10 Eylül 2019 Salı

Blog da bu ay

Yazmak için ne çok konu birikti.
 Kısa da olsa tatile gittim, kitaplar okudum. 
Çiçekler büyütmeye çalıştım bir kısmını tutturabildim, bir kısmını beceremedim. 
Yeni kararlar aldım, Yeni huylar geliştirdim.
Konuşacak arkadaş kalmadı madem bloga yazayım dedim. Eski keyfi alamadığımı fark ettim. 
Beni bu kadar yazmaya yönlendiren neydi dedim. Okul bitmişti arkadaşım yoktu falan. 
Şuan bakıyorum da arkadaşım varmış . Yani şuan ki duruma göre az ve öz kaliteli bir çevrem varmış. Şuan ki çevremle sadece dedikodu yapmak için bir araya geliyormuşum. 

Daha önce yaptığım bir şey yapıp blog da bu ay postu hazırlayacağım.

...
 Bloğu boşlamaya başlamam 2018 de başlamış. Hep iş yerinde mutlu olmama da kaynaklanıyor diye bahane bulacağım da değil. İş değiştirmedim. Daha zinde ve pozitifim. Çünkü sağlıklıyım. Sağlıklı olmanın verdiği haz başka bir şeyde yok. 


Ciddi bir sıkıntım yok çok şükür, kan değerlerim çok düşük. Alerjide var çok çabuk hasta oluyorum ve iyileşme süreci ağır ilerliyor. Hal öyle olunca yaşam enerjisi kalmıyor. Tabi bunda İstanbul'un kalabalık olması da bir etken. Son kırıntı halindeki enerjim kalabalıkta emiliyor resmen :)

...
2017 eylülünde  pek de beğenmediğim bir kitabı paylaşmışım.


Nereden başlasam demişim, özet yapmışım. Aklımdan geçenlerde değişen bir şey yok. 
Almış olduğum mesleki sertifikaları hiç kullanmadım. Öz geçmişimi dolu göstermek dışında bir işe yaramadılar. Bu senede bir yenisini ekledim. Yine kullanmayacağım amaç öz geçmiş dolu olsun.

''Sadece insan olduğum için değerli hissetmek istiyorum'' demişim. 
Ne güzel demişim de olmuyor. Mütevazi olmaya çalışıyorsun, hiç bir şey bilmeyen insan muamelesi görüyorsun. 
...

2016 İstanbul da gezmek isteyip de tadilatta olduğu için gezemediğim yerleri yazmışım. O zaman bu yıl bitmeden bu hedefimi gerçekleştireyim. İlave edip yeni açılan Tekfur sarayın da ekleyeyim. 


Pinterest acılıyor demişim. Ne çok sevinmişim. Küçük şeylerle mutlu olmak önemli tabi. 
Köyden dönmüşüm tatilden dönmek zor demişim. Cidden zor, son tatilden gece yarısı döndük direk çamaşırları ayırdık renkli beyaz diye bir postayı geceden bir postayı sabahtan yıkadık da o ütüler hiç bitmedi :( 
Köyden dönmüş de bolca köy yazmışım, güzel güzel. Bu sene gidemedim. Resmen içimde kaldı. 

 Köy paylaşımlarına muhakkak bakın 
1, 2 , 3 


Ben bunları paylaşırken instagram bu kadar meşhur muydu bilinmez. Bildiğim bir şey var ki korka korka paylaşım yaptığım. Mazallah çocukken dalına salıncak yaptığım elma ağacına kırk tane salıncak kurar da ağacı kuruturlar. 


2016 da defterdarlığa dilekçe vermişim, hala sonuçlanmadı :( Üzerine konuşacak o kadar çok şey var ki. 

...
2015 eylülün de  de köyden dönmüşüm. Santa harabelerini paylaşmışım. Ne güzel gündü. Daha sonraları da gitmiş olmama rağmen aklımda hep bu gezi var. Muhtemele popüler oldukta sonra hevesim kaçmıştır. Tabi bunda yapının üzerine yazı yazan geri zekalıların etkisi de göz ardı edilemez. 

Santa harabeleri

Köyde de güzel gezmişim, bir göz atın derim. 

 Hamsiköy
 mis mis :)

...
2014 eylülde neler neler yapmışım öyle .

Beyoğlu sahaflara gitmişim  bir iki defa


Baktım da okumadığım kitaplarım var daha :( 
Silahlara Veda, 
Avrasyalı olmak ( yarım kaldı ),
 Allah'ın Askerleri 
Okunmayı bekliyor. 

Eğil Dağları ( dili inanılmaz ağır geldi okuyamadım )  ve Gökyüzü Mavi kaldı  ( ilgimi çeken kısımları okudum ) 'yı kuzenime verdim. 

Yaz okuma şenliği sona ermiş. Allah'ım nasıl zevkle okur bir de foto çekerdim .

Hint sineması izlemişim. Hint filmi candır der ve iki filmi de izlemenizi tavsiye ederim. 
Barfi, Main Hoon Na  ( filmin son sahnesini düşündükçe ağlayasım geliyor ) 

Yeğenimle vakit geçirmiş, kırtasiye alışvelişi yapmışım sahaftan kitap almış ama okumamışım. Hoş defterleri de yeni yeni kullanmaya başladım :)


Kaktüslerimi paylaşmışım. O zamanlar minik olanların bir kısmı kocaman oldu bir kısmı kurudu gitti.  İlgim değişmedi. Yine kaktüslerimle ilgileniyorum. Büyüyenleri yüzüne bakmıyorum o ayrı dava. Çünkü büyütme aşaması ilgimi çekiyor. 


2013 Eylül ayı en verimli yıllarımı en güzel aylarım. Blog yazıyorum heyecanı ile her şeyi paylaşıyorum .
Güzelde kitaplar okumuşum. Nar ağacı'nın yerini tutacak  bir kitap düşünemiyorum ya da İtalo Calvino yerini tutacak bir tür. 
Okuma Şenlikleri devam ediyor. Güzel güzel kitaplar okumuşum. 



...

2012 eylül ayında ne çok yazmışım, bakarken yoruldum resmen. 
Sahaflara gitmişim. Aldıklarımı okumuşum ( yazarken kendim bile şaşırdım. ) 


Göktürk'ün 7. yaş gününü kutlamışız. Ne çirkin fotolar çekmişim. Yinede çocuğun büyüdüğü gerçeği değişmiyor. 14 yaşına girecek! Allahım yaşlanıyorum. 
tamam konu bu değildi. Göktürk kocaman oldu, abi de oldu. İkinci yeğenle birlikte fıtrat denen kavramı gördük. Aynı aile ama farklı çocuklar. Göktürk ne kadar sakinde Öykü o kadar gürültülü. 
Bahsettiğin Duru da büyüdü. İnanılmaz sakin bir ergen. Her şey çok mu çabuk değişiyor?

Halamın taşınmasından kuzenlerin kitaplarından bahsetmişim. Hepsi evlendi kendi düzenlerini kurdular. İş telaşesinden onların taşınma yerleşme düğün dernek muhabbetlerine dahil olmadık :(

Hediyeleşmişim birileri il. Bloga girme sebebim de oydu zaten. Arkadaşa hediye kutusu yapacaktım. Neler yaparmışım eskiden diye bakayım dedim. Saatlerce oturdum yazı yazdım en iyisi ben bu yazıyı burada bırakıp başka şeylerle meşgul olayım. 

 
Bardağı kırmadım çok şükür kullanıyorum. 


Etamin panoyu uzun süre kullandım. Şuan kaldırdık yerinde şapka asılıyor :) Seyyah gülü eline sağlık. 
2012 de çok şey yapmışım, daha doğrusu her şeyi paylaşmışım. Yaz yaz bitmez. En iyisi ben burada bitireyim. Sizlerde böyle yapın zevkli oluyor. 
Eski yaptıklarımı görüp yeni hedefler oluşturmama yardımcı oluyor. Tavsiye edilir. 
















3 Eylül 2019 Salı

Babalar ve Oğullar

Ramazan kitap fuarında aldığım kitaplardan biri daha bitti. Aldığım  kitapları çok bekletmeden okumak istiyorum. En az yarısı bitmeden yeni kitap alamama kararı aldım. Ne zaman kadar uygularım bilemiyorum.

Rus edebiyatını hep sevmişimdir. Her şey fazla gerçekçi.
Kitap özeti kuşaklar arası çatışma diyor. Bana  sorarsanız  ne oldum budalası olmaktan başka bir şey değil. Sonuçta iki farklı karakter var. Zengin aile çocuğu Arkadiy Petroviç ve onun nihilist arkadaşı Bazarov. 
Yoksa sizde benim gibi kelimenin ne olduğunu bilmiyorsunuz !
Ah cahil biz :)
...
Hiççilik ya da nihilizm veya yokçuluk; 19. yüzyıl ortalarında Rusya'da, özellikle genç entelektüel kesim arasında taraftar bularak yükselen ve bu nedenle kendine büyük felsefi akımlar arasında yer edinen bir felsefî yaklaşımdır.
...

Çevremde bu karakterden bolca olduğunundan kitabı fazla gerçekçi buldum. İlgisiz bir aileden  gelip üniversite okuyan pek çok erkek bu şekilde kasıntı. İlla bir şeylere muhalefet olunacak. İlla ben her şeyi biliyorum modu! Olmazsa olmaz.
Ha birde bu kasıntılara hayran kız güruhu var ki Allah muhafaza. Ne yer ne içer de bu  kafadalar anlamış değilim.
Neyse ki konu bu değil yoksa üstüne uzun uzun yazacağım.
Siz en iyisi kitabı okuyun.

28 Ağustos 2019 Çarşamba

Ali Ayçil - Kovulmuşların Evi

Yazarı yeni  keşfedince arayı açmadan ikinci kitaba başladım. İlk kitap hikayeydi, ikinci kitap deneme. Deneme ama ne deneme.  Anne baba ilişkileri, ölüm ve bir yere ait hissetme.
Her bir denemede  kendimden bir şeyler hissettim. 
az okudum çok düşündüm.


Genel olarak kitabı güzel bulsam da ard arda bir kaç yazısı okunmaz. 


Ali Ural ve Ali Ayçil'i baş ucuma ara ara okunana yazarlar olarak bıraktım :)

Alıntı ;

Bazen gidecek hiçbir yerim olmuyor benim, Bir korkuluk gibi dikilip duruyorum insanların ortasında. Bu bayatlamış gezegende, bu ıssız hükümdarlıkta ne kadar yer adı ve ne kadar sıfat varsa, antik bir uygarlıktan kalma ölü sözcüklere dönüşüyor.

...

Sükûnetini koruyabildiğimiz tek yer mezarlıklar. Artık dinlenmek için oraya gidebiliriz!

...

İşler her zaman olduğu gibi kötüye gidiyordu. Ve işi kötüye giden herkes gibi biz de,bir işimiz varmış,bir iş yapıyormuşuz edasıyla sürekli meşgaleler uydurup duruyorduk kendimize. Ama ne yaparsak yapalim,kötüye giden işler için ürettiğimiz bahaneler yine de koca bir günün içini doldurmaya yetmiyordu. Hep bir görüşmemiz varmis gibi yapıyorduk, hep gelme ihtimali olmayan bir çeki bekliyorduk....

...

Bilmiyor muyum sanki, insan, ilk insandan beri yalnızca bir tekrardan ibarettir.


25 Ağustos 2019 Pazar

Bonjour Turla Bursa Gezisi

Yeni yerler, yeni yüzler nasılda insanın ruh halini değiştiriyor. ''Tebdili mekanda ferahlık vardır '' boşuna denmemiş. Onca yorgunluk ve olumsuz duruma rağmen benim modum inanılmaz yüksek. 
Mutlu ruh halimden mi turun rezilliğinden mi dem vursam.
...

Uzun zamandır ablamlarla ortak bir program yapmıyorduk.
Düşündüm de o kadarda eski değil. En son baharda Çatalça  langoz ve  kanola tarlalarını ziyaret etmiştik. 
Neyse efendim bayramda günü birlik bir yerlere gidelim mi dedik. 
Bir iki yer arasında kararsız kalıp Bursa 'ya karar verdik. 
 İçinde yemek olmayan turu ablam  seçmek istemedim. Biraz daha pahalı olsun yemek ne yiyelim düşünmeyelim dedi. İyi tamam dedik. Biz 5 kişiyiz son 4 kişilik yer kalmış.
Arka dörtlüye sıkışır mısınız dediler.
Yok olmaz dedik.
O zaman rehber koltuğunda gider misiniz dediler.
Olur dedik.
Araç geldi ki rehber koltuğu yok. Onun yerine plastik tabure!
!
Bildiğimiz züccaciyeden alınan 20 liralık açılır kapanır plastik tabure. Annemin var camiye giderken kullanıyordu. Ara ara yolculuklarda yanımıza aldığımız, çoğunlukta dolapların üst rafların ulaşmak içim kullandığımız. Neyse efendim Normalde böyle bir şeyi kabul etmeyiz, yolda insanları toplaya toplaya gidiyoruz. Son yolcuyu da alınca öğrendik ki plastik tabure bizim içinmiş. Geri dönemedik. Ufak tartışma da yarım saat sürdü. Başka insanları da bekletmemek için kabul ettik. Kabul ettik ama ne perişan bir gezi oldu. Taburede oturmadık bu arada, aracın buzdolabına oturduk da aracın kendi de eski. Metro Turizmin bayramlarda ek seferleri olur ya otogara girmeyen döküntü araçları. Tamda öyle döküntü bir şey. 
Bir ara kapı açıldı tabure merdivenlerden aldı başını gidiyor. Peşinden koştuk. 20 liralık tabure olmuş 180 lira nasıl bırakalım :)
Vapurdan sonra araca tekrara bindik bir bey bizim için yazı yazmış .


''Rehber koltuğu'' 
- Buyrun yapıştırın. 
-Ağlanacak halimize gülüyorsunuz galiba dedik. 
- Yok biz kendi halimize gülüyoruz dediler. 
Gecen sene eylülde tur almıştık. Gezi olmadı bu geziye mecbur kılındık dediler.
Bonjour Turla sıkıntısı olan tek kişi biz değilmiş galiba diyip teselli olduk :)
...
Lokasyonlar arası çok uzundu gittiğimiz yerlerde uzun süre kalamadık. Her yer inanılmaz kalabalıktı. Buna rağmen biz zevk alarak gezdik.  

Zaten suyun olduğu her yeri sevmişimdir. 
Eskihisar Topcular arabalı vapuru bile sevdim :)

Vapurdan sonra Cumalıkızık'a köy kahvaltısına gittik. Köy kahvaltısının köy kısmı sadece az aşağıda ki atların kokusu oldu. Onun dışındaki her şey fabrikasyon. Tur arkadaşın deyimiyle ''A101 kahvaltısı'' tek köy işi pişi . Onuda hiç sevmem. 
Köy kahvaltısı olmayan kahvaltımızdan sonra köye geçtik . Allahım bu ne kalabalık.
Eminonünün esnafı gibi kapı önlerinde cığırtkanlık yapan çalışanlardan hiç bir şey anlamadım. Az biraz tepelere çıkınca daha sakin ve güzel. Tabi onun içinde vakit gerekiyor. O da bizde yok.
Trilye de saçma bir inşaata gittik. Taş mektepmiş ama inşaat.
Suyu olmayan saitabat şelalesine gittik.
Onun dışında ekip uyumu güzel olduğu için güzeldi.  Aa az kalsın unutuyordum kahvaltıyı 10 da, öğle yemeğini akşam 5 de yaptık Istanbul dönüşü akşam 8 olması gerekirken tam gece yarısı bindiğimiz yerdeydik.
...
Fırsat bulursam geziyi yazarım , Allaha emanet olun.

15 Ağustos 2019 Perşembe

Edgard Allen Poe - Kuyu ve Sarkaç


Yazarın okuduğum ikinci kitabı ilkini pek beğendiğim söylenemez o kadar tavsiye edildiyse vardır bir hikmeti diye  ikinci kitaba başladım. Yazarın dilini o kadar çok sevdim ki kitap yanımda yokken e kitap olarak başka hikayeler okudum. Tamam kabul ediliyorum bazı hikayeleri zorladı. Özellikle son hikaye Allah ne bitmez hikayeydi.


O kadar zorlandım ki kuzenimden rica ettim o okudu bana. Bir nebze daha keyifli oldu son hikaye. 
 Sahi söylemiştim birileri bana kitap okusun, şarkı söylesin pek severim. 

Buna rağmen yazarın dilini sevdim. Tavsiye ederim.



Alıntı 

 “En vurdumduymaz görünen insanlar bile yüreklerinde sıcak hisler taşırlar. Yaşamak ile ölmek arasında fark göremeyecek kadar kaybetmiş olanların bile ciddiye aldığı konular vardır.” 

“Oysa akıl gerçeği ararken, alışılmış biçimlerin dışına çıkarsa yolunu bulur.”

29 Temmuz 2019 Pazartesi

Amasra - Safranbolu


                                                                                             16.07.2019
Yolculuk yapmayı çok severim. Özellikle gece yolculukları.
 Herkesin uyuduğu  vakitte hafif müzik eşliğinde kayıp giden ışıklara bakmak. Bakmak ve akıp giden hayatın muhasebesini tutmak...
Neden bu kadar mutsuzuz, neden hiç bir şey bizi memnun etmiyor...
...

Geçen haftalarda İstanbul da hava kapalı idi. Yola çıkacağım hafta inanılmaz yoğun bir  hafta geçirdim. Gün içerisinde ''akşam yağmur devam etse de güzel bir yolculuk geçirsem'' dedim.  Gündüz dediğimi gece unuttum. Arabanın kalkış saatini beklerken ufladım pufladım. Saat gelse de uyusam dedim. Uyudum mu? Yok .


Ruhum huzursuz olunca bedenimde dinlenemiyor. Bir şekilde kendimi oyalamaya çalışa çalışa sabahı ettim.  Gözümü ilk Zonguldak dolaylarında açtım. Her yer yeşil.

Yeşili nasıl özlemişim onu fark ettim. İşe giderken metro kullanıyorum. İşim gereği sürekli sanayi bölgelerinde geziyorum.
Yeşilin ve sakinliğin huzuru hangi kelimeler ile açıklanabilir ki.
...

Yorucu bir haftanın sonuna sıkıştırılmış iki günlük tatilde  hiç uymadık neredeyse. Bolca gezdik, bolca fotoğraf çekildik. O kadar çok fotoğraf istedim ki arkadaşlar bıktı :)

...
İnsan kınadığı bir şeyi yapmadan ölmezmiş ya bir kez daha yaşadım. 
Anın tadını çıkarmadan sürekli fotoğraf  çekilen insan profillerini hiç anlamamışımdır!
İki güne 1300 fotoğraf sığdırmışız :)


...

Benim ikinci gidişim. İlk gittiğimde içime sinmeyen şeyler vardı diye tekrar batı Karadeniz turu yapmak istiyordum . Arkadaşa söyledim ''olur'' dedi. İki kişi diye niyetlendiğimiz mini tura dört kişi çıktık.



Yola çıktık da kimsenin fotoğraf makinası ve resim çeken telefonu yok. 
Sahi telefonumu çaldırdığımı söylemiş miydim? Bu hikaye uzun sürer es geçiyorum. Arkadaşın şirket telefonu ile Amasra'nın her karesinde. Tokatlı kanyonunun her basamağında resim çekildik.


Gezen insanların fotoğraf eğitimi alması gerektiğini gördük :)
Dört kişilik fotoğrafımız yok, çünkü yurdum insani sadece düğmeye basmayı biliyor :(


Etek giydiğimiz için  zipline yapamadık ata binemedik. Giderseniz bunlara dikkat edin. 

Özetle iki günü dolu dolu yaşadık.




Fırsat bulursak başka bir arkadaşla bulak mencilis mağarasına gideceğiz. Orası da içimde kalan bir yer :)  
....

Gidin gezin hava değiştirin.
Sahi İstanbul dan günü birlik nerelere kaçıyorsunuz?

....


29.07.2019
Bir yazıyı bitirmek bu kadar zor olur mu ya!
Telefonu çaldırınca yeğenimin oyun telefonunu aldım.  Bir kaç ay beni idare etsin dedim ama edemiyor :(
Ses var ama görüntü yok.
Bu zaman zarfında arkadaşla bulakmencilis mağarası için çekiliş kazandık . Çekilişle 5 kadın 5 erkek bedava gidecekti.  Çok istediğimizden olsa gerek ikimizede çıktı.  Heyecanla bilet ayarlamalara girdik. Sonra arkadaşın hamile olduğunu öğrendik.  Artık başka zaman dedik ve geziye erteledik.
Onca plan yapıp gidemediğimize mi, benden 10 yaş küçük birinin hamile olmasına mı üzülsem emin olmadım.
Arkadaş adına tabi ki çok mutlu oldum. Geçen sene tam bu zamanlar düşük yapmıştı.  Şuan abartılı tepkiler vermeden sessizce seviniyorlar. Rabbim tamamına erdirsin inşallah.
...
Bol gezmeli, güzel haberli nice güzel günleriniz olsun.

11 Temmuz 2019 Perşembe

İran Filmi - Şşşşt! Kılar Bağırmaz

Bu filmi de bir klipten yola çıkarak izledim. 
Zarif bir fotoğraf karesi. 
Ne çok da bekliyor insan mutlu olmayı, sevilmeyi  :( 



Klip altında yazan yorumlardan yola çıkarak konuyu sevemeyeceğimi anlamıştım. 
Çocuk istismarı beklemiyordum. O yüzden ilk yarım saatten sonra filmi izlemeyi bıraktım. Aradan bir hafta geçtikten sonra tekrar izlemeye karar verdim. İzlediğime pişman olmadım. Etkileyici bir film.  Görsel olarak çirkin bir şey yok öncelikle onu belirteyim. Konu genel itibarı ile çirkin. Çocuklarını çok sevseler de farklı meşgalelerle ihmal edilen çocukların hazin sonunu görüyoruz. 

Her bir oyuncu gerçekten hissederek oynamış. 
Üzerine çok konuşmayacağım. İzlemenizi tavsiye ederim.