26 Mayıs 2019 Pazar

Çöl Masalları - Tayfun Pirselimoğlu

Kitabı 2018  Beyoğlu Sahaf fetivalinden almıştım . Üç arkadaş gittiğim için sahafı çok gezememiş elimi attığım iki kitabı alıp çıkmıştım. Neyse ki çok bekletmeden ( okuyucu burada gülmesin daha eski sahaflardan alıp okumadığım kitaplar var ) iki kitabı da okudum.



İlkinin hikayesi de güzel. Aldığım gün başlamıştım. Sonra aynı grupla tatile gittik. Yolda okudum. Baktım olmuyor bir gün kendimi eve kapatıp okudum. İncecik kitap hemen bitti. Bu kitap hemen bitmedi. Hele 50 sayfa süren ön sözü , aman Allahım bayılıyorum. Ön söz yazamam diye cümle kurup 50 sayfa yazmak nedir!



Kitabı ilk ablam okudu. ''Bu ne bicim kitap'' dedi. Sonra ben aldım elime ön sözü görünce bıraktım. 

Almışım okunacak bir şekilde.  

Annemim ilk hastane yatışında aldım yanına bir şekilde önsözü bitirebildim. Araya zaman girdi. Hastane çantası hazır kit gibi kenarda duruyor. Kitabı da unutmuşum ikinci gittiğimde iki gün kalınca 150 sayfa okumuş oldum. Devamını da evde parça parça okundu ama nasıl okundu.
Nasıl eziyet bit kitap.


Hem saçma, hem merak uyandırıcı.
Hem geçmiş dönem gibi hikaye anlatılıyor hem arada modern dönem icatları var.

''Size efendimden bahsedeceğim'' cümlesini kuran bir kişi  TV karşısında gün geçirir mi?

Hem gizemli insanlarla gizemli bir çölde yolculuk yapıp hemde araba kullanılabiliyor mu?

 Neden deve değil, at değil ya da uçan halı değil!

1001 gece masalları absürtlüğünde modern dönem hikayeleri. 

Hikayeler farklı farklı ama bir biri ile bağlantılı gibi.

Bir baltaya sap olmamış erkek profilinin kendini bulmaya çalışma çabaları, hüsranla biten gönül ilişkileri.  Her hikayede olmazsa olmaz topal biri.
Kitap sonunda hikayeler bir şekilde birbiri ile bağlanır dedim olmadı.  Kendince hikayeler birbiri ile bağlandı aslında.  Tek sorun hangi hikaye kime aitti ben karıştırdım.  Tek kusur bende yani, yoksa yazarın aralara sıkıştırıldığı karakterlerin zaman kavramı olmamasıyla alakası yok!

Özetle kitabı sevip sevmediğimden emin değilim. 


20 Mayıs 2019 Pazartesi

Kitap fuarı ve daha fazlası


Anlatacak çok şey olsa da uzun bir ardan sonra söze nasıl başlanır ki.
Başlangıç  mutsuz iş hayatımdan mı, ülkenin gidişatından olmalı?
Hiç biri olmadan başlasam söz bir şekilde oralara gelmez mi?
Özetle yorgunum, hem ruhen hem bedenen.

Beni mutlu eden kitap okumadan başlayayım.

Yeni yıla girerken her şeyi değilse de en azından okuduğun kitapları yazarım diye ummuştum. 
Güzelde okuyordum ta ki göz nezlesi olana kadar. 
Bulaşıcı olduğunu yıllar önce abimin eşinde görmüştüm ama bu kadar açı vereceğini düşünmemişti. Resmen kalbim gözümün orada atıyormuş. Tüm hayat dengem değişti.  
Bugün iyiyim çok şükür derken akşama ateş ve göz batması başlıyor. 
Resmen kitap okumayı, film izlemeyi özlemişim. 
Zaten sokaklar kalabalık temel ihtiyaçlar için bile sokağa çıkasım yok en azından evde kaliteli vakit geçirelim dimi?
Ama olmuyor. 
Hastalığın seyri 10 günmüş. Bana sorsanız 10 yıl diyebilirim. O kadar canım kıymetli yani :)
Hastalık üç hafta sürdü, sonra annem ameliyat oldu. Sonra ramazan derken sürekli bir bahanem oldu.

Bahane bulmayacağım kitap okuyacağım, belgesel izleyip etamin işleyeceğim dedim.

İlk adım: Evdeki kitapları kasvetli bulduğum için  sahaftan kitap almak.

Fuarda yorulunca sahafa gidemedim. Fuarda da çok gezemedim. Sürekli kitaplarını okuduğum belli başlı yayın evlerinde de aradığım kitapları bulamadım. Gün ortası gittiğimden mi bilinmez katılım da çok azdı.


Aklımda geçenler olmayınca ilerde aklıma düşebilecek bir iki kitapla eve geldim. 
Her birinin bir hikayesi var ama başka zamana. 

Kendime okuma listesi yapacağım.
 ( daha önce yapmıştım öncelikleri değiştireceğim )
a. Çöl Masalları ( nihayet yarıladım) 
     b. Kaf Dağının Ardı ( son hikaye kaldı )
                                     c. Tek Kelimelik Sözlük ( iki yıldır parça parça okuyorum ) 

İkinci Adım : İzlenecek belgeseller ve filmler  listesi çıkarmak. 
Son zamanlarda netflix filmleri izledim / izliyorum. 

(Aklımda bunla ilgili paylaşım yapmak vardı)

Biraz İran sineması izlemek istiyorum. Eski telefonuma listeler yapmıştım. Ekran gidince liste de gitti. önerilerinize açığım. 

Üçüncü Adım: Alıp kenara attığım etaminlerimi değerlendireceğim. 
En son anneme ( aslında çeyiz için ) havlu işledim. 


Minik minik şirin bir şey annem beğenmedi. Sade olmuş, bende sağına soluna bir şey ( ama ne ?) işleyeceğim. 

Dördüncü Adım: ?

Bir şey bulamadım. Galiba küçük şeylerle mutlu olabiliyorum .

:)

Esenkalın.


21 Şubat 2019 Perşembe

Haleti Ruhiye



Bir Karadenizli olarak tez canlı olduğumu söylememe gerek var mı?
 Her şey o anda olmalı.  Olmayacaksa bilmeliyim ona göre yoluma devam etmeliyim. 
Ben böyle yetiştim.
 Alelacele yenen yemekler, tarlaya ahıra gidilecek diye üstünkörü üst  baş düzeltmeler. Ev düzenine önem vermeden sadece temiz olup olmadığına önem vermeler. Yemek pişmiş yeniyor mu yenmiyor mu, daha güzeli olabilir mi düşünmemeler. 

Çok kızardım yurdum insanına yeni bir şey için caba saf etmiyorlar diye. 
Halbuki değişmeye vakitleri yokmuş. Olsa da nasıl değişeceklerini bilmiyorlarmış. 

Şimdi kendime bakıyorum. Hadi değiş diyorum. Nasıl bir insana dönüşmen gerektiği yada olmaman gereken insan profili önünde. Hadi değiş!
Yok olmuyor, felsefemde yok. 
Her şey acele olmalı. Sabretsem çok güzel eserler ortaya koyarım muhakkak ama uzun vadede kim sabredecek. 

Hayranım her işi sanat işler gibi işleyerek ince ince sakin yapan insanlara. 

Yemek mi hazırlanacak. Beş dk da 3 -4 çeşit olacak illaki. Niye 3 -4 çeşit yani. Sakin sakin tek çeşit hazırla muhabbetle ye.  Muhabbet olduktan sonra bir kuru lokma ile de doyar insan. 


Bu yaşta teyze çay ikram ediyorsa edecek lafı vardır. Paylaşmalı yılların birikimini. Süs püs yok, muhabbet var. Ben olsam süslü çay tabağı, şekerlik kullanırım. Onları hazırlarken de muhabbet uçar gider. 
Bu teyzenin karşısında ruhu doyar insanın. 
Göz mideden önce doyar diyorlar. İlave ediyorum ruh ikisinden de önce doyar. 


Yün eğirmek zor iştir, sabır ister, maharet ister. Biz sabredemeyiz hemen tuhafiyeden üzerine organik yazanı alıveririz. Yazılanın doğruluğuna değinmeden o  ipi eğirmek yerine daha faydalı ne yaparım diye düşünüyorum. Madem uğraşmıyorum vaktim bana kaldı, faydalı bir şey yapmalıyım. 
Hoş yün eğirsem patik dokuyacak değilim ya. 


Rahmetli babannem dokurdu. 5 şiş ile çoraplar, patikler. Babaannem daimi kalacakmış gibi onca torundan birimiz öğrenmedik.
 Biz patik dokumayı bilmiyoruz, torunlarımız patik nedir bilmeyecek, yünün kaynağını bilmediği gibi. 
Yorganlar diktirilirdi. Saten yüzlü desen desen. Üstüne nevresim geçirilecek denmez güzel güzel işlenirdi. Neden çünkü kişinin hayta verdiği önemi gösterir. 
Herşey  basitleşti. Düşünüyorum da en son neyi ne zaman özenerek yapmışım?
Hiç bir şeyi.
Bir silkelensem tozlar arasından  bir şey çıkar mı?
Bu arada resimler pinterestten dememe gerek yok di mi?

1 Şubat 2019 Cuma

Ocak 19

Sevgili günlük,

Var olmayan takvim yaprakları hızlı bir şekilde uçuşurken bir yaprağa notlar alayım istedim. Not alayım ki yıllar sonra hatırlanacak bir anım bulunsun.
...
Kaç kere yazdım sildim bilmiyorum. 
Nereden başlasam  yada yıllar sonra neyi hatırlamak benim için önemli, emin olamıyorum.
Bildiğim bir şey varsa içinde bulunduğumuz bir şeyden memnun kalmama durumu ruhumu fazlasıyla yoruyor. Ortam değişikliği yapmak istiyorum. Ortam değişikliği iyi gelir mi ki?Yorgun insan profili her yerde aynı. Ne değişecek !

Bazı şeyleri görmemek için kendimi kitaplara verdim. 

En hızlısından kitap okumaya giriştim. Sanki dersiniz ki görev verilmiş. O vakit o kitap okunmazsa otuz saniye içinde kitap kendini infilak edecek. Tüm kelimeler, noktalar, virgüller etrafa saçılacak.

Eve gidilecek dinlenecek ve kitap okumaya başlanacak.

Bu hevesle yıllardır okunmayı bekleyen kitaplarımı bitirebilirim galiba 😊




Gölgesizler - Hasan Ali Toptaş 

Yazarı bir kenara not alalı uzun zaman oluyor. O kadar çok övüldü ki hayal kırıklığına uğramaktan korkup erteledim. Nasip bu güne imiş. 
Tek bir şey söyleyeceğim. Benim gibi yapmayın ertelemeyin bir an önce yazarla tanışın.

Babil Prensesi - Selami İzzet Sedes - Kum Saati Yayınları

Beyazıt Sahaftan almıştım. Tarz olarak geçmişle günümüz arasında gidip geldiğini düşünerek almıştım ama değilmiş. Müsait olduğum bir ara aynı sahafa gidip takas yapmak istiyorum. Tabi yapılıyorsa. 

And Dağlarında Terör - M . Vargas Llosa - Can Yayınları

Geçen sene D&R ' nin 7 liralık kitap kampanyasından almıştım okumak bu güne nasipmiş.
Yazarın okuduğum ikinci kitabı. Pek tarzım olduğunu söyleyemeyeceğim. İlk kitaba göre biraz daha derli toplu olsa da sevdim diyemem. 
:)

Hırsızlar Sokağı - Mathıas Enard - Can Yayınları

Bu kitapta D&R'nin 7 liralık kitaplarından. Alırken kitap yada yazar hakkında bir fikrim yoktu. Muhtemelen Necip Mahfuz tarzıdır dedim. Eh biraz anımsatıyor. 
Oldukça akıcı bir kitap. 
Kitap bitince ben bu kitaptan ne öğrendim sorusunu kendinize sormayacaksanız okuyun, aksi takdirde bir değer katmıyor insana. 
Kitap ergenlik hevesi yüzünden evden kovulan  birini hayatını anlatıyor. Evden kovulduktan sonra hayatta kalma mücadelesini, kendini geliştirme çabasını kitaplar eşliğinde görüyoruz. Yazar kendini ibni Batutaya benzetiyor. Pek çok örnekler veriyor.  Seyahatnameyi okumuş biri olarak örnekleri zerre hatırlamadım. 

Benim Hüzünlü Orosbularım - Gabriel  Garsial Marqouz - Can Yayınları 

Yazarın daha önce yüzyıllık yalnızlığını okumuş beğenmiştim. Bu kitabın hikayesini saçma olsa da  akıcı ve çılgınca buldum. Farklı bir tutku.

Göçüp Gidenler Koleksiyoncusu - Şermin Yaşar



Kuzenlerim Şermin hanımın hayranı,  sürekli takip eder dururlar. Bende kuzenler vasıtasıyla tanıdım kendini.  Doğallığına hayran olsam da ne kitabını okumuş ne de bir etkinliğine katılmıştım. Kuzenden akıcı bir kitap istedik getirdikleri içinden ilk bunu okudum. Oldukca akıcı ilginç hikayeler.  

Kayıp Gergedanlar - Cem Kalender - Alakarga roman


Yazarı bilmem etmem. Yayınevini yeni tanımış tarzını beğenmiştim. Yeğenime kitap bakarken kendime de bir iki kitap aldım. 
Yazarın iki kitabı vardı.  Klan ödüllü olduğu için sıkıcı olacağını düşündüm. 

Okurken inanılmaz gerildim. Maraş da anneleri ardından intihar eden kardeşleri düşündüm ruhum sıkıldı ara verdim ...
Özetle kitabı hem merak edip hemde rahatsız hissederek okudum.  
Kitabın Kafkaesk tarz olduğunu okudum, zor bir şeyler bekliyordum ama bu kadar değil. 

Değişik bir tarz, hadi sizlerde okuyun. Okuyun ki beraber yorum yapabilelim.
O kadar kuyu muhabbeti geçti. Suna Hanım'ın çocukluğu ile bağlantısını bekledim, Sümer Bey le ilgili bir gelişme bekledim. Gergedanları, çobanı, sazlıktaki çocukların mantıklı açıklamasını bekledim. 
Bir son bekledim de bekledim. 
Hepsini tek tek tartışmak istiyorum. Okuyanlar burada mı?



Ocak ayı okumalarım bu kadar.

Bunlar haricinde 2 konser ve bir matinaya gittim.
Matinadan paylaşım yapmayacağım. 
Kısaca konserlere değineceğim. 

İlki Şerefiye Sarnıcında oldukça ilginç ve güzel bir konserdi. Az kişilerle  harikan bir ortamda yeni bir tarzla tanıştım. 
Mehtap Demir ismini duymadım etmedim. Naif bir ses ve duruş imkanınız varsa canlı dinleyin.



İmkanınız varsa Sarnıç Konserlerine katılınız. 

İkinci konser oldukca kalabalık bir ortamda oldu.

Resul Dindar

Kendisini severek dinlerdim.  İlk defa canlı dinleme imkanım oldu, bir heyecan duymadım.  Belki bunda ortamda etkili olmuştur.

Ocak ayı bir şekilde geçti. Rabbim güzel günler göstersin. 

31 Aralık 2018 Pazartesi

2018'e Veda Ederken

2018!
Nasıl bir yılsın düşününce aklıma sadece yorgunluklar geliyor. Hiç mi güzel bir şey olmadı?

Tatil yaptık mı mesela.

Kurbanda köye gittik. Yorucu ama eğlenceli bir yolculuk yaptık.   Az biraz gezdik. Yeniden Rafting yaptık.  Gün batısınında yüzdük.
Yeni yeni minik şelaleler keşfetti. Sislerde kaybolduk.

Kuzenimin düğünü için orduya gittik. 

Sahi fufulu evlendirdik, bahsettim mi?


Baba tarafından 14 kuzeniz. 8 kız 6 erkek.  Genel olarak birlikte büyüdük. 
 Hayat meşgalesi yollarımızı ayırsa da gönüller hep bir.

Efendim bu kuzenlerden sadece 3 erkek evli idi.
 Kızların bekarlığı milletin dilinde demeye gerek var mı? :)

 Olur da biri evlenirse kırk gün kırk gece eğlence yapacaktık.
Oldu mu? Hayır. 
İşten çıkıp eve gelmek  bile o kadar zor geliyordu ki fufulun düğün hazırlıklarına zerre yardımcı olamadık.

En yakınının elinden tutamak mı, daha dün çocukken bir anda büyümek mi zor geldi bilinmez içim bir tuhaf.

Yaşlanıyorum ve yalnız kalmak fikri çok korkutucu.

...

Efendim düğün aşamasında hiç olmamam gelinin yararına olmuş olabilir.  Bir kere gelinlik bakmaya gittim, küçük detaylarla kızın burnundan getirdim.
 Neymiş ayrıntılara dikkat etmemek gerekmiş.

Nikah öncesi kibrithane de çekim vardı orada günü başlattık. Düğünü Ordu da fındık bahçesinde bitirdik.


...

2018 de yeni işe başlamıştım artık eski oldum. O kadar eskidim ki iş değiştirmeyi düşünüyorum.
Ruhen çökmeme sebep oldu.
Kaliteli insanlarla muhatta olmak istiyorum.
Ne üç kuruşun hesabını yapsın ne de marka çantasını, eşarbını  gözümüze soksun.
Herşeyin gösterişini yapan içi boş insancıklar 2019 da benden uzak olun e mi.
Allahım hayırlı insanlarla karşılaştır.

...

2018 de az gezdim, az okudum bolca uyudum.
O kadar az okudum ki yazsam mı pek bilemedim.
11 kitap. Bir o kadar da başlayıp yarım kalanlar var.

11 kitap kolay özetlenir.

Geçen sene kitaplara giriş yapıp bırakmışım,  başka başka hedefler koymuşum. Uydum mu?
  Hayır tabiki.


13 kitabın 6 tanesi bitmiş, diğerleri 2019 'a artık.

2018 okumaları

Samiha Ayverdi -Dost

Paul Auster - Newyork Üçlemesi ve Brooklin Çılgınlığı



Yazarın tarzı herkese güzel gelmesede ben sevdim.

Faik Baysal - Dranada Son gün


William Beckford -Wathek


Kazuo Ishiguro -  Öksüzlüğümüz


Ali Smith - Kadın erkekle buluşur


Erkan aslan - Avcısını Taşıyan Ceylan


Stefan Zweig -Yakıcı Sır


Pascal Quignard -Adı Dilimin Ucunda

Kimberley Freeman -Kır Çiçeği Tepesi


2019 için  hedef koymayaçağım. Önceki yıllarda niyetlenipte yapmadıklarımı yapacağım.
İnsanlar daha az önemseyeçeğim.
Beni yoran insanlarla daha az görüşeceğim.
Hedefim bu olsun.

...

Bu aralar teraryuma merak sardım ama detaya girmeyeceğim.
Spora başladım,  en musait zamanda da diyetisyene gitmem gerek.

...

Herkesle bir giyinmemek için terziye kıyafet diktirmeye başladım.

...

Sırf kafa dinlemek için konser, sinema ve  tiyatroyaya bir süre gitmemeye karar verdim.

Aslında kaliteli insanlarla muhattap olmama meselesi.

...

Sağlıklı sıhhatlı huzurlu yaşayın.  Allaha emanet olun.



21 Kasım 2018 Çarşamba

Şerefiye Sarnıcı - Atlar, Hatlar ve Süleymanname



Şerefiye sarnıcı açılalı ne kadar oldu bilinmez benim aklıma düşeli 6 -7  ay oluyor. Kaç kere plan yaptım bozdum ben bile unuttum. Tek istediğim bir sergiye denk gelmesi idi. Kimin sergisi olduğu önemli değil bir sergi olsun yeter dedim. Gittim ve beklenmedik ilgi çekici bir sergi ile karşılaştım. Mekanın küçük olduğunu gitmeden öğrendiğim için yadırgamadım. Sergide de çok az parça vardı ama ortam ruhu o kadar güzeldi ki az sayıda parça ile de insan ruhu doyabiliyor.
Sergi?


 Atlar, Hatlar ve Süleymanname !


İlginç bir sergi olmuş. İçimden gecen atların bakır olanını evimin bir köşesine koymak isterdim doğrusu. Süleyman Saim Tekcan ismini maalesef daha önce duymadım. 
Resim seven biri olarak Trabzonlu bir ressam dikkat çekici geliyor. 
Tanıştım mı? Hayır.
Yeni biri ile tanışma modum da olmadığım için kendisine hafif tebessüm ederek selamlamakla yetindim. 
Yıllar önce Trabzonlu  bir ressamla tanışmıştım. Konuşmaktan yorulmuştum. Bu sefer tanışmayacağım dedim. 

Sarnıç benim için yeni olsa da geçmişi çooook eskilere dayanmakta. 

Sarnıç dörtyüzlü yıllarda ll. Thedosius tarafından yaptırılmış.  Begrad ormanı civarından Bozdoğan kemeri üzerinden gelen su sarnıclar aracılığı ile büyük saraya taksim edildiği sanılmaktadır. 

Şerefine Sarnıcı yeterli olmayınca bin bir direk sarnıcı ve onun ardından 6. Yüzyılda yere batan Sarnıcı yapılmıştı. Bin bir direk ile arasında bağlantı olduğu tespit edilen Sarnıcın araştırmaları devam etmektedir.


Sarnıç hakkında detaylı bilgi bulunmamaktadır birlikte mevcut sarnıçlara nazaran daha küçük olduğu kabul görmektedir.  


Bin bir direği görmediğim için yorum yapmayacağım ama yere batan sarnıcına göre küçük olduğunu söyleyebilirim. 
32 adet mermer kolon! 


Nette arama yaparken Pera sarnıcına rastladım.  Haritaya göre taksim meydan ama öyle bir yok. Muhtemelen yanlış isim.

İsim yada yeri yanış olsa da planların eski İstanbul olduğu kesin.


Fotoların tamamını daha önce paylaştığım vakfın sitesinden aldım.  Haritalar ve eski fotolar ilginizi çekiyorsa bir tık yaparsınız. 

10 Ekim 2018 Çarşamba

Beyoğlu Sahaflar

Eskiden, her şeyleri sosyal medyada paylaşmazken hayat ne güzeldi. 
Daha samimi idi, kimse gösteriş yapacağım diye anı geçiştirmez tadını çıkarırdı. 
Sahaflar festivali de eski kitaplara plaklar ulaşmak yerine yeni sosyal alanlar oldu. 

Tepe başında minik bir alanda olurdu  sahaflar festivali.  Gider gezerdik aradaki kafede yer olsa da otursak diye beklerdik. 
Sonra taksim meydana taşındı, popüler oldu işin büyüsü kaçtı. En azından benim için kaçtı. 

Sırf bu yüzden geçen sene gitmedim. Gitmedim de önceki senelerde aldığım kitapları okudum demek isterdim ama onuda yapmadım. Yavaş yavaş başka kitaplar okudum. 


2016 da aldıklarımdan 2 kitaba hiç başlamadım iki kitapta yarım. Gerçi BİZ'i okumayı düşünmüyorum. Kimse de ''ver, okurum'' demedi. Kitaplıkta yer kapladığı ile kaldı. 


2014 de aldıklarımdan da okumadıklarım var. Gökyüzü mavi kaldı' nın ilgimi çeken kısımları okuyup kitabı kuzene verdim. Eğil dağların dili çok çok ağır geldi onu da aynı kuzene verdim. Genel olarak 6 kitabı okumadım. 
Gözüm doysun ya 😂😂😂

Bu sene kitap alma işini abartmayacağım dedim. 
Arada alıpta okumadıklarım var malum az alıp hemen okuyacağım dedim. Bakalım kaç aya biter 😏

İş arkaşlarımla dışarıda   başka bir plan yapacaktık. Festivalin son günlerine denk gelince planı buraya çevirdik. Pazar günü son gün kalabalık olur cumartesi iş çıkışı çıkalım mı dedim kabul ettiler. 
Beni kırmamak için geldiklerinden ilgi alanlarına girmedi. Bende bekletmek istemedim.  Çok gezemedik. Tabi bunda kitap fiyatları da etkili oldu. 
Sıfırı ile ikinci el arasında fiyat farkı yoktu resmen. Hal böyle olunca bende  iki kitap ve tanesi 1 liradan 3 tane para ile bu yılki fuar hevesimi aldım. 


Vicdanımı rahatlatmak içinde birine hemen yolda başladım.
Yalnız aklımda bir iki kitap kaldı. Resmen kitap okumayı özlemişim.


Birde bozuk paralarım için albüm almam gerek ama çok pahalı uygun bir yer biliyor musunuz?

Sahi kağıt para albümümü gördünüz mü?