30 Mart 2014 Pazar

Küplücedeki Köşk - Samiha Ayverdi


Samiha  Ayverdi okumalarım devam ediyor.

Kitabı Beyoğlu sahaflardan almıştım.  Arayı açmadan okuyayım dedim. Hem bu sene elimde okunmayı bekleyen kitapları okumaya karar verdim, kararımda durmalıyım.



Kitap biyografi, anı, deneme olarak sınıflandırılmış. Neden anı derseniz ön sözden alıntı yapmak istiyorum.

Onun maksadı, kaybetmemiz gerektiği halde elimizden çıkan maddi manevi kıymetlerle yeni nesilleri buluşturmaktır.  Çünkü içinde doğduğu ve büyüdüğü toplumun değerleri anlaşılmaz bir hızla insanımızdan uzaklaşıyor,  yeni nesiller onun teneffüs ettiği güzelliklerden mahrum bir dünyaya gözlerini acıyor.

Anı gibi anlatılarak toplumsal pek çok konuya değinilmiş.
Daha once Ibrahim Efendi Konağını okumuştum.  Kitapta konağını adı geçiyor.
Konular birbirinden bağımsız o yüzden ara verilerek okunanilir. Ben okurken ara vermedim,  yer yer sıkıldığımı belirmem gerek. Diğer kitapları daha yavaş araya başka kitaplar koyarak okuyacağım.
Keyifli okumalar.
Esenkalın. 

26 Mart 2014 Çarşamba

Ivan Denissovic'in Bir Günü

Yazar hakkında hiç bir fikrim olmadasa kitabı not almışım.   Yazar aylarında A. Soljenitsin okunuyor olmasını baha ederek kitaba başlamış bulundum.
Kitabı yazar ayları ve okuma şenliği kapsamında okudum.

Ivan Denissovic'in bir günü bana cok ağır gelmiş olmalı ki bir haftada okudum. Diğer hikayeleri de aynı şekilde. Tamam biraz abartıyorum. 373 sayfalik bir kitap bu kadar sürede okunmamalı, kendime kızıyorum.  İçimden kitap okumak gelmiyor, kendimi ancak bukadar zorluyorum. 


Kitabın tarzını çözemedim desem yeri. Roman diye geçiyor,  bence hikaye. Içinde 6 tane hikaye var. Hikayelerden biri 100 sayfa sürerken diğeri 2 sayfa sürebiliyor. Kitap hatalı mı basıldı diye düşünmeden edemiyor insan.

Efendim kitap hakkında yazacağımı düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.  Bildiğiniz Rus Edebiyatı.  Sefil insanlar  ve sanki onlarla birlikte yaşıyormuşsun hissi uyandıran başarılı yazarlar. Yazarın herhangi bir kitabını okumanızı tavsiye ederim. Yok ya tavsiye etmiyorum, zaten merhamet izliyorum öleceğim dramdan üzerinede rus edebiyatı sıkıyor. Bir kaç neşeli kitabın ardından belki okunur. 
 Ben çok saçmalamadan gideyim. 
Esenkalın.  

25 Mart 2014 Salı

Istanbul Tasarım Merkezi - Serap Ekizler Sönmez

İstanbul tasarım merkezinin seminerlerini, atölye çalışmalarını internet üzerinden takip ediyordum lakin mesafeden dolayı gidemiyordum. Nasıl oldu ise dün Menekse abla ile gidelim dedik.
Yer olarak biraz ara sokaklarda kalıyor ama bulması kolay.


Program 18:30 da başlıyor. Menekşe abla işten çıkıp geldiği için ucu ucuna yetiştik. Çok az kişi vardı. Birebir oturduk desem yeri.

Konuşmacının  İslam mimarisinde geometrik desenler üzerine çalıştığını az çok biliyordum mart ayı konusu kimyadaki kristal sistemlerin geometrik desenlerle paralelliği idi. 
Program başlamadan kimyacı var mı? diye sorulunca bir an organik kimyadan soru gelecek sandım. Tamam okul zamanı organik kimyam iyiydi ama aradan kaç asır geçmiş :)


Sunumdan sonra öğrendiklerimizi uygulamaya döktük. Resme bakınca dökemediğimi fark ettim :)
Minik olana kafes sistemi deniyor. Olayı tam anlayamadım. Namazda geçiyordu diye soramadım. Sadece ilk altıgeni gösterdim.  

Tasarım merkezinde ilginç atölyeler var. Yeteneğim olsaydı eskiz atölyesine gitmek isterdim. 
Yeteneğim ve vaktim var diyorsanız Osmanlı Mimarisini çizerek ve gezerek öğrenmenizi tavsiye ederim. 

Daha geniş zamanda gidip bina çevresini gezmek istiyorum. 
Benden bu kadar, Birazcık çizim mi çalışsam ne :)
Esenkalın efendim. 

22 Mart 2014 Cumartesi

Etamin Seccade 2

Tamam etamin işlemek insanı rahatlatıyor ama bukadarı da fazla. Daha önce masa örtüsü işlediğimi söylemiştim. Bitirdiğimi sanıyordum ama yapraklar iki sıra olacakmış,  tekrar elime almam gerekiyor. Neyse efendim etamin işlediği duyanlardan seccade talepleri olunca kırmayayım dedim. Ilk seccade ne oldu, kermes oldu mu bilmiyorum. Ikinci seccade de kuzen için yapıldı.  Örnek aynı kişiden geldi. Arkadaşın etamin seccade koleksiyonu olsa bu kadar olur. Yalnız renk uyumları konusunda hem fikir olamadık. 


Morlar maviler benim favori rengim. Güzel bir seçim yapmış olmalıyım ki abimin eşi bile beğendim.  Kendisi renk uyumlarımdan dolayı boşuna yorulduğumu söyler her daim.


Krem etaminden sıkılmış olsamda renk uyumu açısından krem en uygun renk. 

  
Örnekte değişiklik yaptım. Ortanın çıkış yerleri birbirini tutmuyordu. Benimki de sade oldu gerçi.  Yaprakların yerlerini belirlemek için bir kaç defa sökmen gerekti. O kadar sıkıldım ki daha fazla yaprak ilave etmedim. 


Lale modelini severek işlesemde seccadeden daha ziyade  masa örtüsü daha uygun olur. Örnek çıkarmak isteyenler için  yakın çekim yapıyorum.  
Uzun zaman elime iğne almam artık.  Seccade işleyeceğim  diye kendimi paraladım. Birazda kitap okuyayım.  
Benden bu kadar esenkalın efendim.

19 Mart 2014 Çarşamba

Sürgün İnek

Uzun zamandır sinemaya gitmiyordum en son Dağ'a gitmiştim diye hatırlıyorum. Arkadaşlarla gidelim dedik. Erteleye erteleye bugüne geldik. Komedi filmlerini severim ama sinema deyince nedense macera filmi aklıma geliyor. Komedi/dram için sinemaya mı gidilirmiş?
Sokağa girince minik çocuklar sıra olmuşlardı bir an onlara katılayım dedim uzun zamandır miniklerle film izlemiyorum ( eskiden yeğenimle giderdim).
Başım kaldırmaz dedim arkadaşların peşi sıra gittim. Gittim de ne oldu. Babasının evi gibi davranan ergenlerle aynı salondayım. Flaşlı resim çeken mi dersiniz, birbiri ile konuşan mı? Ne ararsanız var. Önümüzde üç kız vardı, sürekli girip çıktılar. Birde en arkadayız görüntünün önünde abuk subuk hareketler yapıyorlar. 
Neyse efendim ilk ara verdi ışıklar yandı herkes çıkacakken bir ses.
''Kimse çıkmasın! Gençler sinemada yalnız değilsiniz, kimse sizin gürültünüzü çekmek zorunda değil. 
özellikle de siz üçünüz''

Kızlar dönüp cemkirecekti ki hocası izin vermedi.
 '' cevap vermeden dışarıya çıkıyorsun'' 

Nasıl bir çıkış yapmışım ben bile şaşırdım. Çıkışta bu ergenler beni sıkıştıracak diye tırsdım  biraz :) Pis pis baktılar o kadar. Üç kızdan biri yeri delecek gibi tur attı falan sonra benden uzak bir yere oturdu. 
Filmi beğendim mi?
Güzel ama sinemaya gidip izlenecek kadar değil. DVD alıp evde izlense de olur. 
Sonlarında biraz ağlamışız, Nurdan'ın gözler şişmiş. Ben zaten Merhamet'e başladım. İnsan kendine nasıl eziyet eder kendimden görüyorum. Küçük Narin için ağladım durdum. Birde üstüne sinemada ağladım. 

Sinemadan sonra Nurdan'ın geçmiş doğum gününü kutladık. F. diyete başlamış pastasına cöreklensek mi dedik, olmadı :)
Nurdanla diyete başlayalım dedik ama henüz plan yapmadık.  Geçen sene Nurdan diyet yapıyoruz diye  bir kaç talimat verdi kendi uygulamadı. Bende uysal öğrenci.  Sonuç Nurdan zayıfladı ben yıllardır tonbiliyim. Sinema başlığı ile ne alaka, laf lafı acıyor.  Ben tüm gün kaç adım atmışım, ne yemiş,  ne içmiş,  ne giymişim sacmalığına girmeden gideyim.
Esenkalın. 

16 Mart 2014 Pazar

Bahar Okuma Şenliği


Yaz okuma şenliği,  kış okuma şenliği olur da bahar olmaz mı?

İki etkinliği de eksiksiz geride bıraktık. 
Bu sefer katılmasam listemdeki kitaplardan mı okusam dedim ama okuma etkinliği benim için yapıldığını görünce katılayım dedim. 


Bu seferki etkinlik biraz daha esnek. 

Daha detaylı bilgi için ev sahibine başvurunuz. 


1. Kategori (10 puan): Tavsiyelerine güvendiği birinin önerdiği bir kitabı okuyanlara (En az 200 sayfa).

İskender Pala  - Efsane, Kapı yayınları, 379
2. Kategori (15 puan): Bir şiir kitabı okuyanlara (Sayfa sınırlaması yok).

Faruk N. Çamlıbel  - Han duvarları, MEB, 206

3. Kategori (15 puan): Herhangi bir edebiyat ödülü kazanmış bir kitap okuyanlara (En az 200 sayfa).

Marıo Levi – İstanbul bir masaldı, Remzi yayınları, 741
1999 Yunus Nabi ödülü
4. Kategori (15 puan): Bir öykü kitabı okuyanlara (Sayfa sınırlaması yok).

Dünya edebiyatından seçme öyküler, Kadın Kordinasyon merkezi, 238
5. Kategori (20 puan): Adında bir çiçek adı olan veya "çiçek" sözcüğü geçen bir kitap okuyanlara (En az 200 sayfa).

Henüz karar vermedim daha doğrusu kitabın adında çiçek kelimesi geçmeli mi yoksa herhangi bir çiçek adımı olmalı. Gül, lale, menekşe…

6. Kategori (20 puan): Şimdiye kadar hiç bir kitabını okumadığı bir kadın yazardan bir kitap okuyanlara (En az 200 sayfa).

Safiye Erol – Makaleler, Kubbealtı Neşriat, 605 sayfa
 7. Kategori (20 puan): İlk kitabı 2010 yılında veya daha sonrası yıllarda çıkmış bir yazardan bir kitap okuyanlara (En az 200 sayfa).

Herhangi bir  fikrim yok. Galiba diğer blogların fikirlerinden yararlanacağım.
8. Kategori (20 puan): Sinemaya uyarlanmış bir kitabı okuyup filmini izleyenlere (En az 200 sayfa).
George  Orwell -  1984, yağmur yayınları, 268
9. Kategori (20 puan): Kütüphanesinde en uzun süredir okunmayı bekleyen o kitabı okuyanlara (En az 200 sayfa)

Paul Strathern – Habeşiştanda bir mevsim, gendaş yayınları, 381

10. Kategori (25 puan): Kendisi doğmadan en az 100 yıl önce yazılmış bir kitap okuyanlara (En az 200 sayfa).

Nizamülmülk – Siyasetname, Dergah, 286

11. Kategori (25 puan): Rus edebiyatından bir kitap okuyanlara (En az 200 sayfa).

A.  Soljenitsin – İvan Denissoviç’in bir günü, Altın kitap, 373

12. Kategori (45 puan): Aynı yazardan en az 1.200 sayfa kitap okuyanlara.

Samiha Ayverdi, Kubbealtı Neşriat

İstanbul Geceleri, 271
İnsan ve Şeytan, 256
Hey Gidi Günler Hey, 264
Küplücedeki Köşk, 286
Edebi ve Manevi Dünyası İçinde Fatih, 334.

Şimdilik benden bu kadar, her an liste değişebilir de.
Keyifli okumalar.

Anayurt Oteli - Yusuf Atılgan

Daha önce Yusuf Atılgan okumamıştım.  Blog aleminde okuyup da beğenmeyen olmayınca bende okuyayım dedim. Blog alemi dışında okuyup tavsiye eden olmadığı için yazar hakkında hiç bir fikrim yoktu. Ablam filminin olduğunu ve kimlerin oynadığını söyledi onlarıda bilemedim. 
Cahillik bazen güzel okuyor. Neden derseniz? Zamanınız size kalıyor.


Latin Amerika edebiyatını sevemedim gitti. Ne alaka demeyin, kitap o tarz. Okuyalı çok oldu abimde idim yeğenim "hala sende her zaman buraya bakıyorsun" diye blogumla ilgilenmemden şikayet ettiği için blog aleminde ne olmuş  bakmadım.  O zaman zarfında kitap aklıma bile gelmedi. Demek ki bende hiç bir etki yapmamış.  Abime gitmeden önce Merhamet izlemeye başlamıştım.  4. bölümdeyim aklımda küçük narin kalmış ama Zebercet kalmamış. O kadar yani.
Ben beğenemedim,  beğeni çok okuyun siz karar verin.
Esenkalın. 

10 Mart 2014 Pazartesi

Mahur Beste- Ahmet Hamdi Tanpınar

Daha önce Ahmet Hamdi Tanpınar okudum mu emin olamıyorum. Bir yerden başlamak lazım dedim ve mahur besteden başladım. Neden Mahur Beste? Hep sözü edilir üzerine şiirler, şarkılar yazılan olay nedir, ne değildir merak ettiğim içim. 
Peki aydınlandım mı? Hayır. 

Kitaba başlayınca Behçet Bey'in hayatını okuyacağımı sanıyordum. Kısa bir Behçet Bey girişinden sonra Behçet Beyin çevresindekilere ufak ufak değiniliyor. Her biri üzerine uzun uzun romanlar yazılabilecek kişiler ucundan  ucundan değinilerek geçilmiş. Kendimi bir filmim fragmanını izlemişim gibi hissediyorum. Tamam Fragmanı izledim, filmin tamamını izlemeliyim diyorum ki kitap bitmiş.

Kitap hakkındaki düşüncelerim tam olarak böyle fragman var ama film yok. Belki başka filmlerde aralara sıkışmış karekterleri bulurum di mi?
O yüzden en kısa zamanda başka kitaplarını okumalıyım.
Keyifle kalın.

8 Mart 2014 Cumartesi

Kör Baykuş - Sadık Hidayet

Bu yıl elimin altında okunmayı bekleyen kitapları bitirmeye karar verdim. Tamam tamam bitirmeyeceğim/bitiremeyeceğim, biraz mübala sanatı kullanayım dedim. 
Okunacak yazarlar/kitaplar listesi tutmayan yoktur. Benimde yıllardır tuttuğum ama okumadığım bir listem var. Biraz listeden, biraz elimin altındakilerden okuma yapmaya karar verdim. 
Kör Baykuş'u Radikal gazetesinin kitap ekinden okuyup not almışım. Yeri gelmişken kitap eki olarak Zaman gazetesi ve Radikal gazetesinin eklerini tavsiye ederim.  
Dikkati mi ne çekmiş de not almışım bilemiyorum. İran edebiyatını pek bilmem, tarzı nasıldır bilemem. İnce bir kitap ya hemen okurum dedim.


Aldanmayın 95 sayfa olmasına. O 95 sayfa nasıl ağır, nasıl iç karartıcı anlatamam. Uyku halinde aynı yerleri mi okudum acaba dedim. Kendini tekrar edip durmuş. Camdan bakar kasabı, hurdacıyı görür. Arsız polisler geçer dillerinde aynı nakarat

Gel gidelim içelim
Rey şarabından içelim!
Şimdi içmezsek onu,
Ya ne zaman içelim?

Polisler gibi adamın zihninde aynı fikirler dolanır durur. 
Kıskançlık ve ölüm. 
Olaylar gerçek midir, hayal midir bilinmez.
 Kambur, yüzüne şal sarılı yırtık dudaklı adam kimdir?
Hurdacı mı, kasap mı, mezarcı mı yada hiç görmediği amca mı?
Sahi yılanlı odadan çıkan kimdi? Baba mı amca mı? Fark eder mi ikisi de birbirinin aynısı. 
Kişiler hep aynı yere mi çıkar. 
Tek kişi, pek çok kişilik!

Nasıl bir depresyon halidir ki kitaptaki depresyon yazarı da etkiler de intihara sürükler. Yoksa tam tersi, yazar depresif olduğu için mi bu kadar iç karartıcı kitap yazar. 
Kitap 1936 yılında Bombay da yayınlanır. O dönem İranda yayınlanması yasaktır. 
Türkçeye de ilk defa 1977 yılında varlık yayınları tarafından kazandırılır. 

Kitabı beğendim mi bilemedim.

Belki siz beğenirsiniz. 

Yaralar vardır hayatta, ruhu cüzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkla yiyen, kemiren yaralar. 
Kimseye anlatılmaz bu dertler, çünkü herkes bunlara nadir ve acayip şeyler gözüyle bakarlar. Biri çıkar da bunları söyler yada yazarsa, insanlar, yürürlükteki inançlara ve kendi akıllarına göre hem saygılı hemde alaycı bir gülüşle dinlerler bunları. Çünkü henüz çaresi de, devası da yok bu dertlerin.

 diye başlar kitap

Lakin tek korkum: yarın ölebilirim kendimi tanımadan.

Diye düşünür  ve düşüncelerini kağıda dökmeye başlar. Amaç  düşüncelerini düzene koymaktır vasiyet yazmak değildir. 

çünkü ne malı var kadıya yedirecek, ne dini var şeytana verecek

sadece kendi düşüncelerini düzenlemek için...

7 Mart 2014 Cuma

Memleket Hikâyeleri - Refik Halid Karay

Ne zaman ne sebeble bilinmez okuma listeme almışım memleket hikayelerini. Uzun zamandır kütüphaneden yada sahaftan aradım durdum. En son ki Beyazıt gezmemde almıştım.  Taze taze okuyayım dedim. Baktım olmuyor, sevemiyorum yanına kristal denizaltı'nı koydum. Bir adet hikaye, iki üç adet deneme. O da olmadı, Ömer Erinç'in geniş zaman süvarilerine başladım.  Üç kitap bir arada. Üçünü de okuyamıyorum o ayrı. 


Üç kitap bir arada olmaz dedim hikayeye yalnız devam ettim. 
 Insan okumak istesin hemen okuyor. Incecik kitabın yarısını bir haftada kalan kısmını bir günde okudum. Bazılarını sevdim, bazılarını zaman kaybı olarak gördüm. Ince ince göndermeler yerinde olsada çoğu hikayeyi sevemedim. Yinede okuduğuma pisman değilim. 
Keyifli okumalar.

4 Mart 2014 Salı

Etamin Seccade

Selam canlar, uzun zamandır kitap dışında bir şey paylaşmıyordum. Taze bitmiş seccadeyi hemen paylaşayım dedim.
Etamin masa örtüsü işlediğimi daha önce söylemiştim.  Arkadaş masa örtüsünü görünce "bizim kermese seccade işler misin?" dedi. Elim mi eskiyecek yapayım dedim. Kendisi birkaç model gösterdi.  Kolay olduğunu düşündüğü için bunu yapmamı önerdi. Orta kısmını işlerken hata yaptım sürekli söktüm işledim, yine olmadı. 


Ayak kısmındaki kareyi görmemezlikten gelin. Bu yazıyı yazınca sileceğim.


Seccadeleri yan yana getirince benim ki soluk kaçtı :(
 Pembe yerine mavi kullanacaktım, satılamaz diye pembe  yaptım.  


Yazın bebek pikesi niyetine işlediğim parçalar dikime gittiler.  Artık seneye mi yoksa bir sonraki seneye mi dikilir bilinmez.  

 Masa örtüsünü daha önce ütüleyip resim çekmiştim. Resimleri silmişiz. Sevgili kuzenim ütüsüz işlemelerin benim  imzam olduğunu söylediği için ütü yaptıktan sonra paylaşacağım.  
Benden bu kadar esenkalın efendim.

1 Mart 2014 Cumartesi

Kış Okuma Şenliği



Bir okuma şenliğininde sonuna gelmiş olduk. Klişe olmuş bir cümle " zaman ne çabuk geçiyor"
Bazı kitapları severek okudum, bazılarını katogoriye uygun başka kitap bulamadığım için.  Bazıları emanet bazıları kitaplığımda okunmayı bekleyenlerden. 
15 farklı katogoriden 17 adet kitap okuduk. 
Bunlardan 9 tanesi Türk yazar, 8 tane yabancı kitaplar. Seri kitabı haricinde iki adet kitap Samiha Ayverdi den okumuşum. 9 adet kitabı kütüphaneden ödünç almışım.  Elimdeki kitaplarin 4 tanesini sahaflardan almışım. 
Çok uzatmadan kitap listeme geçiyorum. 

10 puan Altın kitap yayın evinden

Dan Brown - Ihanet noktası,  512 sayfa

10 puan sahaflardan yada kütüphaneden alınmış

Samiha Ayverdi -  Ibrahim Efendi Konağı,  Kubbealtı Neşriyat,  426 sayfa


10 puan adında bir hayvan var olan


Kristin Hannah - Ateşböceği yolu, Pegasus yayınları,  480 sayfa

15 puan 600 sayfadan uzun

Goncarov - Oblomov, beda yayınları, 684 sayfa

15 puan nobel ödüllü almış yazar

Ernest Hemingway - Canlar kimin için çalıyor,  Bilgi yayınları, 496


15 puan Türk edebiyatında klasik

Ahmet Mithat Efendi - Müşahedat, Kum saati yayınları 364

15 puan hiç Okumadığım Bir Ülke

Oscar Wilde - Dorian Gray'ın Portresi,  salyongoz yayınları,  357 sayfa



20 puan sinemaya uyarlanmış kitap 

Jose Saramago - Körlük,  can yayınları,  360 sayfa

20 puan kış mevsimine uygun teması olan

Ahmet Ümit - Sultan Öldürmek,  everest Yayınları,  512 sayfa



25 puan yasaklanmış bir kitap okumak

Anne Frank'ın Hatıra Defteri,  Epsilon yayınları,  341 sayfa

25 puan Atatürk ile ilgili bir kitap

Hıfzı Topuz - Gazi ve Fikriye,  286 sayfa

25 puan en az 5 adet kitabı yayınlanmış bir yazarın ilk kitabı

Samiha Ayverdi - Batmayan gün,  Kubbealtı Neşriyat,  335 sayfa



25 puan biyografi yada otobiyografi okuyanlar

Sibel Eraslan - Siret-i meryem,  Timaş yayınları 350 sayfa

30 puan okuma yazmayı öğrendiğim yıl yazılan kitap


40 puan bir üçleme yada aynı seriden 3 kitap okumak

Yaşar Kemal - Bir ada hikayesi yapı kredi yayınları

Tanyeri Horozları,  441 sayfa


7225 sayfa ile listem tamamlanmış oldu. Bunca yazıyı 7225 sayfa için mi yazmışım ya :( 17 kitap icin sayfa sayısı az geldi gözüme.  
Listeyi hazırlarken " bunu ne zaman okumuşum?" Dediğim kitaplar oldu. O kadar iz bırakmışlar :) 
Türk olarak Ahmet Mithat Efendi, Samiha Ayverdi ve Yaşar Kemal kitaplarını tavsiye ederim. Yabancı olarak Oblomov ve Dorian Gray'ın Portresini tavsiye ederim. 
yazacak çok şey var ama bu kadarla sonlardırsam iyi olur.
Esenkalın efendim.