Rus edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rus edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Haziran 2019 Çarşamba

Köpek kalbi - Mihail Bulgakov


Yazarı bilmeyen yoktur. Kitabı da bir kitapta okuyup not almışım. Kitap fuarına gidince almış oldum. Kendime yeni kitaplar almak için ( okumasak ta kenara kitap yığmak bir bende yoktur : )  ) elimdeki kitapları okuyup bitireceğim. 


Yayınevinden daha önce kitap okumamıştım. Dört kitabı aynı anda alırken çeviri konusundan biraz şüphelerim vardı. Bu kitabı beğendim herhangi bir rahatsızlık duymadım. Şuan okuduğum kitap çeviriden mi kendinden mi bilinmez pek sevemedim. 

Kitabın ameliyat kısımları, yaptığı deneyler inanılmaz tiskinç geldi. 
Muhtemelen benzer deneylerin hali hazırda yapıldığını bilmek midemi bulandırmıştır. 


Kitabın  mide bulandırıcı olması sadece ameliyat kısmı değil, insanoğlunun nankör olması. Bir kez daha gördük.

 Hiç bir işe yaramadan pek çok şey isteyen insan evladı!

Eskiden de böyle idi ama bu aralar daha çok ruhumu yorar oldu bu profildeki insanlar.

Mümkünse benden uzak durun. Profesör böyle düşünmüş olmalı ki kitap sonunda güzel bir sürpriz var :)

26 Mart 2014 Çarşamba

Ivan Denissovic'in Bir Günü

Yazar hakkında hiç bir fikrim olmadasa kitabı not almışım.   Yazar aylarında A. Soljenitsin okunuyor olmasını baha ederek kitaba başlamış bulundum.
Kitabı yazar ayları ve okuma şenliği kapsamında okudum.

Ivan Denissovic'in bir günü bana cok ağır gelmiş olmalı ki bir haftada okudum. Diğer hikayeleri de aynı şekilde. Tamam biraz abartıyorum. 373 sayfalik bir kitap bu kadar sürede okunmamalı, kendime kızıyorum.  İçimden kitap okumak gelmiyor, kendimi ancak bukadar zorluyorum. 


Kitabın tarzını çözemedim desem yeri. Roman diye geçiyor,  bence hikaye. Içinde 6 tane hikaye var. Hikayelerden biri 100 sayfa sürerken diğeri 2 sayfa sürebiliyor. Kitap hatalı mı basıldı diye düşünmeden edemiyor insan.

Efendim kitap hakkında yazacağımı düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.  Bildiğiniz Rus Edebiyatı.  Sefil insanlar  ve sanki onlarla birlikte yaşıyormuşsun hissi uyandıran başarılı yazarlar. Yazarın herhangi bir kitabını okumanızı tavsiye ederim. Yok ya tavsiye etmiyorum, zaten merhamet izliyorum öleceğim dramdan üzerinede rus edebiyatı sıkıyor. Bir kaç neşeli kitabın ardından belki okunur. 
 Ben çok saçmalamadan gideyim. 
Esenkalın.  

7 Şubat 2014 Cuma

Şubat okumaları

Başlarken sıkılıp ilerleyen sayfalarda beğendiğim iki kitapla karşınızdayim. Oblomov'u aylar önce sahaftan almıştım.  Okuma şenliği bahanesi ile başlamış oldum. Oblomov'un tembelliği bana geçmiş olmalı ki güzelim kitabı bir haftada okudum. Kitap hakkinda uzun uzun yazamayacağım.  Okuyun fikir sahibi olun derim, o kadar.


Sultanı öldürmek kitabını gecen sene ( yoksa daha önce mi?) kuzenim almıştı.  Bir ara başlamıştım ama devam edemedim. Etkinlik bahanesi ile elimdeki kitapları bitirmeye çalışıyordum.  Kitabın varlığını bile unutmuştum ki kuytulardan çıkarıp okudum. Kitaplığımız küçük olduğu için her kitap pratik ulaşılabilir yerde değil. 
Polisiye kitaplar sevdigim tarz olmasada insan okurken elinden bırakmıyor.  Sonunu tahmin edemedim. Sadace Müştak yapmamıştır diyordum, bir ara teyze kızı kıskanmıştır diye şüphelerim vardı çıkmadı. Bir kaç polisiye kitap okuyunca sonunu tahmin edebilirmiyim acaba :)
Dizilerde/filmlerde her zaman benzer isimlere alıştığımız için mi ne   kitaptaki isimler farklı geldi.
Müştak,  Nüzhet,  Fazilet, Şaziye...
İki kitabı da beğendim,  tavsiye ederim.
Bir sonraki kitapta buluşmak dileği ile esenkalın efendim.

16 Temmuz 2013 Salı

Aile Saadeti - Tolstoy

Kitabı elimde gören abla '' hani sen Rus edebiyetı sevmiyordum '' dedi. Evet Rus edebiyatına sinir oluyorum. Sürekli dram var. Hayatın gerçeklerini oturduğum mühitte görüyorum zaten. Kitaplar benim için kacacağım, sığınacağım bir yer olduğu için biraz daha neşeli, iç acıcı olmasını bekliyorum.


Kitap kuzenimin, uzun süredir okunmayı bekliyordu. Bir süre önce binbir zorlukla Başkasının Karısını okumuştum. İkinci Rus edebiyatı beklesin dedim. Kitap incecik bir çırpıda biter, ben koca güne yaydım o ayrı dava.

Esas kızımız annesinin ölümünden sonra deprosyondadır. Yıllardır görmediği vasisi aynı zamanda babasının arkadaşı gelince hayatını değiştirme kararı alıyor. Kibarcık davranışlar, iltifatlar derken beklenen son. Beklenen son derken, ne beklemiştim ki?
 120 sayfalık kitabı uzatmaya gerek var mı?

İnce kitaptan alınabilecek notlar.

Ona vücudumun değil ruhumun güzel yanlarını göstermemin  benim daha iyi ve daha şerefli olduğumu hissediyordum. Bana öyle geliyordu ki saçlarım, ellerim, alışkanlıklarım iyi yada kötü nasıl olursa olsun Mihayloviç onları hemen fark ediyor ve daha ilk görüşte hemen beğeniyor. Diş görünüşüme fazladan bir şey eklemem gerekmiyordu.
(cümle düşük ama anlamlı)

Babama olan yakınlığı sebebi ile artık onun sevgisini kazanmıştım, fakat yine de bu sevgiyi kendi kişiliğimle kazanmak istiyordum.

Sadece başkaları kendisiyle ilgilendiğinde yaşamasını bilen, yalnız kalınca ise miskinleşen ve kendini kaybeden kız budaladır. Çünkü onun için her şey başkalarına iyi görünebilmek içindir, hayat ise kendisi için anlamsızdır.

Kitap güzeldi, tavsiye ederim.
Klasik gibisi yok. Her ay olmasada iki ayda bir klasillerden mi okusam ne?

Esenkalın.

26 Ocak 2013 Cumartesi

İstanbul Kahini - Başkasının Karısı

İlk kitabım; İstanbul Kahini

Kitabı Seyyah gülün blogunda görmüş not almıştım. Bir süre sonra Seyyah gülün blogunun çekiliş talihlisi ben oldum ve sevgili seyyah merak ettiğim kitabı bana gönderdi.




Osmanlının parçalanma döneminde küçük bir kızın hayatını anlatıyor. Köstence de dünyaya gelen kızımız özel bir kız. Dil öğrenme konusunda oldukça yetenekli. Daha 7 yaşında iken okuma yazma öğreniyor. 9 yaşına gelince pek çok dil öğrenmiş oluyor. Bazı kehanetlere göre asırlardır beklenen özel insan bizim kız oluyor.

Köstence'den yola çıkarak İstanbul'a geliyoruz. Kızımızın favori kitabı var ''Kum saati'' gerçekte böyle bir kitap mevcut mu bilemedim. 6 ciltlik kitabı kızımız 8 yaşında iken başlamış okumaya ve her daim okumakla meşgul. Karşılaştığı her durumu Kum Saatinden kıyaslayarak yorumlamaya çalışıyor.

Kitaptaki kızımız 9 değilde 18-20 yaş çivarı olaydı daha mantıklı mı olurdu ne. Kızın düşündüklerini ben düşünmüyorum. Geri zekalı mıyım ne :) Tabi kızı özel yapanda zekası diyelim ve geri zekalı olmaktan yırtalım.

Kitapta küçük saçma ayrıntılar mevcut. Acaba yazar İstanbul'a gelmiş mi diyecektim ki burs kazanıp Türkiye'ye gelmiş sadece bir yıl kalmış. Anlatılan yerlerde bir tuhaflık var.  Mesela Rumeli Hisarından Topkapı sarayı görünüyor. Hem mesafe hemde çoğrafi koşullar açısından pek mümkün olduğunu düşünmüyorum. Normalde gözüküyor da binalardan ben mi görmedim bilemedim şimdi.
O devirde evlerde küvet var mıydı acaba. Birde ismi bile Türkçe olmayan Türk Moncef bey var. Pederle birlikte yemek yerken dikkatimi çeken bir şey vardı. Kuzu etinin ortasının tam pişmediği ve kanlı olduğu yazıyordu. Moncef bey dini vecibelerini yerine getiren biri olmasa da alışkanlık gereği kanlı bir et yememesi gerekmez mi. Sonuç itibari ile etin içinde kan kalmaması için dinimizce belirli kesim yöntemleri var. Müslüman bir çevrenin buna dikkat etmesi gerek. Kuranda lanetlenmiş bir toplum olan Yahudilerden özel bir insan çıkmış olması da ayrı bir konu.
Bu kadar kusur bulunca beğenmedim dememi beklemeyim. Bunlara rağmen beğendim demek için açıklıyorum.

Kitabı tarihi kitap diye alğılamayın. Belirsiz bir dönemde isimsiz bir şehir de geçiyor kabul edin. 

İkinci kitabım Başkasının karısı

Menekşe ablanın verdiği kitaplardan birisiydi. 


Kitabın kapağını beğenmemiştim zaten içini de beğenemedim. Okurken sıkıntıdan patladım.  Aman efendim derdimi anlatsam bana hak verirsiniz. Aslında benle alakası yok efendim arkadaşım rica etti falan filan. Adam lafı uzatana kadar direk konuya girse iş çözümlenecek.  Kim kimi aldatıyor? Aman ne karışık saçma bir kitaptı o öyle. Okumazsanız bir şey kaybetmezsiniz. 

Orhan Pamuk Kar'a başladım ama oçak ayı içinde bitirir miyim bilmiyorum. Ocak ayı için daha fazla kitap hedefim vardı. Mesleki  eğitime başladığımdan  dolayı biraz aksadı. Şubat 15'e kadar kursum devam ediyor. ondan sonra kitap okumalarıma devam edeceğim. 

Keyifli okumalar. 

9 Aralık 2012 Pazar

Bu aralar okuduklarım.

Kitap okumayı sevmeme rağmen bu aralar pek okuyamıyorum. Biraz başka şeylerle oyalandım biraz kitap okudum. Bir kısmını yarım bıraktım. Falan filan...

İlk kitabım; Benden Selam Söyle Anadoluya


Mübadele dönemimde Yunanistan'a gitmek zorunda kalan yazarın gerçek hayat hikayesin anlatıyor diye bir heves başladım. Hevesim kursağımda kaldı. Başlangıç güzeldi ama ilerleyen yerlerinde yazılanların gerçekliğinden şüpheler etmeye başlayınca okumayı bıraktım. Gerçek hayat değilde roman olaydı devam ederdim. Kitabın arkasında babasının sabuncu olduğu yazıyor ama baba üzüm yetiştiren yurdum insanı.
Neyse kitabı daha sonra devam etmek üzere rafa kaldırdım.  

Anton Çehov - Kuşçu


Çehov'un hikaye kitabını sahaflardan almıştım. Beğendim mi? Her zaman söylemişimdir. Rus edebiyatı denince biraz durup düşünülmeli diye. Neden bu kitabı aldım anlayabilmiş değilim. Hikayeler nasıl bitiyor onuda anlayabilmiş değilim.  
Beni biraz zorlasa da bir kaç hikayeyi atlamış olsam da bitti. Çok şükür. Uzun bir süre Rus edebiyatı okumam.  

Biyografi; Ziya Gökalp


Kendimce kararlar almıştım her ay babamın kitaplarından bir kaç tane okuyacağım diye. 
Okudum mu peki? Hayır.
Kitap Yazarın hayatı, kişiliği, fikirleri ve eserleri diye bölümlere ayrılmış. 
Hayatı ve fikirleri hakkında kısımları okudum, şiirlerini kısmen okudum. Hiçbir şiir kitabını baştan sona bir seferde okuduğumu bilmem. Şiirler arasında duygu karışımı olmamalı bence. 
Şiirlerin geri kalanlarını ara ara okurum düşüncesi ile bu kitabı okunmuş olarak kabul ettim. 

Oyun; Yarım Yüzlü Adam


Hüseyin Ütün'ü bilmeyen yoktur. Pek çok blogger kitabı okuyup yorumladı. Bende kitabı kitap kurduyum ben'in çekilişinden kazanmıştım. Okumak bugünlere imiş. 
Kitabın adından dolayı Yarım yüzlü adamı okuyacağımı sanmıştım ama hayır. Onun  dışında pek çok kişi vardı kitapta. O kadar çok kişi vardı ki kim kimdi karıştırdım. Yada süslü cümlelerden dolayı aklım karıştı. 
Cümleler çok uzun ve süslü idi. Belki başka zaman okusam beğenirdim. Beğenmedim diyemem ama sıkıldım diyebilirim. Uzun süredir elimde idi belkide ondan sıkıldım. 

Deneme; Kırkıncı kapı


İskender Pala kitaplarını her zaman sevmişimdir ( L& M için biraz düşünmeliyim).  Bu kitapta mimi denemelerden oluşuyor. Bir kısmı edebiyatçılarının anlayacağı şekilde beyitler ve açıklamaları şeklinde idi o yüzden biraz sıkıldım. Genel olarak beğendim. Tavsiye ederim. 

Bu aralar benden bu kadar.
Kalın sağlıcakla.