üçüncü olarak İki Şehrin Hikayesini okumuş oldum.


Kitap Fransız devrimine doğru ağır ağır ilerliyor. Ilerlerken biraz Fransa biraz da İngiltereye doğru ilerliyor.
Fransız devrimine zemin hazırlanırken gereksiz tutuklamalar, ajanlar, şehirler...
Kitabı biraz okunur kılmak içinde bir sevda hikayesi.
Kitabın sonunda şunun şunla bağlantısı var dediğim ne varsa tutmadı :) Harikayım, bu yüzden yazar değilim galiba.
Neyse efendim yazarın tarzını beğendiğim için severek okudum. Yazarı ilk defa okuyacak olanlar bu kitaptan başlamasın.

Kitabı okuyalı iki ay olmuştur.  Köydeki kuzenimin kitabı.
Ne okuduğumu unutmamak için hemen geldim not aldım.
Tamam yalan, tabletteki resimleri sileceğim, silmeden bir iki yazı yazayım sonra silerim dedim.


Bu arada ilk resimdeki toz içindeki gaz lambasına görmemezlikten gelin.
Temizlik yaparken çıkardım annemin göreceği yere bıraktım. Kapkara olan  lambanın camını pırıl pırıl yaptı. Bunu yaparken kuzenleride eleştirmekten geri durmadı "ne bicim kızsınız, hiç bu lamba böyle kaldırılır mı? Ben yeni gelinken her sabah parlatırdım" gibi sözlerin nicesini saydı döktü.  Kızlar umursamadı o ayrı dava :)
Gitmeden Sürahiyi tanıyan var mı? Babaannemin ceyizinden.

3 Ekim 2015 Cumartesi

Biryerlerden başlamak


Benim bir blogum varmış, yeni öğrendim. Ay aman yanlış söyledim yeni hatırladım. 
Oysa ki anlatılacak o kadar çok şey birikti ki. Madem elime kalem kağıt alamıyorum. Madem yazı yazmayı unutmuşum sanalda olsa bir yerlere not almalıyım değil mi?


Ne zormuş uzun bir aradan sonra başlamak.  Kaç kere niyetlendim, yazdıklarımın ne kadarını düzelttim bende unuttum.
Evet bir yerden başlamak lazım.
Biraz gezdim az birazda okudum. Sonra döndüm dolaştım  medeniyetin başkenti varoş mahalleme geldim.
Ay bu Istanbul ne kalabalık, dahada kötüsü kokuyor. Tüm dereler, yollar izler, otobüsler, insanlar hep kokuyor :(
Tamam biraz mübala sanatı kullanmış olabilirimde gerçekten kokmuyor mu?

Görüşmeyeli neler yapmışım?
En son köyde fındık topluyordum galiba.




20 gün topladık, öldük bittik. Fındık bittikten sonra biraz gezdik.

ilk defa Sümela Manastırı,  Sera Gölü ve Hamsiköye gittim.
Büyük bir ihtimalle oralara özel yazı yazmam. O sebepten bir iki cümle edeceğim.


Sümelaya giderken hava durumuna muhakkak bakın.
Sera gölünün bir albenisi yoktu. Deniz bisikletleri pahalı.  Yarım saate 30 tl verdik. Hep Araplar yüzünden. Yerli olanlara bir ayrıcalık yapılabilir.


Hamsiköye muhakkak gidip sütlac yiyin. Hem manzara hemde sütlac çoook güzeldi.


Bir ara Sinop'a (Ayancık ) atanan kuzenimle okul görüp ev tutmaya gittik. Ne berbat yolculuktu öyle.
Ayancıktan iki gün sonra gayet sakin bir yolculukla Istanbul'a döndük. Sinop yollarında 130 ile gidip istanbul yolunda 90 ın üzerine çıkmadan gitmek sıkıcı idi. Bir ara gidip gaza bassam mı diye aklımdan geçti :)

Köyden döndük iki gün sonra Eskişehir'e doğru yol aldık.  Ablamların bayram iznine bende ortak oldum.
Eskişehirde dört gün kaldık.  4,5 yıl Eskişehir'de yaşadım ilk defa Havacılık müzesine gittim. Beğendim mi? Beklentinin altında.
Eskişehir'den dönerken malum bayram trafiğine yakalandık.


Kocaeli Istanbul arasını 3 saatde aldık.  Neyseki üç kişiydik pek sıkılmadık. Tamam tamam Menekşe abla biraz sıkıldı.  Ayla ablam bol bol resim ve tv ile yolu tamamladı.

Eskisehirden sonra AÖF kaydoldum. Kültürel Miras ve Turizm.
Çok hevesle kaydoldum, hevesim kursağımda kaldı.  Kitaplar kalmamış.  Ödemiş olduğum paracıklarımın karşılığını masamın üzerinde kâğıt olarak görmeliyim. Tamam ders dökümanları indirilebiliyor biliyorum. Anadolu Arkeolojisini indirdim ama okuyamıyorum :(
Kitaplarımı istiyorum.
Şimdilik iki şubeye baktım.  Hafta içi başka yere bakacağım.

Üsküdar'da minyatür kursuna kaydoldu. Geçen salı mülakata gittim. Cizimim güzel olmadığı için hoca beni kabul etmek istemedi. Israrcı oldum. Kendime güveniyorum, yapabilirim dedim. "Sizi ararız" dediyselerde pek inanmadım :(


Halbuki evde güzelce çiziyordum. Kursda heyecan yaptım. 


Bunların haricinde  yazın köyün kıt imkanları ile kırtasileşme etkinliğine katıldım.
Heybemdeki huzur ve z.hanim'ın ortaklaşa düzenlediği etkinlikte öylesine biri eşleştik.


Bana gelen hediyeler bunlar.
Etkinlik sahiplerine ve öylesine birine teşekkür ederim.

Galiba benden bu kadar bir ara okuduğum kitapları paylaşırım.
Allaha emanet olun.



2 Eylül 2015 Çarşamba

Santa Harabeleri

Yıllardır Santa Harabelerine gitmek istemişimdir. Dört yıldır köyden uzakta olunca her detayı görmek istiyor insan." Isteyince oluyor mu?" sorusunun cevabı hep aynı o ayrı dava. Bu sene nasip oldu. Tabi dört kızın hazırlanıp evden çıkması zaman alıyor.  Biz santaya gidene kadar sis geldi her yeri kapladı.

Biz yaylaya giderken Araklıdan kara dere üzerinden gideriz. Yol üstündeki pek çok köprü ve yerleşim yerlerini biliriz.
 Evimiz ise yanbolu deresi (haritalarda yanbolu çayı diye geçiyor ) üzerinde. Bizden yukarıdaki köylerin adını bilsemde gidip görmüşlüğüm yok.  Kenarında büyüdüğüm derenin kaynağını görmek,  her köprüde resim çekilmek bu seneki yapılacaklar arasında idi. Santa harabelerinede bizim oradan gidiliyor madem düşelim yollara dedik.
Sadece iki köprüde durduk. Bir kerede dere ve bakkal için durduk. Yollarda bol bol resim çekildik.
Sisten dolayı iki mahalleyi gezdik ve rotamızı farklı yerlere çevirip kara dere üzerinden döndük.

Resimlerle sizi baş başa bırakayım.











Benden bu kadar. Esenkalın.

30 Ağustos 2015 Pazar

Bin Muhteşem Güneş

Kitabı nasıl anlatsam bilemiyorum. Bir dram nasıl dile gelir, kağıda dökülür.  Ben nasıl özetlerim...
Azize daha bebek, Meryem 33 yaşında yaşlı bir kadın. 
Yaşlı! 
Kime göre, neye göre?  Kriter ne?
Kendi 50 yaşında iken 14 yaşında kız ile evlenmeyi niyet eden kıza göre yaşlı değil mi? 
Çok mu üzüldüm yoksa sinirlendim mi bilemiyorum.

Yazarın ilk kitabını dört sene önceki köy ziyaretinde bir günde okumuştum.  


Okuyanlar ilk kitabın tadını diğer iki kitabın vermediğini söyledikleri için okumayı erteleyip durdum. Baktım kuzende ikiside var, bir yerden başlamak lazım dedim ve üç günde okudum.
Kadın olmak her yerde zor. 
Leyla ve Meryem.
 Normal şartlarda arkadaş olur muydu bilinmez. Zaten Afganistan'ın normal zamanı var mı? 
Iki kadının dostluğu, birbiri için yapabilecekleri.
Anlatılmaz,  en iyisi okuyun.



27 Ağustos 2015 Perşembe

Coğrafi Keşiflerin İçyüzü - Abdurrahman Dilipak

Yazarı daha önce duymadım. Köy kitaplığında okunmaya değenlerden liste yaptım.  Bu kitapta listede olanlardan. Kitap basıldığında üç yaşında bile değilmişim. Inkılap yayınları mayıs 1988 de 4. baskısı yapılmış.  Ilk baskı 1984 de çekirdek yaydınları tarafından yapılmış.  
Kitaptaki yazılar yazarın islam dergisinde yazmış olduğu yazıların derlemesi. 

Gençliğin ders kitaplarındaki  yanlış bilgi ile yetişmemesi için kaynaklar ve delillerle gerçekler aktarılmış. 
Batılıların ilmi doğudan ( islam dünyasından ) aldığını, değiştirerek kendileri üretmiş gibi dünyaya sundukları bildiğimiz gerçekler.

Namaz her müslümana farz kılınınca fert fert her müslüman zamanı tanıma ve konumunu saptama mecburiyeti doğmuştur.  
 Hac ibadeti ile müslümanlar belli bir mekanda toplanmayı mecbur etmektedir ki bu durum müslümanlar arasında seyahatı, gelip gitmelerle birlikte bilgi değişimini,  ulaşımın kolaylaşması, yeni araçlar geliştirme ve yeni yollar keşfetme zorunluluğu doğurmaktadır.

Pusula, usturlap, saat kavramları bu şekilde geliştirilmektedir.

Islam dininin yeni ülke, kıta ve kıtalararası yayılmaya başlaması ile dünyanın pek çok yerinde müslüman Arapların kültürleri yayılmıştır. 
Batılı seyyahlar gittikleri yerlerde Arap kültürleri ile karşılaştıklarını itiraf etmişlerdir. Zaten gidilen yerlerde müslümanlar tarafında gidilip görülen,  haritası çıkarılan yerler.
Piri Reisin her yerde görüp aşina olduğumuz haritası Amerika kıtasına ait. Kristof Kolomb müslüman kaynaklarında bilinmeyen bölgenin haritasını görünce yola çıkmaya karar veriyor. Pek çok devletten yardım talebinde bulunuyor ve geri çevriliyor. En son Ispanya kraliçesi istediklerini veriyor.
Bir süre sonra kara  gözükmeyince tayfa isyan çıkarıyor.
 Kolomb isyanı bastırmak için " Tanrıya yemin olsun ki buralarda bir kara parçası var. Bunu müslümanların kitabında okudum. Müslümanlar bilirler ve yalan söylemezler" sözlerini sarf ettiği daha sonraki dönemde oğlu tarafindan kaleme alınıyor.
Vasco da Gama bir diğer seyyah. Seyyah diyorum çünkü onların yaptığına "coğrafi keşif" diyemiyorum. Gama  yola çıkmadan önce korsanlar tarafindan esir edilen üç müslüman denizciyi zindandan çıkarıp yanına alıyor.  Ikisinin kimliği belli olunca denize atılıyor.  Üçüncü kişi kimliğini çok iyi saklıyor ve denizde Kristof kolomba yardımcı oluyor. Bu kişi kim mi? Ibni macid. Pusulasının geliştirilmesine yardımcı olan Ibni macid mi bilinmez. Bilinen bir şey varsa pusula, usturlap, uzay geometrisi hesabı ve enlem - boylam hesaplarını o devirde müslümanların yapıyor olması ve batılı gezginlerinde müslümanlardan yardım alarak yola çıktığı.


Bunlar o devire ışık tutması için sadece küçük bir örnek.  Bunun gibi niceleri var.
Daha detaylı bilgi için kitabı okumanızı tavsiye ederim.
Allaha emanet olun.