16 Şubat 2018 Cuma

Kazuo ishiguru - Öksüzlüğümüz

Yazarı ilk nerede duydum hatırlamıyorum.  Geçen sene nobel öncesi bir kaç kitabını indirmiştim. Bir kaç kitap indirince de hangisinden başlayacağına karar veremiyordum. Sürekli erteleyip duruyordum. Evdeki kitaplar ağır gelince indirdiğim kitaplara bakayım dedim ve buna başladım.
Kitapta günümüz ve geçmiş bir arada verilmiş.  Kitabın bir kısmını sevip bir kısmını sevemedim. Sanki iki elden çıkmış gibi. 
Biri birinin öğrencisi, yaza yaza öğrenecek. "Yaz elin alışsın yavrum" der gibi.
Kitap çok güzel başladı. Teyzesi ile yaşayan sessiz öksüz oğlumumuzun kayıp anne babasını bulmak için büyüyecek dedektif olacaktı.  Oldu da, tek olmayan kitaba adını veren öksüzlük duygusunun verilememesi.


Kafasında kurduğu hayal dünyasında kayıp anne babasının yirmi yıl boyunca bir evde saklandığını düşünür.  Düşer yollar. Yollara düşme sebebi anne baba mı, platonik aşk mı bilinmez. 
Bilinen bir şey varsa gerçekler ile kafasından kurdukları çok çok farklıdır.  
Kahramanımız o kadar dirayetlidir ki hayal kırıklığını, yıkıldığını biz göremiyoruz!
Madem şaşırmayacağın neden kitaba başka bir isim verilmemiş!

Efendim kitabı sevip sevmediğimden emin olamadım. 
Yazarın tarzından da emin olamadım.  
Başka bir kitabını okuyunca emin olurum artık. 



14 Şubat 2018 Çarşamba

Akidezadeler - bir tatlı huzur

Bu yılın ilk tiyarosu ile karşınızdayım. 
Konusunun ne olduğuna bile bakmadım.  Menekşe Abla "gelir misin?" dedi ve gittik. 



Açıkçası dönem  tarzı tiyatroları sevmiyorum.  Genelde şebeklik üzerine kurulu oluyorlar. Hep yanlış anlaşılmalar. Bundan beslenen bir hikaye. Sonda da bir ders olmazsa olmaz.

Kılık kıyafet bir dönemi temsil etsede ben oyunda bir dönem ruhu yakalayamadım.

Buna rağmen sevmedim diyemem. 120 dakika gayet eğlenceli geçti. 
Nejat Uygur'un yazdığı bir oyun beğenilmez mi?
Beğenilir efendim, beğenilir.

Fırsatınız varsa izleyiniz.

8 Şubat 2018 Perşembe

Vathek - Wıllıam Beckford

Ne yazsam ki şimdi? 
Düşünüyorum düşünüyorum ne yazsam bilemiyorum. 
Ne oldu ki şimdi bu adam durup dururken bilinmezi bilme derdine düştü.  
Açıklayın bana.


Ay yok ben size bir iki açıklama yapayım. 
Efendim malum kitap fuarı vardı aylar aylar önce,  yoksa yıl mıydı?  
Kaç güneş batmış kaç ay yükselmişti, yıldızlar bize neler söylemişti bilinmez. Bilinen bir şey varsa fuarda almış olduğum kitapları gören görevli "bu kitabı da okumalısınız" dediğidir. Rüyalar da müjdelenen anahtar bu kitap değilmiş okuyunca gördük.  


Okuyanın hayatında muhteşem dönüşümler olmasada aç gözlülüğün sonucunu görmek açısından iyi oldu.

Efendim bir Abbasi kralı var, ülkesinde güllük gülüstanlık yaşar giderken güllerin dikeni pek fena batıyor ve bilinmeyeni bilmek hastalığına tutuluyor.
Bu uğurda pek çok canlar yakıyor.  İstediği yer altı ateş Krallığına ulaşınca yaptığı hatanın farkına varıyor ama nafile.

Kitap aman aman çok da güzel değil çok da kötü değil. Emanet bulunca okuyun zaten incecik ben bir gecede okudum. 

Kitap önsözünden bir iki kitap adı not aldım. Benzer tema diye

Gilbert Keith Chesterton - Bay Perşembe
Poe -Şişede Bulunan Not
Melville - Moby Dick ( beyaz balina )
Voltaire - Babil prensesleri

Kitapların hepsini merak diyorum.

Beyaz balina ve Poe'nin bir kaç hikayesini daha öncede not almıştım. Öncelikli olarak ikisini merak ediyorum.
Bu yıl kitap almayı düşünmüyorum,  belki e kitap tabi bulabilirsem.

...


4 Şubat 2018 Pazar

Drina'da Son Gün - Faik Baysal

Bir kitapı okurken arka fonda müzik dinler misiniz? Dinlemeseniz bile bir hikaye ile ufak bir tınıyı birbiri ile bağdaştırır mısınız?


Lizeta Kalimeri 'nin bu parçasını uzun zaman önce keşfetmiştim. Şarkı sözlerini okuyunca cakkıdı cakkıdı oynama hissi versede dinlerken hüzünlü. 
 Kitabı okurken de nedense birbirlerine yakışacağını düşündüm. 

Kitaba gelecek olursak.

Kitap hakkında hiç bir fikrim yoktu. Sahafta Faik Baysal görünce hemen aldım.


Yugoslavyanın dağılmasına giden süreci bir aile üzerinden okuyoruz. Benzer konuda neler okudum diye hatırlamaya çalışıyorum.  Türk yazarlardan savaş dönemi olarak aklıma incir kuşları geliyor, onuda sevememiştim. Bu kitabı severek zevkle okudum.
Bir ada hikayesini okurkende böyle zevkle okumuştum. Burada savaş dönemi anlatılıyor.  Bir ada hikayesinde ise savaş görmüş insanın ruh hali anlatılıyordu.



Yazarın dilini seviyorum, farklı bir yönü var. "Elleri sesinin rengindeydi" diye bir kitap adı düşünün.  O kitap bize hissettiklerimizi renklerle aktarsın. Mavi bir ses mesela bana güven veriyor. Pembe bir dokunuşta şefkat çağrıştırıyor. 

Bu kitapta ise pencereden bakınca gök yüzünü görmüyoruz. Küçük bir gök parçası bize camdan bakıyor.  Tamam ikisi aynı şey ama ifadeler aynı değil. 



Güzel olmayan hikaye etkileyici bir dille aktarılmış.  Okumanızı tavsiye ederim. 

1 Şubat 2018 Perşembe

Monokrom

Bayılırım siyah beyaz kıyafetlere. Özellikle çizgili olacak ama çizgi genişliği göz yormayacak. 
Siyah beyaz puantiyede severim. Elbisem var etekleri uçuş uçuş üstüne giydiğim ceket eskidi yerinede yeni bir şey beğenipde alamadım.  Dolabın kuytusunda kaldı güzelim elbise. Üstünede siyah beyaz puantiyeli şalım var ama bir birilerini boğmuyorlar. 

Dekorasyon programları izledikce siyah beyaz uyumunu kiyafet dışında hemde düz çizgi olmadan da kullanılabileceğini gördük.  Sonradan öğrendim ki bunun bir adı varmış.  
Neden olmasın ki?
Japonya da yürürken kitap okumanın özel bir adı varmış.  Eski Arapçada da devenin önünden geçen hamile kadına  daha doğrusu bu ikili duruma verilen bir isim varmış. 

Bu tarz durunlara isim verilirde iki rengin bir arada kullanılmasına isim verilmez mi?
Verilmiş bile.
Monokrom.
Bazı kaynaklarda gri ve tonları, bazılarında siyah beyaz, bazısında ise iki zit rengin birlikte kullanımı olarak tanımlanmış.
Ağırlık siyah beyaz üzerine olduğu için ve de  ikisinin uyumuna bayıldığı için bu yoldan ilerleyeceğim.



Sağdakine bayıldım.  Ben giysem değirmen taşı gibi olurum o ayrı dava. 



Sakın böyle kombin yapmayın. Deli kızın ceyizi gibi, bulduğunu geçirmiş üstüne. 




Böyle zarif olun.

Ev dekorasyonunda siyah beyaz uyumu kullanılmaya başlandı. Bana biraz ruhsuz geliyor,  ev gibi hissettirmiyor. Çok renklide sevmiyorum ikisinin arası  gri, beyaz  ve pembe uyumu  tam benlik.  En cırt pembe üstelik :)


Güzel ama çok renksiz. Birazda göz yorucu.


Duvarlara yazılı tablo asmayı sevmiyorum.


Tek parça detay,  gayet şık olmuş. Perdelerde az biraz renk olabilirmiş. 

Komidine bayıldım üstüne pembe bir obje koydum mu tam benlik.
Duvardaki damalar güzel olmuş.  
Aydınlatmalar renkli olabilirdi.


Perdeyi sevmedim. Onun yerine duvarda pembe bir pano olabilirdi. Yinede en sevdiğim bu oldu.

Resimleri uzun zaman önce saklamıştım, hangi sitelerden aldım hatırlamıyorum. 

Herkes gibi bende yazıp yazıp bırakıyorum.  

Halihazırda bir sinema filmi,  bir kitap, dizi ve tatlı tarifim var düzenlenmeyi bekleyen. 

Kaç tane taslağınız düzenleme bekliyor ya da  en eski tarihli taslağının ne zamandan kalma?

 Bir silkelenelim bakalım neler çıkacak. 

22 Ocak 2018 Pazartesi

Sinema


Sınav dönemi geçti,  iki sinavda da başarısız oldum.
Tepkisizce oturuyorum evde. İçimden bir şey yapmak gelmiyor.
Elimi neye atsam sıkılıyorum.  Sinema, dizi izliyorum. Etamin işliyorum. Kitap okuyamıyorum.
Günler monoton bir şekilde geçiyor. 
Bloga yazmak için o kadar çok şey var ki aklımda nereden başlasam bilemiyorum.
Devamı gelir mi bilmem, yinede giriş yapıp izlediklerimden ilgi çekici olanları paylaşacağım.

Yedinci Hayat - yedi kız kardeş


Distopya okumayı sevmesemde filmlerini seviyorum. Benzer tarzda pek çok film izledimde pazartesinin yaptığına rastlamadım.  Ah pazartesi değdi mi?
 Çocuk sayısının sınırlı olduğu bir dünyada yediz olmak. 
Sadece bir gün sokağa çıkabilmek ama kendin olmamak. 
Güzel bir filmdi. Disyopya sevenler izleyebilir. 

Davetsiz aşk


Kocası ölünce aldatıldığını öğrenen kadın karekter ile 17 yıl boyunca şehrin ortasında münzevi hayat süren adamın yollarının kesişmesi. Münzevi hayat diyince evden çıkmayan bor profil canlanması gözünüzde.  Şehrin içinde şehir olanaklarından uzak demek daha mantıklı. 
Güzeldi tavsiye edilir. 

Normal insan olma yolları


Uzun zaman önce izlemiştim yakın bir zamanda karşıma çıkınca paylasmak istedim. Güzel, eğlenceli bir film. Erkek karekter zayıflama konusunda kendisine yardım ederse
kadın karektere  normal insan olma konusunda yardım edebileceğini söyler ve hikaye başlar.
Peki normal insan nasıl oluyor.
Üç madde ile özetliyorum.
Arkadaşları olan,
işi olan,
eşi olan.
Kendime bakıyorum; işim yok, eşim yok, tüm arkadaşların evlendi çoluk çocuk derdinde.

Neymiş? Normal değilmişim.
:)
Ne yapsam ki. Yeni bir kursa başlasam belki yeni arkadaşlar edinirim yada filmi tekrar izleyeyim.
:)

Eğlenceli bir film izleyiniz.

Beğendiklerim şimdilik bu kadar.
Esenkalın.

16 Ocak 2018 Salı

Rustik tasarım

TLC kanalını bilmeyen var mı? 
 Bizim evde sınırlı sayıda belgesel kanalı varken müdavimi olmuştuk.  Her yayını izliyorduk. 
Sonra farklı kanallar aldı kardeşim.  Marka adı vermek istemiyorum ama bu tv ler için satılan paketler / kutular ne olarak tanımlanıyor?

Neyse efendim ilk ay ücretsiz diye reklamları geçen ama her an tv ekranında mesajiniz var uyarısı veren. Ücretsiz diye kurulan ama sonradan dünyanın masrafını çıkaran uygulamalar.
Uzun lafın kısası TV insanı değildik ama olduk.
 Alaskada ki tüm evleri gezdik, yetmedi ağaç ev yapımlarını izledik. Teksastaki zombi evleri pek sevmesekte onlarıda izledik.  Özetle bir tv programı çıkarabililecek bilgiye sahipim artık :)

Nursen yemek yapamıyor ama yıllardır ekranda. Yuva yıkıp kendine yuvada kurdu.
Bende yuva yıkamasamda bir iki bir şey beceririm herhal.

Şaka şaka o kadarda değil.  İnanılmaz kararsız bir insanım.  "Acaba" der dururumda iki koltuğu yan yana koyamam.

O yüzden en beğendiğim resimleride seçemedim ya.


 

 

 


Askada 500 tane ev varmış biz bu program sayesinde 100 tanesini görmüşüzdür.
Bu program dışında ağaç ev ustaları var ki onlar başka güzel.  Sıfırdan ev yapıp dekor ediyorlar.
 Görsel toparlayabilirsem başka zaman paylaşırım.

Resimler pinterestten, tek tek link vermeyeceğim.

Rustik tasarım nedir diye açıklama yapmayacağım.

 Hayalimde bu kadar olmasada az biraz odunlu, taşlı ev istiyorum.

Gerçekler ?


Aha da bu da bizim köyden.

Nenemim aynalı karyolası, annemin el emeği çeyizlik yatak örtüsü ve her evde olan perdeler.
O perdeler olmazsa olmaz zaten :)

 Seviyom ki ben bu köşeyi :)