everest Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
everest Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ağustos 2015 Pazar

Bin Muhteşem Güneş

Kitabı nasıl anlatsam bilemiyorum. Bir dram nasıl dile gelir, kağıda dökülür.  Ben nasıl özetlerim...
Azize daha bebek, Meryem 33 yaşında yaşlı bir kadın. 
Yaşlı! 
Kime göre, neye göre?  Kriter ne?
Kendi 50 yaşında iken 14 yaşında kız ile evlenmeyi niyet eden kıza göre yaşlı değil mi? 
Çok mu üzüldüm yoksa sinirlendim mi bilemiyorum.

Yazarın ilk kitabını dört sene önceki köy ziyaretinde bir günde okumuştum.  


Okuyanlar ilk kitabın tadını diğer iki kitabın vermediğini söyledikleri için okumayı erteleyip durdum. Baktım kuzende ikiside var, bir yerden başlamak lazım dedim ve üç günde okudum.
Kadın olmak her yerde zor. 
Leyla ve Meryem.
 Normal şartlarda arkadaş olur muydu bilinmez. Zaten Afganistan'ın normal zamanı var mı? 
Iki kadının dostluğu, birbiri için yapabilecekleri.
Anlatılmaz,  en iyisi okuyun.



7 Şubat 2014 Cuma

Şubat okumaları

Başlarken sıkılıp ilerleyen sayfalarda beğendiğim iki kitapla karşınızdayim. Oblomov'u aylar önce sahaftan almıştım.  Okuma şenliği bahanesi ile başlamış oldum. Oblomov'un tembelliği bana geçmiş olmalı ki güzelim kitabı bir haftada okudum. Kitap hakkinda uzun uzun yazamayacağım.  Okuyun fikir sahibi olun derim, o kadar.


Sultanı öldürmek kitabını gecen sene ( yoksa daha önce mi?) kuzenim almıştı.  Bir ara başlamıştım ama devam edemedim. Etkinlik bahanesi ile elimdeki kitapları bitirmeye çalışıyordum.  Kitabın varlığını bile unutmuştum ki kuytulardan çıkarıp okudum. Kitaplığımız küçük olduğu için her kitap pratik ulaşılabilir yerde değil. 
Polisiye kitaplar sevdigim tarz olmasada insan okurken elinden bırakmıyor.  Sonunu tahmin edemedim. Sadace Müştak yapmamıştır diyordum, bir ara teyze kızı kıskanmıştır diye şüphelerim vardı çıkmadı. Bir kaç polisiye kitap okuyunca sonunu tahmin edebilirmiyim acaba :)
Dizilerde/filmlerde her zaman benzer isimlere alıştığımız için mi ne   kitaptaki isimler farklı geldi.
Müştak,  Nüzhet,  Fazilet, Şaziye...
İki kitabı da beğendim,  tavsiye ederim.
Bir sonraki kitapta buluşmak dileği ile esenkalın efendim.

17 Temmuz 2012 Salı

Bu aralar okuduklarım


Okumuş olduğum kitaplara tek tek post yazmak yerine toplu olarak yazmak işime geliyor :)

Geçen Kpss sınavımdan hemen sonra Eskişehir'e gitmek için bilet ayırtmıştım. Yanıma da  kitaplaşma etkinliğinden gelen muz seslerini aldım. Rezervasyon yaptırdığım bileti zamanında alamayınca iki saat beklemek zorunda kaldım. Neyse ki can yoldaşım kitap yanında idi zaman nasıl geçti anlamadım. Berbat bir yolculuk ile kitabı yarılamış oldum. Pazar tüm gün es es gezdiğimiz için kitabı elime almadım. Pazartesi iş görüşmem vardı o yüzden pazar gece göndüm. Döndüğüm gibi de kitabı bitirdim.


Kitap 3 farklı mekanda geçiyor. Günümüz Oxford'unda kendisinin bile ne yaptığından haberi olmayan kızımız, 1980 yıllarının Beyrutun'dan babadan kızına yazılmış mektuplar ve mektupların peşinden giden günümüz Beyrutun da bir Filipinli bir kız.
Kitabın en güzel kısmı, toplama kampında doktorluk yapan babanın ayrılmak zorunda kaldığı kızına yazılan mektupları. Sonunu beğenmesem de genel olarak güzeldi.

Kısaca göz gezdirecek olursak;

İnsan yalnızken bir tane daha kendinden doğuruyor içinde, ''korkma'' desin diye.

Bilginin sadece çocukluk ezberleri karşısında yenildiğini düşünüyordu.

Ne yaparsan yap, sadece hikaye kalıyor geriye. Anlatılınca yalan gibi, hiç olmamış gibi gelen.

İnsanlara bakmayı unutmazsan aslında, hiç korkmazsın.

Savaşmayı bırakmış erkek, savaşanlardan daha ürkütücüdür.

Biz, çok güldüğümüzde daha gülerken yakında ağlayacağımızı düşünüp suratını asan insanlarız.

Herkes toprağının kaderini sırtında mı taşır?

Kaç silah varsa o kadar tarih vardır burada.

Yoksullukta savaş gibidir. Ancak dışarıdan bakınca görünür insana verdiği hasar.

Büyüklere yalan söyleyebilirim, ama çocuklara... Bilmem, günah gibi geliyor.

Dilini bilmediğin bir yerde ağlamak fenadır.  Çünkü seni, senin dilinden susturacak kimse yoktur.

Hiç kimse olmaya cesaret et Filipina. Hikayeler orada başlar.

Yara, en canlı yeridir gövdenin. Hareket oradadır. Can, tam yaradadır. kimilerimiz, kan gibidir. Yaranın olduğu yöne doğru akar.

Öfkesi da büyük olan eninde sonunda kazanır.

Kimse günahını hatırlamıyor, kimse alacağı intikamı unutmuyor.




Bir diğer kitabımız/kitaplarımız da kitaplaşma etkinliğinden Türk mitolojisi. İkinci kitabımız da babamın kitaplarında Mitolojiden efsaneye



İkisini beraber okuyayım dedim. sıradan okur için oldukça sıkıcı uslup'a sahip. Yok ben tarih öğrencisiyim kaynağı, sıkıcı notları da olsun diyorsanız, iki kitabı da beğenirsiniz :)
Çok şükür atalarımız Talas savaşında  İslamiyeti kabul etmişler de kuşa, böceğe değer vermekten kurtulmuşuz. Kuşlar, böcekler lafın gelişi tabi ki.

Neyse bir diğer kitabımız Samiha Ayverdi den. Oldukça güzel kısa öykülerden oluşuyor herkese tavsiye ederim.
kısa kısa notlar;

Mecaz hakikatin köprüsüdür. Hakikat ise ilahi aşktır.

O beşeri aşkların zaten ilahi olduğu olduğu müjdesini de beraberinde taşır.

Vücut gaye değil vasıtadır; insan maddi varlığı manayı taşımakta olduğu için hürmet edilmeye layıktır.
Vücut ruhun terbiye gördüğü bir ocak olması vasıtası itibariyle değerlidir.

Manalar derinleştikçe bilicileri de azalır; En büyük mananın hitap ettiği varlık ise, kendisidir.


Manalar gizli değilmiş, onları bilmeyen bizmişiz.

Güneş kalkıp da '' ben sizi ısıtır, ışıklandırırım'' der mi? Demez, çünkü ne bizim ondan, nede onun kendisinden şüphesi vardır.

Her ne ki görülür, o var değildir; varlık gösterici bir yokluktur. Her ne ki görülmez o; yokluk perdesiyle gizlenmiş bir varlıktır. İşte asıl vücudu olanlar bunlardır.

Bu ufak notlar uzayıp giderdi ama ben burada bırakıyorum ki merak edip okuyun


Sonuncu kitabımız Sebahattin Ali den. Eskişehir'e gitmişken meşhur sahaflara uğramadan olmaz dedik ve gidince de bu kitabı aldım.


Çocukluğumda okuduğum Kemalettin Tuğcu kitaplarını anımsatıyor. Abartılacak  bir güzelliğe sahip değil. 

Neyse ramazan geliyor o yüzden bulduğum tüm vaktimi kutsal kitabımız Kuran-ı Kerime ayırmak istiyorum. Şimdiye kadar ramazanda hatim yapmaya niyetlenip bitiremiyordum bu sene erken başlayıp kandile kadar bitirmeye gayret edeceğim.

Şimdiden iyi ramazanlar, iyi okumalar...