31 Aralık 2012 Pazartesi

Yelizli günlerden hediyelerim

 Keşge gercek olsa'nın düzenlemiş olduğu hediyeleşme etkinliğinden yelizli günler ile eşleşmiştik. 
Hediyelerim bugün geldi. 
 

Bakalım çorabımdan neler çıkmış.


Bu güzel hediyeler için Yeliz'e ve etkinlik sahibi Damlaya  çok teşekkürler. 

Yeni yılın herkese sağlık sıhhat, hayırlı ömür getirmesini dilerim. Allah'a emanet olun. 


30 Aralık 2012 Pazar

Yazar ayları - Necip Mahfuz

Sevgili Pinuccia'nın devraldığı yazar ayları dahilinde aralıkta Haruki Marukami okumuştuk.




Necip Mahfuz okumayı düşünüyordum. Ocak ayında Necip Mahfuz ayı olduğunu öğrenince okuyayım  etkinliğe katılanlarla birlikte tartışırız dedim. Bu niyetle Midak Sokağına başladım.
Katılmak isterseniz buyrunuz.
Keyifli okumalar.

28 Aralık 2012 Cuma

Hasan keyf


Milattan önce 1500 lerde 4 gün 3 gecelik Doğu Anadolu turuna katılmıştım. 
Blogu açmadan önce taslak hazırlamıştım ama yayınlamadım. Zaten pc çöktü, resimleri kaydettiğim cd virüslü çıktı falan filan...


Elde kalan özel olmayan fotoğraflardan da bir şey çıkmayınca post hazırlamaktan vazgeçmiştim. 



Ama bu güzelliklerden de kimseyi mahrum etmek istemem. Birazcık  paylaşayım dedim.


Güzellik olarak da sadece taş duvarlar kalmış :)





Birde gitmeyenin ne olduğunu anlamayacağı yollar. Üstteki resimde geldiğimiz yol ve eskiden kullanılan yollar mevcut. 






Ben en iyisi resimleri biraz kırparak sizinle paylaşayım.


Ben kırpıp yeni post hazırlayana kadar esenkalın.

Not: Kullandığım pc den yorum yazamıyorum. Uygun pc bulana kadar yorumlar cevapsız kalacaktır. 






25 Aralık 2012 Salı

Dantel modası

Eskiler hep anlatır süpürgenin sapına dahi dantel örülüyormuş diye.  
Köyde şahit olmuştum dantel yatak örtüsü yapan vardı. Hatta yengemin 12 kişilik yemek masasının dantel örtüsü var ( nasıl oldu ise onu beğenmişim). 
Gözlere yazık ya. 
3 kız kardeşiz birimizin mi ilgisi olmaz ya. Annem yinede örmeye devam ediyor. Sanki kızları gidecek. 


Evlensem dantel mi kullanacağım oda var. Annem kitaplık raflarına serer ben kaldırırım. 
Neyse çok uzattım. Annem sağdan soldan örnek toplamış gelmiş bende bakayım pc ye yakışıyor mu dedim.



Olur mu acaba,


Kamyoncuların önüne asılan dantellere benzemiş birde kalp yapsam tadından yenmez :)


Olur da yurt dışına gidersem ( gitme ihtimalim sıfır ama olsun), tablet alıp dantel kılıf geçiririm.
Amaç yörelerimizi türkülerimizi unutmamak. 


Gece gece bir insan ancak bu kadar saçmalayabilir. 
Hadi beni takip etmekten vazgeçin, en mantıklısı bu :)
Esenkalın.



24 Aralık 2012 Pazartesi

Kürk Mantolu Madonna


Tüm blog alemi okurda ben geri durur muyum hiç. 
Hiç yani.

Herkes okuyor diye ben okumayacağım dedim 
(uyuzum ya illa muhalefet olacağım).
Kütüphanede gezinirken  bir bakayım ne anlatır da millet bayılır dedim( geçen sene oluyor bu olay).  Günlüğün başlangıcına kadar geldim. 
Okumaya niyetlensem ne yapardım bilmiyorum. 
Okuduğum kadarı ile beğenmiştim. Blog yorumlarının birinde asıl olayın günlükte başladığını okuyunca okumam gerek dedim ama eyleme dökmem bu zamana nasipmiş.
Bana kalsa biraz daha ertelerdim de kuzen zorunluluk koydu, ondan ocağa kadar gitirdim. 


Kuzenim edebiyat öğretmeni öğrencilere soracakmış. 3 kitap söyledi okuyalım birlikte soru çıkarırız güzel olur diyerekden okudum. 
Hatta okumadan önce vikitap okur testinden soruları (ç)aldım. Ona göre ilave ederim diye. 
Soruların ne olduğunu bile hatırlamıyorum. Ne ilave etsem ki?

Kitap hakkında yorum yazmama gerek var mı? Yorum yaparak büyüsünü kaçırmak istemiyorum.  Gerçekten güzeldi. Herkes okumalı. 

Keyifli okumalar.

21 Aralık 2012 Cuma

İmkansızın Şarkısı- Haruki Marukami

 Blog aleminde pek çok kişi Marukami kitaplarına bayılıyor. İlk kitabını beğenmeyince bende mi bir anormallik var diyerek ikinci bir kitap okumaya karar verdim. Yazar aylarıda bahane oldu.  Beğendim mi? Sanmıyorum.

Yazarın okuduğum iki kitabınıda  ayrı bir tiskinti ile sıkılarak okudum. Cümleler akıcı ama olaylar gelişmiyor. Detaylar sıkılıyor. Yok şu kafede bu müzik eşliğinde falanca kitap. Tamam pek çok yazar ve besteciyi tanımak için iyi olabilir ama ortamın detayları yerine okumuş olduğu kitabın Vatanabe üzerindeki etkisi ne idi onu bileydik iyiydi. 


Okuyup bitirdikten sonra iyi ki okumuşum denecek bir kitap değil. Olur olmadık yerlerde  ön plana çıkan cinsellik çıkarılınca bir şeye benzer mi ? Biraz düşünmek lazım. 
İnsan düşünmeden edemiyor gençlik bu mu. Ye iç önüne gelen kızla yat. 

Midori gibi kızlar var mıdır acaba? Tiskindim gerçekten. 

Ölümler ve intiharlar etrafında şekilleniyor kitap. 
Kizuki neden intihar etti. Naoko nun intihar etmesini bekliyordum ama kıyafetlerimi Reilo ya verin dışında iki satır daha not bırakaydı fena olmazdı. 

Çıkmaza sürüklenen aşk hikayesi gibi gözükse de insan psikilojisinin kırılganlığı ve ölüm teması daha ağır basan kitap cinselliği görmemezlikten gelinirse belki bir şeye benzer. 
(Benim için değil o ayrı dava).

 Bir dahaki yazar aylarında buluşmak üzere, esenkalın. 




Kartpostallarım geldi

Kartpostalları ve mektuplaşmayı oldum olası sevmişimdir. 
Karlı kartpostallar beni hep çocukluğuma getirir. Birde üzerinde sim varsa deymeyin keyfime. 


İlk kartım Damladan. Rüzgara doğrunun yapmış olduğu kartpostallaşma etkinliğinde eşleşmiştik. Çok sevdim. Teşekkür ederim damla.  


İkinci kartım, daha doğrusu mektubum. Üniversiteden arkadaşım Esengül'den. Kendisiyle bir süredir mektuplaşıyoruz.
Yakın bir dönemde iş görüşmesi için İstanbul'a gelmişti.  Kısada olsa bir görüşmemiz olmuştu. Onun kart göndereçeği kişi sayısı fazla ve yabancı olunca sırandan birşeyler almak istemedi. Daha önce bahsettiği Keskin color'un mağazasına gittik ve bol bol kart aldık. Aslında ben 15 tane aldımarkadaş Bursada daha pahalı olur diyerek  abarttı o ayrı dava.
Yolunuz Sirkeciye düşerse muhakkak uğrayın ekonomik oluyor.  


Uzatmayalım. Henüz görüşmüş olduğumuz için mektup beklemiyordum. Sürpriz oldu. 
3 sayfalık mektubun yanı sıra, İznik tanıtım broşürü ve 2 adet kart. 
Üstteki kartta bayıldım. Eski kartlar gibi. Alttaki de güzel tabi, onuda ablam beğendi sipariş verdi ama satılmıyordur. PTT nin beleş kartı ( Esengül öyle diyor).

Velhasıl kelam ne olduğu önemli değil, hediye almaya bayılıyorum.
Hepinize bol hediyeli yeni yıllar diliyorum.
Esenkalın. 

19 Aralık 2012 Çarşamba

Abant

Abanta yıllar önce öğrenci iken gitmiştim. Laleyi bir şekilde ikna etmiştim beraber gidelim diye. Kızı ikna ettim ama yol boyuncada ilgilenmedim. Araba boştu fosur fosur uyudum. Lale öldü mü kaldı mı bana ne. 


İlk Abanta gittik. Bol bol gezdik. 


Gördüğümüz her ağaçla sarılıp resim çekildik. 


Her banka oturduk.




Sazlıkların üzerindeki iskeleden yürüyüp köylülerle muhabbet ettik. 



Daha sonra bir güzel mangal yapıp karnımızı doyurduk. Sağanak yağmura tutulduk. 


Ardından bolu merkeze gidip yine karnımızı doyurduk. Osmanlı sofrasında yemek yedik. Bol bol resim çekildik. 


En son Mudurnu'ya gittik. 
Arada türbede gezdik ama sıralamayı hatırlamıyorum. İhtiyarlık işte ne yaparsın :)

Resimlerin pek çoğu özel olunca yükleme yapamadım. 


En sevdiğim fotoğraf bu. Masa üstü olarak kullanıyorum.


Abanta gitmediyseniz muhakkak gidin derim. Biz mayısta gittik, çok soğuktu. 
Ablamlar daha soğuk bir dönemde gitmişlerdi. Fotoğrafları hep sisli idi. Yok ben kar kıyamet severim diyorsanız buyrun gidin. Eminim ayrı bir güzelliği vardır. 

Benden bu kadar. 





2012 de tanıdığım yeni yazarlar.

Sevgili pınar blogunda yeni tanıdığı Türk yazarlar için post hazırlamış. 

Bende dedim 2012 de kimleri tanıdım acaba. Neyse ki  benimkiler az! zorlanmadan listeleyebilirim.

Erkam Tufan Aytam - Türkiye'de Öteki Olmak

İsa Koçakaplan- Ziya Gökalp

H. Hüseyin Ütün - Yarım yüzlü adam

Saffet Nezihi - Zavallı Necdet

Ayfer Kafkas - Esrarname

Nuriye Çeleğen - Aşk-ı Sükun

Sinan Akyüz - İncir Kuşları 
(yarım bırakmıştım en kısa sürede bitecek)

Mehmet Hacısalihoğlu - Rumelinin Kayıp Köyleri

Ahmet Özdemir - İmama Şamil'in hatıratı

Ece Temelkuran - Muz Sesleri

Sabahattin Ali - Kuyucaklı Yusuf

Muharrem Kara - Mitolojiden Efsaneye

İhsan Süreyya Sırma - Osmanlı Devletinin Yıkılışında Yemen İsyanları

Mizamcı Mehmet Murat Bey - Turfanda mı Turfa mı?

Fikret Efe- Şeh Şamil'in 100 mektunu

Giritli Ali Aziz Efendi - Muhayyelat

Özcan Yurdalan- İranYolculuğu 
( yarım bıraktığım kitaplardan biri )

 Araştırma olan kitapların yazarları daha çok akademisyenlerden oluşuyor. O yüzden pek bilinmez.
Listenin kısa olmasından utanmam gerek. Listeye ilaveten daha önceden okuduğum  bir iki yazar ekleyebilirim. 

Benden bu kadar. İsteyen mim şeklinde yapabilir. 

17 Aralık 2012 Pazartesi

Türkiye'de Öteki Olmak

Kitabı ilk olarak ablamdan duymuştum. İlk çıktığı zaman konferansına gitmişlerdi. Ablam bahsettiği zaman aklımın bir köşesine yazmıştım ama okumak nasip olmamıştı. 



Türkiye de öteki olmak deyince aşağı yukarı içeriğini tahmin edebiliyoruz. Toplum mühendisliği çok güzel çalışmış (!) o yüzden içeriğinden tahmin etmekte zorlanmıyoruz.
Yazarı daha önce duymamıştım. Röportajda adı geçen şahısları da pek bilmiyorum diyemem. Adlarını medyadan duyuyoruz.

Uzatmadan kısaca bahsetmek gerekirse; öteki olarak nitelendirilen gruptan kişilerle röpartajlardan oluşuyor. Duygu tam olarak verilememiş olsa da fikir sahibi olunması acısından okunması gerekir. Röportaj olunca sadece sorulan sorulara cevap veriliyor. Birde sorulmayan gercekler var ki o kısımlar baya tartışılır. 

Kısaca kimler var?

Yahudi olmak; Mario Levi

Yazarı ilk defa duyduğumu itiraf etmem gerek. En kısa zamanda bir eserini okuyacağım.Resmi web sitesi için tık tık

Rum olmak; Yorgo Stetanopulos

Elktirik mühendisi olan Yorgo Stetanopulos Işık Üniversitesinde halen daha  dekanlık yapmakta.

Başörtülü olmak; Hilal Kaplan

Halen daha Taraf gazetesinde köşe yazarlığı yapmakta. İlgilenen olursa tık tık

Ermeni olmak; Arus Yumul

İstanbul Bilgi Üniversitesinde Sosyoloji bölümünde Öğretim görevlisi

Süryani olmak; Zeki Basatemir

Pek çok sosyal aktivitelere katılan Zeki Basatemir, Marmara Üniversitesi işletme mezunu ve dış ticaretle uğraşıyor.

Kürt olmak; Altan Tan

Yeni zemin, Sözleşme dergileri ile Demokrasi, Yeni Gündem, Yeni Şafak, Zaman, Özgür Politika, Özgün duruş, Star gazetesinde yazıları yayınlandı. Kitabı 2009 yılında timaş yayınlarından çıktı.

Alevi olmak; Reha Çamuroğlu

Boğaziçi Üniversitesi Tarih bölümü bitirdi. 12 telif ve 2 tercüme eseri yayınlandı.
En kısa zamanda bir kitabını okumayı düşünüyorum. 

Çingene olmak; Aydın Elbasan

Piri Reis Üniversitesinde  Halk dansları eğitimi vermekte.

Özetle kitap okunmalı, okutulmalı.

Keyifli okumalar.

Not: Kullandığım pc den yorum yazamıyorum. O yüzden yorumlara cevap vermekte gecikebilirim.    

16 Aralık 2012 Pazar

Atlas dergisi

Atlas dergisini takip ettiğimi daha önce söylemiştim. Çalışmadığım için dergi ücreti biraz tuzlu geliyor bende kütüphaneden okuyordum. Bu ayki eki piri reis haritaları ile 2013 ajandası olunca alayım kitap notlarımı yazarım dedim.  


Canım varoşumda derginin her yerde satılmayacağını zaten biliyorum. NT den bakayım muhakkka vardır dedim. Bir heves gittim yok, NT nin yakınlarında NT den daha büyük bir kırtasiye var orayada baktım yok. Hatta ablam ile buluşacaktık ben geç kalabilirim dergi alacağım dedim. Telefonu kapatınca ablam bu kız dergiyi bulamaz demiş. Gerçekten de bulamadım.


Velhasıl kelam dün başka semtten dergiyi buldum. Başım göğe erdi mi? yok. 


Bu şekilde 11 harita ajandanın başında yer alıyor. 


Ajanda içi de görmüş olduğunuz üzere çizgili ve kullanışlı değil. Ben bu sayfalara ne yazabilirim  ki tam bir hayal kırıklığı. 
Dergiyi daha önce okumuştum. Sırf ajandası için aldım. Hatta dergi yırtık çıktı. Alırken dikkat etmedim. 
Aldıktan sonra kuaföre gitmiştik. Orada yılbaşı özel eklerine baktım ama dergiyi çıkarıp bakmak aklıma gelmedi. 
Onca aramama değmedi. Dergiyi arşivime yeni bir dergi eklendi diyerekden teselli buluyorum. 
Esenkalın.

13 Aralık 2012 Perşembe

Şarkın Serçesi

Şarkın serçesi kütüphaneden aldığım kitaplardan birisi idi. 
Arap edebiyatı hakkında pek bir şey bilmediğimden yeni bir başlangıç olması için bu kitabı seçtim.  
Allah dan kütüphanede sazla seçenek yoktu seçmekte zorlanabilirdim yoksa. 


Şarkın serçesinde yazar Doğulu bir kişinin gözünden batıyı inceliyor. Hikaye olarak pek bir konu olmasa da hayata bakıştaki farklılıkları görmek acısından değişik okunabilinecek bir kitap. 143 sayfa bir günde rahat okunabilir. 

Kitap tanıtımı

Mısır'ın ünlü edibi Tevfik El Hakim, Arap Edebiyatı'nın önde gelen ve etkileyici yazarlarından biri sayılmaktadır. El Hakim'in, Arap -özellikle de Mısır- kültürünün yanı sıra Batı tiyatrosunu da yakından tanımış olması, ona Arap Edebiyatı ile Çağdaş Dünya Edebiyatı arasında köprü vazifesi gören geniş bir perspektif kazandırmıştır. 'Şarkın Serçesi' kitabı Tevfik El Hakim'in hem doğu hem batı kültürünü çok iyi bilmesinin ve onu yorumlayabilmesinin bir neticesidir.

Muhsin ve Suzie Debon; biri Mısırlı diğeri Fransız iki insanın sevgisi ve hayat anlayışları çerçevesinde Doğu’yu ve Batı’yı medeniyet anlayışlarıyla yansıtan bir roman. Fransa’da yaşayan bir Doğulu entelektüelin kendisini Batılı değerlere tam teslim etmeden sürdüğü hayat yolculuğu karşısına Fransız bir sevgili çıkarır. Değerler çatışması başlamadan önceye kadar her şey çok güzeldir.  Muhsin, Fransız arkadaşı Andre ve Rus İvan arasında kurulan diyaloglarla Batı’nın ve Doğu’nun insan anlayışlarının, idari sistemlerinin karşılaştırıldığı rahat okunmasıyla sıkıcı bir havaya bürünmeyen akıcı bir roman.  

kaynak tık tık

12 Aralık 2012 Çarşamba

Mim


Denizin yıldızı beni  minlemiş. Hangi mi acaba derseniz en son olanı cevaplayacağım. Video yükleme yapamıyorum, hoş öğrenmek gibi bir çabamda yok. 

Çekmeceni göster miminde kitaplığın resmini çekmiştim ama bulamadım. Kime sorsam sarı çizmeli mehmet ağa bilir mi nereye kaydettiğimi :)

Film mimi vardı bir aralar.

Hayatınız bir film olsa hangi filmde başrol olmak isterdiniz?

Herhangi bir film aklıma gelmiyor ama bol maceralı, gizemli bir şey olabilir. Narniya günlükleri, karayip korsanları falan.

Sizi anlatan en iyi, en unutulmaz film sahnesi ne olurdu?

Aklıma bir sahne gelmiyor ama macera filmlerini iki güne unutacağımı düşünürsem salya sümük ağladığım bir film karesi ama ne?


Binlerce film sahnesi içinde sizi en etkileyen sahne?

Büyük bir mücadele sonunda ölüm varsa aklımda kalır. Yok öyle kuru kuru durduk yerde ölmesin kimse. Heyecanı olmuyor. 
Ölüm yarışını izlerken bayağı heyecanlanmıştık, hele hapisten kaçmaları yok mu?


Bir bayan olarak romantik filmleri örnek vermem mi gerekiyordu yoksa?

Aklınızda en çok yer eden, adeta başucu cümleniz olan replik hangisi?

O çocuklarında anne kendini vuracak olan oğlunun boynundan öpüyordu. Tam olarak replik aklımda yok ama anne evladının kokusunu boynundan alır gibilerinden bir şey söylemişti. Annenin söylediği son sözü idi.
 Annenin adını hatırlamasam da çok ağlamıştım onu bilirim.


Birde umutta baba ameliyat için giderken çocuk baba diyordu. 


Biliyorum etkileyici bir replik değil. En unutulmaz film karesine örnek olsun o zaman

Ve son olarak filmlerle adeta bütünleşmiş o güzelim film müziklerinden favorileriniz hangileri?

Biraz daha düşünmem gerek ben  yaşlı bir insanım :)

Ve son mim aslında sadece bunu cevaplayacaktım. Araya film mim sıkıştırdım Denizin gönlü kalmasın. 
Soruları da başka sefere inşallah. Artık bir ay sonra mı iki ay sonra mı bilemiyorum  :)
Çok tembelim çoook.

Aslında bugün çok yoruldum üç kere emniyete, iki kere nüfus idaresine, bankaya, fotoğrafcıya, süpürge seçmek için mağazaya falan filan. 
Evden çıkmayan ev kızı bünyem bu hareketliliğe dayanamadı.
Bünyem error vermeden bir koşu çorba yapmaya gidiyorum hadi by. 

10 Aralık 2012 Pazartesi

Dantel bileklik

 Dantel bilekil fikri geçen sene aklıma gelmişti. Uygun bir küpür bulup işlemeler yapmıştım fakat uygun kapama bulamaduğım için yarım kalmıştı.

 Bu aralarda pek kitap okuyasım yok, oyalanacak bir şey olsun diye yeniden dantel bileklik yapayım dedim.












Resimde gördüğünüz üzere dantel küpürünün üzerine tül kurdale koyup kum boncukla diktim. 
Bu kadar basit.


Bunda da çiçek şeklindeki pulları kum boncukla diktim. 


Dantelle alakası yok biliyorum. Geniş olanı daha önce yayınlamıştım. Bu sefer ince olanından yaptım. Boncuklarıda daha küçük. 

Nette dantel bilekli örnekleri oldukça fazla herkes zevkine göre bir şeyler yapabilir. 
Ben siyah sevdiğim için siyah dantel aldım. 
Olur da farklı renkte ilgi çekici bir model görürüm fikrim değişebilir.  

Benden bu kadar. 

9 Aralık 2012 Pazar

Bu aralar okuduklarım.

Kitap okumayı sevmeme rağmen bu aralar pek okuyamıyorum. Biraz başka şeylerle oyalandım biraz kitap okudum. Bir kısmını yarım bıraktım. Falan filan...

İlk kitabım; Benden Selam Söyle Anadoluya


Mübadele dönemimde Yunanistan'a gitmek zorunda kalan yazarın gerçek hayat hikayesin anlatıyor diye bir heves başladım. Hevesim kursağımda kaldı. Başlangıç güzeldi ama ilerleyen yerlerinde yazılanların gerçekliğinden şüpheler etmeye başlayınca okumayı bıraktım. Gerçek hayat değilde roman olaydı devam ederdim. Kitabın arkasında babasının sabuncu olduğu yazıyor ama baba üzüm yetiştiren yurdum insanı.
Neyse kitabı daha sonra devam etmek üzere rafa kaldırdım.  

Anton Çehov - Kuşçu


Çehov'un hikaye kitabını sahaflardan almıştım. Beğendim mi? Her zaman söylemişimdir. Rus edebiyatı denince biraz durup düşünülmeli diye. Neden bu kitabı aldım anlayabilmiş değilim. Hikayeler nasıl bitiyor onuda anlayabilmiş değilim.  
Beni biraz zorlasa da bir kaç hikayeyi atlamış olsam da bitti. Çok şükür. Uzun bir süre Rus edebiyatı okumam.  

Biyografi; Ziya Gökalp


Kendimce kararlar almıştım her ay babamın kitaplarından bir kaç tane okuyacağım diye. 
Okudum mu peki? Hayır.
Kitap Yazarın hayatı, kişiliği, fikirleri ve eserleri diye bölümlere ayrılmış. 
Hayatı ve fikirleri hakkında kısımları okudum, şiirlerini kısmen okudum. Hiçbir şiir kitabını baştan sona bir seferde okuduğumu bilmem. Şiirler arasında duygu karışımı olmamalı bence. 
Şiirlerin geri kalanlarını ara ara okurum düşüncesi ile bu kitabı okunmuş olarak kabul ettim. 

Oyun; Yarım Yüzlü Adam


Hüseyin Ütün'ü bilmeyen yoktur. Pek çok blogger kitabı okuyup yorumladı. Bende kitabı kitap kurduyum ben'in çekilişinden kazanmıştım. Okumak bugünlere imiş. 
Kitabın adından dolayı Yarım yüzlü adamı okuyacağımı sanmıştım ama hayır. Onun  dışında pek çok kişi vardı kitapta. O kadar çok kişi vardı ki kim kimdi karıştırdım. Yada süslü cümlelerden dolayı aklım karıştı. 
Cümleler çok uzun ve süslü idi. Belki başka zaman okusam beğenirdim. Beğenmedim diyemem ama sıkıldım diyebilirim. Uzun süredir elimde idi belkide ondan sıkıldım. 

Deneme; Kırkıncı kapı


İskender Pala kitaplarını her zaman sevmişimdir ( L& M için biraz düşünmeliyim).  Bu kitapta mimi denemelerden oluşuyor. Bir kısmı edebiyatçılarının anlayacağı şekilde beyitler ve açıklamaları şeklinde idi o yüzden biraz sıkıldım. Genel olarak beğendim. Tavsiye ederim. 

Bu aralar benden bu kadar.
Kalın sağlıcakla.