28 Haziran 2018 Perşembe

Momo ve diğerleri

Bazı şeyleri anlamak benim için gerçekten güç. 
Neden  insanlar bazı şeyleri abartır ki. 
Bir film, bir müzik yada kitap neden bir anda çok sevilir ki. 

Recep İvedik serisi seriye bağlamadığı dönemlerde milletde Şahan hayranlığı vardı,  ara ara bende bakıyor ama abartmıyordum. Sürekli izlenecek kadar yenilikçi bulmuyorum çünkü. Recep Ivedik 1 çıktı ben üniversiteye gidiyorum. Millet nasıl bayıldı,  öldü bitti. 
Birisi yanında gaz çıkarsa,  küfretse öldürsen tarafına bakmayacak kişiler para verdi küfür dinledi. Pes!

Ben  filmi izlemedim, bir ara otobüs yolculuğunda denk geldim zorla kendimi uyuttum. Geçen günde tv de yayınlandı.  Ablam açtı izleyecek ne saçma bir şey öyle. Tamam 3 ve 4 ü izleyip eğlendim ama bu ilk film saçma ötesi.
Bazı moda akımları da aynı etkiyi yapıyor bende. Koca totalarıyla geyikli tayt giyen kadınlar.  Koca göbek altına dar ve kısa paça pantolon giyen adamlar. Yooo bizimle değilsiniz.


Kitaplarda aynı şekilde.  İnsanlar neden abartır ki. Ya da herkes mi beğenir de tek olumsuz kelime kullanmaz. 
Vaktinde momo da çok tutuldu. Herkes öldü bitti, aynı teraneler işte. 
Şahsım adına kitabı alıp okumazdım. Yeğenim için almıştım.  Almışken okudum. 
Abartılcak bir şeyde bulamadım.  
Fazla çocukça,  nasıl bir mesaj verdi anlamadım bile.
Arkadaşa beğenmediği söyledim.  "İllaki bir ders vermek zorunda değil" dedi.  Bir ders çıkarmayacaksam, ebedi bir dilide yoksa neden okudum ki.
Tamam kötü değildi de, güzel de değil ki. En azından benim için değil


22 Haziran 2018 Cuma

33

33 yaş!
Yıllar ne kadar da acımasız ben kendimi bilemeden gitmiş de gitmiş. 
Sahi kendimle ilgili daha ne bilmeliydim ki ? Bildiğim kadarı bile ürkütürken. 
Neden ürküyorum ki? Hani bir kadının en güzel dönemi 33 müş. Aynaya bakıyorum,  oluru bu kadarmış :)
Şaka bir yana yaş 33 olunca ne olurki yada ne olması gerekir ki. 
Olduk işte, hayatta bir değişiklik oldu mu, yok.

Annem olsa (Annem var çok şükürde bu satırları okumayacak ) "evlende yaş almanın bir anlamı olsun " mihvalinde gayet yorucu cümler kurardı.
 Bir benim annem mi böyle, " evlen de evlen".
Sanki kadının başını üstünde oturuyoruz.
Evlenince hayat bir baska mi oluyor, içtiğin suyun, soluduğun havanın tadi mi değişiyor?
Yoksa değişiyor mu? Aydınlatın beni.

33 denince aklınıza ne geliyor. 
Benim aklıma bir insanın kendini ispatlaması geliyor.
Hem kişilik hemde maddi imkanlar açısından.
Fazla mı maddi düşündüm.  Daha süslü cümleler mi kurmalıyım bilemedim.
Süslü cümle kurmayı da bilemem ki.

En iyisi doğum tarihimden bahsedeyim.

Kiraz ayının onunda doğmuşum.
İlk kiraz çıkmış on gün sonra ben doğmuşum kiraz gibi pembiş yanaklarla :)

Yok aslında öyle değil,  kocakarı aylarında biri olur kiraz ayı bizim aylarla arada 10 ya da 13 gün var. O yüzden ben doğum günümü net olarak bilmiyorum. Bazen 20 diyorum, bazen 23 hatta 21.
Özetle ruh halime göre tarihte değişiyor. Doğal olarakta kutlama olunca şaşırıyor insan.

İlk kutlama pazartesi günüydü.  Benim doğum günüm kesinlikle unutulur bu doğum gününü herkes hatırlasın istiyorum dedim.
Kendim unuttum ama karşı taraf unutmamış.
Kutlama muhabbetinden hoşlanmadığı halde.

Sonra memleketten kuzen kutladı.
İşten ayrılan arkadaşım da mesaj attmış, sonra  hediye ile geldi.  kaktüs almış profil fotomda görmüş severim diye almış.
Çok sevindim ama tepkim nasıl olmalı bilemedim.

Madem hatırlanmak istiyorum neden ruh halimi ona göre ayarlamıyorum ki.

Bir süre önce ablamlara teleskop istiyorum demiştim. Kalkıp bana teleskop alınsın beklemiyorum ama şakaçıktan bir anahtarlık alın di mi!

Su yeşili ayakkabılarım var. Bunlara uyan kiyafet istiyorum dedim. Ablamlara kalmadan kendim aldım.  Ablamlarada sakın pasta almayın yemeyeceğim dedim ama almışlar.
Yiyesim yok.  Yine de yedim.
Neden böyleyim ki.

Bir koşu çocukluğuma ineyim.
Çocukluk çok uzak en iyisi 2013 ve 2014 gideyim.
Gittim geldim, fark ettim ki ben bile kendimi ciddiye almazken başkası neden alsın ki.
Neyse efendim ben sizi sıkmayayım.
Rabbim 33 e giren tüm kadınların karşısına güzel insanlar çıkarsın. Hayatları masal kadar güzel geçsin :)

16 Haziran 2018 Cumartesi

Sinema - Takıntılar

Uzun zamandır film izlemiyordum. Bu film karşıma nasıl çıktı hatırlamıyorum.  Konusuna baktığım gibi beğeneceğimi düşündüm ve başladım. 

Film bir grup takıntılı insanın doktorlarını beklerken geçirdikleri zamanı anlatıyor.  Birbirlerinden farklı takıntılar sahip 6 kişiyi konu alan film İspanyol yapımı.  İspanyol filmlerini pek bilmem. Bundan sonraki süreçte yönetmenine dikkat edeceğim kesin.

Vicente Villanueva! Umarım unutmam.

Türk insanı olarak psikoloğa gitme alışkanlığımız yok, haliylide OKB teşhisi koyulan ahbabımızda yok. Bu demek değil ki çevremizdeki kişilerde opsesif kompulsif bozukluğu yok. 

Merdiven çıkarken basamak sayan,
 alışverişte reyon düzelten,
 tekrar tekrar temizlik  yapan ve daha niceleri. 

Özetle film etkileyiciydi. İzlemenizi tavsiye ederim.
Keyifli seyirler.

13 Haziran 2018 Çarşamba

Puhu tv -Şahsiyet

Dizinin fragmanını görünce ne karanlık dizi demiş izlememiştim.
Beğenmemende bir sonuca bağlanmadan yayından kaldırılan kara yazı diziside etkili olmuştur.  İkiside eski demeyin, ben dizileri bittikten sonra izliyorum. Kaç bölüm olduğunu bilmeliyim. Uzun uzun sezonlar sürmemeli. Bittimi bitmedimi düşünmemeliyim.
 Sonu belli olan diziler tam benlik. Bu niyetle başladım şahsiyete. 
Şahsiyeti hatırla diye notlar bırakan seri katil.  Türkiye de bir ilk.
Kişilerin duragan halleri, renk uyumları, çekimler ve konusu gayet etkileyici bir dizi. 


Sevinerek söylemeliyim ki son iki bölüme kadar hikayede tahminde bulunmadım.  Demek ki benden katil olmaz :)


Haluk Bilginer'in oyunculuğunu hep beğenmişimdir.


Cansu Dere yi hep durağan bulmuşumdur rol cuk oturmuş. 

Diğerleri, 
?
....
Ben uzun uzun anlatmayayım. En iyisi izleyin. 
 Sonunda da benim kadar kızın.  Yaşlı neneler gibi kızım o kapıdan geçmeyin diyin. İşin kötü tarafı o bir film deyip kurtalamıyoruz. Biliyoruz ki güzel gözlü,  sırma saçlı pek çok rehyan'a yazık edilmekte. 
:(

25 Mayıs 2018 Cuma

Havadan Sudan # bilemedim kaç

Günler inanılmaz hızlı geçiyor.  Halbuki gün bitmeyecekmiş gibi geliyor. 
Bu akşam bloğ yazı yazacağım diyorum, unutuyorum. Bir bakmışım günler geçmiş gitmiş.

Ne yazsam bilemedim. Karışık bir giriş yapayım.  Daha önce giripde geçemediği sınavdan tekrar kaldım.  Daha doğrusu geçememe ihtimalim yüksek.  Bir öncekinden farklı olarak bu sefer çalışamadım. Zihnim tek satır bir şey okumayı kabul etmiyor. 
Elimdede kasvetli bir kitap okumaya çalışıyorum.


Zorum ne ki rahat okunur bir şey seç di mi, yok illla kasvetli olacak. 
Ruh halimden mi bilinmez okuduklarımdan da menmun kalmadım.
Stefan Zweig 'in yakıcı sır'ı mesela. Yazarın  okuduklarım içinde en az beğendiğim oldu.


Adı dilimin ucunda mesela. Giriş güzel gitti devamını sevemedim.


Danabaş köyünün öyküsünü bitirmedim, bitirmeyeceğim. Bu da can nihayetinde.

Fırsat buldukca müzik dinliyorum. Bir süre sonra o da gürültü gibi geliyor.
Bu na rağmen dinlerken huzur bulduğum bir iki parça var.






Dünyadan sesleri daha öncede paylaşmıştım. Tavsiye edilir, bir göz atınız. 

Ramazan geldi, geldi de bir şey anlamadım.  İş güç telaşı içinden yemek yemeyi çıkarmak dışında bir değişiklik olmadı benim için. 
Ne iftara gittik ne de birilerini ağırladık.
Aslında Süleymaniye iftarı yaptıkda sıradan geçti. 


Özetle bu aralar pek keyifsizim. Hayrolsun bakalım



20 Mayıs 2018 Pazar

Yetişkin Masalları

Evvel zaman içinde kalbur saman içinde; pireler berber,  develer tellah iken, ben annemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken bir karı koca varmış.  Bu karı kocanın bir kızı olmuş.  Bir kızı mı! Yooo gökten düşen  elmalar misali üç kız, nur topu gibi.

Bu üç kız masal kahramanlarını bekle ye dursunlar. Beklenenler beklettiklerinden habersiz. Beklemişler beklemişler.

Günler bekleyerek geçmez, geçim sıkıntısı denen şeyde hiç durmadan kaynayan kazan değil ki başında dur bekle.

Mecbur şekerden yapılma evlerden taştan yapılan zindanlara geçmiş tüm masal perileri.
Masal perisi taştan zidanlara taşınırda kazan kaynatan cadılar mağaralarında durur mu?
Onlarda gelmişler işyeri denilen taştan zindanlara. Bu sefer kazalarına fitne tohumu atmışlar. 
Makam demişler,  kariyer demişler,  marka demişler.  Demişlerde demişler. 
İksir o kadar kuvvetli olmuş ki en büyüğünden en küçüğüne kadar herkes bu illetlere tutulmuş.  
Dostluk, muhabbet arka planda kalmış.  En salih düşünceli olan bile en yakınını geçmek için çabalamışta çabalamış. 
Biliyormuş ki çabalamasa  ayaklar altında un ufak olacak. 
Kimse onun içinde sönmek üzere olan dostluk ateşini görmeyecek.  
 O yüzden kalk ve koş peri kızı. Dün kaldığın yerde bekleme, bekleme ki arkandan gelenlerin ayakları altında ezilme!

19 Nisan 2018 Perşembe

Nefes alıyorum

10.4.2018
"Bim bam bom catlasın düşmanlar benimde  artık biten kitabım var"
Yanlış anlaşılmasın kitap falan yazmadım.  Abartısız iki aydir elimde olan kitabı bitirdim.
Nasıl mutluyum anlatamam. Hayatta olduğumun işareti resmen. 

Yazmadım ama ruhen beni yoran bir işim var. Tamam bedenen de yoruluyorum da ruh yorgunluğu farklı bir şey. 
Oturunca, uyanınca,  uyuyunca yada uyanınca geçmiyor.  
İnsanın eli bir şeyede  varmıyor. 


...

  " burnunun yaptırılmış hali bu mu?"   dediği yetmiyormuş gibi bunu ulu orta paylaşıyor. 
 Sonra hayat enerjine ne oldu?

Neye tutunsam ki.
Kitaplara tutunsam olur mu? 
Kitaplara tutunmuş halimde iki ayda bir kitap!
 Halbuki sıkıcı bir kitap değil.  
Daha önce okuduğum kitaplara göre de akıcı.


Çözülmesi gereken bir sır yok. Düz bir anlatım. Yeni başlangıçları konu edinen birbirinden ilginç karakterlere sahip bir kitap.

Paul Auster okurumda kitap /yazar not almam mı?

Yazar olarak Henry David Thoreau ve Edgar Allan Poe yi not almışım.  Poe nin tüm hikayeler kitabını almayı düşünüyorum ama yıllar yıllar sonra :)
Zane Grey 'den Mor Çalılığın Atlıları' nı not almışım ama çevirisi yok.
Kızıl damga 'da şuan için ilgi alanıma girmiyor.
O yüzden tek yazar Poe.

 Kitap güzeldi,  okuyunuz.

...

Bu koşuşturmaca içinde bir iki sinemaya gittim. Aile arasında ya da
Ailecek Şarkınız' a da kahkahalarla güldüm, hiç kimse gülmezken.
Hatta çok gülmemize de güldük.

...

İki satır yazıp işi düşünüyorum.  Sevilmeden yapılan iş böyle oluyor galiba. Rabbim kolaylıklar ihsan eyle. Olmadı sabır ver.


19.4.2018

İnsan evladı çok çabuk alışan bir varlık.  Çalışma şartlarında bir değişiklik yok ama alıştım. Yok bu dedim. Tövbe bismillah çarpılırım. Dahada katlanılamaz oluyor da kabul ediyoruz bazı şeyleri. 
Misal bir aydır nefes alamıyorum doktor olan patronumda halimi görüyor ki 7/ 24 bir aradayız. Git doktoruna görün demiyor. Kontrol zamanım geldi de geçiyor.  Tek dediği damla kullan. Diş için izin almışken kulak burun bogaza mi gitsem dedim. Devlettte yer bulamazsın dedi. 
Diş izni bile zorla verildi. Ameliyattan çıktım işe gittim. 
Diş eti cekilmesinden dolayı  damağımdan parça alınıp etleri çekilen yerlere dikildi. Henüz dikişler alınmadı, bugün pansuman vardı,  herhangi bir sorun yok dendi. Bakalım haftaya kadar neler olacak.

...

Bunca olumsuz durum içinde güzel şeylerde oluyor tabi. Kuzenim nişanlandı. Fuful safinaz artık hangisini kabul ediyorsan Rabbim utandırmasın, hayırlı kapılar açsın, ömür boyu mutlu ol inşallah. 

...

 A101 den kitap aldınız mı?
Çeviriler nasıl olur demeden alıyorum. 


Daha önce aldığım halde okumadığım iki kitap olmasına rağmen yeni kitaplarda aldım. 

Moby Dick bir süredir aklımda idi bulmuşken hemen aldım. 
Sürekli sürekli karşıma çıkıyordu,  umarım beğenirim. Gözüme gözüme sokan kaynakları düşününce ilginc bir tarzın beni beklediğini düşünüyorum. 

Bu kaynaklar Poe'yi de gözüme gözüme sokuyor. Biri bana hediye mi alsa :)