Türk yazar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türk yazar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Mayıs 2020 Çarşamba

Adnan Binyazar ve Kitap Okuma Çabalarım



Değişik dönemlerden geçiyoruz. İnsanın kararları, düşünceleri dış etkenlere bağlı olarak sürekli değişiyor.
Bu değişken dünyada kendimi kitaplara vermeye çalışıyorum. Bazen başarılı oluyorum, bazen satırlar arasında boğulacak gibi hissediyorum.
Yine de kendimi meşgul edecek bir şeyler bulmaya çalışıyorum.
Etamin işleyip kenara atıyorum mesela. Onca işleme ne olacak karar vermeden yığılıyorlar. Bakıyorum ‘‘ hııım güzelmiş ’’ diyorum ama devam yok.
Galiba bu süreçte dikiş dikmeyi öğrenmeliyim.

Kitap okurken de ağır kitap okuyamıyorum. Hay Bin Yekzan Mesela kaç kere elime aldım yok okuyamıyorum. Aklımdan Mukaddime  okumak geliyor. Çok kalın diyorum. İbni Arabi diyorum yok o da ağır geliyor.

Kitap yurdunun 5 kitap 20 lira kampanyasından kısım kısım kitaplar aldım onları okumaya çalışıyorum. Bazılarını beğeniyor bazılarını zaman kaybı buluyorum.



Karantina günlerinde bolca Sinan Canan Dinledim. Notlar aldım, onları temize geçeceğim. Tabi ki uygulama için planlar yaparak.

Bu söre zarfında okuyup zaman kaybı bulduğum kitapları istegramda paylaşmıştım.


İstegramı arkadaşların zoruyla açtım 5 kitap okuyorsam 1 tane paylaşıyorum. Biraz zaman kaybı mı bana mı öyle geliyor.

Kafamdakileri toparlamak için yazmaya ihtiyacım var. Yazmazsam dağınıklık içinde kaybolacağım sanki.

Günlük tutayım dedim yok yapamadım. Gıybet olmasın diye içime attıklarımı yazdığımı fark ettim. Eee konuşmaktan farkı ne.

Ara ara okuduğum kitaplara notlar düşüyorum ‘‘Karantina günleri; bugün bu kadar kişi öldü ama insanlar çoook umursamaz. Çocuklar uçurtma uçuruyor, emmiler çimde yatıyor, teyzeler yün ayıklıyor ’’ falan gibi.
Yıllar sonra kitabı eline alan kişi duygularımı anlar mı?
‘‘Yün de neymiş ’’ der mi ?


Neyse ki bu süreçte okuyup beğendiğim. Dinleyip mest olduğum müzikler de var.

Adnan Binyazar  bu süreçte keşfettiğim yazarlardan. Geç keşfettim ve sevdim. 


İki kitabı biraz ard arda okuyup kendimi kasvetlere sokmuş olabilirim.
Sonuçta yalnız bir adamın kaleminden çıkmış yazılar.
Yalnızlığı çok hoş işlemiş.



Geçen sene Saik Faik’in Alamedağ da var bir yılan’ı okurken ne sıkılmıştım. Halbuki aynı ruh hali. Benim Ruh halim demek ki geçen sene çok farklıymış.

Neyse efendim daldan dala kona ruh halimle sizi daha fazla sıklamdan gideyim. Bu arada iki kitabı da tavsiye ederim.
Yazarı tanımak için uygun kitaplar mı bilemem tabi.



28 Ağustos 2019 Çarşamba

Ali Ayçil - Kovulmuşların Evi

Yazarı yeni  keşfedince arayı açmadan ikinci kitaba başladım. İlk kitap hikayeydi, ikinci kitap deneme. Deneme ama ne deneme.  Anne baba ilişkileri, ölüm ve bir yere ait hissetme.
Her bir denemede  kendimden bir şeyler hissettim. 
az okudum çok düşündüm.


Genel olarak kitabı güzel bulsam da ard arda bir kaç yazısı okunmaz. 


Ali Ural ve Ali Ayçil'i baş ucuma ara ara okunana yazarlar olarak bıraktım :)

Alıntı ;

Bazen gidecek hiçbir yerim olmuyor benim, Bir korkuluk gibi dikilip duruyorum insanların ortasında. Bu bayatlamış gezegende, bu ıssız hükümdarlıkta ne kadar yer adı ve ne kadar sıfat varsa, antik bir uygarlıktan kalma ölü sözcüklere dönüşüyor.

...

Sükûnetini koruyabildiğimiz tek yer mezarlıklar. Artık dinlenmek için oraya gidebiliriz!

...

İşler her zaman olduğu gibi kötüye gidiyordu. Ve işi kötüye giden herkes gibi biz de,bir işimiz varmış,bir iş yapıyormuşuz edasıyla sürekli meşgaleler uydurup duruyorduk kendimize. Ama ne yaparsak yapalim,kötüye giden işler için ürettiğimiz bahaneler yine de koca bir günün içini doldurmaya yetmiyordu. Hep bir görüşmemiz varmis gibi yapıyorduk, hep gelme ihtimali olmayan bir çeki bekliyorduk....

...

Bilmiyor muyum sanki, insan, ilk insandan beri yalnızca bir tekrardan ibarettir.


13 Haziran 2019 Perşembe

Sur Kenti Hikayeleri - Ali Ayçil

Kitabı ilk nerede duydum hatırlamıyorum.  Muhtemelen bir yudum kitap gönderimi ile tanıdım ki aklımda yazarın dili yer etmiş.
 Kitap fuarına gidince aklımda başka kitaplar vardı. Dergah yayınlarından beğendiğim kitaplar şuan ki ruh halime ağır gelince bu kitabı almış oldum.  İyi ki de almışım.  Şuan tamda bu kitaba ihtiyacım vardı.  


Masal tadında etkileyici bir dil. Hangi satırı çizsem hangisini paylaşsam emin olmadım. 
Bir birinden bağımsız ama bir bütün halindeki pek çok hikaye var. Her biri ayrı merak uyandırıcı. 



Alıntılar

''insan yalnızca aklına güvenince, önce bir suyu kirletip, sonra onun berraklığın inandırır kendini. o kirli suya damlattığı ne varsa, hepsini de insanca bir meşrulukla onaylar. bir gün kalbime yeniden çağrıldığımda, bir başına kalmış aklın kirlettiği sulara son bir kez baktım. son bir kez baktım ve dalgaları birbirine çarparak parçalanan on yılımı gördüm orada."

"anladım ki; kalbinden uzak düşenin kalbini üfleyip, onu yeniden içimize konduran bir kuş nefesi vardır."

"cevher kararmadıkça, her hayat için tetikte duran bir mucize vardır."


''Uğurlayan, uğurladığıyla beraber pek çok mesafeye bölünüyordu. ''

'' Bazıları, kimsenin anlayamayacağı bir eziyetin nöbetini tutarlar, bir türlü kapatamazlar dünyayla aralarındaki uçurumu.

26 Mayıs 2019 Pazar

Çöl Masalları - Tayfun Pirselimoğlu

Kitabı 2018  Beyoğlu Sahaf fetivalinden almıştım . Üç arkadaş gittiğim için sahafı çok gezememiş elimi attığım iki kitabı alıp çıkmıştım. Neyse ki çok bekletmeden ( okuyucu burada gülmesin daha eski sahaflardan alıp okumadığım kitaplar var ) iki kitabı da okudum.



İlkinin hikayesi de güzel. Aldığım gün başlamıştım. Sonra aynı grupla tatile gittik. Yolda okudum. Baktım olmuyor bir gün kendimi eve kapatıp okudum. İncecik kitap hemen bitti. Bu kitap hemen bitmedi. Hele 50 sayfa süren ön sözü , aman Allahım bayılıyorum. Ön söz yazamam diye cümle kurup 50 sayfa yazmak nedir!



Kitabı ilk ablam okudu. ''Bu ne bicim kitap'' dedi. Sonra ben aldım elime ön sözü görünce bıraktım. 

Almışım okunacak bir şekilde.  

Annemim ilk hastane yatışında aldım yanına bir şekilde önsözü bitirebildim. Araya zaman girdi. Hastane çantası hazır kit gibi kenarda duruyor. Kitabı da unutmuşum ikinci gittiğimde iki gün kalınca 150 sayfa okumuş oldum. Devamını da evde parça parça okundu ama nasıl okundu.
Nasıl eziyet bit kitap.


Hem saçma, hem merak uyandırıcı.
Hem geçmiş dönem gibi hikaye anlatılıyor hem arada modern dönem icatları var.

''Size efendimden bahsedeceğim'' cümlesini kuran bir kişi  TV karşısında gün geçirir mi?

Hem gizemli insanlarla gizemli bir çölde yolculuk yapıp hemde araba kullanılabiliyor mu?

 Neden deve değil, at değil ya da uçan halı değil!

1001 gece masalları absürtlüğünde modern dönem hikayeleri. 

Hikayeler farklı farklı ama bir biri ile bağlantılı gibi.

Bir baltaya sap olmamış erkek profilinin kendini bulmaya çalışma çabaları, hüsranla biten gönül ilişkileri.  Her hikayede olmazsa olmaz topal biri.
Kitap sonunda hikayeler bir şekilde birbiri ile bağlanır dedim olmadı.  Kendince hikayeler birbiri ile bağlandı aslında.  Tek sorun hangi hikaye kime aitti ben karıştırdım.  Tek kusur bende yani, yoksa yazarın aralara sıkıştırıldığı karakterlerin zaman kavramı olmamasıyla alakası yok!

Özetle kitabı sevip sevmediğimden emin değilim. 


28 Şubat 2018 Çarşamba

Avcısını Taşıyan Ceylan - Erkan Aslan

Aklımda kitap almak yoktu genel bir alışveriş icin Şirinevlere gitmiştim.   Yolum düştükce muhakkak baktığım kitapçıda yayinevi dikkatimi çekti.  Hiç bir kitabını duymadım.  Blog aleminde seriye bağlayıp "ay bayıldım,  çok güzel" diyene de rastlamadım. Tek tük okuyan varsada reklam kokan bloglar içinde kaybolup gitmiştir.
 İş hayatımda dile dökemediğim, içimde kalan ne varsa acısını başka bir şeyden çıkaracağım, hedefimde yayinevi destekli kitap blogları var. Her canım sıkıldıkça açıp iki satır birşey okumak istiyorum  okuyamıyorum. Herkes hirbirinin aynısı!
Özetle evdeki kitaplarım biraz felsefi, populer kitaplardan da gına geldi. Keşfedilmemiş bişeylere ihtiyacım var. 
Ayak üstü yayınevi hakkında araştırma yaptım,  genel okarak olumlu şeyler görünce 3 kitap seçtim. 


Dönüş yolu trafiği sıkıntılı olunca kitabın çoğunu yolda bitirdim. 
Kalan kısmınıda iş aralarında bitirdim. 


Zaten 80 sayfa, hemen bitiyor demeyeceğim. Düşündürüyor.  Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen oldukça başarılı bir öykü kitabı. 
Genel olarak hüzünlü,  yalnız hikayeler. Kalabalık içinde sessizlikler.

Okuyunuz efendim, ilk heyecanlara destek olunuz.

Alıntılar

Meziyetim azdı,  gücüm yok. İçinde tembel bir efendi uyanıp,  uyuttu beni. Ben bile artık bilmem bana giden yolu. 

Gidildi mi gelinmez, gelindi mi gidilmez olan bu uzak'a bu kadar yakın olmak .... bir uçurumun dibinde durmak gibi

...  verilen cevap önemsizmiş, ne söylenirse söylensin zaten herkes istediğini duyacakmış gibi,  umursanmazdı dedemin bilgelik kokan bilgisizliği. 

10 Nisan 2017 Pazartesi

Ahraz - Deniz Gezgin

Yazarı nereden duydum da aklıma yer etti bilmiyorum. Sahaflara gidince   ''Aa Ben bunu not almıştım bir yere, alayım okurum'' dedim.  Aklıma not almış olmalıyım ki defterlere baktım da bulamadım.

Neyse efendim.

Yazar çok tanıdığım bir yazar değil sadece güçlü bir kalemi olduğu ve ilerleyen aşamalarda  daha popüler olacağı yazılıp çiziliyor. 
Umarım öyle olur. Genç kadın yazarlara ihtiyaçlarımız var.
Yazarın ilk romanı imiş. Mitoslar üzerine başka kitapları da var. 
Mitos? Evet sordunuz duydum. 
İlgilenenler zaten biliyor da ben ''neden mitoslar?'' kısmına  değineceğim. 

Kendisi   Prehistorya ve Önasya bölümü mezunu. İlginç, ilgi çekici bir bölüm. 

AÖF Kültürel Miras ve Turizm okuyan biri olarak kendi yavan derslerim bile bana etkileyici geliyorsa bu bölümü okusam okula koşa koşa gider evimi mitler, heykeller ve çanak çömleklerle doldururdum.
Neyse ki konu benim çılgınlığım değil, genç yazarımızın kitabı. 
Genç diyorum da yaşlı olduğumu düşünmeyin, 4 -5 yaş küçüğüm sadece. 

Neyse efendim yazarımızın kitabı da almış olduğu eğitim kadar ilginç. 
Etkileyici bir dil sıradan olayları bile masalsı bir havaya sokuyor. 

İnsanın içinde hep var olan ve olmaya devam edecek kötülüğü, buna bağlı olarak oluşan kırgınlığı, kırgınlıklar üzerine sarılmaya çalışılan kabukları, insanların ötekileştirilmesini ve nicesini incecik kitap içerisinde bulacaksınız.

Alıntılar

Bugün bu çocuğun gözlerinden akarken yakaladığı korkuyu kocaman elleriyle ısıtmak,  eritmek, dönüştürüp ona geri vermek istiyordu.

Unutmak sağ çıkmaktır.

Hangi ev icine oyulan yersizlik duygusunu dindirebilir ki.

Savaş,  bir şarkıları öldüremiyordu, bir de anıları fakat ezgileri yakıyordu.



Kitap Beyoğlu Sahaflar Festivalinden alına kitaplardan birisiydi. Geriye 9 adet kitap kalıyor, bu sene en azından 5 tanesini daha okumak istiyorum. 
Bakalım nasip. 


27 Aralık 2015 Pazar

Mücella - Nazan Bekiroğlu

Kitap ilk çıktığından beri alıp okumak istemiştim.  Evde alınıp okunmayan o kadar çok kitap var ki içlerinden bir ikisini okumadan yeni kitap almayacağım dedim. 
Baktım AÖF ders kitapları çok vaktimi alıyor başka bir şey okuyamıyorum. Sınav sonrası başarı ödülü olsun ( kesinlikle en yüksek notlar benim olacaktı ), o vakit alacağım dedim. Sınav beklediğim gibi geçmedi.  Ben çalışıp güzel geçmedi diyorsam çalışmadan girenlerin yanında başarılı sayılırım. Bu da kendi çapında başarıdır :) bahanesine sığındım.
Uzun lafın kısası yeni kitap almama bahanelerimi tüketim,  kitabı aldım başladım.


Beklediğim gibi mi? Hayır.  Roman olunca nar ağacı gibi birşey bekliyordum. Öncelikle dil çok çok sade. Yazarın pek çok kitabını yarım bırakmışımdır.
Bitirebildiğim Yusuf ile Züleyha,  Nar Ağacı ve Nun Masallarıdır.

 Bu kitapları okuyan kişi Mücalla'yı başkası yazmış sanabilir.
Sade, akıcı bir dil var. 
Hikaye Trabzon'da geçiyor. Trabzon'u bilmeyen bir Trabzon'lu olarak Karagöz bahçesi,  sipahipazari, kemerkaya neresidir nette gezinmeden bilemedim. 


Hikayeyi biliyorsunuz zaten; hüznün,  yalnızlığın hikayesi.
 Uzun uzun anlatmayacağım, alıntı yapıp gideceğim. 

Eşyanın, sahibinden geri kaldığında nasıl bir yüke dönüştüğünü ilk kez anladım.

Tanımaktı anlamanın ilk şartı. Sevmek anlamaktan sonra gelir.

Sanki beklediği bir duygu varmış da onu yaşatmadan, içinde dolması gereken bir yer varmış da o yeri bulmadan kayıp gidiyordu çiçekler.

Kazalı belalı yolları kazasız belasız atlatmayı, eylemekten çok eylememeyi başaranların çorak bakışı. Yaşanmamıştan çıkarılan gururun acı tacı.

Benden bu kadar, esenkalın.



28 Mayıs 2014 Çarşamba

Mayıs Okumaları 2


Okuma şenliği kapsamında bir liste hazırlamıştım. Baktım liste bitmiyor, listede değişiklik yapıp ince kitaplara okudum.

Kırmızı Sardunya - Faik Baysal

Bu yıl yeni yazarları tanımaya karar verip kendime bir liste yapmıştım. Az çok listemi eksiltmeye başladım. Listeyi eksiltmek hoşuma gitse de ev ödevi verilmiş öğrenci psikolojisi yapıp liste dışına çıkmak istiyorum. 
Kırmızı sardunya da tam olarak bu ruh halinin ardından okundu. 
Kütüphaneden ödünç aldım, bir çırpıda okudum.
 Kitabı aldığımda kitap hakkında bir bilgim yoktu. İç içe iki hikaye kitabından oluşuyor.



İlk Hikaye kitabımız Kırmızı sardunya. 5 farklı hikayeden oluşuyor.

İkinci kitap; Sancı meydanı. 9 adet hikayeden oluşuyor.
Hikayeler genel olarak karamsar.
Karamsar olması kitabı sevmeme engel olmadı. Fark ettim ki ben hikaye okumayı seviyorum.
İlerleyen zamanlarda yazarın başka kitabını okumayı düşünüyorum. 


Kırmızı Zaman - Mine söğüt

Mine Söğüt kimdir, ne yazar hiç bir fikrim yoktu. Ta ki yazar ayları kapsamında Mine söğüt adı geçene kadar. Okuma şenliği kapsamında daha önce kitabını okumadığım bir kadın yazardan kitap okuma katogorisi vardı. Benim aklımda Safiye Erol vardı. Samiha Ayverdi'den 1200 sayfa okumak bana çok ağır geldiği için vazgeçip kafa dağıtacak bir kitap okumaya karar verdim. 



Kitaba başlamadan önce çoook eskilerden bir hikaye okuyacağım sandım ama yanıldım. Kitabın zamanı yok gibi. Daha doğrusu kitapta var gidi ama birbiri ile çelişen durumlar söz konusu olduğu için zamansız diyeceğim. 

İncecik kitapta belli başlı bir kaç karekter var.

Hiç kimseyle iletişim kurmayan, kırmızı kayığında bolca vakit geçiren Zaman Dayı

Fakirlerde görülmeyecek bir rahatsızlık olan alerjiye  sahip küçük kız Hüsran 

Mahallenin delisi Halat Niyazi

Küçükken babası tarafından terk edilmiş Botan

Mezarcı Kambur. 

Hikayedeki karakterlerin bir noktada birleşmesini bekliyordum ama bu noktanın bu kadar silik olmasını beklemiyordum.

Kitabı beğendim mi? Henüz karar veremedim. Dilinin akıcı olduğu ve farklı bir tarzı olduğu tartışılmaz.
Yakın bir dönemde yazarın yeni bir kitabını okur muyum? Şuan için okuyacağımı sanmıyorum.

Kitaptan kısa alıntılar

Sıradan insanların yaşamları bile şaşırtıcı öykülerle doludur.

Sırlarla yaşamak büyük bir hünerdir.

Küçükken anneannem bana, sonsuz zamana algısından bahseden bir masal anlatmıştı: Çocuklar zamanı algılayamadıkları yaşlarda, tüm evrene hakim olan o tanrısal sonsuzluğu hissedebilirlermiş. bu onları huzurlu ve korkusuz yaparmış. Zamanı algılayamadıkları için zamanın geçişini de farketmez ve kendilerini ölümsüz bilirlermiş. "Sen" demişti. "Şimdi o sınırsız zaman algısının büyüsündesin; zamanın geçip gittiğini farkettiğin an büyüyeceksin.


Delilere sır konusunda güvenilmeyeceğini sananlar çok yanılırlar. Bir deli değer görürse tüm sırları saklayabilir, çünkü deli, kara kutunun içini, onu hiç açmadan da görebilir.

Işık vurduğu yeri aydınlatır ama her zaman görmeyi kolaylaştırmaz; bazen gözleri kamaştırır; akla olmadık hayaller sızdırır.

Yaşamanın ilk şartı bir gün mutlaka ölmektir.

Vicdan, Tam kalbimizin altında duran bir organ...
Vicdan, bir bebeği ilk ağlatan,
Bir ölüyü son terkeden...
Vicdan...

hayat tuhaflıklarla doludur ve katlanılabilir olmasını bu tuhaflıklara borçludur.


Yusufcuk - Samiha Ayverdi

Okuma şenliği kapsamında aynı yazardan 1200 sayfa okumak diye bir katagori olmasa bu kitapları ne zaman okurdum bilmiyorum. Kitapları alıp alıp stok yapmışım, okumuyorum da amaç ne. Allahdan bir etkinliğe katıldım da okunmaya bekleyen kitaplar okundu. 



Son Ayverdi kitabı dili ağır olsada güzeldi. Iki kitapta biraz sıkıldım genel olarak Ayverdi kitapları güzeldi. 

Bir sonraki kitap postuna kadar esenkalın efendim. 

30 Mart 2014 Pazar

Küplücedeki Köşk - Samiha Ayverdi


Samiha  Ayverdi okumalarım devam ediyor.

Kitabı Beyoğlu sahaflardan almıştım.  Arayı açmadan okuyayım dedim. Hem bu sene elimde okunmayı bekleyen kitapları okumaya karar verdim, kararımda durmalıyım.



Kitap biyografi, anı, deneme olarak sınıflandırılmış. Neden anı derseniz ön sözden alıntı yapmak istiyorum.

Onun maksadı, kaybetmemiz gerektiği halde elimizden çıkan maddi manevi kıymetlerle yeni nesilleri buluşturmaktır.  Çünkü içinde doğduğu ve büyüdüğü toplumun değerleri anlaşılmaz bir hızla insanımızdan uzaklaşıyor,  yeni nesiller onun teneffüs ettiği güzelliklerden mahrum bir dünyaya gözlerini acıyor.

Anı gibi anlatılarak toplumsal pek çok konuya değinilmiş.
Daha once Ibrahim Efendi Konağını okumuştum.  Kitapta konağını adı geçiyor.
Konular birbirinden bağımsız o yüzden ara verilerek okunanilir. Ben okurken ara vermedim,  yer yer sıkıldığımı belirmem gerek. Diğer kitapları daha yavaş araya başka kitaplar koyarak okuyacağım.
Keyifli okumalar.
Esenkalın. 

16 Mart 2014 Pazar

Anayurt Oteli - Yusuf Atılgan

Daha önce Yusuf Atılgan okumamıştım.  Blog aleminde okuyup da beğenmeyen olmayınca bende okuyayım dedim. Blog alemi dışında okuyup tavsiye eden olmadığı için yazar hakkında hiç bir fikrim yoktu. Ablam filminin olduğunu ve kimlerin oynadığını söyledi onlarıda bilemedim. 
Cahillik bazen güzel okuyor. Neden derseniz? Zamanınız size kalıyor.


Latin Amerika edebiyatını sevemedim gitti. Ne alaka demeyin, kitap o tarz. Okuyalı çok oldu abimde idim yeğenim "hala sende her zaman buraya bakıyorsun" diye blogumla ilgilenmemden şikayet ettiği için blog aleminde ne olmuş  bakmadım.  O zaman zarfında kitap aklıma bile gelmedi. Demek ki bende hiç bir etki yapmamış.  Abime gitmeden önce Merhamet izlemeye başlamıştım.  4. bölümdeyim aklımda küçük narin kalmış ama Zebercet kalmamış. O kadar yani.
Ben beğenemedim,  beğeni çok okuyun siz karar verin.
Esenkalın. 

10 Mart 2014 Pazartesi

Mahur Beste- Ahmet Hamdi Tanpınar

Daha önce Ahmet Hamdi Tanpınar okudum mu emin olamıyorum. Bir yerden başlamak lazım dedim ve mahur besteden başladım. Neden Mahur Beste? Hep sözü edilir üzerine şiirler, şarkılar yazılan olay nedir, ne değildir merak ettiğim içim. 
Peki aydınlandım mı? Hayır. 

Kitaba başlayınca Behçet Bey'in hayatını okuyacağımı sanıyordum. Kısa bir Behçet Bey girişinden sonra Behçet Beyin çevresindekilere ufak ufak değiniliyor. Her biri üzerine uzun uzun romanlar yazılabilecek kişiler ucundan  ucundan değinilerek geçilmiş. Kendimi bir filmim fragmanını izlemişim gibi hissediyorum. Tamam Fragmanı izledim, filmin tamamını izlemeliyim diyorum ki kitap bitmiş.

Kitap hakkındaki düşüncelerim tam olarak böyle fragman var ama film yok. Belki başka filmlerde aralara sıkışmış karekterleri bulurum di mi?
O yüzden en kısa zamanda başka kitaplarını okumalıyım.
Keyifle kalın.

7 Mart 2014 Cuma

Memleket Hikâyeleri - Refik Halid Karay

Ne zaman ne sebeble bilinmez okuma listeme almışım memleket hikayelerini. Uzun zamandır kütüphaneden yada sahaftan aradım durdum. En son ki Beyazıt gezmemde almıştım.  Taze taze okuyayım dedim. Baktım olmuyor, sevemiyorum yanına kristal denizaltı'nı koydum. Bir adet hikaye, iki üç adet deneme. O da olmadı, Ömer Erinç'in geniş zaman süvarilerine başladım.  Üç kitap bir arada. Üçünü de okuyamıyorum o ayrı. 


Üç kitap bir arada olmaz dedim hikayeye yalnız devam ettim. 
 Insan okumak istesin hemen okuyor. Incecik kitabın yarısını bir haftada kalan kısmını bir günde okudum. Bazılarını sevdim, bazılarını zaman kaybı olarak gördüm. Ince ince göndermeler yerinde olsada çoğu hikayeyi sevemedim. Yinede okuduğuma pisman değilim. 
Keyifli okumalar.

19 Şubat 2014 Çarşamba

Şubat okumaları 2


Bir başka tembel insan yazısı ile karşınızdayim :)
Eskiden blog daha mi eğlenceli idi, yoksa ilk heveslerden mi blogları oku oku bitmezdi.
Bu aralar tüm blog aynı kitabı okuyor, aynı kozmetik ürünlerini kullanıyor gibime geliyor.
Hal böyle olunca bloga bakasım gelmiyor.
Kitapları da ard arda bitirmişim madem unutmadan yazıvereyim.

Ilk kitap olan bilim tarihi sohbetlerini uzun zamandır okumayı düşünüyordum.  Ablam güz doneminde yüksek lisans başvuru sınavında işine yarar diye almıştı.  Sınavı merak ediyorsanız ablam sınavı geçip yedek listede idi ama asıllardan sıra gelmedi.

Fuat Sezgin adından önce kurmuş olduğu müzeyi tanıdım.  Gulhane parkı içinde Islam bilim sanat muzesi.
Müze benim çocukluk hayellerimin toplandığı nokta. Müzede pekçok materyal bulunsada benim favorim usturlaplar. Küçükken astronot olmayı hayal ederdim.


Kitap hakkındaki düşüncelerimi yazmam gerekiyordu galiba :) kitap bir röportajın yazıya dökülmüş hali.  Hal böyle olunca dilini beğenemedim.  Bazı yerler tekrar ediyordu. Tekrarlar sıksada bilim tarihi hakkinda fikir sahibi olmama engel olmadı.

Yüz yıllık yalnızlık

Daha önce kitaba başlayıp yarım bırakmışım.  Yazar ayları bahanesi ile kitabı tekrar okumaya kararverdim.


Kitabı bitirdim, ne yazacağıma karar veremedim. 
Kitabı sevdim mi sevmedim mi bilemedim. 
İlk sayfaları daha önce okuduğum için kim kimdir zorlanmadım. Daha önce okurken kitabın başındaki krokiye bakıp bakıp durmuştum. Bu sefer kişileri oturtabildim. 

Kitabı bitirene dek sinir mi oldum, acıdın mı, merak mı ettim duygularımı anlayamadım. 
Nasıl bir aile ya kimse kimse ile ilgilenmiyor. Daha doğru bu nasıl ilgi dedim. kitaptaki yalnızlık o kadar dokundu ki çarpık ilişkiler gözüme batmadı. Tamam gözüme battı ama yalnızlık kadar değil.

Kitabı kütüphaneden ödünç aldım. Oldukça eski bir kitap. 82 basım benden yaşlı. Hem kitap eski hemde konu karmakarışık farklı bir duygu içinde okudum.

Kitaplar konusunda aç gözlü olduğumu birkez daha ispatlamış oldum. Geçenlerde bir kitap severin günlüğü  fazlalık kitaplarını dağıtıyor.  Gündüz baktım " elimde okunmayi bekleyen bir sürü kitap var" dedim kitaplara talip olmadim. Aksam baktım kitapların bir kısmı duruyor. Dayanamadim iki kitaba talip oldum. Kitaplar cuma günü geldi. Iç sese buradan teşekkürler.


Cumartesi günü menekşe abla "kitap alacağım Beyazıt'a gidelim" dedi. Kendisi bir, ben ise dört kitap ile döndüm.  Menekse abla benim gibi değil.  Alıp alıp yığmıyor okudukça alıyor.  


 Geç keşfetmis olduğum samiha ayverdi den iki adet kitap aldım.  Efsane ve memleket hikayelerini uzun zamandır okumak istiyordum bulmuşken aldım.  
6 adet yeni kitabim oldu,  ne zaman okurum bilemem. 

Benim gibi olan pek çok kişi var biliyorum. 

Bol kitaplı günler,  esen kalın efendim. 

12 Şubat 2014 Çarşamba

Siret-i Meryem - Sibel Eraslan

Geçen sene Nuriye Celegen'in Aşk-ı Sukun kitabını okuyup beğenmiştim.  Ardından benzer bir konu Sibel Eraslan okuyayım dedim, olmadı.  Okurken nasıl bir ruh hali içinde idim acaba, daha önce okuyamadığım kitabı severek okudum.  
Kitaba pazartesi başladım. Ilk gün 100 sayfadan fazla okumuşum.  Halbuki geçen sene 146 sayfa okuyabilmişim.

Kitaptan ziyade kitap okuma hikayemden bahsedeceğim.  Elifeyi duymayan yoktur. Kendisi Ask-i Sukun'u okuduğuna dair post yapmıştı bende "bu kitabı birlikte okuyalım mı" teklifinde bulundum, bir baktım ki 5 kişi birden okuyormuşuz.


Daha önce Sibel Eraslan okumadım.  Arada bir gazetedeki yazılarını okurum. Fatih Citlak ile sık sık TRT de ki iyi fikir'e katılırlar. Ikisinide dinlemek güzel, tavsiye ederim. Madem dinlemekten zevk alıyorum kitabını da okuyayım dedim.
Kitaba başlamamla bitirmem bir oldu. Hem hızımdan dolayı hemde kitabın sonundan dolayı şaşkınım. Insan klasik biyografi kitaplarindaki sonlardan bekliyor. Şaşkın ben :)

Kitabı beğendim okumanızı tavsiye ederim. 
Yazarın elimde Hz.Fatıma'yı anlatan kitabı var. Aynı tarz kitapları ard arda okuyamadığım için bir kaç ay sonra okuyacağım.  Bu zaman zarfında Fatih Citlak dan bir kitap okumak istiyorum, tavsiyesi olan var mı?

7 Şubat 2014 Cuma

Şubat okumaları

Başlarken sıkılıp ilerleyen sayfalarda beğendiğim iki kitapla karşınızdayim. Oblomov'u aylar önce sahaftan almıştım.  Okuma şenliği bahanesi ile başlamış oldum. Oblomov'un tembelliği bana geçmiş olmalı ki güzelim kitabı bir haftada okudum. Kitap hakkinda uzun uzun yazamayacağım.  Okuyun fikir sahibi olun derim, o kadar.


Sultanı öldürmek kitabını gecen sene ( yoksa daha önce mi?) kuzenim almıştı.  Bir ara başlamıştım ama devam edemedim. Etkinlik bahanesi ile elimdeki kitapları bitirmeye çalışıyordum.  Kitabın varlığını bile unutmuştum ki kuytulardan çıkarıp okudum. Kitaplığımız küçük olduğu için her kitap pratik ulaşılabilir yerde değil. 
Polisiye kitaplar sevdigim tarz olmasada insan okurken elinden bırakmıyor.  Sonunu tahmin edemedim. Sadace Müştak yapmamıştır diyordum, bir ara teyze kızı kıskanmıştır diye şüphelerim vardı çıkmadı. Bir kaç polisiye kitap okuyunca sonunu tahmin edebilirmiyim acaba :)
Dizilerde/filmlerde her zaman benzer isimlere alıştığımız için mi ne   kitaptaki isimler farklı geldi.
Müştak,  Nüzhet,  Fazilet, Şaziye...
İki kitabı da beğendim,  tavsiye ederim.
Bir sonraki kitapta buluşmak dileği ile esenkalın efendim.

4 Şubat 2014 Salı

Okuma Şenliği - Ocak ayı

Zaman ne çabuk geçiyor. Daha dün okuma şenliğine başlamıştık bugün üçüncü ay yazısını yazıyorum. 

Bu ay iyi okuyamadığımı düşünüyordum yazıya dökünce fena bulmadım :)


10 puan Altın kitap yayın evinden bir kitap okumak

Saçma bulduğum kategori olur kendileri. Yayın evi bana destek çıkmadı ki okuyayım diyerek diretmiş olsam da bir süre sonunda okudum. Bu katogoride Dan Brawn okumayanı vuruyorlar diye bende okuyayım dedim :) 
Kitabı beğendim. Macera sevenlere tavsiye ederim. 

Dan Brawn - İhanet Noktası- 512 sayfa

15 puan Türk edebiyatında klasik kabul edilen

Çalıkuşu falan yazmamı bekliyorsanız yanılıyorsunuz. Daha önce okumuştum. 
Çalıkuşunu 5. sınıfta iken ablam almıştı lise bitene kadar her yıl olmasa da sık aralıklarla tekrar okudum/izledim. O dönemde Sefiller, Çalıkuşu ve Sara'nın Öyküsü favori kitaplarımdı.

Ahmet Mithat Efendi - Müşahedat - Kum saati yayınları- 364 sayfa

25 puan yasaklanmış bir kitap okumak. 

Aklımda Gazap üzümlerini okumak vardı. Abime giderken elimin altında taşınabilinecek ebatlarda bir kitaba ihtiyaç vardı. O yüzden bu kitap okundu.

Anne Frank'ın Hatıra Defteri -  Epsilon yayınları- 263 sayfa

25 puan biyografi yada otobiyografi okuyanlar

Bu kategoriye karar veremedim gitti. En son Kimya hatun okundu. O da mecburi; abime giderken yanımda ince kitap getirme...
Ne saçma bahane demeyin İstanbul da yolculuk yapmak ne zor biliyor musunuz?

Sinan Yağmur - Aşkın gözyaşları III kimya Hatun -  Karatay yayınları - 263 sayfa

15 puan 600 sayfadan fazla kitap  okuyan

Üşenmediğim bir zaman yorum yazacağım.

Goncorov - Oblomov - Beda yayınları- 684 sayfa


Oblomov'u bitirmem biraz zaman alsada okuma hızımdan memnunum.  Toplamda 5 kitap, 90 puan ile 2164 sayfa okuma yapmışım.  Geriye sadece kış temalı kitap kalıyor.  Sürekli fikir değiştirsemde son kararım "sultanı öldürmek" olacak gibi.
Benden bu kadar efendim, esenkalın. 

24 Ocak 2014 Cuma

Aşkın Gözyaşları lll - Kimya Hatun Sinan Yağmur

Aşkın gözyaşları serisi neden bu kadar abartıldı bilemiyorum. Mevlana ve onun çevresindekileri konu  edinen başka yazar yok mu ki? 
Daha önce serinin dördüncü kitabı olan hamuş'u okumuştum.  Kitap Hallaci mansur'u anlatmalıydı. Anlatmalıydı diyorum çünkü bu konuda aydınlanmadım. Kitabı yüzeysel bulma sebebim bu konu hakkında fazla bilginin mevcut olmamasına vermiştim. Yazarın tarzını anlamak için başka kitabını okumayi düşünüyordum zaten.


Kimya hatun ile ilgili de  İranlı bir yazarın yazmış olduğu kitabi okumuştum. Kitap güzel olsada yanlış bilgilerin mevcut olduğunu bildiğim için başka bir kaynaktan okumam gerekiyordu.

Bu yüzden bu kitaba başlamış oldum. 
Edebi anlamda güzel bir kitap olsada insan bir iki Hikaye bekliyor.  Çok durağandı. Birbirinin aynısı cümleler çabucak bitiyor. Hızlı mı okudum? Hayır.  Yeğenim izin verse bir günde bitirirdim. Kendisi kitap okumayi sevmediği için benimde burnumdan getirdi, üç günde okudum.

Özetle kitap beklentilerimi karşılamadı. 
Yazarın dilini beğenen buyursun okusun.
Keyifli okumalar.

21 Ocak 2014 Salı

Müşahedat - Ahmet Mithat Efendi

Kendi bilgisayarım sürekli sorun çıkarsa da kendisine alışığım, rahat olmasa da yazılarımı yazıyordum. Bir haftadır abimdeyim,  daha önce fark etmemiştim ne çok ''n'' harfini kullanıyormuşuz. Bir yazı yazmak istedim burnumdan geldi. Klavyenin harfi yok işin yoksa kes kopyala. 

Uzun zamandır Türk klasiklerinden okumayı düşünüyordum. Geçen yıl bu zamanlar ( tamam tamam bu zamanlar değil, mayısta ) çengiyi okuduğum için Ahmet Mithat Efendiden daha ziyade Refik Halid Karay düşünüyordum. Kitap bulamayınca Müşahedat'a başlamış bulundum. Başlar biraz ağır gelse de daha sonra yazarın tarzını anlayınca zorlanmadan okunuyor. 
 alıntı

 “kırk beygir gücünde yazı makinesi” diye bilinen yazarın pek çok eseri mevcut olsa da ben sadece 3 tanesini okumuşum :( 

Yazarımız yazım aşamasında ki romanı ve bu romana konu olan birbirinden farklı kişiler etrafında dönüyor kitap. 
Cahillik ve onun getirdiği sefillik bu kitapta da mevcut. 
O devirde mirasyediler çok mu meşhurdu acaba? Çengide de miras yedi tüm varlığını tükettikten sonra düzgün iş sahibi oluyordu. 

Bu arada çok fazla yazım hatası vardı. İlk başlarda ayırma çizgilerini düzelttim ama sonu gelmiyor. Daha önce bu yayın evini okudum mu  ( kum saati yayınları) hatırlamıyorum. Belki sadece bu kitap böyledir başka kitaplara da bakmak lazım. 

Kitap güzeldi tavsiye ederim. 
Esenkalın efendim.