19 Haziran 2015 Cuma

Neler okumuşum.

Internetin sürekli düşmesi ve takip ettigim blogları görememe durumundan dolayı blogdan soğudum.  Tabi bunda sürekli aynı kitapları okuyan, reklam bloğu gibi yayın yapan bloglarda dahil.
Neyse efendim evde boş boş oturuyorum. Iki tane soru çözeyimde kpss den 70 üstü alayım dedim ( hedefim çooook yüksek nasıl alırım bilmem ). Baktım sorular çözülmüyor bari okuduğum kitapları not düşeyim. Seneler sonra döner bakarım. 
Bloga baktım en son ne okumuşum diye. Mart ayında iki kitap paylaşmışım.
Marttan sonra kitap okuma konusunda ilerleme kat etmemişim.  Daha doğrusu edemedim. Nedendir bilinmez hiç kitap okuyamıyorum. Nazar değdi efendim :)

Çok uzatmadan neler okumuşum.

Varlık yayınlarının sahaflardan aldığım yeni hikayeler kitabının 1957 yılında yayınlananı okudum.


Almış olduğum bu dört kitabın üçünü okumuşum.  Faik Baysal ' ın kitabı şiir ve ben şiir okuyamıyorum. Bir süre bekleyecek galiba.
 Kitabın pek çok yerini çizmiştim, hatta arkadaşım için alıntılar defteri hazırlayıp çoğunu bu kitaptan yazmıştım. Sizinlede paylaşmak isterdim ama kitaplığı sığmayan kitapları koli yaptım :) bu yazıyı bitirmeden koliyi açarsam ilave ederim.

  Faik Baysal  - Nuni yeşil oda ve ötekiler.

Yazarı geçen sene tanıdım ve sevdim. Okuduğum üçüncü kitabı.
Daha önce okuduğum kitapları

Elimde şiir kitabı var ama bitmez :(

  Severek okudum ama belirtmek istediklerim var. Kitaptaki hikayeler biraz kasvetli. O yüzden tek seferde oturup bitirilmez. Ben ara vererek okudum.  Sıkılmamak için sizde öyle yapın. 

 Ahmet Hamdi Tanpınar 

Beş şehir


Bu kitap icin bir post hazırlayıp yarım bırakmıştım.  Acaba ne yazmışım ki? Baktım geldim. Kitaba giriş yapamamışım.
Blog şikayetleri yapmışım. 

...
Artık yaşlanıyorum, yoruluyorum. Bloğada pek bakamıyorum.
Özlüyor muyum? Kısmen.
Özlediğim yanları var. Mesela özgün cümlelerle yazılan,  reklam kokmayan yazılar ve bloggerler. Ne güzel kitap önerileri bulunur bizde not alırdık. Ürün tavsiye edilir bizde ciddiye alırdık. 
Reklam muhabbettinin suyu çıktı. Herkesin cilt tipi aynı,  kitap zevki birebir!
Hal böyle olunca kurunun yanında yaşta yanıyor :(
...

Diyerekten serzenişte bulunmuşum. Tam tamına 5 ay önce,  fikrim değişmemiş :(
Eski blog yazılarını özlüyorum.


Saatleri ayarlama enstitüsü


 Yuppi listemden bir kitap daha bitti. Uzun zaman önce okumaya karar vermiştim.  Blog aleminde herkes okuyor diye ben muhalefet olmak istedim :) şaka tabi.
Popüler olunca hevesim kaçmıştı. 
Sahafta görünce hemen aldım,  hemen başlamadım o ayrı dava :)
Ahmet Hamdi'nin diline hayran kaldım.  Bir eleştiri kitabı bu kadar güzel yazılırdı. Yakın dönemde huzur'u aldım ama okumayacağım.  Yazarın dilini biraz daha özlemeliyim.

Fahrenheit 451  - Ray Bradbury 

Bu kitapta hiç bitmeyen okuma listesinde.  Arkadaşda görünce hemen aldım.  Sonu beklediğim gibi bitmesede sevdim.


Kitap okumak, düşünmek önemli kavramlar. Farkına varana.

Franz Kafka Dava


Listeden okumaya devam.  Arkadaşa yazarı yeni tanıdığımı ve başka kitabını okumak istediğimi söyledim elindeki alternatifleri sundu.  Bende madem not almışım dava olsun dedim. Sonu hayal kırıklığı yaşattı.  Hoş gidişatta pek iç açıcı değildi.  

Küçük prens

Çocukken kaç kez okudum bilmem. Kapağı kopmuş, kenarları aşınmış mini saman kağıt bir kitap.  Aa unutuyordum çocukken her şeyi kemirme alışkanlığım vardı. Bütün kitapların tepesinde diş izlerim vardır.  Küçük prens mini boy olunca benim dış izleri devanasınınmış izlenimi veriyordveriyordu.


 Köye gidersem kitabı arayıp bulacağım derdim. Nasip olmadı bende emanet aldım. 
Tekrar okunmalı. 

Sineklerin tanrısı


Sadece büyükler dünyayı kirletir sanıyordum.  Küçükler de masumluklarını yitirmiş büyükleri örnek almış :(
Çocuk kitabı gibi gözükse de yetişkin kitabı demek daha doğru. 

Rabbim için sabret


Kitap bana göre değildi.  Tasavvuf imiş! Ben göremedim.  Çeviri kişisel gelişim kitabı kıvamında yüzeysel bir kitap.  
Kitabı ( kitapları) öğretmen arkadaş getirdi. Öğrencilere verirsiniz dedi.  Bizde iki arkadaş bu yazarı okumadık okuyalım dedik. Aldık okuduk.
Zoraki cümlelerle tasavvuf! Beğenmedim.  Tasavvuf okumak isteyenlere  Semerkand yayınlarının tasavvuf kitaplarını tavsiye ederim.

Benden bu kadar galiba. Okuyupta yazmadığım yoktur herhalde. Yarım kalanlara dönüp bitireyim en iyisi. 

Bitirmeden karakalem paylaşayım.  Yok aslında beyaz kalem demeliyim. 


Esenkalın. 


12 Haziran 2015 Cuma

İstanbul gezmeleri

Yaşlanıyorum galiba. 
Galiba mı dedim?
Şunun şurasında otuzuma kaç gün kaldı ki! 
Tamam tamam 11 gün kaldı. 

Konuyu saptırmakta üstüme yok. 
Artık gezmiyorum, okumuyorum, hiç bir şeyle meşgul olmuyorum. Eskiden zevk aldığım herşey boş geliyor diyecektim. Konu yaşa geldi. 
Fikir zikir ilişkisi olsa gerek.
Öğretmenlik yaptığımı daha önce söylemiş olmalıyım. Malum okullar tatil ve ben işsizim. Benim için iş arama süreci tekrar başladı.  Yaşamayanlar bilmez, sinir bozucu daha doğrusu yıpratıcı bir süreç. 
Kendime yeni uğraşlar bulmalıyım. Uzun zamandır kitapda okuyamıyorum,  okuma şevkimi kazanmak için rahat kitaplar almalıyım.
Bu niyetle sahaflara gittim. Aslında bu niyetle gitmedim. Şehir dışından arkadaş geldi onunla buluşacaktım.  Biraz erken gittim aklımdaki işleri halledeyim dedim.
Ilk olarak sahaflara gittim   Kitaplara baktım durdum ve kolay okunacaklardan vazgeçtim. Okumayı düşündüklerimi aldım. 
Uzun zamandır paralarım içim düzenleyici almayı  düşünüyordum gitmişken onuda hallettim. 


Para da almazsam arkamdan ağlardı. 
Sahafların girişindeki her hangi bir tezgahtan almanızı tavsiye ederim. 12 adet paraya 5 lira verdim.  Sahaflardaki para satan yer pahalı. 
Aklımda Asya Ülkeleri vardı,  pek birşey bulamayınca biraz açıldım. 
Endonezya,  Suriye, Malezya, japon, Hong Kong,  İsrail, farklı dönemlerden ( 1945 - 1975)  Fransa, Makedonya, Pakistan ...


Paraları koymak için hem albüm hemde kılıf düşünmüştüm.  Kılıflar pahalı gelince iki farklı ebatta dört adet aldım.  Tanesi 2,95 tl. Pazarlık yapılmıyor.  En son iki sene önce 1, 75 liraya almıştım. Iki sene içinde artış miktarı çok olmasada  pahalı geldi.
Iş bulunca koleksiyon işine devam ederim, şimdilik ara veriyorum. Kitapları ne zaman okurum belli değil.  Bosuna mı masraf yaptım?
 Ben biraz  düşüneyim.
Esenkalın. 

9 Haziran 2015 Salı

kaktüs

Kaktüslerile tanışmam nasıl oldu bilmiyorum. En eski hatırlayabildiğim ilk okul yıllarında teyzemin balkonunda vardı.  Acaba batar mı diye tereddütle yaklaşmıştım. Balkonda büyük dayımda vardı.  Demek ki dayım teyzemi ziyarete gidiyormuş. Bize gelmezdi, bir kere 5 dayım aynı anda gelmişti,  babaannem hactan gelişti yada vefat etmişti.  Hangisinde geldiler hatırlamıyorum.  Bir defeda Türkiye turu gibi bir şey yapmıştılar öyle geldiler.
Yıllar çabucak geçti,  dayım bize gelmiş gelmemiş pek de umursamadığımız dönemler geldi çattı.  Yani hayat meşgalesi bizi sevdiklerimizden uzaklaştırdı.  Bizde akraba ile ilgilenmiyoruz madem çiçeklerle ilgilenelim dedik. Pek çok çiçek büyütmeye çalıştık. Bir kısmı balkondan düştü,  bir kısmı kurudu. 
Istanbul'a taşındığımız ilk yıllardan bir iki kaktüs kaldı. 
Biri kaynana yumruğu, öteki kaynana dili.
 Çiçeklere adı verildiğine bakılırsa kaynanalarda pek seviliyor olmalı :)
Kaynana dili dediğimiz geçen yıllarda çok güzel sarı çiçekler verdi. Bir sonraki seneye çiçeklerin yerinde meyve büyür dediler büyümedi.


Kaynana yumruğu dediğimizde zamanla büyüdü kocaman oldu ama çiçek vermedi. Saksıya sığımıyor, dikenlerden dolayıda değiştiremiyoruz. Arada bir kenardaki dallari kırılıp çoğaltıyoruz.
Iki sene önce komşuya dal verdik, bir sene içinde çiçek verdi. Bu senede bir çoşmuş bir çoşmuş ki anlatamam. Görelim diye saksıyı almış gelmiş.
Sizde görün istedim.


Göstermeye utanıyorum, bu da bizim çiçek. 


Bizden bu kadar efendim.

 


Esenkalın. 

30 Mayıs 2015 Cumartesi

Gittim geldim, döndüm durdum.

"Blog gibi hayattan da elimi eteğimi çektim. Inzivaya çekildim mağaramda yaşıyorum" demek isterdim ama inzivaya çekilecek mağaram yok. Aynı kalabalıklar içinde yalnız yalnız dönüp duruyorum. Aynı insanlar, aynı saçma ayrıntılar. 
Bir ara bir geziye gittim. Kayda değer bulupta not düşemedim. 
Kitap okudum paylaşayım dedim. Baktım ki okuduklarımı sindirememişim sadece göz atmışım.
Hafta sonu gezmek istiyorum korkuyorum  Kuzey Kore misali baskı görürüm.  Fetih coşkusu varken başka bir yerde gezilir mi!
mazallah başka yerlerde gezdiğim duyulur.

Özetle hayattan bir bıkkınlık var. Sonum hayrolsun. 
Biraz gezi biraz kitap bahsedeyim. Biraz diyorum ama uzun olacak. Seneye  döner okurum.

Batı karadeniz gezisi

Gezmeyi sevdiğimi düşünüyordum.  En azından arkadaş bulunca dünyanın öteki ucuna giderim diye düşünüyorum.  Tabi arkadaş bulunca!
Öğrencilik yıllarımda bolca gezdim. Mezun olduktan sonra pek gezdim denilemez. Sakarya, Kocaeli bu kadar. Uzak mesafe değil,  günübirlik kısa mesafeler.
Samimi arkadaşım olmadan gittiğim ilk gezimi gerçekleştirdim. Uzun bir aradan sonra bu şekilde bir gezi olmamalıydı. Memnun kaldın mı sorusuna tek cevabım yalnız kaldım :(



Ilk olarak Abantta kahvaltı yaptık.


Daha önce Abanta gitmiş biri olarak memnun kalmadım.
Ardından yedi göllere gittik.



Zaytung haberi vardı bir nefes almak için onca yol çekilmez gibilerinde. Bu gezide onun gibi yedi tane göl görmek için onca eziyet çekilmez,  kaldı ki gördüğüm göl sayısı 5. Yoksa 6 mıydı?  O kadar ilgiliyim yani.
Yedi göllerden sonra Amasra ya gittik. Yedi göllerin yolu bizi 3 saat geçiktirdiği için Amasra kalesine gece çıktık. Tercihim gündüz olsada gece halide güzeldi. 


Deniz üzerinden gün batımı izlemeyeli uzun zaman oldu.


Gezinin ikinci günü Kastamonu'da başladı.  Kastamonu hakkında bildiğim tek şey sarımsak, Ilgaz dağları ve dağlarda ki şelaleler falan.
Daha doğrusu ben Kastamunuyu Atlas dergileri ile tanıdığım için doğal güzelliklerini bilip tarihini bilmiyormuşum. Şehri görünce bayıldım,  daha detaylı bir gezi ile eski şehrin tüm sokaklarını gezmek istiyorum.


Evlerin çatısı bile ilgi çekiyor.


Kastamunudan sonra Safranboluya gittik. Beklentimin altında küçük bir yerdi. Heryer turistlerin ilgisine göre çarşı pazar. O yüzden doğal bulmadım.  Kristal teras ve mağaraya gitmesem neden geldim ki diyebilirim.



Bu geziden çıkardığım anlam ben kalabalık ve doğal durmayanı sevemiyorum.
Özetle gezi göz görgümü ve sabun stogunu artırmış olsada sevemedim. Çok yoruldum. Bir hafta uyudum yine dinlenemedim.
Öğrenci iken her geziyi bir ay anlatır etrafımı bıktırırdım. Şimdi unuttum gitti. Sadece abartıp fazla sabun almışım onlar göze çarpıyor. 
Okuduğum kitaplara sıra geldi galiba. 


Aa çok yoruldum yorum yazamayacağım.  Halbuki küçük prensi yazmak için gelmiştim.  Artık başka yazıya derim ama yazmam :)
Esenkalın. 




3 Mayıs 2015 Pazar

filinta

Normalde dizi izlemem küçük ablam izler ben maydanoz olurum. "Bu kim, ne olmuş, kaç kişi bir kişinin peşinde?" Diyerekten kırk bin adet soru ile kendisini bunaltırım.


Dizi Galata'da geçiyor. 


Galata müşiri olan Filinta Mustafa ve Bıçak Ali daha bebeyken kader yoldaşı olmuşlar. 

Kadı Gıyesettin Hatemi tarafından yetiştirilen iki öksüz büyüyünce Galata'nın en iyi zabıtları olurlar. Tüm davalar şıp diye çözüler.  Ta ki kurulan kumpasla Ali'nin ölüp Mustafa'nın zanlı damgası yediği zamana kadar.  


Kötü adam Boris, hem devletin hemde Mustafa'nın düşmanı. 

Düşmanlık gönül dinler mi?
Boris'in kızı Lara ile Mustafa birbirlerini sevmektedirler.



Baba Boris bu sevdanın engel koyar ama detay vermeyeceğim.


Dizide ortam çok şık. 




 Lara'nın şapkalarına ve Azize'nin kıyafetlerine bayılıyorum. 
Sonradan Süreyya ve Anita karekterleride eklendi. 
Konuyu unut git kıyafetlere bakmaktan. 


Tamam saka yaptım.  Konu gayet izlenebilinecek gibi. Osmanlı'da derin devletten bahsediyor.


 Her konuya büyük bir sakinlikle eğilen kadı her döneme lazım. Birde padişah karekteri var. Eskiden ilgimi çekmezdi, bu dizide dikkat çekiyor.

Dizi hakkında pek çok şey yazılabilir.  Ben burada bırakıyorum.  Siz bir iki bölüme bakın,  devamı gelecektir.



 Iyi seyirler efendim.

27 Mart 2015 Cuma

Boyama Kitabı

Kim demiş boyama kitapları okul öncesi dönem için.  Pekala yetişkinlerde boyama kitabını alıp alakasız bir şekilde karalayabilir.


Her şey bir mektupla başladı. Daha önce mektuplaştığım arkadaşlarımın olduğunu söylemiştim. Onlardan birisi için boyama kitabı almıştım. Kendisi bu aralar sanata ve sanatçıya karşı (sebep aynı torpilli olanlar hayatım her aşamasında öndeler, adım atmamıza izin vermiyorlar). Sonra ebatında dolayı vazgeçip kendime sakladım. 
Ilk etapta piyasa araştırırken çeşitleri vardı.  Almaya sıra gelince tükenmişler, sadece yıl başı temalı olan kalmış. Mecbur aldım.  
Bazı sayfaları beğenmedim.  Çizgiler çok kalın. Neyse, zaten beğendiklerim bitirmeden hevesim kaçar. 





Ilk etapta boya kalemi olarak pek bir şey almadım. Göktürk'ün anaokuldan kalma vardı bende onikili mini kalemler aldım.  Fatih marka aldım pek iyi değiller. Yani becerememenin tek nedeni boya kalemleri :)


Ilk gün ablamla boyama yapıyoruz ablam sanatın başka dalları ile ilgilenelim önerisinde bulundu.  O kadar yetenekliyiz ki bunu anında kavradık :)


En son karakalem çalışması ile yazıyı bitiriyorum. Resim deyince moralim bozuluyor olsada aşacağım biliyorum. Birilerinin tanıdık kontenjanları ile her yeri işgal etmeleri son bulmayacak madem bende kendi kendime çalışır, resim, karakalem ve osmanlıca öğrenirim. 
Sadece beklemesini bilmeliyim.
Aa birde kitap almalıyım da kitaplar pahalı değil mi ya?

3 yıl geçti

3 yıl önce büyük bir heyecanla başladığım blog yazma işinden neden soğudum? Blog yazmama sebeb olan bloglar yazmayı bıraktılar diye mi? Blog yazan herkes aynı kitabı okuyup, aynı ürünü kullandıkları için mi? Yoksa popüler olan karşısında direnmeye gücüm mü yok? Hayata uyum sağlayamıyor muyum?

Hepsini sebeb olarak sunabilirim ama bir tanesi üzerinde dursam iyi olur. Neden bu kadar çabuk pes ediyorum, neden bu kadar alınganım? Hem alınganın hemde normal gözükmek  için caba sarf ediyorum. Hayata dönmem de bir o kadar ani oluyor. Arkadaşın biri "sende son zamanlarda bir şey var, durgunsun" dedi. Anında mutlu oldum. Gerçi alınganlık sebebi kendisi değildi. Zatı muhteremler hala yokmuşsun gibi davranıyorlar o ayrı dava. Sebebini bir anlasam. Anormal olan hangi taraf.



Efendim benim kırgınlıklarımı bir yana bırakalım.  Bu 3 yıl içerisinde çok hoş bloglarla tanıştık,  tam olarak kaynaşmasakta sanal alemin izin verdiği ölçüde kaynaştık. Tek tek isim yazamayacağım hepiniz benim için kıymetlisiniz. Teşekkürler efendim acemi bloggeri var ettiğiniz için.