bağlam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bağlam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ağustos 2012 Cuma

İmam Şamilin Hatıratı


 Kitap kulemi yaptıktan sonra aşka geldim daha düzenli kitap okumaya başladım. Biraz sekmeye uğradı. İki kitabı yarım bıraktım ama olsun.

İlk yarım kitabım Sinan Akyüz'ün İncir kuşları.


Normalde listemde yoktu. Pazar günü plaja gitmiştik, plajda güneşlenirken Doğu Rumelinin Kayıp Köyleri yada İmam şamilin hatıratını okumam abes kaçacağından yanıma roman aldım hem ince bitirmesem de yarılarım dedim ama okuyamadım. Bosna da savaş döneminde geçen bir aşk hikayesi. Daha çok savaşın soğuk yüzünün yansıtılacağını düşünerek aldım. 80. sayfaya geldim hala aşk romanı, güzel bir kurgu olsa katlanılır ama yok beğenemedim. Basit geldi. Daha ilk görüşte vıcık iltifatlar, basit espiriler  
( beğenmedim ya sürüyle kulp bulacağım).
Ha bide arka kapakta kızın Müslüman Boşnak, oğlanın Hıristiyan Sırp olduğu yazıyor. İlgi çeksin diye, halbuki oğlanın babası Müslüman Boşnak annesi Sırp ve Hıristiyan değil. Oğlanda Müslüman.
Özetlersek ilk 80 sayfayı beğenmediğim için şimdilik yarım.  Belki ilerleyen zamanda okur beğenirim,  bilemeyeceğim. Tamamen okurken ki ruh halime bağlı.

İkinci yarım kitabımda Doğu Rumeli'nin Kayıp Köyleri.


Yazarın Üniversitede yükselmek için yapmış olduğu tezlerden biri. Konu itibarı ile gayet güzel düşünülmüş. Güzel bir şekilde derlenmiş. Kitabın ilk kısımlarında balkanlarda göç ve göçün arka planı hakkında bilgi verilmiş. Daha sonraki kısımda İslimye sancağı üzerinden örneklendirme yapılmış. Sancağa bağlı kazalar, terkedilen, zorla boşaltılan, adları değiştirilen köyler.
Birinci kısmı tam okudum, ikinci kısım biraz akademik ağırlıklı, bol kaynaklı olunca sıkıcı oldu. Olayın özünü kavradım diyerekten kitap yarım bırakılmış oldu.

Ve bitirilen bir kitap :) İmam Şamil'in Hatıratı.



Kitap duygu, düşünceden daha ziyade olayların akışına göre aktarılmış. Şu tarih de şurası fethedildi, bu kadar kişi şehit oldu gibilerinden. Açıkçası beklentilerimi karşılamadı. İnsanlara şavaş kitabı sunmak yerine neden savaşıldığı anlatılsaydı daha iyi olurdu. Daha önce okuduğum İmam Şamil kitabı olmasaydı pek bir şey öğrenmiş olmazdım.Bu kitap daha önce okuduklarımı pekiştirmiş oldu. Kitap çeviri olunca dip notları da bol oluyor. Benim ilgimi daha çok dip notlar çekti. Dip notlar dönem hakkında daha çok bilgi veriyor.

Kitap listemdeki Deli kurt ve beyaz dişi okuyasım yok. Galiba onların yerini başka kitaplar alacak.

Herkese keyifli okumalar.


17 Temmuz 2012 Salı

Bu aralar okuduklarım


Okumuş olduğum kitaplara tek tek post yazmak yerine toplu olarak yazmak işime geliyor :)

Geçen Kpss sınavımdan hemen sonra Eskişehir'e gitmek için bilet ayırtmıştım. Yanıma da  kitaplaşma etkinliğinden gelen muz seslerini aldım. Rezervasyon yaptırdığım bileti zamanında alamayınca iki saat beklemek zorunda kaldım. Neyse ki can yoldaşım kitap yanında idi zaman nasıl geçti anlamadım. Berbat bir yolculuk ile kitabı yarılamış oldum. Pazar tüm gün es es gezdiğimiz için kitabı elime almadım. Pazartesi iş görüşmem vardı o yüzden pazar gece göndüm. Döndüğüm gibi de kitabı bitirdim.


Kitap 3 farklı mekanda geçiyor. Günümüz Oxford'unda kendisinin bile ne yaptığından haberi olmayan kızımız, 1980 yıllarının Beyrutun'dan babadan kızına yazılmış mektuplar ve mektupların peşinden giden günümüz Beyrutun da bir Filipinli bir kız.
Kitabın en güzel kısmı, toplama kampında doktorluk yapan babanın ayrılmak zorunda kaldığı kızına yazılan mektupları. Sonunu beğenmesem de genel olarak güzeldi.

Kısaca göz gezdirecek olursak;

İnsan yalnızken bir tane daha kendinden doğuruyor içinde, ''korkma'' desin diye.

Bilginin sadece çocukluk ezberleri karşısında yenildiğini düşünüyordu.

Ne yaparsan yap, sadece hikaye kalıyor geriye. Anlatılınca yalan gibi, hiç olmamış gibi gelen.

İnsanlara bakmayı unutmazsan aslında, hiç korkmazsın.

Savaşmayı bırakmış erkek, savaşanlardan daha ürkütücüdür.

Biz, çok güldüğümüzde daha gülerken yakında ağlayacağımızı düşünüp suratını asan insanlarız.

Herkes toprağının kaderini sırtında mı taşır?

Kaç silah varsa o kadar tarih vardır burada.

Yoksullukta savaş gibidir. Ancak dışarıdan bakınca görünür insana verdiği hasar.

Büyüklere yalan söyleyebilirim, ama çocuklara... Bilmem, günah gibi geliyor.

Dilini bilmediğin bir yerde ağlamak fenadır.  Çünkü seni, senin dilinden susturacak kimse yoktur.

Hiç kimse olmaya cesaret et Filipina. Hikayeler orada başlar.

Yara, en canlı yeridir gövdenin. Hareket oradadır. Can, tam yaradadır. kimilerimiz, kan gibidir. Yaranın olduğu yöne doğru akar.

Öfkesi da büyük olan eninde sonunda kazanır.

Kimse günahını hatırlamıyor, kimse alacağı intikamı unutmuyor.




Bir diğer kitabımız/kitaplarımız da kitaplaşma etkinliğinden Türk mitolojisi. İkinci kitabımız da babamın kitaplarında Mitolojiden efsaneye



İkisini beraber okuyayım dedim. sıradan okur için oldukça sıkıcı uslup'a sahip. Yok ben tarih öğrencisiyim kaynağı, sıkıcı notları da olsun diyorsanız, iki kitabı da beğenirsiniz :)
Çok şükür atalarımız Talas savaşında  İslamiyeti kabul etmişler de kuşa, böceğe değer vermekten kurtulmuşuz. Kuşlar, böcekler lafın gelişi tabi ki.

Neyse bir diğer kitabımız Samiha Ayverdi den. Oldukça güzel kısa öykülerden oluşuyor herkese tavsiye ederim.
kısa kısa notlar;

Mecaz hakikatin köprüsüdür. Hakikat ise ilahi aşktır.

O beşeri aşkların zaten ilahi olduğu olduğu müjdesini de beraberinde taşır.

Vücut gaye değil vasıtadır; insan maddi varlığı manayı taşımakta olduğu için hürmet edilmeye layıktır.
Vücut ruhun terbiye gördüğü bir ocak olması vasıtası itibariyle değerlidir.

Manalar derinleştikçe bilicileri de azalır; En büyük mananın hitap ettiği varlık ise, kendisidir.


Manalar gizli değilmiş, onları bilmeyen bizmişiz.

Güneş kalkıp da '' ben sizi ısıtır, ışıklandırırım'' der mi? Demez, çünkü ne bizim ondan, nede onun kendisinden şüphesi vardır.

Her ne ki görülür, o var değildir; varlık gösterici bir yokluktur. Her ne ki görülmez o; yokluk perdesiyle gizlenmiş bir varlıktır. İşte asıl vücudu olanlar bunlardır.

Bu ufak notlar uzayıp giderdi ama ben burada bırakıyorum ki merak edip okuyun


Sonuncu kitabımız Sebahattin Ali den. Eskişehir'e gitmişken meşhur sahaflara uğramadan olmaz dedik ve gidince de bu kitabı aldım.


Çocukluğumda okuduğum Kemalettin Tuğcu kitaplarını anımsatıyor. Abartılacak  bir güzelliğe sahip değil. 

Neyse ramazan geliyor o yüzden bulduğum tüm vaktimi kutsal kitabımız Kuran-ı Kerime ayırmak istiyorum. Şimdiye kadar ramazanda hatim yapmaya niyetlenip bitiremiyordum bu sene erken başlayıp kandile kadar bitirmeye gayret edeceğim.

Şimdiden iyi ramazanlar, iyi okumalar...