27 Ağustos 2013 Salı

İncir Kuşları - Sinan Akyüz


Hangi blogda görüp aldım hatırlamıyorum. Gecen sen bir blogda yorumunu görünce almıştım. Giriş yapmıştım ama dilini beğenmeyince bırakmıştım. Bu sene Beyoğlu sahaflara kadar elimde okunmayı bekleyen kitapları bitirmeye niyetlenince tekrar elime aldım. 


Dilini basit bulduğum için tekrar bırakacaktım ki baktım 75. sayfadayım. Biraz daha okuyayım dedim ve iki günde bitirdim. Dün son 200 sayfasını okudum ve hiç yorulmadım. o kadar akıcı yanı. 
Kampa gittik, getirildik götürüldük. Bitti.
Dili basitti, konu güzel aktarılmamıştı. Tecavüz olaylarından başka bir şey okumadım. 
Tamam onlarda yaşandı ama neden yaşandı, insanların duyguları, örf ve ananeleri nasıl öldürüldü yok. 
Özetle beğenmedim. Ne dilini ne de olayları aktarış tarzını.
Yazarın hayranları bol ama ben beğenemedim. İlerleyen zamanlarda başka kitabını okurum artık.

Basit diyaloglardan alıntı yapardım ama o kadarda saçmalık olmaz dimi. Emek sarf edilmiş.

Herkese keyifli okumalar. 


25 Ağustos 2013 Pazar

Doğu'dan Uzakta - Amin Maalouf


Yazarı öven  o kadar çok kişi vardı ki okumazsam olmazdı. İlk olarak Yüzüncü Adı okumuştum ardından Doğunun Limanları geldi. Daha sonrada Doğudan uzakta.

Kitap, kitap kardeşliği kapsamında mart ayında okunmuştu. Bende o niyetle kitap okumaya karar verip yanlış kitabı okumuştum :) Bakınız.


Referans olmadan kitap okumayı sevmiyorum. Referanslı kitapta beraberinde beklentileri de getiriyor o ayrı dava. Daha önceki kitapları beğenmiştim ama beklentilerimden farklı çıkmıştı. Bu kitapta ötekiler gibi oldu.

Ölen arkadaşlar ardından arkadaş toplantısı bekliyordum. Toplantıdan daha ziyade toplantı planları ve zihin yoklaması olarak geçti. Sonu da hiç ummadığım gibi bitti. 
Kitabı beğendim mi? Bende bilemedim. Uzun süre elimde idi. İlk yarısını okumak zamanımı aldı. Hele bir yerlerde kimyasal silah olaylarından sonra pek okunmuyor. 
 Kitaba başlayalı çok oldu. Ehliyet sınavına çalışıyorum bahanesi ile pek ihmal ettim. Ehliyet için çalıştığımı düşünüyorsanız yanılıyorsunuz :)
 Küçük ablam izinli idi evde oturduk TV izledik bol bol.
Son 200 sayfasını sindire sindire okudum. Adam'ın çocukluk anılarını paylaştığı an ve hanımın evine misafir olmaları beni etkiledi. 

İnsanın doğduğu topraklara karşı görünmez bir bağ olduğunu hep inanmışımdır. Liseden sonra İstanbul'a taşındık, ailemde İstanbul da ama köyden her ayrılışımda içim burkulur. Aklımda kalan tüm anılarımda köy var. 

Kitapta altı çizilecek satırlardan daha ziyade paragraflar vardı. O yüzden paylaşmayacağım. Zaten benim dışında herkes kitabı okudu. 

Ha satırlarıma son vermeden hanımlar arsındaki anlaşma ne saçma idi öyle. Iyy.
Bu arada kitap kimin ağzından yazılmış. Fikri olan var mı?

Okuma listeme göre İncir Kuşlarına başlama gerek. Savaş dönemi kitabı okuyup okumamakla kararsız tekrar başlayayım dedim (geçen sene giriş yapıp bırakmıştım). 
Önceki okuduğum kitaplarla kıyasla dili çok basit her an bırakabilirim. 
Bir bakayım yerine ne okusam Hac / Paulo Coelho mu okusam.

Tavsiyesi olan var mı?

21 Ağustos 2013 Çarşamba

Bebek pikesi

Üniversiteden arkadaşım evlenip İstanbul'a taşınmıştı. Yaklaşık dört yıllık evli olmasına rağmen biz sadece 3 kere görüşmüştük. En son oğlu doğunca aklımda el emeği bir şeyler hazırlamak vardı.  Çok sık görüşmesem de kendimi teyze ilan ettim. Madem teyzeyim el emeği olsun di mi? Nette gezindim pek çok örnek indirdim ama hiç birini yapmadım. 


Arkadaşın oğluna da yapmadım. Daha doğrusu yapamadım. Hiç bir modeli beğenmedim. Etamini 3x4 böleyim her bir kareye ayrı motif yapayım dedim. Beğendiğim örneklerin ebatları faklı farklı olunca yapamadım. 


Nette bu modelin pek çok versiyonu vardı bende yapayım dedim. Dört adet kuş sade gelince yanına yenisini ilave ettim. 

Küçük ablam bir haftalık izin aldı. Pek çok plan yapsa da hiç birini uymadı evde oturmuş tv izliyor. Bende hem işledim hem izledim. TV den soğudum o ayrı. Bunca yıllardır izlemememin varmış bir sebebi. 
Çok sevsem de yeşilçam filmleri ne saçma imiş öyle.



Uzun lafın kısası bu hali ile bitmiş kabul ettim. Çok sade olduğunun farkındayım. Şuan fil motifi işliyorum onu bitirince buna dönüp kelebek ilave etmeyi düşünüyorum. 

Kelebek dışında bir şey aklıma gelmedi. Sizin bir fikriniz var mı?

17 Ağustos 2013 Cumartesi

Hatıralar- Nenem


Taslaklara bayrak tepesinin fotoğraflarını kaydetmiştim. Onunla ilgili yazı yazayım dedim bir baktım ki eski fotolarda taslaklarda. Hepsini  ezbere bilsem de tek tek inceledim. 
Yıllar ne çabuk geçiyormuş bir kez daha fark ettim. Dün var olanlar bugün yok. Yarında biz olmayacağız.  

Ablam geçen sene bizim ve halamın evindeki eski fotoğrafları pc ortamına aktarmıştı. 
Aslında resimler halamın. Bizim fotoğraflar köyde kaldı. Sadece kendi fotoğraflarımız var.

Fotoğraf neneme ait kucağında babamın amcaoğlu, şuan 40 yaşlarında olmalı. 

 Nenem ilk evliliğini 13 yaşında iken yapmış. Amcaoğlu ile evlenmiş. Eşi savaşa gitmiş dönmemiş. Nenemim çocuğu olmadığı için üzerine kuma gelmiş. Eş savaştan dönmeyince kumanında oğlu ölünce ilk kuma evleniyor ardından nenem. 
Nenem ikinci evliliği olan büyükdedemle teyze çocukları oluyor. Nenem 27 yaşında dedem kaç bilmiyorum. 
Biz Trabzonluyuz nenem Gümüşhaneli.
Nenemim köyüne yayla niyeti ile gidiyoruz. Dedemle nenem çeşme başında tanışmışlar muhabbeti yok tabi. 
Hatay devam ediyor, yalnız kalmayalım evliliği.
Büyükdedemin üçüncü, nenemim ikinci evliliği. 
Nenem gelince kaç çocuk evli evde kim var, kayınvalide kim bilmiyorum. Sahi büyükdedenin babası yaşıyormuşmuş.  Rahmetli babaannem olsa sorardım. Belki halam bilir de soramam şimdi. 


 Yukarıdaki fotoda nenem oturuyor. Kendi halam kucakta. Babanım halası ayakta. Babamın halası ben doğmadan önce vefat edince adını bana koymuşlar. 
Önceki eşlerden üçer üçer altı kardeşlermiş dedemler. Üç kız, üç erkek. 
Kendi dedemim görmedim 54 yaşında vefat etmiş. Büyük amcayı da görmedim. Küçük amca yaşıyor memlekette. Pek yaşlı sayılmaz zaten. Asiye halayı (alt resimde keşanlı olan) hayal meyal hatırlıyorum. Şeker hastası idi iğne kullanıyordu. Fikriye halam hala yaşıyor. 


yayla

Nevi şahsına münhasır denir ya aynen öyle kendine özgüdür nenem. Her konuya uygun menkibesi, temsili hikayeçiği vardır. '' Temsilde taha olmaz...'' diye lafa girerdi. O zaman pek sıkılırdık hep aynı hikayeler diye. 

Pek saygısız, kıymet bilmezmişiz. 
Kişilere özel manilerinide unutmamak lazım. 
Ali, ismail, elmas, mahmut
Bunlar benim bildiğim. 
Sorsaymışız daha neler çıkarmış belkide.

Her zaman diyet uygulardı. Babaannemin kayın validesi olmasına rağmen daha sağlıklı duruyordu. 

Sevdiğini çok sever sevmediğini de pek güzel ezer. Sevdikleri arasındayım demek isterdim ama değilim :(
Babamı sever, büyük ablamı, abimi sever ama bizi sevmez. İlginç insan.
Babaannemle hem anlaşır, hem anlaşamaz. Biz anlamasakta eskilerin tuhaf iletişim yöntemleri var. Sevgilerini göstermeyi pek bilemiyorlar. Yada onların yöntemini biz bilemiyoruz. 

Hoş bu devirde sevgi gösteriliyor da kıymet mi biliniyor?
Dile almamak, ayağa düşürmemek lazım demek ki.

Son zamanlarında nenem bizi sıra ile öperdi. Biz kaçardık yinemi öpülüyoruz diye. O esnada olmayanlar içinde öpülürdük. 
Şimdi olsalar da her gün öpülsek  kıymete binsek. 

Nenemi anlatmaya devam etsem sayfalar yetmez en iyisi burada bırakayım başka zamana maniler, anılar yazabilirim. 

Nenemden kendi adına özel mani ile veda ediyorum.

Oy Elmasım elmasım
elma dalda kalmasın
gider o güzellikler
sende böyle kalmazsın.

Evet güzellikler çok çabuk sönebiliyor, kalıcı olan güzel anılar. 

 Rahmetli nenemim mekanı cennet olsun. Fatihalarınızı okumayı ihmal etmeyin. 

Eskilerini hatırlayan, benzer anıları olan var mı?

15 Ağustos 2013 Perşembe

Madam Bovary- Gustave Flaubert

Okuma şenliği bahanesi ile menekşe abladan gelen kitapları bitirmeye çalışıyorum. Çoook öncelerden okumuştum ama hatırlamıyorum. Bu derece uyuz olduğunu hatırlasam tekrar okur muydum bilemedim şimdi. 
O kadar değil tabi ki okurdum. 


Kitaba nasıl uyuz oldum anlatamam. Emma'ya ayrı kızıyorum, eşine ayrı. Ne olur sanki otursa evinde evinin hanımı olsa, eşi de az ilgili olsa. 
Kayın valide misali ''az biraz iş yapsın, kafası meşgul olsun'' diyeceğim bende. İnsan boş durunca saçma sapan düşüncelere kapılabiliyor. Garibim emma Kitap okumaktan beyni sulanmış ( kitap okumak ne kötü alışkanlıkmışda fark edememişiz! ), durup durup kapris yapıyor. O yüzden kitap okumaması lazım. Bu güzel tespit kayınvalideye ait. Tamam Emmaya acıdım ama yaptıklarını haklı çıkarmıyor. 
Olan küçük kıza oldu garibim. 
Kitap hakkında daha fazla yorum yapmayaçağım. Dili güzel ama konuya uyuz oldum. Neden yasaklanmış olduğunu anlayabiliyorum. Anlamadığım o devirde insanlar çok mu müsbetmiş ki tepki çekmiş. 
Yine yasaklasınlar, yasaklasınlar ki benim gibiler okuyup sinir olmasın :)

Herkese keyifli okumalar. 
Esenkalın. 

14 Ağustos 2013 Çarşamba

Sakarya - Hendek


Bayramın son günü Sakarya da arkadaşın nişanı vardı. Küçük ablam aylar öncesinden planlar yapıyordu şöyle yapalım, böyle olsun falan diye. Bende bayram günü  trafik olur diye gidesim yoktu. Bir gün önceden sen gidersin diyordum. Bir baktım ki hazırlanmış gidiyorum.
Gitmiyorum diyenden korkmak gerek :)

Arabayı ilk aldığımızda ablam kaza yapmıştı.  arabada üç kız kardeş ve Fatma vardı. Yanlış hatırlamıyorsam bayramdı ablamın arkadaşı Fatma da olduğuna göre.
Kazanın üzerinden iki yıl geçmiş olabilir.
 İlk başlarda arabaya binemiyordum. Kalabalığız sığmayız diye önden toplu taşıma ile gidiyordum. Aştım kendimi ama uzun yol olunca tedirgindim. Kardeşimde kızıyor kaza olsa otobüste olmayacak sanki. 
Özetle korka korka yola çıktık. Öğlen  Hendekte idik. Daha nişan başlamamıştı.
Düğün evi misali erkenden gittik. 


Büyük ablam İSG sınavına hazırlandığı için gelemedi. Küçük ablam, menekşe abla, fatma ve kuzen vardı. Beş bayanla yola çıkan kardeşimde iyi sabır varmış ha. Ben olsam çıkmazdım demiyorum. Gayet uysal gittik geldik. Fatma biraz sivrildi ama çaktırmıyorum :)


Kuzen başlarda sıkıldı. Küçük olduğu için her ayak işini yaptırdık. Su al, çantaları yaşı, dondurma al falan. 
Küçük olmak ne zormuş dedi, attı kendini sokaklara bulduğu kedi köpeği çekmiş. 


Günün sonunda hayvanat bahçesine gittik de yüzü güldü. 
Hayvan sever olarak tepkini göster, gitme dedim ama kim tutar. 



Bu resimleri kuzen çekti. Ben o esnada nişanda göbek atmıyordum tabi ki. 
Biraz kitap okudum, biraz çekim yaptım. 




Gelinin eniştesi çekim yapıyor. Oynayacağı zaman ben çekiyordum. 
Artık kötü çekimler benden sorulur :)



Hendek yeşilliği bol güzel bir yer.
 Fındık bahçeleri de vardı. Köyümü özlediğimi fark ettim. 
Bizim oralardan farkı düz olması, belirtmeden geçemeyeceğim. 


Ufukta bayrak tepesi gözüküyor. Bayrak tepesi başka postta. 


Gelin kızımız normalde de renkli biridir. 
Nişan kıyafetinde de olabilecek tüm şatafat vardı. Ben giysem yakışmaz ama gelin kızımıza yakışmış.  


Kıyafet o kadar ağır ki çıkarınca kaldıramadık (mülaba sanatını ne zamandır kullanmıyordum ).
Olur da düğün dernek yaparsam sade giyineceğim. 
Tamam tamam sade giymem için biraz kilo vermem gerek biliyorum :)

Rabbim tamamına erdirsin diyelim. 
Esenkalın. 

12 Ağustos 2013 Pazartesi

Bir can bu kadar değersiz mi?

İstanbul'un varoşunda oturduğumu her fırsatta bahsetmişimdir. Akşam yine bağrışmalar ağlamalar vardı. Uzaktan geliyor sandık, önemsemedik. Birinci kat komşu geldi ''ikinci kat ağlıyor, baban gelsin de bakalım''  dedi. Babam uyuyordu, annem gitti. 
Komşunun memleketteki ailesinden kötü haberler var.
 10 yıldır eşinden ayrı olan görümce ve babası öldürülmüş.
On yıl üzerine insanın psikopatlık yapacağı akla  gelmiyor.  
Hemen yola çıktılar, İstanbul dan Ordu ne kadar sürer ki. 
Asıl sorun gidince. 

İnsan  çocuklarının yüzüne nasıl bakar ''annenizi öldürdüm hala babanızım'' mı?
Bu nasıl mantık. 
İnsan nasıl çıldırır. 
Bir adım ötesi düşünülmüyor mu?

Nette haber var mı diye bakayım dedim. Ne çok eski eş cinayetleri varmış. Kafası atan eski eşini mi öldürüyor. 
Sizi kim yetiştiriyor böyle.
Madem birini öldüreceksin at kendini denize, dünya bir pislikten kurtulsun. 

Yıllar önce bizim oralarda da olmuştu.
 Ayrılmak isteyen kadının kocası cinnet geçirip etrafa ateş etmişti. Kadının abisi ölmüştü. 
Kadının abisi dediğimde babamın amcaoğlu 
:(
Her iki tarafa içinde zor. 

Rabbim kimseyi şaşırtmasın, cümlemizi hayırlı insanlarla karşılaştırsın. 

9 Ağustos 2013 Cuma

Kitap okuma şenliği


Okuma şenliğini duymayan kaldı mı?  96 kişi katılmış duyulmayacak gibi değil. 
Almak istediğim pek çok kitap var o yüzden elimde okunmayı bekleyen kitapları yaz sonuna kadar bitirmeyi planlıyordum. O zaman zarfında işim olur istediğim kitapları da alırım diyordum ki hala işsizim :(

Elimde ki kitaplardan az çok bir liste oluşturdum. Sadece doğum tarihi muhabbeti var.
Listem sürekli değişiyor. İlk listem bu şekilde idi. Listeye uydum mu? Tabi ki hayır.

Bu vakte kadar okuduğum kitapları listelemek gerekirse;


5 puan: Yukarıdaki kuralların hepsini boşverip canının istediği herhangi bir kitabı okuyanlara.

Everest yayınlar- 202 sayfa

5 puan: Genel kural en az 200 sayfalık kitap okumak olsa da 150 sayfadan kısa bir kitap okuyanlara.

paraf yayınları 120 sayfa

20 puan: Esas mesleği yazarlık olmayan bir kişinin yazdığı bir kitabı okuyanlara.
( Nazan Bekiroğlu KTÜ'de öğretim görevlisi )


Timaş yayınları- 224 sayfa

10 puan: Bir serinin ilk kitabı dışındaki bir kitabını okuyanlara.


Karatay akademi - 279 sayfa

20 puan: Türü kurgu olmayan bir kitap okuyanlara


Nefes yayınları -  222 sayfa

Şimdilik 1047 sayfa okudum ve  60 puanlık kısmı tamamladım. Zaman ne gösterir devam edebilir miyim bilemem. Elimden geldiğince devam edeceğim. 

Başlangıç hızlı olsun diye ince kitapları seçmiştim. Önümdeki liste kalın kitaplardan oluşuyor. 

İlk olarak okumak istediklerim.


Nar Ağacı, Doğudan Uzakta, Bozkırın Efendisi, İncir kuşları yada Habeşistan da Dört Mevsim. 
Elimde  Mavi saçlı kız var ama okumak istemiyorum.
Ay sonuna kadar üç buçuk kitap ( nasıl bir ölçü bu ya) bitirmeyi düşünüyorum. 

Henüz hangi kitap hangi kategoride belirlemedim. Okuyup bitirene kadar belirlerim. 

Keyifli okumalar. 

Kalın sağlıcakla. 

8 Ağustos 2013 Perşembe

Etamin Seccade

Geçenlerde annem çeyizlik hurçları havalandırdı.  Ev girdi birbirine demiyorum çünkü çok yok. Üç kız olup çeyizi olmayanlardanız :)
Kuzenim kitap dışında bir şey paylaşmıyorsun diyince çeyizler içinden kendi işlediğim seccadeleri hemem resmettim. 
Biraz kırışıklar, görmemezlikten gelirsiniz artık. 


Ne zaman işlediğimi, örneği nereden aldığımı  bile hatırlamıyorum. Ne ağır bir örnekmiş. Şimdi olsa işlemem :)



Bu örneği abimin eşinden almıştım. Ablamın  seccedesi bir yıl bende kalmıştı. Rahmetli babaannem bekletme hemen işle iade et deyince bu çiğ renklerle işlemiştim. 
Aslı gayet güzel. 


Yakın çekim :)
Renk uyumsuzluğuna bakın ya. Canım varoşumda renk yok. Uygun bir yere gidene kadar hevesim kaçacak diye bulduğumla idare etmiştim/ediyorum. 
İşleyip bitirdiğim iki tane seccade de var ama köydeler. Birini kuzene işlemiştim zaten.
İki tanede yarım bıraktım. Hatta bir tanesini kırptım durdum :)

Bu aralar bebek pikesi işlemeye çalışıyorum. Kendime bir ay verdim. Bir ayı aşarsa hevesim kaçar. 
Annem herkese ''bizim kız daldan dala her şeyin ucundan tutmaya çalışıp yarım bırakıyor'' diyor. Nasıl anasın ya, neden beni kepaze ediyorsun di mi? Kadını bıktırdım demiyorum da :)
   

Bu kuşları bilmeyen var mı? Herkes yapmış bir ben yapmamışım dedim ve hemen başladım. Aslı 4 adetti, uzun olsun diye bir adet ilave ettim. 
 Rengarenk bir pike işliyorum. Bakalım sonuç ne olacak. 

Benim gibi daldan dala atlamayın tuttuğunuzu koparın olur mu :)

Esenkalın.

6 Ağustos 2013 Salı

Osmanlı Padişahlarında Peygamber Sevgisi - Cemalnur Sargut

Cemalnur Sargutu pek çok tv programında görmüşüzdür. Kibar, naif duruşu hep ilgimi çekmiştir. Aklımda kitaplarını okumak vardı. Babam bir kitabını almıştı tam okumaya niyetlendim arkadaş istedi. Normalde hızlı okuyan birisi olduğu için babama sormadan verdim. Yaklaşık 5 aydır kitap geri gelmedi. Aksi gibi babam kitabı sorup duruyor. Kendisinden birisi kitap istese hemen hediye eder ben verdim ya kıymete bindi isteyip duruyor.  Arkadaşı da arayıp sormuyorum kitap istesem ayıp olur. Özetle adını bile hatırlamadığım kitap yalan oldu.


 Memleketten kuzenin geldi yaz boyu bizde kalacak. Ablası kitabı tavsiye etmiş bende var sende al demiş (ablası kitaplarını kimse ile paylaşmaz da). Fuara gitmişken aldık  çantasında dolaştırıyordu bende ''sen ver ben iki günde okurum'' dedim. Bir günde okudum. 220 sayfa çabucak bitiyor. 

Kitabı beğendim mi derseniz biraz yüzeysel buldum. Kitabın içeriğinde pek çok kitap okudum, program dinledim. O yüzden bana yavan geldi. Bazı bölümlerin duygusu güzel verilmişken diğer bölümler başka birisi tarafından yazılmış hissi veriyor. 
Kitabın sonunda Padişahların kasideleri var.  Sanki baskıya yetiştirmek için bir takım beyitlerin açıklaması verilmiş bir kısmı verilmemiş.
Özetle bu tarz kitaplar okumayan/okumamış kişiler için güzel, tavsiye edilebilir. 
Yok ben kendimi bildim bileli padişah menkibeleri dinlerim/okurum diyorsanız. Bilindik hikayelerin özet hali. 
Siz en iyisi okuyun bir şey kaybetmezsiniz. Belkide benim gibi düşünmezsiniz.

Esenkalın. 

3 Ağustos 2013 Cumartesi

Aşkın Gözyaşları - Sinan yağmur

Sinan yağmur okumayan kalmamıştır herhalde. Bir ben bu vakte kadar okumamışımdır. 
 Elimizin altında aklın gözyaşları II vardı ama okuyasım gelmiyordu. Fuara gitmişken ablam serinin geri kalan kitaplarını da aldı.
Hallacı Mansur dan bahsettiğinin anlayınca okuyayım madem dedim. Hep merak etmişimdir. Hallacı Mansur nasıl yaşamış, neden öldürülmüş diye. Üniversitede bir arkadaş vardı sürekli sözünü açar ama detay bahsetmezdi. Kendide detay bilmiyordu ya ondan ( valla sordum bilmiyordu ). 


Kitabın ilk üç tanesi (Mevlana, şems, kimya hatun) bildik olaylar olduğu için içimden okumak gelmiyordu. 
Bu kitabın başlarında da Mevlana ve Şems var. Şems Hallacı Mansur'u örnek veriyor ve başlıyor anlatmaya. 
İlk başlarda bildik hikaye diye sıkılırken Hallacı Mansur kısmına gelince daha çok sıkıldığımı fark ettim. İlk kısımlar kadar duygu verilememiş. Belki yeterli bilgi toplanamadığı için bir yanı eksik kalmış hissi veriyor.

Kitabın yarısını bir günde okudum diğer yarısını bir haftada okudum desem yeri. Sonlarda zorlanmış olsam da kitabı beğendim.  Hallacı Mansur hakkında bilgi veren başka kitap okumadığım için iyi yada kötü diyemeyeceğim. Benzer konuda kitap bilen varsa söyleyebilir. Farklı kaynaktan da okumak isterim. 

Sinan Yağmurun dili beklediğim gibi çıkmadı yada Nazan Bekiroğlu'ndan sonra yavan geldi. 

Sizde yazarı tanımak için benim kadar beklemeyim bir kitabından başlayın derim. 

Kalın sağlıcakla.

1 Ağustos 2013 Perşembe

Soğuk çay

Soğuk Çay Şuşu

Soğuk çay reklamlarını görmeyen kalmamıştır. Büyük Türkiye’nin büyük çayı diye. Arkadaşlarla deneyip yorum yapıyorduk ( hiç kimse beğenmedi o ayrı dava).  Arkadaşların pek çoğu teyzeyi itici bulduğunu söyledi.  Bozuk Türkçe ile ''Yengen hararet yapınca .. ıce tea içiyorum'' reklamı itici gelememişte yurdumun teyzesi itici gelmiş peh peh.
Büşra ile yılın asi kızları ödülünü almak üzereyiz. İlla ki ortama muhalefet edeceğiz. Oda benim gibi düşünüyor. Yabancı bir firma çıkarsa kesin beğenilir. Türk Firması ya; yok çok şekerli, yok tadı anlaşılmıyor da falan da filan.

Benimde aklımda soğuk çay yapmak vardı. Duru mutfakta (http://durumutfak.blogspot.com/2012/07/seftalili-buzlu-cay.html ) görmüştüm illa denemeliyim başım kel değil ya :)

Benim tarifim birebir olmadı. Hiçbir zamanda olmaz.

Bergamut çayı aradım bulamadım. Bim den bergamutlu tomurcuk aldım. Kaynamış suya yaklaşık 4 kaşık attım.
Kenarda bir bardak şeker ve suyu kaynattım.
Limonu sıkıp kabuklarını dilimledim.

Hazırladığım şerbet limon suyu ve çayı karıştırıp dinlenmeye bıraktım.
Buz yapmak için evde var olan tomurcuktan da mini çay yaptım. Buz kaplıplarına döktüm.

Bir kere yapmaya niyetlendim ya çeşitli olmalı.  Evde aktif kullanılan 3 sürahide dolu olduğu için konserve şişelerini kullandım. Bir şişeye nektari koydum ( şeftali ile aralarında pek fark olmadığını düşünüyorum). Bir şişeye çubuk tarcın ve karanfil koydum. Ötekine de armut koydum.
Armut ne alaka dimi. Evde başka meyve yoktu ilk ben denedim derim J

Hazır olan sıvı karışımı şişelere paylaştırdım. Biraz artmıştı ziyan olmasın diye hemen üzümlü yaptım.
Bakalım nasıl olacak.
Bana da çay firmalarında teklif gelsin çok sıkıldım evde ya.

Bir post yazmak bu kadar mı uyuz olur ya. Benim pc nerden baksan on yıllık çöktü çökecek. Program güncellemeye korkuyorum bünyesine ağır gelecek diye. Ne yorum yapabiliyorum nede yazı yazabiliyorum. Link bile veremedim ya.
Çayın ismi Büşra dan ‘‘şuşu’’
Aslında resimlerimde vardı onları da yükleyemedim.
Artık yorumlarla birlikte yüklerim. Akşam iftara gideceğim kuzenime görev verdim bizim için deneyecek.

 Esen kalın.