Gabriel Marquez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gabriel Marquez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Şubat 2019 Cuma

Ocak 19

Sevgili günlük,

Var olmayan takvim yaprakları hızlı bir şekilde uçuşurken bir yaprağa notlar alayım istedim. Not alayım ki yıllar sonra hatırlanacak bir anım bulunsun.
...
Kaç kere yazdım sildim bilmiyorum. 
Nereden başlasam  yada yıllar sonra neyi hatırlamak benim için önemli, emin olamıyorum.
Bildiğim bir şey varsa içinde bulunduğumuz bir şeyden memnun kalmama durumu ruhumu fazlasıyla yoruyor. Ortam değişikliği yapmak istiyorum. Ortam değişikliği iyi gelir mi ki?Yorgun insan profili her yerde aynı. Ne değişecek !

Bazı şeyleri görmemek için kendimi kitaplara verdim. 

En hızlısından kitap okumaya giriştim. Sanki dersiniz ki görev verilmiş. O vakit o kitap okunmazsa otuz saniye içinde kitap kendini infilak edecek. Tüm kelimeler, noktalar, virgüller etrafa saçılacak.

Eve gidilecek dinlenecek ve kitap okumaya başlanacak.

Bu hevesle yıllardır okunmayı bekleyen kitaplarımı bitirebilirim galiba 😊




Gölgesizler - Hasan Ali Toptaş 

Yazarı bir kenara not alalı uzun zaman oluyor. O kadar çok övüldü ki hayal kırıklığına uğramaktan korkup erteledim. Nasip bu güne imiş. 
Tek bir şey söyleyeceğim. Benim gibi yapmayın ertelemeyin bir an önce yazarla tanışın.

Babil Prensesi - Selami İzzet Sedes - Kum Saati Yayınları

Beyazıt Sahaftan almıştım. Tarz olarak geçmişle günümüz arasında gidip geldiğini düşünerek almıştım ama değilmiş. Müsait olduğum bir ara aynı sahafa gidip takas yapmak istiyorum. Tabi yapılıyorsa. 

And Dağlarında Terör - M . Vargas Llosa - Can Yayınları

Geçen sene D&R ' nin 7 liralık kitap kampanyasından almıştım okumak bu güne nasipmiş.
Yazarın okuduğum ikinci kitabı. Pek tarzım olduğunu söyleyemeyeceğim. İlk kitaba göre biraz daha derli toplu olsa da sevdim diyemem. 
:)

Hırsızlar Sokağı - Mathıas Enard - Can Yayınları

Bu kitapta D&R'nin 7 liralık kitaplarından. Alırken kitap yada yazar hakkında bir fikrim yoktu. Muhtemelen Necip Mahfuz tarzıdır dedim. Eh biraz anımsatıyor. 
Oldukça akıcı bir kitap. 
Kitap bitince ben bu kitaptan ne öğrendim sorusunu kendinize sormayacaksanız okuyun, aksi takdirde bir değer katmıyor insana. 
Kitap ergenlik hevesi yüzünden evden kovulan  birini hayatını anlatıyor. Evden kovulduktan sonra hayatta kalma mücadelesini, kendini geliştirme çabasını kitaplar eşliğinde görüyoruz. Yazar kendini ibni Batutaya benzetiyor. Pek çok örnekler veriyor.  Seyahatnameyi okumuş biri olarak örnekleri zerre hatırlamadım. 

Benim Hüzünlü Orosbularım - Gabriel  Garsial Marqouz - Can Yayınları 

Yazarın daha önce yüzyıllık yalnızlığını okumuş beğenmiştim. Bu kitabın hikayesini saçma olsa da  akıcı ve çılgınca buldum. Farklı bir tutku.

Göçüp Gidenler Koleksiyoncusu - Şermin Yaşar



Kuzenlerim Şermin hanımın hayranı,  sürekli takip eder dururlar. Bende kuzenler vasıtasıyla tanıdım kendini.  Doğallığına hayran olsam da ne kitabını okumuş ne de bir etkinliğine katılmıştım. Kuzenden akıcı bir kitap istedik getirdikleri içinden ilk bunu okudum. Oldukca akıcı ilginç hikayeler.  

Kayıp Gergedanlar - Cem Kalender - Alakarga roman


Yazarı bilmem etmem. Yayınevini yeni tanımış tarzını beğenmiştim. Yeğenime kitap bakarken kendime de bir iki kitap aldım. 
Yazarın iki kitabı vardı.  Klan ödüllü olduğu için sıkıcı olacağını düşündüm. 

Okurken inanılmaz gerildim. Maraş da anneleri ardından intihar eden kardeşleri düşündüm ruhum sıkıldı ara verdim ...
Özetle kitabı hem merak edip hemde rahatsız hissederek okudum.  
Kitabın Kafkaesk tarz olduğunu okudum, zor bir şeyler bekliyordum ama bu kadar değil. 

Değişik bir tarz, hadi sizlerde okuyun. Okuyun ki beraber yorum yapabilelim.
O kadar kuyu muhabbeti geçti. Suna Hanım'ın çocukluğu ile bağlantısını bekledim, Sümer Bey le ilgili bir gelişme bekledim. Gergedanları, çobanı, sazlıktaki çocukların mantıklı açıklamasını bekledim. 
Bir son bekledim de bekledim. 
Hepsini tek tek tartışmak istiyorum. Okuyanlar burada mı?



Ocak ayı okumalarım bu kadar.

Bunlar haricinde 2 konser ve bir matinaya gittim.
Matinadan paylaşım yapmayacağım. 
Kısaca konserlere değineceğim. 

İlki Şerefiye Sarnıcında oldukça ilginç ve güzel bir konserdi. Az kişilerle  harikan bir ortamda yeni bir tarzla tanıştım. 
Mehtap Demir ismini duymadım etmedim. Naif bir ses ve duruş imkanınız varsa canlı dinleyin.



İmkanınız varsa Sarnıç Konserlerine katılınız. 

İkinci konser oldukca kalabalık bir ortamda oldu.

Resul Dindar

Kendisini severek dinlerdim.  İlk defa canlı dinleme imkanım oldu, bir heyecan duymadım.  Belki bunda ortamda etkili olmuştur.

Ocak ayı bir şekilde geçti. Rabbim güzel günler göstersin. 

19 Şubat 2014 Çarşamba

Şubat okumaları 2


Bir başka tembel insan yazısı ile karşınızdayim :)
Eskiden blog daha mi eğlenceli idi, yoksa ilk heveslerden mi blogları oku oku bitmezdi.
Bu aralar tüm blog aynı kitabı okuyor, aynı kozmetik ürünlerini kullanıyor gibime geliyor.
Hal böyle olunca bloga bakasım gelmiyor.
Kitapları da ard arda bitirmişim madem unutmadan yazıvereyim.

Ilk kitap olan bilim tarihi sohbetlerini uzun zamandır okumayı düşünüyordum.  Ablam güz doneminde yüksek lisans başvuru sınavında işine yarar diye almıştı.  Sınavı merak ediyorsanız ablam sınavı geçip yedek listede idi ama asıllardan sıra gelmedi.

Fuat Sezgin adından önce kurmuş olduğu müzeyi tanıdım.  Gulhane parkı içinde Islam bilim sanat muzesi.
Müze benim çocukluk hayellerimin toplandığı nokta. Müzede pekçok materyal bulunsada benim favorim usturlaplar. Küçükken astronot olmayı hayal ederdim.


Kitap hakkındaki düşüncelerimi yazmam gerekiyordu galiba :) kitap bir röportajın yazıya dökülmüş hali.  Hal böyle olunca dilini beğenemedim.  Bazı yerler tekrar ediyordu. Tekrarlar sıksada bilim tarihi hakkinda fikir sahibi olmama engel olmadı.

Yüz yıllık yalnızlık

Daha önce kitaba başlayıp yarım bırakmışım.  Yazar ayları bahanesi ile kitabı tekrar okumaya kararverdim.


Kitabı bitirdim, ne yazacağıma karar veremedim. 
Kitabı sevdim mi sevmedim mi bilemedim. 
İlk sayfaları daha önce okuduğum için kim kimdir zorlanmadım. Daha önce okurken kitabın başındaki krokiye bakıp bakıp durmuştum. Bu sefer kişileri oturtabildim. 

Kitabı bitirene dek sinir mi oldum, acıdın mı, merak mı ettim duygularımı anlayamadım. 
Nasıl bir aile ya kimse kimse ile ilgilenmiyor. Daha doğru bu nasıl ilgi dedim. kitaptaki yalnızlık o kadar dokundu ki çarpık ilişkiler gözüme batmadı. Tamam gözüme battı ama yalnızlık kadar değil.

Kitabı kütüphaneden ödünç aldım. Oldukça eski bir kitap. 82 basım benden yaşlı. Hem kitap eski hemde konu karmakarışık farklı bir duygu içinde okudum.

Kitaplar konusunda aç gözlü olduğumu birkez daha ispatlamış oldum. Geçenlerde bir kitap severin günlüğü  fazlalık kitaplarını dağıtıyor.  Gündüz baktım " elimde okunmayi bekleyen bir sürü kitap var" dedim kitaplara talip olmadim. Aksam baktım kitapların bir kısmı duruyor. Dayanamadim iki kitaba talip oldum. Kitaplar cuma günü geldi. Iç sese buradan teşekkürler.


Cumartesi günü menekşe abla "kitap alacağım Beyazıt'a gidelim" dedi. Kendisi bir, ben ise dört kitap ile döndüm.  Menekse abla benim gibi değil.  Alıp alıp yığmıyor okudukça alıyor.  


 Geç keşfetmis olduğum samiha ayverdi den iki adet kitap aldım.  Efsane ve memleket hikayelerini uzun zamandır okumak istiyordum bulmuşken aldım.  
6 adet yeni kitabim oldu,  ne zaman okurum bilemem. 

Benim gibi olan pek çok kişi var biliyorum. 

Bol kitaplı günler,  esen kalın efendim. 

10 Şubat 2014 Pazartesi

Birlikte Okuyoruz

Blog aleminin en güzel yanı bir kitabı yada yazarı aynı anda okumak. Eskiden bazı kitapları kuzeninle birlikte okurduk. Birlikte okumaktan kasıt aynı anda kitaba başlamak olsa da bizimkisi biraz farklı. Sesli olarak bir kaç sayfada bir dönüşümlü okumak. Kuzenim tane tane okur, bense hızlı hızlı. Bir an önce ilerleyip neler olduğunu bilmeliyim. 

Birlikte okumak denince aklınıza pek çok farklı grup gelebilir. Pınarın düzenlemiş olduğu  okuma şenliği, yazar ayları bunlardan biri. 

Yazar aylarına uzun zamandır katılmıyordum. Bu ay Gabriel Marquez okunuyor. Uzun zaman önce yüzyıllık yanlızlığa başlamış yarım bırakmıştım. Bu ay kitabı okumaya karar verdim. 


İkinci okuma etkinliğide Elife den, Daha önce Sibel Eraslan'ın Sıret-i Meryem adlı kitabını dili ağır olduğu için yarım bırakmıştım. Beraber başlasak mı diye bir teklifte bulundum. Sevgili elife etkinliğe çevirmiş. Şimdilik 5 kişiyiz. Katılmak isterseniz tık tık


Şuan elimde Fuat Sezgin Bilim Tarihi Sohbetleri var. İnce olduğu için hafta sonu bitiririm sanıyordum ama olmadı. Hz. Meryem ile ikisini bir okuyacağım ardından Yüzyıllık yanlıklık gelecek. Bir aksilik çıkmazsa tabi ki.
Benden bu kadar esenkalın efendim.