2019 okumaları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2019 okumaları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Aralık 2019 Pazartesi

2019 Okumaları

2019 okumalarını yıl başında hedefledim mi emin değilim. Bildiğim bir şey varsa elimde mevcut olan kitapları bitirmeden başka kitap almayacağıma karar vermemdi. Uydum mu? Pek sayılmaz.
Bu kararı verip de uymamak genel bir davranış olsa gerek kiminle konuşsan ''aynen ayne'' diyip duruyor. 
Neler aldığımı keşke vaktinde not alsaydım. Neler almış ve neleri okumuşum.  En azından 2020 de planlar yapmama yardımcı olurdu.

2020!
 Çocukluk hayallerimin yanında ne kadar uzak bir tarih. Hiç gelmeyecekmiş gibi. Halbuki çok çabuk geldi. Geçmez dediğimiz sıkıntılar geçti. Hiç ayrılmayalım dediğimiz arkadaş ortamları dağıldı. Dağıla dağıla kendi başımıza kaldık.
O kadar yalnız kaldık ki kalabalık yorar oldu. ''Yalnızlık ne güzel nimet'' der olduk. 
...

2019 nasıl geçti?
Ben bile bilmiyorum nasıl geçti.
Yine hastalıklı geçti. Her şeyin başının sağlık olduğunu, gerisinin pek önemli olmadığını hatırlattı.
...
Kalabalıktan kaçıp kaçıp kitaplara sığınsam da kitap okuma hızım hep ağırdı. Pek paylaşmasam da . Hatta hiç paylaşmadım.
...
Dinlenmek amaçlı spora gidiyorum, etamin işliyorum.
Etamin işleyip kenara atsam da dinlendiriyor.
Dikiş dikmeyi gerçekten öğrendiğimde kenara attıklarımı değerlendiririm diye umuyorum.

Aralarda da kitap okuyorum işte.


İstatislik rapor tutmayı severim. Kaç kitap okumuşum, hangi yayınevinden , hangi ülkeden  ne tarz okumuşum. 
Yeni yazarlar, yeni türler  keşfetmiş miyim mesela.

...
Babil kraliçesi - Selami İzzet Seder - İlkay yayınları
Mehmet Ali Bey-   Ayyar Hamza 


Beyazıt sahaflardan arkadaşa kitap alıyordum 3 kitap 20 lira indirim yapmak yerine dördüncü kitabı alın dedi. Baktım baktım bir şey bulamayınca bunu aldım.  Beğenmedim gittim geri vermeye. Normalde beğenmediğimi birine veririm ciddi zaman kaybı kimsenin zamanını alamam dedim. Yerine Mehmet Ali Bey'in  Ayyar Hamza'sını aldım.  Onu da beğenmedim ama geri vermeyeceğim. Öğretmen olan kuzene vereceğim. 


Benim beğenmeme bakmayın iki yazarında sevenleri çok. Hatta Mehmet Ali Bey'in   pek çok eseri tiyatroda sahnelenmiş. Okuduktan sonra bir iki oyununu izlediği ve beğenmediğimi hatırladım.

Can yayınları indirimi

 Geçen sene 7 liradan almış okumamıştım.


Yazarın okuduğum ikinci kitabı. Latin Amerika edebiyatı sevmediğimi söylemiş miydim :(
gerçi tecrübelerim Marquez, Luis Borges ve Mario Vargas tan ibaret :)


Değişik bir tarz. 

Necip Mahfuz edebiyatı diyeceğim.  Bir tane mi olumlu bir şey olmaz memleketin ile ilgili.
A. Maalouf ta benzer kültür ama onun kitapları rahatsız edici değil.  
Memleketini zalimce eleştirmesi dışında gayet akıcı bir kitap




Hasan Ali Toptaş - Everest Yayınları

Gölgesizler ,  Heba


Yazar uzun zamandır okuma listemdeydi. Liste dediğime bakmayın bildiğiniz defter. Neler okumuşum, neler okumalıyım diye tuttuğum. Defter bitince okunmayan kitaplar yeni deftere geçiriyorum sürekli. Yazarda uzun zamandır defter defter gezdi de en son 2019 da okundu. Bu da benim ayıbım olarak kenarda kalsın : )
...


Yazarı oyunca anne olduğu zamanlarda takip ederdim . Araya zaman girdi unuttum gitti diyeceğim diyemiyorum. Kuzenlerim severek takip ediyorlar. Madem bu kadar seviliyor takip edeyim dedim. Sevdim. En az kitabını sevdiğim kadar. 
...
Gabrial Marquaz 

konu genel olarak mide bulandırıcı olsa da bir şekilde merak edip okuyor insan. 

Kırmızı pazartesi,
Kitap bir bana mı yarım kalmışlık hissi verdi. Konuşacak çok şey vardı zaman yoktu gibi . 

...
sahaf kitaplarım 
2018 sahaf kitaplarını say say bitmez :/ 
Haliyle 2019 başında kitaplar bitti. 


Erzurum Yolculuğu - A. Puskin - Iş Bankası yayınları
Kitabı başka bir seyahatnamede atıf yapıldığı için not almıştım. Tam bir hayal kırıklığı oldu. içeriğinde bir şey yok desem yeri. O kadar ki sadeydi. 

Çöl Masalları Tayfun Pirselimoğlu - İthaki yayınlar

fikir sahibi olmadan  aldığım bir kitap . Değişik bir tarz. Genel olarak yazarın hayal gücü farklı. İlginç hikayeler var. Fakat hikayelerin bağlanma mevzusu olmamış. 

...

Alemdağda Var Bir Yılan  - Saik Faik Abasıyanık - İş Bankası Yayınları


Kırmızı pazartesiyi ofisteki herkes okuyunca başka bir kitap okuyalım tartışırız dedik. dört kişinin başladığı kitabı sadece ben bitirdim . Okurken bir sevdim bir sevdim anlatamam !
...
Kırmızı Defter -  Paul Auster - Can Yayınları


Yazarın okuduğum 123 kitabı. Şaka şaka o kadar olmadı. Dördüncü kitabı, daha önce okuduğum kitapların taslakları gibi bir his oluşturdu. 
...
Operadaki hayalet  Caston Leroex 



Operada hayalet olmadığını biliyordum ama böyle bir şey de beklemiyordum .

Mürebbiye -  Hüseyin Rahmi Gürpınar


Yazarın tarzını daha önceden bildiğim için zorlanmadan zevkle okudum. 

Ömer Seyfettin  - Yüksek Ökçeler

Komşumuz tavsiye etmişti. Severek okudum. Eski basım olması da ayrı güzel. Daha sık eski basım okumalıyım.  


Ömer Seyfettin denince aklıma sürekli Beyaz Lale gelir. Resmen çocukluk travması! Hangi mantık o kitabı ilk okul çocuğuna okutur ki. 
Bu yaşımda bile zor geliyor bu tarz hikayeler okumak. ( Şuan devşet hikayelerini okuyorum Ömer Seyfettin'in bomba adlı hikayesinde kaldım. ) Yazarken bile kolumun dermanı çekiliyor, uyuşuyor. 

Okur yeğenime veririm dedim de vermeyeceğim.  Birbirinden muzip, okurken zevk aldığım hikayelerden aynı zevki almayacağı için bir süre daha benimle kalacak. Zaten eline verdim dilinden dolayı bir şey anlamadı.

Bu arada 2019 sahaf kitabı olur kendisi. Yeni yıl hedefim 2019 sahaf  kitapların yarısını,  daha eski sahaf kitaplarının  hepsinin bitirmek. Aman ne büyük hedef demeyin ne kadar zor bilirsiniz. İnsanın aldıkça alası gelir. 

Ali Ayçil Kitapları

2019 'un bana kazandırdığı güzel yazarlardan biri
Yazarı ilk nerede duydum emin değilim. Ramazanda kitap fuarına gidince çok gezmeden bir kaç kitap almıştım. Sur kenti ile o şekilde tanıştım. Güzel masal tadında bir  kitap. Yazarın başka kitabını okumak istiyorum dedim. Okuyucu yorumları ile kovulmuşların evine başladım. Aynı yazar farklı tarz. Bu kez deneme kitabı ama ne deneme. Ölüm, aile ilişkileri ve geçmişten kopamama üzerine biraz ağır kitap. İkisini de tavsiye ederim. 
Timaş yayınları, Dergah yayınları



Edgar Allan Poe Kitapları 

Bu yıl tanışıp sevdiğim yazarlardan biri. Her yerde  Poe diye yazdım durdum. Bu sefer yazmayacağım siz okuyun .
Kuyu ve Sarkaç, can yayınları
 Bir Kudüs Öyküsü, İlgi kültür sanat yayınları 


Dünya Klasikleri - Rus Edebiyatı

Rus edebiyatı sevmeyen yoktur. İki kitapta farklı dönemlerde geçiyor. 
Babalar ve Oğullarda kuşak çatışmasını görürken Köpek kalbinde insanoğlunun nankörlüğünü görüyoruz. 
 Bildiğim bir yayınevi olmadığı için biraz tedirgin olarak alsam da severek okudum kitapları, tavsiye ederim. 
İlgi kültür sanat yayınları 

     
Alakarga Yayınları 

Yayınevini keşfedeli iki sene oluyor. Pek duyulmamış güzel kalemler var. Şirinevler de  gittiğim bir sahaf var. Eskiden yolum düşünce giderdim. Bu sene kitap için yolumu o kalabalığa çeviriyorum. 
Bu üç kitap biraz, yok yok baya ağır geldi. Ağır ağır ilerledi, zorlayarak bitti. 
Buna  rağmen Cem Kalemder'in Klanını aldım. Sakin bir kafayla okurum. 


Kayıp Gergedanlar -Cem Kalender
Güvercinler Zamanı - Şermin Şahin
Ayakları Pürdikkat Refakatçi Haydutlar - Özcan Doğan


Erlend Loe - Doppler - YKY

İlk defa Norveç edebiyatı okudum. Doppler okunması gereken değişik bir karakter .


Yekta Kopan  - Sakın Oraya Gitme - Can Yayınları 

Yekta kopan da ilk defa okuduğum yazarlardan. Bana hitap etmedi dememek için yazarın  bir kitabını daha okuyacağım.  
 Kitap yurdu 5 kitap 15 TL kampanyasından aldım.
 Şuan okumak gibi niyetim olmasa da kenarda dursun diye aldığım kitaplarım var. Sizlerinde var biliyorum :)


Susanna Tamaro - Kökler, Yollar ve Bitik Bedenler 

Yazarın okurken en çok sıkıldığım kitabı . İlginçtir içinde kürtaj yaptırmak teması yok. Diğer okuduklarımda vardı. Tabi bir arayış, bir yere ait hissedeme duygusu bu kitapta da vardı. 
Kitap yurdu 5 kitap 15 TL kampanyasından . 



Sem ve Pervane Münire Danış  - Timaş Yayınları

Kitapta altını çizdiğim o kadar çok satır var ki. Tembellik etmeyip ayrı bir postu hak ediyor. 


Yeri gelmişken bu iki kitap en sevdiklerimden :)

Üç Kızkardeş - İclal Aydın


Bazı kitaplar benlik değil .

Carbon kitap cep boy

Serinin kitaplarını merak ediyordum. cep boy olunca sade mi olur diye tereddüdüm vardı. Denemek amaçlı dört kitap aldım ikisini hemen okudum. yollarda çantada taşımak için ideal bir boy.

Ferdayı Garam - Mehmet Rauf 

Türk klasiklerini severim de bu karakterlere sinir oldum. Bir aile büyüğü de çıkıp ergenlerin deprosyonunu terlikle kovmadı ya :)
Şaka bir yana diline bayıldım. 


Gece uçuşu - Antoin De Saint Exupery
Küçük prensle tanıdığımız yazarın daha gerçekçi bir romanı. Roman mı hikaye mi emin değilim. Anıları deseler ona da inanırım. Savaş dönemi ruh halini bol uçuşlarla anlatıyor. Kısacık bir kitap. O kadar kısa ki bir şeyler yarım kalmış izlenimi uyandırıyor. 
...
Galiba tüm kitaplar bu kadar. 

Genel istatistik raporlar tutmak gerekirse genel olarak can yayınları okumuşum. 


Ardından İlgi kültür yayınları.


Okuduğum çok kitabı / yazarı sevsem de Ali Ayçil ve Münire Danış favorim yazarım oldu.



Yılda iki defa sınava hazırlanmam bitap okuma hızımı ciddi anlamda düşürdü. 
Buna rağmen okuma hızımdan memnunum. 

 Çoğunu paylaşmadım. Gönül her birini paylaşmak isterdi ama olmuyor. 2019 da iki telefon alıp dört telefon değiştirince her bir telefonla farklı şeyler çek. Çektiğin fotoğrafları saklayamama sorunu hevesini kaçırıyor. 
Yok aslında telefonumun kırılması. Aldığım telefonun daha 6 ay dolmadan çalınması falan derken insanın teknolojik nimetlere karşı hevesini kaçırıyor. Bir de şahane giden iş yaşamımı düşününce . İş dışında en sakin şekilde kalmaya çalışıyor insan. 
Bu yıl kış hiç gelmemiş olsa da gün ışığına hasret kaldım. Bir ışık yakalayamıyorum ki. Kitaplarımı, çiçeklerimi, etamin işlemelerimi fotoğraflayayım. 

 Blog dışında geçen sene arkadaşların zoru ile instegram hesabı açtım. Kendilerine blogumun olduğunu söyledim ama adını söylemedim. Çünkü onları burada çekiştireceğim :/



aman ne şahane profil :/

Anlatılacak o kadar çok şey var ki. Neyi sıralasam bilemiyorum o yüzden burada bırakacağım. Belki okuyup paylaşmadığım  kitapları blogda /  instegramda paylaşırım. 

Şimdilik hoşça kalın. 

Dinledikçe içinize huzur dolan bir iki parçayı kitap önerisi ile birlikte  aşağıya not eder misiniz :)

17 Eylül 2019 Salı

İclal Aydın ile havadan sudan

İclal Aydın ne sunuyordu?
 Pek severdik kendisini, samimi bulurduk.

Kitaplar yazdı ama okumadım. Sevmem ben popüler kişilerin kitap yazmasını. Birileri onların adına yazıyor da onlar hırsız gibi üzerine konuyor hissi veriyor. 
Bu fikrim İclal Aydın için geçerli değil ama. Sonuçta bir birikime sahip kadım.

Parçalanmış bir ailenin mutlu olmak için çabalayan bir bireyi olarak gördüm kendini. Kendini acındırmayan güçlü başarılı bir bireyi. 
Bir ara evlendi boşandı Tuna Kiremitci ile anıldı falanlar filanlar. O zaman üzülmüştüm. Bir insanın istediği para pul makam mevki değilde samimi bir ilgi olduğunu bir kez daha görmüştüm. Tamam bunları isteyen pek çok kadın var, konuda bu değil zaten. İclal Hanımın böyle bir şeye ihtiyacı yok, zaten başarılı. 
(Bu aralar biraz duygusal takılıyorum galiba)


Daha önce hiç kitabını okumadım diyorum, pek emin olamadım.
Ablam almış kendine Üç Kız Kardeş'i

 Acı tatlı tüm zorlukları ile bir aileyi anlatmış kitap.
Evet yaşananlar acı , hayat daha da acı.
Kitapta  tüm zorluklara rağmen birbirine destek olan bir aileyi görüyoruz.  Gerçek hayatta  bu şekilde olmuyor çoğu zaman.
En yakının dediğin kişiden yara alıyor insan.
...
 Kitabı beğendim mi?
Pek emin olamadım. 
Ebedi bir dili yok.
Hikayeler bildik ama güzel derlenmiş, sıkmıyor.
Zaman kavramı bende koptu. ne zaman yazılmış, aradan kaç yıl geçmiş emin olamadım. O duygu pek verilmemiş.
Onun dışında güzel , yolda izde tatilde okunacak cinsden.
Bende öyle yaptım ve tatilde okudum.
Normalde arabada kitap okuyamam ama okudum.
Neymiş insan değişebiliyormuş.

Normalde 07.15 deki otobüsü kaçırsam bırakın o  tatili o yıl tatil yapmaz kendimi yorardım.
Yaş aldıkca sakinleşiyorum.

Amasra'ya gittiğim arkadaş grubu ile yazışıyoruz, arkadaş ''her şey beni buluyor'' dedi. Her şey seni bulmuyor. Ufak tefek olaylar herkesin başına geliyor  ama insanlar önemsemiyor.


İş yerinde yaptığım iç bir iş beğenilmiyor. ''Ne yapıyorsun ki, kes kopyala!'' diyen bir  patronum var. İzin istemeye gelince tüm işler bana bağlıymış da ben gidince olmayan sistem  bir anda çökecekmiş gibi davranıyor.
Buna rağmen 3 gün izin aldım, Amasra'ya gittim. Arkadaşdan  dolayı bir günüm ziyan oldu iki gün kaldık döndük.

Bursa'ya gittik, ablama rehber koltuğunu almayalım dedik. Aldı. Kendi oturmadı biz oturduk, perişan olduk.
İğneadaya gittik ablamın uyuşukluğu yüzünde otobüsü kaçırdık.
Bu tarz olumsuzluklar hep oluyor diye biz şimdi tatile çıkmayalım mı?


3 Eylül 2019 Salı

Babalar ve Oğullar

Ramazan kitap fuarında aldığım kitaplardan biri daha bitti. Aldığım  kitapları çok bekletmeden okumak istiyorum. En az yarısı bitmeden yeni kitap alamama kararı aldım. Ne zaman kadar uygularım bilemiyorum.

Rus edebiyatını hep sevmişimdir. Her şey fazla gerçekçi.
Kitap özeti kuşaklar arası çatışma diyor. Bana  sorarsanız  ne oldum budalası olmaktan başka bir şey değil. Sonuçta iki farklı karakter var. Zengin aile çocuğu Arkadiy Petroviç ve onun nihilist arkadaşı Bazarov. 
Yoksa sizde benim gibi kelimenin ne olduğunu bilmiyorsunuz !
Ah cahil biz :)
...
Hiççilik ya da nihilizm veya yokçuluk; 19. yüzyıl ortalarında Rusya'da, özellikle genç entelektüel kesim arasında taraftar bularak yükselen ve bu nedenle kendine büyük felsefi akımlar arasında yer edinen bir felsefî yaklaşımdır.
...

Çevremde bu karakterden bolca olduğunundan kitabı fazla gerçekçi buldum. İlgisiz bir aileden  gelip üniversite okuyan pek çok erkek bu şekilde kasıntı. İlla bir şeylere muhalefet olunacak. İlla ben her şeyi biliyorum modu! Olmazsa olmaz.
Ha birde bu kasıntılara hayran kız güruhu var ki Allah muhafaza. Ne yer ne içer de bu  kafadalar anlamış değilim.
Neyse ki konu bu değil yoksa üstüne uzun uzun yazacağım.
Siz en iyisi kitabı okuyun.

28 Ağustos 2019 Çarşamba

Ali Ayçil - Kovulmuşların Evi

Yazarı yeni  keşfedince arayı açmadan ikinci kitaba başladım. İlk kitap hikayeydi, ikinci kitap deneme. Deneme ama ne deneme.  Anne baba ilişkileri, ölüm ve bir yere ait hissetme.
Her bir denemede  kendimden bir şeyler hissettim. 
az okudum çok düşündüm.


Genel olarak kitabı güzel bulsam da ard arda bir kaç yazısı okunmaz. 


Ali Ural ve Ali Ayçil'i baş ucuma ara ara okunana yazarlar olarak bıraktım :)

Alıntı ;

Bazen gidecek hiçbir yerim olmuyor benim, Bir korkuluk gibi dikilip duruyorum insanların ortasında. Bu bayatlamış gezegende, bu ıssız hükümdarlıkta ne kadar yer adı ve ne kadar sıfat varsa, antik bir uygarlıktan kalma ölü sözcüklere dönüşüyor.

...

Sükûnetini koruyabildiğimiz tek yer mezarlıklar. Artık dinlenmek için oraya gidebiliriz!

...

İşler her zaman olduğu gibi kötüye gidiyordu. Ve işi kötüye giden herkes gibi biz de,bir işimiz varmış,bir iş yapıyormuşuz edasıyla sürekli meşgaleler uydurup duruyorduk kendimize. Ama ne yaparsak yapalim,kötüye giden işler için ürettiğimiz bahaneler yine de koca bir günün içini doldurmaya yetmiyordu. Hep bir görüşmemiz varmis gibi yapıyorduk, hep gelme ihtimali olmayan bir çeki bekliyorduk....

...

Bilmiyor muyum sanki, insan, ilk insandan beri yalnızca bir tekrardan ibarettir.


15 Ağustos 2019 Perşembe

Edgard Allen Poe - Kuyu ve Sarkaç


Yazarın okuduğum ikinci kitabı ilkini pek beğendiğim söylenemez o kadar tavsiye edildiyse vardır bir hikmeti diye  ikinci kitaba başladım. Yazarın dilini o kadar çok sevdim ki kitap yanımda yokken e kitap olarak başka hikayeler okudum. Tamam kabul ediliyorum bazı hikayeleri zorladı. Özellikle son hikaye Allah ne bitmez hikayeydi.


O kadar zorlandım ki kuzenimden rica ettim o okudu bana. Bir nebze daha keyifli oldu son hikaye. 
 Sahi söylemiştim birileri bana kitap okusun, şarkı söylesin pek severim. 

Buna rağmen yazarın dilini sevdim. Tavsiye ederim.



Alıntı 

 “En vurdumduymaz görünen insanlar bile yüreklerinde sıcak hisler taşırlar. Yaşamak ile ölmek arasında fark göremeyecek kadar kaybetmiş olanların bile ciddiye aldığı konular vardır.” 

“Oysa akıl gerçeği ararken, alışılmış biçimlerin dışına çıkarsa yolunu bulur.”

6 Temmuz 2019 Cumartesi

Edgar Allan Poe - Bir Kudüs Öyküsü

Poe tavsi eden birini hatırlamıyorum. Gazetelerin kitap eklerinden Morgue Sokağı Cinayetini not almışım yıllar öncesinden. 
Not aldığım defter bittikçe yeni deftere geçiyorum. Her yeni defterde bir önceki deftere not alınıp okumayan kitapları da geçiriyorum.
Poe kaç deftere yazıldı da okunmadı ben unuttum.



Aradan zaman geçti. Okuduğum kitaplardan Babil Serisinin ön yazısında ve Paul Auster tavsiyelerinde karşıma çıktı Poe. Kuyu ve sarkaç, Şişede bulunan not muhakkak okunmalı diye notlar aldım. Yine olmadı. 

Sultanahmet kitap fuarına gidince yazarın bulduğum bir kitabını aldım. En azından kalemini görmüş olurum. 
Sonuç? Ne desem bilemedim. Belki ilk kitap için yanlış seçimdir. Başka kitabı okuyunca yorum yapmak daha sağlıklı olacaktır.



İkinci kitabı kendime doğum günü hediyesi olarak aldım,  umarım beğenirim.

19 Haziran 2019 Çarşamba

Köpek kalbi - Mihail Bulgakov


Yazarı bilmeyen yoktur. Kitabı da bir kitapta okuyup not almışım. Kitap fuarına gidince almış oldum. Kendime yeni kitaplar almak için ( okumasak ta kenara kitap yığmak bir bende yoktur : )  ) elimdeki kitapları okuyup bitireceğim. 


Yayınevinden daha önce kitap okumamıştım. Dört kitabı aynı anda alırken çeviri konusundan biraz şüphelerim vardı. Bu kitabı beğendim herhangi bir rahatsızlık duymadım. Şuan okuduğum kitap çeviriden mi kendinden mi bilinmez pek sevemedim. 

Kitabın ameliyat kısımları, yaptığı deneyler inanılmaz tiskinç geldi. 
Muhtemelen benzer deneylerin hali hazırda yapıldığını bilmek midemi bulandırmıştır. 


Kitabın  mide bulandırıcı olması sadece ameliyat kısmı değil, insanoğlunun nankör olması. Bir kez daha gördük.

 Hiç bir işe yaramadan pek çok şey isteyen insan evladı!

Eskiden de böyle idi ama bu aralar daha çok ruhumu yorar oldu bu profildeki insanlar.

Mümkünse benden uzak durun. Profesör böyle düşünmüş olmalı ki kitap sonunda güzel bir sürpriz var :)

13 Haziran 2019 Perşembe

Sur Kenti Hikayeleri - Ali Ayçil

Kitabı ilk nerede duydum hatırlamıyorum.  Muhtemelen bir yudum kitap gönderimi ile tanıdım ki aklımda yazarın dili yer etmiş.
 Kitap fuarına gidince aklımda başka kitaplar vardı. Dergah yayınlarından beğendiğim kitaplar şuan ki ruh halime ağır gelince bu kitabı almış oldum.  İyi ki de almışım.  Şuan tamda bu kitaba ihtiyacım vardı.  


Masal tadında etkileyici bir dil. Hangi satırı çizsem hangisini paylaşsam emin olmadım. 
Bir birinden bağımsız ama bir bütün halindeki pek çok hikaye var. Her biri ayrı merak uyandırıcı. 



Alıntılar

''insan yalnızca aklına güvenince, önce bir suyu kirletip, sonra onun berraklığın inandırır kendini. o kirli suya damlattığı ne varsa, hepsini de insanca bir meşrulukla onaylar. bir gün kalbime yeniden çağrıldığımda, bir başına kalmış aklın kirlettiği sulara son bir kez baktım. son bir kez baktım ve dalgaları birbirine çarparak parçalanan on yılımı gördüm orada."

"anladım ki; kalbinden uzak düşenin kalbini üfleyip, onu yeniden içimize konduran bir kuş nefesi vardır."

"cevher kararmadıkça, her hayat için tetikte duran bir mucize vardır."


''Uğurlayan, uğurladığıyla beraber pek çok mesafeye bölünüyordu. ''

'' Bazıları, kimsenin anlayamayacağı bir eziyetin nöbetini tutarlar, bir türlü kapatamazlar dünyayla aralarındaki uçurumu.

26 Mayıs 2019 Pazar

Çöl Masalları - Tayfun Pirselimoğlu

Kitabı 2018  Beyoğlu Sahaf fetivalinden almıştım . Üç arkadaş gittiğim için sahafı çok gezememiş elimi attığım iki kitabı alıp çıkmıştım. Neyse ki çok bekletmeden ( okuyucu burada gülmesin daha eski sahaflardan alıp okumadığım kitaplar var ) iki kitabı da okudum.



İlkinin hikayesi de güzel. Aldığım gün başlamıştım. Sonra aynı grupla tatile gittik. Yolda okudum. Baktım olmuyor bir gün kendimi eve kapatıp okudum. İncecik kitap hemen bitti. Bu kitap hemen bitmedi. Hele 50 sayfa süren ön sözü , aman Allahım bayılıyorum. Ön söz yazamam diye cümle kurup 50 sayfa yazmak nedir!



Kitabı ilk ablam okudu. ''Bu ne bicim kitap'' dedi. Sonra ben aldım elime ön sözü görünce bıraktım. 

Almışım okunacak bir şekilde.  

Annemim ilk hastane yatışında aldım yanına bir şekilde önsözü bitirebildim. Araya zaman girdi. Hastane çantası hazır kit gibi kenarda duruyor. Kitabı da unutmuşum ikinci gittiğimde iki gün kalınca 150 sayfa okumuş oldum. Devamını da evde parça parça okundu ama nasıl okundu.
Nasıl eziyet bit kitap.


Hem saçma, hem merak uyandırıcı.
Hem geçmiş dönem gibi hikaye anlatılıyor hem arada modern dönem icatları var.

''Size efendimden bahsedeceğim'' cümlesini kuran bir kişi  TV karşısında gün geçirir mi?

Hem gizemli insanlarla gizemli bir çölde yolculuk yapıp hemde araba kullanılabiliyor mu?

 Neden deve değil, at değil ya da uçan halı değil!

1001 gece masalları absürtlüğünde modern dönem hikayeleri. 

Hikayeler farklı farklı ama bir biri ile bağlantılı gibi.

Bir baltaya sap olmamış erkek profilinin kendini bulmaya çalışma çabaları, hüsranla biten gönül ilişkileri.  Her hikayede olmazsa olmaz topal biri.
Kitap sonunda hikayeler bir şekilde birbiri ile bağlanır dedim olmadı.  Kendince hikayeler birbiri ile bağlandı aslında.  Tek sorun hangi hikaye kime aitti ben karıştırdım.  Tek kusur bende yani, yoksa yazarın aralara sıkıştırıldığı karakterlerin zaman kavramı olmamasıyla alakası yok!

Özetle kitabı sevip sevmediğimden emin değilim. 


1 Şubat 2019 Cuma

Ocak 19

Sevgili günlük,

Var olmayan takvim yaprakları hızlı bir şekilde uçuşurken bir yaprağa notlar alayım istedim. Not alayım ki yıllar sonra hatırlanacak bir anım bulunsun.
...
Kaç kere yazdım sildim bilmiyorum. 
Nereden başlasam  yada yıllar sonra neyi hatırlamak benim için önemli, emin olamıyorum.
Bildiğim bir şey varsa içinde bulunduğumuz bir şeyden memnun kalmama durumu ruhumu fazlasıyla yoruyor. Ortam değişikliği yapmak istiyorum. Ortam değişikliği iyi gelir mi ki?Yorgun insan profili her yerde aynı. Ne değişecek !

Bazı şeyleri görmemek için kendimi kitaplara verdim. 

En hızlısından kitap okumaya giriştim. Sanki dersiniz ki görev verilmiş. O vakit o kitap okunmazsa otuz saniye içinde kitap kendini infilak edecek. Tüm kelimeler, noktalar, virgüller etrafa saçılacak.

Eve gidilecek dinlenecek ve kitap okumaya başlanacak.

Bu hevesle yıllardır okunmayı bekleyen kitaplarımı bitirebilirim galiba 😊




Gölgesizler - Hasan Ali Toptaş 

Yazarı bir kenara not alalı uzun zaman oluyor. O kadar çok övüldü ki hayal kırıklığına uğramaktan korkup erteledim. Nasip bu güne imiş. 
Tek bir şey söyleyeceğim. Benim gibi yapmayın ertelemeyin bir an önce yazarla tanışın.

Babil Prensesi - Selami İzzet Sedes - Kum Saati Yayınları

Beyazıt Sahaftan almıştım. Tarz olarak geçmişle günümüz arasında gidip geldiğini düşünerek almıştım ama değilmiş. Müsait olduğum bir ara aynı sahafa gidip takas yapmak istiyorum. Tabi yapılıyorsa. 

And Dağlarında Terör - M . Vargas Llosa - Can Yayınları

Geçen sene D&R ' nin 7 liralık kitap kampanyasından almıştım okumak bu güne nasipmiş.
Yazarın okuduğum ikinci kitabı. Pek tarzım olduğunu söyleyemeyeceğim. İlk kitaba göre biraz daha derli toplu olsa da sevdim diyemem. 
:)

Hırsızlar Sokağı - Mathıas Enard - Can Yayınları

Bu kitapta D&R'nin 7 liralık kitaplarından. Alırken kitap yada yazar hakkında bir fikrim yoktu. Muhtemelen Necip Mahfuz tarzıdır dedim. Eh biraz anımsatıyor. 
Oldukça akıcı bir kitap. 
Kitap bitince ben bu kitaptan ne öğrendim sorusunu kendinize sormayacaksanız okuyun, aksi takdirde bir değer katmıyor insana. 
Kitap ergenlik hevesi yüzünden evden kovulan  birini hayatını anlatıyor. Evden kovulduktan sonra hayatta kalma mücadelesini, kendini geliştirme çabasını kitaplar eşliğinde görüyoruz. Yazar kendini ibni Batutaya benzetiyor. Pek çok örnekler veriyor.  Seyahatnameyi okumuş biri olarak örnekleri zerre hatırlamadım. 

Benim Hüzünlü Orosbularım - Gabriel  Garsial Marqouz - Can Yayınları 

Yazarın daha önce yüzyıllık yalnızlığını okumuş beğenmiştim. Bu kitabın hikayesini saçma olsa da  akıcı ve çılgınca buldum. Farklı bir tutku.

Göçüp Gidenler Koleksiyoncusu - Şermin Yaşar



Kuzenlerim Şermin hanımın hayranı,  sürekli takip eder dururlar. Bende kuzenler vasıtasıyla tanıdım kendini.  Doğallığına hayran olsam da ne kitabını okumuş ne de bir etkinliğine katılmıştım. Kuzenden akıcı bir kitap istedik getirdikleri içinden ilk bunu okudum. Oldukca akıcı ilginç hikayeler.  

Kayıp Gergedanlar - Cem Kalender - Alakarga roman


Yazarı bilmem etmem. Yayınevini yeni tanımış tarzını beğenmiştim. Yeğenime kitap bakarken kendime de bir iki kitap aldım. 
Yazarın iki kitabı vardı.  Klan ödüllü olduğu için sıkıcı olacağını düşündüm. 

Okurken inanılmaz gerildim. Maraş da anneleri ardından intihar eden kardeşleri düşündüm ruhum sıkıldı ara verdim ...
Özetle kitabı hem merak edip hemde rahatsız hissederek okudum.  
Kitabın Kafkaesk tarz olduğunu okudum, zor bir şeyler bekliyordum ama bu kadar değil. 

Değişik bir tarz, hadi sizlerde okuyun. Okuyun ki beraber yorum yapabilelim.
O kadar kuyu muhabbeti geçti. Suna Hanım'ın çocukluğu ile bağlantısını bekledim, Sümer Bey le ilgili bir gelişme bekledim. Gergedanları, çobanı, sazlıktaki çocukların mantıklı açıklamasını bekledim. 
Bir son bekledim de bekledim. 
Hepsini tek tek tartışmak istiyorum. Okuyanlar burada mı?



Ocak ayı okumalarım bu kadar.

Bunlar haricinde 2 konser ve bir matinaya gittim.
Matinadan paylaşım yapmayacağım. 
Kısaca konserlere değineceğim. 

İlki Şerefiye Sarnıcında oldukça ilginç ve güzel bir konserdi. Az kişilerle  harikan bir ortamda yeni bir tarzla tanıştım. 
Mehtap Demir ismini duymadım etmedim. Naif bir ses ve duruş imkanınız varsa canlı dinleyin.



İmkanınız varsa Sarnıç Konserlerine katılınız. 

İkinci konser oldukca kalabalık bir ortamda oldu.

Resul Dindar

Kendisini severek dinlerdim.  İlk defa canlı dinleme imkanım oldu, bir heyecan duymadım.  Belki bunda ortamda etkili olmuştur.

Ocak ayı bir şekilde geçti. Rabbim güzel günler göstersin.