insan yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
insan yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Eylül 2017 Salı

Modern Dünyanın Bunalımı - Rene Guenon

Kitap Türkçeye çevrileli uzun zaman oluyor. Ben yakın dönemde İnsan Yayınlarının kataloğunda görüp merak etmiştim. Alsam mı elimdeki kitaplarla mı idare etsem diye düşüne düşüne Beyazıt kitap fuarın kadar beklemiş oldum. Fuarda çok kitap almadım. Almış olduğum dört kitabın üçünü bitirmiş oldum. 
Onca merak ederek aldığım kitabı beğendim mi?


Bilemedim şimdi, daha doğrusu emin değilim. 
Beklentim neydi de neyle karşılaştım?
Modern dünyanın bunalımı söz konusu olunca bir çözüm bekliyor insan. Belki bunalımın cevabı satır aralarında saklı idi ama ben sadece neden bunalım kısmını algıladım.


Neden bunalım dersek?
Geleneklerden kopuşun bireyselliği ön plana çıkardığı bunun da maddiyata önem veren maneviyatı görmemezlikten gelen toplum yapısının oluşturması diyebiliriz.

Ee bunu herkes biliyor zaten. Bunun için dolambaçlı yollara girmeye gerek var mı?

Ne zorlandım kitabı algılamakta. Acaba yazar etkileyici bir dil kullanmış da ben uygun çeviriyi mi bulamadım dedim. Başka bir çeviri yokmuş. İyi madem okumaya devam dedim. Biraz daha anlaşılır üslubu sonlarda buldum.
Buldum da beğendim mi? 
Hayır. 
Bu tarz kitapları çok okudum galiba o yüzden yeni gelmiyor. Kaldı ki dili pratik bulmadım. Kitap uzun zaman elimde kaldı. Şu satırları yazarken bile içim daraldı. 
Uf sıkıldım. Okuyan olursa bana açıklama yapsın, Benim göremediğim ama milletin baş ucu kitabı yapma sebebi ne. 

26 Haziran 2016 Pazar

Havadan sudan; ramazanlar ve kitaplar

Allahım günler 24 yerine 48 saat olsa yinede yetişemiyorum diye şikayet eder miyim?
Yok, o vakitte "gün bitmiyor" derdim.
Halbu ki çabucak bitiyor. Ramazanın sonuna gelmişiz mesela. Kimler fark etti? Hiç kimse.
Sadece eski dostlar, ortamlar bulunamayınca fark ediliyor. Zaman geçiyor tik tak.
Geçen zamanda neler yapmışız.
Düşündümde kayda değer bir şey yok.
Nefes almışız vermişiz.
O vakit uzatmadan Beyazıt kitap fuarından aldığımız kitaplara geçiyorum.


Tek tek yazmayacağım.  Hepsi ince olunca en kısa zamanda okur, detayları paylaşırım.

2015 Beyazıt Kitap Fuarı  (6 kitabın 5'i okundu)
2014 Beyazıt Kitap Fuarı ( 4 kitapta okundu)
2013 Beyazıt Kitap Fuarı ( kendime kitap almamışım)
2012 Beyazıt Kitap Fuarı ( bana ait olmayan 4 kitabın 3'ünü okumuşum)

Çok uzatmadan okuduğum kitaba geçeyim

Pascal oyunu;  ahirete zar atmak



Kitabı 4 günde bitirip kimler okumuş, ne demiş diye gezineyim dedim. Sonuç hüsran. Kitabı okuyan olmamış mı? Ben bu kitabı bir yerde gördüm aklımın bir köşesine yazdım ama nerde? 
Nerede gördüm aklıma düştü ki fuarda gördüğüm gibi "abla bunu al" dedim. 
 Fuarı mı sordunuz? 
Her ramazan olmazsa olmazımız. Beyazıt kitap fuarına gitmek,  Süleymaniye de iftar yapmak. Evde yapılsa "yaz günü kuru fasulye mi yenir" diye burun kıvırdığımız, kalabalıktan adım atılmayan mekanları gezmek. 
Bu sene 8 kişi gittik. Herkes işten çıkıp gelince fuar detaylı gezilemedi. Bende kitap listemi almamışım. Tek kitap ile döndüm.  Ablam birkaç kitap aldı bende onlarla idare edeceğim. 

Neyse efendim kitaba dönelim.  Insan yayınlarını yeni keşfettim, bir kaç kitabını okudum ve almak istediğim kitapları listeledim. Listeledimde  ne oldu. Listeyi kaybettim. Aklımda bir bu kitap kalmış. Dar zamanda görünce hemen aldırdım. Geniş zamanda tüm kitapları didikleyeceğim.

Şimdi gelelim ahirete zar atma mevzusuna.
 Hepimizin bildiği bir hikaye vardır.  Hz. Ali abdest alırken yanına putperest birisi gelir ve "ya Ali bu kadar emek sarf ediyorsun, ibadet ediyorsun da ya Allah ve ahiret yoksa!" diyor. Hz. Ali de "senin dediğin gibi Allah yoksa ne sen kaybedersin ne de ben. Ya varsa ben kazanırım, sen kaybedersin" diyor.
Ihtimalller mantığına dayanan bu akıl yürütme daha sonraki dönemde islam kelamcı ve filozoflar tarafından zenginleştiriliyor. Gazzalinin batıya etkisi ile Hz.ali'nin bu akıl yürütmesi 15. yüzyıldan itibaren Batı'da da kullanılmaya başlıyor.
Kitap bundan ibatet incecik. Ben işyerinde erken gittiğim vakitlerde okuduğum için dört günde bitti. Vakti olan bir günde bitirir.

Gelelim insan yayınlarından neler okumuşum ve neler okumak istiyorum.

Okuduklarım

Müslümanca düşünme üzerine denemeler
Bireysel ve toplumsal değişmenin yasaları
Bilgelik hikayeleri
Üç müslüman bilge
Güvercin gerdanlığı

Okumak istediklerim

12 Şubat 2016 Cuma

Kitaplar kitaplar - Toplum Bilimi Üzerine


Ah efendim bu günler geçer giderde neden haberdar etmez. 
Bir türlü geçmeyen sattler aylar, yıllar hesabı yaparken nedense çabucak geçmiş oluyor. 
2016 yılından iki ay geçmişte fark dahi etmemişim.

Bu zaman zarfında neler okumuşum bir iki kelam edeyim, sonra döner bakarım.



Babamların ( babam ve küçük amcam ) köydeki kitaplığının bir hazine olduğunu fark etmem için yılların geçmesi gerekiyormuş. Allahtan yazın köye gittimde dönerken bir iki kitap aldım.  
Yıllar önce Menekse Abla bana kitap vermişti. O kitaplardan okumadığım kitaplar var. Aynı davranışı köyden getirdiğim kitaplara yapmayacağım en azından yarısını bu yıl okuyacağım. 

Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler 
Rasim Özdenören


Uzun zamandır Rasim Özdenören okumak istiyordum ama ne ile başlayacağıma karar veremiyordum. Köy kitaplığında görünce hemen yanıma aldım.  Okumak bugünlere nasipmiş.

Kaliforniya'nın portakal bahçelerinde portakal toplamaya çıkmış yüzbinlerce tarım işçisinin günde üç portakal karşılığında bütün gün çalışmaya mecbur bırakıldıkları için karınlarını doyuramadıkları fakat bahçe sahiplerinin fiyatları düşürmemek için toplanan portakalları denize döktükleri bir dünyada, bir bozukluk olduğunu görebilmek için Kaliforniya'ya portakal toplamaya gitmiş olmamız da gerekmez.

Cümleleri ile başlayan kitap

İnsanın, toplumsal hayatı gibi düşünce hayatının da karmaşıklaştığı bir dünyada "müslümanca düşünme"nin imkân ve yöntemi nedir? İslâm konusunda yeterli "malumat"a sahip olmak, "müslümanca düşünmek için yeter mi? İslâm özü ve bütünüyle kaynaştırılamayan bilginin, düşünme etkinliğini oryantalist bakış açısına mahkûm etmesi kaçınılmaz olmayacak mı?

Cümleleri ile sona eriyor. Kitapta bu son cümleye cevap niteliğinde. 


Bireysel ve Toplumsal Değişmenin Yasaları
Cevdet Sait


Yazar kimdir, neler yazar hiç bir fikrim yok. Insan yayınlarından* daha önce okuduğum kitaplardan yola çıkarak beğeneceğimi düşünerek köyden getirdim. 
Kitaba başlamadan kim olduğuna baktım.  Yazar tanıtımında "Bozulmaların ve kokuşmaların batağı kabul ettiği büyük kent hayatından uzakta beslediği iki ineği ile Şam yakınlarında bir dağın eteğinde yaşamakta" yazıyordu.  Yazar bu devirde yaşasa ne yapar acaba?

Hakkında pek bir şey bilmediğim yazar "değişen" toplumda "gelişim" sürecini ayetler, hadisler ve İslam düşünürlerinden örnekler vererek açıklamış.  Bu kapsamda İbn Temiyye, İmâm Gazali,  Seyid Kutup ve Muhammed Ikbal'den sık sık alıntılar yapmış.

Bizde bir iki alıntı yapacak olursak;

Kur'an-ı Kerim hastalık sözcüğünü çeşitli yerlerde anmaktadır. Fakat bununla kastedilen bireyin bedeninde oluşan rahatsızlık değildir.  Kur'an'da adı geçen kalp hastalığı, fikirlerle münasebetinin ardından oluşan fikri hastalıklardır.  Bu hastalık kişiyi ümmet içinde toplumsal görevini yapamaz duruma getirir. Nasıl kalp yetersizliği bedeni güç sarfı isteyen herhangi bir işe koyulmaktan alıkoyuyorsa, toplumun fikri odalarına çöreklenen zafiyet de toplumu hem bünye, hem de bilgi planında güçlü olmayı gerektiren herhangi bir probleme yönelmekten alıkoyar.

Dokuma esnasında bitki sapları nasıl ilmek ilmek örülüyorsa, nefsin örgütü de zaman esnasında kendisine çeşitli vesilelerle arız olan düşüncelerle fikir fikir örülerek tamamlanır ancak.

Kitap, peygamber sözü ve tüm doğa yasaları, onların farkında olmayan insan için atıl bir nitelik arzeder. Bu, sözkonusu yasaların etkinliklerini yitirmiş oldukları anlamına değil,  Müslümanın onlardan artık yararlanmayacağı anlamına gelir. 
Mesele, kitab'ın uyarma görevini yerine getirmediği değil,  Müslümanın düşünme görevini yerine getiremediği yolundadır.

Yazarın Türkçeye çevrilmiş pek çok eseri mevcut ilerleyen zamanlarda başka bir kitabını okumak isterim.

Toplumbilim Üzerine
Ali Şeriatî


Ali Şeriatî'de uzun zamandır okumak istediğim yazarlardan birisi. Köyde iki adet kitap görünce hemen yanıma aldım.  Hac ile ilgili olan şuan için ilgimi çekmedi, toplum bilimi ( islam düşüncesi ) üzerine okuma yapmışım madem devamı gelsin dedim ve başladım. 
Kitabın giriş kısmında yazar hakkında detaylı bilgi veriliyor olması benim gibi yazarı tanımayanlar için avantaj.
 Direk konuya giriş yapmak isteyenler için 30 sayfalık bibliyograf sıkıcı olabilir o ayrı dava.

Kitap hakkında fikir vermesi için bir iki parça paylaşacağım. 

Hicretin hiç de tarihin ve tarihçilerin göstermek istediği gibi basit bir olay değil, tam tersi son derecede muhteşem bir ilke olduğunu; buna rağmen şimdiye kadar kimsenin bu konuya değinmediğini gördüm.  Bütün tarih boyunca hicret, medeniyetlerin doğuşunda başlıca etken olduğu halde, tarih felsefesi ile uğraşanlar bile bu konuya gereken önemi vermemişlerdir. 
Tarihte bildiğimiz 27 medeniyetinin hepsi, bir hicretten sonra ortaya çıkmışlardır. Bunun bir tek istisnası bile yoktur. Bir başka deyişle,  ilkel bir topluluğun yaşadığı yurdu bırakıp bir baska yere göçmeden medenileşebildiğini gösteren bir örnek yoktur.

İslam, tarih ve toplumun temel ve şuurlu belirleyicisinin, Nietzschenin düşündüğü gibi seckinler, Eflatunun ileri sürdüğü gibi Aristokrasi, Calyle ve Emersonun inandığı gibi büyük insanlar rahipler ve aydınlar değil,  kitleler olduğunu savunana ilk toplumsal düşünce akımını başlatmıştır. 

İnsan davranışlarında hürdür; ama hürriyetini kullanabilmesi için tabiatta daha önceden var olan yasalara uymak zorundadır. 

Adem'in kıssası nasıl insan felsefesinin kaynağı ise; Habil'le Kabil'in kıssası da tarih felsefesinin kaynağıdır ...  Habil'le Kabil'in kavgası her kuşağın yaşadığı bitmeyen hir kavgadır.

Yazarın  Adem'in oğullarından (habil ve kabil ) yola çıkarak toplum üzerine yaptığı yorumlar okunmaya değer. Mutlaka okuyun.


Benzer konularda farklı yazarlar okuyunca yorumlar ve bakış açıları değişiyor. Yeni fikirler, yazarlar ve kitaplar not alınıyor. 

Ben bu üç kitaptan neler öğrenmiş,  neleri not almışım?
Öncelikle yeni yazarlar tanımış, yeni fikirler edinmişim sadece bu bile yeter.

Bu kapsamda Ibn Teymiyye, Malik bin Nebi, Zemahşeri, Ayn El Kuzat Hamadani, Hüseyin M. Mansur fikir sahibi olduğum alimlerden bir kaçı.  

Yeni kelimler öğrenmişim 

Vărid; olabileceği akla gelen
Enfüsi; öznel
Ărız; sonradan ortaya çıkan
Āraz; tıpta belirti
Tazammun;kapsama içine alma
Cebriye; felsefe yazgıcılık
Tecviz; izin verme, yapılmasının uygun bulunması
Cerbeze; güzel konuşma,  becerikli
Heyula; korkunç hal

Toplum bilimi üzerine okuduğum kitaplardan yola çıkarak şuan icin ibn Teymiyye okumayı düşünmüyorum.  O kadar çok basvuru yapıldı ki okumuş kadar oldum. Belki Cezayirli yaxar Malik bin Nebi'den bir kitap okuyabilirim. Veeee uzun zamandır okumak istediğim İbn Haldun'un Mukaddimesini bir an önce okumalıyım. 
Hadi birisi bana dergah yayınlarından hediye alıversin :)
 Aslında okuduğum iki kitap ve iki dergi daha var ama bu yazı çok uzadı o yüzden burada bırakıyorum.  

Allaha emanet olun.

* insan yayınlarından okuduğum kitaplar

21 Ağustos 2014 Perşembe

Okuma şenliği ikinci ay


Okuma şenliğinde ikinci ay oldu. Okuma hızımdan ziyade okuduklarımı önemseme başladım.
  Okuduğum kitaplar okumak için geç kaldığım kitaplar. Daha önce okusaymışım iyi olurmuş.
Roman okuduğumu gören birisi Şark edebiyatı okumamı tavsiye etmişti.   


 Şark edebiyatı deyince aklıma hep dini kitaplar geliyor. Ben yeterince dini kitap okudum, ihtiyacım yok havalarında idim. 


Kitap okumanın bir kültür olduğunu henüz idrak edememişim :(

Başlangıçi Şark edebiyatı ile yapmış bulunuyorum.

9. Kategori; Adında bir sayı geçen kitap

Üç müslüman bilge,  S. Hüseyin Nasr, insan yayınları, 

Cahillik had safhada :(


 Bahsedilen bilgiler hakkında hiç bir fikrim yoktu.  Halada yok, yani alt yapı olmayınca tek kitapla bilgi birikimi olmuyor. En kısa zamanda konu ile alakalı kitap okuyacağım.

30. Kategori; 17. 18. 19. Yy'da yazılmış birer kitap


Bir Papazın Osmanlı Günlüğü,  John cover,  dergah yayınları, 

Kitabı yıllar once Beyazıt kitap fuarından almıştık.  Bir ara başlamış bırakmıştım.  Her şeyin bir zamanı olduğu gibi bu kitabın da zamanı yeni gelmiş olmalı ki bir çırpıda bitti.


Kitap 17. Yy sonlarında yazılmış, 18 yy da yayınlanmış. 
Papaz Osmanlı topraklarında ki kiliselerin durumunu incelemek  için görevlendiriliyor.  Görevi süresince gördüklerini kaleme döküyor.  Kitabın ön sözünde detaylı bilgi verdigi için yazarın o dönemde sıkıcı bulunduğu yazıyor.  Ben detaylı bulmadım, hatta yüzeysel buldum.
 Bir papazdan bu derece yüzeysel bir kitap beklemiyordum. Gözlem yapıyor ama yaptığı gözlemi hakiki bilgilerle pekiştirmiyor. Tv değilki izleyip geçiyorsun e mübarek,  bir sor neden diye. 
Yabancılar gözünden Osmanlı Devletini anlatan başka kitap varsa okumak isterim. Konuya ilgi duyuyorsanız  ilk olarak bu kitabı tavsiye etmem :(

Şarktan Haber, Muhammed Ikbal, sufi kitap, 239 sayfa

Ben bu kitaba başlarken ablam üç müslüman bilge'ye başlamıştı.  Kitabı okumayacağım dedi. Bende bunu okumayacağım/ okuyamayacağım dedim. Baksana ne ağır dedim iki satır okudum, bırakamadı.


Gizli derdi olmayan insanın teni var ama canı yoktur.
Eğer can istiyorsan sonsuz bir aşk ve hummalı bir çırpınış iste!

29. Kategori; şimdiye kadar kitabını okumadığım yabancı yazar

Türk yazarları geçen ay okudum. Bu ay yabancı yazarları okuyup kategoriyi bitirdim. Yabancı erkek yazarıda değiştirdim. 

Siyasetname,  Nizamülmülk,  dergah yapanlar,  286



Kitaba sinir olduğumu daha önce belirtmiştim. Iran toplumunda kadına hoş gözle bakılmadığını bilmeyen kaldı mı? Detaylara girmeyeceğim.

En mavi göz, Toni morrison,  can,  190 sayfa

Bazı kitapları hiç alamayacağım. Sefillik başka şekilde de anlatılabilirdi. 


Cinsellik bile sayılmayacak olaylar bu kadar ön planda olmamalı.  
Daha önce iki defa başlayıp bırakmıştım.  Bu sefer bitsin istedim.

Benim için zaman kaybıydı.

19. Kategori; Halen yazmaya devam eden yazar

Canfeda Hz. Fatıma, Sibel Eraslan, Timaş,  366


Sibel Eraslan'ın okuduğum ikinci kitabı.  Dilinin ağır olacağını düşünüp daha sonra mı okusam diye düşündüm.  Dil diğer kitaba göre daha sade, başlamamla bitirmem bir oldu.

16. Kategori; herhangi bir edebiyat ödülü kazanmış bir kitap

Benden selam söyle adadoluya, Dido Sotiriyu, alan, 243

 Menekşe ablanın verdiği kitaplar o kadar çok ki oku oku bitmiyor. Bu kitapta onlardan biri. Daha önce başlamış ama bitirememiştim, nasip bu vakte imiş.


Kurtuluş savaşı ve savaştan önceki dönemi bir Rum köylüsü ağzıyla aktarıyor.  Daha önce de yazılanları dogruluğundan şüphe ettigim için yarım bırakmıştım şuan dahi fikirlerim değişmedi.
Bir Rum kitap yazıyor ve alttan alttan Türklerin Ermenileri katlettiği fikri veriliyor.  Amaç ne ise kitaba 1982 yılında  Abdi Ipekci Türk Yunan dostluk ödülü veriliyor.

5. Kategori; kişisel gelişim

Giderken bana bir şeyler söyle,  Mustafa Ulusoy, Timaş yayınları,  272 sayfa

Mustafa Ulusoy'u yıllar önce arkadaşım tavsiye etmişti.  Ay terapisini okuyordu. Aklımın bir köşesinde yer etmiş.

 Gazetedeki yazılarını arada bir takip ediyordum. Arada bir diyorum çünkü üst üste okunmuyor ağır geliyor.


Kitabı okurken kısmen begendim kısmen sıkıldım.  
Kitap bir üçleme imiş ben diğerlerini okur muyum bilmem.
Kisaca konuya değinmek gerekirse. Ölüm üzerine terapi öyküleri.  

13. Kategori; aynı zamanda çevirmenlik yapan yazar. 

 Sebahattin Ali, Değirmen,  Yapı Kredi Yayınları,  137

Yazarı ilk Kuyucaklı Yusuf ile tanıdım.  Tamam güzel kitap ama bir yazar neden bu kadar abartılır diyordum ki kürk mantolu madonna ile karşılaştım.


Kitap iki kısım ve kısa hikayelerden oluşuyor.
Kitabın başında yazarın notu var acemi işi notlar olduğuna dair.
 Anlayacağınız değirmen yazarın çıraklık eseri. Büyüyünce herkesin etkileneceği kitaplar yazacağım diyor satırlar.  Sanmayın ki hikayeler sıkıcı.  Hikayeler güzel olsada bir kürk mantolu madonna da değil.
Okuyun karar verin.

2. Kategori; sadece bir kitabını okuduğun ve sevdiğin bir yazardan ikinci kitap

Ellerin sesinin rengindeydi, Faik Baysal, can, 184

Faik Baysal ile hikaye sevdiğimi keşfettim.
 Yazarın ağır hikayelerine alıştığımdan mı bilinmez bu kitap daha sade geldi.
Yazarla birlikte duyguların rengi olabileceğini görmüş oldum.
Pembe bir dokunuş, mavi ses...
Yoksa siz hala yazarı keşfetmediniz mi?



15. Kategori masal kitabı

Nun masalları,  Nazan Bekiroglu, Dergâh,  150

Herkes her kitabı okuyamaz bir kez daha gördüm.  150 sayfa nasıl zorladı anlatamam. 



1. Kategori yaz mevsimini çağrıştıran bir kitap

Çıplak deniz çıplak ada, Yaşar Kemal,  Yapı Kredi Yayınları,  267

Daha önceki etkinlikte serinin üç kitabını okumuştum.  Dört gözle hikayenin olumlu bitmesini bekledim. Kitaba başladım yeni karekterler eklenmiş hikayeye.  Poyraz, vasili, Nişancı unutulmuş bir an.


Önceki kitaplarda savaş yaraları ağırlıkta idi bunda ise politik çıkarlar ve sevdalık.

Bir ayda böyle bitti.
Bu yazıyı bir ayda bitirdim. Bakalım okur kaç günde bitirir :)

12 adet kitap okumuşum.  Bunlardan 6 tanesi Türk yazar.
Kitapların 3 tanesi hikaye, 4 tanesi roman.
Yayın evi olarak 3 tane dergah, 2 şer tane can, Timaş ve yapı kredi yayınları, ardından insan, sufi, alan.

Geçen ay 9 kitap ile 2026 sayfa kitap okumuştum.

Bu ay ise 12 kitap ile toplam 2709 sayfa kitap okumuşum.

Geriye 14 Kategoride 19 kitap kaldı.  Hepsini okur muyum bilmem.  Daha ne okuyacağıma karar vermediğim kategoriler var.
Bu aylık bu kadar.  Gelecek ay buluşmak dileği ile esenkalın.


23 Temmuz 2014 Çarşamba

Yaz Okuma Şenliği İlk Ay


Geçen sene bu vakitlerde başlayan okuma şenliği dördüncü etkinliği ile devam ediyor.
 Bu zaman zarfında yeni yazarlar, kitaplar ve bloglar tanıdık.  Hiç aklımıza gelmeyecek türler okuduk.
Etkinlik bahanesi ile hikaye sevdiğimi keşfettim. Tiyatro oyunu okudum.

Etkinlik okumalarım yavaş olsada içerik olarak pek menmun kaldım.  

Etkinlik kapsamında 10 adet kitap ile 2186 sayfa kitap okumuşum. 
Kitaplara kısaca değinmek gerekirse, buyrum listem.


3. Kategori (10 puan): Bir şiir kitabı

Necip Fazıl Kısakürek- Çile, Büyük Doğu Yayınları, 525 syf


Kendimden beklenmeyecek bir hızla okudum. Pek çok şiirine lise yıllarımda aşına olmam hızlı okumama sebep oldu diyebilirim.
Biz lisedeyken ablam kitabını almıştı, sık sık okurduk. Istanbul'a taşınınca unutmuşuz. Kitaplığın kuytularından kalmış.  Boya badana yaparken bir bahene ile kitaplığı düzenledik. Benim kitaptan farklı olarak kitabın sonunda biyografi kısmı var. Almak isyeyenler dikkat ederek alsın. Yazar hakında bilgi verilmesi güzel o yüzden kendi kitabım yerine ablamınkini okudum.

Okumayanlara tavsiye edilir.

8. Kategori (10 puan): Bir savaş kitabı.

Fransız Suiti,  Irene Nemirousky, pegasus yayınları,  464 syf

Bu kitabı hangi kategoride okuyacağıma bir türlü kara veremedim. Aklımda İlk defa okuduğum yabancı yazar vardı. Başlarken Fransız edebiyatı olsun dedim. En son savaşa karar kıldım. Bakalım son listede ne olur.


Kitabı beğendiğimi söyleyemem, Kendimi vererek okuyamadım. Başlangıçda isimler birbirine karıştı. Kim kimdi anlamadım :(
Sonlara doğru daha okunur oluyor. Kitap sonunda yazarın yazışmaları var. Gereksiz bir ayrıntı olmuş.  Yazarın başka kitaplarını okumuş olsam, yazar hakkında bilgim olsa belki son kısım ilgimi cekerdi.
Bu arada kitap bir kitap severin günlüğünden. Kendisi aylar önce kitaplarını dağıtıyordu. Bende iki kitabına talip olmuştum.  Etkinlik bahanesi ile başlamış oldum.  Kendisine teşekkür ederim.


18. Kategori (10 puan): Bir tiyatro oyunu


Necip Fazıl Kısakürek,  Ahşap konak, Büyük Doğu Yayınları, 123 sayfa



Kuşak çatışmasını bir konak üzerinden ele almış. Biraz abartılar buldum. Tamam çevre insan kişiliği acısından önemli ama aile hiç mi terbiye vermiyor. Büyük baba yeterince sevgi ve örnek davranış sergileyememiş ki kızı ve torunlar sevgi ihtiyacını başka yerlerde aramışlar.
Bu düşüncem kitaba özel değil genel bir yorumdur.
Sert üslubunu bakmayın, okunması gereken bir kitap.

23. Kategori (10 puan): Mektuplardan veya anılardan oluşan bir kitap


Ahmet Rasim,  Şehir mektupları, Elips yayınları,  208 sayfa


Uzun zamandır okumayı düşündüğüm bir kitaptı. Kim tavsiye etmiş neden etmiş hatırlamıyorum.
Tavsiye edeni bulursam fena çemkireceğim.
Daha önce Ahmet Rasim okuyup okumadığımı hatırlamıyorum.
Kitabı beğenmedim. Daha doğrusu yazara sinir oldum. Kendini beğenmiş buldum. Halkı sürekli küçük görme, Tepeden bakma hali mevcut. Dili desem Türkçeden çok Fransızca. Bir özenti hali sezdim. Kendince uydurulmuş deyimler, lakaplar…
Sıkıntıdan patladım resmen.

29. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 30 puan, toplamda 70 puan): Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap. Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı, ikisi kadın, ikisi erkek olmalı.
Türk yazar olarak; 

Safiye Erol, Leylak Mevsimi, Kubbealtı Neşriatı, 96 sayfa



Sandukam’ın tavsiyesi üzerine Safiye Erol okumaya karar verdim. İlk kitap okurken sıkılmayayım diye ince bir kitap seçtim. Bir çırpıda bitti. Hemen bittiği içinde anlayamadım. Dilini beğendim. En kısa zamanda başka kitap okuyacağım.

Cevdet Kılıç, Bilgelik hikayeleri, İnsan kitap, 358 sayfa




Babam bu kitaptan 3 tane getirmiş.  Kapağına bakınca başlamak için çok heveslendim. Beklentilerimi yüksek tutmamdan mı bilinmez sevemedim. Daha doğrusu kitap benim için yeni değildi.   Daha önce  okuduğum hikayelerden derleme olmuş. 
  Senai Demirci'nin Aşka dair öyküler ve Aşka adanmış öyküler.
İskender  Pala dan Tavan arası,
Cüneyit Suavi den hazır cevaplar ve daha fazlası
Daha önce okuduğum yazarların dili iyi kullandığını düşünürsek bu kitap biraz yavan kaldı.
Yinede okunmaya değer.
Bu yorumumu ablam söyledim. Saydığım kitapların hiç birini okumadığı için bu kitabı severek okuyabileceğini söyledi. Sizde öyle düşünün ve okuyun :)

Franz Kafka,  Dönüşüm.  Antik batı Klasikleri,  78


Itiraf ediyorum ilk defa kafka okuyorum.
Ilginc bir tarzı var. En yakın zamanda yeni kitabını okuyacağım.

30. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 50 puan, toplamda 80 puan): 17., 18. ve 19. yüzyılda yazılmış birer kitap.

Yusuf Has Hacip, Kutadgu Bilig secmeler


Tamam Kabul bu kitap 10. yy’a ait. Belki Pınar 17. 18 ve 19. yy derken eski eserlere saygımızı gösterelim diye öyle söylemiştir. Belki daha eski dönemleri kabul eder.
Ben şansımı zorlayayım dedim. Zira seçtiğim eserler 17. yy öncesine ait :(


25. Kategori Yabancı Dilde bir kitap yada orjinal dilinde okumayı gönlünüzden geçirdiğiniz bir kitap.  

Mantıku't-Tayr,  Fedidunnin Attar,  Kırkambar Kitaplığı,  332 syf


Güvercin Gerdanlığı ile aynı anda başladım.  Güvercin Gerdanlığının ön sözü,  takdimi o kadar uzunduki bıraktın buna başladım.  Sıkmadan hikayeler üzerinde anlatılıyor konu. Her yaştan okuyucuya hitap ediyor. Ortaöğretime giden çocukların özellikle okumasını tavsiye ederim. Bir yetişkin olarak edebi bir dil tercih edebilirim.

Iranlı şair ve mutasavvıf olan  Feriduddin Attar'ın musibetname, ilahiname, cevahirname gibi pek çok eseri mevcuttur. Siz artık bir tanesinden başlayın.

21. Ask kitabı 

Ibn hazm Güvercin Gerdanlığı, insan yayınları, 275 sayfa



Uzun zaman önce arkadaş tavsiye etmişti.  Fuarda görünce hemen aldım, bir heveste başladım.  Hevedim kursağımda kaldı diyebilirim. Benim beklediğim ilahi aşka dair bir şeylerdi. Kitap bildiginiz beşeri aşktan bahsediyormuş :(

Beklediğimi bulamadım,  o yüzden bu kitap yerine iskender Pala'nın kitab-ı aşkını tavsiye ediyorum.

Kitaplar bu kadar. Birazcık yayinevlerinden bahsetmek gerekirse. Iki adet Büyük Doğu ve insan yayınları okumuşum.  Insan yayınlarının bizim evde 7 adet kitabı varmış.  Ben ise sadece ikisini okudum. Birisine yeni başladım.  Fırsat buldukça okuyacağım.
Elips yayınlarının bu baskıdan mı bilinmez sevemedim.  Kitap 2007 de basılmış görseniz 20 senelik dersiniz. Ozentisiz bir baskı :(
Kubbealtı olmazsa olmazım :)
Kırkambar Kitaplığını yeni keşfettim.  Aklımda bir kaç kitap var.  Okumak nasip olur mu bilinmez.

Benden bu kadar. Bol kitaplı güzel günler diliyorum efendim, esenkalın.