kapı yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kapı yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Mayıs 2017 Salı

Iskender Pala - Kırk Güzeller Çeşmesi

Yazarın dilini sevsemde her zaman okunmuyor. Ara verdim diye mi bilinmez dili çok ağır geldi. Her zaman kitap üzerine not alırım bu kitapta alamadım.  Belkide sınırlı zamanlarda elime aldım diyedir okurken zevk almak yerine okusamda bitse dedim.


Okurken "yazar ne güzel yazmış" desemde bir sonraki parça da Allahım iki sayfalık bir yazı bu kadar mı ağır ilerler demek zorunda kaldım.  
Neymiş bazı kitapları bitirmek için değil ara ara zevk almak için okuyacakmışız.

Kitaba değinsem mi bilemedim. 

Peygamber efendimizin "her kim benim hadislerimden kırk tanesi belleyip başkalarına da öğretirse, kıyamet gününde Allah onu bilginler ve fakihler arasında diriltsin" desturundan yola çıkılarak yazılmış 40 adet öğüt. 
Öğüt ama anlayabilene,  benim gibi dili ağır bulanlara değil. 
Siz benim gibi yapmayın sakin sakin okuyun efendim.


Beyoğlu sahaflardan okunan bir kitap daha, benden bu kadar efendim. Allahak emanet olun,  hayırlı ramazanlar.

27 Nisan 2017 Perşembe

Nisan ayı bitmeden


Evden uzak iki vasıta ile işe gitmedin artıları eksileri nelerdir desem? Yolda gecen onca zaman, uykusuzluk diye başlar  sürüsüyle madde sayarız. Ben bardağın dolu tarafına bakıp yolda okunan kitaplara değineceğim. 4 adet kitap okumuşum ki beni araba tutar. Midem bulanmasa artık yıllardır okunmayan kitapları bitiririm :)

Vıctorıa - Knut Hamsun

Varlık yayınlarını çok geç keşfettim. Daha doğrusu sahaflardan eski kitaplar almayı geç keşfettim. 
Bir kere o tadı varınca da alası geliyor insanın. O niyetle hikaye kitabı aramıştım sahaflardan ama bulamamıştım. 
Adı ilgili olup ta gerçekte ilgisiz olan satıcılardan dolayıda çok kurcalayamadım, var olanlar içinden ilgimi çeken iki kitapla sahaftan dönmüştüm. 
Yazarın Açlık adlı kitabı her yerde karşımıza çıkıyor. Adı bilindik ama dili bilindik değil. En azından benim için bilindik değil. 
İnce olunca yolda izde okurum dedim. Sabah işe gidince araba / tramvay dolu oluyor kendim zor sığıyorum. Akşam ise ikisine de ilk duraktan binip oturuyorum. Midemin elverdiği ölçüde başladım bu saf kendi halinde olan aşk kitabına. Bu arada aşk kitaplarını da hiç sevmem. Asıl hikaye farklı olacak arada masumcuk bir sevda olacak ki sevebileyim.


Kitap 1969 nisan ayında basılmış. Beşinci basım benimkisi. İlk basım 1952 deymiş. 
Çeviri Behçet Necatigil'e ait. 150 sayfalık ince bir kitap.

Okurken kendimi liseli ergen gibi hissettim. Ergenlikte bile aşk  temalı kitap okula ( tamam bir tane okumuştum adını bile hatırlamıyorum ) gel yetişkinlikte oku. Allahım ben bir Bridget  Jones muyum. Aman Allah korusun, son filmi saçma bulmuştum. Rabbim bizi şaşırtmasın.
Kendi halinde saf masum bir sevgiyi oku gel burada cıvık cıvık benzetme yap olacak şey değil.
Çık cık cık kınadım kendimi.
:)

Bir Kadının Yaşamından 24 Saat  - Stefan Zweig 

Yazarın okuduğum 4. kitabı. Geç tanıdım beğendim diye pek çok kitabını indirdim. Hemen okudum mu? Hayır başka iki kitabına başladım,  beğenmedim yarım bıraktım. Sonra ince diye buna başladım. İki hikayeden oluşuyor kitap  İlki kitaba adını veren hikaye. Çok fazla bölünerek okudum diye mi bilinmez sevmedim. Bir yüreğin ölümünü  ise severek okudum. 

Alıntı - Bir Yüreğin Ölümü

Bir yüreğin adamakıllı sarsılabilmesi için her zaman ille de kaderin güçlü bir tokadı ya da
her şeyi sert bir şekilde söküp atan bir güç gerekmez; hatta gelişigüzel nedenle yıkımı
yaratmak, kaderin ele avuca sığmaz heykeltıraş isteğini tahrik eder. Biz insanoğlu, kendi
anlaşılmaz dilimizde bu ilk hafif dokunuşlara bahane deriz ve onun o küçücük cüssesiyle
çoğu zaman muazzam etkili gücüne şaşar kalırız; fakat bir hastalık nasıl sinsice ortaya
çıkarsa, bir insanın kaderi de ancak her şey gözle görülür hale geldiğinde ve olaylar
başladığında kendini belli eder. Kader, yüreğe dıştan dokunmadan çok önce beyinde ve
kanda içten içe ilerler her zaman. Kişinin kendini tanımaya başlaması aslında kendini
savunmaya başlamasıdır ve bu, çoğu zaman beyhude bir savunmadır.

Bir başkasının yüreğinin parçalanması sizi neden ilgilendirsin ki... önemli olan sizin zevk
almanız.

Gezgin - Halil Cibran

Yazarın okuduğum ikinci kitabı. Dilini beğensem de abartıldığı kadar güzel olmadığını söyleyebilirim. 
Kürk mantolu madonna ne çok abartılmıştı. Bende inat edip okumamıştım. Bir an beğenmeyeceğimi düşünüp başlamış çok beğenmiştim. 
Bu yazarı da öyle bekliyordum ama beklediğimi bulmadım. 
Kötü mü ? Hayır, gayet güzel bir dili var ama aynı mesele. Neden bu kadar abartılıyor. Belli başlı yazarlar okunmazsa kitap okunmamış sayılıyor ben onu anlayamıyorum. 

Yazarı yeni tanıdığımı söylesem de okuduklarım çok tanıdık. Yeni bir kitap okumuşum izlenimi vermedi. Zaten 96 sayfa yarısı da yok. Hemencecik bir günde bitti. Kitabı beğendim mi? ''Çok sanatsaldı beni aştı'' diyeceğim. Hiç bir sonuca bağlanmayan hikayelerden bir ders çıkarmam gerekiyordur herhalde ama olmadı. Ben o mesajı çoğu yazılarda alamadım :(


Bu kitapla birlikte sahaflardan alınmış kitaplardan 8. kitapta bitmiş oldu. 7 adet kitap kaldı, benden beklenmeyecek performans oldu. 

Birde dergi fuarından aldığım dergileri yarılasam ne güzel olur. Sadece gezi saysını biraz okudum. 

Yeni kitap olarak Daha önce başladığım İskender Pala'nın kırk Güzelller çeşmesini cantama attım. Araba beklerken bir iki deneme okurum. Onun dışında   Angele'nin küllerine başladım. İkisini birlikte okuyamam gibi bakacağız artık. 
Sınavlara gelince bir ara hevesle başlamış çalışmıştım. Sonra zevk için okuduğum bölümü kendime ödev bilip yük yaptığımı fark ettim bıraktım. Zevk ala ala okuyacağım ( bu fikirden cayıp pişman olacağım ). Yüksek lisansdan hoca çıkmış soruları soracakmış. Bir kere çözdüm. Yapamadıklarımı bir kağıda yazdım sınavdan önce 20 adet yapamadığım soruya bakar girerim. Şuan için 80 - 85 alırım. 

Şimdilik benden bu kadar. Allah'a emanet olun. 


19 Mayıs 2014 Pazartesi

Mayıs okumaları

Kuzenim blogumda kitaptan başka yayın olmadığı icin sıkıcı buldugunu söyledi. Bende onu dinledim ve tek tek kitap yayınında vazgecip toplu yapayım dedim.

Toplu yayın yapmanın dezavantajı insan unutuyor. Hangisi önce,  hangisi sonra?


Han Duvarları

Lisedeyken sık sık şiir kitabı okurdum. Felsefe hocamızdan isterdik, bizi kırmazdı. Neden şimdi okumuyorum dedim ve evdeki en ince kitaptan başladım. Ömer Erinç'in şiir kitabında 13 sayfaya zor geldim. Baktım olmuyor, bıraktım siiri. Ben kim şiir okumak kim. 
Daha sonrada kitap okuma şenliği kapsamında han duvarlarına başladım. Kitabı lise döneminde severek okuduğum için sahaflarda görünce hemen almıştım.  Hemencecik okudum mu? HAYIR :(
Şiir düz yazı gibi okunmuyor ki. Ilk başlarda günde bir kaç tane daha sonra haftada bir kaç. 
Nihayetinde bitti. Bir aydan uzun süredir elimde kaldı o ayrı. 

Dünya Edebiyatından Seçme Öyküler

Kitap yıllardır kitaplıkda duruyordu. Kim almış, nerden gelmiş  bilmiyorum. Tek bildiğim daha önce rast gele birkaç hikaye okuduğumdu. 


Bir yazardan öyküler okumak yerine dünya edebiyatından seçmeler okumak daha güzel. 


Liste pek uzun olmasada güzeldi. 

Istanbul Geceleri

Tamam Samiha Ayverdi'nin yazılarını beğeniyorum,  elimdeki kitapları da bitirmek istiyorum ama insan kendine bu kadar eziyet eder mi a dostlar.
Okuma şenliği kapsamında aynı yazardan 1200 sayfa okumak diye bir katogori var. O kapsamda kendimi zorluyorum. Dil ağır zor okunuyor. 


Kendime güveniyorum,  son bir kitap daha.
Gaza geldim mi? Yok artık :)


Efsane Iskender Pala

Kitabın ismi benim için Efsane değil Barboros. Bir türlü efsane demek aklıma gelmiyor hep Barboros.
Bir aydır okuduğum kitaplar o kadar ağrıdı ki Iskender Pala ilaç gibi geldi. Gündüz Samiha Ayverdi ( Efsane bittiğinde 65. Sayfaya gelmiştim ) akşam Barboros okudum. 


Kitap Barboros'u an, anlatsada ben sidi can'ı merak ettim durdum. Gerçekte kimdir, sırrı nedir, Billure'yi bulacak mı?
O yuzden kitabın sonunu yavan buldum. Son ana kadar heyecanlı gitti son anda yazar sıkılmışda bir an önce bitsin diye hemen yazıvermiş gibi.   Ne oluyoruz, bitmemeli dedim ama bitmiş.


Köprü - Ayşe Kulin

Utanarak yazıyorum, Menekşe ablanın verdiği kitapları bitiremedim. Aklımda başka bir kitabı okumak vardı, başladım da. Bitiremeyince bunu okuyayım dedim.
Kitap hakkında bir fikrim yoktu. Kapağı açmamla fikir sahibi oldum. Recep Yazıcıoğlu hakkında pek çok şey bildiğim için kitap yabancı gelmedi, bildik hikayeler. Samiha Ayverdi okurken araya girmiş oldu ( 110. sayfadayım Ha gayret bitecek).

Son bir ay kala KPSS'ye hazırlanmaya karar verdim. Sadece iki denemeye girerek başlamış oldum. İkisi de kötü geçti. Ders çalışmak ne uyuz bir şeymiş öyle. Rabbim hazırlananlara kolaylık versin. 
Esenkalın efendim. 

24 Ağustos 2012 Cuma

Od


Bir süre önce almıştım ama okumak bu günlere kalmıştı. İskender Pala severek takip ettiğim yazarlardan biridir. Diğer kitapları gibi bu kitabını da pek beğendim. Son 40 sayfaya gelince biter korkusu ile ara verdim. o ayrı. Baba oğul'un kavuşma anını dört gözle bekledim (beklediğimden daha sade cıktı).


Kitapta pek çok yerin altını çizdim. Hem beğendiklerimin hemde anlamını bilmediğim kelimelerin. Mini lügatdan var alan kelimelerin anlamına bakıp kitaba not düştüm. 

Kısa kısa notlara bakacak olursak;

Alemde sevgiden daha büyük bir umut da, sevgiden öte bir korkuda yoktur. Sevgiden korkmak, korkunun en yüksek derecesi, sevgiden umut etmek umudun en yüksek kertesidir. Sevgilisi olmayan biri, yaşadığını sansa da yürüyen ölüden ibarettir!

Doğruluk mu daha büyük meziyettir, yoksa yiğitlik mi? Bütün insanlar doğru olsaydı yiğitliğe lüzum olmazdı.

Mekan zamana zarf olmaz derler.

Sevgilinin gözünden akan bir damla, bir erkek için ne hazinedir,  ya da hazineyle tartılır. Çaresizlik yollarımızı bağladıysa o damlayı görseniz de iç acıtır, görmezden gelseniz de.

Bilmek, çare olmayı gerektirir. 

Nefsine ağır geleni sakın kimseye tatbik etme! Düşmanın  dahi insan olduğunu unutma. İnsan için en kutsal ibadet çalışmak, doğruluk ve insan sevgisidir. 

Şu alemin şartlarına uydur ama insan ol. Hani su, girdiği kabın şeklini alır ama özde aynı kalır ya.

Dünyalığı sevmek, dostun düşmanı sevmesi gibidir.

Herkes dağa odun için gittiğimi sanıyordu ama ben od için gidiyordum. 

Bir kimse tüm yaratılmışları bilse ama Hakkı bilmese ona hakim denilmez.

Doğru yola gider isen, er eteğini tutar isen, bir hayırda eder isen, birine bindir, hiç az değil.

Can huzuru ve din rahatlığı elbette fakirliktedir.

Dende madde lehine bozulunca insan nefsi, mana lehine bozulunca da ruhu öne çıkıyor. Biri diğerini bastırıyor.

Dertli ne ağlayıp gezersin burda
Ağlatırsa Mevlam yine göldürür
Nice aşık kondu göçtü buradan
Ağlatırsa mevlam yine güldürür

Sır layık olmayana ifşa bulunmaz.

mini lügat

Od: ateş
Hanendelik: şarkı söyleyen
Fütüvvet: gençlik
Remiz: işaret
Peyk: bir şey etrafında ona bağlı dönmek, uydu
Çalap: Mabud, mevla, Allah
Beli : evet
Tecessüs: bir şeyin iç yüzünü görmek

Kitabın tamamını yazacağımı düşündünüz değil mi? Yazmak isterdim ama vaktim yok, çok üzüldünüz biliyorum :)

Benden bu kadar kitabı en kısa zamanda okumanızı tavsiye ederim. 
Keyifli okumalar, Allaha emanet olun.

Bu arada kırtasiyeleşme etkinliğine katılmak isteyen varsa tık tık