26 Şubat 2023 Pazar

Bir pazar günü

 Bir pazarımızı müzelere ayırmaya karar verdik. 

Yola çıkarken aklımızda Medeniyetler Müzesi, Kelime Müzesi ve Erimtan Arkeloji Müzesi vardı. 

Daha önce kaleye çıkarken park sorunu olduğunu gördüğümüz için kaleye pek yaklaşmadan Hisar Kasrı'nın hemen altına araç parkı yaptık. Yürüyüp yorulunca müzenin hemen altındaki sokakta boş bir otopark keşfettik. Arada 5 lirada fark var, daha uzuz olması değil ama yakın olması cazip geldi. Artık öğrendik bir sonrakine yakına park edeceğiz. 

Daha Hisar parkını yürürken yoruldum. O kadar yoruldum ki park duvarına oturdum dinlendim. Otururken ''Dur bi bakalım karşıdaki bine neymiş, sonra müzeye gideriz'' diyerek ilk bahçeye saptık, meğerse aradığımız müzeymiş. 

Anadolu Medeniyetleri Müzesi

Anadolu Medeniyetleri müzesine müze kartı ile giriş yaptık. Müze çok güzeldi, detaylar güzeldi. Broşür yoktu onun yerine müze mağazasından 250  liraya çok güzel tanıtım kitapları var. 

İlerde zengin olursam tam olarak bu tarz, müze mağazasında satılan ürünlerin üretimini yapıp satmak isterim. 

Müzeyi gezerken az biraz dinlendik baktık ki  Türk Pusat Müzesi hemen yanı başında  oraya da gidelim dedik. 

Türk Pusat Müzesi

Müze kapalı hemen yanında kafe var oradan bilet alınacak diye yazı vardı. Gittik sorduk bilet 50  tl, su 10 tl.

100 lira verip bilet alacağımızı sandık ama yok. ''Bilet vermiyor musunuz ? '' dedim ''gerek yok,  geçeceğiz şimdi'' dedi. Bir beyefendi eşliğinde giriş yaptık. Küçük bir müze güzel de anlatılıyor. Memnun bir şekilde çıktık. Hemen çıkışta Kelime Müzesine Girdik ''giriş almıyoruz '' dediler. Şermin Yaşar daha önce paylaşmıştı. Alan küçük sınırlama olacak diye. 

Erimtan Arkeloji Müzesi

Oradan Erimtan Arkeloji Müzesine gittik. Yetişkin 40 lira, öğrenci 25 lira. Bir önceki müzede 50 lira ücret ödeyip küçük bir yere girince ben öğrenciyim dedim. AÖF kaydına dünyanın parasını vermişim bir işe yarasın di mi :) 

Bu müzede de bilet verilmedi. İlk defa yakaya etiket yapıştırıldığını gördüm. 65 tl ye iki bilet aldık, normal alışveriş fişi aldık. 

Ara Güler sergisinin bitmesine iki gün kala harika bir sergiyi de görmüş olduk. Müzeyi de beğendim. 

Kafenin çok güzel bir manzarası vardı. 

Rahmi Koç Müzesi 

Rahmi koç müzesinin biletleri  yetişkin 70 tl, öğrenci 35 tl. Nasıl oldu ise üçüncü müzede ''müze kardeşliğini '' sormuş oldum. 



''Biletiniz  var mı ? '' dediler, 

'' yok ama etiket var. '' 

''olmaz ''

'' o olmazsa fiş var. ''  

'' Etikette,  fişte olmaz, standart müze biletinizi göstermeniz gerek'' dediler. 

İki müzede bize bilet vermedi. Biri fiş bile vermedi. Normalde müzeleri beğendim ama bilet vermemiş olmaları beni üzdü. Madem böyle bir sistem var neden bilet yok. 

Rahmi Koç Müzesine gelene kadar çok yorulmuştuk başka bir gün gelelim diye geri dönecektik. İyiki dönmedik tam eşime hitap eden bir müze. 

Alan büyük, çeşit bol ve güzel sergilenmiş. 














Günü dört müze ile kapattık. Çok yorulduk elimize telefon aldık ki sadece 4900 adım atmışım. Bunca yorgunluğa en az 10 000 adım olmalıydın. Her bir müze ayrı güzeldi. Sadece Pusat Müzesi pahalı geldi. Kelime Müzesine arkadaş  davet etmişti. Ben kuzenimi bekliyorum onunla gideceğim dedim. Baktım ikisi ile de plan yapamıyorum en iyisi ben gideyim dedim ama olmadı. 

Broşür ve harita seven biri olarak eksik buldum müzeleri. Eskiden daha çok broşür olurdu. Kağıt zammından sonra mı broşürler azaldı, İstanbul Ankara farkı mı bilemedim. 

Pandemiden önce matbaa sektöründe çalışıyordum. ''Eskiden herkes takvim, imsakiye bastırırdı. Kağıt çok zamlandı kimse bastırmaz oldu.'' demiştirler. 

Gerçek budur muhtemelen, her şey çok pahalandı. Ben de salonum kadar müzeye 2x50 lira verdim diye üzülüyorum. 

Özet yapmak gerekirse siz siz olun müzeden  biletinizi alın diğer müzede indirim yaptırın. Hiç bir yerde indirim oranını görmedik. Giden olursa bilgi versin. Üzülmeye değecek bir miktar mı?

Esenkalın.

21 Şubat 2023 Salı

Antika pazarı

28.01.2023

Geçmişte bu gün konseptini hep sevmişimdir. 

Geçmiş gün ; Dün

Daha dün bir destan yazı yazdım word dosyasında sonra oradan kesip watsap ile kendime gönderdim. Kendine nasıl gönderdin demeyin. Kendimle baş başa diye bir grubum var. Ablamla grup yapıp sonra ablamı çıkarınca grupta bir tek ben kaldım. Not yazıyorum kendime gelirken patates soğan al gibi.

Neyse ben blogda yayınlarım diye oraya bir destan attım. Sonra watsap güncellemesi yaptım. Tüm yazılar gitmiş. Ne mutlu bana 😊

Neyse efendim ocak ayında az biraz gezmişim sanki. Malum Ankara yabancısıyız en yakın yerleşim yerini keşfe çıktık. Ne nerede satılır, öğrenmeye çalıştık.

Çayyolu Antika pazarına gittim.  Bu pazara ilk gidişim değil, aralık ayında da gitmiştik. O vakitte çok üşüyünce güya tedbirli gittik ama yine üşüdük. 


İlk gittiğimde Yaşar Kemal'den Ortadirek'i almıştım. İkinci gidişte Yedikıta'nın iki sayısını aldım. Dergileri ambalajlı seçmeye çalışmıştım birinin ambalajı acıkmış içinden ek çıkmadı. 

Üç tane Hatıra para aldım. Aldıktan bir hafta sonra 100 yıl hatıra parasını zincir markette bulduk. Satıcı piyasaya yeni sürüldüğünü söylemişti. Yine de 5 lira vererek aldık. 



...

Ankara havası çok değişik aralık sonunda Türk Tarih Müzesine gitmiştir. Göz gözü görmüyor sisten biz acık hava müzesine gitmişiz. Neyse ki o gün Türk Cumhuriyetlerinden gelen bir ekibin gösterisi vardı izlerken ısındık. 

Ankara’ya geleli 7 ay oldu ilk defa Kale ye çıktım. Daha önce Hacı Bayramı Veliye  gitmiştim oradan kale güzel gözüküyordu. Kaleden çevre güzel gözükür diye bir heves çıktım ‘’aa o da ne; ne deniz var, ne yeşillik ‘’😊 Karadenizli biri olarak insanın gözü böyle şeyler arıyor. Bunun için Amasra ve Alanya kalesi tam ideal alan galiba. Gezip gördüğüm pek kale yok olmayınca örnekler iki tane ile sınırlı. 

Kalesi olan şehirleri hep sevmişimdir. Masalsı gelmiştir bana. Daha çok savunma ile alakalı olarak savaş çağrıştırsa da benim için masal 😊 

Ankara Kalesinde araç park etmek sıkıntı olduğu  için az dönüp dolaşıp uzak bir yere Cenâbî Ahmet Paşa Camii yakınına araç park ettik. Bir bahane ile Mimar Sinan’ın Ankara’daki tek eseri olan camiyi ve kümbetini  gördük. 

Az yürüyüp kaleye çıktık ama o az yol bile beni perişan ettin. Çok yoruldum, pek gezemedik.

Taş bebek müzesine gittik. Rus dostluk müzesi yada cafesi adında iki yer vardı. Biri düz ayak birdik çıktık resimlere baktık. Kafemsi bir yerdi. 

İkinci yer müzeydi. 20 lira ücret ile giriş yapılıyor. İçerisinde resim sergisi var. Resimlerden daha ziyade ortam renkleri insanı içine alıyor. Üç konağın birleşimi. Labirent gibi oradan iniyor buradan çıkıyorsun. Bence kalenin en güzel manzarası oraya ait. Panoromik diye geçiyor zaten. 

21.02.2023

Çok hüzünlü bir dönemden geçiyoruz. Bir ay önce hevesle yazdığım yazının devamını getiremiyorum. Acaba ne yazacaktım. 

Hem ülke gündemi karışık, hem de işyerinde tatsız olaylar yaşadım.

Son iki haftam çok zor geçti. Yavaş yavaş toparlıyorum. Merkezi bir yerde oturmuyorum, işyeri de sanayi bölgesinde. Gelenim gidenim, arkadaşım olmayınca eskiye göre daha kırgınım. 

Kendim için adım attım ve spora yazıldım. Umarım ruhuma iyi gelir.


28 Ocak 2023 Cumartesi

Hobiler


Uzun zaman önce başladığım etamin çiftlik panomu bitirdim.  


Orijinali yengemin çeyizinden.


Ben de fotoğraf çekerek yapmaya çalıştım artık olduğu kadarıyla.

Yazın yaptığımız sayılarla boyamayı yeni çerçevelettik. Biraz pahalı geldi bana. Yeni bir yer keşfedene kadar bu çiftlik tablosu kenarda bekleyecek. 

Yazın 3 tane sayılarla boyama seti  almıştım. 


İlki gün batımı olandı. Herhangi bir yere gerili olmayınca yapımı daha kolaydı, sadece boyalar çok kötüydü. Gökyüzünün rengi olan sayı tamamen donmuştu. Bir kaç rengi karıştırarak yaptım. Gayet güzel oldu bence. 


Sahil kasabasının boyaları gayet güzeldi ama numarasız yerler vardı. Bittiği zaman da çok soluk geldi gözüme, onu da değiştirdim. 

Üçüncü tablo gelincik olmalıydı, nedense yarım hali hoşuma gittiği için yarım bıraktım. Şimdilik bu şekilde asılıyor.

Kışa girmeden karlı bir boyama yapmak istedim ama setler indirime girmeyince etaminden kış konsepti yapayım dedim. 

İlçeye keşfe çıkınca bir iki yere etamin sordum. Siyah etamin üzerine beyaz işleme yapmayı düşünüyordum. Siyah etamin bulamayınca bordo aldım. 


 Gri simli ip kullandım. Bakarken güzel dursa da simli ip zormuş. Tiftik tiftik duruyor. 
Yine de  bir kaç model işleyeceğim. Şuan Horozlar işliyorum. Bitince ne yapacağıma karar veririm artık. 

Ocak 2023 itibari ile benlik bu kadar. Esen kalın.


5 Ocak 2023 Perşembe

Yeni yıla girerken


2020 yılında o kadar çok kitap aldım ki 2021 de okuma düzenimi takip edebilmek için excel listesi oluşturmuştum. Aldığım kitapları tarih ile listeledim diğer bir sütunda okuma tarihi ve kısa bir cümle ile yorum yazdım. Okumaya teşvik için çok işe yaradı. 

Galiba 2023 yılı içinde aynısını yapacağım. 

Okumaktan daha ziyade ''neden bu kitap?'' sorununa cevap vermek bile insanı mutlu ediyor. 

Oruç Aruoba hiç okumadım. Başlangıç için uygun bir kitap mı bilemiyorum. 

Faik Baysal'ın tarzını kasvetli bulsam da dilini sevmişimdir. 

Cengiz Aytmatov dan en son Kasandıra Damgası'nı severek okumuştum. Elvada Gülsarı'yı merek ediyorum. İlk başlayacağım kitap olacak galiba. 

bilinçaltının gücünü neden aldım ben de bilmiyorum :)

Gave bilgi sahibi olduğum bir kitap değil. Türk klasikleri okumayı severim. Hiç bir fikrim olmayan kitabı da beğenmeyi umuyorum. 

Evliya Çelebinin seyahatnamesini aynı sahaftan iki cilt halinde daha önce almıştım. Daha bitirmeden başka bir yayınevinden aldım. Artık okurken kıyaslar okurum. 

Hayır deme sanatını uzun zamandır merak ediyordum. İnce bir kitap çabuk biter diye düşünüyorum. 

Sinan Canan pandemi dönemi keşfettiğim kişilerden biridir. Önce Can Sonra Canan videolarını bitirdikten sonra sosyal medya canlı yayınları izleyip notlar alıyordum. Hiç kitabını okumadım umarım beğenirim. 

31 Aralık 2022 Cumartesi

2022 kitapları


2022 de okum düzenim alt üst oldu. Uzun süre evdeydim ama odaklanıp okuma yapamadım. 



Piri Reis Haritasının Şifresi – Metin Soylu – Truva Yayınları 

Haritanın sırrından daha ziyade yazarın haritanın sırrı  için yapmış oldukları desek daha yerinde bir cümle olur.  

Semerkant Amin Maalouf – Yapı Kredi Yayınları 

Yazarın her kitabı ayrı güzel. Bu kitabı da bir tarih kitabı olarak değil de masal kitabı okur gibi okudum çok sevdim. Nedense Ali Ayçil Sur Kenti hikayelerini anımsattı. Ben sevdim. 

Dam Irkı  - Zeynep Burcu Gündoğdu – mitolojik roman 

Bana pek hitap etmeyen bir kitap oldu. 

İtalyanca Aşk Başkadır – Maeve Binchy – Doğan Kitap – roman 

İtalyanca kursuna giden bir grup insanın hayatını anlatan güzel bir kitap. Kitapla ilgili tek saçma şey kitabın sağ üst köşesine macera/aşk yazıyor olması. Daha önce okuduğum kitabında da belirtmiştim. Kitabı basit bestseller gibi gösteriyor bu damgalama.  

Ben Ney'im - Hakan Mengüç  

Kişisel gelişim desem değil, tasavvuf desem değil. Ortaya karışık yazarın kendi için tuttuğu notlar gibi bir kitap. Bu tarz konularda başlangıç kitabı arayanlar için olabilir ama benim gibi menkıbelerle büyümüş, tasavvuf denince ilk akla gelen kaynakları okumuş biri için yüzeysel kalır.  

İzmir Büyücüleri  - Mara Meimaridi  

beklediğimden çok çok farklı bir ktaptı. Ben büyücü kelimesini mecazı anlamda bekliyordum bas baya büyücü çıktı. Muskacı bacı geldiii.

Duman / Surat mosmor - Paul Auster - Tiyatro

Yazarı severek okuduğum dönemlerde kitabı alıp kenara atmışım. Abartısız iki yıl üzerine kitabın üzerindeki ambalajı çıkardım. sadece yazarın adına bakarak alışveriş yapılınca kitap sevilmiyormuş. Tiyatro okumayı sevemedim gitti. 

Bir Dağcının Güncesi - Nasuh Mahruki - YKY

Yazarın dağlarda geçen ilk gençlik günlerini anlatan kitabını yollarda İstanbul'a gidip gelirken okudum

Sultan ll. Kılıç Aslan ve Aksaray – Ahmet Şimsirgir 

Kitap oldukça akıcı bir kitaptı. Kronojik olarak olayları aktardığı için okunması kolay. Düşünce aktarma kısmı biraz geri planda kalmıştı buna rağmen severek okudum. Aynı anda yazarın Kayı kitabını da okudum az ondan az bundan. Kayı serisi bitmedi o ayrı dava.

Nihail Bulgakov – Usta ve Margarita – İlgi kültür yayınları – roman 

Çok uzundu, okurken konular arasında bağ kurmakta zorlandım. Üç farklı kitaptı. Usta ve margarita sadece bir bölümdü neden kitaba bu isim verildi bilemedim. 

Siyah gözyaşı – uyanış _ Aret Vartenyan – Destek yayınları 

Yazarı tanımak için doğru kitap mı bilemedim.  

İnsanlığın geleceği Zümrüd’ün elllerin de derken düşünce olarak  Zümrüt’ün bir kapıyı kapayıp diğer bir kapıyı açmasını bekliyor insan ama öyle değil. Olay zaten yaşanıp gidiyor da kilit noktası Zümrüt kendi dünyasında. Elinde de görünmeyen bir anahtar değil bir flaj bellek var. Nedense havada kalmış bir konu, ifade etmesi de zor zaten.  

Deli Duman – Emrah Serbest 

Yazarın dilini uzun zamandır merak ediyordum. Kitabı alalı uzun zaman oluyor. Okumak bu günlereymiş.  

Kitap okuyamadığım bir dönemde odaklanmama yardımcı oldu.  

Kitap tam adı gibi ergen bir abi ve onun dans etmeye meraklı kardeşi etrafında dönüyor. Boşanmış bir ailede ihmal edildiğini düşünen iki kardeş ve gezi olayları.  

Ülke birbirine girmiş onların derdi dans. ‘’köy yanarken deli taranırmış’’ lafı tam bunlar için 😊 

İlginç bir roman diyorum ama kendi içinde bir felsefesi var, bilim var, mitolojisi var. Var da var güzel değişik bir kitap. 

Ateşböceklerinin mevsimi – Maeve Binchy – Doğan kitap 

Bu kadar akıcı olup uzun sürede biten bir kitap okumadım. Nasıl merak ediyordun komşunun hikayesi gibi geliyor ama bitmiyor. Bunda kitabın kalın olması da etkili tabi. 

Küçük bir kasabada geçiyor hikaye. Bar işleten ailenin karşındaki harabe ev romanın odak noktası. Kendi içinde başlı başına farklı konular içeriyor. 

Sonu hiç beklemediğim bir şekilde bitti.  

Bay Mucize – Debbie Macoınber 

Yazarın okuduğum en ince kitabı, işe gitmesem bir günde oturur bitirirdim. İnsanlara yardım etmeye gelen bir melek etrafında geçiyor hikaye. 

Yardım etmek için geldiği kişiye pek yardım etmedi de neyse kendine söylemeyelim üzülür sonra 😊 

Nereleri gezmişim

 2022 yılı hareketli bir yıl oldu. Radikal bir karara aldım ve evlendim. Şuan için iki farklı iş değiştirmiş oldum. Bolca gezdim. Unutmamak için kronojik sıralamaya göre gitmeye çalışacağım.

Ocak ayında nişan içim memlekete yani Trabzon'a gittik. Kayınpeder hasta olduğu için nişana gelmemişti. nişandan sonra onu görmeye Artvin 'e gittik. Tüm kuzenler gidecektik ablamın migreni tuttu. Evinde toparlanması gerekiyordu o yüzden kuzen K ile gittim, geldim.  


Deniz kenarında Makriali Kilise kalıntısını ziyaret ettik, yol manzaralarına bayılarak geri döndük. 

Nişan dönemi yukarı ki köylere keşfe çıktık. Planlamadan kendimizi Çamlıyurt'ta bulduk

Şehir içinde nişan pastası bakmaya gitmişken Ayasofya ya gittik. 


Köyde gezdik az biraz


İstanbul içinde pek gezemedim. Vardiyalı çalıştığım işten mayıs ayında ayrıldım. Vardiyalı çalışınca bir başkası ile plan yapamıyor insan. 

Çok güzel bir kar gördük İstanbul da. Bir kar klasiği olarak İstanbul ormanlarına gittik. 

Bu sefer Mağlova su kemerine gittik. Çok güzeldi. Su seviyesi çok yüksek olduğu için kemer girişi su altında kalmıştı. 

Bu çalılardan toplamayın çok toz döküyor.

Kına yeri Balat'ta olduğu için sık sık Balat'a gittik.

 Balat'a gitmek müze turu atmak gibi bir şey her köşeden farklı bir ayrıntı çıkıyor. En sevdiğim de antikacılar, yolunuz düşerse Ceres Antika&müzayede evine gidin.  



İstanbul içerisinde Yoroz Kalesi, Cam ve Billur Müzesine gittim. 

Mayıs ayında Trabzon'a gittik. Uzun zamandır baharda köye gitmeyi istiyordum. Mini mavi çiçekleri ( unutma beni) Komar ağaçlarını çok özlemişim. Sakin bir hafta geçirdik. Kuzenin isteme merasimi, salonda nişanını yaptık. Minik yeğenin 2 yaş gününü teyzeler olarak kutladık. Tüm gün sakin bir şekilde acele etmeden geçirmek güzel bir duygu. 

Mayıs ayında İstanbul, Trabzon, Artvin, Ankara, Antalya ( Alanya, Düğmeli evler, Side)  gezmişim.

Haziran ayında yıllar önce yaşanan bir iş kazası için mahkeme vardı. İstanbul'a gittim geldim. Dolandırıcı, çevresini tehdit eden insanlarla aynı yerde saatlerce sıra bekledim. İki hafta sonra Kuzenin nişanı için tekrar İstanbul'daydım. O arada eski iş arkadaşlarımla buluştum. Zeyrekte takıldık. Manzarayı hep sevmişimdir. 

Kurban bayramında memlekete gittik. Gittiğimizde hava güzeldi sonraki günler hiç yağmur dinmedi. Allahtan gittiğimiz de denize girdik içimizde kalmadı. 

Dönem dönem Ankara civarında gezdik biraz. Beypazarı, Eskişehir/ Sivrihisar, Gordiyon Antik Kenti, Altınköy, Eymir Gölü, Göksu Parkı

Ağustos sonu tekrar memlekete fındık toplamaya gittik. Fındığı Artvin'de topladık. Eylül başında kuzenin kına ve düğünü için Trabzon'a  git gel yaptık. O arada Sürmene de Çamburnu ve Memişağa Konağına gittik. Eski konaklara zarif işçiliğe bir kez daha hayran kaldım. 

Memlekette Fındık toplamaya gittiğimiz için gezme tozma yapamadık. Bir gün Bizimkiler Trabzon'dan geldiler Karagöl'e gittik. Son günler de de denize gittik. Çok güzeldi. Tam Sarp sınır kapısının yanında sakin temiz bir bölgeydi. Biz gittiğimiz de sakindi akşama doğru yerel halk geldi. Artin'e giderken de dönerken de sağanak yağmur vardı. Hatta giderken şimşek yağmuru vardı. 

Memlekete giderken yol üstünde Hattuşa'ya gittik. 

İş mahkemesi için aralık ayında tekrar İstanbul'a gittim. gezip tozmadan geri döndüm. Çok yoruldum. 

O kadar yoruldum ki eylül sonrası ne yaptığımı bile unuttum :)

Şimdilik bu kadar. 

Bol gezmeli, sağlıklı huzurlu bir sene temennisi ile satırlarımı sonlandırıyorum. 



9 Aralık 2022 Cuma

Düğün Dernek

Bu sene düğüne derneğe doyduk. Çok da yorulduk.

İlk benim nişanım ocak ayında memlekette  oldu. Gittik geldik ufak tefek aksiliklerle bitirdik geldik.

Anlatılacak çok şey var ama nasıl nereden başlasam. Aile içinde sade bir şey istiyorum, özellikle şu aileyi istemiyorum dediğim halde tüm köy gelmişti. Çünkü görüşlerime saygı duymayan bir babaya sahibim.  

Düğünü mayıs ayına planladık. Kına ve nikah İstanbul 'da, düğün Artvin de. 

Düğün dernek umurumda değil kendi arkadaşlarımla ufak bir eğlence yaparım dedim ama ufak eğlence anlayışı yok İstanbul da fiyatlar 100 kişi üzerinden hesaplanıyor. 100 kişiye göre mekan tutuldu iki defa toplantı yapıldı ama kına mekanı kendi bildiğini okudu. İlk defa kendi kınamda eğlenceye ara verilip fotoğraf çekimi yapıldığını gördüm. Daha doğrusu mecbur bırakıldım. Böyle bir şey yapılacağından bahsedilmedi. Misafirlere hoş geldin demek  için gittim oturdum kendimi çekimin içinde buldum, durduramadım da. Allahtan arkadaş gitmiş bu böyle olmaz diye müzik açtırdı. 

Bizim düğün mayıs ayı olunca memleketteki kuzende nişanını mayıs ayına ayarladı. Hafta içinden önce kız istemeye gittik, iki gün sonra salonda nişana gittik. Hafta sonu da benim düğünü yaptık. 

İlginç gelenekler gördük, yeni yöresel oyunlar keşfettik. Keşfettik diyorum çünkü öğrenemedik : )

Yıllardır baharda köye gitmeyi istiyordum düğün bahanesiyle gerçekleşti. Gündemde düğün dernek olunca pek gezemedik gerçi. Minik yeğenin 2 yaşını kutladık teyzeler topluluğu olarak. Doğanın içinde acele etmeden, sıkılmadan rahat rahat bir gün geçirdik. Yedik içtik, yürüdük geldik. 

Haziran ayında İstanbul'daki kuzenim nişanlandı. Ev içinde sade ve şık bir nişan oldu. Kendi nişanım içinde aynısını söylemeyi isterdim ama olmadı. Tıklım tıklım bir nişandı. 

Kuzenin nişanına gitmişken başka bir düğüne gittik. 

Bu arada Trabzon'daki amcaoğlu resmi nikahını mayıs ayında yaptı. Biz katılmadık, haberimizde olmadı zaten. 

Öğrenciyken evlenince öğrenim borcu siliniyor diye nikah kıydılar ama öyle bir şey yokmuş. 

İki farklı şehirdeki kuzenlerim aynı ay içinde evlendi. 

Trabzon'daki amcaoğluna eylül başında düğün ve kına yaptık. Arada bir kaç gün vardı. Artvin'den git gel yaptık. Düğün sonrası Ankara ya döndük. Düğün 11 de bitti, eve gelindi yemek ikramı oldu. İkram sonrası dini nikah kıyıldı. Davet gece ikide bitti, perişan olduk. Bir şey istememeye alıştırılan birileri olarak bu tarz şeyler bana bencillik olarak geliyor. Mayıs ayında resmi nikah kıymışsın. Arada bir sürü vakit var onca insanı neden bekletiyorsun. Kendi içinde önden yapsana nikahını. Nişan ayrı, isteme ayrı, vaktimiz bol mu bizim acaba. Neyse ki kına erkendi. Bizimkiler kına sonrası kuzen buluşması yaptı ama ben katılamadım. Artvin'e döndük. 

İstanbul'daki amca kızı eylül sonunda evlendi. Günlere karar verirken de acaba insanlar gelir mi, olur mu diye de sordu. Bir kere evleniyorsun ne soruyorsun. İsteyen gelir istemeyen bahane bulur her şekilde.  

Düğün hazırlıklarının hiç bir şeyine karışmayınca yorulmadık. Çok eğlendik.

Kına gündüz olunca gecesini kuzenlerle doğum günü kutlaması yaparak geçirdik çok eğlendik. 

Düğün bir sonraki gündü. Mekan, ortam çok şıktı ama biz çok üşüdük. Denize sıfır açık alan bizim neyimize :)

Düğünden çıktığımız gibi yola girdik. Ankara ya sabah üçte geldik. Yorucu dört günün ardından kendime gelmem zaman aldı. Ankara'nın sakinliğine alışmışım. İstanbul yoruyor. 

Özetle gecen yıl bu zamanlar bu planlar yoktu. Üç kuzen aynı yıl içinde evlendik. Yılı düğün dernekle kapattık. 

Yeni yılda bizi neler bekler hiç bilinmez.