dergi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dergi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Temmuz 2023 Pazar

2023 okumaları 1

 



Kül ve Ateş – Jane Austen

Kitabı yıllar önce okumuştum ama ismi farklı idi. Hatta o zamanda isim konusunda blog aleminde bir muhabbet dönmüştü. Konu belli sosyete ve zengin koca bulma.

Kadınların çalışmayıp zengin koca bekleme durumu beni hep rahatsız etmiştir.

Zoraki kibarlıkta insanı yorar diye düşünüyorum. Bırakın beni bana yaaa. Sümüklü evladınızı sevmediysem zoraki ‘’ ah ne sevimli ‘’  demeyeyim.

Gave - Şemsettin Sami

Birlikten kuvvet doğar kavramını kısa bir oyun ile görüyoruz. Normalde oyun/ tiyatro artık ne derseniz bu tarzı sevmem. Bu kısacık hikayeyi sevdim.

Elveda Gülsarı – Cengiz Aytmatov

Tanabay ile Atı Gülsarı’nın taa en baştan gençlik döneminden  başlayan dosluğunu Kırgızıstan’ın siyasi ve sosyal durumunu göz önünde bulundurarak anlatıyor kitap. Zorlu hayat koşulları, kolektif tarım, şenlikler, değişime ayak uyduramama ve daha niceleri. Tasvirler çok güzel yapılmış,  zorlu hayat koşulları direk gözünüzün önünde canlanıyor. Tanabay ve Gülsarı ile yıllar geçip gidiyor.

Aşka Dair - İskender Pala

Kitaba başlayalı uzuna zaman oldu. Deneme olunca parça parça okudum.

Beyaz Zambaklar Ülkesinde

Uzun zamandır e kitap okumuyordum. İnce kitap olunca okudum gitti. Ülkeyi kalkındırmak içi yapılan çalışmaları ele aldıkları kitap güzel olsa da abartılacak kadar bir yönünü göremedim.

Yaşan Ölüler -  Patrick White - Tel Yayınları

Öneri olmadan uzun zaman önce almıştım. Hiç bir beklenti içine girmeden okudum ve sevdim. Birbiri ile çok farklı kişiliklere sahip bir aile üzerinden ilerleyen kitap bir çırpıda bitiyor.

Yedikıta dergisi - Sayı 52 / Aralık 2012

Çayyaolu antika pazarından iki sayı almıştım. Birini aldığım gibi okudum, diğeri yarım kaldı.

Demir Ökçe Jack Londen

Yazıldığı dönem için distopya olarak geçiyor. Ben okurken gerçek gibi okudum. Kitap sonu başlangıcı ile farklı idi. Başlangıç fikir özerinden giderken sonu kanlı çatışmalara döndü.

Dış Güzellik Yasaklansın Ruh Güzelliğine Geçelim - Yasemin Sakallıoğlu

Kitap iki gün içerisinde geçiyor. Yurdumda değersiz hissettirilen yüzlerce kadından bir tanesinin ruh dünyasını güzel anlatıyor ama kısa sürdü.

Kumpanya - Sait Faik Abasıyanık - YKY

Kısacık bir çırpıda biten bir kitap oldu.

Toprak Ana – Cengiz Aytmatov

Birkaç ay önce Elveda Gülsarı’yı severek okumuştum. Yazarın diline aşına olduğum için zorlanmadan okuyacağımı biliyordum. Öylede oldu severek bir çırpıda okudum. Ana ya hayran kaldım, gelinine sahip çıkması. Ona hürmeten köylünün de iyi davranması güzeldi. Savaş zor, yalnız başına hayatta kalmaları mücadelesi çok çok zor. Öyle dönemlerde çalışarak yılmadan ayakta kalmaya çabalamanın ne kadar önemli olduğunu gördük.

Kitapta bir hikaye kaldı. Onu da yıl içerisinde okumayı düşünüyorum.

Kalp Ağrısı – Halide Edip Adıvar

Severek okudum. Gayet akıcıydı. Tek kusur kitapta bilmediğimiz kelimelere numara verilmiş. Açıklama kısmı bölüm sonunda. E kitap şeklinde okuyunca cümle içerisinde geçen kelimeyi pratik olarak bulmak biraz zamanımı aldı.

Azize’yi inanılmaz şımarık buldum. O devirde psikolojik destek almak yok muydu acaba?  Okuduğum başka klasiklerde de kadınlar çok çabuk hasta olup yataklara düşüyordu. Akıl hastalarını ney sesi ve su sesi ile tedavi eden ecdadımız kadınların gönül kırgınlıklarına bir çare bulamamış mı? Her stres yapan neden verem olur ki? Biri bunların arasındaki bağı açıklasın. Yıllar önce ‘’stres olunca karnım ağrıyor ‘’ dediğimde bana gülenler. Yıllar içinde bağırsak ikinci beyinmiş öğrendi. Belki bilimsel açıklamalar ‘’eski devirde insanlar neden verem oluyordu?’’ sorusuna cevap bulmuştur.  

Leyla’nın Evi’ni okurken orada eskiden kadınların gönül kırgınlıklarında zehir içerek intihar ettiğini yazmıştı. Hatta annesinin de intihar ettiğini düşündüğünü beyan etmişti.  

Başka dertleri yokmuş  demek ki ilk dertte perişan oluyorlar.

Yazarın yıllar önce Sinekli Bakkal kitabını okumuştum. Nedense aklımda küçük kızın oyuncaksız büyümesi kalmış.

Zeyno’nun Oğlunu indirdim birkaç ay sonra onu da okurum.

Anahtar – Falih Rıfkı Atay

Bir insanın ruh hali bu kadar mı güzel işlenir. Severek bir çırpıda okudum.  E kitap şeklinde okuduğum kitabın beğendiğim kısımları alıntıladım. Bilmediğim kelimeler için mini bir lügat yaptım ama bilgisayar çöktü :(  

Leyla’nın Evi - Zülfü Livaneli 

Yazarın okuduğum ilk kitabı. Başlangıç için hangi kitap önerilir bilmiyorum. Sahaftan iki kitap almıştım ince olanıyla başladım. Nasıl anlamlı bir okuma hikayesi değil mi: )

Severek bir çırpıda okudum. Nasıl oldu da bu kadar alakasız insan bir araya geldi diyeceğim yazar onu da açıklamış. Bir vapur yolculuğunda gözlemlediği insanlardan yola çıkarak.

Yetenekli birileri için halkın içine girmek  yeterli galiba. İki hikaye dinlese koca kitap yazacaklar demek ki.

Ateşi Yakanlar  - Faik Baysal

Okurken nasıl zorlandım anlatamam. Çok ağır ilerledi. Yine de bitti. Yazarın daha önce birkaç kitabını okuduğum için diline aşınayım. Kasvetli bir kitap bekliyordum ama bu kadar ağır beklemiyordum. Dranada Son Gün Balkanları anlatıyordu. Ateşi yakanlar da İzmir’in işgali ile başlayıp Kuvay-i milliyeye geçiyor.

Refik Halit Karay – Ay Peşinde

E kitap olarak okuma yaparken ince kitapları tercih ediyorum. Kitabı seçme nedenim de bu.

Serbest bir sitili var. Masal niyetine başladı. Anı kitabı gibi devam etti. Günce gibi ilerlerken bir anda bitti. Kurgu mu gerçek mi anlamdan bir çırpıda bitti. Kitap eski basım, sadeleştirme yok. Haliyle kendime mini bir lügat yaptım.

Birazda bahsi gecen konuları araştırdım. Bonmenşeri mesela. Araştırdıktan sonra daha önce de araştırdığımı hatırlıyorum. Halbuki eski İstanbul fotoğraflarında da bonmenşeri kelimesini görüyoruz. Muhakkak altına bir açıklama yapılır değil mi?

O devirin Avm si demek doğru mu bilemedim. Ama her çeşit kıyafet ve oyuncağın satıldığı yer demekmiş. Aklıma dönem dizisi Paradıse geldi. Bonmenşeri denine şey öyle bir şey mi acaba? Bir sezon izlemiş bırakmıştım.

Miskinler Tekkesi - Reşat Nuri Gültekin

 E kitap olarak telefondan okudum. Kitabı çok sevmiş olsam da sadece iş çıkışı araç beklerken okuduğum için okuma süreci uzun sürdü Konu ve konuyu işleyiş itibarıyla güzeldi. 

Ekmek Kavgası - Orhan Kemal

Uzun zaman önce başlamıştım. Çok kasvetli bulunca bir iki hikayeden sonra bırakmıştım. Bir anda okumaya karar verdim ve bitirdim. kitabın adından da anlaşılacağı üzere yaşam mücadelesini anlatıyor. 

 Abdullah Efendi’nin Rüyaları

Ne absürt rüyalar öyle. Nedense bana Uzun İhsan Efendi’yi anımsattı. Uzun İhsan Efendi Abdullah Efendi’ye göre daha yakın bir tarih. Kim kimden esinlenmiş emin değilim. Esinlenmede olmaya bilir iki farklı yazar nihayetinde. İkisi de ayrı ayrı kıymetli.

Yangından sonraki kısımda uyumuşum. Rüyalardan nasıl etkilendimse en az Abdullah Efendinin rüyaları kadar saçma bir rüya içindeydim. İstanbul’a gideceğim. Galata’dan Eminönü’ne geçeceğim köprü su altında. O yüzden yanına yeni köprü yapılmış asfalt nasıl taze. Ama o köprüde tam yüzeyini kapatacak kadar su altında, kenar kaldırımdan korka korka yürüyorum. Yolun karşıdan da Ede Ece geliyor. Elinde pankart var. Bir şeyin reklamını yapıyormuş. O normal yürüyor ama tedirginim ya düşersem. Neyse düşersem su altındaki köprüye düşerim diyor rahatça yürüyorum. Süleymaniye sırtlarına yürüyerek çıkıyorum ama nasıl yürümek. Labirent gibi dar sokaklar camekanlı birbirine gecen ofis ortamları derken tepenin ardına varıyorum. Tepenin ardı uçsuz bucaksız tarlalar. Nasıl güzel anlatamam ama ortam karışık. Tarla kenarlarında öbek öbek insanlar. Kontrolden geçip öyle çalışacaklar. Uçan büyük sinekler var.  Sinek değil de kamera kayıtmış. Baştan beri yanında eşim var. Sen gelme ben giderim diyorum ama hep yanımda. İnsanları bir şekilde atlatmak istiyorum, sisteme kendimi kaydetmek istemiyorum. Nasıl oldu ise sistemi kuran hasta yaşlı adamın odasına giriyoruz. Camdan atlayıp kayıt yapan kişilerden kaçmaya çalışırken ucan büyük sinekler ardımıza düşüyor. Alarm çalıyor. Dur bir kurtulsaydım da öyle çalsaydın diyorum ve kalkıyorum. Abdullah efendi gibi rüya olduğunun farkındayım ama bir farkla düze çıkmadan uyanmak istemiyorum. 

Nasıl rahatsız olduysam Abdullah Efendi Rüyaları olduğu yerde kaldı. 



9 Mayıs 2017 Salı

Sirkeci 8. Dergi Fuarı

Dergi fuarı fikri çok hoş olsa da sadece belli kesime hitap eden dergilerin olması üzücü. Gecen sene alıp ta yüzüne bakmadığım dergilere olduğu için bu sene alacağım dergilere önceden karar verip öyle gideceğim dedim ama olmadı. İstediğim dergiler mevcut değildi. 
Bende kendimi kaptırmayayım dedim ve 3-5 dergi ile eve döndüm.


Hafta içi olduğundan mı  bilinmez katılım azdı. 


Dergilerin pek çoğunu beğensem de fuara özel indirim olmadığı için sadece üç sayı aldım. Her biri 7 lira. Lütfettiler 21 liranın birini almadılar.


Aklımda yedikıta dergisi vardı. Vaktinde ocak sayısını alsam mı almasam mı kararsızlığını yaşamış, almamıştım. Fuarda alırım dedim fuara geldim, ocak sayısı kalmamış.  İyi madem başka sayı alayım dedim. 2015, 2016 mart sayılarını aldım. Otobüse binip kurcalamaya başlayınca aradığım derginin bu olmadığını görmüş oldum :)
Bu arada iki dergiye 10 TL verdim.


Normalde her standı gezmedim. Nedense burada durdum kaldım. Satıcı sakin sakin oturuyordu '' derginizi tanımıyorum '' dedim. Sağ olsun ilgilendi. Kibar bir Beyefendi dergi yazarlarındanmış. ''yeni bir dergiyiz, edebiyat mezunu bir arkadaşımız bizi 50 yaşından sonra keşfetti böyle bir yola girdik'' dediler.  
Şimdilik iki hikaye okudum. Günümüz konularına değinen hikayelerdi, pek sevemedim.  Belki ilerleyen aşamalarda beğendiğim yazarlar / hikayeler çıkar. 
Derginin son sayısını aldım  7 TL.


Derin Tarih özel sayıyı vaktinde de çok istemiştim. Hatta o dönemler biz dergiye aboneydik. Keşke özel sayıyı da talep etseydik dediğimi hatırlıyorum. 
Endülüs her zaman ilgimi çekmiştir. Avrupayı merak etmem, hiç ilgimi çekmez ama Endülüs'e gitmek isterim. 
Daha önce Roger Garaudy ' e ait Endülüs'te İslam  eserine başlamış yarım bırakmıştım. Olur da işten ayrılırsam biraz kitaptan biraz dergiden okuma yapacağım. 


Dergilere toplu bakacak olursak 7 adet dergi. Bir senede biter mi? Normalde biter ama evdeki dergi stoğunu görseniz hangi birini okuyacaksın dersiniz. 


2015 de Derin Tarihe, 2016 'da da Atlas + Atlas Tarihe abone olduk. Her dergiden bir parça okumuşumdur. Tamamı ile biten dergi üç yada dörttür. 

Geçen sene almış olduğum dergileri de okumadım


Gezi özel sayısından 30 - 40 sayfa okumuşumdur. Karabatak'ların birine başladım sevmedim. Kadem dergisinden de bir iki yazı okudum. Kitaplığa nasıl yerleştireceğim diye dert yanmışım, aynı şey bu dergiler içinde geçerli. 
Daha almak istediğim dergiler var halbuki. 


Son olarak aldığımız iki kitaptan bahsedeyim. Geçen gün ablamlarla Beyazıt Sahaflara gittik oradan iki kitap aldık. Sunay Akın ablamın, Paul Auster benim, ikisine 21 lira verdik. 

Fuarın bugün son günü. Benim gözüm Hece dergilerinde kaldı. Sizinde gözünüz kalmasın koşun alın. 



7 Nisan 2017 Cuma

HAVADAN SUDAN # 2

İnsan oğlunu anlamak zor. Havadan sudan yazmaya geldim benzer temada 3 adet taslağım olduğunu gördüm. Bakalım bu süre zarfında neler değişmiş. 


Bu şarkı eşliğinde okuma yapıyoruz :)

Aralara ilave ediyorum, yazı farkından ayırt edersiniz. 

21.03.2017
Her telden yazmayı seviyorum. Sohbet havasında geçiyor. Benim sohbetlerimde daldan dal olduğu için yazılarımda daldan dala geçiyor. Ani geçişleri artık görmemezlikten gelirsiniz. 
Şimdi konuya nereden başlasam bilemedim. Karşımda biri olsa bir şey sorsa da giriş yapsam. 
Imm düşünüyorum, en son  26 şubatta havadan sudan yazmışım. Eminönü'ne gidip etamin aldığımı yazmışım. Etamin kolye yapmaya niyetlenmiştim vazgeçtim. Etamin bir iki hafta köşede kaldı. Her eline attığından çabuk sıkılan biri olmamak için kolyeden vazgeçip masa örtüsü yapmaya karara verdim. Öyle tek model bilindik bir şey olmasın dedim ve beğendiğim desenlerden karma bir çalışma yapmaya karar verdim. Henüz başlardayım, ne zaman biter. Bitene kadar benim sanrım ne olur pek emin değilim.



Gözlerim ağrıdığı için ara verdim. 

Haftada iki gün elime  etamin almaya karar verdim.  

Haftada 3 gün spor var, aksatmadan kaç ay giderim bilmiyorum.

Bir haftadır gitmiyorum. 3 günlük detoksa girdim, kendimi yormak istemediğim için spora da gitmedim. Detoks meselesine başka zaman değinirim. 

Konular yığılmasın diyede AÖF derslerine başladım. 20 ünitem var, 2 tanesi bitti. 2 üniteye de giriş yaptım. Günlük hedefim 10 sayfa.

AÖF sınavı ile yüksek lisans sınavları aynı güne denk geliyor. Büyük ihtimalle AÖF sınavlarına girmem. 16 ünitenin 6 sı bitmişti halbuki. 

Bunların dışında yazı yazmama sebep olan bir durum var; dikiş dikmek.
Geçenlerde A101'e dikiş makinası gelmişti.  Bir iki gün öncesinden heyecan yaptım, gelecek mi? kalacak mı diye. İş arasında gittim aldım ama hemen açmadım. 3  hafta annemden sakladım .


Gecen cumarteside işten izin alıp okula gittim, okul çıkışı da Bakırköy pazarına gittim. Başka zaman olsa pazarın altını üstüne getirirdim, nedense gezesim gelmedi. Direk kumaş kısmına gidip kumaş aldım. Pek çok kumaşta gözüm kalsa da aç gözlülük olmasın diye bir kaç parça ile geri döndüm. Tabi aldıklarımı ne yapacağıma karar veremediğim için yanların astar, fermuar gibi başka bir şey almadım.


Dönerken de büfeden Burda dergisi aldım. Aklımda sahaflardan gidip içini görebileceğim eski sayılara bakmak vardı ama ne zamana nasip olur bilemediğim için bulduğum dergileri aldım. Aldığıma da pişman oldum. Daha doğrusu Vintage olanı aldığıma pişman oldum.


 Neyse efendim kutuyu açmış bulunduk. Mezuralar hazırlandı, ipler takıldı ayarlarını kontrol ettik. Dikiş denemeler yapıldı. En son ablam kalın penye verdi bundan devam et diye iğne takıldı kaldı. Büyük ihtimalle iğne eğrilip içer de kaldı. Mantıken iğneyi yerinden çıkarmam gerek ama çıkmıyor. Denedim denedim olmuyor. Mecbur anneme söyledim o da çeviremedim.
İşte bunca yazıyı bir iğneyi nasıl çıkarma gerek, makinem düzelir mi gibi soruları sormak için yazdım. Yardım edin bana, ağlayasım var. Dikiş benim çocukluk hayalimdi ilk günden makine elimde kaldı.

Dikiş makinasını kardeşim tamire götürdü. İp toplamış, tek sorun oymuş. Kardeşim diyince hatırladım ki alt kısmını çıkarabiliyorduk. Neyse efendim pazar günü okul olmayınca evden çıkmadım. Uğraştım patron çıkardım. Şeklini sevdiğim penye  tişorttan örnek alarak kumaş elbise uyarlaamsı yaptım. Ömrümde böyle br şey yapmadığım için ilk etapta zorlandım. Tamam tamam ikincisinde de zorlandım. Gazete yardımıyla çabaladım bir şeyler yaptım. Sıra geldi dikme işine. Anladımki bu işler bu kadar kolay olmuyormuş. Makinayı kullanmayı beceremedim. Sürekli ip topluyor. Bir bilene danışmam lazım yada video izlemem lazım.

Neyse efendim 15 gün sonra bu yazıya devam etmeme sebep olan meseleye geleyim.

İşten ayrılıyorum. 


Tamam mayıs başında işten ayrılacak köye gidecek, ramazanı evde rahat rahat geçireceğim diye planlar yapmıştım. Evdeyken  yapılacaklar listelerini kafamda defalarca oluşturmuştum. Bunlara rağmen insan hüzünleniyor. 
11 ay boyunca iyi kötü pek çok şey yaşadım. 
Güzel bir ortam kurdum. 
İnsan evladı anlaşılması zor varlık. 
Halbuki geçen sene bu zamanlar iş ararken ''acaba iş değişikliği yapmasam mı'' dedim durdum. İş değiştirdim, fiziki şartlardan dolayı geldiğime pişman oldum. 
Arkadaş ortamı güzel olunca fiziki şartların çok da önemli olmadığını öğrendim. 
Şantiye şefi ile konuşuyoruz ''burada rahat olmayı öğrendim, küçük şeylere takılmıyorum artık '' dedim. O da bana '' Normal de de rahatsındır, büyük sorunlar olunca küçük şeyler insanın gözüne gelmez. Sende olanda odur '' dedi. Düşündüm gerçekten küçük şeyler mi abarttığım diye. 
Yine de emin olamıyorum. 

Anlatacak çok şey var aslında. Okul bitmiş de tüm arkadaşlarımı bırakıp memlekete dönüyormuşum hissi var içinde. 
Evdeyken  yapılacaklar listesi yapsam benden bir iki kişiye daha ihtiyaç olabilir.
Listemi kelem kağıda döktüm mü derseniz ? Dökmedim, dökemiyorum. Yalnızlık zor be blog, arkadaşsız kaldım yine.
Bunca lafta bunun içindi işte. 

Komşu komşunun bir silik selamına muhtaçtır. 

Selamlar  blogcanlar. 

14 Mayıs 2016 Cumartesi

7. Uluslararası Dergi Fuarı

Dergi fuarı 7. yılına girmiş ben daha yeni keşfediyorum. 
Bu sene de gitmezdim de uzun zamandır dışarı çıkmıyordum fuar bahenesi ile kalabalığa karışayım dedim. Dedim de ne oldu, yorgunluktan ölüyorum. 
Kalabalık,  trafik çekilir gibi değil. 
Allahım yaşlanıyorum galiba.


O kadar yorgunum ki uzatmadan bez torbamla direk giriş yapıyorum. Bence tüm yayınevleri bez torba kullanmalı. 


İtiraf etmeliyimki dergiler konusunda cahilin önden gideniyim. Yeni dergi tanıyayım dedim ve karabatak almış bulundum. 
3 dergi 10 TL


Musiki ve edebiyat dergisi KADEM. Ablam için bir iki sayı bakayım dedim direk bu dergiyi verdiler iki sayının birleşimiymiş. Ablam pek sevdi "biricik ablam" diye not yazmalıymışım. Telefonuna en sevdiğim kardeşim diye kendimi kaydetmişim madem dergiyede ona göre not yazmalıyım. O derece normal bir aileyiz :)
Derginin 2013 yılında fiyatı 15 TL ben 10 TL ye aldım. 


Hece dergisi özel sayıları uzun zamandır istiyordum. Aklımda başka başka sayılar vardı.  Hem taşıyamam hemde %50 indirim halleride pek ucuz değil.
 Dergi fiyatları  25 - 20 TL


Taşırken çok yoruldum. Eve geldim ki bir şey yok.
6 adet dergi ile canım çıktı resmen.
Artık bu dergileri ne vakit okurum, kitaplığın neresine sıkıştırırım onu düşüneyim.
Sizlerde Allaha emanet olun.

25 Şubat 2016 Perşembe

2016 okumaları 2. posta

Açık öğretim kayıtlarından sonra kitap okuyamam diye sınava kadar sıkı bir okuma programına girdim. Sıkı dediğime bakmayın tabi,  okuma hızım düşmüş biraz, ağır ağır okuyorum.
Neler okumuşum? Ilk kısımda toplum bilimi üzerine okuduklarımı paylaştım,  ikinci kısım kurgumsu (biri hariç). Kurgumsu dediğim tarihi roman, gerçeklerden yola çıkarak kurgulanmış.

Neymiş bunlar.

Kut'ül Amare Osmanlı'nın Son Zaferi- İsmail Bilgin

Bu kitabı yıllar önce bir blogda görüp not almıştım. Geçen seneki sahaflar festivalinde görünce hemen aldım ama okumadım.  Nasip bu güne imiş.


Tarihi romanları severim. Severim sevmesinede bu kitabı çok sevemedim. Kitap kötü değilde hitap ettiği yaş grubuna dahil olmadığım için dilini biraz basit buldum.
Konu ile alakalı genel tarih bilgisi içinde Atlas Tarih dergisinin bu ay ki konusunu okuyacağım ( okumaya yeni başladım ).

Orkun Bilgesi - Yılmaz Gürbüz


Bu kitabı alalı o kadar uzun zaman oldu ki alış sebebimi hatırlamıyorum. 2012 Beyoğlu sahaflar festivalinden almışım. 
O dönemde aldığım kitaplardan okunmayan bu kitap kalmıştı bunuda okumuş bulundum.
Kitabın konusuna gelince Çin elinde 50 yıldır tutsak olan Türklerin Çin'e başkaldırıp yeniden Özgürlüklerini elde etmelerini konu alıyor.  Kolay oluyor mu? Hayır. Çin entrikaları o kadar etkiliki bu yolda kendi soydaşları ile savaşmak zorunda da kalıyorlar. 

Dili başlarda zorlasada alıştıkdan sonra akıcı bir şekilde okunuyor. 
Yer yer kendini tekrar etmesi tarihi bilgi vereceğim diye konudan kopyasını görmemezlikten gelirsek tavsiye edilebilir.

Bu tarz kitapları sevenlere Murat Kınıkoglu'nun Bozkurun Efendisi adlı kitabıda tavsiye ediyorum. İki kitapta eskiyi anlatsada günümüz için çıkarılacak dersler mevcut.

Ya Tahammül ya Sefer -Mustafa Kutlu


Mustafa Kutlu ismini ilk ne zaman duydum?
Eskişehir'de ilk yaz okulunda ev arkadaşımın tezi idi. Mustafa Kutlu kitapları okuyacak ve yorumlayacaktı. Kızın ağzından yazar hakkında tek olumlu cümle çıkmadı.
  Daha sonraki dönemde tanıştığım edebiyat öğrencilerini görünce "tamam ben bunlardan çok bir şey beklemesemde olur" dedim. Meryem hariç tanıdığım herkes sevdikleri için değil farklı sebeblerden bu bölümü tercih etmiş.  O yüzden Sebiha'nın olumsuz cümlelerin kanmayacak Mustafa Kutlu okuyacaktım.

Sonra blog açtım baktım herkes okuyor, bayılıyor.  Iyy demek zorunda kalıyor insan. Malum reklam vari bloglardan bir taneside okuduğu kitabı beğenmedim demiyor. O yüzden onlara benzememeliyim, illaki muhalefet olmalıyım. 
Neyse efendim kitaba başladım,  ne olduğunu anlamadan bitti. Edebiyat öğretmeni olan kuzenime ben bir şey anlamadım dedim. Hikayeden tam olarak ne bekledin ki diye beni bozdu biraz :)
Ne bekledim? Olumsuzda olsa hir sona bağlanmasını bekledim mesela. Herşey havada kaldı!

Batı kaynaklarına göre islam medeniyeti - İsmail Hami Danışmend


Geçen sene derin tarih dergisine abone idik. Her ay dergi ile birlikte mini bir kitap geliyordu. Mevcut kitapları kitaplığın bir köşesine sıkıştırıp bir ara toplu okurum dedim. Okudun mu? Hayır.  Sadece iki tanesini okudum.
Neymiş her ay olmasada ara ara bir tane okumalıymışım.

Kitap içinde neler var bir bakalım.


Benzer konularda pek çok kitap, makale, söyleşi okuduğum için kitap benim için yeni bir şey değil.  Buna rağmen altını çizdiğim, not aldığım pek çok yer oldu. 
Bu tarz kitaplar okumayı sevenlere Fuat Sezgin ve araştırmalarını incelemelerini tavsiye ederim.

Mart girene kadar okumalarım bu yönde AÖF kitaplarımı aldıktan sonra okuma türünü belirleyip yavaş yavaş okuyacağım.  AÖF milletin bahsettiği kadar kolay değilmiş görmüş oldum. Hukuk ve iktisat hariç tüm kitapları okudum ortalamam 3,22. Zevkine okuyorsam biraz daha yüksek ortalama yapmalıyım. 
Siz neler okuyorsunuz? Tarihi roman, sanat tarihi, eski uygarlıklar hakkında  yada toplum bilimi üzerine tavsiye kitaplarınız var mı? Ay ne uzun bir liste oldu. Ben en iyisi uzatmadan gideyim.

Allaha emanet olun.



6 Ocak 2016 Çarşamba

Kargo Heyecanı

Geçen sene bu zamanlar tam olarak böyle bir başlık atmışım. Demek ki o zamanlar kargo alınca heyecanlana biliyormuşum. 

E ne oldu da ben heyecanlanmadım.
 Galiba dergiyi aylar önce istiyordum ama mesajıma geri dönüş olmamıştı. Hevesim birazcık kaçıverdi. Şansımı tekrar deneyeyim dedim.  Geri dönüldü dergi varmış gönderebilirmiş. 31 aralık perşembe EFT yaptım şu gün gönderilecek diye geri dönmediler. 4 ocakta tekrar mesaj attım ne zaman göndereceksiniz diye. Bugün dediler rahatladım. 
Biraz sıkıyorum farkındayım.
 Hem haberdar edilmek istiyorum hemde  MNG kargo ile daha önce sorun yaşadım o yüzden her aşamasını takip etmek istiyorum. Evde olduğum halde geldik bulamadık diye mesaj göndermesinler istiyorum. Bu sebeplerden dolayı azıcık sıkıcı insanım :)


Efendim özet yapmak gerekirse kargo geldi. Benim işim vardı hemen açamadım. Açmaya sıra gelince bir baktım iki paket, ne olabilir ki.
Ikiside aynı dergi :( 
Ne yalan söyleyeyim hediye falan sandım :)
Neyse efendim bir karışıklık olmuş dergi iki adet gelmiş.  Ilgili kişilere mail gönderdim,  henüz geri dönmediler.

Düzeltme; Dergiden "sizde kalsın bir yakınınıza verirsiniz" mesajı geldi. Menekşe abla oralarda bir yerde misin? Sana vermek istiyorum.

 Çok uzatmadan dergiden bahsedeyim.
Bizim AÖF de gördüğümüz Anadolu Arkeolojisi dersinin ilk dört ünitesinin kapsamlı hali. 
Benim ders kitabı fotokobi gibi renksiz olunca zamanında bu dergiyi çok istemiştim.
"Hoş renksiz hali ile 80 aldım" diye hava atıp birşey olmamış gibi devam edeyim :)


Bu tarz konular ile ilgilenen olursa diye içindekiler kısmını ekliyorum. Dergi bol resimli, kuşe kağıt.  Benim için önemli olan içinde haritalar olması.  
Sınavlardan sonra okumaya başlayacağım.  Artık 500 sayfalık dergi kaç ayda okunur bilemeyeceğim.

Neyse ben annemle yaprak sarmaya gideceğim.  Uzak bir yere gittiğimi düşünmeyin yan odaya geçiyorum.  Benim gibi oturduğu yeri bile değiştirmeyen birisi için yan odaya gitmek büyük meziyet.
Allaha emenet olun.

24 Ocak 2015 Cumartesi

kargo heyecanı

Allahım ne mutlu bana küçük şeylerden mutlu olabiliyorum :)
Yeni yıl gelmeden ablam derin tarihe abone olmuştu.  Derginin gelmesi biraz gecikti.  ilgili kişileri arayınca iki dergiyide anında gönderdiler.  Ablam dergiye babam için abone olmuştu. Babama sordum derginin ekini kullanmayaçağını söyledi.  
Takip edenler bilir derginin eki Osmanlıca ajanda.


Benden ajandaya el koydum.
Ablamla aramızda ajanda/not defteri muhabbeti döner durur. İstisnasız tüm ajandalarında gözüm vardır.  
"Ajandaya kitap notlarını yazacağım" dedim. Ablamda yazabilirmiş. "Ama ben osmanlıca yazacağım" dedim. "Olabilir" dedi ve ajanda bana kaldı. 
Osmanlıcayı benim yazmamı beklemiyorsunuz di mi? Netten baktım,  çeviri yaptım :)


Ilk etapta ajandaya sol taraftan başladım baktım ay kısmına aralık yazıyor ( o kadarını okuyabiliyorum ) döndüm sağ yüzünden yazdım.  Tarih attım adımı yazdım.  Adımı beğenmedim tekrar yazdım. 
Ablam gelmeden bir kaç sayfaya da not yazdım.  Ajanda kesin benim :)
Ikinci kargo babil.com dan. Menekşe abla Salih Suruç'un kitabını alacakmış ablamdan rica etmiş bende yanına kendi istediğim kitabı ilave ettim.


Salih Suruç'un efendimizi anlattığı iki ciltlik kitabı daha önce okumuştum,  tavsiye ederim. Ibn batutanın seyehatnamesi uzun zamandır aklımda idi, ablam almış oldu.
Netten sipariş listesi hazırlıyoruz. Baktık kitap 26 lira, benzer kitap 12 lira. Diğer yayın evinde batutanın  efsanevi yolculuğu yazıyor. Ablam " bak bunu al efsanevi diyor, senin kitapta efsane yok cok sıkıcı" amaç ucuza kaçmak.  O zaman kitap yudundan vazgeçip babil.com a baktık. Bir iki lira fark ediyor. Bizde babil den sipariş verdik. Salı günü sipariş verdik cumartesi geldi. Biraz geç geldi. Kitap yurduna nazaran daha düzgün paket yapıldığı için geç gelmesi gözüme batmadı. 
Şimdi Osmanlıcamı çalışsam kitap mı okusam?

16 Aralık 2012 Pazar

Atlas dergisi

Atlas dergisini takip ettiğimi daha önce söylemiştim. Çalışmadığım için dergi ücreti biraz tuzlu geliyor bende kütüphaneden okuyordum. Bu ayki eki piri reis haritaları ile 2013 ajandası olunca alayım kitap notlarımı yazarım dedim.  


Canım varoşumda derginin her yerde satılmayacağını zaten biliyorum. NT den bakayım muhakkka vardır dedim. Bir heves gittim yok, NT nin yakınlarında NT den daha büyük bir kırtasiye var orayada baktım yok. Hatta ablam ile buluşacaktık ben geç kalabilirim dergi alacağım dedim. Telefonu kapatınca ablam bu kız dergiyi bulamaz demiş. Gerçekten de bulamadım.


Velhasıl kelam dün başka semtten dergiyi buldum. Başım göğe erdi mi? yok. 


Bu şekilde 11 harita ajandanın başında yer alıyor. 


Ajanda içi de görmüş olduğunuz üzere çizgili ve kullanışlı değil. Ben bu sayfalara ne yazabilirim  ki tam bir hayal kırıklığı. 
Dergiyi daha önce okumuştum. Sırf ajandası için aldım. Hatta dergi yırtık çıktı. Alırken dikkat etmedim. 
Aldıktan sonra kuaföre gitmiştik. Orada yılbaşı özel eklerine baktım ama dergiyi çıkarıp bakmak aklıma gelmedi. 
Onca aramama değmedi. Dergiyi arşivime yeni bir dergi eklendi diyerekden teselli buluyorum. 
Esenkalın.

6 Aralık 2012 Perşembe

Atlas ekleri

Coğrafya, fotoğraf ve gezi dergisi deyince insanın aklına iki dergi gelir. Atlas ve NG. 

NG'nin dergi ve belgesellerini severek takip ederdim. Taki İsrailin Gazze de yaptığı zulmün haklı olduğunu (!) belirten belgeselinden sonra. Bu olay yıllar önce oldu tabi ki. Dergiyi bir yerde görünce alır okurum ama satın almam.  


Atlas dergisini alma kararımda 2008 de tarihi olaylar atlası eki verdiği zaman oldu. O zamanlar öğrenci idim. Her ay 7 lira vermek külfetli oluyor tabi. Allah tan ikinci elde satışı var. Bir iki ay gecikmeli olarak 3,5 liraya alıyordum. Daha sonraları ekli hali ile ikinci el bulmak mümkün olmayınca beğendiğim sayıların normal satışını almaya başladım. Gerek ekleri gerekse derginin kendisi oldukça göz doldurucu. 
Taşınırken yer meselesi sorun olunca dergileri arkadaşa vermek zorunda kaldım. Bende sadece çok beğendiğim dergiler ve ekleri kaldı. 
Dergilere kitaplıkta yer açamadığım için kuytu köşede kaldılar. O yüzden sadece ekleri yayınlayacağım.


Gezginin inanç yerleri atlası
Türkiye tarihi köprüler atlası
Dünya kültürel miras atlası
Anadolu Selçuklu kervansarayları


Türkiye şelaleler atlası
Adalar atlası
Saklı cennetler atlası
Milli parklar atlası



Baharat atlası
Avrupa atlası
 ( Atlas dediğin kocaman haritadan oluşur o yüzden beğenmedim)
Balık atlası
Keşifler atlası
(yeğenimle en çok incelediğimiz atlas )



Türkiye nehir rotaları atlası
Türkiye tatil atlası
Son cennetler atlası
Mavi tatil ( NG eki kardeşim almış)


2010 almanak ve yörüklerden kayıp masallar. 


Bir kaç tane harita, CD ve karayolları atlasıda var ama ben resmetmedim. 

Ha birde geçen gün kütüphanede görüp istediğim. Türkiyeyi sevmek için 365 neden diye bir takvim. Her sayfasında ayrı bir resim var. Ben yüzsüzlük yapıp kullandıkları takvimi istediğim için yarısı yoktu. Olsun ben ufak bir şeylede mutlu olurum. 

 Cevre ile ilgili  gösterilerin altında farlı nedenlerin yattığını öğrenen kadar atlas dergisini severek takip ettim. Sonra paronayak oldum. Acaba dışa bağımlı toplum olmamız için çevreye duyarlı olma yönümüz ile mi etkileniyoruz diye. 

Hasan keyfe gittikten sonra kesinlikle su altında kalmamalı dedim. Köye gidince HES den dolayı suyu ve  azalan balıkları ile derenin son halini görünce çevreci olup pankart açasım geldi. 

Tabi ki çevreyi boşverin demiyorum, gelecek nesilleride düşünüp hareket etmeliyiz.
 Ayrıca derelerde HES ler dolsun taşsın Hasankeyf sular altında kalsın demiyorum. Enerjide dışa bağımlı kalmamak için ne yapmak gerekiyorsa kültürel değerlere ve doğaya da o derece sahip çıkmalı ve başka enerji kaynaklarına yönelmeliyiz.   
Neyse dergileri ara ara elime alıp 100 kez gözden geçiririm. Yurdumun dört bir bucağı ayrı güzel. Her yerini görmek lazım. 
Türkiye'nin her yeri ayrı güzelde benim gönlümde Artvin yatıyor. Dereleri, şelaleleri, mini göl ve milli parkları ile gitmek istediğim yerler arasında başı çekiyor. 
Ardından Sri lanka, Hindistan, Bosna ve Makedonya geliyor.

Atlas dergisinin bu aylı eki piri reis 2013  ajandası imiş haberiniz olsun. 

Esenkalın. 



8 Eylül 2012 Cumartesi

Seyyah Gülden gelen hediyelerim.


Uzun bir başlık mı oldu ne. Seyyah Gül'ün çekilişini kazanalı bayağı oldu.  Başka bir paket daha  bekliyordum ikisini birlikte yayınlarım diye düşünüyordum. İkinci paket gelmeyince bende seyyah gülün paketine haksızlık yapmayayım dedim ve gecikmeli olarak bu postu hazırladım.



Çarpı işi tablo bende düşünüyordum ama ne yapacağıma, nasıl yapacağım karar verememiştim fikir sahibi oldum. İnsan ve hayat dergisini daha önce duymamıştım. Yeni bir dergi tanımış oldum. Kaftan şeklinde şirin anahtarlığı şimdilik kullanmaya kıyamıyorum. Belki ilerleyen zamanlarda kullanırım. Hoş bir not defteri, pembe post-it ve mavi ince uçlu kalem ( benim için kalemin ince yazıyor olması önemli). Hepside birbirinden güzel. Çok güzel düşünülmüş.   

Bu güzel hediyeler için Seyyah Gül'e teşekkürler.
Bol hediyeli mutlu mesut bir hafta sonu geçirmeniz dileği ile, 
Kalın sağlıcakla. 

3 Haziran 2012 Pazar

Beklenen paket


Benim gibi tarih severseniz kaçırılmaması gereken bir hediye. Osmanlı tarihi üzerine hazırlan araştırmanın tanıtımı amacı ile mini bir  kampanya.
Net üzerinden formu dolduran herkese ücretsiz gönderiliyor. Sadece kargo ücreti ödeniyor.
Paketi açtığım gibi karşıma  laturquıe kamalıste fasikülü çıktı. Daha önce duymamıştım, Cumhuriyetin ilanından sonra Fransızca olarak yayınlanmaya başlayan bir dergi. Türkiye de bilimden sağlığa, spordan pek çok etkinliğe nelerin yapıldığı, yeni kurulan devletin savaştan sonra nasıl bir ilerleme katettiğini göstermek için hazırlanmış. 50 sayı olarak yayınlanmış.


Diğer hediyelerimde bu şekilde.


Daha fazla bilgi vermiyorum ilgilenen olursa tık tık
Tabi ki sorularınız olursa bekliyorum.