yapı Kredi Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yapı Kredi Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Aralık 2019 Pazartesi

2019 Okumaları

2019 okumalarını yıl başında hedefledim mi emin değilim. Bildiğim bir şey varsa elimde mevcut olan kitapları bitirmeden başka kitap almayacağıma karar vermemdi. Uydum mu? Pek sayılmaz.
Bu kararı verip de uymamak genel bir davranış olsa gerek kiminle konuşsan ''aynen ayne'' diyip duruyor. 
Neler aldığımı keşke vaktinde not alsaydım. Neler almış ve neleri okumuşum.  En azından 2020 de planlar yapmama yardımcı olurdu.

2020!
 Çocukluk hayallerimin yanında ne kadar uzak bir tarih. Hiç gelmeyecekmiş gibi. Halbuki çok çabuk geldi. Geçmez dediğimiz sıkıntılar geçti. Hiç ayrılmayalım dediğimiz arkadaş ortamları dağıldı. Dağıla dağıla kendi başımıza kaldık.
O kadar yalnız kaldık ki kalabalık yorar oldu. ''Yalnızlık ne güzel nimet'' der olduk. 
...

2019 nasıl geçti?
Ben bile bilmiyorum nasıl geçti.
Yine hastalıklı geçti. Her şeyin başının sağlık olduğunu, gerisinin pek önemli olmadığını hatırlattı.
...
Kalabalıktan kaçıp kaçıp kitaplara sığınsam da kitap okuma hızım hep ağırdı. Pek paylaşmasam da . Hatta hiç paylaşmadım.
...
Dinlenmek amaçlı spora gidiyorum, etamin işliyorum.
Etamin işleyip kenara atsam da dinlendiriyor.
Dikiş dikmeyi gerçekten öğrendiğimde kenara attıklarımı değerlendiririm diye umuyorum.

Aralarda da kitap okuyorum işte.


İstatislik rapor tutmayı severim. Kaç kitap okumuşum, hangi yayınevinden , hangi ülkeden  ne tarz okumuşum. 
Yeni yazarlar, yeni türler  keşfetmiş miyim mesela.

...
Babil kraliçesi - Selami İzzet Seder - İlkay yayınları
Mehmet Ali Bey-   Ayyar Hamza 


Beyazıt sahaflardan arkadaşa kitap alıyordum 3 kitap 20 lira indirim yapmak yerine dördüncü kitabı alın dedi. Baktım baktım bir şey bulamayınca bunu aldım.  Beğenmedim gittim geri vermeye. Normalde beğenmediğimi birine veririm ciddi zaman kaybı kimsenin zamanını alamam dedim. Yerine Mehmet Ali Bey'in  Ayyar Hamza'sını aldım.  Onu da beğenmedim ama geri vermeyeceğim. Öğretmen olan kuzene vereceğim. 


Benim beğenmeme bakmayın iki yazarında sevenleri çok. Hatta Mehmet Ali Bey'in   pek çok eseri tiyatroda sahnelenmiş. Okuduktan sonra bir iki oyununu izlediği ve beğenmediğimi hatırladım.

Can yayınları indirimi

 Geçen sene 7 liradan almış okumamıştım.


Yazarın okuduğum ikinci kitabı. Latin Amerika edebiyatı sevmediğimi söylemiş miydim :(
gerçi tecrübelerim Marquez, Luis Borges ve Mario Vargas tan ibaret :)


Değişik bir tarz. 

Necip Mahfuz edebiyatı diyeceğim.  Bir tane mi olumlu bir şey olmaz memleketin ile ilgili.
A. Maalouf ta benzer kültür ama onun kitapları rahatsız edici değil.  
Memleketini zalimce eleştirmesi dışında gayet akıcı bir kitap




Hasan Ali Toptaş - Everest Yayınları

Gölgesizler ,  Heba


Yazar uzun zamandır okuma listemdeydi. Liste dediğime bakmayın bildiğiniz defter. Neler okumuşum, neler okumalıyım diye tuttuğum. Defter bitince okunmayan kitaplar yeni deftere geçiriyorum sürekli. Yazarda uzun zamandır defter defter gezdi de en son 2019 da okundu. Bu da benim ayıbım olarak kenarda kalsın : )
...


Yazarı oyunca anne olduğu zamanlarda takip ederdim . Araya zaman girdi unuttum gitti diyeceğim diyemiyorum. Kuzenlerim severek takip ediyorlar. Madem bu kadar seviliyor takip edeyim dedim. Sevdim. En az kitabını sevdiğim kadar. 
...
Gabrial Marquaz 

konu genel olarak mide bulandırıcı olsa da bir şekilde merak edip okuyor insan. 

Kırmızı pazartesi,
Kitap bir bana mı yarım kalmışlık hissi verdi. Konuşacak çok şey vardı zaman yoktu gibi . 

...
sahaf kitaplarım 
2018 sahaf kitaplarını say say bitmez :/ 
Haliyle 2019 başında kitaplar bitti. 


Erzurum Yolculuğu - A. Puskin - Iş Bankası yayınları
Kitabı başka bir seyahatnamede atıf yapıldığı için not almıştım. Tam bir hayal kırıklığı oldu. içeriğinde bir şey yok desem yeri. O kadar ki sadeydi. 

Çöl Masalları Tayfun Pirselimoğlu - İthaki yayınlar

fikir sahibi olmadan  aldığım bir kitap . Değişik bir tarz. Genel olarak yazarın hayal gücü farklı. İlginç hikayeler var. Fakat hikayelerin bağlanma mevzusu olmamış. 

...

Alemdağda Var Bir Yılan  - Saik Faik Abasıyanık - İş Bankası Yayınları


Kırmızı pazartesiyi ofisteki herkes okuyunca başka bir kitap okuyalım tartışırız dedik. dört kişinin başladığı kitabı sadece ben bitirdim . Okurken bir sevdim bir sevdim anlatamam !
...
Kırmızı Defter -  Paul Auster - Can Yayınları


Yazarın okuduğum 123 kitabı. Şaka şaka o kadar olmadı. Dördüncü kitabı, daha önce okuduğum kitapların taslakları gibi bir his oluşturdu. 
...
Operadaki hayalet  Caston Leroex 



Operada hayalet olmadığını biliyordum ama böyle bir şey de beklemiyordum .

Mürebbiye -  Hüseyin Rahmi Gürpınar


Yazarın tarzını daha önceden bildiğim için zorlanmadan zevkle okudum. 

Ömer Seyfettin  - Yüksek Ökçeler

Komşumuz tavsiye etmişti. Severek okudum. Eski basım olması da ayrı güzel. Daha sık eski basım okumalıyım.  


Ömer Seyfettin denince aklıma sürekli Beyaz Lale gelir. Resmen çocukluk travması! Hangi mantık o kitabı ilk okul çocuğuna okutur ki. 
Bu yaşımda bile zor geliyor bu tarz hikayeler okumak. ( Şuan devşet hikayelerini okuyorum Ömer Seyfettin'in bomba adlı hikayesinde kaldım. ) Yazarken bile kolumun dermanı çekiliyor, uyuşuyor. 

Okur yeğenime veririm dedim de vermeyeceğim.  Birbirinden muzip, okurken zevk aldığım hikayelerden aynı zevki almayacağı için bir süre daha benimle kalacak. Zaten eline verdim dilinden dolayı bir şey anlamadı.

Bu arada 2019 sahaf kitabı olur kendisi. Yeni yıl hedefim 2019 sahaf  kitapların yarısını,  daha eski sahaf kitaplarının  hepsinin bitirmek. Aman ne büyük hedef demeyin ne kadar zor bilirsiniz. İnsanın aldıkça alası gelir. 

Ali Ayçil Kitapları

2019 'un bana kazandırdığı güzel yazarlardan biri
Yazarı ilk nerede duydum emin değilim. Ramazanda kitap fuarına gidince çok gezmeden bir kaç kitap almıştım. Sur kenti ile o şekilde tanıştım. Güzel masal tadında bir  kitap. Yazarın başka kitabını okumak istiyorum dedim. Okuyucu yorumları ile kovulmuşların evine başladım. Aynı yazar farklı tarz. Bu kez deneme kitabı ama ne deneme. Ölüm, aile ilişkileri ve geçmişten kopamama üzerine biraz ağır kitap. İkisini de tavsiye ederim. 
Timaş yayınları, Dergah yayınları



Edgar Allan Poe Kitapları 

Bu yıl tanışıp sevdiğim yazarlardan biri. Her yerde  Poe diye yazdım durdum. Bu sefer yazmayacağım siz okuyun .
Kuyu ve Sarkaç, can yayınları
 Bir Kudüs Öyküsü, İlgi kültür sanat yayınları 


Dünya Klasikleri - Rus Edebiyatı

Rus edebiyatı sevmeyen yoktur. İki kitapta farklı dönemlerde geçiyor. 
Babalar ve Oğullarda kuşak çatışmasını görürken Köpek kalbinde insanoğlunun nankörlüğünü görüyoruz. 
 Bildiğim bir yayınevi olmadığı için biraz tedirgin olarak alsam da severek okudum kitapları, tavsiye ederim. 
İlgi kültür sanat yayınları 

     
Alakarga Yayınları 

Yayınevini keşfedeli iki sene oluyor. Pek duyulmamış güzel kalemler var. Şirinevler de  gittiğim bir sahaf var. Eskiden yolum düşünce giderdim. Bu sene kitap için yolumu o kalabalığa çeviriyorum. 
Bu üç kitap biraz, yok yok baya ağır geldi. Ağır ağır ilerledi, zorlayarak bitti. 
Buna  rağmen Cem Kalemder'in Klanını aldım. Sakin bir kafayla okurum. 


Kayıp Gergedanlar -Cem Kalender
Güvercinler Zamanı - Şermin Şahin
Ayakları Pürdikkat Refakatçi Haydutlar - Özcan Doğan


Erlend Loe - Doppler - YKY

İlk defa Norveç edebiyatı okudum. Doppler okunması gereken değişik bir karakter .


Yekta Kopan  - Sakın Oraya Gitme - Can Yayınları 

Yekta kopan da ilk defa okuduğum yazarlardan. Bana hitap etmedi dememek için yazarın  bir kitabını daha okuyacağım.  
 Kitap yurdu 5 kitap 15 TL kampanyasından aldım.
 Şuan okumak gibi niyetim olmasa da kenarda dursun diye aldığım kitaplarım var. Sizlerinde var biliyorum :)


Susanna Tamaro - Kökler, Yollar ve Bitik Bedenler 

Yazarın okurken en çok sıkıldığım kitabı . İlginçtir içinde kürtaj yaptırmak teması yok. Diğer okuduklarımda vardı. Tabi bir arayış, bir yere ait hissedeme duygusu bu kitapta da vardı. 
Kitap yurdu 5 kitap 15 TL kampanyasından . 



Sem ve Pervane Münire Danış  - Timaş Yayınları

Kitapta altını çizdiğim o kadar çok satır var ki. Tembellik etmeyip ayrı bir postu hak ediyor. 


Yeri gelmişken bu iki kitap en sevdiklerimden :)

Üç Kızkardeş - İclal Aydın


Bazı kitaplar benlik değil .

Carbon kitap cep boy

Serinin kitaplarını merak ediyordum. cep boy olunca sade mi olur diye tereddüdüm vardı. Denemek amaçlı dört kitap aldım ikisini hemen okudum. yollarda çantada taşımak için ideal bir boy.

Ferdayı Garam - Mehmet Rauf 

Türk klasiklerini severim de bu karakterlere sinir oldum. Bir aile büyüğü de çıkıp ergenlerin deprosyonunu terlikle kovmadı ya :)
Şaka bir yana diline bayıldım. 


Gece uçuşu - Antoin De Saint Exupery
Küçük prensle tanıdığımız yazarın daha gerçekçi bir romanı. Roman mı hikaye mi emin değilim. Anıları deseler ona da inanırım. Savaş dönemi ruh halini bol uçuşlarla anlatıyor. Kısacık bir kitap. O kadar kısa ki bir şeyler yarım kalmış izlenimi uyandırıyor. 
...
Galiba tüm kitaplar bu kadar. 

Genel istatistik raporlar tutmak gerekirse genel olarak can yayınları okumuşum. 


Ardından İlgi kültür yayınları.


Okuduğum çok kitabı / yazarı sevsem de Ali Ayçil ve Münire Danış favorim yazarım oldu.



Yılda iki defa sınava hazırlanmam bitap okuma hızımı ciddi anlamda düşürdü. 
Buna rağmen okuma hızımdan memnunum. 

 Çoğunu paylaşmadım. Gönül her birini paylaşmak isterdi ama olmuyor. 2019 da iki telefon alıp dört telefon değiştirince her bir telefonla farklı şeyler çek. Çektiğin fotoğrafları saklayamama sorunu hevesini kaçırıyor. 
Yok aslında telefonumun kırılması. Aldığım telefonun daha 6 ay dolmadan çalınması falan derken insanın teknolojik nimetlere karşı hevesini kaçırıyor. Bir de şahane giden iş yaşamımı düşününce . İş dışında en sakin şekilde kalmaya çalışıyor insan. 
Bu yıl kış hiç gelmemiş olsa da gün ışığına hasret kaldım. Bir ışık yakalayamıyorum ki. Kitaplarımı, çiçeklerimi, etamin işlemelerimi fotoğraflayayım. 

 Blog dışında geçen sene arkadaşların zoru ile instegram hesabı açtım. Kendilerine blogumun olduğunu söyledim ama adını söylemedim. Çünkü onları burada çekiştireceğim :/



aman ne şahane profil :/

Anlatılacak o kadar çok şey var ki. Neyi sıralasam bilemiyorum o yüzden burada bırakacağım. Belki okuyup paylaşmadığım  kitapları blogda /  instegramda paylaşırım. 

Şimdilik hoşça kalın. 

Dinledikçe içinize huzur dolan bir iki parçayı kitap önerisi ile birlikte  aşağıya not eder misiniz :)

8 Mart 2016 Salı

Mim - Yayınevleri

Eskiden ne çok mim cevaplardık. 
Sağdan soldan mimler yağardı.
Zordu cevaplaması, insanın kendini anlayıp anlamlamdırması. Yinede severek cevaplar, bizim gibi düşünen,  davranan var mı diye okurduk.

Uzun zamandır mim cevaplamıyorum. SU mimleyince cevaplamadan geçmek istemedim. 

Yayınevleri hakkında bir mim

Bir göz atmak gerekirse.

 1. EN SEVDİĞİN YAYINEVI

En sevdiğim yayınevi var mı acaba?
 Bu sorunun cevabı okuduğum kitabın türüne göre değişir. O dönem ki okuma türüne göre yada sevdiğim yazarların anlaştığı yayınevlerini bu kapsamda ele almak ne kadar doğru!


Kitaplığın bir kısmını paylaşıyorum.  Bu raflarda sevdiğim yazar ve  okumaktan zevk aldığım türler var.  Aslında başka kısımlarda var ama çok dağınık, düzenlemek içimden gelmedi :)
 Bu fotoğrafta yola çıkarak bir kaç yayınevi veriyorum.
Kubbealtı ( 6 kitap)
Dergâh ( 6 kitap)
Ötüken (6 kitap)
Yapı Kredi Yayınları (7 kitap)
İnsan yayınları  (8 kitap )
Türk Edebiyatı Vakfı,  Yeditepe, Timaş,  Akabe...
Bu liste uzar gider.

2. BU YAYINEVİNDEN OKUDUĞUM BİR KİTABI KISACA YORUMLAYIN

Ben yorum hakkımı seyehatnameler üzerinden yapayım.
Seyahatname,  mektup, günlük tarzı kitap okumaya karar verince konu ile ilgili pek çok kitap ve yayınevi araştırdım.


 Yayınevinden sadece iki kitap okumuş olmama rağmen nedense konu ile alakalı YEDİTEPE YAYINLARI ilgimi çekti.  Halbuki içinde harita yok diye çok söylenmiştim.
YKY dan Battuta Seyehanamesini dipnot açıklamalarından dolayı severek okudum. Kitap tam metin diye geçiyor.  Köye gidince köy kitaplığında Yenişafak Gazetesinin Battuta seyehanamesi ile karşılaştırdım farklı yerleri vardı.

Fotoğrafta sadece Çanakkale ile ilgili olanı okumadım. Onun dışındaki 7 kitabı da tavsiye ederim.

3. BU YAYINEVİNDEN OKUDUĞUNUZ BİR KİTAPTAN SÖZ YAZIN

"Güçlünün, zayıfın tekmesi karşı şaşırışı. Sonsuzluğa bakan gözler orada kendisini terkedene diz çöküyor"
Vüs'at O. Bener - Dost Yaşamasız -YKY

"Hangi mucize ile eski hayat ağacı yeni meyvalarla donarır. "
Beş Şehir - Ahmet Hamdi Tanpınar - Dergah Yayınları

4. YAZARIN OKUDUĞUNUZ BAŞKA KİTABI YADA ÖNERDİĞİNİZ BİR KİTABI VAR MI?

Ahmet Hamdi'nin daha önce Mahur Beste ve Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nü okumuştum ikisini okuyamazsanız Saatleri Ayarlama Enstitüsünü muhakkak okuyun.
Vüs'at Bener'in hiç bir kitabını okumadım.  Bu kitapta bitirilmeyi bekliyor :(

5. YAYINEVİNDEN ÇIKAN KİTABINIZ TUTMASAYDI NE HİSSEDERDİNİZ?
Ben ki iki kelimeyi bir araya getirip bir cümle kuramayan biri olarak kitap çıkarmak ?
Oo, yok ben almayayım.

 6. BU YAYINEVİNDEN ALMAK İSTEDİĞİNİZ KİTAP ?

 Bana kalsa sıraladığım yayınevlerinin tüm kitaplarını ( tamam abarttım, çeyreği yeter) alırdım da buna ne bütçem ne de kitaplık el verir :(
 Yinede isim vermeliyim.
Yapı Kredi'den Gerard de Nerval'in Doğu'da yolculuk
ve
Dergah yayınlarından İbni Haldun'un Mukaddimesi  olabilirdi.

Hele şükür mim bitti.
Eskiden, çok eskiden mim niyetine neler yazmışım bakmak isterseniz.
Kitaplar üzerine,
Kendimle ilgili 11 özellik ve 11 adet soruya cevap,
Kendimle ilgili 5 soruya cevap,
Filmler,
Müzikler,
15 yıl sonrası,
Takıntılar,

Blog sahimini tanımak istiyorsanız mim cevaplarını okumanızı tavsiye ederim.

Mim bahanesi ile yazı yazdım :(
Uzun zaman olmuş.
Mimden dolayı su'nun harikalar diyarına teşekkür ederim.
Kendisinin devam eden iki adet çekilişi var katılmak ve detaylı bilgi almak için sırası ile tık tık. 



İkinci çekiliş içerik itibarı ile ilgi çeksede yazarları ve yayınevlerinden dolayı pek emin olamıyorum.  İlahiyatcı ( inşallah yanlış hatırlamıyorum) ev sahibi bizi aydınlatır artık :)

Yazı yazmayı özlemişim.  Ben özledim de tablet pek özlememiş,  artık eskidim diyor. Narincik narincik dokunuyorum beni görmüyor.  Şu aşamaya kadar canım çıktı eksik yerleri tamamlanacağım diye.

O yüzden burada bitiriyorum.
Allaha emanet olun.

27 Kasım 2014 Perşembe

okuyorum

Yuppi kitap okuya biliyorum :)
 Uzun zamandır kitap okuyamayınca incecik iki kitabı bitirdiğine seviniyor, kaldı ki biri çocuk kitabı. 

Ilk kitap Ahmet Ümit ten. 


Sizde benim gibi yazarın masal kitaplarından bihaber misiniz?
Yazar ilgi alanıma girmeyince neler yazar pek takip etmiyorum.
Iki kitabını okudum "Aman aman çok güzel" diyemedim. 

Sınıf kitaplığını oluşturmak için çocuklardan kitap istedim. Gelen kitaplardan biriydi olmayan ülke.  Masalda severim başlayayım dedim. 
Her masal sonunda var olması gereken dersi ben çıkaramadım.  Aman aman diyecek bir konusuda yok. O yüzden kitabı sahibine verdim.

Ikinci kitap bir Yaşar Kemal eseri.


 Ağrı Dağı Efsanesi sürekli adı geçen ama hikayesi bilinmeyen olarak belleğimin bir köşesinde durur. Aydınlığa kavuştu, çok şükür.  Aydınlık Yaşar Kemal eliyle olması güzel. 
Güzel olmasına güzelde olumsuz olarak gördüğüm bir nokta Osmanlı devletini hoş bir şekilde göstermemiş.
Buna rağmen kitabı beğendim.  
Yaşar Kemal okumalarını ara ara devam edeceğim. 
Benden bu kadar. 
Esenkalın. 



17 Ekim 2014 Cuma

Ağır aksak okumalar


 Mevsimlerden mi bilinmez kitap okuyamıyorum.  Daha doğrusu okuduğumu sanıp yazıya dökünce okumadığımı fark ettim.
Minicik gibi gözüken kocamaaan kocaman kitaplar okudum halbuki.
Neden eziklik psikolojisi yaptım ki.



Böyle düşünmeme sebep olanları görmemezlikten geleceğim,  yokmuşlar gibi davranacağım.



Efendim neler neler okumuşum.

Üç Anadolu Efsanesi


Kitap alışverişi yaptığımda öylesine sağa sola bırakmıştım kitapları.  Kitaplığı düzenlediğim gibi Yaşar Kemal kitaplarımı elime aldım.  
Fazla beklemeden okumaya kararlıyım. 
Çantada taşınabilincek en ince kitap, beklemeden bir çırpıda bitti. 
Köroğlu efsanesini herkes bilir.
Alageyik ve Karacaoğlan hikayesini daha önce duymamıştım.
Türk sineması tadında kahramanlık, mertlik ve sevdalık hikayeleri.
Yaşar Kemal okumayanlara başlangıç kitabı olarak tavsiye ederim. 

Deli Kadın Hikayeleri


Allahım birileri benimle acil ilgilenmeli. Piskopat hikayeler nasıl beğenilir.  Ben normal değil miyim yoksa.
Yazarın okuduğum ikinci kitabı.
Daha önce kırmızı zaman'ı okuyup ilginç bulmuştum.  Arayı açmadan okuyayım dedim.
Hikayeler birbirinden ilginç ve hüzünlü.
Daha doğrusu iç karartıcı.
Cizimlerde bir o kadar iç karartıcı.
Icim karardı,  bunlar nasıl hikayeler desemde beğendim :)
Insan evladı çelişkiler dolu.

Erenlerin Bağında


Lisede iken beğenerek okumuştum.  Ikinci kez okudum ve beğendim.  
Okuyunuz efendim.

Hacı Ağa


Yazarın daha önce Kör Baykuş adlı eserini okumuştum.  Arayı açmadan ikinciyi okuyayım dedim.
Çıkarları doğusunda hareket eden, halkı sömüren uyuz bir karekterimiz var. Okuyorsunuz ve size yabancı gelmiyor çünkü "oooo, senden çok var" bu şarkı hacı ağa için değildi ama cuk oturdu.
Bu arada hacı ağa yalancı hacı.
  Haca gitmemiş ama güzel numara yapıyor.

Özetle dört tane kitap okumuşum.  Dördünüde tavsiye ederim.
Esen kalın. 

28 Mayıs 2014 Çarşamba

Mayıs Okumaları 2


Okuma şenliği kapsamında bir liste hazırlamıştım. Baktım liste bitmiyor, listede değişiklik yapıp ince kitaplara okudum.

Kırmızı Sardunya - Faik Baysal

Bu yıl yeni yazarları tanımaya karar verip kendime bir liste yapmıştım. Az çok listemi eksiltmeye başladım. Listeyi eksiltmek hoşuma gitse de ev ödevi verilmiş öğrenci psikolojisi yapıp liste dışına çıkmak istiyorum. 
Kırmızı sardunya da tam olarak bu ruh halinin ardından okundu. 
Kütüphaneden ödünç aldım, bir çırpıda okudum.
 Kitabı aldığımda kitap hakkında bir bilgim yoktu. İç içe iki hikaye kitabından oluşuyor.



İlk Hikaye kitabımız Kırmızı sardunya. 5 farklı hikayeden oluşuyor.

İkinci kitap; Sancı meydanı. 9 adet hikayeden oluşuyor.
Hikayeler genel olarak karamsar.
Karamsar olması kitabı sevmeme engel olmadı. Fark ettim ki ben hikaye okumayı seviyorum.
İlerleyen zamanlarda yazarın başka kitabını okumayı düşünüyorum. 


Kırmızı Zaman - Mine söğüt

Mine Söğüt kimdir, ne yazar hiç bir fikrim yoktu. Ta ki yazar ayları kapsamında Mine söğüt adı geçene kadar. Okuma şenliği kapsamında daha önce kitabını okumadığım bir kadın yazardan kitap okuma katogorisi vardı. Benim aklımda Safiye Erol vardı. Samiha Ayverdi'den 1200 sayfa okumak bana çok ağır geldiği için vazgeçip kafa dağıtacak bir kitap okumaya karar verdim. 



Kitaba başlamadan önce çoook eskilerden bir hikaye okuyacağım sandım ama yanıldım. Kitabın zamanı yok gibi. Daha doğrusu kitapta var gidi ama birbiri ile çelişen durumlar söz konusu olduğu için zamansız diyeceğim. 

İncecik kitapta belli başlı bir kaç karekter var.

Hiç kimseyle iletişim kurmayan, kırmızı kayığında bolca vakit geçiren Zaman Dayı

Fakirlerde görülmeyecek bir rahatsızlık olan alerjiye  sahip küçük kız Hüsran 

Mahallenin delisi Halat Niyazi

Küçükken babası tarafından terk edilmiş Botan

Mezarcı Kambur. 

Hikayedeki karakterlerin bir noktada birleşmesini bekliyordum ama bu noktanın bu kadar silik olmasını beklemiyordum.

Kitabı beğendim mi? Henüz karar veremedim. Dilinin akıcı olduğu ve farklı bir tarzı olduğu tartışılmaz.
Yakın bir dönemde yazarın yeni bir kitabını okur muyum? Şuan için okuyacağımı sanmıyorum.

Kitaptan kısa alıntılar

Sıradan insanların yaşamları bile şaşırtıcı öykülerle doludur.

Sırlarla yaşamak büyük bir hünerdir.

Küçükken anneannem bana, sonsuz zamana algısından bahseden bir masal anlatmıştı: Çocuklar zamanı algılayamadıkları yaşlarda, tüm evrene hakim olan o tanrısal sonsuzluğu hissedebilirlermiş. bu onları huzurlu ve korkusuz yaparmış. Zamanı algılayamadıkları için zamanın geçişini de farketmez ve kendilerini ölümsüz bilirlermiş. "Sen" demişti. "Şimdi o sınırsız zaman algısının büyüsündesin; zamanın geçip gittiğini farkettiğin an büyüyeceksin.


Delilere sır konusunda güvenilmeyeceğini sananlar çok yanılırlar. Bir deli değer görürse tüm sırları saklayabilir, çünkü deli, kara kutunun içini, onu hiç açmadan da görebilir.

Işık vurduğu yeri aydınlatır ama her zaman görmeyi kolaylaştırmaz; bazen gözleri kamaştırır; akla olmadık hayaller sızdırır.

Yaşamanın ilk şartı bir gün mutlaka ölmektir.

Vicdan, Tam kalbimizin altında duran bir organ...
Vicdan, bir bebeği ilk ağlatan,
Bir ölüyü son terkeden...
Vicdan...

hayat tuhaflıklarla doludur ve katlanılabilir olmasını bu tuhaflıklara borçludur.


Yusufcuk - Samiha Ayverdi

Okuma şenliği kapsamında aynı yazardan 1200 sayfa okumak diye bir katagori olmasa bu kitapları ne zaman okurdum bilmiyorum. Kitapları alıp alıp stok yapmışım, okumuyorum da amaç ne. Allahdan bir etkinliğe katıldım da okunmaya bekleyen kitaplar okundu. 



Son Ayverdi kitabı dili ağır olsada güzeldi. Iki kitapta biraz sıkıldım genel olarak Ayverdi kitapları güzeldi. 

Bir sonraki kitap postuna kadar esenkalın efendim. 

16 Mart 2014 Pazar

Anayurt Oteli - Yusuf Atılgan

Daha önce Yusuf Atılgan okumamıştım.  Blog aleminde okuyup da beğenmeyen olmayınca bende okuyayım dedim. Blog alemi dışında okuyup tavsiye eden olmadığı için yazar hakkında hiç bir fikrim yoktu. Ablam filminin olduğunu ve kimlerin oynadığını söyledi onlarıda bilemedim. 
Cahillik bazen güzel okuyor. Neden derseniz? Zamanınız size kalıyor.


Latin Amerika edebiyatını sevemedim gitti. Ne alaka demeyin, kitap o tarz. Okuyalı çok oldu abimde idim yeğenim "hala sende her zaman buraya bakıyorsun" diye blogumla ilgilenmemden şikayet ettiği için blog aleminde ne olmuş  bakmadım.  O zaman zarfında kitap aklıma bile gelmedi. Demek ki bende hiç bir etki yapmamış.  Abime gitmeden önce Merhamet izlemeye başlamıştım.  4. bölümdeyim aklımda küçük narin kalmış ama Zebercet kalmamış. O kadar yani.
Ben beğenemedim,  beğeni çok okuyun siz karar verin.
Esenkalın. 

8 Mart 2014 Cumartesi

Kör Baykuş - Sadık Hidayet

Bu yıl elimin altında okunmayı bekleyen kitapları bitirmeye karar verdim. Tamam tamam bitirmeyeceğim/bitiremeyeceğim, biraz mübala sanatı kullanayım dedim. 
Okunacak yazarlar/kitaplar listesi tutmayan yoktur. Benimde yıllardır tuttuğum ama okumadığım bir listem var. Biraz listeden, biraz elimin altındakilerden okuma yapmaya karar verdim. 
Kör Baykuş'u Radikal gazetesinin kitap ekinden okuyup not almışım. Yeri gelmişken kitap eki olarak Zaman gazetesi ve Radikal gazetesinin eklerini tavsiye ederim.  
Dikkati mi ne çekmiş de not almışım bilemiyorum. İran edebiyatını pek bilmem, tarzı nasıldır bilemem. İnce bir kitap ya hemen okurum dedim.


Aldanmayın 95 sayfa olmasına. O 95 sayfa nasıl ağır, nasıl iç karartıcı anlatamam. Uyku halinde aynı yerleri mi okudum acaba dedim. Kendini tekrar edip durmuş. Camdan bakar kasabı, hurdacıyı görür. Arsız polisler geçer dillerinde aynı nakarat

Gel gidelim içelim
Rey şarabından içelim!
Şimdi içmezsek onu,
Ya ne zaman içelim?

Polisler gibi adamın zihninde aynı fikirler dolanır durur. 
Kıskançlık ve ölüm. 
Olaylar gerçek midir, hayal midir bilinmez.
 Kambur, yüzüne şal sarılı yırtık dudaklı adam kimdir?
Hurdacı mı, kasap mı, mezarcı mı yada hiç görmediği amca mı?
Sahi yılanlı odadan çıkan kimdi? Baba mı amca mı? Fark eder mi ikisi de birbirinin aynısı. 
Kişiler hep aynı yere mi çıkar. 
Tek kişi, pek çok kişilik!

Nasıl bir depresyon halidir ki kitaptaki depresyon yazarı da etkiler de intihara sürükler. Yoksa tam tersi, yazar depresif olduğu için mi bu kadar iç karartıcı kitap yazar. 
Kitap 1936 yılında Bombay da yayınlanır. O dönem İranda yayınlanması yasaktır. 
Türkçeye de ilk defa 1977 yılında varlık yayınları tarafından kazandırılır. 

Kitabı beğendim mi bilemedim.

Belki siz beğenirsiniz. 

Yaralar vardır hayatta, ruhu cüzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkla yiyen, kemiren yaralar. 
Kimseye anlatılmaz bu dertler, çünkü herkes bunlara nadir ve acayip şeyler gözüyle bakarlar. Biri çıkar da bunları söyler yada yazarsa, insanlar, yürürlükteki inançlara ve kendi akıllarına göre hem saygılı hemde alaycı bir gülüşle dinlerler bunları. Çünkü henüz çaresi de, devası da yok bu dertlerin.

 diye başlar kitap

Lakin tek korkum: yarın ölebilirim kendimi tanımadan.

Diye düşünür  ve düşüncelerini kağıda dökmeye başlar. Amaç  düşüncelerini düzene koymaktır vasiyet yazmak değildir. 

çünkü ne malı var kadıya yedirecek, ne dini var şeytana verecek

sadece kendi düşüncelerini düzenlemek için...

4 Aralık 2013 Çarşamba

Kış Okuma Şenliği - Kasım



40 puan; Bir Üçleme Okuyanlar

Ben üçlemeyi tamamlayamadım şimdilik iki kitap

Bir Ada Hikayesi - Yasar Kemal  

Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana
 Yapı Kredi Yayınları -  318 sayfa

Karıncanın Su İctiği
Yapı Kredi Yayınları - 508 sayfa

15 puan; Nobel Ödülü Almış Yazar

Çanlar Kimin İçin Çalıyor -  Ernest Hemingway      
    Bilgi yayınları -   496 sayfa

15 puan; Hiç Okumadığım Bir Ülke

Dorian Gray'ın Portresi - Oscar Wilde        
    Salyongoz yayınları  - 368 sayfa

10 puan: Sahaflardan Satın Alınmış Olan

İbrahim Efendi Konağı  -  Samiha Ayverdi
Kubbealtı Neşriyat 440 sayfa

10 puan; Adında Bir Hayvan adı olan

Ateşböceği yolu - Kristin Hannah
Pegasusu yayınları -  624 sayfa

25 puan; Mustafa Kemal Atatürk hakkında yazılmış olan

Gazi ve Fikriye - Hıfzı Topuz
Remzi kitapevi - 286 sayfa


İbrahim Efendi Konağı ağır olmakla birlikte, geneli kafa yormayan bir çırpıda okunan kitaplardı. O yüzden kitapları okurken zorlanmadım hemencecik  bittiler.
Toplam 2874 sayfa okumuşum. Puanlama nasıl yapılmalı bilemedim sonuçta serinin üçünü okumadım. Seri puanını eklemezsek 75 puan ediyor.

Gelecek ay buluşmak dileği ile esenkalın.

17 Temmuz 2012 Salı

Bu aralar okuduklarım


Okumuş olduğum kitaplara tek tek post yazmak yerine toplu olarak yazmak işime geliyor :)

Geçen Kpss sınavımdan hemen sonra Eskişehir'e gitmek için bilet ayırtmıştım. Yanıma da  kitaplaşma etkinliğinden gelen muz seslerini aldım. Rezervasyon yaptırdığım bileti zamanında alamayınca iki saat beklemek zorunda kaldım. Neyse ki can yoldaşım kitap yanında idi zaman nasıl geçti anlamadım. Berbat bir yolculuk ile kitabı yarılamış oldum. Pazar tüm gün es es gezdiğimiz için kitabı elime almadım. Pazartesi iş görüşmem vardı o yüzden pazar gece göndüm. Döndüğüm gibi de kitabı bitirdim.


Kitap 3 farklı mekanda geçiyor. Günümüz Oxford'unda kendisinin bile ne yaptığından haberi olmayan kızımız, 1980 yıllarının Beyrutun'dan babadan kızına yazılmış mektuplar ve mektupların peşinden giden günümüz Beyrutun da bir Filipinli bir kız.
Kitabın en güzel kısmı, toplama kampında doktorluk yapan babanın ayrılmak zorunda kaldığı kızına yazılan mektupları. Sonunu beğenmesem de genel olarak güzeldi.

Kısaca göz gezdirecek olursak;

İnsan yalnızken bir tane daha kendinden doğuruyor içinde, ''korkma'' desin diye.

Bilginin sadece çocukluk ezberleri karşısında yenildiğini düşünüyordu.

Ne yaparsan yap, sadece hikaye kalıyor geriye. Anlatılınca yalan gibi, hiç olmamış gibi gelen.

İnsanlara bakmayı unutmazsan aslında, hiç korkmazsın.

Savaşmayı bırakmış erkek, savaşanlardan daha ürkütücüdür.

Biz, çok güldüğümüzde daha gülerken yakında ağlayacağımızı düşünüp suratını asan insanlarız.

Herkes toprağının kaderini sırtında mı taşır?

Kaç silah varsa o kadar tarih vardır burada.

Yoksullukta savaş gibidir. Ancak dışarıdan bakınca görünür insana verdiği hasar.

Büyüklere yalan söyleyebilirim, ama çocuklara... Bilmem, günah gibi geliyor.

Dilini bilmediğin bir yerde ağlamak fenadır.  Çünkü seni, senin dilinden susturacak kimse yoktur.

Hiç kimse olmaya cesaret et Filipina. Hikayeler orada başlar.

Yara, en canlı yeridir gövdenin. Hareket oradadır. Can, tam yaradadır. kimilerimiz, kan gibidir. Yaranın olduğu yöne doğru akar.

Öfkesi da büyük olan eninde sonunda kazanır.

Kimse günahını hatırlamıyor, kimse alacağı intikamı unutmuyor.




Bir diğer kitabımız/kitaplarımız da kitaplaşma etkinliğinden Türk mitolojisi. İkinci kitabımız da babamın kitaplarında Mitolojiden efsaneye



İkisini beraber okuyayım dedim. sıradan okur için oldukça sıkıcı uslup'a sahip. Yok ben tarih öğrencisiyim kaynağı, sıkıcı notları da olsun diyorsanız, iki kitabı da beğenirsiniz :)
Çok şükür atalarımız Talas savaşında  İslamiyeti kabul etmişler de kuşa, böceğe değer vermekten kurtulmuşuz. Kuşlar, böcekler lafın gelişi tabi ki.

Neyse bir diğer kitabımız Samiha Ayverdi den. Oldukça güzel kısa öykülerden oluşuyor herkese tavsiye ederim.
kısa kısa notlar;

Mecaz hakikatin köprüsüdür. Hakikat ise ilahi aşktır.

O beşeri aşkların zaten ilahi olduğu olduğu müjdesini de beraberinde taşır.

Vücut gaye değil vasıtadır; insan maddi varlığı manayı taşımakta olduğu için hürmet edilmeye layıktır.
Vücut ruhun terbiye gördüğü bir ocak olması vasıtası itibariyle değerlidir.

Manalar derinleştikçe bilicileri de azalır; En büyük mananın hitap ettiği varlık ise, kendisidir.


Manalar gizli değilmiş, onları bilmeyen bizmişiz.

Güneş kalkıp da '' ben sizi ısıtır, ışıklandırırım'' der mi? Demez, çünkü ne bizim ondan, nede onun kendisinden şüphesi vardır.

Her ne ki görülür, o var değildir; varlık gösterici bir yokluktur. Her ne ki görülmez o; yokluk perdesiyle gizlenmiş bir varlıktır. İşte asıl vücudu olanlar bunlardır.

Bu ufak notlar uzayıp giderdi ama ben burada bırakıyorum ki merak edip okuyun


Sonuncu kitabımız Sebahattin Ali den. Eskişehir'e gitmişken meşhur sahaflara uğramadan olmaz dedik ve gidince de bu kitabı aldım.


Çocukluğumda okuduğum Kemalettin Tuğcu kitaplarını anımsatıyor. Abartılacak  bir güzelliğe sahip değil. 

Neyse ramazan geliyor o yüzden bulduğum tüm vaktimi kutsal kitabımız Kuran-ı Kerime ayırmak istiyorum. Şimdiye kadar ramazanda hatim yapmaya niyetlenip bitiremiyordum bu sene erken başlayıp kandile kadar bitirmeye gayret edeceğim.

Şimdiden iyi ramazanlar, iyi okumalar...