Ali Ayçil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ali Ayçil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ağustos 2019 Çarşamba

Ali Ayçil - Kovulmuşların Evi

Yazarı yeni  keşfedince arayı açmadan ikinci kitaba başladım. İlk kitap hikayeydi, ikinci kitap deneme. Deneme ama ne deneme.  Anne baba ilişkileri, ölüm ve bir yere ait hissetme.
Her bir denemede  kendimden bir şeyler hissettim. 
az okudum çok düşündüm.


Genel olarak kitabı güzel bulsam da ard arda bir kaç yazısı okunmaz. 


Ali Ural ve Ali Ayçil'i baş ucuma ara ara okunana yazarlar olarak bıraktım :)

Alıntı ;

Bazen gidecek hiçbir yerim olmuyor benim, Bir korkuluk gibi dikilip duruyorum insanların ortasında. Bu bayatlamış gezegende, bu ıssız hükümdarlıkta ne kadar yer adı ve ne kadar sıfat varsa, antik bir uygarlıktan kalma ölü sözcüklere dönüşüyor.

...

Sükûnetini koruyabildiğimiz tek yer mezarlıklar. Artık dinlenmek için oraya gidebiliriz!

...

İşler her zaman olduğu gibi kötüye gidiyordu. Ve işi kötüye giden herkes gibi biz de,bir işimiz varmış,bir iş yapıyormuşuz edasıyla sürekli meşgaleler uydurup duruyorduk kendimize. Ama ne yaparsak yapalim,kötüye giden işler için ürettiğimiz bahaneler yine de koca bir günün içini doldurmaya yetmiyordu. Hep bir görüşmemiz varmis gibi yapıyorduk, hep gelme ihtimali olmayan bir çeki bekliyorduk....

...

Bilmiyor muyum sanki, insan, ilk insandan beri yalnızca bir tekrardan ibarettir.


13 Haziran 2019 Perşembe

Sur Kenti Hikayeleri - Ali Ayçil

Kitabı ilk nerede duydum hatırlamıyorum.  Muhtemelen bir yudum kitap gönderimi ile tanıdım ki aklımda yazarın dili yer etmiş.
 Kitap fuarına gidince aklımda başka kitaplar vardı. Dergah yayınlarından beğendiğim kitaplar şuan ki ruh halime ağır gelince bu kitabı almış oldum.  İyi ki de almışım.  Şuan tamda bu kitaba ihtiyacım vardı.  


Masal tadında etkileyici bir dil. Hangi satırı çizsem hangisini paylaşsam emin olmadım. 
Bir birinden bağımsız ama bir bütün halindeki pek çok hikaye var. Her biri ayrı merak uyandırıcı. 



Alıntılar

''insan yalnızca aklına güvenince, önce bir suyu kirletip, sonra onun berraklığın inandırır kendini. o kirli suya damlattığı ne varsa, hepsini de insanca bir meşrulukla onaylar. bir gün kalbime yeniden çağrıldığımda, bir başına kalmış aklın kirlettiği sulara son bir kez baktım. son bir kez baktım ve dalgaları birbirine çarparak parçalanan on yılımı gördüm orada."

"anladım ki; kalbinden uzak düşenin kalbini üfleyip, onu yeniden içimize konduran bir kuş nefesi vardır."

"cevher kararmadıkça, her hayat için tetikte duran bir mucize vardır."


''Uğurlayan, uğurladığıyla beraber pek çok mesafeye bölünüyordu. ''

'' Bazıları, kimsenin anlayamayacağı bir eziyetin nöbetini tutarlar, bir türlü kapatamazlar dünyayla aralarındaki uçurumu.