menekşe abladan gelenler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
menekşe abladan gelenler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ocak 2015 Pazartesi

Habesistanda bir mevsim

Allahım bir kitabı okumak bu kadar mı zaman alır? Kaç kere niyetlendim, okuma listelerine ilave ettim, çıkardım bor türlü okumak nasip olmadı.
Kitabı aylaaaar aylar önce (baktımda iki yıl once imiş) menekşe abla vermişti.  Hani okuyupta bitiremediğim "menekse ablanın verdiği kitaplar" diye etiketliğim kitaplar. Evet evet bildiniz. Kitap o zamandan beri okunmayı bekliyordu. 
Menekşe abla 24 ocak 2004 de okumuş, beyaz afetin istanbul'u perişan ettiğinde diye not düşmüş.  Demek ki bende kar yağdığı zaman okumalıymışım. 


Kitap Artur Rimbaud üzerine kişileştirme imiş.  "Artur Rimbaud da kimmiş?" dediğinizi duyuyor gibiyim.
 Çekinmeyin sorun sorduğunuz şahısda yazarı tanımıyor zaten. Kendisi Fransız,  farklı bir kişilik.  Benim sevebileceğim bir kişilik değil,  o sebepten detaya girmeyeceğim. 
Kitaba anı yada biyografi niyeti ile başladım.  Her anıda olabileceği gibi birazcık seyehatname türüne kayıyor.  
Özetle bu seneki hedefim olan anı,  biyografi, gezi ve mektup türlerinden pek çok özelliği içinde barındırıyor. 
Ee öyleyse ben bu kitabı neden sevemedim?
Anlayış tarzına bir türlü karar veremediği için mi yoksa anlattıklarını mantıklı bulamadığım için mi? 
 Kitabın bazı bölümleri birinci ağızdan, bazı bölümleri de üçüncü tekil şahısdan. Aa birde konu geçişleri nasıl olduğunu anlamadan olaylar bir Fransa'da hastanede birde çöllerde geçiyor.  Bir orada bir burada!

 Yazara göre harar da gece olunca yaşlı ve hastalar sokaklara bırakılıyor ki aslan ve köpeklere yem olsun. Galiba kusacağım. 
Rimbaud ticaret için gittiği Habeşistan da daha önce kimsenin gitmediği bölgelere gidiyor. Peki ama o bölgeler neresi ki?
 Bir harita ile kitap tamamlanmış olsaymış fena olmazmış.  
Kitabın sonuda pek ani bitti. Sanki kitap yazılırken yazar ölmüş de bilgilerin kaynağı kesilmiş gibi.
Bazı türleri hiç anlayamadım gitti!

19 Mayıs 2014 Pazartesi

Mayıs okumaları

Kuzenim blogumda kitaptan başka yayın olmadığı icin sıkıcı buldugunu söyledi. Bende onu dinledim ve tek tek kitap yayınında vazgecip toplu yapayım dedim.

Toplu yayın yapmanın dezavantajı insan unutuyor. Hangisi önce,  hangisi sonra?


Han Duvarları

Lisedeyken sık sık şiir kitabı okurdum. Felsefe hocamızdan isterdik, bizi kırmazdı. Neden şimdi okumuyorum dedim ve evdeki en ince kitaptan başladım. Ömer Erinç'in şiir kitabında 13 sayfaya zor geldim. Baktım olmuyor, bıraktım siiri. Ben kim şiir okumak kim. 
Daha sonrada kitap okuma şenliği kapsamında han duvarlarına başladım. Kitabı lise döneminde severek okuduğum için sahaflarda görünce hemen almıştım.  Hemencecik okudum mu? HAYIR :(
Şiir düz yazı gibi okunmuyor ki. Ilk başlarda günde bir kaç tane daha sonra haftada bir kaç. 
Nihayetinde bitti. Bir aydan uzun süredir elimde kaldı o ayrı. 

Dünya Edebiyatından Seçme Öyküler

Kitap yıllardır kitaplıkda duruyordu. Kim almış, nerden gelmiş  bilmiyorum. Tek bildiğim daha önce rast gele birkaç hikaye okuduğumdu. 


Bir yazardan öyküler okumak yerine dünya edebiyatından seçmeler okumak daha güzel. 


Liste pek uzun olmasada güzeldi. 

Istanbul Geceleri

Tamam Samiha Ayverdi'nin yazılarını beğeniyorum,  elimdeki kitapları da bitirmek istiyorum ama insan kendine bu kadar eziyet eder mi a dostlar.
Okuma şenliği kapsamında aynı yazardan 1200 sayfa okumak diye bir katogori var. O kapsamda kendimi zorluyorum. Dil ağır zor okunuyor. 


Kendime güveniyorum,  son bir kitap daha.
Gaza geldim mi? Yok artık :)


Efsane Iskender Pala

Kitabın ismi benim için Efsane değil Barboros. Bir türlü efsane demek aklıma gelmiyor hep Barboros.
Bir aydır okuduğum kitaplar o kadar ağrıdı ki Iskender Pala ilaç gibi geldi. Gündüz Samiha Ayverdi ( Efsane bittiğinde 65. Sayfaya gelmiştim ) akşam Barboros okudum. 


Kitap Barboros'u an, anlatsada ben sidi can'ı merak ettim durdum. Gerçekte kimdir, sırrı nedir, Billure'yi bulacak mı?
O yuzden kitabın sonunu yavan buldum. Son ana kadar heyecanlı gitti son anda yazar sıkılmışda bir an önce bitsin diye hemen yazıvermiş gibi.   Ne oluyoruz, bitmemeli dedim ama bitmiş.


Köprü - Ayşe Kulin

Utanarak yazıyorum, Menekşe ablanın verdiği kitapları bitiremedim. Aklımda başka bir kitabı okumak vardı, başladım da. Bitiremeyince bunu okuyayım dedim.
Kitap hakkında bir fikrim yoktu. Kapağı açmamla fikir sahibi oldum. Recep Yazıcıoğlu hakkında pek çok şey bildiğim için kitap yabancı gelmedi, bildik hikayeler. Samiha Ayverdi okurken araya girmiş oldu ( 110. sayfadayım Ha gayret bitecek).

Son bir ay kala KPSS'ye hazırlanmaya karar verdim. Sadece iki denemeye girerek başlamış oldum. İkisi de kötü geçti. Ders çalışmak ne uyuz bir şeymiş öyle. Rabbim hazırlananlara kolaylık versin. 
Esenkalın efendim. 

15 Ağustos 2013 Perşembe

Madam Bovary- Gustave Flaubert

Okuma şenliği bahanesi ile menekşe abladan gelen kitapları bitirmeye çalışıyorum. Çoook öncelerden okumuştum ama hatırlamıyorum. Bu derece uyuz olduğunu hatırlasam tekrar okur muydum bilemedim şimdi. 
O kadar değil tabi ki okurdum. 


Kitaba nasıl uyuz oldum anlatamam. Emma'ya ayrı kızıyorum, eşine ayrı. Ne olur sanki otursa evinde evinin hanımı olsa, eşi de az ilgili olsa. 
Kayın valide misali ''az biraz iş yapsın, kafası meşgul olsun'' diyeceğim bende. İnsan boş durunca saçma sapan düşüncelere kapılabiliyor. Garibim emma Kitap okumaktan beyni sulanmış ( kitap okumak ne kötü alışkanlıkmışda fark edememişiz! ), durup durup kapris yapıyor. O yüzden kitap okumaması lazım. Bu güzel tespit kayınvalideye ait. Tamam Emmaya acıdım ama yaptıklarını haklı çıkarmıyor. 
Olan küçük kıza oldu garibim. 
Kitap hakkında daha fazla yorum yapmayaçağım. Dili güzel ama konuya uyuz oldum. Neden yasaklanmış olduğunu anlayabiliyorum. Anlamadığım o devirde insanlar çok mu müsbetmiş ki tepki çekmiş. 
Yine yasaklasınlar, yasaklasınlar ki benim gibiler okuyup sinir olmasın :)

Herkese keyifli okumalar. 
Esenkalın. 

12 Temmuz 2013 Cuma

Bir gün- Ayşe Kulin

Bu kitapta Menekşe ablanın verdiklerinden. Ne yalan söyleyeyim içimden okumak gelmiyordu. Abime gidecektim sırf ince diye yanıma aldım. Edebi  cümleler içermediği için gayet akıcı. Sayfa sayısının az olması da çabuk bitirmeme sebep diyebilirim. 


Kitap bir gazetecinin siyasi mahkumla röportaj yapmak için hapishaneye gitmesi ile başlıyor. Mahkum ve gazetecinin ortak bir geçmişe sahip olması eskilere gitmeyi kaçınılmaz kılıyor.

Kitapta pek çok şeye değinilmiş.

Çocukluk yılları, farklı kesimlerin gözünden aile hayatı, kürt meselesi ve yurdumun derdi bitmeyen kadınları.  
Gazeteci kıza sinir oldum. Kendi deyimi ile ''sevgisizlikten sevgi arsızı olmuşum'' ne kadar yerinde bir cümle. 

Özetle kitabı beğendim, tavsiye ederim.

 210 sayfa olduğu için bir günde biter de ben iki günde okudum. 

Keyifli okumalar, Allah'a emanet olun. 

28 Haziran 2013 Cuma

Fırtına - Wılbur Smith


Aklımda almayı planladığım pek çok kitap var, ama önce elinde okunmayı bekleyen kitapları bitirmem gerekiyor. Bazen sıkılsam da okumalara devam ediyorum. Bu kitapta Menekşe ablanın verdikleri içinde idi. Netten baktım adı sanı duyulmamış. Bir tek Allah'ın kulu bile yorum yazmamış. Hiç mi okunmamış yoksa yorumlanmaya değmemiş mi bilinmez. 
Kitap Güney Afrikada geçiyor diye başlarken aklımda bir takım tahminler vardı
 İlkel kabile diye tabir ettiğimiz, ama aslında düşünce olarak medeni tabiri içindeki insanlardan daha iyi düşüncelere sahip yerliler hakkında sanıyordum ama değilmiş. 
Savaş desem değil, aile desem değil, aşk desem hiç değil. 
Tam olarak ne anlatmak istemiş bilemedim. 


Fildişi avcılığı yapan Sean avcılığı bırakıp savaşa giriyor, savaş bitiyor yerleşik düzene geçiyor, çitflik kuruyor, evleniyor barklanıyor, politikaya atılıyor falan filan. 
Onca işi yapabilecek kadar yetenekli ama bir oğlunu yetiştiremeyecek kadarda yeteneksiz bir baba.
 İki Farklı kadında gayri meşru çocuklarının var olduğunu düşünüce benim için değersiz bir varlık oldu çıktı. Zaten yazarda senin düşünceni merak ediyordu demeyin. Tek okur olarak okuyucunun görüşleri önemlidir :)

Kısa notlar;

 Kendi kendine ''Tıpkı eski bir geminin karinasına yapışıp toplanan kabuklu hayvanlar ve yosunlar gibi kafamda kurgular birikmiş'' dedi. '' bu beni yok etmeye hazırlanıyor. Eğer o tecrübeli avcılara olduğu  gibi bende şimdi kaçmaya kalkarsam bir daha asla avlanamam.

Yerde yatan yenik adam, çok çarpışmış, acı çekmiş ve sevdiklerini kurban vermişti.
Onun başında galip adam da çok çarpışmı, acı çekmiş ve sevdiklerini kurban vermişti.
Oyun savaştı. Ödül bir toprak parçası. Yenilginin cezası da ölümdü.

''Biz yaşamaya devam edeceğiz. Hepsi bu kadar. Biz devam edeceğiz'' ''fakat bunun amacı neydi? Neden savaştık?'' ''Bilmiyorum, vaktiyle bunu açıkça biliyordum ama artık unuttum''


Kitap eziyet gibi idi. 365 sayfa bir haftada okunur mu? Okunuyormuş. 

Aslında bebek pikesi yapmayı düşündüğüm için netten etamin modelleri çıkarmaya çalışıyorum. O yüzden kitap bir haftada bitti. Pikeyi 3x4 şeklinde böleceğim için aynı ebatlarda 12 adet model bulmaya çalışmak zaman alıyor. 

Birkaç model çıkardım gibi ama ebatları uymuyor. 
Tavsiyesi olan var mı?







Bu arada hangi kitabı okusam karar veremedim. Malum doğum günüm  vardı bir zamanlar. Menekşe abla ''istediğin bir şey var mı?'' dedi. Bende bir şey alma yaş almış başını gidiyor doğum günümü hatırlamak istemiyorum dedim ama almış.
 Nar ağacı almayı düşündüğüm kitaplar içinde idi, sağolsun menekşe abla almış. Düğümlere üfleyen kadınları geçen gün sahaftan aldım. Biraz yıpranmış ama olsun.   

İkisinden biri ama hangisi?


Resmini çekmeyi unutmuşum Samiha Ayverdi'nin İnsan ve Şeytan kitabını da aynı anda okumayı düşünüyorum. 


Bu ne dediğinizi duyar gibiyim. Ablama hediye gelmiş el yapımı benim hoşuma gitti o yüzden paylaşayım dedim. Belki yapmak isteyen çıkar. 


Ampulün içerisinde yay gibi burulmuş  renkli  kablolar var. Direğin altında da bir çift oturuyor. 


El emeği olduğu için değerli, ama anlayana.
 Pek çok insan el emeği yerine gösterişli hazır hediyelerden hoşlanıyor. 

Neyse ev kızı dünyalar kadar yığılmış ütüsünü gider. Reklam filmi olsaydı elinde ütüsü ile birisi fırlar gelirdi ama yok. Acemi blogger ütü yapsın dursun :)

Aa Menekşe ablaya teşekkür etmedim ya ben. Adımı asiye olarak değiştireceğim bir dönemde sakin kız olma yolunda desteklerin ve  hediye için kocaman teşekkürler.

Ben çok uzattım kalın sağlıcakla.

3 Haziran 2013 Pazartesi

Kar - Orhan Pamuk


 İlk Orhan pamuk kitabım olur kendileri.
Aylar önce başlamıştım beğenmeyip bırakmıştım. Sınavdan sonra elimdeki kitapları bitirmeye başlayınca okuyayım dedim.


Kitap 428 sayfa. İlk 300 sayfayı bir çırpıda okudum. Son 100 sayfa biraz zamanımı aldı. Kitap biteli çok oldu ama  yazmaya vaktim olmadı. İş görüşmeleri, arkadaş buluşmaları, evimizi su bastı falan derken bu vakte kaldı.
 İlk başlarda beğendiğim yerlerin altını çiziyordum sona doğru çizmeye üşendim. 
Menekşe abla nereleri çizmiş, ben nereleri çizmişim kıyaslayacağım. Yavaş yavaş kişilik analizi yapacağım :) Kaç yıllardır çözemediğim kişiyi kitap notlarından çözeceğimi düşünecek kadar zekiyim :)

Sinir olduğum pek çok nokta olsa da beğendim. Tavsiye ederim.
Esenkalın.

14 Ocak 2013 Pazartesi

İçimizde Bir Yer - Ahmet Altan

Elimdeki kitap stoğunu hızlı bir şekilde bitirmeye devam ediyorum. Hızlı dediğime bakmayın ince kitaplardan başladım. Şubatta mesleki eğitime başlıyorum o vakte kadar menekşe abladan gelen kitapları yarılamak istiyorum. Daha öncede söylediğim gibi yaklaşık 28 kitap. Bir kaç tanesini okudum bir kısmını da daha önce okumuştum. 


Kitabı yıllar önce okumuştum 2004 eylül diye hatırlıyorum. Kitapta 2004 mayısta ilk baskısını yapmış. Köyde  babamın kitaplarının içinde vardı ilk orada başlamış ama beğenmediğim için yarım bırakmıştım. Okudukça çoğu yazıyı hatırladım. 
Kitap gayet akıcı. Beğenmediğim yazılar olsa da genel olarak kitabı beğendim. 
Ahmet Altan'ın okunmayı bekleyen iki adet daha kitabı var. Ama başka zaman okuyacağım.

Henüz ne okuyacağıma karar veremedim. Son 80 sayfası kalan kitaba devam edebilirim. 300 sayfalık kitabın ilk 200 sayfasını bir haftada okuyup bıraktım. Arayı uzatmadan onu bitireyim bari. 
Sonrada ders mi çalışsam. Mayısta yapılacak sınav için şimdiden çalışmak ne derece mantıklı ise!

Kalın sağlıcakla. 

5 Kasım 2012 Pazartesi

Yanıtla beni

İnsan ne okuduğunu unutur mu? Ben unutuyorum. Kitabı bitireli daha bir kaç gün olmuşken unuttum bile. Pek beğenmedim ondandır. 
Kitap menekşe ablanın verdiklerinden. 


Geçen gün güni birlik yolculuk yaptım. L&M'nin son 40 sayfası kaldığı için çantada taşınabilecek çabuk okunan bir kitap olması için Yanıtla beni'yi yanıma aldım. 198 sayfanın 120 sayfasını yolda okumuş oldum.
Yolculuk dönüşü hem açlıktan hem sinirden başım ağrıdığı için kitap okumaya ara verdim.

Önce L&M bitti ardından yanıtla beni. 
Beğendim mi? hayır.

Kitap 3 hikayeden oluşuyor. Hikayelerin üçüde güzel aslında ama benim moralim bozuk olduğu için. Mutsuz, bir arayış içinde kıvranan, dışlanmış insan hikayelerini kaldıramadım. 

Klasiklere bayılırım. Hele tolstoy, dosveyesvki eserlerini ayrı severim. İnsanlık hallerini, dramları oldukça gerçekçi yansıtıyorlar. Şöyle bir durum var ki. Çevremde yeterince gördüğüm şeyleri satır aralarında görmek istemediğim için Rus edebiyatına sinir oluyorum. Bizim oraların deyimim ile '' hem gider, hemde ağlarım''

Bu kitapta içinde aynı şey söz konusu. Hikayeler güzeldi. Psikolojimi bozdu o ayrı. 
İtalyaya gidip tebliğ yapacağım ( kendim dört dörtlüğüm ya! ) ki insanlar inançsızlıktan dolayı bunalıma girmesin. Belirli arayışlara girip cevapsız kalmasın soruları.
Yazarın okuduğum 4. kitabı. Kitaplarda ortak nokta. Muhakkak kürtaj var. Çiftlerden biri inançlı iken birisinin Allah inancı bile yok. İnançsızlıktan ( bu benim fikrim ) kaynaklı bir arayış, kendini dinleme durumu var. Yazar bu arayışlara kendince çözüm bulmuş. 
Okula başlayan, dağda inzivaya çekilen falan.

Bu şekilde yazınca kitabı beğendiğimi fark ettim. Ben biraz anormalim o yüzden başta beğenmedim  :)

Evet evet kitap güzel, bulabilirseniz okuyun derim.

 Keyifli okumalar.

1 Kasım 2012 Perşembe

L&M

L&M'nin cep boyunu sahaflardan aldıktan sonra menekşe ablanın vermiş olduğu kitaplar içinde normal basımı çıktı. Kitaplar ikilenince birini kuzenime vermeye karar verdim. Cep boy sevmediğini söylediği için menekşe abladan gelen kitabı bitirdiğim gibi kuziye gidecek.


Kitabı sevdin mi derseniz, daha önce okuduğum iskender pala kitapları kadar değil. Bir kitabın dilinden yazılmış olması, aradaki aşkı tutkuyla anlatmış olması güzel ama BC nin her yere uzanmış olması pek hoşuma gitmedi. Ne alaka diyeceksiniz ama bana puslu kıtalar atlasını hatırlattı. Kitabı yinede beğendim.
Nerede ise tüm dönem yazarlarını gördük. Koça Osmanlı devletinin çöküşünü de. Sonunu tahmin etmekte zorlanmadım. İşin ucunda para olunca insanlık kalmıyor :(

Bilemediğim pek çok kelime vardı. Her daim kalemim olmadığı için işaret koyduğum kadarı ile bilemediğim kelimeler aşağıdaki gibi. Elimde var olan mini lugattan kelime manasını bulamayınca TDK nun sözlüğünü kullandım. Bulamadığım kelimelerde oldu o ayrı.


( Görmemişin İskender Pala kitapları olmuş :) İki kitap da emanette )

Kısa kısa notlar ( ara ara ilave edebilirim, sıkıldığım için hepsini yazmadım)

Padişah gibi bir köle; muhteşem bir dilenciyim.

Benim kaderim olan şey başkası için bilinmezlik hali idi.

Hazine bilinmezse ne değeri kalır!

Molier!in ve Shakespeare nam İngiliz yazarlarının piyeslerini tanıdım, hepsi birer ifşadan ibaret gibi gelmişti bana ve ayıplamıştım onları. Kendilerine göre düşkün konumda zavallı insanların öykülerini acımasız bir gevezelikle, hiçbir mahremiyet duygusu göstermeden anlatıyorlardı.

Esli şairler romanları yada mesneviler biçiminde uzun uzun, ya da bir roman konusunu bir tek beyitte kısacık ama derinlikle anlatıyorlardı. Onların romanları da piyesleri de, ya bir cengaverin, bir kahramanın ölümsüzlüğünü anlatmak, ya da ibret alınacak bir öyküleme için vardı.

Anlamını bilemediğim kelimelerde mini lügat şeklinde buyrunuz :)

Kethüda: Zenginlerin ve devlet adamlarının buyruğunda çalışan ve onların birtakım işlerini gören kişi.
Bazilika: 1. İçi, ortadaki yüksek, yanlardakiler daha alçak olmak üzere iki sıra sütunla üç salona ayrılmış, dikdörtgen biçiminde büyük kilise. 
               2. Kral sarayı.  
               3. Dikdörtgen biçiminde, uç kısmında yarım çembere benzeyen bir çıkıntısı olan Roma mahkemesi.
Murassa: Değerli taşlarla bezenmiş, cevahirle süslenmiş
Verev: Bir köşeden karşı köşeye doğru kesilmiş, katlanmış veya konulmuş olan.
Mühre: Eskiden kâğıtları perdahlamak için kullanılan, üstü cam gibi parlak, deniz böceği kabuğu ya da camdan yapılmış yuvarlak araç. 2. Bezemecilerin altını parlatmak için kullandıkları ucu akik araç.

Keyifli okumalar.